AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yaşayan Resimler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ofelya Forfeit
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 31/05/12

MesajKonu: Yaşayan Resimler   Çarş. Kas. 14 2012, 22:21

Timsahımsı yaratık ona saldırdığı sırada yanındaki sınıfın kapısını açtı. Kafası, cam ve tahtadan olan kapıyı parçalarken Ofelya dağılan tahta parçalarından en kalınını kaptı ve hemen geri çekildi. Sınıftaki insanların çığlıklarını duyduğunda buradak tek taze etin kendisi olmadığını hatırladı. Şimdi yapması gereken şey sadece kendini değil sınıftaki öğrencileride korumaktı. Ama canavar bunu ondan önce fark etmişti. Ofelya ona saldırdığında kafası ile karnına sert bir darbe indirmişti. Ofelya sırtında duvarın serinliğini hissederken canavar uzun boynunun ucundaki kafasını sınıfa daldırmıştı bile. Kapıdan sığmayan vücudu ile girişi tamamen engellemişti. Öğrencilerin çığlıklarını duyabiliyordu. Canı çok yanıyordu. "Buradan kalkmam lazım." diyerek zorladı kendini. Canavarın bir balyoz gibi olan kafasının acısını hala ciğerlerinde hissediyordu. Ama burada durarak bir şey yapamazdı. Yapıştığı duvardan ayrıldı ve başka bir sınıfa girdi. Neyseki bu sınıf çoktan boşalmıştı. Öndeki sıralardan birini tutup dışarıya sürükledi. Daha sonra sürüngenin kapıdan içeriye uzanan boynuna doğru çevirdi ve son hızla sırayı canavara doğru itti. Sıranın demir ayaklarının koridorun mermerinde çıkardıği gürültülü gıcırtı canavarın boynunda son buldu. Sürüngenin boynu sırayla duvar arasında ezilmişti. Çıkardığı hırıltılı seslere rağmen bu onun sert derisi ile kaplı vücudunda öldürücü bir etki yapmamıştı. Ama canavarın dikkatini yeniden çekmeyi başarmıştı. Canavar acı ile tısladı ve duvarları yıkarak sınıftan çıkardı başını. "Sen..." diye tıslayarak yine Ofelya'nın peşine düştü. Öğrenciler sınıftan çıkıp kaçarken Ofelya "Umarım yardım çağırırlar." diye düşündü. Çünkü bu yaratıkla ne yapacağını bilmiyordu.

_




En son Ofelya Forfeit tarafından Cuma Kas. 30 2012, 17:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Perş. Kas. 15 2012, 13:16

Daphne o gün derslere girmekle girmemek arasında bocaladı. Sonuçta derslere katılmayı severdi; ama yine de bugün içinden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Sadece ve sadece uyumak istiyordu. Nedenini bilmiyordu. Sadece içinden bir ses böyle söylüyordu. Genelde içindeki sesi pek dinlemezdi, hep kafasına göre hareket ederdi. Kendi başına buyruk olması babasının hiç hoşuna gitmiyordu; ama yavaş yavaş bunu kabullenmeye başlamıştı. Birkaç dakika düşündükten sonra evde oturmaktansa okula gitmeye karar verdi.

O sabah da sadece bir kahve içmekle yetindi. Sonuçta sabahları erken uyanmaktan nefret ediyordu ve erken kalkmasının sebebi okul ve derslerse bu nefret duygusu iki katına çıkıyordu. Tüm bunları kafasından atmaya çalışarak kahvesini içtikten sonra üstünü giyinip çantasını alarak okul yolunu tuttu.
Sırasıyla matematik ve felsefe derslerine girmişti. Belki matematik çoğu insan için zor olabilirdi; ama Daphne için bu ders çocuk oyuncağıydı. Felsefeye gelince oldum olası sözel derslerle arası pek iyi olmamıştı. Zar zor geçiyordu bu tür derslerden. Felsefe dersinin çoğunu esneyerek geçirdi. Öğretmene belli etmemeye çalışmak işin en zoruydu. Yakalanırsa ceza alacağını biliyordu çünkü. Dersten çıktığında derin bir oh çekti. Felsefe öğretmeni onlara okuyup özetini çıkarmaları için bir kitap vermişti ve bu kitap pek bulunan bir kitap da değildi hani Ama öğretmenleri kitabın okul kütüphanesinde olduğunu söylemişti. Daphne şimdiye kadar ödevlerini hep internetten yapıyordu; hiç kütüphaneye giden bir tip değildi. Kitabın adını hatırlamaya çalıştı. Neydi kitabın adı? Heh hatırladı bir anda adını. Dört Adalı idi.

Dersten çıkar çıkmaz hemen kütüphaneye yollandı. Ödev yapmayı son günlere bırakmayı hiç sevmezdi. Bir an önce yapıp bitirecekti ki kendisine boş zaman kalsın. Böylelikle bu boş zamanda da şehrin hiç bilinmeyen yönlerini, okulun gizli köşelerini ve yeni yerler görmeyi keşfedebilsindi. Bazen Alexis de kendisine bu keşifler için katılıyordu; ama çoğunlukla tek başına takılıyordu Daphne. Çünkü tek başına takılmak hem daha eğlenceli hem de tehlikeli geliyordu bir zamandan sonra. Hem yanında birisi varsa bulundukları ortam tehlikeli bile olsa o yanındaki kişinin can güvenliğiyle uğraşamazdı ki.
Aklına birden ailesi geldi. Daphne 8 yaşındayken annesi ve babası ayrılmıştı. Önceleri Daphne'ye boşanacaklarını söylememişlerdi; ama Daphne zeki bir çocuk olduğundan onların ayrılacağını anlamıştı. Ayrıca bu tür şeyleri de anlayacak yaştaydı. Boşandıklarında ise Daphne ve erkek kardeşi Chris babalarının yanında kalmayı seçtiler. Çünkü her ikisi de babalarına çok düşkündüler. Annesi ve babası ayrıldığında çok üzülmüştü ve günlerce ağlamıştı, yataktan çıkmamıştı. Ama şimdi kalbinde bir yerlerde hala bunu acısını taşısa da kimseye belli etmemeye çalışıyor ve arkadaşlarına da hiç ailesinden söz etmek istemiyor.

O, bunları düşünürken kütüphaneye doğru yol alıyordu ve aniden bir kızla çarpıştı ve bu düşüncelerden sıyrıldı.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:18 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ofelya Forfeit
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 31/05/12

MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   C.tesi Kas. 17 2012, 16:09

Karşısındaki kıza boş gözlerle baktı kısa bir süre. Birden karşısına birileri çıktığında her zaman donuyordu. Bazen bu yüzden insanlar onun olaylara tepkisiz kaldığını düşünüyordu. Halbuki Ofelya'nın yaptığı tek şey o an her şeyi unutmaktı. Ama şu an kendini kaybetmenin sırası değıldi. Bulması gereken çocuklar vardı. Resimden çıkan çocuklar... Ellerini kızın omuzuna koydu ve "Burada hiç kuru boya ile renklendirilmiş çocuklar gördün mü? Pastel boya ile de renklendirilmiş olabilirler. Çünkü iki tanesi pastel boya ile renklendirilmişti. Onları okul gezisine getirmiştim. Ama birden gözden kayboldular. Lütfen onları bulmama yardım et." dedi endişeli bir şekilde. Eğer onları vaktine kağıtlarına yerleştirmezse uyku düzenleri bozulacaktı. Bu da ileride boyalarının akması demek oluyordu. Koridorun ilerisinden bir çığlık geldi. Bu çocuklardan birinin sesine benziyordu. Yanındaki kızı kolundan çekti ve sesin geldiği tarafa doğru koştu. Okuldaki öğrenciler ise onların tam aksi yöne koşuyordu. Sınıfların kapıları meraklı olanlar tarafından açıldı. Büyük ihtimalle kavga olduğunu düşünmüşlerdi. Ama Ofelya'nın öğrencileri hiç kavga etmezdi. Onlar uslu çocuklardı. Koridorda köşeyi döndüklerinde tüm çocuklar karşılarındaydı ama gördüğü manzara hiç hoş değildi.

Koridorda timsaha benziyen büyük bir sürüngen vardı. Timsah vücudu iki metre uzunluğundaydı. Yılana benzeyen boynunun uzunluğu da bir o kadar vardı. Çocuklarından birini ağzına almıştı. Boyaları sürüngenin dişlerine akarken diğer çocuklar sürüngenle onu bırakması için mücadele ediyordu. Biri sürüngenin vücuduna çıkmış elindeki kuru boyayı sert derisine batırmaya çalışıyordu. İki tanesi kuyruğunu yakalayıp ısırmaya çalışıyordu. Bir tanesi uzun boynuna tırmanmış onu boğmaya çalışıyordu. Diğerleri ise ona tekme ve yumruklar atarak canını yakmaya çalışıyordu. Az ilerden iki tanesi ise kolundan bir insanı tutmuş "Bize yardım et." diyerek sürüklüyorlardı. Ofelya, sürükledikleri kızın kaçmak için verdiği çırpınışları gördü. Bunun nedeni herhalde sürüngenin az arkasında yatan ağır yaralı arkadaşını görmesiydi. Ama çocuklar Ofelya'yı görünce kızı bırakıp ona doğru koşmaya başladılar. O sırada canavar ağzındaki çocuğu geri tükürdü. Salyaları yüzünden, çocuğun vücudunun üst kısmının boyası neredeyse tamamen silinmişti. Onu hemen boş bir kağıda yerleştirip tedavi etmesi gerekiyordu. Hemen koşarak yerdeki çocuğu kucağına aldı.

"Tadı hiç hoş değil." diye tısladı sürüngen ve diğer çocukları üzerinden silkeledi. Ofelya daha fazla donuk kalamazdı. Sürüngenin uzun boynunun başladığı yere bir tekme attı ve canavar hırıltılı bir ses çıkarırken geri çekildi. Evet, dikkatini çekmeyi başarmıştı. Onunla göz göze geldiler. "Herhalde istediğin taze et." dedi Ofelya. Yanındaki kıza kucağındaki çocuğu verdi ve "Diğer çocuklarıda al ve buradan götür" diye fısıldadı. O sırada canavar ona salyalarını akıtarak bakıyordu. "Hmm... Taze et... Evet, istediğim bu." diyerek tısladı ve Ofelya'nın peşine düştü. Ofelya az önce geldikleri yöne doğru koşuyordu. Geçtiği yerdeki kapılar çığlıklarla kapanıyordu. Bu böyle olmayacaktı. Onunla savaşması gerekiyordu. Koşmayı bıraktı ve sürüngene döndü. Ne yapması gerektiğinden emin değildi. Ama bir şekilde bu sürüngenin üstesinden gelmesi gerekiyordu...

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Cuma Kas. 23 2012, 20:25

Karşısındaki kız endişeli görünüyordu. Aniden Daphne'yi omuzlarından tutup "Burada hiç kuru boya ile renklendirilmiş çocuklar gördün mü? Pastel boya ile de renklendirilmiş olabilirler. Çünkü iki tanesi pastel boya ile renklendirilmişti. Onları okul gezisine getirmiştim. Ama birden gözden kayboldular. Lütfen onları bulmama yardım et." dedi. Daphne bir anda neye uğradığını şaşırmıştı. Bu kız neyden bahsediyordu böyle? Çocuklar mı, pastel boyayla renklendirilmişler mi? Bu da neyin nesiydi böyle? Daphne'ye bunlar hiçbir şey ifade etmiyordu. O neler olduğunu anlamaya çalışırken bir çığlık sesi duydu ve kız onu kolundan tutup çığlığın geldiği yöne doğru koşturarak götürdü.

Bir anda şok olmuştu. Karşısında dev bir timsah vardı ve çocuklardan birini yutmak üzereydi. Diğer çocuklar da arkadaşlarını kurtarmaya çalışıyordu. Ve aniden timsah, ağzındaki çocuğu tükürdü. Çocuğu yuttuğu kısmı renksizdi. Yeni bir şok daha yaşamıştı. Bunlar geçtikten sonra neler olduğunu kıza sorması gerekiyordu. Çünkü kendisi bu olaylar dizisinin içindeydi ve ne olduğunu öğrenmeden kıza yardımı dokunmazdı.

Yanındaki kız kucağındaki salyalı çocukla kendisine doğru geliyordu. Timsah ise diğer çocukları üstünden püskürttü. Kız kucağındaki çocuğu Daphne'ye verdiğinde hemen timsahı peşinden sürükleyerek geldikleri yöne doğru gittiler. Daphne ise çocuklarla baş başa kalmıştı. Çocukların bir kısmı yaralıydı, bir kısmı ise yaralıydı. Bu çocuklarla ne yapacağını bilmiyordu. Zavallı çocuklar bu timsah saldırısında yıpranmışlardı. Bu çocukları iyileştirmesi gerekiyordu; ama nasıl yapacağını bilmiyordu. İlk yardımdan anlamazdı ki o. Yaralarına en fazla bandı yapıştırırdı. Diğerleri gibi ilaçlar kullanmazdı bunun için. Ama şu anki durumda yara bandı hiç işe yaramazdı. En azından çocukları dinlendirmeliydi. Böylelikle diğer kız geldiğinde daha detaylı bir ilk yardım yapılabilirdi çocuklara.

Diğer kız için endişeleniyordu. Acaba timsahla başa çıkabilecek miydi? Ya başaramazsa! O zaman çocuklarla burada tek başına ne yapardı? Çocukları iyileştiremezse bu çok kötü olurdu. Ayrıca bir de timsah tekrar geri gelebilirdi. İşte o zaman tamamen içinden çıkılamayan bir durumda olurlardı. Çocuklardan biri kendisine seslenerek: "Bayan, arkadaşımın durumu gitgide kötüleşiyor. Lütfen yardım edin!" İşte şimdi ne yapacağını hiç bilmiyordu.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ofelya Forfeit
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 31/05/12

MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Cuma Kas. 30 2012, 17:56

Timsahımsı yaratık ona saldırdığı sırada yanındaki sınıfın kapısını açtı. Kafası, cam ve tahtadan olan kapıyı parçalarken Ofelya dağılan tahta parçalarından en kalınını kaptı ve hemen geri çekildi. Sınıftaki insanların çığlıklarını duyduğunda buradak tek taze etin kendisi olmadığını hatırladı. Şimdi yapması gereken şey sadece kendini değil sınıftaki öğrencileride korumaktı. Ama canavar bunu ondan önce fark etmişti. Ofelya ona saldırdığında kafası ile karnına sert bir darbe indirmişti. Ofelya sırtında duvarın serinliğini hissederken canavar uzun boynunun ucundaki kafasını sınıfa daldırmıştı bile. Kapıdan sığmayan vücudu ile girişi tamamen engellemişti. Öğrencilerin çığlıklarını duyabiliyordu. Canı çok yanıyordu. "Buradan kalkmam lazım." diyerek zorladı kendini. Canavarın bir balyoz gibi olan kafasının acısını hala ciğerlerinde hissediyordu. Ama burada durarak bir şey yapamazdı. Yapıştığı duvardan ayrıldı ve başka bir sınıfa girdi. Neyseki bu sınıf çoktan boşalmıştı. Öndeki sıralardan birini tutup dışarıya sürükledi. Daha sonra sürüngenin kapıdan içeriye uzanan boynuna doğru çevirdi ve son hızla sırayı canavara doğru itti. Sıranın demir ayaklarının koridorun mermerinde çıkardıği gürültülü gıcırtı canavarın boynunda son buldu. Sürüngenin boynu sırayla duvar arasında ezilmişti. Çıkardığı hırıltılı seslere rağmen bu onun sert derisi ile kaplı vücudunda öldürücü bir etki yapmamıştı. Ama canavarın dikkatini yeniden çekmeyi başarmıştı. Canavar acı ile tısladı ve duvarları yıkarak sınıftan çıkardı başını. "Sen..." diye tıslayarak yine Ofelya'nın peşine düştü. Öğrenciler sınıftan çıkıp kaçarken Ofelya "Umarım yardım çağırırlar." diye düşündü. Çünkü bu yaratıkla ne yapacağını bilmiyordu.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Paz Ara. 02 2012, 17:15

Bu soru karşısında ne yapacağını şaşırdı. Çünkü çocuklara nasıl yardım edeceğini bilmiyordu. Oradaki çocuklardan birine: "Bu çocuklara nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum. Bana yardım etmen gerekiyor. Çocukları nasıl iyileştirebiliriz?" diye sordu. Çocuk ise bildiği kadarıyla Daphne'nin neler yapması gerektiğini anlatmıştı. Ama asıl sorun boya kalemini nereden bulacaktı burada? Allah'tan çocuklardan birinin sırt çantasında boya kalemleri vardı. Çocuk boya kalemlerini Daphne'nin eline tutuştururken kendisine hakim olamadan çocuğun sırt çantasında boya kalemlerinin neden bulunduğunu merak etti. Sonra alnına sertçe vurdu. Tabiki de çocuklar resim yapmayı çok severlerdi. Neden böyle bir sorunun aklına geldiğini anlayamadı. İçinden kendine aptal dedi. Yaralı çocuklara, elinden geldiğince boya kalemleriyle yeni yeni çizgiler ekliyordu ve eksik kalan parçalarını boyuyordu. Bunun çok eğlenceli olduğunu düşündü. Ciddi bir işten çok eğlenceli. Hem de istediğin renklerle çocukları süsleyebiliyordun. Çocuklar yavaş yavaş toparlanıyordu. Biraz daha iyi görünüyorlardı. İlk yardım yapmayı becerebilmişti, kendiyle gurur duyuyordu. "Bütün ilk yardımlar böyle olsa keşke. Bunu yapmak çok eğlenceli." diye geçirdi içinden.

Sonra aklına o kız geldi. Timsahla birlikte gitmişlerdi. Acaba ne olmuştu kıza? Timsahı yenebilmiş miydi? Neden burada kendi kendine sorular üretiyordu ki? Gidip kıza yardım etse daha iyi olmaz mıydı? Çocuklardan en büyük olanını seçip: "Buradaki çocuklara göz kulak olmanı istiyorum. Ben öğretmeninize yardım etmeye gidiyorum. Sakın buradan bir yere ayrılmayın ve dikkatli olun." diyerek oradan ayrıldı ve kızı aramaya başladı. Koridorları geçiyordu sürekli. Bir süre sonra kendisine doğru başka çocukların geldiğini gördü ve içlerinden birini durdurarak neler olup bittiğini anlatmasını istedi. Çocukta olanları bir solukta anlatarak olayın olduğu yönü işaret etti. Çocuğa: "Diğer çocukların yanına gidin. Orada emniyette olursunuz. Sakın birbirinizden ayrılmayın" dedi. Çocukların geldiği yöne doğru giderek kendini bir sınıfın önünde buldu. Sınıfın kapısı açıktı ve içeriden gürültüler geliyordu. Kafasını sınıfa soktuğunda kızı ve timsahı gördü. Kız yorgun ve halsiz gözüküyordu; ama yine de timsahla dövüşmeye devam ediyordu. Bir şekilde timsahın dikkatini çekmeliydi ve kıza zaman kazandırmalıydı. Eline geçirebildiği en büyük nesneyi timsaha doğru fırlattı. Hem kız hem de timsah aynı anda kendisine baktılar. Timsahın dikkatini çekmeye başarabilmişti. "Arkadaşımla uğraşacağına..." Daphne bunu söylerken bir anlığına duraksadı. Bu kızı tanımıyordu; fakat ona böyle seslenmişti işte. Sözlerine devam ederek: "...biraz da benimle uğraşsana iğrenç yaratık. Benim de canım biraz oynamak istiyor. Hadi bakalım marifetlerini göster bana." Timsah hızla kendisine doğru geliyordu. İçinden de: "Evet Daphne. Şu öğrendiğin uzakdoğu sporlarının hakkını vermemnin zamanı geldi."


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ofelya Forfeit
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 31/05/12

MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Cuma Ara. 07 2012, 20:01

Canavarla kovalamaca oynamaktan yorulmuştu. Koridorda karşısına sürekli insanlar çıkıyordu. Ofelya bu duruma sinir oluyordu. Öğrencisine olduğu gibi onlara da bir şey olmasından korkuyordu. Onlar kuru boya bile değildi. Kolları koptuğunda yeniden çizilemezdi. Bir şekilde bu yaratığı onlardan uzak tutmalıydı. Koşarken bir kaç sınıfın kapısını açtı. Sonunda boş bulduğu bir sınıfa girdi. Yaratıkta kapıyı sökerek hemen peşinden girdi. Canavarı burada tutarsa en azından insanlar birazda olsa güvende olurdu. Kovalamaca oyunu bu küçük sınıfta köşe kapmacaya dönmüştü. Sıralar yaratığın iri vücudu ile etrafa saçılıyordu. Yaratık onu yakalamak istediği sırada kenara çekildi ve timsahın koca kafası camları kırarak dışarıya çıktı. O sırada üst üste yığılmış sıraların arkasına saklandı. Birazda olsa burada soluklanabilirdi. Sonsuza kadar bu canavardan kaçamazdı. Sonuçta bir aksiyon filmi yıldızı değildi. Yaratığın cam kırıkları arasında attığı adımlarını duyabiliyordu. Ofelya, çok yakınına geldiğini hissedebiliyordu. Tam sınıftan çıkmak için hamlede bulunacakken yaratıkla göz göze geldi.

"Buldum seni..." diye tısladı yaratık. Ofelya, ona karşı gelmek için eliyle bir şeyler aramaya başladı. O sırada canavarın kafasına gelen bir şeyle dikkati dağıldı. Canavar cismin geldiği tarafa giderken yere düşen cisme baktı. Bombayı görünce sevindi. Gelen kişi korumalardandı herhalde. Bombayı aldı ve kafası aldığı tekme ile üzerine doğru savrulan yaratıktan kaçtı bir köşeye. Gelen kişiye baktı. Bu az önce kolundan çektiği kızdı. "Şanslı günümdeyim herhalde." diye düşündü. Gerçi bu başına gelenlere ne kadar şans diyebilirdi ki...

Neden patlamadığını anlamak için bombayı hızlı bir şekilde inceledi. Daha pimi çekilmemişti. Anlaşılan bombayı canavara değil, Ofelya'ya atmıştı. Bu bombayı nasıl kullanmalıydı? Ellerinde bir bomba vardı ve bu tek seferlik şansı iyi değerlendirmeliydi. Hızlı bir şekilde düşünmeye başladı. Direk fırlatsa hem kız zarar görebilirdi hem de canavarın sert derisine yapacağı etkiden şüphesi vardı.

Yaratık koca ağzı ile kıza hızlı bir şekilde saldırıya geçtiği sırada Ofelya kızın önüne geçti. Pimi çekti ve bombayı canavarın ağzına fırlattı. Tam isabet etmişti. Kız ona arkadaşı olduğunu söylemişti ve Ofelya arkadaşlarını korurdu. Canavar bombayı yutkunurken kızı sınıfın dışına itti ve arkalarından kapıyı kapatıp olabildiğince sınıftan uzaklaştı. Bir kaç saniye sonra sınıfta meydana gelen küçük çapta bir patlama oldu ve sesi tüm koridorda yayıldı.

"Sanırım bu sefer kurtulduk." dedi Ofelya kıza gülerek. Bir süre bekledikten sonra dağılan duman arasından, yıkık duvarın gerisinde yerde yatan canavarın hareketsiz vücudunu görebiliyordu. "Ben yakından bakmaya gidiyorum." deyip sınıfa doğru yürüdü. Canavarın cansız vücuduna yakından baktı kısa bir süre. Timsaha benzeyen vücudu parçalara ayrılarak dağıldı. Geriye sadece yılan gibi uzun olan boynunun ucundaki kafası kalmıştı. Sonunda bitmişti. Adını bilmediği korumaya, aynı zamanda yeni arkadaşına dönerek "Ölmüş." dedi yorgun gülümsemesiyle. Kıza doğru giderken "İyi misin?" diye sordu. Ama arkasında yükselen, dev bir yılana benzeyen canavarın kafasından habersizdi...

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Cuma Ara. 14 2012, 19:48

Timsah kendisine doğru geliyordu işte. Nasıl bu işten sıyrılacağını merak ediyordu. O, sadece kütüphaneye gidiyordu tüm bu olanlardan önce. Ödevini yapacaktı o kadar. Ama sonra bu olaylar takımının içinde bulmuştu kendini. Ne olduğunu anlayamamıştı. Hala da anlayamıyordu. Çok şaşkındı bu durum karşısında. Ama şimdilik bunları düşünmenin sırası değildi. Hala timsahı yenmek zorundaydılar ve yine hala beceremiyorlardı bu işi. Evet, timsahın dikkatini çekmişti ve yine evet, timsah üzerine doğru geliyordu. Ama nasıl savaşacağını bilmiyordu bu yaratıkla. Sonra aklına çok iyi bildiği Uzakdoğu sporları gelmişti. Bunları kullanabilirdi o yaratığa karşı. En sonunda gelmişti onunlar burun buruna. Pis nefesini yüzünde hissediyordu. Ve iğrenerek bakıyordu yaratığa. Evet, ona yaratık diyordu. Ne bir timsaha ne de başka bir hayvana benziyordu adamakıllı. Hiçbir şeye benzemiyordu ki. Çok çirkin bir YARATIKtı işte Ve yaratıkla savaşmaya daha doğrusu dövüşmeye başlamıştı. Habire yaratığa yumruklar ve tekmeler savuruyordu; ama hiçbir şekilde yaratığa etki etmiyordu hiçbiri. Ne olacaktı? Ne yapacaktı bu yaratığa karşı? Diğer kız neredeydi? Acaba iyi miydi? Daphne’nin yardımına ihtiyacı var mıydı? Daphne bunları düşünürken kız anında Daphne’nin önünde belirdi ve yaratığın ağzına bombaya benzeyen bir cisim atmıştı. Sonra kız Daphne’yi sınıftan dışarı doğru itmişti ve sınıfın kapısını da kapatmıştı. Ve güm sesi duyuldu. Bir patlama olmuştu. Gerçekten kızın yaratığın ağzına attığı şey bir bombaydı. Kız yaratığın yaşayıp yaşamadığına bakmak için sınıfa girmişti tekrar. Daphne ise hala az önceki olayın şoku içindeydi. Nefes nefese kalmıştı. Nefes almakta zorlanıyordu. Çünkü her taraf toz duman içindeydi ve nefes almasını da zorlaştırıyordu bu.

Kız ona iyi olup olmadığını sormuştu. Daphne ise: “İdare eder. Ya sen nasılsın? İyi gözükmüyorsun.” demişti ve ardından gözbebeklerim kocaman oldu. Kızın arkasında tam olarak bir yılan mı görmüştü Daphne yoksa ona mı öyle geliyordu? Kıza kekeleyerek “Zaferimizi bölmek istemezdim; ama tam arkanda ve benim gördüğüm kadarıyla büyü bir yılan var. Buraya nereden gelmiş olabilir bu? Timsah denen o yaratıkla savaştıktan sonra bir de bu mu çıktı karşımıza? Allah aşkına neler oluyor tam olarak? Bu canavarı da yendikten sonra bana her şeyi anlatmak zorundasın.” diyebilmişti. Bu kadar uzun bir diyaloğu nasıl söylediğini hatırlayamıyordu. Çok hızlı söylemişti herhalde. Kız arkasına bakana kadar Daphne yılana doğru ileri bir hamle olarak Alexis’in şekline bürünmüştü. Aklından ilk onu geçirmişti. “Canım arkadaşım” diye içinden geçirdi. “Şimdi burada olsaydı daha iyi hissederdim kendimi. Ama maalesef şimdilik burada değil. Daha sonra onunla buluşsam çok iyi olur. Tabi buradan sağsalim kurtulabilirsem…”

Yılanı kontrolü altına almaya çalışıyordu. Oysaki yılan hala bu güce karşılık direniyordu. Bunun iki açıklaması olabilirdi. Ya yılan çok güçlüydü ya da Alexis’in güçleri belli bir yere kadar işe yarıyordu. Hala direnebildiğine şaşırıyordu. Ve aniden beklemediği bir durumla karşılaşmıştı. Yılan onu hiç beklemediği bir anda kendi sürüngen vücuduyla sımsıkı sarmıştı. Daphne ne yapacağını bilemiyordu. Yılan onu sıkı bir şekilde sardığından boğuluyordu. Her geçen dakika ona biraz daha acı veriyordu ve gözlerinin yavaşça kararmasına neden oluyordu.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Albert S. Miller
Akademi Müdürü
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Çarş. Ocak 02 2013, 16:19

Olaysız geçen günlerden birini yaşıyordu. Buna memnundu. Çünkü öğrenciler sürekli yeni sorunlarla geliyordu huzuruna. Bunlardan sıkılıyordu çoğu zaman ve bu sorunları çocukça buluyordu. En ufak sorunlardan geliyorlardı ve böyle yapmaya devam ederlerse Albert tımarhanelik olabilirdi. Zaten bir okul müdürü olmak istemiyordu ki o. Sadece sakin ve huzuru bir hayat istiyordu. Deniz kenarında küçük bir kulübeye razıydı. Orada onu kimse rahatsız etmeyecek ve hayatını burada sürdürecekti ölene kadar. Küçük eğlenceleri olacaktı elbet. Televizyon izlemek, balık tutmak, geceleri sahilde gezmek… Ama şu an bunlar mümkün değildi maalesef. Onu bu göreve getiren kişi Caitlyn idi. Albert anne tarafından Caitlyn ve Morgana’nın ailesinin sihirbazıydı. Başta olanlar yüzünden o da çok üzgündü. Sonuçta iki kardeş birbirine düşman oluyordu. Bu azımsanacak bir durum değildi. Hem de hiç. Caitlyn’in hatrı için bu göreve gelmişti. Özellikle sihirbazlar için özel dersler yapılıyordu. Onların daha güçlü bir hale getirilmesini sağlıyordu. Hepsi Caitlyn sayesinde oluyordu. Çoğu öğretmen istemeyerek öğretmenlik görevine getirilmişti sihirbazlara bir şeyler öğretmek için; ama Albert hepsinin aksine öğrencilere iyi davranılmasını ve gereken her şeyin yapılmasını istiyordu. Evet, sakin bir hayat sürdüremezdi belki bu yaştan sonra; ama yine de bu öğrencilere yani sihirbazlara belli birtakım bir şeyler öğretmek daha doğrusu öğretilmesine destek olmak onu bir nebzede olsa rahatlatıyordu. Bugün çok sakin geçiyordu. İşte uzun zamandır aradığı mutluluğu yakalıyordu şimdi Birkaç saat de olsa buna memnundu. Kendini böylelikle biraz daha iyi hissedebilirdi.

Derken aniden dışarıdan birtakım gürültüler duydu. Sesli olarak: “Neler oluyor böyle?” diyip koridora çıktı hemen. Üzerine doru birtakım öğrenciler geliyordu ve hepsi de koşar halde kaçıyorlardı. Ama neyden dolayı kaçıyorlardı? Hemen öğrencilerin kaçtığı tarafa doğru ilerleyerek en sonunda o vahim olayı görmüştü. İki öğrenciyi ve o yaratığı. Öğrencilerin tamamen uzaklaştığını göz ucuyla gördükten sonra olaya müdahale etmek için sınıfa girdi hemen. Öğrencilerden biri büyük bir yılan tarafından boğuluyordu. Kızın yüzü mosmor olmuştu. Onu bir an önce kurtaramazsa öleceğini biliyordu. Diğer öğrenciyse yorgun ve bitkin gözüküyordu. Şimdi boğulan öğrenciyi düşünerek olabildiğince sessiz olarak birtakım sihirli sözcükler söyledi. “İlingenerti tilyusa” bunları söylediği anda yılanın hareket eden gölgesi anında hareketsiz kaldı. Aynı şekilde yılanın kendisi de hareketsiz kalmıştı. Yeni kelimeleri söyleyerek yılanın vücudunun tamamen çözünmesini sağladı gölge aracılığıyla ve sarışın kızın da boğulmaktan kurtulduğunu görünce derin bir oh çekti. Yere düşen kızı son anda tutup sarsılmasını engelleyerek nabzını kontrol etti. Kız yaşıyordu. Kızı arkadaşına emanet ederek yılanın yanına gitti. Bu sefer bu yılanın tamamen yok olması gerekiyordu. Kendi okulunda kimse öğrencilerine zarar veremezdi. Buna hakları yoktu. O sinirle gölgeye büyük acılar çektirmek istiyordu; ama bunu yapamazdı. Hemen yok olmasını sağlayarak sınıftaki tehlikeleri ortadan kaldırmalıydı. Bu sefer yılanın gölgesine daha da konsantre olarak yeni sözcükleri söylemek için dudaklarını araladı: “Esinom riyus aleyintur rogal”. Bu sihirli sözcükleri söylediğinde yılanın gölgesinden küçük küçük parçalar kopuyordu. Aynı şekilde yılanın kendi vücudundan da. Bu sihirli sözcükler yılanın hem acı çekmesini hem de ölmesini sağlayacaktı. Oluyordu da zaten. Bu parçaların kopması yavaş değil hızlı bir şekilde oluyordu. Elinden gelse yılanın yavaş versiyonda acı çekmesini isterdi; ama şimdi işi başından aşkındı. En son parça da yılandan koptuğunda yılandan eser yoktu daha.

Öğrencilere dönerek iyi olup olmadıklarını sordu ve ardından da: “Burada neler olduğunu anlatın hem de hemen. Bu olanlar da neyin nesi böyle? Bu yılan nasıl ortaya çıktı? Her şeyi en baştan beri anlatın. Sizi dinliyorum.”

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ofelya Forfeit
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
Sihirbaz | Akademi Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 31/05/12

MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Çarş. Ocak 16 2013, 21:54

Genç kız arkasında yükselen tehlikenin farkında değildi. Onun içini, canavarın yok olmasının verdiği rahatlık ele geçirirken aslında henüz hiç bir şey bitmemişti. Rahatlamanın verdiği hisle fark edemediği bu durumu ancak kurtarıcısının yaratığın üstüne atlamasıyla fark etmişti. Bu onun üzerinde büyük bir şaşkınlığa neden olmuştu. Az önce orada yatan ölü bedenin yerinde şimdi dev bir yılan vardı ve kurtarıcı arkadaşını boğmak üzereydi. Daha fazla geç kalmadan bir şeyler yapmalıydı. Az önceki gibi bomba gibi bir şey atamazdı. Hem başka bir bombası yoktu hem de ona fırlattığı herhangi bir cisim arkadaşına da zarar verebilirdi. Yapılması gereken en iyi şey direk saldırmaktı. Yerden aldığı sivri bir cam parçası ile yaratığa doğru harekete geçti. Yılanın kıvrak vücudu nedeni ile atılım yapmakta zorlandı. En son kuyruğunu yakaladığında elindeki camı kuyruğuna sapladı. Cam yaratığın sert derisini delmek için yeterli değildi. O yüzden derisine batırdığı anda parçalanmış ve elini kesmişti. Ama verdiği his canavarın dikkatini dağıtmaya yetmişti. Tıslayarak onu üstünden atmak için kıvrandı. Ofelya sıkı sıkı tutunmasına rağmen sonunda dev yılan onu yıkık duvara fırlatmayı başarmıştı. Yıkık dökük taş parçalarının çizdiği vücudunun verdiği acı ile bu sefer yerinden kalkması zor olmuştu. Ama yardıma başka biri yetişmişti. Söylediği söyler ile yılan parçalara ayrılmaya başlamıştı. Bu görüntü hayranlık vericiydi.

Ofelya adamı hayranlıkla izlerken yılan sonunda ortalıktan kaybolmuştu. "Evet bu sefer bitti. Gerçekten bitti." diye düşündü derin bir nefesi içine çekerek. Adam dönüp onlara neler olduğunu sorduğunda içinde tanıdık bir his duydu. "Eyvah! Okul müdürü!" dedi içinden. Ama Ofelya bu okulun bir öğrencisi değildi. O yaşayan resimlerden oluşan bir öğrenci grubunun öğretmenliğini yapıyordu. "Hayır, yanlış giden bir şeyler var." diye düşündü kaşlarını çatıp. Ama buna kafa yoracak zamanı yoktu. Daha fazla beklemeden müdürün sorusuna cevap vermeliydi. "Olan şu, bu canavar öğrecilerime saldırdı ve sonra benim peşi..." diye konuşurken koridorun ucundan "Öğretmenim!" diye bağıran, çarpık çizilmiş bacakları ile koşmaya çalışan, çizgileri hasar görmüş öğrencilerinden biri konuşmasını bölmüştü. "Arkadaşlarım birden kayboldu." derken çarpık ayakları birbirine dolandı ve yere düşmeye başladı. Ofelya acele ile öğrencisini tutmaya çalışırken onu yakalayamadan küçük çocukta yok oldu. Ancak genç öğretmen daha ne olduğunu anlamadan ileri uzattığı kollarının belirsizleşmeye başladığını gördü. Şok içinde arkasındaki müdüre ve kurtarıcı arkadaşına döndü. Bunu müdür mü yapıyordu? Hayır, o değildi. Ağzından hiç bir kelime dökülmemişti. Daha "Neler oluyor?" diyemeden bedeni tamamen gözler önünden silindi.

***

Gözlerini açtığında terler içinde yerinden sıçradı. Kabuslarından birini görmüştü yine. Ama ne gördüğünü net hatırlamıyordu yine. Nefes nefese etrafına baktığında beraber kütüphaneyi düzelttiği arkadaşlarından birini gördü baş ucunda. "Sonunda uyandın. On beş dakikadır seni uyandırmaya çalışıyorum." dedi korku dolu sesi, Ofelya'nın uykulu gözlerine bakarken.

"Uyandırdığın için teşekkürler." dedi Ofelya, gözlerini silerken. Arkadaşının neden öyle baktığını anlamamıştı. Garip bir şeyler vardı sanki. Kızın çığlığı ile ikinci kez yerinden sıçradı. "Eline ne oldu? Tanrım her yer kan olmuş?" dedi endişe ile. Ofelya anlamaz bir şekilde eline baktı. Avuç içinde enlemesine, büyük bir çizik vardı ve hala kan akıyordu. Yeni bir yaraydı anlaşılan. Ama uyurken ne yapmış olabilirdiki. Uyuduğu kitabın üzerideki kanıda gördükten sonra hızla yerinden kalktı. "Bilmiyorum. Sanırım revire gitsem iyi olur." dedi acele ile ve "Tekrar teşekkürler." deyip kızın bir şey demesine izin vermeden kütüphaneden çıktı. Koşar adımlarla koridorda ilerlerken sessizliğin varlığını hissetti. Sanki okul boşalmış gibiydi. Köşeyi döndüğü sırada gördüğü görüntü ile yerinde kalmıştı. Koridordan dozer geçmişti sanki. Esnemekten gözlerine dolan yaşları, yüzüne kan bulaşmasına aldırmadan eli ile sildi. Böylece koridorda duran müdürü ve bir öğrenciyi daha net gördü. İkisinin ona dönüp bakması ile içine dolan hisle "Eyvah! Müdür..." diye düşündü. Ama o bir şey yapmamıştı ki, neden müdürü görmek onu bu kadar endişelendirmişti. O an da gözünün önünde beliren, rüyasından bir parça ona cevabını vermişti. Müdürün dev bir yılanı parçalarına ayırarak kurtardığı öğrenciyi hatırladı ve yavaş yavaş görüntüler beynine doluştu. Peşindeki canavar, çizimler, kurtarıcısı, kaçan öğrenciler... Sanki hala rüyada gibiydi. "Sa-sanırım daha uyanamadım." diye mırıldandı donup kaldığı yerde.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yaşayan Resimler   Cuma Şub. 08 2013, 13:34

Yılan yüzüden boğuluyordu, nefessiz kalmıştı ve gözleri kararıyordu. Bu genç yaşında hayattan bu şekilde mi ayrılacaktı. Daha hiçbir şey yaşayamamıştı ki! Neler yapacağını planlamıştı; ama erken gelen bu ölümle bütün planları alt üst olacaktı maalesef. Böyle ölmeyi hak etmiyordu. Birisinin onu kurtarması gerekiyordu. Bu kişi kim olacaktı peki? Gözleri kararıyor da olsa etrafındaki sesleri az çok duyabiliyordu. Ayak seslerini, büyülü kelimeleri ve birtakım çığlıkları… Bir süre sonra yılan tarafından sıkılan bedeni yılandan kurtulmuştu.. Bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışırkenkendini yere düşmüş vaziyette buldu. Boğulmuş olduğundan aldığı oksijenler ciğerlerini yakıyordu. Bedeni ise ağrıyordu. Gözlerini kırpıştırarak açtığında yılanın parça parça yok olduğunu ve ilk defa gördüğü bir adamın da kendisine ve yanındaki arkadaşına baktığını gördü. Duyduğu büyülü sözleri de bu adam söylemiş olmalıydı. Demek oluyor ki bu adam da yanındaki arkadaşı ve Daphne gibi ya bir sihirbazdı ya da bir cadıydı. Kendini biraz toparlayıp adama biraz daha yaklaştığında onun okulda kayıt yaptırdıklarında gördüğü kişi olduğunu anladı yani okul müdürü olduğunu. Yılan tamamen yok olduğunda okul müdürü neler olduğunu sormuştu. Gerçekten neler olduğunu, önce timsah sonra yılana dönüşen yaratığın ve boyalı çocukların nereden geldiğini kendi de bilmiyordu. Bildiği tek şey şimdilik de olsa yaratığın ortadan yok olduğuydu. Kafasını biraz daha toparladı ve gözlerini tamamen açtı. Etrafına göz attığında her yerin yıkık dökük olduğunu gördü. Bir yaratığın yok olması için bu kadar zararın meydana gelmesi mi gerekiyordu? Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Okul müdür oldukça sinirli görünüyordu ve de rahatlamış. Bunları adamın gözlerinden anlayabiliyordu Daphne.

Daphne okul müdürünün tepkilerine bakarken küçük çocukların da yavaş yavaş yok olduğunu çocuklardan birinin konuşmasıyla farkına varabilmişti. Yanındaki arkadaşına bir şeyler söylüyordu çocuk; ama Daphne ne konuştuklarını anlayamıyordu. Kısa bir konuşmanın ardından çcouk ve ardından da arkadaşı yok olduğunda olduğu yerde hareket etmeden uzun bir süre kalakalmıştı. Üst üste gelen olaylardan neler olduğunu anlamaya çalışıyordu; fakat hiçbir anlam da veremiyordu olanlara. Bugün olan her şey onun için biraz ağır geliyordu. Şimdiye kadar olan her şeye hoşgörüyle yaklaşabilirdi. Ama arkadaşının aniden yok olmasını idrak edemezdi. Nasıl yok olabilirdi ki? Ya da nereye kaybolmuştu? Değer verebileceği yakın arkadaşlarından biri olmasını istiyordu Daphne; ama aniden yok olmasıyla hayalleri suya düşmüştü. Bir arkadaş kaybetmişti. Belki de hala buralardadır diye etrafına göz gezdirdi. Neticede bulamamıştı onu. Gözlerinden ister istemez yaşlar geliyordu. Arkadaşını kaybetmeyi göze alamazdı. Kısa sürede de olsa bu kıza alışmıştı ve onunla harika bir ikili olduklarını hissetmişti. Sonra ortadan kaybolmuştu ve Daphne’nin de içinde bir acı bırakmıştı. Gözlerindeki yaşlara engel olamıyordu. Hem de okul müdürünün önünde oluyordu bütün bunlar. Kendinden nefret etmişti bunun için. Rezil oluyordu resmen okul müdürüne. Sonra okul müdürünün soruları geldi aklına. Neler olduğu hakkında bir fikri yoktu; ama en azından başlarına neler geldiği hakkında kısa bir bilgilendirme yapabilirdi okul müdürüne.

“Üzgünüm efendim. Neler olduğu hakkında bende pek bir şey bilmiyorum. Sadece kütüphaneye geldiğimde bir yaratıkla karşılaştım ve az önceki kaybolan arkadaşımla yaratığı öldürmeye çalışıyorduk ki yaratık beni öldürmeye çalıştı. Sonra siz geldiniz ve beni kurtardınız. Hayatımı kurtardığınız için teşekkür ederim.”

Hepsini tek bir solukta söylemişti. Hala gözlerinden yaşlar aktığından sesi biraz çatallaşmıştı ve titriyordu bedeni. Etrafa son bir kez bakma ihtiyacı hissetmişti. Sonra da buradan çıkıp evine gitmeyi istiyordu ve yatağına girip sabaha kadar uyuyup hiçbir şey düşünmemeyi. Derken etrafa son bir kez daha göz gezdirirken onu gördü. “Arkadaşını” görmüştü. Okul müdürünün yanında olduğunu unutarak arkadaşına doğru koşturdu ve ona sımsıkı sarıldı. Hala gözlerinden yaşlar akıyordu; ama bunlar üzüntüden değil mutluluktan kaynaklanıyordu. Ona uzun uzun sarıldı. En sonunda onu bıraktığında “Ortadan kayolduğunda çok korktum. Okul müdürüne de elimden geldiğince başımıza gelenleri anlattım; ama bir de sen anlatsan üstünkörü hiç fena olmaz. Bu arada benim adım Daphne. Böyle hemen söylediğim iiiçin özür dilerim. Ama arkadaşımın ismimi öğrenmesi ve benim de onun ismini öğrenmem önemli bir arkadaşlığın gidişatı için.” dedikten sonra arkadaşına gülümsedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yaşayan Resimler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Koridorlar-
Buraya geçin: