AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Randevu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Randevu   Salı Ağus. 14 2012, 22:41



Aile toplantısında duyduklarını hala sindirebilmiş değildi. Üstelik araya günler ve o günlerde olan olaylar girmiş olsa da durumu değiştirmiyordu. Sanki haberi sadece bir kaç saniye önce almış gibiydi. Ailesi Grey ile evlenmesini istiyordu. Aslında ailesi değil Claudia onunla evlenmesini istiyordu. Anne ve babasıyla bu durumu konuşamamıştı bile henüz. Sanki sessiz sedasız idam gününü bekleyen bir mahkum gibi hissediyordu kendini. Keşke biri bir yerlerden çıkıp duyduklarının şaka olduğunu. Ama mümkün değildi işte Claudia bazen komik bir büyük anne olabiliyordu. Özellikle küçükken onunla oynamaya, onunla birlikte mutfağa girip tatlı yapmaya bayılırdı. Hem eğlenip hem de bir şeyler öğreniyor olmak onu çok mutlu ediyordu. Ama bunu yanında ne kadar diktatör bir kadın olduğuna da şahit olmuştu. Konu aile olduğunda şakaya yer yoktu.  Her şey en üst düzeyde meydana gelmek ve yaşanmak zorundaydı. Tamam bu belki Alistar ailesi adına çok iyi bir şeydi. Sonuçta zor bir zamanda herkes kendi ailesine yardım etmek isterdi. Ama bazı kurallar bazen çok katı olabiliyordu. Özellikle aile dostları ile ilgili kısım. Aileleri yakınlaştırmak çocukların göreviymiş gibi bir durum vardı ortada. Tabi kimse kimseyi zorla evlendirmiyordu belki ama. Ona bu şekilde denmesi ve Grey'in şimdiden damat gibi görünmesi sinirine dokunmaya başlamıştı. Grey onun için sadece bir aile dostlarının oğlu ve aynı zamanda çocukluk arkadaşıydı hepsi bu. Bunu bir an önce dile getirmeliydi. Aslında o an söylemeliydi. Ama işte çocukluğundan beri ona yapılan verilen eğitimlerin bir yan etkisiymiş gibi sessizliği seçmişti.

Sıkkın bir surat ifadesiyle malikanelerinde bulunan kocaman kütüphanenin tavanına bakmaya başladı. Uzandığı yerde gözlerinin önüne gelen saçlarının bir kısmını üfleyerek geriye attı. Canı sıkılmıştı nefes alamıyordu. Üstelik evde en çok huzur bulduğu yerdi burası. Ama olmuyordu. Huzur denen o arkadaş gerçekten neredeydi bilmiyordu. Düşünmekten kafayı yiyecek gibiydi. Kalbinin ona dediği şey açıktı. Thomas'ı seviyordu hemde çok seviyordu. Grey ile evlenmesi söz konusu bile değildi. Üstelik akşam için ona ne söyleyeceğine de karar vermemişti. Evet akşam... Akşam bir randevusu vardı. Grey ile buluşması gerekiyordu. Dudağını dişleyerek odasına çıktı hızla giyinmesi gerekiyordu. Claudia'nın onayını almadan evden çıkamıyordu ne yazık ki. Büyük annesi ile altını üstüne getirdiği giysi odasından sonunda mavi bir elbise ile çıkabilmişti. Tek bir kelime dahi etmeden onu hazırlamalarının bitmesini bekledi. Grey'in gelmesi ile her şey son bulmuştu. Ailesi ile vedalaştıktan sonra evden ayrıldı.

"Nereye gitmek istersin Katniss"

"Nefes alabileceğim bir yer hoş olurdu, Grey.

"Pek öyleyse küçükken birlikte oynadığımız sahile gidelim"

Başını evet anlamında sallayarak arabasına bindi. Fazla uzun sürmeden sahile varmışlardı. Arabadan inerek hızla deniz kenarına ilerledi. Grey arkadan onu takip ediyordu. Yanına geldiğinde ona seslendiğinde ona döndü.

"Eminim sende benim kadar şaşırmışsındır bizi evlendirmek istemeleri konusunda"

"Şey... Evet şaşırdım açıkçası"

"Şaşkınlığın benim gibiyse o halde buna cevabında benim gibi olmuştur  Katniss. En azından öyle olduğunu umuyordum. Çünkü ben seninle evlenmeyi gerçekten istiyorum. Seni seviyorum"

Gözlerini kocaman açmış ona  bakıyordu. Ne saçmalıyordu. Ona aşık mı olmuştu hangi ara. Gerçi kendini ve Thomas'ı düşününce bunu anlayabilirdi. Ama bir dakika evet Thomas onu istiyordu, Grey'i değil.

"Ben seni kırmak istemem Grey. Her şeyden önce sen benim arkadaşımsın. Ben ikimizin arasında bundan ileri bir şey düşünmüyorum. Üstelik ben... ben..."

Başını başka yöne çevirdi. Thomas'a aşık olduğunu söyleyecekti. Ama o konuşmasına fırsat dahi vermeden kolunu kavrayarak kendine çekti ve onu zorla öpmeye başladı. Ne tuhaftı. Thomas onu öptüğünde hiç böyle hissetmemişti. Grey'in onu öpmesi midesini bulandırıyordu. Onu göğsünden iterek kendinden uzaklaştırdı ve yanağına hızlı bir tokat attı ve bağırmaya başladı.

"Bunu bir daha sakın deneme Grey yoksa..."[/font][/color]

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Salı Ağus. 14 2012, 23:59

Thomas’ın içinde birkaç gündür gideremediği tuhaf bir sıkıntı vardı. Her yer üstüne üstüne geliyor ve nefes almasını zorlaştırıyordu. Canını sıkan bir şey vardı ne olduğunu ve neden olduğu bilmiyordu ama bir şey onu huzursuz ediyordu. Sinirli bir şekilde hızla yatağından kalktı. Birkaç gündür canı hiçbir şey yapmak istemediği için evden çıkmamaya karar vermişti. Tek yaptığı evde gezinip etrafındakilere patlamak olmuştu. Ve hizmetçileri de dahil olmak üzere kendi bile bu durumdan oldukça rahatsızdı. Erkenden yatağa girip uyumayı düşündüyse de bunu yapamadığı açıkça ortadaydı daha fazla kendini zorlamanın bir anlamı yoktu. Oda üzerine üzerine geldiği için kendini balkona attı. Soğuk havanın vücuduna çarpmasıyla hafif bir titreme sardı bedenini. Üstünde hiçbir şey olmadığını ve sadece bir eşofman altıyla kendini balkona attığını düşününce bu normaldi. Biraz üşümesine rağmen soğuk hava ona iyi gelmişti. Gökyüzünü bir süre izledikten sonra yavaşça gözlerini kapadı. Katniss gelmişti aklına. Gülümsedi kendini kandırıyordu aslında katniss aklına gelmemişti ondan başka hiçbir şeyi düşünemiyordu ki o günden beri aklına yeni gelmiş olsun. Onun büyüleyici güzellikteki ela gözleri , baş döndürücü kokusu, kumral saçları ve bakmaya kıyamadığı güzel yüzü, sıcak dudakları bir an olsun aklından çıkmıyordu. Onu özlemişti. Onu düşünürken bile yüzüne şapşal aşık gülümsemesi olarak adlandırdığı o gülümseme yayılıyordu.

Hayatında ilk kez aşık olmuştu ve çok mutluydu. Onu düşünmek bile kendini iyi hissettiriyordu. Birkaç gündür görüşemediklerini hatırlayınca yüzü asıldı. Onun yanından ayrıldıktan birkaç dakika sonra bile onu delicesine özlerken ve hiç yanından ayrılmak istemezken uzun süredir görememiş olmaları içinde tarifi imkansız bir fırtınaya sebep oluyordu. Angela’nın ona seslenmesiyle gözlerini araladı. Kendi odasında bile rahat yoktu. Artık bu yardımcılar çok olmaya başlamıştı en kısa sürede onlarla bu konuda konuşmalıydı ondan izinsiz odasına girmekte ne oluyordu. Sinirle arkasını dönüp angela’yı bir güzel azarladıktan sonra kendi ruh halini yansıtacak siyah bir gömlek ve siyah kot pantolon giyerek kendini dışarıya attı. Biraz daha evde kalırsa evde hizmetli namına kimseyi bırakmayacaktı. Hepsini bir güzel azarladıktan sonra işten kovup yalnızlığın keyfini sürecekti. Telefonunu çıkarıp katniss’i aradı ama telefonu kapalıydı. Sinirle telefonu yere fırlattı. Neden kapalıydı ki bu saatte ne yapıyordu ya da nerdeydi de telefonunu kapatmıştı? Sinirle arabaya bir tekme geçirdikten sonra arabasına atlayarak şehir merkezine sürdü. Hem biraz hava almalıydı yoksa çıldıracaktı hem de kendine yeni bir telefon gerekliydi. Yola dikkat etmesi gerekiyordu ama aklı katniss’te kalmıştı. Onu düşünmek bile kalbinin delicesine atmasını sağlıyordu. Acaba o şu anda ne yapıyordu? İyi miydi? Telefonunun belki de şarjı bitmiştir diye kendini telkin etmeye çalışırken korna sesiyle kendine gelerek son anda direksiyonu kırarak bir kazadan kurtulmuş oldu. Sinirle kendine küfür ederek şehir merkezine varıp kendine yeni bir telefon aldıktan sonra biraz yürüyüş yapmaya karar vererek sahile sürdü.

Arabayı park ettikten sonra sahilde uzun ve güzel bir yürüyüş yaptı. Biraz olsun sinirinden kurtulabilmişti. En azından duvarlar üstüne üstüne gelmiyordu bu da bir şeydi. Deniz kenarına doğru ilerlediğinde tanıdık biri çarptı gözüne biraz daha yaklaştığında bunu sevgilisi katniss olduğunu fark etti. Peki yanındaki çocuk kimdi? Hızlı adımlarla Katniss’in yanına giderken çocuğun katniss’i öpmesiyle olduğu yerde kalması bir oldu. Kalbinde derin bir acı ve ağrı hissetti. Canı yanmıştı. İçini derin bir hüzün ve öfke kaplamıştı. Kendini aldatılmış hissediyordu. Hayatında ilk kez aşık olmuştu ama onda da ihanete uğramıştı. Tam onlara doğru giderken katniss’in tepkisiyle adımlarını yavaşlattı. Anlaşılan orda anlamadığı şeyler oluyordu. En azından katniss’in bu öpme olayında hiçbir etkisi olmadığını anlamıştı. Oda en az kendisi kadar şaşkın ve kızgındı zaten çocuğa da bu yüzden tokat atmıştı. Tabi bu bugün thomas’ın ona yapacakları yanında çok ufak kalıyordu. Hızla yanlarına gidip çocuğu kolundan tutup kendine çevirerek yüzüne sert bir yumruk geçirdi afallamış ve ne olduğunu anlamaya çalışan çocuğun yakasından tutarak ''Sen benim sevgilimi nasıl öpersin'' diyerek kafa attıktan sonra sendeleyerek dengesini sağlayamadığı için yere düşen çocuğu önemsemeyerek ''Senden hemen bir açıklama bekliyorum katniss bu pislik seni öpme cüretini nasıl gösterir? Burada neler oluyor? Lanet olsun demek telefonunun kapalı olma nedeni bu aşağılık herifle olmanmış bende şarjın falan bitmiştir diye düşünüyorum ne kadar safmışım'' dedi büyük bir öfkeyle

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   C.tesi Ağus. 18 2012, 13:06

Kendini aptal gibi hissediyordu. Bunu nasıl fark edememişti. Grey'in ona olan aşkını. O buraya çocukluk arkadaşı ile buluştuğunu düşünerek gelmişti. Bu evlilik olayının ise sadece Claudia'nın başının altından çıktığını düşünmüştü. Ne kadar da saftı. Büyük annesinin bazen gözünde fazla büyütüyordu, anlaşılan. Enigma ailesi de bu işin içindeydi. Her halde çocuklarına yakıştırabildikleri tek gelin kendisiydi. Bazen şeyler o kadar aptalca geliyordu ki. Üstelik Grey ne düşünüyordu. Madem böyle bir şey vardı da neden şimdiye dek beklemişti. Aslında aklına bir fikir geliyordu. İnanmak isteyeceği türden bir düşünce. Ailesi istediği için aşık çocuk rolü yapıyordu. Onun düşünceleri de Katniss'ten farklı değildi. Onlar arkadaşlardı. Öyle olmak zorundalardı. Ama ona öpmesi her şeye nokta koymuştu. Rol bir yere kadardı. Ama onu öperken Thomas'ın onu öptüğü gibi öpmüştü. Her ne kadar onun öpücüğü Thomas'dan farklı olarak iğrenmesine sebep olsa da içindeki sevgiyi hissetmişti işte bir şekilde. Ona tokat attıktan sonra durumu anlatacaktı ki. Thomas'ın yanlarına gelmesi üzerine bir anda donup kaldı. Kalbi sıkışmaya başlamıştı. O öpücüğü gördüyse ki mutlaka görmüştür. Çünkü kapalı bir mekanda değil bir sahildelerdi. Onu aldattığı düşünmüş olabilirdi. Bu onu terk etmesi anlamına geliyordu bunu istemiyordu. Onun Grey'e yaptığından sonra onun gözlerine baktı. Suratı kıpkırmızıydı. Suçlu olmasa bile kendini suçlu hissediyordu. Sevgilini aldatırken basılmış biri gibi. İğrenç bir duyguydu. Hemen konuşması gerekiyordu. Konuşmak ne zaman bu kadar zor olmuştu.

"Thomas ben inan bana olay düşündüğün gibi değil ama karmakarışık. Bu Grey benim çocukluk arkadaşım ve şimdide beni evlendirmek istedikleri kişi. Bu sadece bir günlük randevuydu. Ona seni anlatacak ve böyle bir şeyin olmayacağını sağlamaya çalışıyordum. Ama ben daha lafımı bitirmeden beni öptü. Tepkimi sende gördün. Seni aldatıyor falan değilim kalbim sana aitken başka biri le nasıl olabilirim."

Grey yerde toparlanarak ayağa kalkıp Thoması bileğinden yakalayıp kendine çevirdi ve sert bir yumruk attı. Öyle sertti ki Thomas'da aynı şekilde sendelemişti.

"Bu lanet olası herifte kim Katniss"

Grey'in bu lafı sinirleri iyicene gerilmiş olan Katniss'i çileden çıkarmaya yetmişti.

"Az önce ona söylediklerimi duymadın mı Grey. O benim sevgilim. Sadece bir kaç saniye bekleyip beni öpmeseydin. Sana bir sevgilim olduğunu seninle evlenmek istemediğimi söyleyecektim."

"Claudia bunu bilmiyor dimi Katniss. Ah tabi elbette bilmiyor. Eminim öğrendikleri zaman ne düşüneceklerini senden benim kadar iyi biliyorsun. Seni istiyorum Katniss vazgeçecek değilim"

"Sen aklını kaçırmışsın Grey"

Sözü bittiğinde Thomas'ın yanına ilerledi. Canı yanmış olmalıydı. Grey kibar bir beyefendi gibi görünebilirdi. Ama kendilerini korumak adına aynı öğretmenlerden ders almışlardı. Ne kadar iyi dövüştüğünü çok iyi biliyordu.

"Bu burada bitmedi Katniss görüşeceğiz" diyerek uzaklaştı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Paz Ağus. 19 2012, 00:23

Thomas derin nefesler alıp veriyordu sakin olmalıydı. Her şeyin mantıklı bir açıklaması vardır diye kendini telkin etmeye çalışsa da pek de başarılı olamıyordu.O çocuğun katniss’i öpme sahnesi tekrar tekrar gözlerinin önüne geliyordu o çocuğu öldürmek istiyordu. Hayır istemekle kalmıyordu ciddi ciddi düşünüyordu. Onun hemen burada boynunu kırabilirdi. Ailesi yüzünden çocukluğundan beri kendini koruma konusunda özel dersler almıştı sanki çok lazımmış gibi. Ona kim ne yapabilirdi ki en azından insanların onun için tehlike oluşturmadığı ortadaydı ama ailesini kırmamak adına o gereksiz saldırı ve savunma sanatlarını öğrenmişti. Yıllar sonra birini öldürmek için o bilgilerden hangisini kullansam diye düşüneceğini hiç tahmin etmemişti ama şuan olan tam olarak olan buydu onu olabildiğince acı veren yöntemlerle uzun süre acı çektirerek öldürmek istiyordu. Sanırım bu konuda ailesine teşekkür borçluydu her ne kadar onları hatırlamasa da. Bir insanı öldürmeyi düşünecek kadar kıskançlıktan gözü dönmüştü. Katniss hemen mantıklı bir açıklama yapsa iyi olurdu yoksa elinden bir kaza çıkacaktı. Doğrusu katniss’in yapacağı açıklama umurunda bile değildi sadece ama sadece bu çocuğu öldürmek istiyordu. Katniss’in gözlerinde gördüğü şey canını sıkmıştı bu bakışı biliyordu birçok kez kendisi de bu şekilde bakmıştı. Bu suçlu bir insanın o engellenemez bakışlarından biriydi. Daha fazla bağırmamak ve katniss’in açıklamalarını dinlemek için büyük bir çaba harcıyordu. Sinirden dişlerini sıkmaktan dişleri ağrımaya başlamıştı ama elinde değildi. Sonunda katniss konuşmaya başladığında yerdeki müstakbel kurbanından düşüncelerini uzaklaştırıp onun dediklerine zorda olsa odaklanabilmişti.

Katniss’in ilk cümlesinden sonra demek düşündüğüm gibi değil onunla öpüşüyordunuz varmı daha ötesi diye düşündüyse de ardından tamam belki öpüşüyordunuz demekle haksızlık ediyor olabilirim daha çok müstakbel ölü olan kişi seni öpüyordu ama bu benim sinirimden bir gıdım bile eksiltmiyor diye düşündü. Sonrasında katniss’in söylediği şeyle bir anda dünyası yıkıldı. Sevdiği, aşık olduğu kız az önce Thomas’ın müstakbel kurbanıyla evleneceğini söylemişti şuan yanlış duyuyor olmayı o kadar isterdi ki… Nasıl olurdu bu? Aşık olduğu kız nasıl başkasıyla evlenirdi? Katniss’in sonradan söyledikleri üzerine şaşkınlıkla ona baktı. Hayır katniss evlenmiyordu en azından evlenmek istemediğini söylemişti. Kalbinin thomas’a ait olduğunu ve bunu şu müstakbel ölüye söyleyip bu işin olmayacağını anlatmaya çalıştığını söylemişti. Yanlış duymamıştı dimi? Thomas hala olanları tam olarak sindirmeye çalışırken yediği sert yumrukla sendeleyip dengesini sağlayamadığı için yere düştü ve gerçek dünyaya geri döndü. İşte bu sabrını taşıran son damla olmuştu. ''Ben şimdi gösteririm sana kim olduğumu'' diyerek ona doğru bir adım atmıştı ki katniss araya girip ona cevap vermeye başlamıştı. Bir müddet ikisi arasındaki konuşmaları dinledi son olarak grey denen ahmağın seni istiyorum katniss vazgeçecek değilim demesiyle bir hışımla ayağa kalktı. Bu çocuk ölümüne susamıştı gerçekten ölümüne susamıştı. Uzaklaşıp arabasına doğru yürümekte olan çocuğa bakarak ''Hiçbir yere gitmiyorsun'' diye mırıldansa da katniss’in duyabileceği bir sesle söylediğinin farkına varmamıştı. Gözlerini çocuğun arabasına dikti ve birkaç saniye sonra bir patlama sesi duyuldu. Grey şok olmuş bir şekilde arabasının gözleri önünde alev alev yanmasını izliyordu. Sinirli bir gülümsemeyle birkaç dakika bu manzarayı izledikten sonra birkaç adımda çocuğun yanına giderek kolundan tutup kendine çevirdi ve az önce onun thomas’a attığı gibi sert bir yumruk geçirdi yüzüne ardından midesine bir tekme geçirip ''Sevgilimden uzak duracaksın yoksa seni gebertirim anladın mı? Ve inan bana düğün diye bir şey olmayacak illa bir merasim olacaksa oda senin cenaze merasimin olur'' diyerek yakasından tutup sert bir yumruk daha geçirdikten sonra tekrar kafa attı. Zaten şaşkın olan grey hiçbir cevap veremeden sendeleyip dengesini sağlayamayarak yere düştükten sonra thomas geriye dönüp katniss'in elinden tuttuktan sonra ''Gidelim burada daha fazla kalırsak elimden bir kaza çıkıcak'' arabasına doğru ilerlemeye başladı. Tabi katniss'in elini tuttup onuda çekiştirerek arabasına gitti. Önce kapıyı açıp katniss'i bindirdikten sonra sinirle kapıyı kapattı ve kendiside şöför koltuğuna geçerek arabayı çalıştırdı son bir kez aynadan arkaya baktı. Yanan arabayı görünce sinirli bir şekilde tekrar gülümsedi ve sahilden ayrıldı. Nereye gidiceğini bilmeden arabayı sürüyordu. Söylemek istediği çok şey olmasına rağmen susuyordu çünkü kendine hakim olamayıp kırıcı laflar söylemek istemiyordu. Katniss'in konuşmaya başlamasıyla sessizlik bozulmuştu

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Çarş. Ağus. 22 2012, 18:03

Bu olanlara hala inanamıyordu. Saflığın sınırlarını zorluyordu anlaşılan. Her şeyi öyle sıradan bir şekilde planlamıştı ki. Grey'e Thomas'ı anlattığında her şey bitecekti tabi ona göre. Her ikisi de Claudie ile konuştukları ve istemediklerini söylediklerinde bu düğünün gerçekleşmesi imkansız hale gelecekti. Ama böyle olmamıştı ne yazık ki olamamıştı. Grey'in aşkını öğrenmesinin yanında birde Thomas'a yakalanmıştı. Kendini sevgilisini aldatana bir kız gibi hissetmişti, onu görünce bu duygudan nefret etmişti. Hatta kendinden iğrenecekti neredeyse. Peki gerçekten suçlu muydu? Buna cevap vermeye çalışmak bir çelişki içine düşmesine neden oluyordu. Thomas'a tüm bu olayları anlatmış olarak buraya gelmesi gerekiyordu belkide. Hatta onunla birlikte buraya gelmeliydi. İşte o zaman o mide bulandırıcı öpücüğü de tatmamış olurdu. Grey sevgilisinin yanında da onu öpecek değildi öyle dimi yoksa bunu da mı yanlış düşünüyordu. Grey sevgilisi olduğunu öğrendiği halde istediğinden vazgeçmemişti. Kafası karmakarışıktı, boğuluyordu sanki. Hem suçluluk hem bu olanlar ona ağır gelmişti. Grey yanlarından uzaklaşırken bile tehditkar bakışlarını eksik etmemişti ve söyledikleri onun derdi neydi. Sanki onu hiç tanımamış gibi hissediyordu kendini.

"Sana söylediklerimi duydun Grey bu düğün olmayacak büyük annemle en kısa zamanda konuşurum vazgeç artık"

Söylediklerine cevap dahi vermemişti Grey. Thomas'ın konuşmasından sonra bir anda Grey'in arabası bir patlama ile alev almıştı. Patlamanın aniliği nedeniyle korkmuştu. O durumun şokunu üzerinden atmaya çalışırken yeniden kavga etmeye başlamışlardı. Onları ayırmaya mı çalışmalı yoksa yardım mı çağırmalı bilmiyordu. Neredeyse ağlamak üzereydi. İçten içe bu olanlar o kadar sinirini bozmuştu ki. Kavgalarının ortasında çığlık attı.

"Kavga etmeyi kesin artık yeter"

Sıradan bir kız ne düşünürdü şu an bilmiyordu. Belki bu durumdan memnun olurdu iki yakışıklı bir kız için kavga ediyordu. Ne kadar da hoştu. Tabi sadece dışarıdan bakıldığı zaman. O böyle bir durumun içinde olmak istemiyordu. Tekrar konuşmaya başlayacaktı ki. Thomas'ın onu tutmasıyla onunla yürümeye başladı. Söylediklerini duymuştu ama cevap dahi verecek halde değildi. Arabaya bindikten sonra bir süre konuşmadı ne diyecekti ki. Bir kaç saniye sonra zar zor tuttuğu göz yaşları akmaya başlamıştı. Yanaklarını sildikten sonra konuşmaya başladı.

"Ben özür dilerim Thomas ne kadar aptalım durumun böyle olacağını asla tahmin edemezdim. Onu tanıdığımı sanıyordum ama tanımıyormuşum..."

Hıçkırıkları yüzünden konuşması yarım kalmıştı. Kendini biraz daha toparlamaya çalıştı.

"Seni aldattığımı düşünmüyorsun dimi ben öyle bir kız değilim. İki erkeği idare edecek biri de of"

Son konuşma şansını da kullanmıştı. Artık sesi çıkmıyordu. Sadece içten içe hıçkırıkları arasında gözlerinden yaşlar akıyordu. Claudia ve diğerlerinin özenle hazırladıkları saçı mahvolmuş. Yüzündeki makyaj ise dağılarak yüzünü garip bir renkte göstermişti. Gözlerinin altı simsiyahtı. Gözleri ise kıpkırmızı.


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Paz Ağus. 26 2012, 00:03

Thomas sakinleşmeye çalışıyordu ama başaramıyordu. Olanları hatırladıkça sinirleri tepesine çıkıyordu. Katniss’in onu aldatmadığını biliyordu ama yinede aldatılmış ve ihanete uğramış hissediyordu. Kendini berbat hissediyordu ve lanet olsun ki bu aldatılmış hissinden kurtulamıyordu. Katniss’in kalbini kırmamak için konuşmamaya özen gösteriyordu. Öfkesini bastırmaya çalışıyordu ama başaramıyordu. Sinirden dişlerini sıkıyordu ve buda dişlerinin ağrımasına sebep oluyordu ama ağzını açarsa daha kötü şeylere sebep olacağını bildiği için dişlerini sıkmayı tercih ediyordu. O öpüşme sahnesi tekrar tekrar gözlerinin önüne geliyordu. Katniss’in başka bir erkekle yalnız başına olması fikrine bile katlanamazken o lanet olasıca birde katniss’i öpmüştü. Katniss’i aşık olduğu tek kızı… Yüzüne bakmaya kıyamadığı, yanından ayrılmak istemediği, ondan başka bir şey düşünemediği kişiyi thomas’ın sevgilisini ki bu sevgili kısmını üzerine baka baka söylüyordu öpmüştü. Sadece kendisinin öpebileceği dudaklara başka dudaklar dokunmuştu. Sinirden dudağını ısırdı. Öyle şiddetli ısırmıştı ki birkaç dakika sonra azına gelen tatla kanadığını fark etmiş ama önemsemişti. Hatta acısını hissetmemişti bile. Katniss’e başka birinin dokunduğu ve onu öptüğü düşüncesi o kadar canını yakıyordu ki dudağının acısını fark etmemişti.

Katniss’in ondan bir şeyler sakladığı gerçeğiyse her geçen saniye öfkesini daha da arttırıyordu. Zaten onu başka biri ile öpüşürken gördüğü için sinirden çıldırıyordu birde üstüne ondan hayati bir gerçeği gizlediği gerçeğini düşündükçe her geçen saniye daha da sinirlenmesine bir şeyler kırıp dökme ve bağırma isteğinin daha da armasına neden oluyordu. Katniss konuşmaya başladığında öfkeden deliye döndüğünü belli eden gözlerle birkaç saniye gözlerine baktı ve gaza biraz daha yüklendi. Her geçen saniye arabanın hızı daha da artıyordu. Sanki öfkesini arabadan ve yollardan çıkarmak ister gibiydi. Önüne aniden çıkan arabayı son anda fark edip sollayarak kazadan son anda kurtulurken katniss’in korku dolu çığlığını duyarak kısa süre ona baktı. Bu öfkeyle araba kullanmaya devam ederse bir kaza yapacağı açıktı. Yolun durumunu kontrol ettikten sonra sağa geçip ani bir frenle arabayı durdurdu ve kendini dışarıya attı. Kapıyı sinirli bir şekilde çarparak kapattı. Thomas katniss’e bakıp sinirli bir şekilde kendi saçlarını dağıttıktan sonra daha fazla dayanamayarak arabaya bir tekme geçirdi. Eğer bir şekilde sinirini bir şeylerde çıkarmazsa daha kötü olacağını biliyordu sonunda dayanamayarak ''Lanet olsun katniss ne düşünmemi bekliyorsun? Seni o adamla öpüşürken gördüm.

Bu yetmezmiş gibi birde evleneceğini öğrendim söyler misin bana bunları ne zaman anlatmayı düşünüyordun. Evleneceğini ne zaman söyleyecektin düğünden birkaç gün önce falan mı farkında olmayabilirsin ama sen benim sevgilimsin bak bu kelimeyi üzerine basa basa söylüyorum sevgilim ikimizin hayatını da derinden etkileyecek olan konuyu sevgilin olarak bilmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Ayrıca seni başka bir adamla yalnız bir yere gittiğini düşünmek bile yeterince kötüyken ben seni o adam tarafından öpülürken görüyorum lanet olsun''
diye bağırdı sinirle. Issız bir yoldaydılar arabalar tek tuk geçiyordu ve etrafta bir sürü ağaç vardı ağaçlar birden yanmaya başlamıştı bunu gören thomas ''Lanet olsun sakin olmalıyım'' diye söylendi.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Çarş. Eyl. 05 2012, 01:10

İki erkeği idare etmek, böyle bir şeyi nasıl bir kız yapabilirdi. O öyle biri değildi, olamazdı da. Ama öyle görünmüştü, bugün. Ne kadar aslında öyle olmasa da Grey'in yaptıkları yüzünden aralarında sadece kısa bir konuşmadan ibaret olacak buluşma bir randevuya dönüşmüştü. Ne kadar aptaldı. Aslında değildi tam olarak. Sadece çok basit düşünmüştü, her şeyi. daha doğrusu hafife almıştı. Çünkü kendisi Grey'i arkadaş gibi gördüğü için ve öyle oldukları için tam tersi bir ihtimali aklının ucundan bile geçirmemişti. Bunun hata olduğunu ise çok geç fark etmişti. Keşkelerden nefret ederdi. Ama şimdi sürekli keşke diyordu. Keşke Grey ile buluşmaya bir şekilde Thomas ile gelseydi. İşler o zaman bu raddeye gelmezdi. Hala göz yaşları akıyordu. Elinde değildi. Durdurmak istesede onlara söz geçiremiyordu. Thomas'ın sessizliği onu daha da kötü etkiliyordu. Acaba aklından neler geçiyordu. Onu alı bu arabanın içine sokmuştu. Ama peki bir anda arabayı kenara çekip onu orada bırakıp giderse ne yapardı. Onu terk ederse, etmekte haklı olurdu. Asla yapmaması gereken bir şeyi yapmıştı. Ondan bir şey gizlemişti. Aslında bu tam olarak saklamak değildi. Sonuç olarak ona anlatacaktı. Ama durumlar öyle bir hale gelmişti ki Thomas'ın böyle bir sonuç çıkarması doğaldı. Onu gerçekten suçlayamazdı. Ama kalbi onun gidişini nasıl kaldıracaktı ki. Onsuz olmayı aklından bile geçirmek istemiyordu. Düşüncesi bile kalbini acıtırken, gerçek olması. Bu içindeki korkunun daha da büyümesini sağlamıştı. O bu düşüncelerle boğuşurken bir anda Thomas'ın yaptığı manevra ile çığlık atarak kendine geldi. Thomas sinirle arabayı öyle hızlı sürüyordu ki kaza yapma ihtimalleri oldukça yüksekti. İçindeki korku yüzüne yansımıştı. Korkusu onun kaza yapmasından değildi, aslında bu korku onu kaybetme korkusuydu.

Göz göze geldiler kısa bir süre, gözlerinden gördüğü öfke sadece içindeki korkuyu besliyordu. Kısa süre sonra arabayı kenara çekmişti Thomas. Kaza yapmamaları için bu iyi olmuştu belki. Ama düşünceleri yüzünden arabanın durması onda bir tedirginlik oluşturmuştu ister istemez, ya giderse diye. Arabadan inerek onun yanına ilerledi. O ise öfkesini arabadan çıkartıyordu, çok geçmeden sinirli bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Onu dinlerken yanaklarını siliyordu. Göz yaşları yüzünden yanakları yanmaya başlamıştı. Gözleri ise şişmiş, başı çatlayacakmış gibi ağrıyordu. Sözleri sindirmeye çalışıyordu. Nefesi boğazında düğümlenmişti sanki. Nefes almakta bile zorlanıyordu. Ama konuşmalıydı, hem de hemen. Sevdiği erkeği kaybetmeden konuşmalıydı. Peki nasıl, ne söylemesi gerekiyordu. Derin bir nefes almaya çalıştı, önce zor olsa da. Konuşmak için alacağı nefese ihtiyacı vardı. Tabi sakinleşmesi için de. Tam o anda birden alev alan ağaç dikkatini dağıtsa da konuşmaya başladı.

"Thomas sevgilim olduğunu bende biliyorum, Aşkım. Bu evliliğin gerçekleşmemesi için en önemli sebebim sensin kalbim sana ait benim. Sadece bugün burada olmam gerekiyordu, onun yanında. Ailemi tanımıyorsun, buraya gelmek zorundaydım. Sadece onunla konuşacaktım ben senin gördüğün olayın gerçekleşeceğini bir an olsun aklımdan geçirmedim. Ben... Seninle... Olmak istiyorum."

Konuşması bittiğinde burnuna gelen yanık kokusu ile başını arkaya çevirdi. Koca ağaç birden alev almıştı. Tıpkı Grey'in arabası gibi. Neden birden etraflarındaki her şey alev almaya başlamıştı. Başını iki yana salladı ve Thomas'a yaklaşmaya başladı. İçinde bir şeyler değişiyordu sanki. İçinde yavaşça bir kıvılcım doğuyordu, ama bu bir alev değildi. Bambaşka bir şeydi. Thomas'ın yanına yaklaştığından onun eline dokundu, onu sevdiğini söyleyecekti. Ama dokunuşu ile vücudundan, onun bedenine bir şeyler akmıştı sanki. Bu adını bile bilmese de onun bedeninde hep var olmuş gücüydü aslında. Thomas'a elektrik vermişti. Bilmediği için kendini frenleyemeden yüksek voltajda, Farkında bile olmadan...

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Çarş. Eyl. 05 2012, 05:07

Thomas yanan ağaçları gördüğünde öfkesini dizginlemesi gerektiğini fark etti. Grey’in aracını bilerek ve isteyerek tamamen kendi özgür iradesiyle yakmıştı ama bu yanan ağaçları kesinlikle kendi isteğiyle yakmamıştı. Gücü kontrolden çıkmıştı kendini kontrol edemiyordu. Her şey isteği dışında gerçekleşmeye başlamıştı. Gözlerini alevlere dikip kontrol altına almayı denedi ama başaramadı. Lanet olsun ki şuan gücünü kontrol edemiyordu. İçinde duyduğu öfke alevlerin giderek daha da yükselmesine neden olurken onun kendini ve güçlerini kontrol altına alma çabaları sonuçsuz kalıyordu. Thomas bir an kendini en son kaybettiğinde olanları hatırladı. Böyle bir şeyi daha önce de yaşamıştı aslında birden fazla başına gelmişti bu durum. İlk kez öfkeden amcasının evini alevler aldığında şaşırmış ve neler olduğunu anlayamamıştı fakat sonra aynı durum birkaç kez daha farklı şekillerde başına geldiğinde bunun kendinden kaynaklandığına kanaat getirmişti ve yanılmamıştı da. Zamanla gücünü fark edip kontrol altına almayı başarmıştı ama bazen kendini kontrol edemediği zamanlar oluyordu ne yazık ki ve bunun sonuçları hiç iyi olmuyordu. En son öfke kontrol sorunu yaşadığında amcasının evini arabalarını ve ona yakın olan her şeyi küle çevirmişti. Kendini durdurmaya ve içerideki insanları kurtarmaya çalışmıştı ama yapamamıştı. O geceyi hatırladıkça kendine lanetler okuyordu. Alevler Thomas’ın geçmişten silik silüetler görüp başına saplanan korkunç baş ağrısına daha fazla dayanamayarak bilincini kaybetmesiyle beraber sönmüştü fakat öfkesinin bilançosu ağır olmuştu. Sırf kendini kontrol edemediği için masum insanlar ölmüştü yok yere bazen lanetli olduğunu düşünmüyor değildi. Böyle bir şey tanrının lütufu değil ancak laneti olabilirdi.

Şimdi de aynı şeylerin olma olasılığı onu ürkütüyordu. Kendisi çok iyi biliyordu ki bir kere kendini kaybederse bir daha asla durdurulamıyordu onu durdurabilecek tek şey hatırlayamadığı geçmişinin silik görüntülerinin kendini göstermesi ve bilincini kaybetmesini sağlayacak kadar büyük bir baş ağrısıydı. Eğer şansı varsa masum insanlara zarar vermeden bu gerçekleşir ve öfkesi yüzünden kimse zarar görmeden etkisiz hale gelirdi. Ona sorundan başka bir şey getirmeyen hatırlayamadığı geçmişi sürekli her seferinde ona büyük bir baş ağrısından başka bir şey vermeyerek başına bela olsa da arada bir, çok nadirde olsa işe yaradığı zamanlar oluyordu. Belki şimdi etrafta yakabileceği evler yoktu ama yoldan tek tuk da olsa geçen arabalar vardı ve tabi arabaları kullanan ve onun öfkesi yüzünden ölmeyi hak etmeyen insanların değerli hayatları vardı. O gerçekten lanetliydi. Yani normal bir insanın nasıl böyle bir gücü olabilirdi ki? İnsanların hayatlarını elinden alabilecek yıkıcı ve durdurulamaz bir güç… Durdurulamaz diyordu çünkü itfaiyeler geldiğinde yangını ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar söndürememişlerdi hatta söndürmek bir yana yaptıkları hiçbir şey bir nebze bile işe yaramamıştı ta ki Thomas başına saplanan korkunç baş ağrısıyla bilincini yitirene kadar. Amcasının anlattığına göre itfaiyeler Thomas baş ağrısı nedeniyle bayıldıktan hemen sonra yangını kolaylıkla söndürmüşlerdi. Bu kabus gibi bir şeydi. Öldürdüğü masum insanların çığlıklarını hala duyabiliyordu. Gözlerini kapadı ve sakinleşmeye çalıştı içinden kendini tamam Thomas derin bir nefes al ve 10 a kadar say sakinleş katniss seni aldatmadı. O öpücük tamamen grey denen o aşağılık herifin zoruyla olan bir şeydi ortada bir ihanet yok diye kendini telkin etmeye çalışsa da mantığı lanet olsun kimi kandırıyorsun sen ortada büyük bir ihanet ve aldatma söz konusu ikinizin de hayatını etkileyecek bir şeyi senden sakladı arkandan iş çevirerek gidip başka bir adamla buluştu. Sen telefonunun kapalı olma nedenini şarjının bitmiş olmasına yorarken o müstakbel kocasıyla buluştuğundan dolayı kapatmış telefonunu görmüyor musun Thomas kız senin arkandan bir sürü dolap çeviriyor lanet olsun gör artık diye bas bas bağırıyordu.

Thomas içinden ''Lanet olsun kapa çeneni'' dedi kendi mantığına. Eğer biraz daha mantığı gerçekleri söylemeye devam ederse burası savaş alanından farksız olacaktı biliyordu. Gözlerini yere sabitleyerek ''Hem aldatma ve ihanet söz konusu bile değil sadece benden hayati derece de önemli bir gerçeği gizledi ve tek başına olayları çözmeye kalktı'' dedi içinden. Sonra dayanamayarak sinirle ''Lanet olsun ki gerçekleri benden gizledin ve olayı tek başına halletmeye kalktın sanki bu durum sadece seni ilgilendiriyormuş gibi'' diye bağırdı. Gözlerini kapayıp derin nefesler almaya başladı ve ''sakinleşmeliyim…'' diye mırıldandı. Sanki bunu sesli bir şekilde söylerse vücudu bu emrine uyup hemen gevşeyip sakinleşecekmiş gibi. Katniss’in açıklamalarından sonra bir nebze sakinleşeceğini ummuştu ama olmamıştı. Gözlerini aralayarak genç kıza dikti ve ''Lanet olsun katniss biz sevgiliyiz bu sorunu beraber çözmemiz gerekiyordu anlıyor musun beni? Beraber çözmeliydik sen ne olursa olsun o buluşmaya tek gitmemeliydin.'' Dedi ses tonunu kontrol etmeye çalışarak ne kadar çabalarsa çabalasın bunu başaramamış ve netice de bağırarak söylemişti bunları. Bu sırada alevler gittikçe güçleniyor ve daha da yükseliyordu fakat Thomas öfkeden deliye döndüğü için bunu fark etmemişti. İşte yine oluyordu. Korktuğu şey başına geliyordu. Kendini ve kontrolünü kaybetmişti ve ne yazık ki yanında katniss te vardı. Olanları fark ettiği an gözlerini birkaç saniyeliğine kapatarak ''Tanrım biliyorum iyi biri değilim ve nedenini bilmediğim bir şekilde lanetlendim. Masum insanları öldürdüm ve dindar biri de sayılmam ama lütfen… Lütfen bana yardım et de gücümü kontrol edebileyim aksi takdirde olacakları düşünmek bile istemiyorum.'' dedi içinden.

Duyduğu sesle gözlerini araladı katniss ona doğru geliyordu. Katniss’ın eline dokunmasıyla vücudu sanki elektrik kaçıran bir alete dokunmuş gibi titredi ve aynı anda Thomas bir çığlık attı. Vücudunda hissettiği ve gittikçe yayılan büyük acıyla beraber kendini saniyeler içinde yerde kıvranırken buldu. Temasın kesilmesiyle birkaç dakika içinde duyduğu acıda giderek hafiflemeye başlamıştı. Artık acıyla kıvranmıyordu. Yerde birkaç saniye hiç kıpırdamadan yattı ve neler olduğunu düşünmeye başladı. Az önce onu resmen elektrik çarpmıştı biliyordu çünkü yaramaz bir çocuktu ve sakın elini prize sokma çarpılırsın tarzındaki uyarıları dikkate almadığından elektrik çarpmasının nasıl bir şey olduğunu öğrenmişti. Bu yüzden az önce başına neyin geldiğini biliyordu evet onu kesinlikle elektrik çarpmıştı ama nasıl? Elektrik direğine falan dokunmamıştı yada elini prize sokmamıştı sadece katniss eline dokunmuştu hepsi bu. Bir dakika katniss eline dokunmuştu yoksa? Aman tanrım yoksa bunu katniss mı yapmıştı? Gözlerini şaşkınlıkla katniss’a dikti. Olabilir miydi? Etrafta ondan başka anormaller yada onun deyimiyle lanetlenmiş insanlar olabilir miydi? Bunun başka mantıklı açıklaması yoktu. Kesinlikle ondan başka anormaller de vardı ve katniss’te bunun bir kanıtıydı. Katniss’e bakarak ''Sen… sen az önce… beni çarptın.'' Dedi büyük bir şaşkınlıkla sonra gözlerini gözlerine dikerek ''Az önce beni elektrik çarptı bundan eminim ve ister inan ister inanma bunu yapan sendin. Tanrı aşkına sen… sende anormalsin'' dedi. Elektriğin onu çarptığı sırada alevlerin şiddeti azalmış fakat o kendine gelir gelmez eski haline dönmüştü.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Çarş. Eyl. 05 2012, 21:15

Thomas'ın söyledikleri canını acıtmaya devam ediyordu. Tamam bir hata yapmıştı, sadece tek bir hata bu durumu daha ne kadar sürdürmesi gerekiyordu. Onu kaybetmekten ölesiye korkan kalbi bile artık yeter demeye başlamıştı. Grey'den artık nefret ediyordu. Evlilik konusu ise sadece Katniss ölürse, gelin olarak onu kullanmaları sonucu meydana gelirdi. Peki Thomas neden bunu bir türlü göremiyordu. Daha ne kadar kelimeleri ile yüreğini dağlamaya devam edecekti. Bunun kolay olmadığının farkındaydı. Sevdiğin kişiyi bir başkası ile görmek, onu bir başkasının öpmesi ama artık bu kadar kelime yeterdi. İkisi artık kendileri için bir şeyler yapmalıydılar. Bu konuşma daha fazla uzarsa zaten gidiş yönü ister istemez ikisinin ayrılığına varana dek sürecekti. Bunun olmaması için gerçekten uğraşıyordu. Ona ailesini bile anlatmayı düşünmüştü. Ama bu şekilde daha ne kadar devam edebilirdi, bilmiyordu. O şu an makyajı darmadağınık olsa da Alistar ailesinin küçük prensesiydi. Onu böyle biri görse neler yapacaklarını, Thomas'a neler yapacaklarını biliyordu. Gerçi Grey arabası yanmış olsa dahi çoktan ailesinin yanına gitmiş olmalıydı. Onlar kızları ile Grey'in düğün tarihleri konusunda tartışırlarken bu buluşmanın nasıl noktalanacağını da oldukça merak ediyor olmalılardı ki bu durumda evlerine sinirle giren sadece Grey'i göreceklerdi. Oda söylediklerini yaşadıkları her şeyi en ufak ayrıntısına kadar anlatacaktı kesin. Daha sonra yaşayacakları muhtemel şeyler ise şu anki hallerini arata bilirdi, her ikisi içinde. Derin, derin nefes almaya başladı. Göz yaşları artık akmıyordu ama lanet olsun ki canını yakıyorlardı. Hem gözleri hemde yanakları ama elbetteki kalbindeki acı ile yarışa giremezlerdi ama canı yanıyordu işte.
*
İçinde çok fazla bastırılmış duygu taşıyordu şu an. Öyle ki şu an kimdi ona bile karar veremiyordu. Bir prenses miydi? yoksa her şeye rağmen ailesinin asi kızı mı? Az önce döktüğü göz yaşların asi kıza ait olmadığı kesindi. O yemekten beri kendini toparlayamamıştı. Sessizlik içinde bir şeyleri yok etmişti. Bu sayede bazı şeyleri çok çabuk kabul etmişti. Ama artık değildi. Thomas'a bile söylediklerinin içinde o sessiz kız vardı. Konuşmaktan korkan o kız. Bedenindeki garip değişimin ardından Thomas'a dokunduğundan onun yere düşmesi ile elini çekti. Az önce parmaklarının ucunda gördüğü şey bir çeşit akım mıydı? Yoksa çok ağlamak halüsinasyon görmesine mi neden olmuştu. Ama Thomas'ın tepkisi ve acı çeken hali kesinlikle bu hayal olamazdı. Ellerini incelemeye başladı. Parmaklarını hareket ettirdikçe bir elektrik akımı oluşuyordu. Bu nasıl mümkün olabilirdi ki diye düşünürken Thomas'ın konuşması ile ona bakmaya başladı. Kullandığı kelime sinir bozucuydu. Hangi erkek sevgilisine anormal olduğunu söylerdi. Tamam ortada pek normal bir şey yoktu ama bu fazla tuhaf değil miydi? Asi kızın uyanışı biraz çabuk olmuştu. Kelimeleri ele geçirmesi ise daha da çabuk.

"Daha hoş bir tanımın yok mu? Senin... Anormalsinde ne demek? Hem ayrıca elektrikten konuşuyoruz. İnsan vücudu da elektrik topluyor. Bu ani çarpma her iki insan arasında olabilir. Hem ben seni çarpıyorsam o halde sende arkada ki ağaçların ve Grey'in arabasının sorumlusu mu oluyorsun?"

Son cümleyi neden kurduğunu anlayamadı. Anormal, bu kelimeye fazla kafa yormuştu. Ama az önce olanların kendi açıkladığı kadar basit olmadığını biliyordu.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Perş. Eyl. 06 2012, 01:41

Anormal bu kelime ona o kadar tanıdıktı ki… Bu kelime onun tüm hayatını anlatıyordu beki de bu yüzdendi. Tanrı aşkına aslında thomas’ı tanımlayan tek kelimeydi bu. Onun hayatında ne normaldi ki zaten? Küçükken ailesini bir trafik kazasında kaybetmişti ve şans bu ya hayır buna şanssızlık demek daha doğru olurdu hem de büyük şanssızlık kazadan tek kurtulan kişi Thomas olmuştu. En azından ona söylenen buydu o kazayı bile hatırlamıyordu. Gözünü hastanede açtığında ona bir kaza geçirdiği söylenmişti bir trafik kazası ve tek kurtulanın kendisi olduğunu. Bu yetmezmiş gibi o kaza yüzünden hafızasını kaybetmişti. Adının ne olduğunu bile doktorlardan öğrenmişti şaka gibiydi her şey. Hiçbir şey hatırlamıyordu geçmişiyle ilgili onun diğer insanlar gibi güzel anıları yoktu aslında onun anıları yoktu iyi ya da kötü. Geçmişte nasıl biri olduğuyla ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Kişiliği yeni hayatına göre tekrardan oluşmuştu ve eski benliği hakkında en ufak bir fikri yoktu. Eski Thomas nasıldı bilmiyordu ama yeni Thomas acımasız, duygusuz, sinir bozucu ve soğuk biriydi. Sanırım eski benliğiyle arasındaki tek ortak özellik vicdanıydı. En azından çevresindeki hizmetçilerden bunu anlamıştı. İnsanın hayatını başka birinin ağzından dinlemesi ve kendi hayatıyla ilgili hiçbir şeyi hatırlamaması ne kadar garipti. Doktorlar zamanla hatırlayabileceğini söylediyse de kesin bir şey söylememişti. Thomas yıllarca kendini zorlayarak olanları hatırlamaya çalışmıştı ama başaramamıştı. Geçmişini her hatırlamaya çalıştığında büyük bir baş ağrısıyla karşı karşıya kalmıştı. Bir süre sonra hatırlamaya çalışmayı bırakmıştı ama bu sefer de silik görüntüler, belirsiz silüetler ve kime ait olduğu belli olmayan sesler onun peşini bırakmamıştı. Tabi görüntülerin ardından gelen ve muhtemelen onu ağrı kesici bağımlısı yapacak olan büyük baş ağrısı da onu bir an olsun yalnız bırakmıyordu.

Sanki bir çıkmazda gibiydi. İleri ya da geri gidemiyordu geçmişinden kaçamıyordu ama onu hatırlayamıyordu da. Sonra kötü bir şekilde diğerlerinden farklı olduğunu fark etmişti. O diğer insanların aksine farklı bir güce sahipti. Normal insanlarda yakıcı ve yıkıcı güçler olmazdı onda da olmamalıydı ama onda vardı. Üstelik bazen bu gücünü kontrol edemiyordu ve bu masum insanların canlarına mal oluyordu. Tüm bunlar göz önüne alındığında Thomas anormal ve tehlikeli biriydi. Bu anormalliğin başkalarında da olabileceğini hiç düşünmemişti. Ama görünüşe göre vardı. Sevgilisi katniss’te anormaldi. Oda tıpkı Thomas gibi normal değildi az önceki çarpılma olayının başka açıklaması yoktu. Şaşkın gözleri hala sevgilisinin üzerindeydi. Neden durup dururken güçlerini Thomas üzerinde kullanmıştı ki? Onu farkında olmadan çok mu kırmıştı? Tamam belki kırmıştı belki gereğinden fazla tepki vermişti ama kendini kontrol edememişti. Onun başka bir erkekle olması fikrine bile katlanamazken o bundan daha fazlasını kendi gözleriyle görmüştü. Sakinleşmeye çalışıyordu ama yapamıyordu bunun için onu suçlayamazdı. Ama anlaşılan katniss onunla aynı fikirde değildi. Ayağa kalkıp üzerini silkeleyerek arabasına yaslandı ve gözlerini katniss’e dikerek ondan bir açıklama beklemeye başladı. Katniss’in anormal olmasına başta şaşırsa da sonradan nedense sevinmişti. Ondan bir şey saklamak istemiyordu. O ne olursa olsun yalansız bir ilişki istiyordu ve ondan bir şeyler saklamak ona yalan söylemekle eşdeğerdi onun gözünde. Kendiyle ilgili gerçekleri saklamak diğer kızlarda sorun olmamıştı ama nedense katniss’ten saklamak onu rahatsız ediyordu. Katniss’te anormal olduğuna göre ondan kendinin de normal olmadığını gizlemesine gerek yoktu değil mi? Gerçi sanırım bunu söylemek için önce karşısındaki insanın ne kadar güvenilir olduğunu ölçmeliydi ama katniss’e sonsuz bir güven duyuyordu bu onun anlayamadığı bir şeydi. Aslında ilk defa aşık olduğu için çoğu şeyi anlamıyordu. Sevgi, bağlılık, aşk, sadakat, güven bunlar katniss hayatına girene kadar anlamsız kelimelerden başka bir şey değildi onun için. Katniss’le tanıştığı gün değişmişti hayatı.

Farklı bir anlam kazanmaya başlamıştı her şey. Yaşam standartları değişmişti bir bakıma ve o tüm bunlardan gayet memnundu. Şikayetçi değildi bu yabancı olduğu kelimelerin ve duyguların hayatına girmesinden. Thomas bunları düşünürken katniss’in konuşmaya başlamasıyla kendine gelip tüm dikkatini makyajı bozulmuş olsa bile hala oldukça güzel olan sevgilisine verdi. Öfkeliydi evet hala sinirden çıldırıyordu ama bu öfkesi katniss’e karşı değildi onun hayatını yönetmeye çalışan ailesine ve o grey denen aşağılık pisliğeydi bu öfke. Gerçekleri gizlediği için katniss’e olan kızgınlığı tamamıyla geçmese de her geçen saniye daha da azalıyor yavaş yavaş kayboluyordu. Sevgilisinin asi tavrı karşısında gülümsememek için kendini zor tutmuştu. Onu her haliyle seviyordu. Hırçın tavırlarıyla, prenseslere yakışır kıyafetleri ve nazik tavırlarıyla kısacası her haliyle yine de bu kadar çabuk yumuşamamalıydı. Thomas’dan bir şey saklamaması gerektiğini öğrenmeliydi. Hırçın tavrı karşısında onu kollarının arasına alıp öpmemek ve ona uzun uzun sarılmamak için insan üstü bir çaba harcıyordu şu anda. Nasıl hem bu kadar hırçın, güzel ve aynı zamanda sevimli olabilmeyi başarıyordu? Peki Thoması böyle etkilemeyi nasıl başarıyordu? Az önce olanları mantıklı bir şekilde açıklamaya çalışıyordu biricik sevgilisi mantık dışı bir şeye inanmak istemiyordu belliydi.

Ne yazık ki bazı şeylerin mantıklı bir açıklaması olmuyordu tıpkı bunun olmadığı gibi. Sevgilisinin sözlerinden sonra bir müddet düşündükten sonra derin bir nefes aldı ve az öncekinden daha sakin ve yumuşak bir ses tonuyla ''Hım hoş tanım mı şey bu duruma uygun hoş bir tanımın olduğunu sanmıyorum. Ayrıca ikimiz de az önce olanların sıradan bir şey olmadığını biliyoruz. Evet insanların vücudu da elektrik topluyor ama bu ani çarpma insanlarda az önceki kadar şiddetli olmaz. Yapma katniss az önce ikimizde bunun sıradan bir çarpma olmadığını biliyoruz bir şekilde sen elektriği kontrol edebiliyorsun ve az önce yanlışlıkla beni çarptın.'' Diyerek katniss’in eline dokundu. Çarpılmanın etkisiyle elini ani bir şekilde çekerek istemsizce yüzünü buruşturdu. Gözlerini katniss’in gözlerine dikerek '' Ve hala çarpıyorsun'' dedi. Sonra gözlerini bir müddet yanan ağaçlara diktikten sonra tekrar katniss’e dönerek ''Şey madem sende anormalsin o zaman az önceki sorunu dürüst bir şekilde cevaplayabilirim yalan söylememe gerek yok evet grey’in arabasının ve şuan yanan ağaçların sorumlusu benim. Gerçi ağaçları yakmak istemiyordum. Öfke kontrol sorunu yaşadığım için gücümü kontrol edemiyorum ağaçlar bu yüzden yanıyor grey’in arabasıysa tamamen isteyerek yaptığım bir şeydi.'' Dedi.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Perş. Eyl. 06 2012, 22:22

Bedenindeki değişikliğe ayak uydurmakta zorlanıyordu. Gerçekten neler oluyordu? Şu ani halinin açıklaması gerçekten bilmiyordu. Ama Thomas'a bakılırsa o, bu durumu kendi kelimeleri ile cevap vermişti, anormal. Takıldığı bu kelime sinirine dokunuyordu. Hangi insan anormal diye tanımlanmak isterdi ki. Gerçi kabul ediyordu. Onun garip tavırları yüzünden bir kaç lakaba sahip olmuştu. Her halde çift kişilikli prenses en çok kullanan lakap olmalıydı, onun için. Ani duygu değişimleri çok sık oluyordu. En çokta büyük annesi Claudia ile zaman geçirdiği sıralarda. Onun istediği gibi bir torun olmak için kendini fazla zorluyordu. Daha doğrusu prenses rolüne bürünmek onda bir çeşit sinirine neden oluyordu. Yine de onlara hayır diyemiyordu, işte. Sanki bu bir çeşit büyüydü. Büyük annesi, anlattığı hikayelerde ki cadılara benziyordu. Küçükken cadı görünümlü her cadıya büyük annesinin ismini verirdi. Büyüdükçe bu huyundan vazgeçmişti, elbet. Artık bebeklerle oynayacak yaşı geçmişti. Yinede ona cadı gözüyle bakmasın da hiç bir değişiklik olmamıştı. Claudia, sadece cadılardan bahsetmemişti ona elbet. Cadılarla karşılaşmış özel insanlardan bahsetmişti, bir keresinde. Gerçi hatırladığı detaylar çok azdı ama. Bu özel insanların cadılar sayesinden güçleri olduğunu ondan duyduğuna emindi. Şimdi ise elleri arasındaki bu elektrik akımı... Eğer bu bir yetenekse ki öyle görünüyordu. Bu durumda Claudia gerçekten bir cadı mıydı? Ama yok bu kadarı da fazla uçuk olur diye düşündü birden. Hem büyük annesi cadı ise onun da cadı olması gerekirdi ve böyle olmadığına emindi. Yani cadı olsa çoktan bir şekilde farkına varması gerekmez miydi?

Kafası allak bullaktı, ya düşündüklerine ne demeli. Kafasını iki yana salladı. 'Garip şeyler düşünmeyi kes Katniss' diye içinden haykırıyordu. Ama bu haykırışlar pekte işe yaramıyordu elbet. Kendini jeneratör gibi hissederken kafasının mantıklı çalışmasına pek ihtimal vermiyordu zaten. Thomas tekrar konuşmaya başladığında sıkkın bir surat ifadesi ile ona bakmaya başladı. Gene Grey hakkında bir cümle ederse bu sefer bu elektrik işini onun üzerinde zevkle kullanabilirim diye düşündü. Sonra ise onu dinlerken kendi düşüncesine kendi bile şaşırdı. Asi kız fazla mı yolda çıkıyordu?

"Tamam sadece kendimi rahatlatmaya çalışıyorum Thomas. Az önce olanın ufak bir şey olmadığı ortada ama direk birinin sana anormalsin demesi hoş değil. Üstelik bunu sevdiğin kıza söylüyorsun. Ne demeliyim sana. Anormal bir sevgilin var sevgilim mi?"

Aniden sustu. O kelimeyi bir kere daha kullanırsa iyicene yoldan çıkacak gibiydi. Bu takılma işi kibirden kaynaklanıyor olabilir miydi? Kibirli aile büyüklerine dönüşmüştü, birden ya da daha önemlisi kişiliğini oturtamamış garip bir şeye dönüşüyordu. Neler oluyordu. Kendi ile boğuşurken Thomas'ın tekrar konuşarak söylediği şeyler onu iyiden iyiye sarsmaya başlamıştı. Göz göze geldiklerinde onun dokunuşu yine aralarında bir akıma neden olmuştu. Tabi canı yanan tek kişi Thomastı.

"Ne kadar hoş ilişkimizde tek anormal eleman ben değilim demek. Buna sevinmem mi gerek?"

Konuşması bittiğinde olduğu yere çöktü. Elektrik kaçağına nasıl meydana getirdiği bilmiyordu. Ama mutlaka açma düğmesi olan bir şeyin mutlaka kapama düğmesi de olmalıydı. Kendini bir şekilde kapatmalıydı işte ama nasıl...

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Paz Ekim 07 2012, 23:30

Thomas yıllardır büyük bir ustalıkla ve oldukça büyük uğraşlar sonucu sakladığı sırrı bir seferde hiç düşünmeden nasıl söyleyebildiğine kendi bile şaşırmıştı. Nasıl dökülmüştü dudaklarından o kelimeler bunca zaman diğer normal biri gibi davranmaya o kadar çok çalıştıktan sonra anlayamıyordu bu kıza bu kadar çok mu güveniyordu? Onun ne tepki vereceğini bile düşünmemişti sadece söylemişti hepsi bu. Bazen düşünmeden hareket eden biri olabiliyordu biliyordu ama hiç bu kadar düşüncesizce davrandığı olmamıştı. Mantıklı olmayı seviyordu ve mantığına göre hareket ediyordu çoğunlukla… Merak ediyordu acaba her zaman her işine burnunu sokan mantığı katniss’e gerçekleri söylerken nerelerdeydi. Üstelik diğerlerinden farklı olduğunu kabullenmesi bile emindi ki onun için oldukça zor olacaktı. Diğerleri gibi olmadığını fark etmek korkunç bir şeydi. Kendini garip hissettiriyordu. Hiçbir yere ait değilmişsin gibi geliyordu kendinin insan olduğundan bile ciddi şekilde şüpheye düşüyordun istemeyerekte olsa. Sonuçta insanların doğa üstü güçleri olmadığını herkes biliyordu. Doğa üstü güçler sadece filmlerde olurdu en azından öyle olmalıydı doğru olan buydu ama hayatta zaten ne olması gerektiği gibiydi ki? Gözlerini yerde belirli bir noktaya dikip kendi hayatını düşündü bir süre yaşadığı ama hatırlamadığı çocukluğunu ailesiyle geçirdiği zamanları hayat gerçekten adil değildi. Katniss’in sesini duymasıyla gözlerini onun gözlerine dikti kısa bir süreliğine sonra yine yere sabitledi bakışlarını. Onun gözlerine bakmaktaki tek amacı bu durumu nasıl karşıladığını anlamaktı kelimeler yanıltırdı belki ama gözler hep doğruları söylerdi ya hani işte tam da bu sebepten bakmıştı gözlerine. Sevgilisinin ilk söylediklerinden sonra ''Haklısın… Üzgünüm anormal kelimesini pat diye söylememeliydim ama bu durum başka nasıl açıklanır bilemedim yani normal olmadığın ortada'' dedi.

Cidden onlara anormalden başka ne denirdi ki? Normal bir insan olmadıkları açıktı bu durumda anormal kategorisine giriyorlardı öyleyse bunu söylemekte de bir sakınca olmamalıydı her ne kadar kulağa rahatsız edici gelse de. Öfkesi hala azalmamış olsa da en azından artık daha sakin tavırlar sergileyebiliyor ve normal bir ses tonuyla konuşabiliyordu bir kez daha gücünü kontrol altına almayı denedi ama başarılı olamadı gücü bir kez kontrolden çıkınca yeniden kontrol altına almak zor oluyordu. Katniss’in söyledikleri karşısında düşünceli bir şekilde ''Hayır ben sadece seni anlayabiliyorum hepsi bu sana hakkımdaki gerçeği söylemem kendini çok kötü hissetmemen içindi gerçi rahatlamayacağını tabiî ki biliyorum. Yine de söylemek istedim belki insanlarda olmaması gerektiğini düşündüğün gücün senden başkalarında da olduğunu kısaca yalnız olmadığını bilmem belki bir nebze olsun iyi hissettirir diye düşündüm. Gücünü kontrol etmeyi öğrenmelisin tabi az önceki gibi kontrolsüz güç kullanıp birilerinin ölümüne yol açmak istemiyorsan ve bunun yanında diğer insanların yanında göze batmak istemeyeceğinde bir gerçek'' dedi gayet sakin bir ses tonuyla sonra gözlerini alevlere dikti amacına ulaşıp alevler sönmeye başlayınca rahat bir nefes aldı. Alevleri bir anda yok edebilirdi ama dikkat çekmek istemiyordu normal bir yangın bir anda sönmeyeceği için yavaş yavaş yok etti alevleri. Artık hiçbir yer yanmıyordu. Rahat bir nefes alıp arabasına yaslandı. Gücünün duygularına tepki vermesi sinirlerini bozuyordu. Birkaç dakika oluşan sessizlikte Thomas arabasına bindi ve çok geçmeden bir su şişesi ve bir ilaç kutusuyla dışarı çıktı. Katniss’i yalnız bırakmak istemediği için ağrı kesiciyi bulur bulmaz çıkmıştı arabadan. İlaç kutusundan çıkardığı birkaç ağrı kesiciyi içtikten sonra gözlerini katniss’e dikti aslında thomas’ın hayatı hakkında bilmediği çok fazla şey vardı. Baş ağrısını görmezden gelerek ''Gücün hissettiklerine karşı tepki verir duygularına karşı duyarlıdır. Öfkelendiğinde kontrol edemeyebilirsin istemeden birilerini çarparsın ya da daha kötüsü öldürürsün bu yüzden ne olursa olsun sakinliğini korumalısın'' dedi. Ona yaklaşma gibi bir girişimde bulunmamıştı çünkü gücünün etkisizleşip etkisizleşmediği konusunda tereddütleri vardı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Paz Ekim 14 2012, 21:33

Kafası karmakarışık olmuştu. Anormal... Aslında bu kelimeye bu kadar takılmaması gerekirdi. O ne zaman normal bir insan olmuştu ki. Küçüklüğünden bu yana parmakla gösterilen bir hayatı olmuştu. Peşindeki Alistar ailesi hayranları. Sürekli peşlerinde olan insanlar. Düşününce gittiği akademi gerçekten bir mucizeydi onun için. Onun gibi prenses gibi yetiştirilmiş bir kız başka türlü yerlerde olmalıydı. Aslında büyük annesine kalsa olurdu da. Neyse ki ailesi bu durumda onun yanında olabiliyordu. Onlar olmasa içindeki vahşi kız çok küçük yaşlarında toprak altında kalırdı. Asla kendini gün yüzüne çıkaramazdı. Ama peki şimdi o kız nerelerdeydi. Kendini çok kötü hissediyordu. Bedeninde gerçekleşen değişim giderek kendini daha fazla belli ediyordu. Parmaklarının arasında gördüğü şeyden giderek daha da rahatsız olmaya başlamıştı. Sanki bir ampule dokunduğunda onun yanmasını sağlayacak elektriği gayet normal bir şekilde üretebilir gibiydi. Bunun neresi normaldi ki. Thomas'ın üzgün olduğunu söyleyen kelimelerini dinledi. Kısa açıklaması yeterli gibiydi aslında ve ne yazık ki haklıydı da çünkü normal değildi.

"Tamam benim takılmam çok aptalcaydı, kendimi hiç iyi hissetmiyorum son bir kaç saattir. Aslında bir kaç gündür. Çok fazla şey oldu... Grey... Her neyse..."

Grey bu sorun sanki şimdi çok uzakta kalmış gibiydi. İkisi arasında bir sorun olmaktan bile çıkmış gibiydi. Tamam hala ortada bir sorun vardı aslında. Ama şu anki durum daha önemli gibiydi. Her an birine zarar verecekmiş gibi hissediyordu kendini. Bunun olmasını istemiyordu. en çokta şu an Thomas'ın canını yakacak olma ihtimali vardı ama bu durumla nasıl başa çıkacaktı. Her halde sevdiği adam dışında ona kimse yardım edemezdi. Onu dikkatlice dinlemeye başladı. Her bir açıklama işine yarayacaktı, işe yaramak zorundaydı. Onu dinlerken çok fazla şey düşündü. Sevdiği erkeğinde tıpkı onun gibi bir yeteneği vardı. caba bu bir kader miydi? Birbirlerini buldukları andan itibaren olan her şeyi düşündü. Taşındıkları gün bile bir sürü olay olmuştu.

"Beni düşünüyor olmanı anlıyorum Thomas ve sanırım haklısın. Bu güçle onu kullanmayı kesinlikle öğrenmeliyim ama sanki kendi kendine hareket ediyor gibi. Yani bu tuhaf gerçekten çok tuhaf"

Tekrar gözleri parmaklarının arasına kaydı. Nasıl kontrol edecekti. Ona öncelikle hükmetmesi gerekirdi muhtemelen. Önce eline geçirmeli sonra da eliyle gücünü oynatmalıydı. Sıkkın bir yüz ifadesi ile yanmaya devam eden ağaçlara takıldı. Eğer bu onun gücüyse en az kendisi kadar tehlikeliydi. Ne kadar öfkeli olduğunu şu an daha iyi anlıyordu. Kendisinin garip duygu değişimi bu çarpmaya neden olmuştu. Alevler yavaş yavaş yok olurken Thomas'ın hareketlerini izledi. Gücünü kontrol ettiği belliydi. Bun oda yapabilirdi. Tekrar konuşmaya başladığında gücü kontrol etmek için ihtiyacı olan anahtar kelimeyi almıştı. Sakin olması gerekiyordu. Bunu yapabilirdi. En azından kendini kontrol eden bir yapısı oluşmuştu. Hepsi büyük annesinin yüzündendi ama başka çaresi yoktu. Derin bir nefes aldı. Tüm her şeyi o kötü anları aklının bir köşesine itti. bir şeye odaklanması gerekiyordu ki onu bulmak için zorlanmadı. Sevdiği tam önündeyken ondan başka bir şey düşünmemesi bunu kesinlikle sağlardı. Ellerine bakarak odaklanmaya başladı. Kalbindeki sevgiye adadı kendini. Tüm o kıvılcımlar yok olduğunda hem sakinleşmiş hem de kısmen tuhaflığı üzerinden atmıştı. Tutkulu bir bakı atarak Thomas'a yaklaştı. Onun gözlerinin içine bakıyordu. Tedirgin bir şekilde de olsa yanağına dokundu. Her hangi bir çarpma belirtisi göstermemişti. Ona daha fazla dokundu ve daha fazla sokuldu. Bedenleri birbirine çok yakındılar oldukça fazla yakın. Dudaklarını önce Thomas'ın yanağına değdirdi ve masum bir öpücük kondurdu. Sonra dudaklarına doğru ilerledi. İlk temasın ardından masum öpücük yerini tutkuya bıraktı. Ona sıkı sıkı sarılmıştı. Öpüşmeleri noktalandığında gözleri buğulanmış bir şekilde onu izliyordu.

"Bugün için tekrar özür dilerim sevgilim. Aramızda bir sorun olsun istemiyorum Grey konusu kapanacak bir daha senden hiç bir şey gizlemeyeceğim sende benden sevgilim. Birbirimiz hakkında öğrenmemiz gerekenler var. Örneğin benim ailemle ilgili gerçekler. Prenses görünüşüm aslında sadece görünüşten ibaret değil mesela ne yazık ki..."

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Ptsi Ekim 22 2012, 19:45

Thomas grey ismiyle gözlerini devirip derin bir nefes aldı ve içinden ona kadar saymaya başladı. O adamın adı bile sinirlerini zıplatmaya yetiyordu. Sakin olmalıydı eğer bir öfke kontrol sorunu daha yaşarsa istemeden insanlara zarar verebilirdi ve bunu istemiyordu mantığını kaybetme noktasına gelmek asla istemediği bir şeydi. Onu orda gebertmemek için kendini zor tutmuştu ama arabası alevler içinde kaldığında yüzündeki ifadeyi izlemek oldukça eğlenceliydi. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi o anı hatırlayınca genel olarak gücüne bir lanet gözüyle baksa da kabul etmesi gerekiyordu ki çoğunlukla çok işine yarıyordu. Katnissin gücün kendi kendine hareket etmesiyle ilgili söylediklerine gülümseyerek ''Kontrol altına almayı öğrendiğinde kendi kendine hareket etmeyecek tabi öfke kontrol sorunları yaşamadığın ve duygularını kontrol altında tutabildiğin sürece'' dedi. Ardından bununla ilgili kısa bir açıklama yaptı. Gücünü bu şekilde öğrendiği için şanslıydı en azından yanlışlıkla istemeyerek birilerini öldürmemişti ne yazık ki Thomas katniss kadar şanslı değildi bu konuda. Onun gücünü fark etme aşaması tam bir felaketti. Çok fazla insan zarar görmüştü Thomas olayı fark edip kontrol altına alması gerektiğini anlayana kadar ve çok fazla insan ölmüştü Thomas gücünü kontrol etmeyi öğrenene kadar. O zamanları düşündükçe rahatsız oluyordu. Tüm bunları geride bırakmak için çok uğraşmıştı şimdiyse hiç olmaması gereken bir anda olanları düşünüyordu. Düşüncelerini kafasından sonsuza dek atmak istercesine başına iki yana salladı. Şuan bunları düşünmek ve hatırlamak istemiyordu şuan düşünmek istediği tek şey sevgilisiydi.Katniss’in ona doğru gelmeye başlamasıyla düşüncelerinden tamamen sıyrılıp tüm dikkatini sevgilisine verdi.

Hala arabasına yaslanmış bir vaziyette duruyordu. Gözlerindeki sakinliği görebiliyordu. Olayları çabuk kabullenmişti. Thomas’a göre oldukça çabuk hem de ve itiraf etmeliydi ki bundan etkilenmişti. Katniss’in çekingen bir şekilde tereddütle elini thomasın yüzüne doğru götürdüğünü fark etmesiyle gözlerini katniss’in gözlerine dikerek gülümsedi. Hayır yeniden çarpılmaktan korkmuyordu. Evet çarpılabilirdi ve canının çok yanacağı da bir gerçekti ama başka bir gerçek varsa oda katniss’in güçlerini kontrol altına alması gerektiğiydi ve tabi thomas’ın da buna yardım etmesi gerekiyordu. Kendini yeni bir çarpmaya daha elinden geldiğince hazırlamıştı ama beklediği olmamıştı. Katniss gücünü etkisiz hale getirmeyi başarmıştı sevgilisine gülümseyerek ''Çabuk öğreniyorsun sevgilim'' dedi. Thomas yanağında katniss’in tatlı dudaklarını hissedince yüzündeki gülümsemesi daha da artsa da ne kadar yakın olduklarını fark ettiğinde gülümseme resmen yüzünde donmuştu. Zaten gereğinden hızlı atan kalbi şuan yerinden fırlayacakmış gibi daha da hızlı atmaya başlamıştı. Düşünceleri havada asılı kalmış gibiydi. Dünyadan soyutlanmıştı. Katniss’in nefesini yüzünde hissetmek tuhaf hissettirmişti ama sevmişti bu duyguyu. Gözlerini o güzel gözlerinden bir an olsun ayıramıyordu. Kaybolup gitmişti o gözlerde. Yüzümdeki gülümsemeyse silinmiş yerini ifadesiz bir surata bırakmıştı yine de gözlerinden katniss’e duyduğu aşk ve sevgi kolaylıkla anlaşılabiliyordu. Katniss’in dudağına kondurduğu ufak öpücükle beraber elini katniss’in beline dolayarak onu daha çok kendine çekti ve tutkulu bir şekilde onu uzun bir süre öptü. Katniss’in söyledikleri karşısında bir süre şaşkın gözlerle sevgilisine baktı sonra gülümseyerek ''Evet sanırım uzun uzun konuşmamız gerek bu konuda bu arada en kısa zamanda ailenle tanışmakta istiyorum. Gerçi hoş bir tanışma olacağından şüpheliyim sonuçta onların gözünde damat benim gözümde ölmeye aday kişi olan grey’e yumruk attım. Her neyse sen istersen bana bu prenseslik konusunu açıklamaya başla sonra belki bende sana benim hayatımdan bahsederim ama önce senin hayatın '' dedikten sonra kısa bir öpücük kondurdu katniss’in dudaklarına sonra gülümseyerek ''Evet sevgilim dinliyorum'' dedi.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Ptsi Ekim 22 2012, 22:43

Ona dokunma dan önce gerçekten endişelenmişti. Canını yakacak olmanın korkusu tüm benliğini ele geçirmişti sanki. Ama o içindeki anlam veremediği gücü durdurabilmeyi başarmıştı. Tıpkı sevgilisinin ona söylediği gibi deneyerek başarmıştı ya da sadece fazla şanslıydı. Şimdi ise ona dokunabilmek hiç olmadığı kadar mutlu ediyordu onu. Dudaklarının birbirine değmesi ile mutluluk katlanarak arttı. Öncelikle masum bir öpücüktü bu ama Thomas'ın onu belinden tutup kendine çekmesi ile giderek ateşlenen bir tutkuya bırakmıştı kendini. Öpücük giderek tadına doyulmaz bir hal aldığında nefes nefese kalmış bir halde ondan uzaklaştı. Ama hala çok yakınlardı. Gözlerinin içine bakarak kendini kaybedecek kadar. Bir anda dalmıştı onun gözlerine söyleyecek şeylerin çözümlenmesi gerekenlerin olduğu bir durumda gerçekten kaybola bilmişti. Yine de kendini çabuk toparladı. Ondan yine özür dilemişti. Kendini kötü hissediyordu. Aslında amacı ondan bir şeyleri saklamak değildi. Sadece ona söylememişti işte nedenin bile bilmiyordu. Tek bildiği bu olayı kendi başına çözebilecek olduğunu düşünmesiydi. Elinde olmayan ve asla hesaba katmadığı şey ise Grey'in duyguları olmuştu. Hala inanamıyordu ya da sadece kabul etmek istemiyordu. Bu kadar kördü. bunları bir kenara bırakarak Thomas ile konuşmaya çalıştı. Cümlesi yarım yamalak bir şekilde bitmişti. Prensesliği, ailesi, Grey gerçekten konuşulması gereken ve uzun hikayelerdi. Ama aynı şekilde Thomas'ı da dinlemek istiyordu. Onu daha da yakından tanımak istiyordu.

Thomas'ın şaşkın bakışlarını hissederek bir anda kızardığını hissetti. Sevgilisinin prensese çok yakın bir rütbede olması her zaman bir insanın başına gelmezdi tabi. Gülümsemesini gördüğü anda ise rahatladığı hissetti. Yüzü gülerken gerçekten çok tatlı görünüyordu ve dudakları. Acaba tekrar tadına bakabilir miyim? Diye düşünmeden edememişti. Sevgilisi konuşmaya başlar başlamaz onu dinlemeye çalıştı. Ama kendini bir türlü odaklayamıyordu. Dudakları sanki beni öp diyordu. Onun söyledikleri ise sadece bir vızıltı gibi gelmişti. Sonra bir anda kafasını salladı. " Kendine gel Katniss". Komutun ardından onu dinledi. Ailesi ile tanışmak istemesi onu hem mutlu hem de biraz kafasını karıştırmıştı. Tabi istemediği için değil, anne ve babasının onu kabul edeceğini düşünüyordu. Ama önünde koca bir engel vardı,Claudia. Derin bir nefes alarak Thomas konuşmasını tamamladığın da ne söyleyeceğini şöyle bir kafasında toparladı.

"Öncelikle bana hak vermen güzel canım. Ailemle tanışmaya gelince elbette onlarla tanışmanı bende çok isterim. Grey konusunu kafana takma anne ve babamın bunu kafaya takacağını sanmıyorum. Ama bu durumdan ötürü sinir krizi geçirecek birini tanıyorum, Claudia. O benim büyük annem"
Sonra derin bir nefes aldı. Prense olma konusu karmakarışıktı. Aslında alistar ailesinin kendisi tamamen bir karmaşaydı. Ama ona anlatması gerekiyordu. Ondan bir şey saklamayacağına sair söz vermişti ve bunu tutacaktı. tutmak zorundaydı.

"Benim ailem yani Alistar ailesi. İngilterenin en önce gelen ailelerinden biri ve benim konumunda bir prensese gerçekten eş değer. Zaten böyle olmamın nedeni de bu. Büyük annem o her şeyin kontrolünü elinde tutma konusunda oldukça beceriklidir. Zaten görüntümün çoğu zaman nedeni de o. Ben bir sürü eğitim aldım.Bir leydi olabilmek için ve benim sevgili büyük annem benimi için en uygun prensin Grey olduğunu düşünüyor. Bense... Onu çoktan... Bulduğumu düşünüyorum... Yani seni"

cümleyi kıpkırmızı bir yüz ifadesi ve takılma şeklinde tamamlayabilmişti. Ama düşündüğü bundan ibaretti. Gerçekten kalbi doğru kişiyi bulduğu konusunda o kadar çok ısrar ediyordu ki. Ona karşı ya da duymazdan gelmek pek mümkün görünmüyordu.

"Eh aşkım sende kendinden bana biraz bahset. Ama önce oturalım arabaya yada ateşinden etkilenmemiş ağaçlardan birinin dibine."



_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Randevu   Çarş. Ekim 24 2012, 04:10

Thomas gözlerini katniss’in gözlerinden bir an olsun ayırmıyordu. Aslında şuan konuşmaktan çok katniss’i öpmek istiyordu ama onunda dediği gibi konuşmaları gereken şeyler vardı. Birbirlerinin hayatları hakkında öğrenilmesi gereken ciddi konular bu yüzden gözlerini dudaklarına kaydırmamak için büyük çaba sarf ediyordu. Ona bu kadar yakın olmak düşüncelerini toparlamasını engelliyordu. Ondan başka bir şey düşünemiyordu ki… Onun o güzel gözlerinde kaybolmuştu. Yüzünde bir gülümsemeyle onu izliyordu. Aralarındaki tüm problemler ortadan kaybolmuş gibiydi. Tamamen sorun olmaktan çıkmasa da sonradan gündeme gelmek için bir süreliğine ortadan kaldırılmıştı. Katniss’in nefesini hala yüzünde hissetmek ve ona bu kadar yakın olmak garip hissettiriyordu. Katniss’in konuşmaya başlamasıyla zorda olsa kendini toplayıp onu dinlemeye başladı. Bu grey konusu fark ettirmese de fazlasıyla canını sıkıyordu ve şu büyük anneye de şimdiden büyük bir antipati duymaya başlamıştı çünkü yanlış anlamadıysa Katniss’in hayatını yönlendirmeye hatta onu o geri zekalı herifle evlendirmeye çalışan yegane kişi oydu. Muhtemelen katniss’in büyük annesi o grey denen ölmeye gönüllü kişiyi desteklediği için thomas’a karşı çıkacak ve bu ilişkiyi kesinlikle onaylamayacaktı ama ondan onay isteyen kimdi ki? Thomas şimdiye kadar hayatını başkalarının yönetmesine ya da yön vermesine asla izin vermemişti bundan sonrada vermeye niyeti yoktu. Yani bu durumda katniss’in o çok sevgili büyük annesi onların ilişkilerine asla karışamayacaktı. En azından sırf o istemiyor diye katniss’ten ayrılacak değildi. Gülümseyerek ''En azından annen ve baban grey konusunu sorun etmeyecek buda bir şeydir. Büyük annene gelince onun sinirlerini bozmak istemezdim ama seni grey’e ya da başka birine bırakacak değilim. Seni seviyorum ve bırakmaya da hiç niyetim yok.'' Dedi. Katniss’in belinden tutup kendine çekerek dudağına küçük bir öpücük bıraktı ve onun o tatlı dudaklarından başka bir şeye odaklanmak çok zor olsa da gösterdiği büyük çabalar sonunda onun dediklerine odaklanmayı başararak onu dinlemeye devam etti. Sevgilisinin oldukça soylu bir aileden geliyor olduğunu tahmin etmişti zaten ama böyle bir şeyde beklemiyordu doğrusu. Katniss diğer kızlara göre fazla prensesimsiydi. Kıyafetleri davranışları arada asi yanı baskın çıkıp farklılık gösterse de genelde hep ailesinin ya da düzeltiyordu büyük annesinin istediği gibi biri olmaya özen gösteriyordu buda tam bir prenses gibi davranıp giyinmesi demek oluyordu ki şimdi bunu neden yaptığını anlamıştı. Ailesinin soylu olması tabii ki bir sorun değildi. Sorun büyük annesinin katniss’in hayatını yönlendirmek istemesiydi ki bunu bundan sonra pek yapabileceğini sanmıyordu çünkü buna izin vermeyecekti. Grey’e söyledikleri konusunda ciddiydi asla bir düğün olmayacaktı. Katniss’in onunla evlenmesine izin vermeyecekti. Onu seviyordu ve ondan ayrılmak istemiyordu. Hem belki katniss kadar soylu bir aileden gelmiyor olabilirdi ama oda saygın bir ailenin oğluydu ve aynı zamanda da ülkenin en zengin ailelerinden biriydi.

Sosyal statünün bu yüzden çokta sorun olacağını sanmıyordu ama katniss’in büyük annesinin yine de problem yaratacağını biliyordu. Tabi sevgili amcası da bu konuda büyük sorunlar çıkaracaktı biliyordu. Katniss her ne kadar soylu ve zengin bir aileden de gelse amcasının Thomas için farklı planlarının vardı biliyordu. Thomas’ın henüz tam olarak çözemediği planlar. Katniss’in Büyük annesinin grey’i prens olarak görmesine sinirle gülümsedi tabi kurbağa prens gayet rahat olabilirdi ama kesinlikle onu öpüp prense çevirecek ve sonra da onunla evlenerek mutlu mesut yaşayacak prenses katniss değildi. Bu güzel prenses Thomas’ın prensesiydi. Bir gün biriyle evlenecekse de thomas’la evlenecekti. Katniss’in sonraki cümlesiyle sinirli gülümsemesi yerini tatlı bir gülümsemeye bıraktı. Katniss’in gözünde onun prensi Thomas’tı başkalarının ne düşündüğü önemli değildi. Katniss’in bu sözleriyle kalbi deli gibi çarpmaya başlamış ve içini tarifi imkansız bir mutluluk kaplamıştı. Diğerlerinin ne düşündüğü önemli değildi. Önemli olan katniss’in düşünceleriydi. Gülümseyerek katniss’in yanağından öptü ve ''Senin soylu bir ailenin üyesi olduğunu tahmin etmiştim ama doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir şeyi beklemiyordum. Yine de sosyal statüler umurumda değil sen benim prensesimsin ve ben kalbimin sahibini beni kendine aşık etmeyi başarmış bu güzeller güzeli prensesi kimseye bırakacak değilim. Eğer bir gün illa bu güzel prenses biriyle evlenecekse o evleneceği kişi kesinlikle benden başkası olmayacak. Bu konuda diğerlerinin ne düşüneceğini umursamıyorum. Grey denen kurbağa prenste kendine yeni bir prenses aramak zorunda '' dedi. Katniss’in kızaran yüzü onu daha da gülümsetmişti. Son sözlerinden sonra gülümsemesi yüzünde donmuştu. Ona kendiyle ve hayatıyla ilgili neler söylemesi gerektiğini düşündü elbet ki doğruyu söyleyecekti ama ona hayatının ne kadarını anlatacaktı? Öfke kontrol sorunu yüzünden hayatını kaybeden masun insanlardan da bahsetmeli miydi?

Düşüncelerinden uzaklaşarak etrafa bir göz gezdirdi ve Katniss’in elinden tutarak ''Haklısın sevgilim'' diyerek onu gözüne kestirdiği bir ağacın altına götürdü. Yere oturup sırtını ağaca yasladı ve hemen yanında oturan güzel sevgilisine baktı. Gözlerindeki merakı görebiliyordu. Söyleyeceği cümleleri biraz düşünüp aklını toparladıktan sonra derin bir nefes aldı ve katniss’in gözlerinin içine bakarak ''Aslına bakarsan benim öyle uzun uzun anlatacağım bir geçmişim yok'' diyerek söze başladı. Nereden başlayacağından tam olarak emin olamasa da sanırım en başından başlamalıydı. ''Senin ailen gibi soylu bir ailem olmasa da oldukça saygın bir ailem var yani vardı. Artık yok. Ailemi bir trafik kazasında kaybettim ve ben o kazada sadece ailemi değil hafızamı da kaybettim.'' Dedi. Kazadan sonraki birkaç günü hatırladı. O ailesinin cenazesinde ağlamamıştı bile. Hiçbir şey hissetmemişti biraz üzüntünün dışında aslında hissedememişti. Onları hayatında hiç görmemişti aslında görmüştü onlar onun ailesiydi ama hatırlamıyordu işte. Thomas’ı geçmişten çekip çıkaran şey katniss’in sesi olmuştu. Gözlerini gökyüzüne dikerek ''Ailem hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. Tıpkı hayatımın 15 senesini hatırlamadığım gibi. Hastane odasında gözlerimi açtığımda adımın ne olduğunu bile hatırlamıyordum. İnsanın kendi adını başkasından öğrenmesi ve kendi hayatını başkalarından dinlemesi garip geliyor.'' Dedi. Gözlerini katniss’in gözlerine dikerek ''Ailemi kaybettikten sonra 1 sene evde eğitim gördüm sonrasında amcam benim eğitimime normal bir okulda devam etmemin iyi olacağına karar verdi ve şuan ki okulumuza kaydımı yaptırdı. Bu arada blake şirketlerinin tek sahibi olmama rağmen doğrusunu söylemek gerekirse işleri daha çok amcama ve sevgili yardımcım katharine’ya yıktığımı kabul ediyorum. Ama ne yapayım sıkılıyorum onların bitmek bilmez toplantılarından uykumu getiriyorlar. Biliyorum ülkenin en çok tanınan şirketini ya da şirketlerini büyük bir sorumlulukla yönetmeliyim ama bence şirketler bensizde gayet iyi idare edebiliyorlar.'' Diyerek gülümsedi.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Randevu   Cuma Ekim 26 2012, 21:07

Ona bunu söylediğine inanamıyordu. Düpedüz benim prensim demişti. Bunu gerçekten dile getirmeyi nasıl becerebilmişti. Yüzünün aldığı ifadeyi hayal bile etmek istemiyordu. Yine de bunca şaşkınlığının arasında dile getirdikleri için mutlu olmuştu. Thomas… Onu gerçekten seviyordu. Kendini bir anda o nefret ettiği masallardan birinin içine düşmüş gibi hissetti. Hani şu güzel, cici prenseslerin olduğu masallar. Elbette yakışıklı olduğu söylenen prenslerin de olduğu… Normalde bu durum onu rahatsız ederdi, böyle bir masalın içinde olduğu için. Ama şimdi Thomas’ın onun prensi olduğu bu masal onu rahatsız etmiyordu. Masalları bir peri masalı da sayılmazdı üstelik tabi o da cici bir prenses. Her hikâyede olduğu gibi kötü karakterleri bile vardı, Claudia. Büyük annesi, onların bir araya gelmemesi için elinden gelen her şeyi yapacaktı, hatta daha fazlasını. Üstelik başlarındaki tek kötü büyük annesine de değildi. İşin içinde birde Grey vardı. En çok onun yapacaklarını kestirememekte onu rahatsız ediyordu. Grey, çocukken oyunlar oynadığı sevdiği arkadaşı şimdi karşısına damat adayı olarak çıkmıştı. Küçükken çok fazla vakit geçirmişlerdi, yılar geçtikçe birbirlerinden kopmuşlardı. Sadece toplantıdan toplantıya görüşmeye başladıkları için pek fazla konuşma fırsatları da olmamıştı. Sırf bu nedenle onun artık nasıl biri olduğunu bilmiyordu. Bildiği tek şey değişmiş olduğuydu, o artık onun için bir yabancıdan ibaretti. Söylediklerine bakılırsa da baş belası olmaya devam edecekti. Ne yazık ki…

Thomas konuşmaya başlayınca kendi yarattığı masal dünyasından gerçek dünyaya adım attı. Biri gerçek diğeri yalan gibi görünse de aslında oda gerçek bir hikayeydi işte. Ona baktığı ilk anda yine kendini dudaklarına bakarken yakaladı. Dinliyor olsa da duymakta zorlanıyordu. Sonunda odaklandığında ise duyduklarına gülümsedi. Sevdiği erkete onu bırakmayacağını söylüyordu. Şu an bundan daha mutlu olabilir miydi? Olacağını sanmıyordu. Bir anda ona yeniden aşık oluyormuş gibi hissetti kendini. Onun tutuşu ile bedenleri birbirlerine yaklaşmıştı ve dudakları buluştuğunda ona tüm sevgisiyle karşılık verdi. Öpücük mutlu etmişti onu tek kötü yanı kısa sürmesiydi. Ona hala öylesine açtı ki. Saatler geçse bile doyacağını sanmıyordu. Thomas yine konuşmaya başladığında duydukları hem mutlu etmiş hem de onu utandırmaya yetmişti. Yine kıpkırmızı bir yüzle ona baktığına emindi. Onun ağzından prensesi olduğunu duymak bunu istese de duymayı beklememişti.

“Beni gerçekten mutlu ettin sevgilim. Senin böyle düşünüyor olman o kadar güzel ki. Ayrıca söylediğim gibi Grey ile evlenmeye asla niyetim yok. Haberi ilk duyduğumda da aklıma ilk sen gelmiştin. Ben seninle olmak istiyorum onunla değil”

Dile getirdiği aşk dolu kelimelerin ardından ona bakmaya başladı. Ellerini yanaklarına koyduktan sonra gözlerinin içine bakıyordu. İçindeki sevgisi ışıl ışıl parıldayan gözlerinden o kadar belli oluyordu ki. Kalbinde taşıdığı sevgiyi somut hale getirmek istercesine dudaklarını öpmeye başladı. Yanağındaki elleri yavaşça saçlarına doğru gitmişti. Onu kendine daha çok bastırarak ateşli bir şekilde onu öpüyordu. Ama sonra istemeye istemeye öpücüğü yarıda kesti. Çünkü artık dinleme sırası ondaydı. Artık o sevgilisi hakkındakileri öğrenecekti. Başını sevdiği erkeğin omzuna koyarak onu dinlemeye başladı. Duyduğu ilk cümle sonrası başını iki yana salladı. Kısa ya da uzun bir hikaye olması fark etmezdi. Sadece onun hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordu. Onu dinlerken ailesini öğrendiğinde ister istemez üzgün bir ifade oluşmuştu yüzünde ve aynı anda oturuşunu değiştirerek ona bakmaya başladı. Ama tek bir kelime dahi etmedi. Tüm anlatacakları bitene dek onu sabırla dinledi. İçtenlikle kurduğu her cümle de ona biraz daha hayran kalmıştı. Tıpkı onun gibi dürüstlükle ona cevap verdiğini biliyordu ve bu onu mutlu ediyordu. Çünkü bildiği bir şey vardı. Bir insan ailesini anlatacak kadar her hangi bir insana sevse dahi güvenemezdi. Gözlerinin içine bakarak bir parmağını onun dudaklarında gezdirerek konuşmaya başladı.

“Ailen için çok üzüldüm sevgilim ama aynı şekilde o kazadan senin sağ salim kurtulmana da çok sevindim. Diğer türlü seninle asla tanışma şansına erişemeyebilirdim. Böyle bir şeyi düşünmek bile o kadar kötü ki. Ayrıca aile statüleri senin zengin olup olmaman da umurumda değil. Ben beyaz atlı prensini bekleyen cici bir prenses değilim. Her ne kadar büyük annem öyle görüyor olsa da, sen benim sevgilimsin. Sen yanımda olduğun sürece başka hiçbir şey umurumda değil.”



_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Randevu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sacrifice Sahili-
Buraya geçin: