AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İçki ve Dans

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: İçki ve Dans   Cuma Eyl. 14 2012, 23:43


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Eve girerken göz yaşları hala akmaya devam ediyordu. Neyse ki teyzesinin evde olmadığını bilerek daha rahat bir şekilde eve girebilmişti. Şu an hiç kimseye hiç bir şekilde laf anlatacak durumda değildi. Yaptığı tek şey ağlamaktı, kendini aptal gibi hissediyordu. Hızlı adımlarla bir saniyesini bile kaybetmeden merdivenlerden yukarı çıkarak kendini yatağına attı. Yanakları göz yaşlarının kurumasından ötürü yanmaya başlamıştı. Gözleri kıpkırmızıydı ve başı fena halde zonkluyordu. Ağrı gidecek arttıkça içindeki nefrette büyüyordu. Phin, ondan nefret ediyordu. Daha bir kaç saat önce aşık olduğu, sürekli onunla olmak istediği adamdan nefret ediyordu. Aynı zaman da kendinden de nefret ediyordu. Birine güvenmeye bu kadar muhtaç bir zavallı mıydı? Bir anda kalbini ona açmıştı. Üstelik sadece bu da değil ona aşık olmuşu. Şu an kalbini en çok acıtan şeydi bu. Bir kaç saniye evvel ona dokunacak her hangi bir kızı öldüreceğini söylediğinde gerçekten ciddiydi. Bunun düşüncesi bile onu rahatsız ederken Phin'i gözlerinin önünde bir kızla öpüşürken görmüştü. Şaka gibiydi, sanki özel olarak tezgahlanmış bir oyun gibi. Yüzünü yastığa bastırarak olanları sindirmeye çalışıyordu, ama yaptığı tek şey nefesini kesmek olmuştu. Hala ağlıyordu. Ne zaman son bulacaktı bu durum. O güçlü bir kızdı artık ağlamamalıydı. Lanet olsun ondan hem nefret ederken hemde onu nasıl özlemeyi başarıyordu. Kendini kandırıyor olmalıydı, nefret ettiğini kendine sürekli tekrar ederken hala onu deli gibi seviyordu. Bu nasıl bir ikilemdi. İçinden nasıl çıkacağını bilmiyordu. Gömüldüğü yastıktan kendini kurtararak yastığı kafasının altına aldı ve tavana bakmaya başlarken göz yaşlarını sildi. Derin bir nefes alarak tavanda sadece tek bir noktaya odaklanmaya çalıştı. Baş ağrısı hala devam ederken bu biraz zor olsa da transa girmiş gibi sadece bir noktaya bakarken uykuya daldı.

Gözlerini açtığında vücudunu gerdi. Her bir hareketinde kemiklerinden sesler geliyordu. Çok dengesiz bir şekilde yattığı için bedeni tutulmuştu, kendi yatağında olmasına rağmen. Kötü bir kabustan uyanmış gibi hissediyordu. Ama ne yazık ki kabus diye bir şey yoktu. Tüm o yaşadıkları gerçeğin ta kendisiydi. Tekrar ağlamaya başlamadan önce bir şeyler yapması gerekiyordu. Hemen kafasında bir liste tasarladı, listenin en başında sıcak bir duş almak vardı. Üstünde ki kıyafetlerden kurtularak kendini sıcak suyun altına attı. Tüm bedeni rahatlamış ve gevşemişti. Su onu yenileyen bir şeydi belki de bu elementle fazla yakın ilişkide olması onun bu şekilde etkilenmesini sağlıyordu. Uzunca bir banyonun ardından kendini havluya sarınmış çıplak bir şekilde yatağına attı. Duvardaki saate şöyle bir göz ucuyla baktığında saatin neredeyse gece yarısı olduğunu gördü. Zaten eve akşam üstü gelmişti ama yine de çok uyumuş hissediyordu kendini. B,r anda alına Phin'in gelmesiyle ki zaten pek çıkmış sayılmazdı. Kalp ağrısı yeni göz yaşlarına neden üzereydi yüksek sesle kendi kendine konuşmaya başladı.

"Bir içkiye ihtiyacın var Ruby çok çok fazla içkiye demek daha doğru olur. Güçlü ol bunu da atlatacaksın. Giyin süslen ve dışarı çıkıp eğlen. Kalbini kıran adi herifi düşünmene hiç gerek yok"

Bu lafı bir kaç kere tekrar etti, hatta arada hakaretin sınırlarını zorlayan küfürler savurmuştu. BU onu rahatsız etmiyordu aksine rahatlatıyordu ve bu iyi bir şeydi. Saçlarını hızla kurutarak seksi olmak için elinden ne geliyorsa uygulamaya koyuldu. İlk kez kendini bir dişi şeytan gibi hazırlanırken buluyordu. Hiç bir erkeğin hayır diyemeyeceği bir Succubus gibi. yüzünde ağladığı gösteren en ufak detayı bile yok etmişti ve seksi elbisesini üzerine geçirerek ayakkabıları giydi ve evinden ayrıldı. Nereye gideceğini bilmiyordu istediği şey sadece müzik ve içkiydi. Bir anda aklına daha önce davet edildiği bir bar gelmişti. Oraya daha önce hiç gitmemişti ama müziklerin iyi olduğunu duymuştu, içkilerde oldukça iyi olmalıydı. Hızla bara gitmek için arabasına atladı ve orayı çokta aramadan buldu. İçeriye adıma attığında ortamdaki insanlar kendilerini saat henüz erken olsa bile ki bu sadece göreceli bir kavramdı kendilerini kelimenin tam anlamıyla dağıtmaya başlamışlardı.. Barmenin yanına yaklaşarak barın kenarına oturdu. Bir içki söyledi sert bir tane ve içmeye içmeye başladı. Hemen ardından bir tane daha ve bir tane daha o bittiğinde bir tane daha... Kafayı bulmaya başlamışken bir tane daha içki söyledi.

"Çok içmediniz mi?"

"Hayır hiçte değil hatta daha fazlasına ihtiyacım var. Bir şey söyleme sadece içkimi ver"

"Peki siz bilirsiniz"

Barmene tekrar cevap vermedi. Sonuçta onu düşünerek söylemişti ama o bile kendini düşünmüyorken şu an başkasının onu düşünmesine gerçekten ihtiyacı yoktu. İçmeyi bıraktığında kafası güzel bir şekilde dans pistine doğru yürümeye başladı. İçme işini bitirmişti sıra da dans etmek vardı. Kendini müziğin ritmine çok çabuk alıştırmıştı. O dans etmeyi sürdürürken  bir erkeğin ona doğru sokulduğu hissetti. Erkek belinden tutarak onu kendine doğru çekti.

"Birlikte dans edelim mi güzelim?"

Normalde buna cevabı asla olurdu ama şu an nedense rahatsız hissetmiyordu kendini bu erkekle dans edebilirdi. Öylede yaptı. Tabi adam daha fazla ileri gidecek olursa bu halde kafasını koparmak isteyebileceği inkar edilemez bir gerçekti.  


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 01:21

Phin caitlyn’nin evinden çıkar çıkmaz arabasını rose’un evine sürmeye başladı. Belki daha önce eve gidip bir duş alıp giyinmeliydi ama rose’a olanları bir an önce anlatıp onu geri kazanmak istediği için vakit kaybetmek istememişti. Scarlett güvendeydi. Caitlyn o iki cesedi ve diğer insanları halledip scarlett’ın hayatını tekrar düzene koyma işini üstlenmişti. Yani her şey yolundaydı. Henüz tam olarak her şey rayına oturmadıysa bile çok kısa bir sürede her şey düzelecekti. Sihirbazıyla ilgili tüm problemi çözdüğüne göre şimdi rose’a her şeyi anlatıp onu geri kazanmaya uğraşabilirdi. Yolda giderken düşüncelere dalmıştı bir anda. Rose ona inanır mıydı acaba? Ya da açıklamasını dinler miydi? Sinirinin geçtiğini düşünmek gibi bir gaflette asla bulunmamıştı genç peri. Rose onu gördüğünde suda boğmaya bile kalkabilirdi belki ama onu dinlemek zorundaydı. Rose’u kaybedemezdi. Onu bir hiç yüzünden kaybetmeye katlanamazdı hayır kaybetmeyecekti. Ne olursa olsun rose’a olanları açıklayacak ve onu inandırmak içinde her şeyi yapacaktı. Hatta isterse scarlett’la bile yüzleşebilirdi. Scarlett ona her şeyi anlatır ve onun ağzından da olanları dinledikten sonra ona kesinlikle inanırdı. İnanırdı değil mi? Lanet olsun inanmak zorundaydı. Korna sesiyle düşüncelerinden kurtulup kendine geldiğinde farkında olmadan karşı şeride geçtiğini görerek hızlı bir şekilde direksiyonu sağa kırıp kendi şeridine geçti. Az kalsın kaza yapıyordu. Yolun durumuna bakıp gaza biraz daha yüklendi. Bir an önce rose’un yanına gitmek istiyordu. Ondan ayrıldığı gerçeği canını yakıyordu ve buna katlanamıyordu. Rose’un evine geldiğinde büyük bir heyecanla kapıyı çaldı. Bekledi ama açan olmamıştı. Birkaç kez daha çaldı ama sonuç değişmemişti. Evde kimse yoktu. Kapıyı açmadan gelen kişinin kim olduğunu anlayamayacağı göz önüne alınınca phin’in geldiğini anlayıp kapıyı açmaması gibi bir durum söz konusu değildi. Sinirle duvara sert bir yumruk geçirdi. Lanet olsun neredeydi bu kız? Onun nerede olduğunu öğrenmek için açmayacağını bile bile onu birkaç kez aradı ama tahmin ettiği gibi açmamıştı. Büyük bir sinirle arabasına atlayıp bilinçsizce sürmeye başladı.

Bu saatte hangi cehennemdeydi lanet olası kız? Onu bu gün aldatıldığını düşünerek terk etmişti yani şimdi evde olup depresyonda falan olması gerekiyordu ama lanet olsun ki yoktu. Direksiyona bir tane geçirip arabaya ilk gördüğü barın önüne çekti. Bir şeyler içmeliydi yoksa öfkeden çıldırabilirdi. Beyni rose’un evde olmama nedenleri konusunda felaket senaryoları üretirken eve gidemezdi. Kafasını dağıtmalı ve kötü düşüncelerinden uzaklaşmalıydı. Bara gidip en sertinden bir içki söyledi kendine ve gelen içkiyi bir dikişte içti. Aynı içkiden birkaç tane ard arda bitirip kendine bir içki daha söyledi. Barmenin ''Çok hızlı gitmiyor musunuz?'' sorusu üzerine ona öldürücü bir bakış atıp sinirli bir sesle ''Sana ne be adam? Senin görevin içki vermek millete karışmak değil şimdi bana bir içki daha ver'' diye çıkıştı. Barmen bunun üzerine sessiz kalıp genç perinin isteği üzerine bir içki daha koydu phin’nin önüne. Phin öfkeyle saçlarını karıştırıp etrafı izlemeye başladı. Çok geçmeden tanıdık birinin gözüne çarpmasıyla öfkeden deliye döndü ve okkalı bir küfür savurdu. Gördüğü kişi evde olup ayrıldıkları için üzülmesi gereken sevgilisi rose’tu ve ayrıldıklarına üzülmek şöyle dursun bir barda oldukça eğlenerek phin’nin tanımadığı bir adamla oldukça yakın bir şekilde dans ediyordu. Önündeki içkiyi bir dikişte bitirip sinirle yerinden kalktı ve adamla son derece yakından ilgilenen sevgilisinin kolundan tutup kendine doğru çekerek ''Sen ne yaptığını sanıyorsun?'' diyerek kıza çıkıştı. Phin’in gözlerindeki öfke kıvılcımları görmemek imkansızdı. O sırada araya girme aptallığını yapan adama sert bir yumruk geçirdi. Rose’u kolundan tutup sürüklemeye başladı. Buna engel olmaya çalışan canına susamış aptala daha fazla dayanamayarak ''Sevgilime nasıl davranacağımı sana mı soracağım aşağılık herif'' diyerek rose’u bırakıp adama bir güzel girişti. Birkaç dakika sonra korumalar olaya müdahale edip adamı phin’nin elinden zar zor almışlardı. Bu sefer bardan atılan kişi phin’le rose değil de o adam olmuştu. Rose’u kolundan tutup sürükleyerek bara doğru yöneldi. Hesabı ödeyip rose’un çantasını öfkeyle onun eline tutuşturup bardan zorla çıkardı. Barın sokağından çıkana kadar tek kelime etmedi. Sonunsa rose’u bırakarak öfkeyle ''Lanet olsun rose sevgilinden ayrılıyorsun ve daha ilk günden başka bir adamın kollarına mı gidiyorsun gerçekten çok sadıksın bana olan aşkına hayran kaldım doğrusu. Ben yanlış anlaşılmayı düzeltmek için evine gelip seni bulamayınca endişeden deliye dönerken sen barda başka adamlarla eğleniyorsun bana olan aşkın gözlerimi yaşarttı gerçekten'' diye bağırdı.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 02:13

İçkinin etkisi ile başı dönmeye başlamıştı. Kahretsin aslında içmemesi gerekirdi. O içki konusunda o kadar da dayanıklı biri sayılmazdı. Ama bir anda içki içme fikrinin cazibesine kapılmış ve barmenin söylediklerine rağmen içmeye devam etmişti. Hatta ona uyarıda bulunduğu için barmeni azarlamıştı bile. Dans pistinde müziğe kendini kaptırmış bir şekilde dans ediyordu. Karşısında hiç tanımadığı bir erkekle muhtemelen hiç bir zamanda tanışmayacağı bir erkekle birlikteydi. Onun için önemli olan tek şey dans ve Phin'i unutmaktı. ama adamın niyetinin başka olduğu hareketlerinden yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Belini tutan elleri, kalçasına doğru inerek onu kendine yaklaştırmaya çalışıyordu. Başı dönen Rose kendini adamdan uzaklaştırmaya çalıştı. ama çok fazla sarhoştu. Kendini savunmasız hissediyordu. Adamı uzaklaştırmaya çalışarak konuşmaya başladı.

"Ben bu dans dan sıkıldım artık bırak beni"

"Ben heniz sıkılmadım bebeğim hatta çok daha fazlasını istiyorum"

Adamın iğrenç yaklaşımı mide bulandırıcıydı. Bu da zaten yaptığının ne kadar büyük bir hata olduğunu gözler önüne seriyordu. yine de üzüleceği onca şey varken bu salakça hareketini kafasına takacak değildi. Sarhoş olsa bile iş sadece tek bir büyüye bakardı. Evet büyü bunu niye daha önce aklına gelmemişti. bir büyü mırıldanarak adamın zihni ile biraz oynadı. En azından artık daha normal dans ediyorlardı , hala birbirlerine yakın olsalar da taciz etme girişiminde bulunmuyordu en azından. Çalan şarkı sevdiği bir parçaydı ve ritimlerine gerçekten bayılıyordu. Yine kendini kaptırmıştı müziğe anlık bir mutluluk yaşıyordu. Sabah uyandığından başı zonklayacak ve Phin'i düşünerek ağlayacağı saatleri olacak olsa da bunlar hiç olmayacakmış gibi düşünmek şu an onu rahatlatıyordu. Bir anda kolundan çekilmesi ile dengesini kaybetmişti. Karşısında Phin vardı. Neden şimdi buradaydı ki lunaparkta götürdüğü çıtır ile birlikte olması gerekirdi. Her halde kızla işi bitmişti. Öfkeli gözlerine öfke ile karşılık verdi.

"Eğlenmeye ve gözümün önünde yaşanmış olanları unutmaya çalışıyorum"

Sesi oldukça yüksek çıkmıştı. Öfkesini ve nefretini her bir kelimede hissetmek mümkündü. Yanında ki adam ona yaptığı büyünün etkisi ile olaylara dahil olmaya karar vermişti. Ama bunu umursamadı Phin ile birbirlerine girseler dahi umursamayacaktı. Zaten çok geçmeden kavga çıkmıştı. Phin serseri bir periydi. Her zaman da öyle kalacaktı. Kızları yatağa atan, kavgacı herifin tekiydi. Ona nasıl bu kadar aşık olmayı başarmıştı. Gözlerindeki kıskançlığı görebiliyordu ve bu duygu ister istemez şu an onun kollarına atlama isteği uyandırıyordu kendi içinde. Kendini dizginleyemezse de bunu yapacaktı emindi. Ama yapamazdı. Onun diğer kızlarla işi bittikten sonra eğlenebileceği bir kız olmayı asla kabullenemezdi.  Bu yüzden o duyguyu içinde bastırarak öfkesine tutundu. Phin adamı döverken bunda nedense zorlanmamıştı. Onun hakkında dedikleri her şeyi doğrulayan bir tavır sergiliyordu ne de olsa. Kavganın sonunda şaşırtıcı bir şekilde bardan atılanlar onlar değildi. Ama yinede bardan apar topar çıkması gerekmişti. Tabi bunda en büyük etken Phin'di. Onu sürüklüyordu resmen. Kurtulmaya çalışsa da başaramıyordu. Sonunda kolunu bıraktığında dışarı çıkmışlardı.

"Bana sadık olmaktan bahsedemezsin Phin. Ben sadece müzik, dans ve içki için bu bara geldim. O sadece bir danstı kimsenin koluna ve yatağına girmeye niyetim yok. Senin gibi sokak ortasında birinin dudaklarına yapışmaya da niyetim yok. Sadece kendimi iyi hissetmeye çalışıyorum. Ayrıca yanlış anlaşıma mı demiştin. Bir başkasını sevgilinin önünde öpmenin ne gibi bir bahanesi olabilir ve ayrıca oyunu bırak ve arkadaşlarının seni tanıdığı şekilde hareket etmeye devam et. Sen tek gecelik lişkilerin adamısın ve benimle o geceyi yaşayarak istediğini elde ettin. Lanet olsun Phin sen benim... İlk öptüğüm... İlk her şeyimle ait olduğum kişiydin..."

Ağlamak istemiyordu ama göz yaşları yine akmaya başlamıştı lanet olsun onu hala o kadar çok seviyordu ki. Bunun için kendinden nefret ediyordu.



_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 03:34

Phin o adamla rose’u o derece yakın görünce kıskançlıktan gözü dönmüştü resmen. Rose’un başka bir adamın yanında olma düşüncesi bile onu çıldırtmaya yetiyorken o rose’un yanındaki adamın ellerinin rose’un üzerinde gezdirdiğine tanık olmuştu. Rose’a aşık olduğu kıza dokunuyordu o lanet herif. Ah onun o rose’a dokunan ellerini kırmak istiyordu. Hayır sadece ellerini değil onun tüm kemiklerini kırmak istiyordu. Rose’a dokunduğu ona ait olan vücutta gezindiği her saniye için onun kemiklerini iyileştirilmemek üzere büyük bir itinayla kırmak, kafasını vücudundan ayırmak istiyordu. Rose onundu ona aitti ve ona ondan başka kimse dokunamazdı buna izin vermezdi. Adamın yüzünü dağıtması bile onu sakinleştirmeye yetmemişti. Eğer barda birkaç saniye daha kalırsa elinden bir kaza çıkabileceğini bildiği için rose’u da yanında sürükleyerek dışarı çıkmıştı. Temiz havayı içine çekerken hala rose’un böyle bir şeyi nasıl yapabileceğini düşünüyordu. Ayrıldıkları gün ayrılmalarının üzerinden 24 saat bile geçmemişken soluğu başka adamın kollarında almıştı. Düşündükçe sinirleri zıplıyordu. Gerçekten çok değişik bir teselli bulma anlayışı vardı. Hala olanlara inanamıyordu. O onun için endişeden ölürken o bir barda çılgınlar gibi başka bir erkekle dans edip eğleniyordu. Akıl alır gibi değildi. Phin rose’a açıklama yapmak ve yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak için onu ararken o ucuz bir barda bugün phin’i kendisine sadakatsizlikle suçladığı halde kendisi daha büyük bir sadakatsizlik gösterisinde bulunuyordu. Kim bilir phin bu gece belki ona bu barda rastlamasaydı rose o adamla… Tanrım o adamla neler yapacağını düşünmek dahi istemiyordu. Ortamda oluşan sessizliğe daha fazla dayanamayarak öfkesini ve onu kıskandığını açıkça belli ederek phin’de onun sadakatini sorgulamıştı. Gördüklerinden sonra bunu yapmaya hakkı olduğunu düşünüyordu. Phin o hayatına girdikten sonra tek bir kıza bile yüz vermezken o gidip hiç tanımadığı bir adamla sarmaş dolaş dans etmişti. Phin rose’un sadakati konusunda ciddi bir şüpheye düşmekten kendini alamadı. Her yanlış anlamada yada her kavga da başka birinin kollarında soluğu alacaksa phin’nin işi vardı bu kızla.

Rose’un bu konuyu nasıl açıklayacağını merak ediyordu doğrusu. Rose açıklama yapmaya başladığında büyük bir dikkatle onu dinlemeye başladı. Kimsenin koluna yada yatağına girmeye niyetim yok dediğinde alaycı bir kahkaha atmıştı. Tabi zaten az önce içeride başka bir adamla sarmaş dolaş dans eden de o değildi. Rose’un açıklamaları bittikten sonra bir süre sessiz kalıp sakinleşmeye çalıştı. Lanet olsun oda neden diğer kızlar gibi üzüntüsünü yaşamıyordu da bara kafa dağıtmaya geliyordu ki? Normal kızlar gibi davransa ölür müydü? Konu dönüp dolaşıp phin’in onu ihanetine gelmişti. Sinirine hakim olamayarak ''Lanet olsun rose ben seni aldatmadım.'' Diye bağırdı. Öfkesini bastırmaya çalışsa da başarılı olamayarak ''Ben o kızı öpmedim. Ben onun değil o benim dudaklarıma yapıştı geri çekilemedim çünkü lanet olsun ki o an yaşam enerjimi emiyordu. Hayatım yavaş yavaş ellerimden akıp giderken hareket edemediğim için özür dilerim ama hem yavaş yavaş ölüme yaklaşmak hem de hareket etmek aynı anda olmuyor. O kız benim sihirbazımdı. Güç kontrol sorunu yaşıyor ara sıra transa giriyor ve insanların yaşam enerjilerini emiyor. Şuan nasıl yaşadığıma gelirsek sihirbazım emdiği gücü eğer kendine gelebilirse ki asla ölmeden önce kendine gelebileceğinin bir garantisi yok emdiği gücü geri verip insanları iyileştirebiliyor. Yani ben sana ihanet falan etmedim. Hayatıma girdiğinden beri senden başka kimse olmadı ve olmayacak.'' Dedi. Şaşkın gözlerle ona bakan rose’a bakarak ''Şimdi istersen sokak ortasında daha fazla rezil olmadan benim evime gidelim ve bu konuyu etraflıca konuşalım'' dese de ona cevap hakkı tanımadan kolundan tuttuğu gibi arabasına bindirdi. Sonuçta onun saçma bir inat ve inanmama yüzünden elinden kayıp gitmesine izin veremezdi. Bunu onun evinde daha ayrıntılı bir şekilde konuşabilirlerdi. İstediği soruyu sorabilirdi ve phin onu inandırana kadar istediği açıklamayı yapabilirdi ama rose’un kolayca gidemeyeceği bir yerde. Direksiyona geçip arabayı çalıştırdı ve rose’a bakarak ''Söz veriyorum eve gittiğimizde istediğin açıklamayı yapacağım.'' Dedi ve eve doğru sürmeye başladı. Eve geldiklerinde rose’u arabadan indirip kolundan tuttu ve yine sürükleyerek evin içine soktu. Evin kapısını kilitleyip anahtarları cebine soktuktan sonra rose’a bakarak ''Evime hoş geldin.'' Dedi.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 04:09

]Akmaya başlayan göz yaşlarını durdurmak istiyordu. Tanrım ne kadar zayıftı. Phin' görür görmez kalkanlarını indirmişti işte lanet. Ona aşık olan kalbinden de  nefret ediyordu.  Hala başı dönüyordu alkolün etkisiyle yine de hala düşünme ve konuşma duyusunu kaybetmemişti. Söylediği onca laftan sonra haklı olduğunu söyleyip neden defolup gitmiyordu ki. Kendini inandırdığı bu düşünceye o kadar inandırmıştı ki aksini düşünemiyordu bile. Aksinin demişken gerçekten gitmesini de istemiyordu aslında. Bu içinde bulunduğu ikilem yakında aklını kaçırmasına neden olabilirdi. Hayatında iyi giden bir şey neden olamazdı. O da mutlu olmayı hak ediyordu. Hatta mutlu olacağına kendini o adar inandırmıştı ki sırf bu nedenle bu ihanet kalbinde çok büyük bir delik açmıştı. O geceden bahsetmek yaşanan güzel dakikaları getirmişti aklına. Bu durum ona duyduğu özlemi tekrar ve tekrar kafasına kakmak ışında hiç bir işe yaramamıştı. Onun tadını hala hissedebiliyordu ve onu istiyordu. Bu istemden nefret etse de onu istiyordu. Onun giderek öfkelendiğini de hissediyordu bir diğer yandan. Bu durum kaçınılmaz sonun geldiğini gösteriyor olabilir miydi? Gitmesini istemiyorken istiyormuş gibi yaparak aslında istemediği şeye mi kavuşacaktı. Bu ne garip bir düşünceydi. Başını ağrıtmaya yetmişti. Phin ise öfkesini gizlemeden konuşmaya başlamıştı. Daha çok bağırmaya başlamıştı.

"Beni aldatmadın öyle mi? Peki herkesin tanık olduğu olayı nasıl açıklayacaksın"

Ona en az Phin kadar asabi ve öfkeyle konuşuyordu. Az önce düşündüklerine rağmen kendi sevgi ile değilde öfkeyle kontrol etmeye çalışıyordu. Phin açıklamalarını sürdürürken ister istemez bir şaşkınlık sarmıştı onu. O kız bir sihirbaz mıydı? Herkesin içinde yaşadığı o şokla buna dikkat bile etmemişti ki. Eğer dedikleri doğru ise yaşam enerjisi emiliyorsa elbette ki bundan kurtulması mümkün değildi. Bu gerçekten bir yanlış anlaşılma olabilirdi. Olmasını ne kadar çok isterdi. Ama o görüntü kızla onun öpüştüğünü gördüğü an gözlerinin önüne geldiğinde tüm iyi düşünceleri askıda kalmıştı. Bu kızın nasıl bir fantezisi vardı da. Gücünü karşısındakini öperek kullanıyordu. Belki de eski sevgililerinden biri kendi sihirbazıydı Phin'in. Düzeltiyordu tek gecelik ilişkilerinden biri.

"Hadi diyelim sana inandım Phin. Sihirbazın ile aranda ne geçti de kız herkesin ortasında kafayı yemiş bir şekilde senin dudaklarına yapıştı korkusuzca. Ayrıca dengesiz olduğunu bildiğin halde kendini önceden korumalıydın senin gibi tehlikeli bir peri kolay lokma değil. Sen kendi kuzenini bile öldürmüş birisin Phin."

Konuşması çok mu fazla ileri gitmişti. Daniel meselesini hiç açmaması gerekiyordu belki de. Onun ölümünü Phin gerçekleştirmiş olsa da kendisi de bu konuda suçluydu. ama birden nedense onun canını yakmak istediğini düşünmüştü. Nasıl kalbini param parça ettiyse o da onun kalbini kırmak parçalamak istiyordu. Aşk, ne garip bir şeydi. Birini hem bu kadar sevip hem de canını yakmak için böylesine uğraşmak.

"Seninle hiçbir yere gelmiyorum Phin"

Phin bu lafını duymamış gibi yaparak onu zorla arabasına bindirmişti. Sinirli ve gözleri alev almış bir şekilde derin derin soluklar alıyordu. İş giderek bir adam kaçırmaya dönüşmüştü. Phin onu kaçıyordu. Evlerine vardıklarında evine nasıl adım attığını bile anlamamıştı. İçtiği içki yüzünden zar zor ayakta duruyordu. Bu yüzden sendeleyerek adımlar atmıştı. Eve girdiğinde istemese de koltuğa oturdu. Gerçi daha çok düşmüştü. Elini  başına götürerek kafasını hafifçe okşadı. Phin'in kapıyı kilitlediğini duymuştu. Gerçekten bir anahtar ile onu burada tutsak edebilir miydi? Büyüyle kapıyı açması ne kadar sürerdi.

"Hiç hoş bulmadım Phin. Bu ne şimdi adam kaçırma falan mı söyleyeceğin hiç bir şeyi duymak istemiyorum"

Sarhoş beyni iyicene zıvanadan çıkmıştı saçmalıyordu adeta. Karmakarışık düşünceleri arasında neyin doğru neyin yanlış olduğu bile kestiremiyordu. Ama orada olmak istememişti bir anda gerçi bir yandan hala onun üstüne atlama arzusu vardı içinde.

"O anahtar beni durdurmaz biliyorsun Phin ama her neyse durduğunu var saysak bile burası sıradan bir apartman dairesi  muhtemelen insanlar çığlık atmam dan rahatsız oluyorlar"

Konuşmasının ardından yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu ve sonrasında çığlık atmaya başladı.

"İmdat kurtarın beni. Biri bana yardım etsin"


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 07:06

Yaptığı açıklamaların yeterli olup olmayacağını bilmiyordu. Bildiği tek şey rose’la tartışırken seslerine birkaç insanın uyanıp neler oluyor diyerek pencerelere koşmuş olmasıydı. Ona her şeyi söylemişti değil mi? Ona inanmalıydı inanmak zorundaydı. Gözlerini rose’un gözlerine dikerek doğru söylediğini anlamasını diledi. Sonuçta insanlar yalan söyleyebilirdi ama gözler asla yalan söylemezdi. Gerçi o periydi ama onlar içinde az çok aynı şey geçerliydi. Sakinleşmek için derin nefesler almaya başladığında rose’un söyledikleriyle daha da çileden çıktı. Scarlett onun dudaklarına niye korkusuzca kapanmış mış nerden biliyim ben müneccim miyim kızın psikolojik sorunları var kim bilir o ara ne oldu nasıl bir ruh halindeydi de dudaklarıma yapıştı. Hem bir dakika ya ha kız onu bu gün neredeyse öldürüyordu ve o takıla takıla kızın onu nasıl öldürdüğüne mi takılmıştı? Cidden şaka gibiydi. Sinirle gülerek ''Sana inanamıyorum rose kız bugün neredeyse beni öldürüyordu ve sen o kadar söylediğimin içinden öldürme biçimine mi takıldın ha yani öyle mi?'' diye sordu bağırarak cidden çıldırmıştı artık ses tonuna hakim olmaya bile çalışmıyordu öfkeyle ''Ayrıca bilmiyorum anladın mı? Beni neden öptüğünü bilmiyorum. Kızın hangi ruh halinde olup da hangi akla hizmet beni öptüğünü sormak aklıma gelmedi çünkü o ara ölümden dönmenin etkilerini üzerimden atmaya çalışıyordum. Ayrıca sana o öpücük normal bir öpücük değildi diyorum tanrı aşkına rose ölümcül öpücüğün neresini anlamadın kız ölüm gücünü kullanmaya başladığında bir çeşit transa giriyor kendini kontrol edemiyor diyorum sana sadece bedenini değil zihnini de öldürmekten o an için zevk alıyor tabi açı çektirmekten de belki de insanları yada perisini o şekilde öldürmenin daha farklı bir şey olacağını düşünmüştür bilemiyorum.'' Diye bağırdı. Bu kız onu çileden çıkartmıştı artık tanrım sen benim aklıma mukayyet ol diye geçirdi içinden. Etraftaki hareketliliğin fazlalaştığını görüp daha rahat konuşabilecekleri bir yere ihtiyaçları olduğuna karar verdi ve rose’a bununla ilgili birkaç cümle söyleyip onun cevabını beklemeden arabaya bindirdi kendide direksiyona geçip evine gitmek için harekete geçti arabaya binerken mızmızlansa da rose arabaya bindikten sonra sesi çıkmamıştı bu iyiydi. Eve geldiklerinde aslında daha doğrusu phin onu sürükleyerek eve soktuğunda kapıyı klitleme gereği duymuştu fakat bu sıradan bir kapı kilitleme değildi. İçinden büyü yapmıştı.

Kapıyı artık ondan başka kimse açamazdı gülümsedi evet rose’da bir periydi ama bazı büyüler sadece sahipleri tarafından bozulabilirdi özellikle yüzyıllar öncesinden gelen büyüler öyleydi. Phin’in yaptığı da sıradan bir büyü değildi. Eski ve güçlü büyüleri ve büyülü sözcükleri seviyordu. Gerçi bazı eski, güçlü ve karanlık büyülerin bedeli büyük oluyordu ama o büyülere minnettardı.Tabi kapıyı anahtarla açabilirdi eğer phin' den almayı başarabilirse. Rose’a kısa bir hoş geldin dedikten sonra evindeki mini barına yönelip kendine bir içki koydu. Rose’un ilk sözlerinden sonra omzunu silkerek tam olarak olmasa da sakin bir şekilde''Şey ben aslında seni evimde misafir etmek derim buna ama tabi sen bunu adam kaçırma olarak da algılayabilirsin sana kalmış ve istesen de istemesen de bu gece konuşup bütün sorunlarımızı çözeceğiz'' dedi ve içkisini bir dikişte içti. O anahtar beni durdurmaz diye uyarması üzerine gülümsedi ve ''O anahtarın seni durdurmayacağını biliyorum sevgilim. Ama yaptığım büyü durdurur karanlık biri olduğumu ve karanlıkla haşir naşir olduğumu biliyorsun iyi tarafta olup da kötü biri olmanın faydaları senden başka kimsenin asla bozamayacağı büyüler öğrenebiliyorsun. Yani üzgünüm ama kapıya yaptığım büyüyü ben kaldırmadan kapı açılmaz ben isteyene kadar buradan gidemezsin.'' Dedi. Sonra tehdidini hatırlayarak ''Tabi istediğini yapmakta özgürsün yanlız uyarıyorum sonuçlarına katlanırsın'' dedi. Rose’un çığlık atmaya başlamasıyla hızla ona doğru gelip bir kadının susmasını sağlayabilecek tek şeyi yaparak onu kendine doğru çekti ve dudaklarına yapıştı. Rose’un sesi kesilmişti. Tek ve kesin çözüm diye düşünüp gülümsedi. Rose’u tutkulu ve ateşli bir şekilde uzun süre öptükten sonra zar zor geri çekilerek ''Sana sonuçlarına katlanırsın demiştim. Seni uyarmadığımı söyleyemezsin.'' Dedi. Dudaklarına az öncekinden daha kısa bir öpücük koyarak ''Neden anlamıyorsun? Seni seviyorum. Hayatımda senden başka kimse yok sihirbazımın psikolojik sorunları vardı ve berbat görünüyordu ben sadece ona yardım etmek istemiştim. Sonra bir anda kontrolünü kaybedip transa girdi ve ne düşündü bilmiyorum ama beni öperek öldürmenin daha zevkli olacağına karar vermiş olacak ki beni bir anda öptü. Aslında bunu yaparken oda kendinde değildi. Kontrolü kaybedince başka biriymiş gibi oluyor. Ben aydınlığı ve karanlığı aynı anda taşıyorsam o ayrı ayrı taşıyor. Güç kontrolden çıktığında tamamen karanlığa ve kötü duygulara teslim oluyor.’ dedi. Rose’un gözlerinin içine bakarak ‘Ben şuan senin yanındayım onun değil. Seninle sadece istediğimi almak için birlikte olduğumu düşünüyorsan o zaman neden hala peşindeyim? Neden olanları sana açıklayıp seni geri kazanmaya çalışıyorum? İstediğimi aldım neden çekip başka kızlara gitmiyorum da seni kaçırıp ikna etmeye çalışıyorum? Görmüyor musun sana sırılsıklam aşığım hayatımda senden başka kimse yok. Ben seni aldatmadım rose gör artık.'' Dedi.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 11:54

Kızın onu öldürmeye çalışmasını neredeyse umursamamıştı. Aklı fikri onunla öpüşmüş olduğu konusuna takılmıştı. Kız ona ait olan dudakları hiç çekinmeden öpmüştü. Bu düşünce onu deli ediyordu. İçinde izin vermemesi gereken kıskançlık duygusuna bir türlü karşı koyamıyordu. Kıskançlık onu hala ne kadar sevdiğini kanıtlıyordu. Ondan nefret etmeye çalışırken bile kendini ona doğru itiliyormuş gibi hissediyordu. Bu duygudan kurtulmanın bir yolu yoktu, anlaşılan. Ona bir saniyeliğine dahi inansa onun kollarına atlamayı o kadar hazırdı ki.  Bu onu içten içe öfkelendiren başka bir şeydi aslında. İçki yüzünden kafası iyicene dönmeye başlamıştı. Hala mantıklı cümleler kurabildiği için kutluyordu kendini. Tek sorun cümlelerin doğru kelimeler kullanılsa da saçma bir yere gidiyor olmasıydı. Hareketleri de aynı şekilde. Arabaya binmeden önce söyledikleri geldi, aklına bu onu deli etmişti.

"Durum ne olursa olsun Phin o kız bana ait olan dudakları öptü. Benim olanı aldı, bunu nasıl bir his olduğunu biliyor musun?"

Hemen ardından ise sustu. Daniel de onu öpmüştü. Üstelik durum farklıydı, büyü altında olduğu için oda onu öpmüştü ve tüm bunlar Phin'in gözleri önünde olmuştu. Bu aklına geldiğinde kalbini bir ez daha parçalara ayrıldığını hissetti. Sanki bir şekilde hep böyle olacaklarmış gibi hissediyordu. İkisinin geçmişi ve davranışları yüzünden birliktelikleri hep gölgelenecekti. Ama yine de birbirlerine ait olacaklardı. Bunu bilmek bile kalbinin ısınmasına yetmişti ve bedeninin. Ona ait olma isteği giderek daha da güçleniyordu, her şeye rağmen. İçinde onun için yanıp tutuşurken dışarıya başka sinyaller gönderiyordu. Bu garipti. Gerçekten sarhoş olmuştu ve bu iyi değildi anlaşılan.  Üstelik saçmalığın iyice dibine vurmuştu. Phin'in onu kaçırdığını dile getirecek kadar... Derdi neydi bilmiyordu, aslında biliyordu. Kollarına atlamak istiyordu. Baş başa kaldıkları şu saniye yapmak istediği başka bir şey yoktu. Ama içinde öfkeli ve sinirli hali bunu yaparsa onu çok kolay bir kız gibi gösterecekmiş konusunda onu sürekli dürterek kendine engel oluyordu. Hala kalbini kırma isteğini bastırmış değildi. Canı çok acımıştı, onunda acımdan her şeyi geride bırakmak istemiyordu. Phin saçmalığına cevap vermişti. Söylediği gibi bu adam kaçırma falan değildi. Onun tek yaptığı aralarındaki konuşmayı yapmak ve sorunları çözmek için zemin hazırlamaktı. Anlattıklarını dinlerken az önceki düşüncesinden ötürü ona hak vermişti. Ama son olarak tehdit gibi kurduğu cümleyi karşılık bırakamazdı.

"Öyle mi peki"

Konuşması bittiğinde yardım çığlıkları atmaya başlamıştı. Etraftaki insanların onun sesini duyduklarına emindi. Ama susmaya niyeyi yoktu. Phin demek onu susturmak konusunda kararlıydı. Bunun için gerçekten uğraşması gerekecekti. Bir anda ona çekilmesi ile susması bir olmuştu. Dudakları Phin dudakları ile adeta kilitlenmişti. Onu öpmeye başlamıştı. Oldukça ateşli bir şekilde. Önce öpücüğün ani şokunu atlattığında onu kendinden uzaklaştırmaya çalıştı. Ama bedeni bu ateşli öpücük karşısında daha fazla hareketsiz kalamadı. Oda onu tutkuyla öpmeye başladı. Tadı hala inanılmaz geliyordu. Bu tadı bir başka kızın tatmış olduğunu düşünmek... Tanrım bu düşünce onu deliye döndürüyordu. Öpüşmeleri noktalandığında nefes nefese kalmıştı. Phin ise hala konuşabilecek halde olduğunu kelimeleri kullanarak dile getirmişti. Söylediğine gülmeye başladı hatta kısa bir kahkaha attı.

"Tamam söylemiştin, ne yani dediğini yaptığın için ödül falan mı bekliyorsun. Hem..."

Konuşması ikinci bir öpücükle bastırılmıştı. Deminkinden daha kısa bir öpücüktü ama yinede onu baştan çıkarmaya yetiyor da artıyordu. Tekrar konuşmaya başladığından Phin'in gözlerini içine baktı. Bir an bile onun gözlerinden gözlerini ayrılmıyordu. Yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyordu. Lanet öpücük onu o derece sarsmıştı ki ona inanmaya hazırdı. Yine de kendini tutuyordu işte tutması gerekiyormuş gibi. Sevdiği erkeğin her söylediği kelime de nedense kız için üzülmeye başladığını hissetmişti. Bu kız nasıl bir sihirbazdı böyle. Ofelya gelmişti aklına birden aralarında ki bağ onun için endişelenen kalbi. Phin de aynı şekilde kız için endişelenmiş olmalıydı. Sırf o nedenle kıza doğru koşmuştu. Ama kız kelimeleri kullanmak yerine onu öpmüştü. Elini yumruk yaptı, kıza hem acımış hemde onu içten içe öldürmek isteği ile yanmaya başlamıştı. Sonra son sözlerini duymuştu Phin'in söyledikleri tüm irade kalıntıları yok etmişti. Artık içindeki sesi durdurmasının hiç bir yolu kalmamıştı. Dudaklarından sadece tek bir cümle döküldü.

"Bende seni seviyorum, Phin hem de çok fazla..."

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 22:44

Arabadayken söylediği şeyler hala kulaklarında yankılanıyordu. Ona ait olan dudakların başkasının dudaklarına kapandığını görmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu en iyi phin biliyordu. Rose’u daniel’ı öperken gördüğünde neler hissettiğini çok iyi hatırlıyordu. Hala düşündükçe aynı anı yaşar gibi oluyordu. Dünyasının başına nasıl yıkıldığını o an ne kadar çok ölmek istediğini biliyordu. Fakat bu tamamen farklıydı. Rose daniel’a karşılık vermiş onu bilerek ve isteyerek öpmüştü. Tamam bunu büyü altında olduğu için yapmıştı ama bu daniel’la öpüştüğü gerçeğini değiştirmiyordu. Phin’se scarlett’a karşılık vermemişti üstelik scarlett o an onu öldürmeye çalıştığı için geri çekilememişti ikisi tamamen birbirinden farklı şeylerdi. Ayrıca daniel’ı hatırlatarak ne yapmaya çalıştığının farkındaydı. Phin’in canını acıtmaya çalışıyordu ama bunu yanlış yoldan yapıyordu. Daniel’ı öldürdüğünü yüzüne vurması üzülmesini sağlamaktan çok öfkesini arttırıyordu. Onu daha önce öldürmediği için kendine daha çok kızıyordu olan tek şey buydu. Yalnız kabul etmeliydi ki az önceki öpücük mevzusunu hatırlatarak canını oldukça fazla acıtmıştı bu konuda onu tebrik etmeliydi. Hedefi tam on ikiden vurduğunu her ne kadar ona söylemeye ya da belli etmeye niyeti yoksa da bunu en azından kendine itiraf etmeliydi. Arabada yol boyunca sinirden dişlerini sıkması dişlerini ağrıtmıştı. Ona o lafından sonra sadece kısa ama alaycı bir şekilde bakmış ve nasıl bir his olduğunu bildiğini evet anlamında kafasını sallamakla yetinerek belli etmişti. Sonrasındaysa eğer ağzını açarsa o günle ilgili muhtemelen onun canını yakacak sözler sarf edeceğini bildiğinden susmuştu. Onunla barışıp onu geri kazanmak istiyordu.

Onunla kavga edip onu kaybetmek değil. Düşüncelerinden kurtulmak için kafasının iki yana salladı şimdi bunları düşünmek istemiyordu. Rose phin onu olacaklarla ilgili uyarır uyarmaz çığlık atıp yardım istemeye başladığında derin bir nefes alıp gözlerini yere devirdi. Tanrım gerçekten phin’in sabrını sınıyordu. Phin’le inatlaşmayı kendine görev edinmişti resmen bu gün. Birkaç saniye sessiz kalıp evin duvarlarını ses geçirmez bariyerlerle kaplamasını sağlayacak bir büyü mü yapsa yoksa olayı başka türlü mü çözse diye düşünsü de sonunda bunu kendi yöntemleriyle yapmaya karar verip bir kızı susturabileceğinden emin olduğu tek şeyi yapmaya karar verdi. Kim bilir belki bu sayede phin’e daha fazla işkence etmeyi bırakır ve yelkenleri suya indirirdi. Elindeki içki bardağını bırakarak ona doğru ilerledi. Onu kendine çekip uzun süre öptükten sonra son bir kez daha olanları açıklamayı denedi. Rose’un dudaklarından onu sevdiğini duyduğu anda sevinçten ne yapacağına karar veremedi. Onu sevdiğini söylemişti değil mi? Kendini daha fazla tutamayarak o tadı damağında kalan tatlı dudaklara yapışık onu tekrar öpmeye başladı. Elleri rose’un vücudunda keşfe çıkmıştı. Tanrım bu kız onun aklını başından alıyordu. O yanındayken ondan başka bir şey düşünemiyordu. Onun o tatlı tenine dokunmak vücudunun her yerini öpmek ve ona sahip olmak istiyordu. Onu büyük bir açlık ,arzu ve şehvetle öperken aklındaki son şüpheleri de içinden atmak için geri çekilip ''Barıştık mı?'' diye sordu. Fakat cevabını beklemeden daha doğrusu bekleyemeden yine dudaklarına yapıştı.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   C.tesi Eyl. 15 2012, 23:08

Birden onu sevdiği gerçeği dudaklarından dökülüvermişti. Evet onu seviyordu, nefret etmeye çalışmak sadece içindeki aşkın  daha da artmasına neden olmuştu. Canını yakmaya çalışırken bile bundan vazgeçmemişti. Bakışlarını ondan kaçırdı. Tekrar öpülmek istiyordu ama bunu nasıl dile getireceğini bile bilmiyordu. Kalbini bir anda yine ona açmıştı. Kırık kalbi acısını hatırlatmak için çabalıyor olsa da o kalbini çoktan karşısındaki kişiye vermişti, yine. Gerçi hiç geri almayı başaramamıştı. En çok ta kalbinin yerinde hissettiği boşluk canını yakmıştı. Bu ne kadar tuhaftı. Sende olmayan bir organının acısını hissetmek. Bunları düşünürken zaten yakın olan bedenleri attığı yarım bir adımla iyicene birbirlerine yaklaşmıştı. Üstelik bu adımı attığının farkında bile değildi. Gözlerini buhulanmıştı. Onu tam olarak affetmiş miydi? Bu soruya verebileceği bir cevabı yoktu. Tek bildiği onu deli gibi arzulayan bedenine söz geçirmesi gerektiğiydi. Hala aklı öpüşmelerindeydi. Sanki aralarında bir sorun yokmuş gibi. Tekrar ve tekrar o dudakların tadına bakmak istiyordu. Phin'in gözlerine bakarken bakışlarındaki sevgi adeta ruhunu delip geçiyordu. Kendini bir anda onun kollarının arasında bulduğunda yeniden öpüşmeye başlamışlardı. Rose karşı koymayı denemedi bile nasıl karşı koyabilirdi ki o da bunu istiyordu hatta daha fazlasını. İçtiği alkol giderek kendini daha fazla gösteriyordu. En azından alkol bir işe yaramıştı, sarhoşluğun bir yan etkisi olarak kafası tamamen boşalmıştı. Öpücük sayesinde ise tek bir şeye odaklanmıştı Phin. Ateşli öpüşmeleri  aralarındaki tutku ve şehvetin katlanarak artmasına neden oluyordu.

Kendini tamamen Phin'in ellerinin merhametine bırakmıştı. Teninde gezinen eller onu çıldırtıyordu. Deliliğe bir adım daha yaklaştırıyordu sanki. Oda yavaşça Phin'in bedeninde yeni bir keşfe çıktı. Tenine dokunmayı ne kadar da özlemişti. Sanki yıllardır birbirlerini görmemişlerdi ve ona dokunamamış gibi hissediyordu. Ama o muhteşem geceyi yaşayalı sadece bir kaç gün olmuştu. Phin saniyelik bir anda kendini geri çekerek konuşmuştu ama onu anlayıp cevap vermek için fırsatı bile olmamıştı. Çünkü konuşmaya başlayacağı anda yine dudakları esir alınmıştı. Phin'i kendinden nefes nefese bir halde uzaklaştırdı. Bunda gerçekten zorlanmıştı. Ama ona bir cevap verme gereği duyuyordu. Her ne kadar bedeni ona evet diye haykırsa da duymaya ihtiyacı olmasa sormazdı.

"Evet, sevgilim"

Cevabının ardından Phin'i saçlarından geri doğru çekerek boynuna öpücükler kondurmaya başladı. Lunaparkta onu tahrik ettiği zaman ki gibi. Onu deli etmek çıldırtmak istiyordu. Ona bu şekilde de acı çektirebileceğini biliyordu.

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 16 2012, 00:13

Rose onu her geçen saniye çileden çıkartıyordu. Ondan uzak olmak her geçen saniye daha büyük bir işkence gibi gelmişti ona. Onu kaybettiğini düşünmek mahvetmişti onu. Ama şuan buradaydı işte yanındaydı. Öpücüklerine karşılık veriyordu. Bir an için onu inandıramayacağını düşünüp üzülmüştü fakat sonunda biricik aşkı inanmıştı ona. Dudaklarını onun tatlı dudaklarına hapsetmiş ve ellerini onun o narin bedeninde keşfe çıkarmıştı. Onu büyük bir aşkla ve tutkuyla öperken aklındaki son düşünce kırıntıları da sonunda kaybolmuştu. Tüm gün yaşadıklarını bir anda unutmuştu. Olan her şey aklından yavaş yavaş silinip gidiyordu. Dünyada rose’la kendinden başka kimse kalmamıştı. Şuan ne sihirbazı, ne morgana ne de caitlyn’nin tuhaf davranışları umurunda değildi. Düşündüğü tek şey rose’tu. Rose onundu. Ona aitti ve onu seviyordu. Teninde gezinen eller onu baştan çıkartıyordu. Rose’un dokunuşlarıyla tarifi imkansız bir sıcaklık sarmıştı içini. İçinde yanan ufak bir kıvılcım her geçen saniye büyüyüp bedenini ele geçiriyordu. Rose’u tutluyla ve büyük bir açlıkla öperken onu belinden tutup daha da kendine çekerek bedenini bedenine yasladı.

Phin’nin bir eli yavaşça rose’un belinden aşağıya kalçasına doğru kayarken diğer eli de sırtında geziniyordu. Şuan odada duyulan tek ses arzu ve şehvetten dolayı duyulan iniltilerdi. Rose’un belinden kavrayıp onu koltuğa yavaşça yatırdı. Bir eliyle yatağa yaslanmıştı diğer eli ise rose’un bacaklarındaki keşfini elbisesinin altında devam ettirirken phin rose’un dudaklarından dudaklarını çekip kızın boynuna yöneldi. Boynuna küçük ama baştan çıkarıcı öpücükler kondurmaya başladı. Kızın boynunu uzun süre öptükten sonra yüzünü öpe öpe gene o tatlı dudaklarla buluştu. Onu uzun ve tutkulu bir şekilde öptükten sonra kızın üzerindeki fazlalıklardan da kurtulmasını sağladı artık kızın üzerinde hiçbir şey kalmamıştı ve phin rose’un tüm bedenini kışkırtıcık ufak öpücüklerle keşfe çıktı. Uzun ve güzel bir keşifle kızın tüm bedenini öpücüklere boğduktan sonra bir süre dudaklarına ulaşmadan önce boynunda oyalandı ve sonra o tatlı dudaklarına yapıştı tekrar onu ateşli bir şekilde uzun süre öptükten sonra ikisinin de soluklanması için geri çekildi ve kendi üzerindeki fazlalıklarından da kendini kurtararak kızı öpmeye devam etti.

Yatakta daha rahat edebileceklerini düşünü rose'u kucağına alıp yatak odasına getirdi ve yatağa yavaşça bıraktı ve öpmeye devam etti. Bedenleri birbirine değerken içinde tarifi imkansız duygu gittikçe kendini daha da hissettirdi. Tüm bedeni rose’a karşı duyduğu arzuyla yanıyordu. Rose’da bir şey vardı kesinlikle onu diğer kızlardan ayıran bir şey birini hiç bu kadar arzuladığını hatırlamıyordu. Resmen şuan onun için deli oluyordu. Yavaşça rose’un bacaklarının arasına yerleşirken düşündüğü tek şey rose’un kısa sürede onu nasıl bu kadar değiştirebildiğiydi. Yavaşça rose’un içine girdiğinde aklından geçen şeyleri birkaç saniyeliğine de olsa geriye itip anın tadını çıkarmaya baktı. Onu ne kadar özlediğini fark etti. Rose’un bacakları arasında gidip gelirken genç peri kızını büyük bir açlıkla öpmeye devam ediyordu. İkisinin zevk ve şehvet iniltileri gittikçe artarken phin ritmi giderek hızlanırken rose’un zirveye çıktığını hissediyordu. Birkaç saniye sonra rose’un titreyişiyle dağıldığını hissetti ve aynı uçurumdan oda kendini bıraktı. Bir müddet sonra vücudundan yayılan rahatlamayla gözlerini araladı ve rose’un belinden kavrayarak seri bir hareketle yerlerini değiştirdi. Şimdi phin altta rose üsteydi. Bir eli kızın belinde diğer eliyse saçlarını okşuyordu. Yumuşak bir sesle ''Seni seviyorum birtanem.'' Dedi sonunda.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 16 2012, 01:31


Öpücüklerinin Phin'i çıldırttığın farkındaydı. Ou öpmeye devam ederken bir elini Phin'in kalbinin üzerine koymuştu. Kalbi  nasıl da deli gibi atıyordu elinin altında. Aynı anda dokunduğu bedenin yavaşça alev almaya başladığını hissediyordu elbette kendi bedeninin. Rose olabildiğince bu şehvet oyunu uzatmaya çalışıyordu. Bu durumdan gerçekten zevk alıyordu. Onu çılgına çevirirken kendi de bir o kadar yoldan çıkıyordu. Phin sonunda dayanamayarak onun dudaklarını yeniden hapsettiğinde bedenine dokunan ellerin giderek vahşileşmeye başladığını hissetti. İkisinin arasında tutku durmaksızın artmaya devam ediyordu. Şehvet ise her iki bedeni birbirine yaklaşmaya teşvik ediyordu. Daha yakına hatta tek bir nokta d birleştirmek istiyordu. Rose gittikçe bedenini ele geçiren sıcaklığın artması ile içinin kıpır kıpır olduğunu hissediyordu.. İçinde bir şeyler hareket ediyordu. Tüm bedenini dolaşarak bacaklarının arasında son buluyordu. Bacakları titremeye başlamıştı, ayakta duramayacak bir hale geldiğinde Phin'in kendisini koltuğa uzatması ile biraz rahatlamıştı. Aslında rahatlamamıştı. Phin üzerine uzanıp onun bedenine deli gibi dokunurken altında kıvranmak başka bir şey yapamadı bir süre ve sonrasında kontrolü ele almaya çalıştı. Bir eli ile yine Phin'in saçlarını çekerek kendinden uzaklaştırdı. Altına doğru kayarak onun çenesini öpmeye başladı. Bacaklarını onun bedenine sürtmeye başlamıştı. Tüm vücudunu elleri yaramaz bir çocuk gibi yeni bir keşfe çıkmıştı. Phin'i okşamaya devam ederken neredeyse üzerindeki tişörtü parçalayarak çıkaracaktı.  Resmen alev almıştı. Bir erkeğe bu denli bağlanmak bu denli arzulamak normal bir şey miydi? Ona nefes almaya ihtiyaç duyduğu kadar ihtiyaç duyuyordu ve sahip olduğu delice arzusu iyicene kontrolden çıkmıştı.

Phin onu yavaş yavaş çıplak bırakmaya kararlı bir şekilde kıyafetleri sıyırdı. Çok geçmeden Phin'in altından alev almış çıplak bir beden vardı. Ama o hala giyinikti. Sevdiği erkeği artık giyinik görmek istemiyordu. Çıplak bedenini görmek istiyordu, kendi içinde hissediyordu. Oda soyunduğunda delice öpüşmeleri devam etmişti. Kanepeden Phin'in kucağında uzaklaşırken kendini rahat yatakta buluvermişti. Yatağa hemen uzanarak davetkar bakışlarla Phin' bakmaya başladı. Bedenleri yeniden birbirleri ile temas ettiğinde o anın artık gelmesi için yalvarır bir halde ona bakıyordu. Nihayet onu içinde hissettiğinde hissettiği ufak acı ile bir çığlık attı. sonrasında kapıldığı zevk sarhoşluğu içerisinde inlemeye başlamıştı. Onu okşuyor, bacaklarıyla sarmalıyordu. İçinde patlamaya hazır bir bomba varmış gibi daha yükse sesle inlemeye başlamıştı ki bir girdaba kapılıp giden bedeni bir anda gevşeyerek kendini tatlı bir uyuşukluğa bıraktı. Phin'in ufak bir hareketi ile üstündeki ağı bedenden kurtulmuştu. Phin'in bedeninin üzerinde başını göğsüne yaslayarak soluklanmaya başladı. Sevgilisinin saçlarını okşayan elleri deminki şehvetlerin den uzak saf bir sevgiyi ifade ediyordu.

"Seni seviyorum, Aşkım"

Bu kelimeler ile birlikte gözlerini kapadığı  an uykuya dalmıştı. Zaten sarhoş olan bedenine yorgunlukta eklenince uyku kaçınılmaz olmuştu. Garip rüyalar görmüştü tüm gece boyunca ama ne gözlerini açabilmiş ne de başını kaldırabilmişti. Sonunda bedeni uyanmaya hazır olduğunda yavaşça hareket etmeye çalışarak gözlerini araladı. Başı zonkluyordu. Gece tahmininden de ok fazla içki tüketmiş olmalıydı. Görüşü hala bulanıkken bedenini altında yatak değilde bir ten hissetti. Gözlerini dehşetle açarken birden karşısında Phin'i görmek onun şoka girmesine neden olmuştu. Bir süre onun uyuyan yüzüne bakarak kafasını toparlamaya çalıştı. Dün gece neler olmuştu, neden Phini le aynı yataktaydı. Doğrulduğu anda çıplak olduğunu fark ederek az önceki cümlesine 've çıplak' kelimesini ekledi. Onun tarafından aldatıldığını unutmamıştı. Onu affettiğini de hiç sanmıyordu peki bu durum neydi. Öfkeden deliye dönmüş bir şekilde yataktaki çarşaflardan birini bedenine sararak Phin'e bir tokat atarak uyanmasını sağladı.

"Seni aşağılık, pislik sen... sen bana ne yaptın. Burada ne işim var ben neden çıplağım ve sen de öyle"

Öfkesini bağırdı kelime de ona attığı tokatta bastırmaya yetmemişti. Derin derin nefesler soluyarak yakınında bir yatığı onun kafasına  bastırmaya başladı. Nefes alsın istemiyordu. Onu aldatmış, kalbini kırmış birinin nefes almaya hakkı yoktu.


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 16 2012, 04:06

Rose’la barışmış olmanın ve onu kollarında tutabiliyor olmanın verdiği rahatlıkla gözlerini kapadı. Bir süre uyumaya çalışsa da başaramayınca gözlerini açıp güzel sevgilisini izlemeye başladı. Tanrım onu tüm gece bu şekilde izleyebilirdi. Ona dokunmak, nefesini teninde hissetmek ona sarılabilmek inanılmaz derece de güzeldi. Mutluydu. Evet kolay kolay mutlu olmayı başaramayan biri olarak şuan o nadiren mutlu olduğu anlardan birini yaşıyordu. Kafasındaki tüm düşünceler geri gelip beynini meşgul etse de bunu sorun etmiyordu. Rose yanındayken hiçbir şey umurunda değildi. Derin bir nefes aldı ve tüm gün boyunca yaşananları düşünmeye başladı. Bugün yanlış anlaşılmayı çözüp onu geri kazanmıştı peki sonra? Geçmişi sürekli aralarına girip duracak mıydı böyle? Bu gün ayrılmalarında o geçmişten çıkıp gelen davetsiz misafirlerin söylediklerinin de katkısı olduğunu biliyordu. Rose onun tek gecelik aşkların adamı olduğunu öğrendikten hemen sonra scarlett onu öpünce daha doğrusu öldürmeye kalkınca doğal olarak yanlış anlamıştı. Ayrılmalarında bir nevi geçmişinin büyük payı vardı. Yine geçmişi yüzünden daniel denen aşağılık herifin hedefi halini almıştı ve onu neredeyse kaybediyordu. Görmek istemese de geçmişi sürekli sorun oluşturuyordu bu yadsınamaz bir gerçekti. Bildiği bir şey varsa o da geçmişindeki düşmanlarının daniel’la sınırlı kalmadığıydı. Belki de onunda iyiliği için ondan uzak durmalıydı. Üstelik şimdi geçmişteki düşmanları haricinde birde morgana çıkmıştı problem olarak. Geçmiştekiler önemli olmayabilirdi.

Onlarla daha önce karşılaşmış ve haklarından gelmişti fakat morgana o oldukça güçlü ve tehlikeli bir cadıydı. Scarlett’a ulaşmak içinde elinden gelenin fazlasını yapmakta kararlıydı. Lanet olsun ki onun ne sihirbazı normal bir sihirbazdı ne de cadısı sıradan bir cadıydı. Hoş onun da sıradan bir peri olduğunu söylemek imkansızdı ki bu konuyu düşünmek bile istemiyordu. Morgana ve caitlyn’nin perisi olduğuna hala inanamıyordu yada sadece morgana’nın perisi olduğuna inanmak istemiyordu da denilebilirdi. Bunu düşündükçe kanı donuyordu hala. Normalde rose hayatına girmeden önce bunu umursamazdı çünkü endişeleneceği bir şeyi yoktu ama şimdi hayatında rose varken onu kaybetme riskini göze alamıyordu. Morgana istediğini elde etmek için her şeyi yapabilecek bir cadıydı ve bu yolda birkaç periyi harcamaktan çekinmezdi. Rose’unda bu işin içine girmesinden korkuyordu. Onu kendi sihirbazı yüzünden kaybetmekten korkuyordu. Morgana amacına ulaşmak için çevresindekileri kullanmaktan çekinmezdi düşmanının zayıf yönünü bulur ve ona karşı kullanırdı. Rose’sa phin’in tek zayıf yönüydü. Onu ve sihirbazını koruyamama düşüncesi onu yiyip bitiriyordu. Belki rose’u korumak için ondan bir bahaneyle ayrılmalıydı ama lanet olsun ki ondan uzak duramıyordu. Onu seviyordu ve ondan ayrılmak istemiyordu. Onunla geçirdiği her saniyenin tadını çıkarmak istiyordu daha sonra neler olacağını düşünmeden. Rose’un seni seviyorum demesi kafasında yankılanmaya başladığında gülümsedi ve gözlerini tekrar kapatarak derin ve tatlı bir uykunun kollarına bıraktı kendini. Yarının ne getireceğinden habersiz, morgana’nın yapabileceklerinin endişesini duymadan derin bir uykuya teslim etti kendini.

Kaçta uyuduğunu ya da kaçta uyandığını bilmiyordu. Bildiği tek şey uyanış stiliydi. Yanağında hissettiği acıyla gözlerini açtı ve havada duran eli seri bir hareketle kavrayıp sıkarak doğrulup ona tokat atan kişiye baktı. Rose… Ona tokat atan kişi rose’du. Büyük bir şaşkınlıkla sıktığı elini anında bıraktı. Ne olursa olsun o ne yapmış olursa olsun onun canını yakmak istemiyordu. Onun yerinde başka bir kız olsaydı bunu ona kötü ödetirdi fakat aşık olduğu kıza dokunamazdı. Rose’a bakarak ''Lanet olsun rose neler oluyor? Durup dururken neden tokat atıyorsun?'' diye sordu sinirle. Sorduğu sorular karşısında şaşkınlıkla ''Ne?'' diye sorabildi. Burada ne işim var de ne demekti? Dün akşam ona olanları açıklamıştı ve barışmışlardı. Şimdi neden böyle garip davranıyordu ki? Bir Dakka yoksa o dün olanları hatırlamıyor muydu? Böyle bir şey olamazdı değil mi? Şaka yapıyor olmalıydı evet kesinlikle şaka yapıyordu. Yatağa geri yatıp olanları anlamaya çalışırken yüzünde hissettiği ağırlıkla düşüncelerinden kurtulup kendine geldi. Harika önce ona tokat atmıştı şimdi de onu yastıkla boğmaya çalışıyordu sırada ne vardı merak ediyordu doğrusu? Sinirle yastığı yüzünden uzaklaştırıp doğruldu ve yastığı rose’un elinden çekip sinirle kapıya doğru fırlatarak ''Lanet olsun rose sorunun ne senin? Dün akşam olanları açıkladım ve barıştık hatırlamıyor musun? Kafana darbe falan aldın da hafızanı mı kaybettin?'' diye sordu sinirle yataktan bir hışım kalkıp dolaba yöneldi. Siyah gömlek ve siyah pantolonunu giyip rose’a dönerek ''Lütfen bana dün akşam olanları hatırladığını ve bana şaka yaptığını söyle'' dedi. Akşam fazla içmiş olmanın etkisiyle ağrıyan başını tutarak ''Lanet olsun bir daha bu kadar içmemeliyim'' dedi kendi kendine.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 16 2012, 21:26

Cadının evi ona kendi evinden bile daha rahat gelmişti. Neden bilmiyordu. burada kendini gerçekten güvende ve iyi hissetmişti. Cadı ona haber dahi vermeden belki de büyü yapmıştı Büyü onu etkilediği için kendini böyle hissediyordu. Durum ne olursa olsun bu halinden memnun olmuştu. Tabi bu sadece şimdiki zaman diliminde geçerli bir şeydi. Aklına canını aldığı iki insan gelmişti. Bu nasıl olabiliyordu. Melek bir insan sayılmazdı, elbette o da bazı insanların canını yakmıştı.Ama bir insanı öldürmek herkesin yapabileceği bir şey değildi. O ise bunu sadece göz açıp kapayana kadarki bir süre de yapabiliyordu. Üstelik o andan zevk alarak. Birden kendini yalancı hissetti, aslında belki de bir bakıma öyleydi. Phin'e onları öldürmek istemediğini söylemişti. Gerçi doğru olan bir şey vardı o da sadece bayıltma isteği. Ama sonra enerjileri bedenine çekilirken bundan zevk almaya başlamıştı. Can çekişen bedenler onda garip bir zevk uyandırmıştı ve sonrasında kendini kaybetmişti. Onlar ölene dek de durmamıştı. Garip saçma sapan düşünceler ile kendini cadının onun için ayarladığı odaya giderken buldu. Caitlyn o kıyafetlerinin ve kısmen bedeninin icabına bakmış olsa da o hala kendini kirli hissediyordu. Bir banyo yapmalıydı, rahatlatıcı bir banyo. Malikane oldukça büyük ve bir o kadar da lükstü. Bir canın burada tek başına yaşaması gerçekten ona garip geliyordu. Lükse gelince neredeyse tüm yatak odalarının banyosu olduğunu söylemişti Caitlyn. Kendisinin istediği bir odayı seçerek dinlenmesini söylemişti. Oda malikanenin arka tarafına bakan bir oda seçmişti. Şimdi ise odanın banyosunda üstündeki kıyafetlerden kurtulmaya çalışıyordu. Uzun ve sıcak banyonun ardından odanın içinde bulunan giysi dolabına göz attı. dolapta tam onun bedene uygun çeşit çeşit bir sürü kıyafet ve iç çamaşırı vardı. Caitlyn o buraya gelmeden önce de geleceğini biliyor muydu? Yoksa bu kadar hazırlığı o banyoda iken mi yapmıştı. Henüz kendini bir cadıyı anlayabilecek bir konumda hissetmediğinde sadece kendine konsantre olmaya çalıştı. Kendini çok yorgun hissediyordu. Dinlemesi gerekiyordu tıpkı cadının dediği gibi. Rahat yatağa geceliğini giyerek yerleştiğinde çok geçmeden uykuya dalmıştı.

Gözlerini açtığında sabah olmuştu çoktan. Güneş çoktan doğmuş olsa da geç bir saat değildi. Ne zamandır böylesine güzel bir gece uykusu geçirmemiş olan bedeni. Uykusundan gayet memnundu. Ama aklı pekte iyi değildi. Çok fazla şey düşünüyordu, şu an da ise en çok düşündüğü kişi Phin'di. Kız arkadaşı ile arasını düzeltmiş olmasını umut ediyordu. Dolabın önüne yeniden geçip üzerideki gecelikten kurtuldu. Üzerine morlu beyazlı bir elbise geçirdi. Rahat hareket etmeyi sevdiğinden genelde hep elbise giyerdi. Caitlyn ile kahvaltı yaptıktan sonra Phin'i görmek istediğini söylemişti. Oda bu isteğini geri çevirmeden kahvaltıdan hemen sonra onu Phin'in kapısının önüne bırakmıştı. Eline yaptığı bir büyü sayesinde kolayca içeri gireceğini söylemişti. Aslında normal olarak kapıyı çalmalıydı ama sürpriz yapmak istemişti. İyi halini perisine göstermek ve hala kız arkadaşı ile arası kötü ise onunla beraber kızın yanına gidecekti. Tabi Phin kabul ederse. Kendinin oluşturduğu bu karmaşanın bitmesini istiyordu. Perisinin kapısına geldiğinde kapıyı yavaşça ve sessizce açtı. İçeriden gürültüler geliyordu. Acaba bunu yapmak çok mu kötü bir fikirdi. Şansın denemek istercesine koridora ilerleyerek perisine seslendi.

"Phin. Ben geldim, Scarlett."


_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 16 2012, 23:27


Bu olan olaya inanamıyordu. Çırılçıplak bir vaziyette onun yatağında ne işi vardı. Lanet olsun gece neler olmuştu. Bara gittiğini bir adımın onunla dans etmek istediğini hatırlıyordu. Tabi onun öncesinden çok fazla içki tükettiğini. Tüm bu olanlardan ne kadar sonra Phin'i görmüştü. Bu duruma gelmeyi nasıl başarmıştı. Onu hala affetmemişti ki. Öyleyse onunla nasıl aynı yatağı paylaşmıştı. aklını kaçıracakmış gibi hissediyordu. Hatırlamaya çalışıyordu ama hiç bir şey hatırlamıyordu. Beyni ise sürekli değişik felaket senaryoları üretiyordu. En belirgin senaryo aynı zamanda en kötüsüydü. Phin tek gecelik ilişkilerin adamı Phin. Sırf onun tadına tekrar bakabilmek için sarhoş halinden faydalanmıştı. Onu kendi evine getirmiş ve... Başını iki yana salladı. Hayır bu doğru olamazdı. Kalbini açtığı bu adam gerçekten bu denli pislik olabilir miydi? Tanımak istediği, hayatını birleştirmekte kararlı olduğu adamı çok yanlış tanışı olabilir miydi? Kafası karmakarışık olmuştu. Başındaki ağrı giderek daha fazla şiddetlenirken mantıklı düşünmek giderek daha da zorlaşıyordu. Kendini içindeki öfke ve nefrete emanet etmişti bir anda. Tüm hareketlerinin kontrolü bu iki duygunun ellerindeydi. Bu duyguların ilk sonucu Phin'e tokat atarak uyandırmak olmuştu.  Phin uyanır  uyanmaz konuşmaya başlamıştı.

"Sence neden böyle davranıyor olabilirim adi herif"

Konuşmasının ardından bir kaç cümle daha kurdu. Phin şaşkın bakışlarını ona yoğunlaştırmış bakıyordu. O bakışlara daha fazla katlanamadığı bir anda yastık ile onu boğmaya çalıştı. ama bu fazla uzun sürmemişti. Phin ondan daha güçlüydü, sırf bu nedenle çok çabuk kurtulmuştu. Bir anda elleri arasından kayan yastık kapıya doğru fırlatılarak yere düşmüştü. Ardından sinirle kurduğu cümleler donup kalmasına neden oldu. Gerçekten yaşadıklarını hatırlamamak ve bunları bir başkasının ağzından duymak hiç bir şey değildi. Neye inanacağını bilmiyordu. Kendini aldatan bir erkeği kolaylıkla affedebilecek bir kız değildi ki hemde bir gece de. Ama alkolün verdiği etki ve Phin'in baştan çıkarıcı bedeni onu etkilemiş olmalıydı kesinlikle. Hiç bir şey söyleyemedi. Phin'in çıplak bedenine bakarken dudağını dişledi. Son düşündüğü şey yüzünden sanki tahrik olmuş gibiydi. Bu şey bu kadar kolay mıydı? Aklını kaçıracaktı. Boş gözlerle ona bakarken Phin yataktan kalkmıştı, sanki yatakta ki bedeni yeterince iyi değilmiş gibi şimdi kendine onu sergiliyor gibiydi. Gerçi sinirli olduması nedeniyle bu bir sergi olmasa da onun etkilenmesini sağlamıştı. Öyle boş bakıyordu ki. Yatakta tek kaldığı için oturuşunu bir milimlik bir oynama ile değiştirirken üzerinde ki çarşaf üstünden kaydı. Göğüslerinin ortaya çıktığını anladı an kendini toparladı. Gecenin izleri Phin'in giyinmesi ile ötrünmüş olsa da o hala çırılçıplaktı ve bu  bu bile tüm şehvetini bir anda nefrete dönüştürmüştü. Sinirli bir halde söylenen kelimlere aynı şekilde karşılık verdi.

"Gece ile ilgili hiç bir şey hatırlamıyorum aşağılık herif. Senle barışmış olabileceğimi de hiç  düşünmüyorum. Gece bana ne yaptın öğretmen istiyorum. Ayrıca benim lanet kıyafetlerim nerede dedi.  lanet olsun gece o kadar çok içmişim ki üstelik bu baş ağrısı of!"

Bir hışımla kalktı. Çarşafla olabildiğince daha fazla yerini kapatmaya çalışıyordu. Phin'in kıyafetlerini aldığı dolaptan bir gömlek geçirdi eline ve sinirle giydi. Kendini çıplak göstermemeye çalışıyordu. Sanki Phin onu çırılçıplak görmemiş gibi. Üstelik aynı yatakta, onun içindeyken. Birbirlerine yakın olmak giderek tehlikeli bir hal alıyordu. Şehvetin yerini almış öfke aniden kaybolup onu Phin'in kollarına atan bir şehvete tekrar dönüşebilirdi. Bir anda ortama bir başka sesin girmesi ile şehvet geri gelmemek üzere uzaklaştı. bir kız Phin'in evine üstelik kapıyı çalmadan girebiliyordu ne kadar güzel. Bu ses öfkesini tavan yapmaya yetmişti.

"Peki bu ne diyeceksin Phin. Bu kız kim üstelik eve alışık gibi baksana kapıyı çalma gereği bile duymadı."

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 01:08

Rose’un söyledikleri karşısında resmen şok olmuştu. Dün gece kendisi rose’la karşılaştığında sarhoş olmaya bir adım kala içmeyi bıraktığı için rose’un sarhoş olduğunu doğal olarak çakamamıştı. Ona dün gece kafası gidip gelirken o kadar şey anlatmış ve kendini açıklama yapmaya zorlamıştı fakat rose sarhoş olduğu için sabah uyandığında hepsini unutmuştu. Harika her şeye sil baştan başlıyoruz diyerek kendine okkalı bir küfür savurdu. Her şey ters gitmek zorunda mıydı gerçekten hayatı birazcık bile olsa daha kolay olamaz mıydı? Rose’un isyanı karşısında derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştı ama başaramadı. Bu kız onu sinirlendirmeyi çok iyi başarıyordu. Dün gece aralarında neler olduğunu düşünürken rose’la nasıl karşılaştıklarını hatırlayıp öfkeli gözlerini rose’a dikti hala onu o adamla sarmaş dolaş olmasını hazmedebilmiş değildi şimdi birde dün gece sarhoş olduğunu ve o kadar kendini anlatma çabasının boşa gittiğini öğreniyordu. Gözlerini rose’un gözlerine dikerek ''Rose inan bana sabrımın sınırlarını zorluyorsun ne kadar anlayışla yaklaşmaya çalışsam da ben düşündüğün kadar sabırlı bir peri değilimdir. O yüzden ağzından çıkan sözlere dikkat et'' dedi. Onun aşağılamalarına artık katlanamıyordu. Hayatında ilk defa bir kızın peşinden koşuyordu ve o kız onu anlayıp dinlemeden infaz ediyordu.

Birkaç dakika sessiz kalıp ses tonunu ayarlamaya çalıştı fakat başarılı olamayarak öfkeyle ''Yargısız infaz yaptığının farkında mısın? Geçmişim yüzünden orada neler olduğunu anlamaya bile çalışmadan beni suçladın. Çünkü o gün benim eskiden tek gecelik aşkların adamı olduğumu öğrenmiştin üzerine birde o durumu görünce seni aldattığımdan başka bir şey düşünemedin doğrusu bana olan güvenin için minnettarım. Demek senin gözünde ben bu kadar güvenilir biriyim ne güzel'' dedi. Tanrım bu kız gerçekten onun damarına basıyordu. Dün gece neler olduğunu öğrenmek için soran gözlerle kendisine baktığını fark ettiğinde ''Dün gece sana olanların iç yüzünü açıkladım ve barıştık olanların bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu öğrenince bana dönmemek için hiçbir nedenin kalmamıştı ve sonra ikimizde sarhoşluğun ve aramızdaki çekimin etkisiyle beraber olduk olan bu. Eğer sarhoş olduğunu bilseydim sana elimi sürmezdim ama lanet olsun ki o gece bende aşırı içmiştim ve senin sarhoş olduğunu doğal olarak çakamadım bir sarhoşa göre aşırı mantıklıydın üstelik. Bu arada eşyaların salonda'' Dedi. Sinirleri tavan yapmışken içeriden bir kız sesinin geldiğini duydu. Kimdi bu şimdi? Üstelik phin’nin evine kapıyı çalmadan nasıl girmişti? Rose’un konuşmasıyla onu belinden tutup kendine çekerek ağzını kapattı ve sessizce kulağına ''Bak her ne kadar geçmişte tek gecelik aşkların adamı olsam da eve değil otele götürürdüm kızları ve adı üstünde tek gecelik olduğu için bir daha yüzlerini görmezdim. Evimin anahtarı kimse de yok üstelik dün gece kapıya büyü yapmıştım yani ben kaldırmadan açılmaması gerekiyordu. Şimdi seni bırakacağım ama sessiz ol tamam mı? Ben de gidip davetsiz misafirin kim olduğuna bakıyım.'' Diyerek rose’u bıraktı.

Normalde bu kadar tedirgin olmazdı tabi dün morgana olayını öğrenmemiş olsaydı. Evini onun yandaşlarından birinin ziyaret etme olasılığı varken ve rose yanındayken doğal olarak tedirgin olmuştu. Lanet kapıya dün gece eski ve oldukça güçlü bir büyü uygulamıştı o kapıyı phin üzerindeki büyüyü kaldırmadan kimse açamazdı açmamalıydı ama her nasıl olduysa o kapı açılmış ve içeri biri girmişti. Hal böyleyken nedense aklına hiçte iyi var sayımlar gelmiyordu. Rose’a burada kal tarzında bir bakış atıp yavaş ve temkinli adımlarla kapıya doğru yaklaştı. İçeride ki kız her kimse onun adını söylemişti konuşuyordu ama ne söylediğine baş ağrısı yüzünden odaklanamıyordu. Sonunda kapıyı açtığında garip bir şekilde gelen kişinin her kimse tanıdık olduğunu hissetmişti. Birkaç saniyenin ardından etraftaki auradan gelenin bir sihirbaz olduğunu fark etmişti. Hızlı adımlarla odadan çıkıp salona yöneldi. Scarlett’ı karşısında görmesiyle olduğu yerde kalakaldı. Şaşkınlıkla ''Scarlett…'' dedi. Birkaç saniyenin ardından morgana faktörünü hatırlayarak ''Senin burada ne işin var? İçeri nasıl girdin? Ayrıca neden caitlyn’nin yanında değilsin sana en güvenli yerin orası olacağını söylediğimi hatırlıyorum.'' Dedikten sonra kendini tutamayarak ''Tanrı aşkına morganaya yem olmak mı istiyorsun? Zaten seni bulmak için elinden geleni yapıyor güvende olmanı istiyorum tamam mı? Morgana güçlü bir cadı seni ondan korumak zaten oldukça zor ritüel de henüz gerçekleşmedi dışarısı senin için tehlikeli'' dedi onun sözünü dinlemeyen ve muhtemelen ikinci bir karışıklığa neden olabilecek sihirbazına bakıyordu ses tonundan ne kadar endişeli olduğu gayet rahat anlaşılıyordu.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 01:53

Phin'e sürpriz yapmak gerçekten iyi bir fikir miydi? Bu gelene kadar aklına gelmeyen şey şimdi gelmişti. Perisinin ona dün söyledikleri. Onun Caitlyn'in yanında güvende olacağını ve onun evinden ayrılmaması gerektiğini söylemişti. O da bunu kabul etmişti. Ama şimdi buradaydı. Onu gerçekten görmek istemişti. Cadının malikanesinde kendini iyi hissetmiş olsa da aslında oradan ayrılmak istememiş olsa da Phin'i görme isteğini bir türlü bastıramamıştı. Uyuyana dek aklında o vardı. Her ne kadar uykuya dalması kısa sürmüş olsa da perisi gittiğinden beri aklı hep ondaydı. Onun ne kadar üzgün olduğunu görmüştü. Tüm yaptıklarına rağmen hala ona yardım ediyor oluşu. Bir anda birbirlerine bu kadar yakın olmaları hala da tam olarak bilmediği peri, sihirbaz ilişkisinden mi yoksa onun davranışlarından mı olduğunu gerçekten kestiremiyordu. Ama durum ne olursa olsun. Ona değer verdiği bir gerçekti. Bozduğu şeyi düzeltmek istemesinin en büyük nedeni buydu. Onun yaptığı yardımları bir nevi geri ödemek gibi.

Caitlyn evden çıkmadan onu uyarmıştı. Aslında yol boyunca uyarmıştı. Kendi varlığı kendisi için bile tehditken birde peşinde asla olmasını istemeyeceği başka bir cadı vardı. Catlyn kadar güçlü. Sürekli sesini duyduğu ve sadece sesini duymasının bile onda yarattığı kalp ağrısı. Bu işaretlerin tüm sihirbazlar da ayrı noktalarda bulunduğunu öğrenmişti. Onun neden kalbinin tam üzerinde bu işaret vardı. Kafasında bin bir soru işareti ortaya çıksa da hepsini kenara itti. Perisine odaklanması gerekiyordu. Eve girdiğinde duyduğu sesler rahatsızlık vericiydi ve Phin'in varlığını hissettiğinde varlığı ile birlikte öfkesini ve kızgınlığını da hissetmişti bir an. Aynı zamanda üzüntüsünü. Adımlarını hızlandırarak seslerin geldiği odaya doğru adımlar atarken Phin bir anda karşısına çıkmıştı. Şaşkınlıkla adını onun ağzından duyduğunda suratın da bir gülümseme oluştu. Bu gerçekten bir sürpriz yaptığını gösteriyordu. Ama hala öfkesini ve sinirini hissediyordu hemde de fazlasıyla ve giderek artar bir vaziyette. Phin'in konuşmaya başlamasıyla gülümsemesi yavaşça soldu. Onu gerçekten kızdırmıştı. İyi bir şey yapmaya çalışırken gene her şeyi berbat etmişti. Phin tam anlamıyla konuşmasını bitirdiğinde açıklamalarına başladı.

"Ben seni merak ettim Phin. Dün yaptıklarım yüzünden sevgilim ile barışıp barışmadığını da görmek istedim. Eve girmeme gelince beni buraya Caitlyn bıraktı. Sana sürpriz yapmak istediği mi söyleyince de bana büyü yaptı bu sayede eve girebildim"

Konuşması bittiğinde biraz soluklanarak konuşmasına tekrar devam etti.

"Aramızdaki bağ yüzünden sanırım üzgün olduğunu hissedebiliyorum. Bu durum hala kötü demek. Kız arkadaşın ile konuşabilir miyim? Belki başıma gelenleri benim ağzımdan duyarsa her şey düzelir. En çokta bunu için gelmek istedim. Aranızın bozulmasının nedenini olarak bu karmaşaya son verebilirim belki"

Ağlamak üzereydi, ama buna hakkı yoktu. Bunu biliyordu. Kendi kalp kırıklığının nelere mal olduğunu yaşayarak görmüştü. Aynı acıyı perisini de yaşattığı için kendinden nefret ediyordu.


_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 02:17


Kafasının içi türlü düşünceler yumağı içine sıkışmıştı. Lanet olsun ne yapmaya çalışıyordu. Ona söylediği onca şey. Bu hem ona hem de kendine bir haksızlık gibi gelmeye başlamıştı. Uzun yıllar boyunca hep kendi kabuğunda yaşamış olsa da ona söylenen yalanları anlayamayacak kadar bir köşede bulunmamıştı ki. Kimseye güvenmemeyi kendine bir ödev edinmişken kalbini şimdiye dek sadece Phin'e açmıştı. Onun hakkında bu kadar çok yanılmış olabilir miydi? Eğer gerçek buysa onu kullanmışsa bu kendisinin ne kadar saf ve onun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gösterir. Ama hayır o saf bir kız değildi. Phin'in geçmişe fazla kafa yorduğu için düzgün düşünemiyordu. Tabi hala kabul edemese de onu deli gibi severken içinde oluşmuş kıskançlık nedeniyle saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Karşısında başka biri olsa şimdiye dek Phin'in ondan yakından ilgilenmiş olacağını çok iyi biliyordu. Tabi bu yakın ilgi sevgiden oluşmayacaktı. Etrafta küçük ya da büyük çaplı bir kan gölü oluşacağı kesindi. Phin'in na yaptığı ise sadece olanları ona sabırla anlatmaktı. Ama bu sabrın ne kadar süreceğini bilmiyordu. Bilmiyordu, ondan ne bekliyordu ki. Kedi içinde derinlerde ona inanarak kollarına atılmaya çalışan bir Rose vardı. Ama kıskançlığın ve öfkenin beslediği sert duvarı ona başka şeyler söylemişti kötü şeyler ona artık yeter bana güvenmiyorsun gidebilirsin diye bir kelime kullanılsa ne yapardı. Daha bete bir hale gireceğini biliyordu. Tüm öfkesine ve ona kızmasına rağmen gece olanları da ona açıklamıştı. Söyledikleri o kadar mantıklı geliyordu ki. Şimdi bile üstüne atlamaya hazırken gece de farklı bir sonuç olmamış olmalıydı. Tam her şeyi düzelteceği kelimeleri bulduğunda ortamda duyulan üçüncü ses her şeyi mahvetti. Phin'İn adını söyleyen kızın sesi kanında kıskançlığı alevlendirerek yine onu suçlar nitelikte kelimelerin ağından dökülmesini sağladı.

Phin'in ise bu sese tepkisi sadece korku ve endişeden kaynaklanıyordu. Tam tekrar konuşacağı sırada Phin onu yanına çekerek ağzını kapadı. Elinin ağzının üzerinde burnuna çok yakın bir mesafe oluşu ile kokusunu ister istemez içine çekmişti. Kokusu onu çok fazla tahrik ediyordu, olması gerekende de  fazla. Kokudan uzaklaşmaya çalışırken odaklanacağı bir şeyler aradı ve Phin'in konuşmaya başlaması ile sesini dikkatle dinlemeye başladı. Söyledikleri o kadar mantıklıydı. Adı üstünde tek gecelik kızlar. Onları hayatından çıkarmanın en kolay yolu arkanda sana ulaşabilecekleri hiç bir yol bırakmamaktı. Ev herkes için özel bir alandı ve istemediği kişilerin sokulmaması gereken mekandı. Böyle düşünmek Rose'un içinin kıpır kıpır olmasını sağladı. Onun için değerliydi. Ama tek yaptığı değerini düşürmekti. Phin'in korkusu onu da tedirgin ettiğin çıt bile çıkarmadan kafasını sallayarak odadan ayrılırken ona baktı. Bir yandan da bir şeyler düşünmeye çalışıyordu. Tehlikeli bir durum da onu yardım etmek için. ama şu durum da odadan nasıl çıkabilirdi. Phin'in gömleğinin altında çırılçıplaktı.

Kızla karşılaşıp konuşmaya başladıklarında rahatladı. Çünkü Phin'in sesinde hiç bir tedirginlik belirtisi yoktu. Sonra konuşulanlar kızın dün gördüğü kişi olduğunu gösteriyordu. Her bir kelimesinde suçluluğunu dile getirirken aynı anda bir suçluluk dalgası Rose'un kalbine saplandı. Lanet olsun her şey gerçekten bir yanlış anlaşılmaydı. Haklı olduğunu düşünürken söylediği o kadar saçmalık yüzünden Phin onu şu an terk etse kesinlikle onu suçlayamazdı. Ne yapacağını bilemedi, konuşmalı ve özür dilemeliydi. Onu kaybetmek istemiyordu. Lanet olsun ondan uzaklaşmaya çalışırken de ondan ayrılmak istememişti ki. Mahcup bir halde gömleğin eteğini çekiştirerek içeriye doğru ilerledi.

 
"Phin... Scarlett... Ben ikisinden özür dilerim her şey yanlış anlamışım. Geçmişe bir anda o kadar kafayı taktım ki düzgün düşünemedim. Beni affedebilecek misin? Sevgilim. Hala sevgiliyiz dimi"


Konuşması bittiğinde bakışlarını yere indirdi. Kendini çok suçlu hissediyordu. Phin'e bakamayacağı kesindi o da başını kıza çevirdi. Tüm bu karmaşanın ortasından Morganın adını duymuştu, Phin'in açıklamalarında. Bu kız onun sihirbazı olduğu için ne kadar tehlikeli ve tehlike de olabildiği geldi aklına. Phin'in onun için endişelenmesi o kadar normaldi ki. Daha bir kaç gün önce gerçekleşen ritüelden çok iyi biliyordu bunu. Ofelyaya olan koruma iç güdüsünün de çok iyi biliyordu.

 
"Sana inanmıyor değilim Scarlett ama gerçekten başına o gün neler geldi. Berbat görünüyordun. Keşke kendi takıntılarım yerine o kötü halinle sana yardım etmeye çalışsaydım o zaman durum bu halde olmazdı. Hepsi benim hatam"  


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 03:05

Phin karşısında olan sihirbazının açıklamalarını dinlerken içindeki öfkeyi bastırmaya çalışıyordu. Onun sözünden dışarı çıktığı için onu sinirlendirmişti evet ama en azından buraya caitlyn’le gelmişti ve şuan onun yanında olduğu içinde güvendeydi. Hem başına gelenleri hatırladığında şuan güvenebileceği tek kişi phindi ve birinin güvende ve rahat hissettiği birinin yanında olmayı istemesini anlayabiliyordu. Scarlett’la karşılaştıklarında onun yüzündeki gülümsemeyi görmüştü. Sorunlarla dolu hayatında onu gördüğünü sevinmişti. Hissediyordu phin’i gördüğü için mutluydu ta ki phin onu sözünü dinlemediği için çocuk gibi azarlayana kadar. Scarlett’a sinirle çıkıştığı için kendine içinden lanetler okudu o yalnızdı ve yanında olduğundan emin olduğu yalnız olmadığını hissettiren tek kişi az önce onu azarlamıştı. Aslında bunu yapmak istememişti ama onun için çok endişelenmişti ve kendine engel olamamıştı. Morgana başlı başına bir problemdi scarlett’ın sokaklarda tek başına dolaşması oldukça tehlikeliydi. Bir an hayatının daha ne kadar içinden çıkılamaz olabileceğini düşündü. Derin bir nefes aldı ve ''Üzgünüm scarlett sana bağırmak ya da seni azarlamak istememiştim ben sadece kötü bir gün geçiriyorum ve seni bir an karşımda tek başına görünce endişelendim.'' Dedi.

Az önceki öfkeli ses tonunun yerini yorgun ve üzgün bir ses tonu almıştı. Gözlerini scarlett’ın gözlerine dikerek anlayışlı ve şefkatli bir ses tonuyla ''Ben sadece… ben seni önemsiyorum. Senin iyi ve güvende olduğunu bilmek istiyorum anlıyor musun? Senin tehlike de olduğunu bilmek beni endişelendiriyor. Az önceki tavrım senin için endişelendiğim içindi biliyorsun morgana çok güçlü ve tehlikeli bir cadı.'' Dedi. Sonra derin bir nefes aldı ve ''Buraya seni caitlyn’nin bırakması içimi rahatlattı ve ayrıca gelmene sevindim evime hoş geldin benim söz dinlemez sihirbazım'' dedi yüzünde yorun ve hüzünlü bir gülümseme belirdi. Tüm bu olanlardan yorulmuştu. Ona güvenmeyen ve yargısız infaz eden bir sevgilisi vardı. Olanları elinden geldiğince alttan alıyor sabrının sınırlarını olabildiğince zorluyordu ama buna daha ne kadar devam edebilirdi bilmiyordu. Sinirlerine hakim olmaya çalışsa da yapamıyordu içerideki sevgilisine hala öfkeliydi olanları düşündükçe sinirleri daha da geriliyordu ama bunun için hiçbir suçu olmayan ve onun için endişelenen sihirbazını suçlayamazdı. Sinirlerini ondan çıkarmaya hakkı yoktu. Gülümseyerek ''Seni iyi gördüğüme sevindim. Kahvaltı ettin mi? Gerçi saatin kaç olduğunu bilmiyorum ama harika kahvaltı hazırlarım ve seninle konuşmak istediğim şu kalacak yer konusunu konuşuruz. Caitlyn’nin yanında kalman en güvenlisi ama eğer istersen… Tabi harika ve örnek alınacak bir ev arkadaşı olduğumu söyleyemem ama burada benimle de kalabilirsin eve geri dönmeni istemiyorum. Ailenin yanına olanlardan sonra asla dönmeyeceksin anlaştık mı?'' diye sordu.

Yanlarındaki rose’a yorgun gözlerle baktı... Onun söylediklerinden sonra içinden ona sarılıp onu öpmek gelse de bu duygusunu bastırdı. Onun kendisine ihanet ettiğini düşünmesine ve yargısız infaz etmesine rağmen onu hala dediler gibi seviyordu ve tüm yaptıklarını az önce söyledikleriyle unutturmuştu phin'e ama bu kadar çabuk yelkenleri suya indirmek istemiyordu. Hatasını anlamalıydı en azından onu ne kadar sevse de onu bu şekilde davranarak ne kadar kırdığını fark etmeliydi. Evet şuan olanları anlamış olabilirdi fakat bu phin'in kırıldığı gerçeğini değiştirmiyordu. Phin'e güvenmediğini görmek onun canını yakmıştı. Onu aldatabileceğine inanması üzmüştü onu. Sonra gözlerini scarlett’a dikerek ''Olanları ona anlatmayı denedim ama beni dinlemiyordu belki de senden dinlemesi daha iyi olacak böylelikle benim onu aldatmadığıma inanır belki.'' dedi. Sonra gözlerini rose’a dikerek ''Umarım scarlett'ın ağzından olanları duyunca olanları ne kadar yanlış anladığını görürsün ve bir daha yargısız infaz yapmadan önce olanları bir seferde benim ağzımdan dinlemeden kararını vermezsin sevgilim.'' dedi sesi yorgun ve üzgündü. Salona geçip kendine içki koydu. Bu sırada rose’la scarlett’ta yanına gelmişlerdi. Çekmecede ki ağrı kesicilerden birkaç tane çıkarıp bir bardak suyla beraber masaya koydu sonra rose’a dönerek ''Birkaç tane alırsan en geç 5 ya da 10 dakika içinde baş ağrını keser. Bu arada genel olarak beni çileden çıkarma konusunda doktora üzerine doktora yapsan da hala seni seviyorum ama bu bana inanmadığın ve güvenmediğin gerçeğini gördüğümde canımın acımasını engellemiyor'' dedi yumuşak bir ses tonuyla mini barına dönüp kendine doldurduğu içkiyi bir dikişte içip yenisini doldurdu scarlett’a dönerek ''Seni caitlyn’nin evine ben bırakırım tabi burada istediğin kadar vakit geçirebilirsin giderken bir anahtarcıda durur senin için özel bir anahtar çıkartırız tamam mı? İstediğin zaman gelip bende kalman için ama tabi seni buraya caitlyn’nin bırakması şartıyla yanında ben olmadan dışarı çıkmanı istemiyorum. Özellikle morgana seni bulmak için bu kadar çabalarken.'' Dedi.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 18:42

Neden böyle olduğunu bilmiyordu. Tamam belki gerçekten yaptıklarının sonunda azarı hak etmişti. Ama şu an Phin'den başka kimi vardı ki. Sadece o. Ondan başka güvenip sığınabildiği kimse yoktu. Aslında Caitlyn vardı. Cadıya haksızlık edemezdi. Hoş görüsü, ona misafirden çok ev sahibi gibi hissetirmişti. Ama yine de Phin'i istiyordu işte. Nedenini bilmiyordu bu bağ her ne ise onunla ilgisi vardı mutlaka ama şu an onunla olma isteğini bastıramıyordu. İçten içe iyi olduğunu bilmek istiyordu. Yaptıkları yüzünden ne kadar acı çektiği görmüştü. Onu görmekten ziyade iyi görmeye ihtiyacı vardı. Azar dolu cümleler yüzündeki gülümsemeyi soldursa da yeni açan bir çiçek misali başka bir gülümseme belirmişti yüzünde. Phin'in söylediklerini duyduktan sonra. Söylediği her şeyi hissettiği kaygı yüzünden kelimelere dökmüştü.

"Beni önemsediğini biliyorum Phin, yanında olmak istememin bir nedeni de bu zaten. Kendimi o kadar yalnız hissediyorum ki seni görmeye ihtiyacım vardı. Yaptıklarım yüzünden iyi olup olmadığını da görmem gerekiyordu. Merak etme dikkatli olucam ve gücüm içinde Caitlyn den yardım alıcam. Söz veriyorum."

Konuşmasının ardından ev ile söylediklerini duyduğunda gülümsemesi daha da artarak sesli gülmeye başladı.

"Ben baş belası, söz dinlemez bir kızım sanırım ve tabi baş belası. Kahvaltı yapıp gelmiştim. Zaten çok kalmayacağım. İyi olduğunu görsem bu bana yeter "

Yüzünde gülümsemesi ile ona bakarken. İçeri üzerinde sadece gömlek olduğu belli olan bir kız geldi. Yanlış bir zaman da mı buraya gelmişti, acaba. Evet kesin öyle olmalıydı. Ama bir dakika bu kız onun sevgilisi ise ve bu haldeyse her şeyin yolunda olması gerekmez mi? Neden hala aralarında garip bir mesafe vardı anlamamıştı. Kız onları muhtemelen içeriden dinlemişti ve yeni yeni bazı şeyleri kabulleniyordu. Bunu kafaya takmadan en azından görünüşünü onu dinlemeye başladı. Kızın konuşması işleri yoluna sokmaya yetecek türdendi ve bu onu mutlu etmişti. Yinede kız başına gelen kötü şeyleri öğrenmek istiyordu. Bu herkese anlatabileceği bir şey değildi. Ama Phin ona aşık ve onu seviyorsa onunda sevmesi gerekirdi. Belki de onunla da dost olabilirdi. Hayatına bir tane daha güvenebileceği birinin girmesi iyi bile olabilirdi onun açısından. Kıza bakarak olanları anlatmaya başladı. Phin daha önce anlattığı için kısa bir özet yeterli olur gibi görünüyordu.

"Öncelikle yeteneğimi söylemeliyim daha çok lanetim de denebilir. Ben canlıların yaşam enerjileri ile besleniyorum. Ama bunu tam tersi yaşam enerjilerini kullanarak birilerini iyileştiredebiliyorum . O gün olanlar çok öncenin yarattığı bir etkiydi bende. Gücüm psikoloji olarak değişiyor ve değişim gösteriyor benim gibi... Çok güvendiğim biri beni birden ortada bıraktığında kendimi boşlukta gibi hissettim. Her gün, her saniye ya ağlıyor ya da ağlamamaya gayret ediyordum. Çok geçmeden ailem bunu fark etti. Yardım etmek adı altında işleri daha da berbat ettiler Beni bir kliniğe götürdüler... Aslında apar topar kliniğe kapatıldım demek daha doğru olur. Tanrım ilaçlar iğneler berbat bir şeydi. Beni uyutmak iyi bir şeymiş gibi uyuttular kabuslarım da sürekli aynı ses. Gerçekten delirdiğimi düşündüğümden kaçmak istedim. Benimle ilgilenen doktor ve hemşireyi sadece bayıltmak istemiştim... Ama işler çığırından çıktı. Onları bıraktığımda ikisi de nefes almıyordu. Klinikten nasıl kaçtığımı bilmiyorum, bile... Hele yolda nasıl yürüdüğümü lunaparka nasıl geldiğimi... Phin'i karşımda görünce ondan yardım istedim ama yanıma yaklaştığımda yeni bir transa girdim. Onu bir başkası olarak görüyordum ve öldürmeye çalışmıştım. Durum bu işte "



Durumu anlatmıştı. Ama özetten daha çok hikaye olmuştu. Ama belki böylesi daha iyiydi kızın anlaması açısından. Her şey ikisi için iyi gibi görünürken onları yalnız bırakmanın daha iyi olacağını bildiğinden.


"Sanırım artık gitmeliyim işler yolunda olduğuna gire birbirinize iyi bakın. Ayrıca Phin bırakmana gerek yok Caitlyn akıllı bir kadın bana geri dönmem için de bir şeyler vermişti. gitmeliyim görüşürüz ve burada kalma işini bir ara konuşursak sevinirim. Sevgilin izin verirse kalmak isterim "


Gülümsemesi hiç bozmadan sessizce kapıya doğru yürüdü. Caitlyn'in evine gidecekti elbet ama önce yapması gereken küçük bir iş vardı.



_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Ptsi Eyl. 17 2012, 20:02

Suçluluk duygusu içinde giderek büyüyordu. Ne kadar da aptaldı. Phin'i kaybederse ne yapardı, bunu düşünmeden edemiyordu. Onu bıraksın istemiyordu, ondan ayrı kalma fikri giderek daha dayanılmaz bir duruma gelmişti. Söylediği sözlerden sonra bakışlarından Phin'in tepkisini anlamayı çalıştı. Ama bu pekte mümkün değildi. Suratın da artık bitmiş bir adam görüntüsü vardı. Sabrı gerçekten artık taşmış olmalıydı. Ağzından her bir kelime de kalbinin duracağını hissetmişti. ama sonra söyledikleri rahat bir nefes almasını sağladı. yine de kendini bir anda koy vermek istemiyordu. Sonuçta ondan bir anda kollarına atlamasını bekleyemezdi. Beklememesi gerekirdi de, Belki de Phin tarafından cezalandırılacaktı. Ama Hiç bir ceza onu rahatsız etmemeliydi, etmeyecekti de tabi tek bir ceza dışında. Onsuz bırakmak gibi bir cezaya asla katlanamazdı bun biliyordu.

   "Scarlett olanları anlatmasa dahi artık gerçeği biliyorum. Ben çok özür dilerim Phin. Seni kırmak istemedim. Sevgi bazen çok kötü şeyler yaptırabiliyor. Seni çok kıskanmıştım ve bir anda her şeyi alt üst ettim. "

Onun ağzından sevgilim kelimesini tekrar duyabilmek işte bu gerçekten iyi gelmişti. Bir karar vermişti. Kendini affettirmek için elinden gelen her şeyi yapacaktı. Phin mini bara giderken oda peşinden gitti. Kendine içki koymuşken ona bir bardak su ve ağrı kesici verdi. İçkiyi görmesi bile midesini kaldırmıştı zaten. Bir daha asla o kadar içmek istemiyordu. Ağrıyan başı için ilaçları aldığından Scarlett anlatmaya başladı. Zavallı sihirbaz başına gelenleri öğrendiğinde ne diyeceğini bilemedi. Etrafında gerçekten iyi birilerine ihtiyacı vardı ve o bu konuda gönüllü olmaya hazır görünüyordu. Phin ile aynı evde kalma fikri hala biraz kıskançlık krizine girmesine neden olsa da sonuçta onu kimseyle paylaşmak istemiyordu. Diğer yandan ona güvendiğini göstermesi de gerekiyordu.

     "Elbette Phin ile kalabilirsin Scarlett. Yalnız olman iyi bir şey değil. Bir arkadaşa ihtiyaç duyarsan kız kıza konuşmak mesela bende senin arkadaşın olmak isterim ya da belki de bir abla"

Kız bu arkadaş konusuna sıcak bakmış olmalıydı ki gülümseyerek evden gitmeye karar vermişti. Sanki yalnız kalın der gibi. Bu içindeki kıskançlığı tamamen yok etmişti işte. Scarlett her ikisi içinde bir kız kardeşti ve onun yanında olmalarına ihtiyacı vardı. Phin ile bir anda koca evde yalnız kalmaları kafasından türlü türlü tilkilikler oluşturmuştu. Gece her ne yaptılarsa o hiç birini hatırlamıyordu. En başından beri içinde tuttuğu şehvet ve tutku artık serbest kalmaya çalışan bir canavara dönüşmüştü. Şu an gerçek anlamda bir succubustu ve üzerindeki siyah gömlek dışında çırılçıplaktı. Phin'e yaklaşarak arkasından beline sarıldı ve kulağına fısıldamaya başladı.

    "Baş başa kaldık sevgilim sanırım sana  kendimi affettirmem gerek"

Konuşması bittiğinde Phin kulak memesini ağzının içine alarak emmeye başladı. Sonra ise öpmeye, öpücükleri boynundan ensesine doğru ilerliyordu. Elleri yavaşça Phin'in gömlek düğmelerini açmaya başladı. Çok yavaş hareket ediyordu, tüm bedenini ona yaslamış şekilde elleri çalışmaya devam ediyordu. Tüm düğmeler açıldığında geriye doğru çekilerek gömleği çıkardı ve ona tekrar arkadan sarıldı. Çıplak teninde boynun sırtında öpücükleri gezinmeye ve onu delirtmeye devam ediyordu. Aynı gömleğe yaptığı gibi pantolon düğmesini ve fermuarını aşağı doğru indirirken. Öpücüklerini kulaklarına yönlendir ve konuşmaya başladı.

    "Yaramaz kızı cezalandırmak ister misin? Phin"

Pantolon aşağı düşmek üzeredeydi neredeyse ama onu çıkarmak için hiç bir girişimde bulunmamıştı. Sadece kıkırdayarak hızla Phin'in odasına gitti. Kendi tamamen yatağa attığında Phin'i içeride bırakmıştı. Üzerindeki gömleğin birkaç düğmesini açarak göğüs dekoltesi verdi ve sevdiği erkeği şehvet oldu bakışlarla beklemeye başladı.

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Salı Eyl. 18 2012, 00:28

Scarlett’ın onun evinde kalması fikrini onu lunaparkta öyle görüp olanları öğrendiğinden beri düşünüyordu. Onun bu hale gelmesinde o sevgili ailesinin de büyük katkıları olduğunu biliyordu. Tüm bunları bile bile her şey olup bittikten sonra ailesine geri dönmesine izin veremezdi. Scarlett’ın her ne koşulda olursa olsun yanında olacak birilerine ihtiyacı vardı onu kliniğe kapatıp başından atacağı bir aileye değil. Caitlyn’nin yanında kalması elbette en güvenlisiydi ama kendini bir süre sonra rahatsız hissedebilirdi. Sonuçta hayatının geri kalanını daha önce hiç tanımadığı bir cadının evinde geçirmesi söz konusuydu tamam phin’i de birkaç gün öncesine kadar tanımıyordu ama onunla aralarında özel bir bağ vardı. Onları birbirlerine bağlayan phin’nin onu hiç sahip olmadığı bir kız kardeş gibi görüp kendi öz ailesine bile göstermediği ilgiyi sevgiyi ona göstermesini sağlayan bir bağ. Scarlett’ın phin’nin yanında güvende hissetmesini ve onun yanında yalnız olmadığını bilmesini sağlayan bir şey. İkisinin birbirlerini kısa sürede önemsemesinin başka bir açıklaması yoktu. Onu tek başına evinde gördüğünde onun için deli gibi endişelenmişti. Oda sırf onu merak edip görmek istediği için buradaydı değil mi? Yani onunla yaşamak scarlett için sorun olmazdı. Gerçi şu koruma içgüdüsü yüzünden belki biraz sert bir abi olabilirdi ama bu onun scarlett’ı sevip onu önemsediği gerçeğini değiştirmezdi. Abi… Küçük kız kardeş… Tanrım bu kızı ne zaman bu kadar benimsemişti. Verdiği söz karşısında gülümseyerek ''Hım demek bana söz veriyorsun küçük hanım yanlış hatırlamıyorsam bir yere gitmeden önce bana haber vereceğine de söz vermiştin ama buraya geleceğinden haberim olmadı.'' Dedi tek kaşını kaldırarak scarlett’a uzun süre baktı sonra gülümseyerek ''Ama sanırım bana böyle güzel bir sürpriz yaptığın ve benim sözümü bana gelmek için dinlemediğini düşünürsek bu sefer bunu görmezden gelebiliriz.'' Dedi şefkatli bir ses tonuyla. Scarlett’ın gülerek baş belası olduğunu söylemesinin ardından en tatlı gülümsemesini takınarak ''Tam olarak baş belası sayılmazsın sen benim tatlı belamsın. Sevgili söz dinlemez sihirbazım.'' Dedi.

Bu kıza bir anda yumuşayıp bu kadar anlayışlı davranması onu kız kardeşi gibi benimseyip ailesine göstermediği ilgisi ve sevgiyi göstermesi onu bile şaşırtsa da elinden başka türlüsü gelmiyordu. Rose’un özür dilemesiyle beraber güzel sevgilisine uzun bir süre bakıp iç geçirdi. Evet şimdi özür diliyordu hatasını almıştı. Aralarındaki tüm problem kalkmıştı ve onu şuan kollarında görmekten başka bir şey istemiyordu ama insan üstü bir çaba sarf ederek kendine engel oluyordu. Özür dilemiş olabilirdi ama onu hemen affetmeyecekti. Affedemezdi hatasını anlamalıydı phin’i sadakatsizlikle suçlamasının ne derece yanlış olduğunu anlamalıydı bu yüzden ona karşı hemen yumuşayamazdı. Kendisinin çok iyi bildiği ve rose’un yanlış anladığı aslında phin’in dün ona anlattığı ama onun sarhoş olduğu için hatırlamadığı olayları bir hikaye gibi birde scarett’ın ağzından dinlemiş o sırada ikinci içkisini de kafasına dikmişti. Aslında normalde sabah sabah içkiye yönelen biri değildi ama şuan sinirlerini yatıştıran tek şey olduğu için kahvaltıyı es geçip içmeye başlamıştı. Tabi ki sinirlerini yatıştıran tek şey içki değildi birilerinin canına okumakta sinirlerini oldukça yatıştırıyordu ortalığı kana bularken duyulan ve kulağa eşsiz bir melodi gibi gelen kemik kırma sesleri ve sonrasında kırmızı renkte oluşan küçük kan gölcüğünü izlemek phin’i yeterince yatıştırırdı fakat ne yazık ki ortada sinirini çıkarabileceği biri yoktu. Rose’la scarlett’a ne kadar sinirlenirse sinirlensin öfkesini kelimelere dökmekten ve etraftaki eşyalardan çıkarmaktan öteye gidemezdi. Onlar onun için çok değerliydi. Onları burada bu şekilde bırakıp birilerinin canına okumaya gitmesi de oldukça mantıksız olurdu. Rose’u her ne kadar kolay affetmeyecek olsa da onu kaybetmek istemiyordu ve tüm yolu sırf onu görmek için gelmiş ve aralarındaki anlaşmazlığı bitirmeye çalışan scarlett’ı da savunmasız bir şekilde morgana’nın insafına bırakamazdı. Bu yüzden çekip gitme gibi bir şey asla söz konusu olamazdı. Kendine bir kadeh daha içki koyup dün gece içtiği içki yüzünden olan baş ağrısını geri plana iterek önündeki içkiyi bir dikişte bitirdi. Scarlett’ın söylediği sözler üzerine sevgilisine döndü. Rose’a dikkatle bakıp ondan gelecek tepkiyi beklemeye başladı evet bu aynı ev konusunu onunla daha önce konuşmamıştı daha doğrusu konuşmaya fırsatı olmamıştı ve sevgili oldukları için bunu önce onunla konuşmalıydı tabi ama madem ona güvenmiyordu bu konuda o da kendi kararlarına göre hareket edecekti. Rose’un sözlerinden sonra scarlett gülümseyip gitmişti. Phin kapanan kapının ardından bir süre baktı.

Caitlyn’ne scarlett’ı bu derece koruduğu ve yardım ettiği için minnettardı hoş onun morgana’nın eline geçmesini istemiyorsa ki morgana ile uzun süredir güç savaşındaydı ve sihirbazın onun eline geçmesi en son isteyeceği şeydi bu yüzden ona yardım etmek zorundaydı. Gözlerini kapıdan çekip karşısında ona çözemediği bir ifadeyle bakan rose’a çevirdi. Gözleriyle onu baştan aşağı incelerken nedense bir an odanın içi fazlasıyla sıcak olmuştu. Üzerinde sadece siyah bir gömlek vardı ve o çok baştan çıkarıcıydı. Gözleri farkında olmadan onun o tatlı dudaklarında kilitlenmişti. Hayır yapmamalıydı onun o tatlı dudaklarına yapışıp onu bu kadar kısa sürede affedip onu kollarına alamazdı almamalıydı. Tanrım bunu yapmak için resmen çıldırıyordu fakat kendine engel olmalıydı başka bir şeye odaklanmalıydı onun o tatlı dudaklarından, ipeksi saçlarından, güzel boynundan kollarının arasında kaybolan o ince belinden başka bir şeye odaklanmalıydı. Ona böyle bakmaya devam ederse aldığı uygulaması zor kararı uygulamak daha da zor olacaktı. Onun güçlü bir iradesi vardı bu kadar çabuk kendine ve rose’a yenilemezdi yenilmemeliydi. Gözlerini zorda olsa sonunda ondan çekmeyi başarıp önündeki içki bardağına dikerek kendini ona cevap vermeye zorladı sesindeki şehveti bastırmaya özen göstererek mümkün olduğunca düz bir ses tonuyla ''Evet ama kendini affettirmen sandığın kadar kolay olmayacak'' dedi buna kendisi bile inanmamıştı nedense! Yine de kolay kolay pes etmemekte kararlıydı. Rose’un ona sarılması içini titretmeye yetmişti. Rose’un ellerini bedeninde hissetmesi ve kulağının gıdıklanmasını sağlayan tatlı nefesi phin’nin bedeninin arzuyla yanmasına neden oldu. Ona karşı koymak her geçen saniye daha da zor oluyordu. Phin rose’un dudakları kulağından boynuna doğru ilerlerken son irade kırıntılarının bu baştan çıkarıcı öpücüklerle kaybolduğu hissine kapıldı. Vücudu’nun her bir hücresi rose yüzünden alev alırken gömleğinin düğmelerinin rose tarafından açıldığını fark ettiğinde bunu engellemesi gerektiğini biliyordu şuan rose’un yanından uzaklaşmalıydı ama lanet olsun ki bedenine söz geçiremiyordu.

Henüz ona karşılık vermediği için bedeninin kontrolünü tam olarak kaybetmemişti ama bunun olması an meselesiydi. Duvarlarının bir bir yıkıldığını biliyordu tıpkı şu an son duvarın yıkılmaya başladığını bildiği gibi. Duyguları ve bedeni aklına ihanet ediyor ve rose’a teslim olmak için büyük bir özveriyle uğraşıyordu. Rose üzerindeki gömleği çıkarıp ona sarıldığında dönüp oda ona sarılmamak ve öpücüklerine karşılık vermemek için kendini zor tuttu. Dişlerini sıkıp başka bir şeye odaklanmaya ve kendine gelmeye çalıştıysa da rose’un baştan çıkaran öpücükleriyle daha çok kendinden geçti. Onun tatlı dudaklarını teninde hissetmek tarif edilemez bir hazla bedeninin daha çok alev almasını sağlıyordu. Rose’un kıkırdayarak yatak odasına gitmesini izledi. Biliyordu onun peşinden gitmemeliydi ama ayakları çoktan ondan izinsiz hareket etmeye başlamış ve yatak odasının kapısına gitmişti. Tanrım ona neden karşı koyamıyordu. Yatağa gidip onun o tatlı dudaklarına yapıştı onu tutkuluyla ve büyük bir açlıkla uzun süre öptü. Elleri ise gömleğinin altında rose’un bedenini çoktan yumuşak dokunuşlarla keşfe çıkmıştı. Sonra dudakları yavaş yavaş önce boynuna oradan göğüslerine doğru doru inip kışkırtıcı öpücükler bırakıp tekrar dudaklarına kapandı. Onu nefesi kesilene kadar büyük bir arzu,şehvet ve açlıkla öptükten sonra kendini nefes almak için zar zor rose’dan ayırdı. Alnını rose’un alnına dayayıp rose’un bedenini kendi bedenine yasladı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra rose’un gözlerinin içine bakarak ''Tanrım rose sana bir türlü karşı koyamıyorum. Başkalarının karşısında asla taviz vermeyen ben senin karşında hiç olmayacak şeylerden taviz veriyorum. Başkalarını yakıp yok eden öfkem senin karşında sönüp gidiyor. Yıkılmaz duvarlarımı tek tek kolay bir şekilde yıkıyorsun. Senin yanında bambaşka biri oluyorum. Mantığım morgana yüzünden senden uzak durmamı söylese de kalbim senden uzaklaşmama izin vermiyor.'' Dedi. Rose’u kısa süre öptükten sonra ''Sabrımın sınırlarını fazlasıyla zorlasan da seni seviyorum ve senden uzak duramıyorum.'' Diyerek onu öpmeye başladı.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Salı Eyl. 18 2012, 01:18

Onu içinde büyük bir arzu ve şehvetle bekliyordu. Aklına Phin'in gelmeyeceği ihtimalini bile getirmiyordu. Çünkü biliyordu. Phin'e karşı duyduğu her şey karşılıklıydı. Şu an arzusunu tavan yapmış bir şekilde onu arzularken Phin'in de aynı şekilde olduğunu biliyordu. Az önce yaptığı oyun aslında çok tehlikeli bir şeydi. Ne zamandan beri böylesine baştan çıkarıcı bir kimliğe bürünmüştü. Aşk, insanı gerçekten değiştirebiliyordu. Tutkusu ortaya çıktığında bambaşka bir insan oluyordu. Şu an ölesiye aç hissediyordu kendini. Phin'e açtı. Onun bedenine ihtiyacı vardı. Tenini tadını hissetmeye ihtiyacı vardı, onu en derin noktalarında hissetmeye. Hissettiği şehvet ile oluşan bakışları Phin içeri girdiğinde ona odaklandı. Pantolonu hala üzerindeydi tabi kısmen. Çıplak bedeni, kasları adeta tadılmayı bekleyen gümüş tabaktaki şekerlemeleri anımsatıyordu. Yatağa daha da uzanarak sinsi bakışlarla bir elini ona uzattı ve gel anlamında bir işaret verdi. Phin içindeki açlığı bastırmak istercesine yatağa yaklaşmış ve onu öpmeye başlamıştı. Nefesi kesilir bir şekilde bu ateşli öpücüğe karşılık verdi Rose. Phin'in elleri bedeninde gezmeye başladığında inlemelerine engel olamamıştı. Hissettiği zevkten ateşli öpücüklerinin ortasında inliyordu. Ellerini Phin'in sırtında gezdirmeye başladı. Bacakları çoktan Phin'i sararak bedenini onun altında bırakarak birbirlerine temas etmelerini sağlıyordu.

Phin işleri biraz daha ierterek öpücüklerini onun göğüslerine kaydırdığı anda aldığı zevk katlanarak artarken ona bacakları ile Phin'in pantolonunu aşağıya kaydırarak onun üzerinde tamamen çırılçıplak kalmasını sağladı. Kendisi ona göre kısmen örtülü sayılırdı gerçi Phin'in dokunuşları sayesinden gömlek onu o kadar da fazla örtememişti. Dudakları tekrar birbirlerini bulduğunda ona daha sıkı sarıldı. Öpüşmeleri Phin'in ondan uzaklaşması ile son bulmuştu. Bunu hiç  istemediğini şehvetli bakışlarından anlayabiliyordu. Dudakları sert öpüşmeleri yüzünden ıslak ve sırılsıklam olmuştu. Kendi dudaklarının da bundan pek farklı olmadığına emindi. Bedenleri birbirine daha fazla yaklaşırken Phin alınlarını birbirlerine yaslayarak konuşmaya başlamıştı. Onu dinlerken gülüşüne engel olamıyordu. Onu baştan çıkarmaktan gerçekten zevk alıyordu. Hele kendi bedeni ona bu kadar duyarlı iken onunda aynı şekilde etkilenmesi onu tarifi zor bir mutluluğa sürüklüyordu. Kısa bir öpüşün ardından yine konuştuğunda Rose'un aklına garip fikirler gelmeye başlamıştı. Sabrının sınırlarını zorlamak, nedense bu söz onu daha çok teşvik ediyordu. Onu tekrar öpmesine izin verdikten sonra yatakta yuvarlanarak onu altına alarak bacaklarının üzerine oturdu ve gözlerinin içine baktı. Bileklerinden tutarak onu bir nevi yatağa sabitlemişti. Gerçi bu durumdan Phin çok olay kurtulabilirdi ama o bunu istemiyordu. Ona doğru eğilerek ellerini göğsünde gezdirirken konuşmaya başladı.

 "Bana karşı koyamıyor oluşun beni fazlasıyla tahrik ediyor sevgilim. Değişen tek kişi sen değilsin. Sen şu an beni çok çok kötü bir kıza dönüştürdün. Hele ki son söylediğin beni sabrının sınırlarını görmeye teşvik etti. Ne kadar dayanabileceğini merak ediyorum. Ban sahip olmadan ne kadar dayanabilirsin"

Ona göz kırparak göğüsünü öpücüklerle süslüyordu. Hafifçe doğrularak üzerindeki gömlekten kurtuldu. Göbeğinden başlayarak öpücüklerini dudaklarına varana dek sürdürdü. Tatlı dudaklarının tadına bakarken göğüsleri onun göğsüne sürtünüyordu ve hala onun bileklerini tutmaya devam ediyordu. Yavaşça kalçalarını oynatırken onu içen içe yaktığını hissediyordu. Altındaki beden giderek daha fazla ısınıyordu. Boynuna dokunan öpücüklere ara vererek soluklandı.
     
" Ben böyle bir kız değildim Phin. Beni dönüştürdüğün şeyden memnun musun? Ayrıca hala affetmediğini söyleyecek cesaretin var mı? Merak ediyorum"          


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Salı Eyl. 18 2012, 07:55

Söylediklerinin her bir kelimesi doğruydu. Phin bu haline çok şaşırıyordu ama rose’un karşısındaki tüm bu kişilik değişikliklerinin mantık dışı bir açıklaması olduğunu biliyordu. Herkese karşı katı olan sinirlendiğinde esip gürleyen öfkeden taş üstünde taş bırakmayan phin ona karşı bu kadar iyi bu kadar anlayışlı olmasının sebebinin rose karşısına çıkana kadar asla inanmadığı üç harfle anlatılan tarifi imkansız şeyin yol açtığını biliyordu onu bu kadar değiştiren tek şey aşktı. Rose karşısına çıkana kadar asla inanmadığı öyle şeylerin anca filmlerde ve saçma sapan aşk romanlarında olduğunu düşündüğü çevresindeki arkadaşlarının aşık hallerini izleyip onlarla aptal aşk diye bir şey yoktur şehvet vardır diye dalga geçtiği şey değişmesini sağlamıştı onun. Fakat çevresindekilerin dediği gibi aşk onun tüm kişiliğini değiştirip onun bambaşka biri olmasını sağlamamıştı o hala aynı kişiydi sadece rose yanında olunca değişiyordu ve bir tek ona hayır diyemiyordu. Aşk gerçekten tuhaf bir şeydi. Şimdi şuan burada onu öperken aslında yaptığının yanlış bir şey olduğunu biliyordu. Artık hayatında yeni öğrendiği morgana adlı büyük bir bela vardı onun iyiliği için ondan uzak durmalıydı ama yapamıyordu onu seviyordu ve ondan uzak kalmak istemiyordu. Dudakları rose’un dudaklarına değdiği an aklındaki her şey uçup gitmişti. Tüm düşüncelerine ve tüm benliğine rose hakim olmuştu. Kalbi onu düşünürken, onun yanındayken ya da onu öperken sürekli olduğu gibi oldukça hızlı atıyordu yine.

Onu büyük bir şehvet ve aşkla öperken bir anda rose’la yer değiştirmişlerdi. Phin rose’un narin bedeninde ellerini yumuşak bir şekilde dolaştırırken rose’un dudaklarını dudaklarından ayırdığında somurttu o tatlı dudakların uzun uzun keyfini çıkarmak istiyordu. Rose’un söylediklerinden sonra çapkınca gülümseyerek ''Ben şu an ki kötü kız halinden şikayetçi değilim.'' Dedi. Fakat çok geçmeden buna pişman oldu. Dudaklarını ısırarak ''Sabrımı sınamayı seviyorsun değil mi?'' diye sordu aslında cevaba çok iyi biliyordu evet onu çıldırtmayı ve aynı zamanda baştan çıkarmayı seviyordu bunu zaten biliyordu. Rose’un baştan çıkaran öpücükleri karşısında her geçen saniye kendinden geçerken bir yandan da bu kızın nasıl bu kadar aklını başından alabildiğini düşünüyordu. Tanrım ona dokunmadan geçen her saniye işkence gibiydi. Onun tatlı dudaklarını büyük bir açlıkla öptükten sonra boynunu öpmeye başladığında phin ''tanrım beni gerçekten çıldırtıyorsun'' dedi. Sonraki sözlerinden sonra ''Şey emin değilim.'' Dedi. Rose’u hızla tutup yerlerini değiştirdi. ‘''İşleri daha eğlenceli hale getirmeye ne dersin? Benim sabrımı bu gün sen yetince zorladın şimdi birazda senin sabrını zorlayalım.'' Diyerek tatlı dudaklarını bir süre öptükten sonra öpücüklerini önce boynuna oradan yavaş yavaş göğüslerine ve aynı onun yaptığı gibi oradan da göbeğine ve daha aşağılara indi. Vücudunun her yerini öperek tekrar o tatlı dudaklara kadar geldi. Bir yandan onu oldukça ateşle bir şekilde öperken diğer yandan da elleriyle vücudunu keşfediyordu. Onu uzun süre öptükten sonra ''Bakalım senin sabrının sınırı ne kadarmış?'' diyerek onu tekrar öpmeye başladı. Küçük ve kışkırtıcı öpücükler bırakıyordu arada vücuduna.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Salı Eyl. 18 2012, 12:41

   "Kötü kızdan şikayetçi değilsin öyle mi? Göreceğiz Phin"

Bu cümle ile baştan çıkarıcı oyununa devam etti. Phin altında kendini her geçen saniye daha fazla kaybediyordu. Elleri hala bileklerini tutuyor olsa da dudakları bir an bile boş durmuyordu. Bedenini onun bedenine sürterken onu nasıl da delirttiğini Phin'in bedeninde titreşimleri hissederek anlıyordu. Tanrım bu titreşimler baştan çıkarma oyununu giderek daha tutkulu hale getiriyordu. Şu an sadece onu baştan çıkartma eğiliminde olsa da yaptığı her hareket en azın onun kadar onu da baştan çıkartıyordu. Phin'in onu altına almasını istiyordu. Ama inadı hala kırılmış gibi görünmüyordu. Her ne kadar çıldırdığı itiraf etse de hala ona dokunmaya başlamamıştı. İradesini öpücükler ile değil kelimelerle kırmayı denedi. Ona direk evet seni affediyorum diyememiş olsa da kafasını karıştırdığı çok iyi biliyordu. Daha doğrusu aklının başından almıştı, onun. Ondan uzak kalma gibi bir düşüncesi asla olamazdı. Bunun olmaması için her şeyi yapabilirdi, Rose. Onsuz yaşayamazdı. Hiç bir şey umurunda değildi sadece,o. Son olarak Morgananın ortaya çıkması ve tehlikenin ne kadar büyük olduğunu bilse de ondan ayrılmasına izin veremezdi. Phin'in koruma iç güdüsünün ne kadar fazla olduğuna tanık olmuştu. Sırf onu korumak için ondan ayrılmayı bile göze alabilirdi. İyi ve güvende olduğunu bildiği sürece acısını görmezden gelerek bunu kesinlikle yapardı. Ama yapmamalıydı. Bunları düşünürken farkında bile olmadan öpücüklerini yavaşlatmıştı ve aynı anda kendini Phin'in bedenin altında ezilirken buldu.

Onun üzerinde olduğunu bilmek, ağırlığının altında ezilmek o kadar iyi geliyordu ki. Tamamen onun olduğunu hissediyordu ve Phin'in ona ait olduğunu gösteriyordu. Şehvetle parıldayan gözlerinin içinde kaybolurken söylediklerini dinledi. Duyduklarını hoşuna gitmişti. Phin'in ellerini, dudaklarını bedeninde hissetme fikri.  Düşüncesi bile yeterince uyarılmasını sağlamıştı.

     "Dene bakalım, bebeğim. Ama burada sabrımı zorluyorsun diye kelimeler sarf eden sensin ben böyle bir şey söylemedim. Hem..."


Konuşması yarım kalmıştı. Phin açlıkla onu öpmeye başlamıştı. Aynı Phin altındayken onu tuttuğu gibi tutuyordu. Rose gözlerini kapayarak sadece alacağı zevke odaklandı. Bedeni üstte olduğundan daha fazla yanıyordu. Dudakları boşta kaldığında gözlerini sıkıca kapattı ve tenindeki öpücükler yüzünden inlemeye başladı. Kendinden geçmiş bir şekilde inliyordu, aldığı zevki tarif etmek imkansızdı. Bunu karşılayabilecek kelimeler olduğunu sanmıyordu. Zaten düşünecek durumda da değildi. Tüm aklı, benliği tamamen ona aitti. Göğüslerinde hissettiği öpücükler daha fazla tahrik olmasını sağlıyordu. İnlemeleri giderek daha da  arttığında dudakları yine onun dudakları ile kapandı. Bilekleri tutan ellerden kurtularak ona sarılmaya ve okşamaya başladı. Saçlarını geriye doğru çekerek onu kendinden biraz uzaklaştırıp gözlerinin içine baktı.

 "Artık buna bir son verelim aşkım. Daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum daha fazlasına ihtiyacım var "


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   Paz Eyl. 23 2012, 20:17

Mantığı her ne kadar beyninde ve tüm bedeninde baskı yapsa da kendini ondan uzaklaştırmak istemiyordu. Kalbi de hayatında ilk defa beyniyle bir konuda hem fikir olmuştu. Rose… Aşık olduğu, uğrunda hiç düşünmeden canını verebileceği onun için dünyaları feda edebileceği kişi tehlikedeydi ve bunun tek nedeni kendisiydi. Onun iyiliğini istiyorsa ondan uzak durmalıydı mantığı böyle diyor kalbi de ilk defa bu konuda onunla aynı şeyi savunuyordu ama şuan bunu yapabilecek gücü bulamıyordu kendinde. Özellikle şuan şu durumdayken ondan başka bir şey düşünemezken bunu yapabilmek bir kenara düşünmek bile imkansızdı. Onun o tatlı dudakları her geçen saniye daha da aklını başından alıyordu. Onu deli gibi sahip olmak istese de bendine zor da olsa hakim olmayı başarıyordu. Bu onun için ne kadar zor olsa da rose’u zevkten çıldırtmadan bunu yapmayacaktı kararlıydı bu oyunu o başlatmıştı şimdi de onun üzerinde denenince ne gibi etkiler yarattığına rose kendisi bizzat tanık olacaktı. Her saniye ona da kendine de tatlı tatlı işkence etse de geri adım atmayacaktı. Her bir hücresi alev alev yanıyor tüm benliği onu istiyordu her ne kadar ona karşı koyamasa da şuan rose’dan çok kendine ceza verse de bu kez kafasına koyduğunu yapacaktı. Bazen inatçılığına tıpkı şimdiki gibi minnettar kalabiliyordu. Her bir hücresi alev alev yanıyor tüm benliği onu istiyordu her ne kadar ona karşı koyamasa da şuan rose’dan çok kendine ceza verse de bu kez kafasına koyduğunu yapacaktı. Bazen inatçılığına tıpkı şimdiki gibi minnettar kalabiliyordu. Bazense sadece sorun yaratıyordu. Kötü düşünceleri aslında rose ve onun güzelliği,tatlılığı,baştan çıkarıcılığı,çocuksuluğu ve bazen de oldukça tehlikeli hallerini hatırlayıp gülümsedi. Bu dünyalar güzeli bu harika bu mükemmel peri kızı onundu. Ona aitti. Onu seviyordu tabi aynı şekilde phin de tüm kalbiyle ona aitti. Bu muhteşem dudakları bu yumuşacık ve pürüzsüz tene ondan başkasının dokunması düşüncesine dayanamıyordu. Onun başka birine ait olmasına katlanamazdı. Düşüncesi bile tüylerini diken diken edip kanını dondurmaya yetmişti. Sahi onu kaybederse ne yapardı? Bu düşünce bir süre aklını meşgul etse de aklına gelen korkunç düşünceyi anında geldiği gibi geri yolladı. Böyle bir şey söz konusu bile değildi.

Belki milyonda,milyarda hatta trilyonda ve hatta katrilyonda bir ihtimal buna alışabilirdi ama bununun olma ihtimalinin bile olmaması için elinden geleni hatta fazlasını yapacağını biliyordu. Aslında belki de onu kendinden uzaklaştırmak yerine ona da phin’le beraber yaşamayı teklif etmeliyim diye beynini birkaç saniyeliğine kemeren düşünceyi anında kafasından attı. Ona benimle yaşa demek hayatını mahvedecek, senin morgana’nın elinde oyuncak olmana neden olacak ve belki hayatına mal olacak bu periyle kısacası dolaylı da olsa Azraillinle aynı evde yaşar mısın demekle aynı şeydi. Bu yüzden bunu ondan isteyemezdi istememeliydi en azından. Aklını şu anda bu şekilde bile meşgul etmeyi başaran yegana kişiye iyi dileklerini !!sunup tüm düşünceleri beyninden uzaklaşırdı ve rose’un dudaklarına yapıştı. Arzu dolu dudakları boynuna kayarak ıslak ve yumuşak öpücükler bıraktı. Öpüşmeleri giderek daha tutkulu bir hal alırken rose’un belindeki elleri kalçalarına doğru indi ve içinde patlayan şehveti ona da hissettirmek istercesine kendi bedenini onun bedenine bastırdı. Rose’un sözlerinden sonra istediğini sonunda elde etmenin verdiği bir ukalalıkla gülümseyerek şehvetten kararan gözlerini onun gözlerine dikti kısa süreliğine. Dudaklarını açık ve şehvetle öperken rose’un bacaklarının arasındaki yerini kısa sürede aldı ve vakit kaybetmeden içine girdi. Odayı ikisinin şehvet dolu iniltileri dolduruyordu. Rose’la olmak tarifi imkansız bir şeydi. Diğer hiçbir birliktelikleriyle kıyaslanamazdı bu. Tüm bedeni rose’a duyduğu arzuyla yanıyordu. Rose’un bacakları arasında gidip gelirken onu büyük bir şehvetle öpmeye devam ediyordu. Odadaki zevk ve şehvet iniltileri artarken phin ritmini hızlandırdı. Rose’un tıpkı kendi gibi zevkin doruklarına çıktığını hissedebiliyordu. Birkaç dakika sonra ikisi de büyük bir zevk patlaması yaşadı. Vücutları aynı anda titreyip rahatlarken phin kendini rose’un yanına atıp onu kendine doğru çekip sarıldı. Onun saçlarına bir öpücük kondurduktan sonra bir süre nefesinin düzene girmesini bekledi. Nefesi düzene girdikten sonra yorgun ve mutlu bir ses tonuyla ''Sanırım bana güvenmemenin cezası olarak kahvaltıyı hazırlamak sana düştüğü için itiraz etmezsin.'' Dedi. Rose’un soran gözlerle bakmasından sonra gülümseyerek ''Sevgiline kahvaltı hazırlarsın değil mi? Tabi eğer beceremem diyorsan ben hazırlarım sorun değil benim beceriksiz sevgilim.'' Dedi aslında tek amacı onu kışkırtmaktı sonra bu gün fazlasıyla evde kaldıklarını fark ederek ''Ya da daha iyisi hazırlan ve seni dışarıda güzel bir kahvaltıya götüreyim.'' Dedi.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İçki ve Dans   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İçki ve Dans
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Maledixit Bar-
Buraya geçin: