AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yeni bir lanet

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Yeni bir lanet   Perş. Eyl. 13 2012, 00:27

Phin elinden geldiğince hızlı kullanıyordu arabayı. Caitlyn’in evine giderken onun evinde olup olmadığıyla ilgili bir kaygısı yoktu. O cadı eğer ölüm kalım meselesi yoksa evinden dışarı çıkmazdı. Lazım olan her şeyi birkaç büyüyle halledebileceğinden dolayı lüzum görmüyordu dışarıya çıkmaya. Arabası onu hiç bu kadar boğmamıştı. Bu normal değildi aslında bugün hiçbir şey normal değildi. Farkında olmasa da olanları düşündükçe direksiyonu her geçen saniye daha çok sıkıyordu. Tüm sinirini yollardan çıkarmak istercesine araba kullanırken zavallı direksiyonda payına düşeni alıyordu phin’nin öfkesinden. Derin bir nefes aldı ve düşünmeye başladı. Neler yapabileceğini düşünüyordu. Kahretsin neden her şey üst üste geliyordu ki? Her ne yapacaksa olaylar medyaya sızmadan önce yapmalıydı. Bu yüzden fazla zamanı yoktu biliyordu. Tanrı korusun eğer olaylar medyaya sızarsa işler daha da içinden çıkılamaz bir hal alırdı. Onlarca hatta milyonlarca kişinin hafızasıyla oynayamazdı sonuçta ya da oynayabilirdi emin değildi. Yine de olayların o kadar büyümesine gerek yoktu. İlk etapta kliniği halletmeliydi. En kolay kısım orasıydı. Sonra şu ailelerin kimler olduğunu öğrenip beyinleriyle oynamalıydı.

Güvenlik kameralarıyla da ilgilendikten sonra oradan polisleri halletmeye giderdi. Gözleri yanında baygın olan kıza takıldı ve derin bir nefes aldı. Tabi her şeyden önce scarlett’ı caitlyn’e emanet etmeli olanları ona da anlattıktan sonra neler yapacağından ayrıntılı bir şekilde caitlyn’e bahsedip onun fikrini de aldıktan sonra harekete geçecekti. Ha tabi birde scarlett’ın ailesini ziyaret edip onlara da derin sevgi ve saygılarını sunduktan sonra onların beyinleri ve anılarıyla da bir güzel oynamayı ihmal etmeyecekti. Bu durumda scarlett’ı tekrar evine göndermenin iyi bir şey olup olmadığını bilmiyordu. Her şeyi düzelttikten sonra aranan bir suçlu olmayacaktı ve ailesinin yanına geri dönebilecekti eğer isterse ama onu toparlamaktan çok dağıtmayı başaran bir ailenin yanına onu geri gönderme fikrine nedense sıcak bakmıyordu. Kendi kendine saçmalama phin ailesinden başka kimi var ki tabiî ki evine dönecek başka nerede kalacak ki dedi. Sonra aklına gelen saçma fikri kafasının geri planına itmeye çalıştı. Yok artık o kadarda değil diye düşündü. Tamam koruma iç güdüsü yüzünden sürekli kızın iyiliğini düşünüyordu ama bu kadar da fazlaydı. Yani bir an için onun phin’in evinde kalabileceğini düşünmek saçmaydı. Phin’in evinde güvende olmaktan çok tehlikede olurdu. Birkaç saniye sonra istemeye istemeye de olsa aslında en güvenli yerin kendi yanı olduğunu itiraf etti kendine. Kendini kaybettiğinde onu geri getirebiliyordu ve onun gözünün önünde olması onu korumasını da kolaylaştırırdı.Fakat bu kesinlikle olmazdı. Rose her şeyi yeterince yanlış anlamıştı birde bu durum her şeyi daha da içinden çıkılamaz bir hale sokardı başka bir çözüm bulmalıydı. O bunları düşünürken malikaneye geldiğini fark etti. Arabasını park ettikten sonra hala baygın olan scarlett’ı kucağına alarak malikanenin kapısı çaldı. Çok geçmeden kapıyı açan cadıya bezgin bir ses tonuyla ''Merhaba caitlyn'' dedi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 29

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Perş. Eyl. 13 2012, 01:35

Gözleri bir anda açtığında gözleri gelen ışık nedeniyle kısılmıştı. Gözlerinin ışığa alışması biraz zaman alacak gibiydi. Tapınağın derinliklerinde olduğundan bu kısıma dışarıdan ışık girmesi mümkün değildi. Bu nedenle etraf bir çok mumla donatılmıştı. Bir çoğu tükenmek üzereydi. Erimiş kısımları bulundukları yerde garip şekiller oluşturmuştu. Gelen ışık bir mum ışığı da olsa gerçekten alışmakta zorlanıyordu. Ne kadar zamandır bu tapınakta olduğunu bilmiyordu. Tükenmeye yüz tutmuş mumları buraya geldiği zaman yakmıştı. Gözlerini alıştırmaya çalışırken bir yandan da kafasını toplamaya çalışıyordu. Girdiği trans onu düşündüğünden daha fazla etkilemiş olmalıydı. Ritüelli gerçekleştirmeye çalıştığı o gün mirai taşları ile baş başa kaldığı zaman kafasında oluşan nedenleriyle kendini buraya atmıştı. Bir şekilde içinde karanlık yanı bastırabilmek için. Artık yok etmesi mümkün değildi bunu bilincinde olduğun dan en azından kendini ele geçirmemesi için zihnini güçlü ve ayık tutması gerekiyordu. Çünkü onu kapalı tutmak için sadece bir tek şansı vardı ve o şansı Morganaya bir adım daha yaklaşacağını bildiği ve perilerini korumak adına yok etmişti. Kırdığı şey yeniden tamir edilecek bir vazo değildi. Kendi zihnini içinde kapalı olan kilitli bir odanın kilidi kırarak içeridekini serbest bırakmıştı, sonsuz karanlığı. İstemese onun bir parçasıydı. Yine de irade her şeyin üstesinden gelebilirdi ve o da bunu kullanarak asla vazgeçmeyecekti. Yıllardır içinde bulunduğu savaşın lideri olarak ona güvenen hiç bir canlıyı yüz üstü bırakamazdı. Yine de bazen ona iyilik meleği gibi davranılmasından gerçekten nefret ediyordu. O bir melek değildi. Tek başına kimsenini haberi olmadan avlanırdı. Karanlık kendi kafesinde hapisken bile yeterince tehlike saçabilirken bu halde daha da tehlikeli birine dönüşmüştü. Derin bir nefes alarak kendini toparlamaya çalıştı. Karmaşık ve kötü düşünceler yaratığı tetikleyen bir şeydi. Olmaması herkes adına daha iyiydi.

Kendine tam anlamıyla geldiğinde toparlanması kısa sürmüştü. Uyuşan bedenine rağmen büyüleri her yeri toparlamasını kolaylaştırıyordu. Sonra ise tapınaktan ayrılmalıydı. Çıkarken girdiğinden farklı olduğunu biliyordu. İçeri ilk adım attığında kaybetmek üzere olan bir Caitlyn vardı. Şimdi ise daha güçlüydü ve tek ihtiyacı evinde sıcak bir banyo keyfiydi. Eve varır varmaz kıyafetlerinden hızla kurtularak küveti hazırladı. Bir yanda da esniyordu. Trans halindeyken de bir nevi uykuda gibiydi. Ama bu uyumak değildi o yüzden kendini günlerdir uyumamış gibi hissediyordu. Küvet yavaşça su ile dolarken küvetin içinde çeşitli bitkilerinden elde ettiği iksirlerini damlattı. Bunların çoğu daha iyi gevşemesini sağlayacak özel karışımlardı. Su yeterince dolduğunda küvetin içine girerek gözlerini kapattı. Bir kaç saniyede uykuya dalmıştı.

Uyandığında hiç olmadığı kadar zinde hissediyordu kendini. Tabi bunun buz gibi olmuş suyun katkısı da olabilirdi. Suyu değiştirip banyosunu tamamladığında straplez krem rengi elbisesini giydi üzerine. Islak saçları ile kendine aynada bakarken oldukça seksi bir cadı olduğunu düşünüyordu ki kapının çalması ile aynadaki yansımasına bakarak kaşlarını çattı. Bugün kesinlikle bir dert olsun istemiyordu. Ama aşağı inmek için merdivenlerden attığı her adımda içinde bir tedirginlik oluşuyordu. Buna engel olamazdı. Hislerini nasıl durdurabilirdi ki. Belki irade ile ama irade sadece gizlemekte işe yarardı. Sonuçta hiç bir şeyi yok sayamazdı. Islak saçları ve elbisesi ile kapıyı açtı. Phin berbat bir halde, ondan daha kötü bir halde görünen kucağında kızla kapısının önünde duruyordu. Kapıyı sonuna kadar açarak onu içeriye davet etti. Phin kızı koltuğa yerleştirirken konuşmaya başladı.

"Siz ikiniz savaştan falan mı kaçtınız bu halinde ne serseri peri gene başına nasıl bir bela aldın acaba?"

Konuşması bittiğinde baygın yatan kıza göz attığında beynini içinde şimşekler çakmaya başlamıştı bir anda. Beynini içinde ikizinin ismi yankılanıyordu. 'Lanet olsun' dedi içinde ve kıza odaklanmaya çalıştı. Kızın yaydığı auradan sihirbaz olduğunu hemen anlamıştı. Phin'in sihirbazı buydu demek diye düşünürken kızın harap olmuş kıyafetleri arasında tam kalbini üzerine denk gelen bir çizgiyi fark etti. Muhtemelen işaretidir düşüncesi ile kıyafeti çok az daha yırtarak dövmeye bakmaya çalıştı. Zaten parçalanmaya yüz tutmuş bu kıyafetle bu evden gitmesine izin veremezdi. Dövmeyi gördüğü anda gözleri irileşerek bir anda olduğu yerde kala kaldı.

"Phin sakın bana onun senin sihirbazın olduğunu söyleme"

Söylediği cümle bir tehditten farksızdı. Resmen dehşete düşmüş bir haldeydi. Kızın bedenindeki işaret onun ailesinin armasıydı. Bu kız Morgana ile onun yaşayan son sihirbazı olabilirdi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Perş. Eyl. 13 2012, 02:58

Phin kapının açılmasını beklerken yorulduğunu hissetti. Birkaç periyle uzun bir boğuşmadan çıkmış gibi hissediyordu kendini. Bir gün içinde çok fazla şey yaşamıştı. Olanları düşünmek bile onu yoruyordu. Tabi bu yorgunluğundaki en büyük etken sevgili baş belası olan sihirbazının onun üzerinde gücünü kullanmasıydı. O gücünü üzerinde ne şekilde kullandığını düşündükçe hala öfkeden deliye dönüyordu. Sevgilisi onu scarlett yüzünden terk etmişti. Hah sihirbazı ve onun baş belası gücü yüzünden terk edilen ilk peri olarak tarihe bile geçebilirdi. Evet kesin geçebilirdi sevgilisinden kontrolden çıkmış sihirbazının yaptıkları yüzünden ayrılan bir peri daha olmadığına emindi bu tür talihsizlikler anca onu bulurdu zaten. Gücünü kontrol edemeyen psikolojisi bozuk bir sihirbaza, her şeyi yanlış anlamaya gönüllü peri bir sevgiliye ve olmadık zamanlarda çeşitli büyüler yapan oldukça güçlü baş belası bir cadıya sahip başka bir peri var mıdır diye merak ediyordu. Ha tabi birde geçmişinden en olmadık zamanlarda ortaya çıkan öldürülme eğilimli periler vardı ki onlarda hayatını karıştırmaya baya meraklılardı. Rose’a kendini nasıl affettireceğini hala bilmiyordu. O onu aslında aldatmasa da rose’un tam tersini düşündüğüne adı gibi emindi. Onun gözünde adi, çıkarcı ve tek gecelik aşklara düşkün pislik biri olduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yoktu. Rose’un sinirinin kolay kolay geçmeyeceğinin farkındaydı ona kendini dinlettirmek zor olacaktı.

Genel olarak böyle bir durumda sihirbazıyla birlikte caitlyn’nin malikânesinde değil de rose’un peşinde olup ona açıklama yapmaya çalışıyor olması gerekiyordu ama sihirbazı insanın kanını dondurabilecek derece de olan itiraflarından sonra bayılmıştı. Ona ne kadar kızgın olursa olsun cadısı onun peşindeyken ve başı bu kadar beladayken onu yalnız bırakamamıştı. Yaşadıklarını öğrendikten sonra ona yaptıkları yüzünden bağıramamıştı bile. İçinde bir şey buna engel olmuştu. Bu aralarındaki bağ nasıl oluyorsa ona olan davranışlarını ve duygularını etkiliyordu bir şekilde. Şuan onun için endişeleniyor olmasını ve üzülmesine başka bir açıklama getiremiyordu çünkü. Rose’un peşinden gidip ona açıklama yapmaktan daha önemli gelmişti sihirbazının güvenliği ve onun iyi olduğunu bilme isteği sonuç olarak buradaydı işte. Kapı açılınca düşüncelerinden sıyrılıp genç ve güzel cadıya bezgin bir merhaba demişti. Genç cadının onu içeri davet etmesiyle içeri girip scarlett’ı koltuklardan birine yavaşça bıraktı. Sonra kendini koltuklardan birine atarak şakaklarını ovalayıp derin nefesler aldı ve kendini konuşmaya hazırladı. Her ne kadar yorgun olsa da yapacak işleri vardı dinlenmeye fırsatı yoktu.

Sevgili sihirbazını demir parmaklıklar ardında görmek istemiyorsa işe koyulmalıydı. Gözlerini aralayıp ona dehşetle bakan caitlyn’i gördüğünde nedense içini kötü bir his kaplamıştı. Sanki bugün ki yaşadığı felaket senaryosu daha bitmemiş gibi bir izlenime varmıştı. Gözlerini caitlyn’nin gözlerine dikerek yorgun bir ses tonuyla ''Emin ol dünyanın en tehlikeli perileriyle ölümcül bir savaşı şuan içinde bulunduğum duruma tercih ederdim. Başıma nasıl bir bela mı aldım bir bakalım. 1.70 boyunda psikolojik sorunları olan genç, güzel ve kesinlikle sinir bozucu olan biri adı da scarlett.'' Dedikten sonra derin bir nefes aldı ve ''Şey maalesef ki o kız benim sihirbazım ama bunu dillendirmesem de olur başıma bela açmaktan başka bir işe yaramadı hayatıma girdiğinden beri ve şuanda büyük bir problemim var. Aslında onun problemi ama onun perisi olduğum için ne yazık ki benim de problemim'' dedi gerilmişti. Caitlyn’nin yüzündeki ifade hiç hoşuna gitmemişti. Her an kötü bir haber verecekmiş gibi duruyordu ve buna bu gün gerçekten hiç ihtiyacı yoktu. Yeterince problemi vardı bir yenisine ihtiyacı yoktu. Gözlerini yere devirerek ''Lütfen bana kötü bir haberin olmadığını söyle çünkü bu gün yeterince felaket yaşadım bir yenisine ihtiyacım yok.'' Diyerek soran gözlerle caitlyn’e baktı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 29

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Perş. Eyl. 13 2012, 13:42

Bu işareti görmeyeli ne kadar uzun zaman olmuştu. Her halde bin yıldan fazla bir süredir bu işareti görmemişti. Ailesinin amblemini. Tüm işaretler ve şekiller, hatta rengi bile ailesinin karanlığa ne kadar yakın olduğunu gösteriyordu. İlk bakışta üzerindeki renkleri görmek imkansızdı. Siyahtan başladı. Sonra tam ortasında siyah alevler ile yanan bir kalp fark edilirdi. Kalbin ortasına bir hançer saplanmış ve akan koyu renkteki kan. Ona bakmak bile içindeki tüm tedirginliği en üst seviyeye çıkarmaya yetiyordu. Babasının ailesinin yaptıkları yüz yıllar boyunca cadıları bile korkutmayı başarmışlardı. Çünkü tüm kara büyü ayinlerinde her zaman bir kurban verilirdi. Bu kurbanın kim olduğu kesinlikle fark etmezdi. Önemli olan tek şey büyünün aktifleşmesi ve daha fazla güçtü. O bunların bir çoğunu annesinden dinlemişti. Kaçmalarının sebebi de buydu aslında. Babası artık onları koruyamayacak kadar zayıflamıştı. Büyük annesinin lanetleri yüzünden ve onlar kaçarken Morgana büyük annesinin yanında kalmıştı. Bir gece önce herkesten gizli gerçekleştirdiği lanet Morgananın transa girmesini sağlamıştı. Onu ne kadar uğraşırsa uğraşsın uyandırmayı başaramamıştı. Sessizce annesinin yanına kaçarken ikizinin orada yaptığı en büyük hata bu olmalıydı. Aralarında çok güçlü bir bağ olmasına rağmen o gün ikizini terk etmişti. ama ailesinin kaçışından habersizdi. Ne kadar garip bir gündü. Babası kızını kurtarmak için lanetlenmiş ve kalan son gücüyle geriye kalan kızını ve karısını kurtarmayı denemişti. Büyük annesi gerçek bir şeytandı ve sonra olanlar...'Lanet'.

Tehditle karışık sorusuna Phin cevap verirken o sihirbazın bedenini inceliyordu. Her bir dokunuş içinde nasıl bir karanlığın barındığını anlamasını sağlıyordu. Muhtemelen sahip olduğu güçte oldukça karanlık olmalıydı. Kızın yaydığı auradan doğrudan etkileniyordu. Morgananın kesinlikle sahip olmak isteyeceği bir sihirbaz diye düşündü. Onunla yapmayı düşündüğü şeyleri tahmin edebiliyordu ve bir şeyden emindi. Bu kız kendini lanetli hissetse de bile sahip olduğu bu güç onun hayatta kalması için gerekli olan şeydi. Morgana çok fazla sihirbaz ve periyi katletmişti hatta cadıları bile. ama bu kız kesinlikle öldürmeyeceği biri olacaktı. Kafasını toparlamaya çalışırken Phin'in söylediklerini bir uğultu şeklinde duyuyordu. Ama yinede anlıyordu. Söylediklerini kabul eden açıklamaları yüzünden hayal kırıklığına uğramıştı. Aslında uğramaması gerekirdi. Phin gibi bir perinin böyle bir sihirbaza sahip olması şaşırtıcı bir şey olmamalıydı. O periyi gerçekten iyi tanıyordu. Anlattığı ve ona anlatmayı tercih etmediği bir çok şeyi aslında biliyordu. Onun da içinde bir karanlık vardı, iyi tarafta olsa da. Aslında elbette böylesi daha iyiydi. Bir asker gibiydi bir nevi. Ön saflara sürülebilecek biri. Güvensizlik verse de en azından Caitlyn'in güvenebileceği biri. Kızın dövmesini daha fazla odaklanmışken Phin konuşmalarını bitirmişti. Caitlyn tek bir kelime bile etmiyordu. Malikanenin içi giderek daha kasvetli bir havaya gömülüyordu. Sessizlik rahatsız edici olmaya başlamışken ayağa kalktı. Hala ıslak olan saçları sırtına yapışmıştı. Elleri ile saçlarını teninden biraz uzaklaştırdı. Bakışları değişmişti. Kontrol etmeye çalıştığı karanlık amblem ile birlikte yeniden tüm gücüyle aktifleşmiş gibiydi. Belki de büyük annesinin bir başka lanetiydi bu. Karanlık bakışlarını arkasında oturan periye odakladığında yüzünde anlamsız bir ifade vardı ama kesinlikle tedirgin edici türden.

"O Morganın sihirbazı Phin sende doğal olarak onun perisi oluyorsun... ve... aynı zamanda benimde..."


Phin'e doğru yaklaşmaya başladı. Sihirbaz öldürülemeyecek kadar değerli olabilirdi belki ama Phin. Morgana onu kullanmaya değer bir peri gibi görebilirdi, belki. Bir anda garip bir sahiplenme ile perisine yaklaştı. Lanet olsun engel olamıyordu. Karanlık tüm benliğini ele geçirmişti. Güç istiyordu. Şu an ona yardıma için gelen iki kişiyi tam bir silah olarak görüyordu. Morganaya karşı güçlü silahlar. Etrafında oluşan aura dalga dalga büyürken kendini dizginleyecek bir şey arası annesi. Gözünün önüne gelmeliydi hemen ama lanet olsun ki gözlerinin önünde büyük annesi vardı. O küçük odanın içinde yaptığı büyünün son kısımlarını gerçekleştiriyordu. Etraf kan içindeydi. Birden öfke ile ağzını açtı.

"Phin"

Sesi çok tuhaf çıkmıştı. Sanki onu bir kaç saniyede öldürebilecekmiş gibi adını söylemişti. Morgananın eline geçmemesi için onun kalbini ellerinin arasında görmek istiyordu. Tam o anda gözlerini kapattı tutunması gereken bir şey vardı ve sonunda istediği gerçekleşmiş bir halde yere çöktü. Gözlerinin kapatıp açtığında daha farklı bir Caitlyn ortaya çıkmıştı. Karanlıktan uzak sakin bir cadı.

"Üzgünüm Phin. Başınıza gelenleri bana tam olarak anlat bende nasıl yardım edebileceğime bakayım"






_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Cuma Eyl. 14 2012, 01:45

Caitlyn’nin ses tonu hiç hoşuna gitmemişti. Sanki ona sakın bana onun senin sihirbazın olduğunu söyleme derken sesinde tehditkar bir hava vardı. Hayır tam olarak tehlikeli ve tehditkar bir havaydı diye düzeltti kendini. Phin’nin bilmediği ama caitlyn’nin bildiği bir şeyler vardı ve caitlyn’nin bildiği şey ya da şeyler her neyse hiç de iyi değildi. En azından öyle görünüyordu sesindeki bu tonun ve gözlerindeki o dehşetin iyi şeylerle alakası olamazdı. İçini kaplayan huzursuzluk her geçen saniye daha da artıyordu. Derin bir nefes aldı ve başına şuan içinde bulunduğu durumdan daha kötü ne gelebileceğini merak etti. Tabii şu scarlett’ın cadısının onu bulması muhtemelen içinde bulundukları durumdan daha kötü olurdu ama sonuçta caitlyn’nin evindeydiler yani böyle bir ihtimal söz konusu dahi değildi. Zaten onu bu yüzden buraya getirmemiş miydi? cadısı her kimse çok güçlüydü ve onu kendi evinde tek başına bırakmak sihirbazını cadısına hediye paketi olarak sunmakla aynı şeydi. Phin yanında olmayacağı ve şu lanet ritüel hala gerçekleşmediği için tamamen korunmasız bir durumda baygın bir haldeyken böyle bir riski göze alamazdı. Caitlyn’nin evi bir sürü büyüyle korunuyordu ve o bu dünyadaki en güçlü cadılardan biriydi üstelik iyi taraftaydı. Phin yokken kötü bir durum söz konusu olduğunda caitlyn onu koruyabilirdi. O güvenebileceği tek cadıydı ve şuan onun yardımına ihtiyacı olduğu da su götürmez bir gerçekti. Phin bir sihirbazı korumaya çalışıyordu hem de onun hayatını fark etmese de mahveden birini bu her ne kadar imkansız gibi görünse de olan buydu. Phin ne kadar güvenilmez ve sorumsuz biri olsa da kafasına koyduğu şeyi mutlaka yapar, verdiği sözü her ne olursa olsun tutardı. Scarlett’a o gün o ormanda onu koruyacağına dair söz vermişti ve her ne kadar birine bağlanma fikrine hala soğuk baksa da bu kızı korumakta kararlıydı. Gerçi bu oldukça zor olacaktı bunun farkındaydı yani cadısı işin içinde değilken bile bu kız yeterince başına bela açıyor ve sorun yaratıyordu. Bela mıknatısı gibiydi resmen iki kişiyi istem dışı öldürüp başına cadısı olmadan da gayet güzel bela açmayı başarmıştı şimdi phin’in onu içine düştüğü bu durumdan kurtarması gerekiyordu ve bunun için henüz ayrıntılı bir plan yapamamıştı. Aklının büyük bir çoğunluğu rose’u düşünürken ve onunla meşgulken onu kurtarmak için detaylı bir plan yapmak hayli zordu doğrusu. Tamamen sihirbazına odaklanmalıydı biliyordu ama yapamıyordu. Düşünceleri dağınıktı ve yorgun bedeni kendini toparlamasına engel oluyordu. Oluşan sessizlik git gide canını sıkmaya başlamıştı. İçinden ''Hadi ama caitlyn söyleyeceğin şey her neyse ne kadar kötü olabilir ki? Söyle ve bitsin bu gerginlik'' dedi.

Tedirginliğini belli eder bir ifadeyle caitlyn’e baktı. Sonunda konuşmaya başladığında duyduğu şeyle resmen şok olmuştu. Nefes almayı bile unutarak büyük bir şaşkınlıkla ''Ne?'' diyebildi. Bu doğru olamazdı hayır kesinlikle doğru olamazdı. Scarlett morgana’nın sihirbazı olamazdı şaka yapıyor olmalıydı değil mi? Phin ve morgana’nın peri olmak bu imkansızdı. Yani tamam kabul ediyordu iyi biri değildi ama iyi tarafta yer alıyordu ve şimdiye kadar hak etmeyen birini sırf zevk olsun diye öldürdüğü olmamıştı. Olmamıştı değil mi? Emin değildi ama olmamış olmalıydı. Şaşkınlığını gizlemeyerek ''Şaka yapıyor olmalısın bu… bu… tanrım bu imkansız yani böyle bir şey olamaz ben şimdi… morgana’nın mı perisi oluyorum? Ve senin perin oluyorum öylemi? Yani scarlett ikinizin sihirbazı ve bende ikinizin perisiyim öyle mi? bu bir şaka olmalı lütfen şaka olduğunu söyle'' dedi. Caitlyn’nin yüzündeki ifadeye bir süre baktıktan sonra şaşkınlıkla ve dehşetle ''Tanrım sen şaka yapmıyorsun sen.. sen ciddisin.'' diyebildi zorlukla. Lanet olsun ki ciddiydi. Scarlett’ı korumaya çalıştığı cadı… o… morganaydı. Buna inanamıyordu gerçekten inanamıyordu. Caitlyn’nin ağzından ismini onun bastıramadığı yada bastırmaya çalışmadığı bir öfkeyle söylemesi onu daha da şaşırtmıştı. Neler oluyordu? Neden öfkelenmişti ki durup dururken? Phin başına büyük bir ağrının saplanmasıyla istem dışı bir şekilde acıyla yüzünü buruşturdu. Bugün yaşadıklarına tepki veriyordu muhtemelen beyni bu yüzden onu suçlayamazdı çok fazla şey olmuştu. Baş ağrısı git gide daha da şiddetlenip dayanılmaz bir hale gelirken caitlyn’nin ona yaklaşmaya başladığını zorda olsa fark edebilmişti. Onun yaydığı aura phin’i tedirgin etmeye başlamıştı. Gözlerinde gördüğü şeyden hoşlanmamıştı bu ona tanıdık geliyordu. Bu bakışlar tıpkı… tıpkı rose’u kaçırdıkları günkü gibiydi. Karanlıktı sadece derin bir karanlık. Sonra her şey çok hızlı gelişmişti. Caitlyn gözlerini kapatmış birkaç saniyenin ardından dizlerinin üzerine düşmüştü. Phin ''tanrı aşkına neler oluyor'' diye mırıldanmış o sırada da caitlyn gözlerini açmıştı. Gördükleri phin’i azda olsa rahatlattı. Artık gözlerinde o derin karanlık yoktu eskisi gibiydi. Caitlyn’nin sözlerini görmezden gelerek ''Sen iyi misin?'' diye sordu. Olanları sindirmek için birkaç dakika sessiz kaldıktan sonra ''Birkaç dakika bana izin ver olur mu morgana’nın perisi olduğumu öğrenmek bu… bu kabul edebileceğim gerçeklik sınırlarını biraz zorluyor olanları anlatacağım ama önce kendimi toparlamam gerek'' dedi. Caitlyn bu isteğini oldukça anlayışla karşılaşmıştı sanki ondan zaten böyle bir tepkiyi bekliyor gibiydi. Phin bir yandan olayları sindirmeye çalışıp yapacağı açıklamayı düşünürken diğer yandan duyduğu korkunç baş ağrısını görmezden gelmeye çalışıyordu. Oluşan derin sessizliği sonunda bölerek ''Scarlett’ın gücü oldukça tehlikeli. O insanların yada düzeltiyorum canlıların yaşam enerjilerini emebiliyor ve aynı zamanda emdiği enerjiyi insanların vücuduna geri verip onların iyileşmesini sağlayabiliyor. Kısacası yaşam ve ölümü elinde tutuyor ama ne yazık ki bunu kontrol edemiyor. Güçleri bazen kontrolden çıkıyor hiç istemediği halde birinin yaşam enerjisini emebiliyor bunu durduramıyor. Sanki transa giriyormuş gibi oluyor ölüm gücünü kullanırken bundan zevk alıyor ve gözlerinde öfke, nefret ve öldürme isteğinden başka bir şey olmuyor kontrolü zar zor ele geçirdiğinde bu yaptığından pişman oluyor aynı zamanda çok üzülüp emdiği yaşam enerjisini geri veriyor. Tabi asla öldürmeden önce durabileceğinin bir garantisi yok ilk karşılaştığımızda beni neredeyse öldürüyordu ve bugün de ölümden döndüğümü söyleyebilirim.'' Dedi ve derin bir nefes aldı.

Yorgun ses tonuyla ''Bugün beni bulduğunda sevgilimle lunaparktaydık biliyorum ben ve lunapark ikisi çok zıt ama rose’a hayır diyememiştim. O çocuklar gibi eğlenirken bende oscarlarlık bir oyunculukla eğleniyormuş gibi yapıyordum tam lunaparktan ayrılmak üzereydik ki scarlett karşımıza çıktı. Berbat görünüyordu. Neler olduğunu öğrenmek için yanına gittiğimde gene kontrolünü kaybetti ve ölüm gücünü ne yazık ki ölümcül bir öpücükle kullanmaya karar verdi ve rose’la ayrılmamıza yol açtı. Eğer orada karşısına ben çıkmasaydım başka bir insanı daha öldürecekti.'' Dedi. Caitlyn’nin gözlerinin içine bakarak ''Asıl problemimiz onun gücünü kontrol edememesi olmakla beraber sorunumuz şu ki scarlett’ın psikolojik sorunları vardı ve güvendiği biri artık o kişi her kimse onu bir anda ortada bırakınca bu olay onun sallantıda olan psikolojisinin köküne dinamit yerleştirmiş ve ailesi de onu kliniğe kapatmaya karar vermişler. Gözlerindeki hangi aile çocuğunu kliniğe kapatır ki sorusunu okuyabiliyorum bende aynı fikirdeyim ama dahası var scarlett daha fazla dayanamayarak klinikten kaçmaya karar vermiş ve kaçmışta ama güçlerini kontrol edemediği için sadece bayıltmak istediği doktoru ve hemşireyi yanlışlıkla öldürmüş.'' Dedikten sonra dayanılmaz bir hal alan baş ağrısına yenik düşmeden önce ''Evet sihirbazım yanlışlıkla iki kişinin katili olmuş. Onu parmaklıklar ardında koruyamayacağıma göre bu işten kurtarmalıyım ama kolay olmayacak. Ha birde tabi dövmesinin sürekli parlaması olayı var morgana onu bulmakta baya ısrarcı iradesine hayran kaldım doğrusu'' diyerek hayranlık kısmını alaycı bir şekilde söylemişti çok geçmeden duyduğu dayanılmaz baş ağrısıyla başını ellerinin arasına alıp sıkarak ''Ahh lanet olsun'' diye mırıldandı. Yüzünden acı çektiği bariz bir şekilde anlaşılıyordu. Sabah aldığı ağrı kesicileri düşünerek şu anki durumunu mantıksız bulsa da bunun üzerinde çok durmayarak planlara geçmeden önce birkaç ağrı kesiciye ihtiyacı olduğunu düşündü.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 29

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Cuma Eyl. 14 2012, 13:50

Karanlık şimdilik uzaklamış gibiydi, ama hala oralarda bir yerde pusuda beklediğini biliyordu. Bir amblem onun içinde bu karanlığı uyandıracak kadar onu nasıl etkileyebilmişti. O sadece bir işaretti hepsi bu, tek başına hiç bir etkisi yoktu ki. Tek yaptığı eski anılarına tetiklemesi olmuştu. O karanlık odada olanlar, gördüğü ve yaşadıklarını hatırlamıştı. O gün orada olanları ikizi ve kendi dışında hiç kimse bilmiyordu. O odadan çıkmayı nasıl başarabildiğine bilmiyordu. Ama çıktığına ve kurtulduğuna sevinemediğini biliyordu. Çünkü ikizinin ardından bırakmıştı. Bu suçluluk duygusu tek bir işaretle ve anıyla iradesini yok ederek onu karanlığın pençesine düşürmüştü. Şimdi ise kurtulduğunda suçluluk duygusu da ortadan kalkmıştı. Çünkü bildiği bir şey vardı, ikizi hakkındaki gerçekler o hep bir şekilde karanlığa daha yakındı. Ailesi onları kurtarmak isterken bile o karanlık odada yaşanacakların engellenemeyeceğini biliyorlardı. Her iki kızlarını da aynı şekilde yetiştirmişler ve aynı şekilde sevgi göstermişlerdi. O karanlık odadan kendi iradeleri ile kurtulmaları için yardım bile etmişlerdi. Ama endişeli bekleyişin sonucunda sadece tek bir kızları çıkmayı başarabilmişti, Caitlyn. Bir aile kendi kızlarını isteyerek bırakamazdı, ama Morgananın yaptığı seçim ortadaydı.

O anıların çukurundan sıyrılmayı başardığında Phin konuşmak için hazır görünüyordu. Söylediği her bir kelime onu şaşırtmayı başarıyordu. Yaşanan olaylar, onun gibi uzun yıllar yaşamamış bir cadıyı şaşırmayacağını düşünenler fena halde yanılıyorlardı. Kızın gücü eşsizdi, hem karanlık hem de aydınlığı barındırıyordu. Bu da onun değerli olduğunu gösteren bir özellikti zaten. Kızın tek bir şansı vardı, oda Morgananın henüz onu bulmayı becerememişti olması ve Phin aracılığında onun yanına getirilmiş olmasıydı. Bunun dışında kız çok fazla şanssızdı, yaşadıkları yaptığı şeyler. Hatta kendi şansızlığını perisine yansıtabilecek kadar güçlü biriydi de. Rose ve Phin'i birbirinden ayırmayı başarmıştı ki, ikisinin gerçekten birbirlerine ait olduklarına tanıklık edebilirdi. Yinede sırf bu özelliklerinden dolayı onların ayrılığı uzun bir zaman dilimi yaşayacaklarını düşünmüyordu, mutlaka eskisi gibi olacaklardı. Şimdi ise sihirbaza odaklanması gerekiyordu. Her şeyi düzeltmeliydi. Etrafta çok fazla etkilenmiş insan vardı, bu iş zor olsa da imkansız değildi. Mirai her şeyi çözebilirdi. Duyduğu hiç bir şeye şaşkınlık dışında cevap verme gereği duymamıştı. Kafasını çalıştırıp bir plan yapmaya çalışıyordu ve sonunda bulmuştu. Konuşmaya karar verdiği anda ise Phin'in acısını hissetti. Hemen ardından ise yaydığı aurayı bu kendi gücü değildi. Sihirbaz uyurken bile gerçek bir tehlike saçıyordu. O farkında bile olmadan gücü Caitlyn'in bedeninde dolaşmaya başlamıştı ve bu yakınında ki tek canlı olan Phin'i etkiliyordu. Gücü etkisiz kılarak Phin'e yaklaştı. Elini alnına koyarak bir büyü mırıldandı. Perinin tüm bedeni tam olarak kendine gelmişti, sihirbazının ondan çaldığı yaşam enerji ile birlikte. Kızın gücü gerçekten çok işe yarıyordu.

"Şimdi daha iyi hissedersin Phin. Sihirbazlarının güçlerini ait olduğu cadılar da kullanabildiği için onun yaşam enerjisi çalan gücünün tersini kullandım ama bundan evvel farkında bile olmadan enerjini emiyormuşum. Bu kız gerçekten tehlikeli ve Morgananın eline düşmemeli kesinlikle."

Sihirbaza yaklaşarak yanına oturup onunda alnına dokundu, aynı periye yaptığı gibi. Kızın içten dışa yenilenmesini sağlamaya çalışıyordu. Ama kız peri kadar iyi durumda değildi. Bu yüzden daha fazla uğraşması gerekmişti. Kızın bedenini yenilerken kıyafetlerden de kurtulmasını sağladı, saçlarını düzeltip yeni kıyafetler giydirdi. Sihirbaz bir nevi baştan yaratılıyordu. Bu işlem bittiğinde gözlerini açmıştı.

"Günaydın genç sihirbaz merak etme burada güvendesin adım Caitlyn ve yalnız değiliz Phin de burada"

Konuşması bittiğinde ayağa kalkarak Phin'i daha rahat görebilmesi için önünden çekildi. Korkmaması için elinden geleni yapıyordu. Sonuçta bilmediği bir yerdeydi ve güvendiği tek kişi Phindi. Ondan uzaklaşmak onu daha kötü etkileyecekti. Phin'in yanına biraz daha yaklaşarak konuşmaya başladı.

"Düzeltilmesi gereken her şeyi ben hallederim Phin. Sihirbazın için gerekli ve değiştirilmesi gereken her detayı. Bugünü benimle geçirmesi iyi olacaktır. Sende hemen Rosemary'e gitmelisin. Daha fazla uzak kalmanıza gerek yok tamamen iyi olduğuna göre önünde bir engelde yok. Sihirbazın benimle güvende"


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Cuma Eyl. 14 2012, 15:26

Acısı içinde giderek büyüyordu, artık katlanılmaz bir noktaya gelmişti. Ama yinede hala kendinden geçmeyi başarmış değildi. Gözleri kapalıydı, bedenini hareket ettiremiyordu. Yine de kontrolden çıkmış gücü etrafında canı olan her şeyin yaşam enerjisinin bedenine depolamaya devam ediyordu. Bu durumda acısının azalması gerekmiyordu muydu? Sonuçta diğer canlılardan aldığı yaşam enerjisi kendi bedenini iyileştirmek ve onarmak için kullanıyordu ya da hiç bilmediği bir yerde toparlanıyordu. Öyleyse neden bu acısı dinmiyordu. Kalbindeki acı eğer bu bir hastalıkla kesinlikle iyileşmesi gerekiyordu. Kalbi sıkışıyor ve nefesi kesiliyordu. Bu durum gözleri tamamen kapanan dek sürdü. Ne zaman karanlığa çekildiğini bilmiyordu. Belki de ruhu artık bu kirli bedeni terk etmeye hazırlanıyordu. Ölmüş olmayı diledi, nefesi kesilmişken nefes almayı bırakmayı diledi.

Gözlerini bambaşka bir dünya da açmıştı. Hiç bilmediği daha önce görmediği bir yerdi. Burası hakkında tek söyleyebileceği buranın dünya da her hangi bir yer olmadığıydı. Mükemmel görünüyordu, sanki cennet gibiydi. Ama o buraya ait olmadığını düşünüyordu, o günahkar bir canlıydı. Cenneti hak etmeyen biriydi, yaptığı iyi hiç bir şey yoktu ki. Sürekli etrafındaki insanların, yaşayan her canlının yaşamını mahvediyordu. Sırf bu yüzden cehennemde olmayı hak ediyordu. Sanki bunları sesli dile getirmiş gibi. Etrafta iyi, güzel olan her şey birer birer yok olmaya başladı. Mavi gök yüzü yerini kızıl bir manzara bırakmıştı. Çevresini kaplayan yeşillik ve ağaçlar bir bir çürüyordu, hızlı bir şekilde. Çiçekler ve havanın etkisiyle etrafta aldığı tertemiz ruhu temizleyen koku bile yerini çürümüş ve kokuşmuş bir koyuya bırakmıştı. Bunlar olurken koşmaya başladı. Nereye kaçabileceğini bilmeden sadece koşuyordu, ta ki görünmez bir bariyere çarpana kadar. Çarpmanın etkisi ile yere düşmüştü ve birden etrafını çember bir alev sarmıştı. Yaydığı ısı rahatsız ediciydi. birden çıkan alevlere hazırlıksız olduğu için alevler ortaya çıkarken kolları yanmıştı. Canı çok acıyordu ve bir ses duyuldu. 'Asla benden kaçamazsın seni bulmama çok az kaldı'. Yine aynı ses kimdi bu kadın neden onu istiyordu.

"Rahat bırak beni kim olduğu bilmiyorum merak bile etmiyorum sadece bırak beni lanet olası"

Haykırışlarına cevap verilmesini bekledi ama beklediği olmamıştı. Alev giderek daha da büyüyor ve ona doğru yaklaşıyordu. Böyle devam ederse ondan geriye sadece yanmış bir ceset kalacaktı hatta ceset bile değil sadece küller. Kadının ona yaptığı bir şeyler vardı, hissediyordu ama engel olamıyordu. Sonra birden alevlerin kaybolması ile bu bağlantı kesilmişti. Etrafındaki her şey yok oluyordu. Yerini derin bir karanlığa bırakırken gözlerini açık tutmakta zorlanmaya başladı ve derin bir uykuya daldı.
....

Uyanmaya çalışırken teninde tatlı bir sıcaklık hissetti, birinin dokunuşunu. Yenilenmek böyle bir şeydi, her halde. Ne korku neden acı hissediyordu. Gözlerini açtığında ise bir kadın gördü. Karşısında saçları ıslaktı ve birden içinde bir korku oluştu. rüyasındaki kadın gelmişti aklına ister istemez. ama konuşma ve ses tonu bu korkuyu hemen ortadan kaldırmıştı. Phin'i görmek kendini daha da iyi hissettirmişti. Ona güveniyordu eğer oda buradaysa kadın haklı olmalıydı. Doğrulmaya çalışırken konuşmaya başladı.

"Benim adımda Scarlett"

Sırtını yasladığı koltuk gerçekten rahattı. Kendine baktı, param parça olmuş kıyafetten eser kalmamıştı. Bu kadın her kimse iyilik meleği olmalıydı. Belki oda iyi bir peridir diye düşündü, Phin gibi. Sonra aralarında geçen konuşmalar yüzünün buruşturdu. Rose Phin'in sevgilisi olan kız ikisinin birbirinden ayırmıştı. Caitlyn hemen gitmesini söylüyordu ve muhtemelen haklıydı da. Onun gitmesi gerekiyordu ve bunu telkin eder şekilde kendide konuşmaya başladı.

"Bence de hemen gitmelisin Phin neden bilmiyorum ama burada güvende olduğumu hissediyorum beni kötü bir yere getirmiş olamazsın perim ve gerçekten üzgünüm, özür dilerim. Ben aranızı bozmak istememiştim gerekirse bende konuşurum ama şimdi yalnız gitmen en iyisi gibi. "


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Yeni bir lanet   Cuma Eyl. 14 2012, 23:34

Şiddetli baş ağrısı her geçen saniye daha da dayanılmaz bir işkenceye dönüşürken phin artık hiçbir şey düşünemiyordu. Duyduğu acıyı görmezden gelmeye başka bir şeye odaklanmaya çalışıyordu fakat lanet olsun ki yapamıyordu. Normalde baş ağrılarını yada diğer acıları görmezden gelmeyi zorda olsa başaran biri olarak bu acıyı görmezden gelememesi sinirlerini bozuyordu. Rose, scarlett, caitlyn, morgana şuan hiçbirini düşünemiyordu ne kadar uğraşırsa uğraşsın düşünebildiği tek şey duyduğu acının giderek daha da katlanılamaz bir hal aldığıydı. Şuan ne birkaç dakika öncesine kadar tuhaf davranışlar sergileyen caitlyn’nin durumunu ne onsuz nefes alamam dediği ama bir yanlış anlaşılma yüzünden ayrıldığı sevgilisini nede büyük sorunları olan katil sihirbazını düşünebilecek durumda değildi. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı ve bu durumdan kurtulmaya çalıştı sonuç büyük bir hiçti. Kendini her geçen saniye daha kötü hissediyordu. Acı yavaş yavaş kaybolmaya başlasa da bu kendini iyi hissettirmemişti. Az öncekinden daha da yorgun hissediyordu kendini ve hala başı ağrıyordu. Caitlyn’nin yanına geldiğini bile son anda zar zor fark etmişti. Gerçekten iyi değildi bu gün etrafında olan olayları takip etmekte zorlanmasının başka bir açıklaması olamazdı.Caitlyn’in elini alnına koymasıyla gözlerini ona dikti ne yapmaya çalışıyordu bu cadı? Endişelenmeli miydi yoksa oldukça rahat mı davranmalıydı emin değildi. Birkaç büyülü sözcük mırıldandığını duydu ve tuhaf bir şekilde kendini iyi hissetmeye başlamıştı. Şaşkın gözlerle caitlyn’e bakarken caitlyn phin’in kafasının ne denli karışık olduğunu anlamış olacaktı ki açıklama yapma gereği duymuştu. Caitlyn’nin sözlerinden sonra ''Scarlett’ı korumak zor olacak biliyorsun değil mi? Bunun morgana ile alakası yok morgana da bir tehlike tabi ama emin ol onu morgana’dan korumak onu kendinden ve kendi yapabileceklerinden korumak daha kolay.'' Dedi.

Kabul ediyordu morgana çok güçlü çok tehlikeli ve çok kötü bir cadıydı ama phin’de kolay lokma değildi. Onu morgana’dan korumak zor olabilirdi ama imkansız değildi. Hem onun kelime dağarcığında imkansız diye bir şey yoktu. Sadece zor başarılabilirdi ve imkansız ise biraz zaman alırdı. Phin caitlyn’nin scarlett’la ilgilenişini sessizce izledi ve bir kez daha onu caitlyn’e getirmekle doğru kararı aldığını anladı. Phin yokken güvende olabileceği tek yer caitlyn’in yanıydı. Bir tek ona güvenebilirdi ve bir tek scarlett caitlyn’in yanındayken içi rahat ederdi. Scarlett’ın tüm yaptıklarına rağmen ona sıcacık bir gülümsemeyle ‘Günaydın’ dedi. Caitlyn’nin söylediklerinden sonra scarlett’a baktı bir süre sanırım caitlyn’nin bir cadı olduğunu göz önüne alırsak bu durumu phin’den çok daha kısa bir sürede ve kolaylıkla halledebilirdi. Üstelik scarlett burada güvendeydi ve gerçekten rose’la arasını düzeltmesi gerekiyordu. Bir yanlış anlama yüzünden onun ellerinin arasından kayıp gitmesine izin veremezdi. Ayağa kalkıp scarlett’a yavaş adımlarla yaklaşırken yumuşak ve güven veren bir ses tonuyla ''Emin olabilirsin tamamen güvendesin. Caitlyn iyi tarafta yer alan güçlü bir cadıdır. Ben yokken seni koruyabilecek tek kişi olduğunu söyleyebilirim.'' Dedi. Scarlett’ın yanına oturup yüzünü okşayarak ''Her şey düzelecek güven bana birkaç gün içinde eski hayatına dönebileceksin caitlyn olanlarla ilgilenecek. Yine de başına gelen onca şeyden sonra eve dönmenin iyi olacağını düşünmüyorum. Ben dönene kadar caitlyn’nin evinde kal olur mu?'' diye sordu.Scarlett’ın tamam manasında tepki vermesiyle onu kendine çekip sıkıca sarıldı ve ''Ben dönünce uzunca bir şekilde ileride neler yapacağını konuşuruz. Senden ritüel’e kadar burada kalmanı istiyorum. Caitlyn’nin evi en güvenli yer bir sürü büyü tarafından korunuyor hem o güçlü bir cadı seni herhangi bir tehlikeden koruyabilir. Seni sık sık ziyarete gelirim.'' Dedi. Ona sarılmayı bırakıp gülümseyerek ''Şimdi gitmem gerekiyor sonra görüşürüz. Kendine dikkat et olur mu?'' dedi. Neden ona bu kadar iyi davrandığını anlamamıştı ama bir şekilde onun her zaman yanında olduğunu bilmesini istiyordu. Kapıya doğru yürürken bir anda durdu ve scarlett’a bakarak ''Ha bir de mümkün olduğunca evden ayrılma bir yere gideceksen de önceden bana haber ver tamam mı? '' dedi. Kapıyı açtı çıkmadan önce caitlyn’e bakarak ''Teşekkür ederim caitlyn her şey için. Sana minnettarım.'' Dedi ve gitti. Şimdi rose’u bulup ona olanları anlatmalıydı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yeni bir lanet
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ÇEKEREK TANIYALIM
» 1000 Kitap Özeti Yeni Link! Tek Tek! Tamamını İndirmenize Gerek Yok!
» MSN ŞİFRESİ KIRMANIN FARKLI BİRÇOK YOLU!!!
» 83 LVL Yeni Skiller Bıçak Atma,Felankor Çıkarma,Tüm Party All Stat 15 vs.
» Dıgımon Yeni

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Evelynn Malikanesi :: I.Kat-
Buraya geçin: