AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Lanetli Ritüel

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Lanetli Ritüel   Ptsi Ara. 03 2012, 23:19



Beklediği gün sonunda gelmişti. Phin ve sihirbazı için bugün bir ilk olacaktı. Ama o uzun yıllar boyunca bir çok periyi ve sihirbazı birbirine bağlayan ritüeli gerçekleştirmişti. Yani aslında onlara kıyasla Caitlyn için sıradan bir gün olmalıydı ama ne yazık ki değildi. Yazıktı çünkü bu ritüelin nasıl olacağı hakkında en ufak bir fikri bile yoktu. Sorun ritüel değildi, sorun bağlılıklarını gerçekleştirecek olan sihirbaz ve perinin kendisi için var olan kişiler olmasıydı. Scarlett’ı gördüğü günden sonra yaptığı araştırma ve incelemelerin sonunda binlerce yıl önce onlara yapılan lanetin sihirbazda da etkisini gösterdiğin öğrenmişti. Scarlett belki de ikizi öldüğü için ve neden kendisinin ölmediği konusunda sürekli kendini suçlamış olabilirdi. Ama üstlerindeki lanet sadece bir tek kişinin hayatta kalmasına izin vermişti. Aslında lanet ne iyiyi ne de kötüyü birbirinden ayırt etmek için yapılmıştı. Lanetin tek etkisi güçlü olanın hayatta kalmasıydı. Yine de her şeyde olduğu gibi büyülerinde bir yan etkisi vardı. Scarlett durumun farkında olmasa da ikizi hala hayattaydı, iki ruh aynı bedeni paylaşıyorlardı. Kendini kaybetmesinin nedenlerinden biri de işte buydu. Tek bedene iki ruh fazla geliyordu. Biri ortaya çıktığında diğeri yok oluyordu. Tıpkı diğer benlik gibi kendisini gösteriyordu ama Scarlett aslında hiç farkında olmasa da güçlü olduğu için onu tekrar eski yerine derinliklere hapsediyordu. Ama elbette bazen geç kaldığı için bir çok talihsizlik yaşadığı da ortadaydı. Sırf bu olaylar yüzünden ona bu konudan bahsetmek istemiyordu. Bir insanın ailesinden birinin kötü olmasının ne demek olduğunu en iyi o biliyordu. Kendi ikiz kardeşine olanlar için kendini yeterince suçlamıştı yıllardır. Şimdi ise aynı kanı, aynı yüzü paylaştığı kişi ile düşman olmuştu. Anılar zihnini ele geçirmeye başladı. Üstelik yapacak bir sürü işi olduğu bir zaman da... Gerçi zaten bugünün hiç bir şekilde kolay olmayacağına kendini alıştırmıştı. Odasından çantasını alarak iksir malzemelerinin bulunduğu odadan ihtiyacı olan malzemeleri aldı. Sonrasında ise mirai taşları ile dolu odaya girdi. İçi daha ilk adımda karanlığa aç olduğunu haykırırcasına zifiri karanlıkla bütünleşmek için bir neden aramaya başladı. Gerçi nedene ihtiyacı bile yoktu. Durum ortadaydı, daha fazla güç, daha fazla karanlık ve mirai. Bu taşlarla istediği bir çok şeyi yapabilirdi. Ama yapmamalıydı. O taşların hepsini kendi bir şekilde bulmamıştı. Bazıları ait oldukları peri aileleri ve cadılar tarafından ona teslim edilmişti. Onları, ona güvenenleri asla yarı yolda bırakamazdı ve belki de en önemlisi annesine verdiği sözden geri dönemezdi. Derin bir nefes alarak mirai taşlarından Phin ve sihirbazı için gerekli olanı alarak odadan ayrıldı. Ritüel ile ilgili tüm malzemeleri topladığına emin olduğunda kendine sıcak bir banyo hazırladı. Phin, Scatlett ile birlikte akşam üstü tapınağa gelecekti Bu yüzden kendi için bir kaç iyi şey yapabileceği zamana sahip olmuştu. Güzel bir banyonun ardından üzerine cadı olduğunu belli eder derecede bir elbise ve pelerin giydi. Aynadaki yansımasına baktı, kendi olduğunu bilse de nedense karşısında Morgana varmış gibi hissediyordu. Bir büyü mırıldanmaya başladı.

Büyü onu tapınağa getirmişti. Şimdi tapınak ile ilgili bir kaç küçük ayrıntıyı halletmesi gerekiyordu. Odanın ortasına büyük bir daire oluşturdu ve hemen ardından içinde bir üçgen meydana geldi. Üçgenin ortasında ise küçük bir daire oluşturarak çantasından mirai taşını çıkardı ve dairenin içine yerleştirdi.
Üçgenin bir köşesine büyü ile çağırdığı hayvanı bıraktı. Bir yarasa, hala canlı ve nefes alıyordu. Ama yaptığı büyü sayesinde derin bir uykudaydı. Zaten ritüel gerçekleşirken bir daha uyanamayacaktı da. Ritüeli gerçekleştirmek için küçük bir bedeldi hepsi bu. Hazırlıkları bittiğinde beklemeye başladı. Bekleyişi tapınağın içinde yankı yapan ayak sesleri ile son buldu. Bir kaç saniye sonra Phin ve Scarlett karşısında duruyordu.

"Hoş geldiniz. Ritüel için gerekli tüm hazırladıkları bende şimdi bitirmiştim. Yani zamanlamanız harika. Şimdi isterseniz hemen başlayalım ne kadar çabuk bitirirsek ikiniz için o kadar iyi olacak. "

Bir büyü mırıldanarak üçgenin boşta kalan köşelerinden birine Phin'in diğerine Scarlett'ın baş harfini oluşturdu.

"Şimdi baş harflerinizin olduğu yere geçtiğinizde sizi ritüel öncesi biraz kaç konuda uyaracağım ve elbette bilgi vereceğim"

Konuşması bittiğinde onlara hala gülümsüyordu. Ama tuhaflığının onları etkilemesi fazla uzun sürmemişti. Karanlık hala bir adım gerisinde onu bekliyordu. Şu an ortadaki mirai'ı yok ederek Phin için kullanılan tüm güce onu yok ederek sahip olabilir, Scarlett'ı bir kukla olarak kullanabilirdi. İstediği kişileri yok eden bir infazcı. Scarlett'ın yeteneği insan, peri ya da cadı ayırmaksızın herkes için bir zehirdi. Tüm bu düşünceler beynini bulanıklaştırmaya yeterken o sessizce Phin ve Scarlett'ın yerleşmesini bekledi.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Salı Ara. 04 2012, 23:20

Danteyi düşünerek geçen bir kaç dakikanın ardından kuzenini sesi ile kendine geldi. Gerçekten istemiyor olsa da kendini ona çok fazla kaptırıyordu. Onu eve bıraktığı gece bir çok şeyden konuşmuşlardı. Aslında konuştukları konular öyle sıradandı ki. Normalde olsa kesinlikle sıkılıp kaçacağı bir sohbetten zevk alıyordu. Lanet, lanet diye tekrar etti içinden. Kendini kandırıyordu, evet gerçekten tek yaptığı buydu. Ondan hoşlanmaya başlamıştı, onu sevmeye başlamıştı hatta belki de ona aşık oluyordu. Bu düşünce kalbini ısıtırken aynı zamanda acı veriyordu. Son kısmın gerçek olduğunu düşünmek bile nefesini kesmişti. Canı yanıyordu ve korkuyordu hemde çok fazla. Gücü yüzünden olanlar aklına geldikçe ve kalp kırıklığı ile yaptıkları onu rahatsız etmeye devam ediyordu. En çokta bu nedenle hayatı yeterince bir dejavu şeklinde ilerlerken kalp kırıklığın tekrarlanma ihtimali... Nefes almayı unutmuştu sanki bir anda. Tekrar Elise'in sesini duyduğunda kendine gelerek odasındaki banyoda yüzüne bir su çarparak yansımasına göz attı. Yataktan yeni kalkmanın verdiği bir uyuşukluk hakimdi yüzünde. son kez Elise'in sesini duyduğunda kıyafetini bile değiştirmeden pijamalarıyla kahvaltıya indi. Bu kızın bu sabah derdi neydi. Normalde yataktan silah zoru ile kaldırırken bugün kahvaltıya gönül rızası ile eşlik ediyordu. Gerçi Dante'yi kafasından uzaklaştırıp mantıklı düşünmeye çalıştığında Elise'in bu durumuna neden olanı bulması uzun sürmedi. Elbette tek neden yeni bir macerası olabilirdi yani kuzenini yeni erke arkadaşı. Muhtemelen onunla buluşacağı için kahvaltı faslından olabildiğince çabuk kurtulmak istiyordu. Kahvaltıdan sonra tahmin ettiği gibi kuzeni ortalıktan çabucak kaybolmuştu. O da fırsattan istifade kendini yeniden odasına attı. Bugün ile ilgili hiç bir planı yoktu. Aslında ilk kez normal bir şeyler yapmak istedi, kitap okumak gibi. kitaplığında bir sürü kitap vardı, okumayı sevdiği için. Adını hoşuna giden bir kitabı alarak yatağına yerleşti.

Sessizce okumaya başladığı kitap her bir kelimede onu kendisine bağlıyordu. Her sayfadan kendini daha farklı bir dünyada bulmuştu. yine bir rüya ülkesinde gibiydi ama her zamankinden farklı bir düşün içine çekilmişti. Buradan gitmek istemiyordu, huzurlu ve mutluydu. Ama sonra tek bir telefon sesi tüm düşü yok etmişti. Kitabı yavaşça kapatırken telefonu açık olduğu için kendine kızmaya başlamıştı. Telefonun açık olmasının tek nedeni ise Phin'e verdiği söz yüzündendi. Ona kolayca ulaşabilmesi için telefonunu açık tutması konusunda anlaşma yapmışlardı. Zaten arayan numara da ona aitti. Kısa bir açıklamanın ardından bağlılık ritüelinin bugün gerçekleşeceğini söylemişti. Bu az önceki kitaba dalmak istiyor olmasına rağmen duyduğuna sevindiği bir olay olmuştu. Çünkü eğer Caitlyn gerçekten haklıysa ritüel ile birlikte güçlerinin kontrolünü daha fazla elinde bulunduracaktı. Phin onu alacağını söyleyerek telefonu kapattığında kıyafetlerini değiştirmek üzere dolabının önüne geçti. Bir ritüle nasıl hazırlanıp gidilirdi ki, en ufak bir fikri yoktu. Gözlerini kapatarak askıdan eline geçen ilk kıyafeti aldı. Mavi bir kot ile ona uydurduğu krem rengi askılı bir tişörtle üzerine kısa kollu bolero giyerek aynanın önünde buldu yine kendini. Saçını da düzelttikten sonra ailesinin yanına indi. Ailesine söyleyeceği şey ortadaydı. Ailesi Phin'i tanıyorlardı. Onlar Phin'i koruyucu meleği gibi görüyorlardı. Scarlett içinse o bir abiydi ve bu asla değişmeyecekti. Araba sesi ile birlikte ailesine veda ederek arabaya ilerledi. Phin arabanın dışında onu bekliyordu, ona koşarak boynuna atladı ve sıkıca sarıldı.

"Seni gördüğüme sevindim Phin"

Konuşmasının ardından arabaya bindi. Soracak o kadar çok şey vardı ki. Ama o nedense susmayı tercih etti. Yol boyunca konuşmak vakit kaybı gibiydi. Zaten nasıl olduğunu bile anlamadan oraya gelmişlerdi. Tapınağı gördüğünde hayranlık ile ona bakmaya başladı. Adımlarını atarken bir yandan da hayranlığını dile getiriyordu.

"Burası çok güzel Phin. Demek Caitlyn'in sahip olduğu tapınak bu süpermiş"

Yüzündeki gülümseme eksilmeden onunla birlikte tapınağın derinliklerine ilerledi. Tam ışığın bittiği bir yerde bir ışık hüzmesi belirginleşmeye başladı. Az ileride de Caitlyn onları bekliyordu. Ama o her zamankinden daha farklı görünmüştü, gözüne. Sanki karşısın da Caitlyn değilde kalbine acı veren cadı varmış gibi hissediyordu. Yine de gülümsemeye çalışarak ona baktı. Karşılaması karanlığa rağmen yakındı. Baş harfinin bulunduğu yere geçtikten sonra derin bir nefes aldı.

"Açıklama gerçekten iyi olabilir. Benim bu konu da hakkında en ufak bir fikrim olmadığı ortada"





_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Çarş. Ara. 12 2012, 17:23

Phin o gün tüm gece uyumamıştı. Aklını sürekli meşgul eden şeyler yüzünden kaç gecedir doğru düzgün uyuyamıyordu. Rose’un yanına taşınması onu rahatlatsa da geleceklerinin belirsizliklerle dolu olması ve o leon denen peri canını sıkıyordu. Onunla son görüşmelerinde rose’dan bahsederken sesinde tutkuya dair en ufak bir ize rastlamasa da o periye güvenmiyordu. Üstelik şimdi birde rose’la ortak olmuşlardı. Canını sıkan bir diğer şeyde buydu ve aslında en önemlisiydi bu çünkü rose her zaman tehlikedeydi ve tanrı biliyor ya eğer rose’un başına o peri yüzünden bir şey gelirse ne pahasına olursa olsun onu öldürürdü. Nasıl biri sevdiği ya da değer verdiği birini sürekli tehlikeye atardı gerçekten anlamıyordu. Leon eğer ona değer veriyorsa neden tehlikeye atıyordu. Tamam phin de sürekli bir savaşın ve büyük bir tehlikenin içindeydi ama bu rose’un tehlike de olmasıyla aynı şey değildi. Derin bir nefes alarak kesinlikle aynı şey oda senin için endişeleniyor ve tehlikede olmandan hoşlanmıyor peki sen tehlikeden uzak duruyor musun tabi ki hayır diyen mantığının sesini bastırmaya çalıştı. Yanında melekler gibi uyuyan sevgilisine baktı. Yüzünde bir gülümseme belirdi. Bu güzel peri kızına deliler gibi aşıktı ve her gece onunla uyuyup her sabah onunla uyanmak tek kelimeyle muhteşem bir şeydi. Biriyle yaşamanın her zaman zor olacağını düşünürdü ama peri kızıyla yaşamak oldukça eğlenceliydi. Onunla geçen her gün peri masallarından veya harikalar dünyasından çalınan bir gün gibiydi. Her şey oldukça güzel gidiyordu. Diğer yandan sihirbazıyla şu aralar evine dönmesi ya da phin de kalması konusunda bir türlü anlaşamıyorlardı. O bir türlü güvenmediği ve tam bir baş belası olarak gördüğü kuzeni yüzünden ne yazık ki bir türlü kabul ettirememişti. Kız onu tüm olumsuzluklara rağmen güldürmeyi başarıyor ve scarlet’a bir şekilde iyi geliyordu. Gerçi bu kız phin’in sinirlerini fazlasıyla yıpratıyordu ama yapacak bir şey yoktu. En son onları gece kulübünde kimliksiz oldukları aynı zamanda yapılan araştırmada scarlett’ın bar için yaşı tutmadığı halde barda olduğu ortaya çıktığı için nezarethaneden toplamıştı. Scarlett ailesinin bu haberi duymasını istemediği için phin’i aramış ve abisi olarak phin önce bir güzel köpürmüş hatta onları nezarethanede azıcık kalıp aklınızı başınıza toplayın ben akşamüzeri gibi gelir sizi çıkarırım diyerek tehdit etmişti fakat rose’un ısrarlarına dayanamayarak 15 dakika sonra onları almak için yola çıkmıştı. O gün scarlettla bir süre tartışmışlar sonunda da scarlett’ın telefonunu ne olursa olsun kapatmama konusunda anlaşarak olayı tatlıya bağlamışlardı. Bugünse caitlyn’e gidip şu ritüel işini halledeceklerdi sonunda doğrusu bunun için sabırsızlanıyordu. Ritüel ne kadar çabuk olursa scarlett için o kadar iyi olacaktı. Jezebel hala dışarılarda bir yerlerde scarlett’ı arıyordu ve o sihirbazını bulduğunda ona karşı koyabilecek güçte olmalıydı. Diğer yandan bu ritüel scarlett’la aralarındaki bağı daha da güçlendirecek ve phin bu bağ sayesinde sihirbazını nerede olursa olsun kolaylıkla bulabilecekti. Bu yerini ne koşulda olursa olsun bulma kısmı phin için önemliydi. Saatine baktı.

Sihirbazı çoktan uyanmış olmalıydı. Sevgilisinin yanağına masum bir öpücük kondurup onu uyandırmamaya özen göstererek yavaşça yataktan kalktı. Biraz daha zamanı vardı. Sihirbazına kahvaltı yapıp kendine gelmesi için zaman tanımaya karar vererek mutfağa giderek rose için mükemmel bir kahvaltı sofrası hazırladı ve kendine de güne başlayabilmek için bir kahve aldı. Sihirbazını aramanın vakti artık gelmişti. Onu arayıp yarım saat içinde alacağını söyleyerek telefonu kapattı ve sevgilisine beraber kahvaltı edemedikleri için üzgün olduğunu ve bunu en kısa sürede telafi edeceğini söyleyen bir not yazıp masaya bırakarak evden çıktı. Yolda arabayı oldukça hızlı kullandığı için kısa sürede sihirbazının evine varmıştı. Ailesi sorun olmaktan çıkalı uzun zaman olmuştu. Onlarla tanışmıştı ve ailesi phin’le tanıştıklarına oldukça sevinmişlerdi. Onu scarlett’ın koruyucu meleği olarak görüyorlardı. Tabi phin bu düşünceyi komik buluyordu. Sürekli birilerini öldüren birinden koruyucu bir melek çıkarmak zordu. Sonunda scarlett kapıda görünmüştü. Sihirbazını görür görmez gülümsedi. Bu kızı gerçekten seviyor ve ona gerçekten değer veriyordu. Onu özlemişti. Kollarını açarak sihirbazının ona doğru koşuşunu büyük bir keyifle izledi. Gerçekten bu kızı kız kardeşi gibi sahiplenmiş ve benimsemişti. Scarlett’a sıkıca sarılarak ''Bende… Seni özledim.'' Dedi. Bir süre onu kollarının arasında tutuyor olmanın mutluluğunu yaşadı. Bu kızın başına kötü bir şey gelmemesi için elinden geleni yapacaktı. Ayrıldıktan sonra ''Hadi arabaya geçelim caitlyn bizi bekliyor'' diyerek arabanın kapısını açtı. Scarlett arabaya bindikten ve kapısını kapattıktan sonra da ailesine kısa bir bakış atıp başını hafif eğerek onları selamladı ve arabasına binerek tapınağa doğru sürmeye başladı. Yol boyunca scarlett hiç konuşmamıştı.Phin de onu düşünceleriyle baş başa bırakmanın daha doğru olacağına karar vererek sessizliğini korumuştu. Arabanın içinde duyulan tek ses radyodan gelen müzikti. Yolculuk sonunda bitip tapınağa geldiklerinde scarlett’ın yorumuna gülümseyerek ''Evet güzeldir. İstersen ritüelden sonra burayı sana gezdirebilirim.'' Dedi. Buraya daha önce ritüel için hiç gelmemiş olsa da eskiden birçok sihirbazı güvenli bir şekilde buraya getirmişti görevi yüzünden beceriksiz perilerin arkasını toplayarak sihirbazlarını kurtarıp onları geri getiren kişiydi phin bu sebeple buraları iyi biliyordu. Biraz ileride onları bekleyeren caitlyn’i gördüğünde gülümseyerek ''Merhaba caitlyn seni yeniden görmek güzel'' dedikten sonra sessizce onu dinledi. Dediklerine bir baş hareketi ile katılarak kendi adının baş harfinin yazdığı yere geçti. Caitlyn’in aurasındaki dalgalanmayı hissetti. Bu onu rahatsız etmişti. Gözlerini Caitlyn’e dikerek ''Evet bir açıklama beni de memnun eder bir sorun yok değil mi caitlyn?'' diye sordu aurasındaki dalgalanmayı hissettiğini belli ederek.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Perş. Ara. 13 2012, 14:25

İçindeki karanlık geçen her saniye biraz daha güçleniyordu. Mirai taşının yanında geçirdiği her dakika kendini biraz daha kaybetmesine neden oluyordu. En son ne zaman böyle hissetmişti hatırlamıyordu. Güçsüz ve kontrolsüz… Beynine hücum eden düşüncelere engel olmaktan uzak… İstediği şey aslında bariz bir şekilde ortadaydı ve alması bir o kadar o kolay. Hayatta en kolay kurbanlardı, size güvenen insanlar. Her ikisi de ona güveniyordu. Bu güveni gerçekten boş vererek istediğini onlardan alabilir miydi? Lanet giderek kendini daha çok hissettiriyordu ve güçleniyordu. Tek neden ise Scarlett’ın kendisiydi. Bundan haberi bile yoktu. Derin bir nefes alarak odaklanmaya çalıştı. Eğer bir an önce değişmezse ritüeli asla gerçekleştiremeyecekti. En iyisi diye düşündü. Elini ne kadar çabuk tutup bu ritüeli bitirirse bu hepsi içinde en iyi şey olacaktı. Phin ve Scarlett yerlerini alırken onlardan duyduklarına gülümsedi. Ama Phin'in bir sorun mu var? Sorusu üzerine bir anlığına durgunlaştı. Perisi durumun farkına varmış olacaktı, bu lanet auranın içinde olduğunu hissediyor olmalıydı. Ama ona bir şey diyemezdi, demesi gerekiyordu. Bağlanmak zorunda oldukları bir gerçekti. Eğer bu işi o yapmazsa kimse yapamazdı. Scarlett'ın işaretini görecek olan her hangi bir cadının eline düşmeleri kaçınılmazdı. Elbette kendilerini savunurlardı ama bir yere kadar. Aklını sorulara vererek onlara cevap aradı, aslında cevap oradaydı. Sadece kafasındaki diğer düşünceler tarafından gölgelenmişti. Diğerlerini takmadan o cevaba yöneldi.

"Ritüel şöyle gerçekleşecek şu anki yerlerinizden her ne olursa olsun hareket etmemeli ve ayrılmamalısınız. Ben size bazı talimatlar vereceğim örneğin gözleriniz ritüel boyunca kapalı kalmalı. Eğer her hangi bir şekilde ritüeli bölecek bir şey yaparsanız her şeye baştan başlamak zorunda kalacağız. Ayrıca unutmadan canınız yanacak bunu engellemenin her hangi bir yolu yok. Buna rağmen odaklandığınız şeyden vazgeçmeden sessizce beklemelisiniz. Tutunabileceğiniz herhangi güzel anıyı gözünüzde canlandırın bu elbette benim önerim. Hadi başlayalım, şimdi sakin olun ve gözlerinizi kapatarak yoğunlaşmaya çalışın."

Konuşmasının ardından malzemelerine doğru ilerledi. Büyü kitabını ve hançeri eline aldı. Kendini tutmaya çalışırken yapacağı işe konsatre olması biraz daha zor oluyordu. Ama bunu yapabilirdi, yapabilirim diye düşündü. Son derin nefesini aldıktan sonra Phin ve Scarlett'a baktı gözlerini kapatmışlardı. Bu nedenle odaklanmaları için biraz süre verdi, onlara. Birinin ona acıyı unutturacak bir anıyı aklına getirmesi çok da kolay olmazdı.

"Başlıyorum şimdi sakin olun"

Başladığını haber vermesi ile birlikte kitaptaki büyülü sözcükler teker teker dudaklarından dökülmeye başladı. Her bir kelime tapınağın içini başka bir şekilde etkiliyordu. İlk olarak yere çizdiği çizgiler yavaşça parlamaya başladı, göz alıcı olana dek. Sonrasında Scarlett'ın göğsündeki dövme küçük bir ışık süzmesi şeklinde kendini belli etmeye başladı. Doruğa ulaştığında tişörtünün altından bile üzerindeki şekil belirgin bir şekilde görülüyordu. Yerdeki ışıklar renk değiştirmeye başladı. Dövmenin üzerindeki her bir renk tonuna cevap verir gibi dövme ile birlikte hareket ediyorlardı. Kitaptaki sayfanın sonuna geldiğinde hançeri eline aldı. Yavaşça Scarlett'a doğru ilerlerken hançerin sivri ucunu ona doğrulttu. Önce tişörtünün sol askısı kesti bu sayede tam kalbini üzerinde olan dövmeyi daha rahat bir şekilde görebildi. Hançerin ucunu yavaş bir şekilde dövmenin tam ortasına bastırdı, kalbinin üzerine. Ani bir hareketle sağa doğru çekti ve dövmenin üzerine açtığı çizik şeklindeki yaradan kan akmaya başladı. Sonra Phin'in yanına ilerleyerek Scarlett'ın bedenindeki aynı noktaya aynı şekilde bir yara açtı. Son olarak yarasanın yanına giderek hançeri yarasanın kalbine sapladı. Üçünün kanları ile kaplı olan hançerin üzerindeki kanı Mirai taşının üzerine getirerek kanları taşa akıttı. Mırıldandığı kısa bir büyü ile üçünden biraz daha kan akarak çizgileri takip etti ve ortadaki mirai taşında buluştu. Mira taşı tamamen kan rengini alana dek. Mirai tamamen kan rengine döndüğünde bağlılığın son aşaması olan cadı kanını akıtmak için hançerle avuç içine ufak bir yara açarak taşın üzerine akıttı. Taşı eline aldığında Mirai yavaşça kendi rengine dönerken Phin'in bedeninde tam çiziğin olduğu yerde sihirbazının işaretinin aynısı oluşmaya başladı. İki aynı işareti taşıyan sihirbaz ve perinin ritüeli böylece tamamlanmış oldu. Mirai taşını büyü ile aldığı yere geri gönderdi, mahzene. O gittiğinde karanlık etkisi ortadan kalktı tam olarak gitmese de en azından etki etmiyordu. Son kez büyü yaptığında ise ritüelle alakalı her şey yok oldu. Hatta Scarlett'ın kestiği askısı bile düzelmişti. Gülümseyerek konuşmaya başladı.

"Ritüel tamamlandı gözlerinizi açabilirsiniz."





_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Perş. Ara. 13 2012, 23:22

Cadının etrafındaki karanlık kendini bariz bir şekilde hissettiriyordu. Neler oluyordu. Sanki karşısında başka bir cadı varmış gibi hissetmeye başlamıştı. Ama bu doğru olamazdı. O Caitlyn’di kendisine yardım eden Phin’in hiç düşünmeden onu emanet ettiği kişiydi. Bunları düşünerek kendini rahatlatacağını sandı, ama bu duygudan öylesine yoksundu ki. Çok fazla tedirgin hissediyordu kendini, bu elinde değildi. İçinden bir ses oradan uzaklaş diyordu. Onu dinlemeyi bıraktığı için bu lafına göre elbetteki hareket etmeyecekti. Yine de bu istemediği anlamına gelmiyordu. Yerine doğru attığı ağır adımlar baş harfi ile işaretlenmiş olan noktada son buldu. Ritüel öyle ya da böyle gerçekleşecekti. Korkusunu buna bağlamayı düşündü. Çünkü insanlar elbette bilmedikleri şeyden korkarlardı. Başına ne geleceğinden habersiz çıkılan bir yol herkesi korkuturdu. Oda bu rietüelde başına gelecekleri bilmiyordu. Üstelik Caitlyn açıklama yapacağını söylemişti. Bu yüzden derin bir nefes alarak etrafı incelemeye başladı. Gözüne ilk çarpan yerdeki çizgiler üçgen şeklini alıyordu. Üçgenin köşeleri içinse birer kişi gerekiyor olmalıydı. Üçüncü kişinin cadı olacağını düşünürken yarasa dikkatini çekti. Hala yaşadığını bu kadar mesafeden anlamıyordu, nefes alıp almadığını anlamak için ona bakmasına ihtiyacı bile yoktu. Yarasanın sahip olduğu yaşam enerjisi bu kadar mesafeden anlaşılabiliyordu. ,acaba o ne işe yarayacak diye düşünürken Caitlyn açıklamalarına başladı. Sessizce onu dinledi Scarlett elinden başka bir şey gelmiyordu. Neyse ki konuşmaya başladığında Caitlyn daha normal görünüyordu. Bu da onu dinlemesini kolaylaştırmıştı. Canının yanacağını söylemişti, işte bu pekte hazırlıklı olduğu bir şey değildi. Yinede acıya dayanıklı biri sayılırdı, üstelik gücü bu acıyı yok etmekte onun için bir yardımcı olabilirdi. Ama aklına bir şey takıldı, acıyı azaltmanın ya da yok etmenin mümkün olmadığına dair bir şey söylemişti Caitlyn. Bu durumda gerçekten acıya dayanması gerekiyordu. Derin bir nefes alarak gözlerini Phin’e dikti kısa bir süre sonra ise cadıya baktı.

“Evet başlayalım. Sanırım ben hazırım”

Konuşmasının ardından gözlerini kapattı. Bir anı demişti Caitlyn, acıyı unutturacak güzel bir anı. Şu an ne düşüneceğini bilmiyordu. Aslında böyle bir durumda Stacy’i düşünerek kendini daha iyi hazırlayabilirdi. Ama nedense aklında başka biri vardı. Tadını bir türlü aklından çıkaramadığı kişi Dante. Gözlerini kapattığında, gözlerinin önünde canlanması öyle kısa sürmüştü ki buna kendisi bile inanamamıştı. O geceden beri sadece bir kez daha onu görme şansı elde etmişti, doğum gününde. Bu durum ne kadar da tuhaftı. Onun doğum gününde kendini kaybederek onunla tanışmış ve bir kaç gün önce kendi doğum gününde kendini kaybettiğinde Dante yine oradaydı. Bir anda ortaya çıkışı onu mutlu etmeyi başarmıştı. Caitlyn’nin hazır olun talimatı üzerine gözlerini daha sıkı kapattı. Düşüncelerinin dağılmasına izin vermeden odaklandığı kişiye sıkı sıkı tutundu, Dante’ye. Kulağında çınlayan büyülü kelimeleri duymamaya çalışıyordu, sadece Dante’nin tatlı sesi ve gülümsemesi vardı şu an. Sanki oradaymış gibi, uzansa dokunacakmış gibi. Kalbindeki ani ağrı bir anlığına tüm hayali gölgelese de kafasının içinde yarattığı Dante’e sıkı sıkı sarılarak acısını devre dışı bıraktı. Onun tenini hissediyordu sadece, elleri ile ona dokunurken verdiği hissin muhteşemliğine. Tekrar tekrar istediği bu şeyin yine de hayal olduğunun bilincindeydi. Ama acı olan hayal olması değil, hayal olarak kalacak olmasıydı. Bu düşünce gözlerinden bir damla yaşın akmasına neden oldu. Göz yaşı yanağından akıp giderken Caitlyn ritüelin tamamlandığını söylediğinde gözlerini açtı. Kendini yorgun hissetmek dışında iyi hissediyordu. Sanki güzel bir düşten uyanmış gibiydi. Gözlerini ovaladı ve etrafa göz attı, her şey gitmişti. Ortadaki üçgen çizgiler hiç biri hiç var olmamıştı gibiydi. Ritüel bu kadar mıydı yani? Kalbindeki küçük ağrı dışında hiç bir şey hissetmemişti. Yorgunluk bedenini biraz daha ele geçirdiğinden olduğu yere çöküp, oturdu.

“Yardımların için tekrar teşekkür ederim Caitlyn. Phin iyi misin? Ben sadece biraz yorgunum.”






_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Cuma Ara. 14 2012, 18:51

Phin hissettiği şeyle her gecen saniye daha da huzursuzlaşırken caitlyn’den bir cevap bekliyordu. Bu aurayı hatırlıyordu. Rose’u daniel’ın elinden kurtarmaya gittikleri günkü auraydı. O gün ilk defa caitlyn’i morgana’dan ayırt edememişti çünkü aralarında hiçbir fark kalmamıştı. Onun gözlerinde de sadece saf karanlık ve ölüm hakimdi tıpkı morgana gibi şuan da yine aynı aurayı hissederken bir terslik olduğunun farkındaydı. Bir şeyler yanlış gidiyordu ve içinden bir ses tehlikede olduklarını avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Caitlyn’in hep aydınlıkla karanlık arasındaki o ince çizgide yürüdüğünü biliyordu zaten ama bunu bilmek ikisi arasında bocaladığını görürken pekte içini rahatlatmıyordu. Evet neler olduğunu ilk başta anlamayarak aurasındaki dalgalanmalardan rahatsız olsa da değişen aurası ve etrafını saran karanlık aslında nasıl bir durumun içinde olduklarını fark etmesini sağlamıştı. Tamam caitlyn bir çok sihirbazı ve periyi birbirine bağlamıştı ama hiçbiri kendi sihirbazı yada perisi değildi. Şimdiyse karşısında kendi sihirbazı ve kendi perisi duruyordu. Üstelik mirai taşı da elindeydi. Eğer isterse şuan ona güvenen bu iki kişinin hayatına son verebilirdi. Phin güçlü peri aynı zamanda zor lokma olsa da caitlyn’in karşısında şansı olmadığını biliyordu. Caitliyn güçlü bir cadı olmasının yanında köken cadılardan biriydi. Güçlü cadıları bir şekilde yenebilirdi fakat köken bir cadıya karşı hiç şansı yoktu. Her ne kadar yaşını göstermese de bu cadı yüyıllardır dünyada yaşıyordu kendisiyse henüz 24 üne yeni girecekti. Her ne kadar caitlyn’in yaşındaki cadıların hakkından gelmeyi başaran biriyse de onun gibi köken ve oldukça güçlü bir cadı karşısında kazanamayacağının da bilincindeydi. Üstelik elinde mirai taşı vardı. Durumlarının ne kadar kötü olduğunu fark etmek ve hiçbir şey yapamayacağını bilmek berbat hissettirmişti. Cadının konuşmaya başlamasıyla duymak istediği cevabı alamayacağını fark ettiyse de bu konunun burada kapanmayacağını biliyordu. Eğer bu cadıya sadık kalacaksa onun gerçekten hangi tarafta yer aldığını bilmeli ve saf değiştirmeyeceğine emin olmalıydı. Caitlyn uzun süre konuştuysa da phin sadece gözlerini kapatacaklarını ve ne olursa olsun açmayacaklarını söylediği kısmı duymuştu. İçinden Gözlerimi kapatmak mı? Gerçekten mi? Sen aydınlıkla karanlık arasında boğuşurken mi? Evet tabi hemen kapatıyorum… diye geçirdi. Belki caitlynle savaşamazdı ama sihirbazıyla kendini buradan çıkarabilirdi. Bu cadının amacına ulaşmasını engellemezdi ama onu oyalardı ve phin de o ara ne yapması gerektiğini düşünüp küçük bir ihtimalde olsa çıkar yol bulabilirdi. Gözlerini hiç tereddüt etmeden kapatan sihirbazına bir süre baktı. Phin’e güveniyordu onun güvendiği kişilere de dolaylı yoldan kendisi yüzünden onun başına bir şey gelmesini istemiyordu. Gözlerini caitlyn’e çevirdi. Konuşmaya başladığından beri aurasında hiçbir dalgalanma olmasa da ona güvenebileceğinden emin değildi. Gözlerinde şuan saf bir karanlık ve ölümü göremiyor olsa da bu asla görmeyeceği anlamına gelmiyordu. Her an kendi içinde kendiyle olan savaşında yenilebilir ve karanlık onu ele geçirebilirdi. Yine de bu konuda ondan başka kimseye güvenemeyeceğinin farkındaydı. Tanrım ne çelişkiydi ama…

Bir süre gözlerini kırpmadan caitlyne bakarak düşündü. Rose’u, Scarlett’ı, Jezebel’i, Morgana’yı, Caitlyn’i ve kendini düşündü. Sonra en doğru olduğunu düşündüğü aslında inanmak istediği şeyi yaparak gözlerini yavaşça kapadı. Fakat içi hiç rahat değildi. Aslında caitlyn’i anlayabiliyordu çünkü oda her gün aynı iç savası kendiyle veriyordu. Caitlyn’le morgana’nın perisi olmasaydı her şey daha kolay olabilirdi belki ya iyi olurdu ya da kötü ama onların perisi olmak gerçekten zordu. İçinde hem karanlığı hem aydınlığı barındırıyordu ve phin o ince çizgiden karanlık tarafa geçmenin kıyısına birçok kez gelmiş hatta o çizgiyi çoğu kez geçmişti de rose’un yanına taşınmasını istemesinin bir başka nedeni de buydu aslında… Rose yanında olduğu sürece her şey daha kolaydı o güzel peri kızı ona neden iyi tarafta olması gerektiğini hatırlatıyordu. Rose phin’in içinde iyi olan tek şeydi aynı zamanda da her şeydi. Ritüel esnasında duyacağı acıdan nasıl kurtulacağı en iyi bilen kişi o olmasına rağmen bunu uygulamadı. Hiçbir şeye odaklanmayarak ana odaklandı. Caitlyn’in aurasında ritüel esnasında bir dalgalanma daha hissederse ne yapması gerektiğini düşündü. Scarlett’ın canın ne kadar acıyabileceğini bilmiyordu ve çok acımamasını umuyordu. İçinde hala bastırmakta zorlandığı bir endişe vardı. Bunu görmezden gelerek caitlyn'e güvenmeyi seçmek oldukça zordu doğrusu kendini elinden geldiğince tepkisiz kalmaya zorluyordu. Derin bir nefes alıp caitlyn'nin büyülü sözcükleri söylemesini dinledi. Hissettiği acıyla beraber dişlerini sıktı. O acıdan dişlerini sıkıyorsa sihirbazının ne durumda olduğunu merak etti. Bu acıdan daha kötülerini tattığı ve daha kötü yaraları olduğu zamanlar elbette olmuştu. Ritüel bittikten sonra gözlerini açtıktan birkaç saniye sonra ayakları bu yorgun bedeni daha fazla taşıyamamış ve dizlerinin üzerine düşmüştü. Kendini hiç olmadığı kadar yorgun hissediyordu. Sanki uzun süren bir savaştan çıkmış gibiydi. Düşünceleri kesinlikle beynine fazla gelmeye başlamış olmalıydı ki başı ağrıyordu. O sırada bir uğultu halinde sihirbazının dediklerini duydu. Ne söylediğini anlaması zaman almıştı. Ağzına gelen kan tadı ve dudağındaki ıslaklığı fark edince elinin tersiyle burnundan akan kanı sildikten sonra sihirbazına dönerek ''Evet iyiyim bende sadece biraz yorgunum sanırım dinlenmem ve düşünmeyi kısa süreliğine de olsa bırakmam gerek'' dedi. Yere oturdu ve birazdan düzeleceğini bildiği görüşünün netleşmesini bekledi. Bu sırada ritüel boyunca kendini kaybetmeyerek herkese büyük bir iyilik yapmış cadıya hala bir teşekkür etmediğini fark ederek ''Teşekkür ederim caitlyn her şey için'' dedi. Kendini kaybetmediği içinde scarlett anlamasa da açıkça teşekkür etmişti caitlyn’e ses tonundan da anlaşıldığı üzere bu konu burada elbette kapanmamıştı. Scarlett’a bakarak ''iyi olmana sevindim. Ritüeli de sonunda atlattığımıza göre derin bir nefes alıp biraz eğlenebiliriz'' diyerek göz kırptı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Salı Ara. 18 2012, 12:57

"Ritüel bitti gözlerinizi açabilirsiniz...”

Kurduğu bu cümle son mantıklı düşünce kırıntısı olmuştu. Evet her şey bitmişti, onlar için. Ama aslında her şey şimdi başlıyordu. Ritüelin her ikisinin üzerindeki etki hemen hemen aynı olmuştu. Phin ve Scarlett ikisi de güçlenmişti. Scarlett kontrolsüz yeteneğine daha çok sahip çıkabilecekti. Çünkü sadece gücü değil ruhu da güçlenmişti. Phin ise eskisinden de kolay bir şekilde yasak olan büyüleri kullanabilir ve elementine eskisinden çok daha iyi hükmede bilirdi. Bunlar tabi ki iyi şeylerdi. Her ikisinin bağlanmasının altında asıl amaçta zaten bundan ibaretti. Elbette bağlılığın bir diğer önemli unsuru ise birbirlerine olan bağlılıklarının da artmış olmasıydı. Peri ve sihirbaz ayrı iki beden olabilirlerdi. Ama ritüel sonunda tek bir mühürde her ikisinin ruhu birleşmişti. Birinin çektiği acıyı diğeri de hissedecek ve her ne koşulda olursa olsun birbirlerini bulmakta zorlanmayacaklardı. Ritüelin kötü yanı ise artık diğer tüm sihirbaz ve perilerden daha değerli olmuşlardı. Bağlanmamış peri ve sihirbazların gücü aç gözlü cadılar için pekte doyurucu olmuyordu elbette. Şu an her ikisi gözüne o kadar güzel görünüyorlardı ki. İçlerindeki güç dövmelerinin parlaklığı ile kendini belli ediyordu. Mirai’i göndermiş olsa da onu tekrar eline almakta zorlanmazdı. Tek bir kelime ile gönderdiği taşı, yine aynı kelime ama farklı bir istekle elleri arasına alabilirdi. İşte bu her ikisinin de ölüm fermanının yayınlanması ile aynı şeydi.

Gülümsemesi hala yüzündeydi cadının. Her zamanki güven gösterisini takınmıştı, çünkü öyle olmak zorundaydı. İyilik yapmak hayatta ki en zor şey olmalıydı. Kötülük yapmak, birinin canını yakmak ya da bir insanın hayatını almak ne kadar kolaydı. Bir çok kötünün dışarıda bir yerlerde zorlanmadan sergilediği tavırlar yerine o, diğerlerini korumayı seçmişti. Üstelik kendini geri plana atarak şu ana dek kendi için ne yapmıştı. İşte bu soru belki de aklına asla gelmemesi gereken şeydi. İçindeki karanlık zaten aktif olmuştu. Şimdi ise onu beslemeye çalışan düşünce yığınları ile boğuşuyordu. Zaman onun için giderek soyut bir anlam kazanıyordu. Saniyeler içinde beyninin içinde oluşan düşünceler... Bir insanın nefes alıp verdiği o kısacık zaman diliminde boğulduğu düşünceler.

Sihirbazın ani yere çöküşü bakışlarını boşluktan çekerek ona odaklamasını sağladı. Yorgun görünüyordu, zavallı küçük kız. İçindeki güç artarken bedeni buna karşı tepki veriyordu. Tabi bir kaç dakika önce kalbine açılan yara da bunun bir başka nedeniydi. Ne kadar da tuhaf bir yerdeydi, işareti. Daha önce hiç bir sihirbazda kalbinin üzerinde bir işaret görmemişti. Sanki ölüm lanetini anlatıyor gibi dövme oraya özenle yerleştirilmişti. Ailesinin karanlık tarafa ait olduğunu kanıtlayan o işaret... Aklına babası geldi bir anda peki o nasıl olmuştu da iyi biri olmayı başarmıştı. Annesi mi olmuştu buna sebep, eğer durum buysa büyük annesinin, annesini neden sevmediğini açıklardı bu. Tabi tek sorun bu olamazdı. Bir kara büyücü olarak aydınlık tarafa hizmet eden birini sevmesi elbette beklenemezdi. İşaret, onu etkileyen şey işte buydu. Büyük annesi tarafından lanet gerçekleştirirken küçük bedenlerine kazınan işaretti bu. Asla geçmeyen yarası... Elbette onca yıl görünürde hiç bir şeyin kalmamasını sağlamıştı. Elbette yaptığı çeşitli iksirler olmuştu buna neden ama ruhundaki yarayı bir iksirin iyileştirmesi imkansızdı. Saniyelerin içine yine hapsolduğunu geç olsa da fark ettiğinde tek bir nefeste yine şimdiki zamana döndü. Önce sihirbazın sesini duydu. Yere oturduktan sonra konuşmaya başladığı o kısacık zaman diliminde yine kaybolmuştu. Kızın tatlı sesi beyninin içini doldurdu, kullandığı kelimeyi işte o zaman anladı. Sonra perisine odaklanmıştı, elbette perisi de ona. Bu olduğunda gözü periye takıldı. Kafasının içinde dönüp duran her şeyi görüyordu sanki. Karanlık aurasının onu etkilediğini biliyordu, buna engel olamazdı elbette. Üzerinde bir giysi gibi duran tedirginliği hissetti. Sonra her şeye rağmen oda teşekkür etmişti. Bu işte aslında her şeye rağmen onların güvenine sahip olduğunun göstergesiydi. En başından beri yapmayı düşündüğü her şeyin bir düşünce olarak kalmasının nedeniydi bu güven. Bunu düşünerek tekrar gülümsedi. Sonunda konuşmaya hazırdı, anlaşılan.

“İkinizin de teşekkür etmesine gerek yok, sonuçta yapmam gerekeni yaptım. Ritüelin üzerinizde oluşturduğu etki yakında geçer. Bu olduğunda tapınaktan ayrılabilirsiniz. Ben şimdi diğer işlerimi yapmak için malikeneye dönmeliyim görüşürüz”

İşleri olduğu yalan değildi elbet. Cümlesinin inandırıcılığı da işte buradan geliyordu. Yapacak işleri olduğu kesindi, kafasını boşaltmalı ve kendine gelmeliydi. İçindeki karanlığı olabildiğince hızlı bir şekilde yok etmeliydi. Burada kalmak onu kötü etkiliyordu ve bu yüzden tek bir kelime mırıldandı, saniyeler sonra istediği yerde malikanesinde buldu kendini.




_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   Salı Ara. 18 2012, 14:25

Bedenindeki ağrı ve uyuşukluk kendini hala hissettiriyordu. Üstelik kalbindeki sızıda henüz tam olarak yok olmuş değildi. Gerçekten de neler olmuştu ritüel esnasında... Gözleri kapalı olduğu için olan biten hiç bir şeyi görmemişti. Tüm yaşananlar bir histen ibareti onun için. Ritüel başladığı andan itibaren içine yavaşça dolan karanlığı görmezden gelmeye çalışmıştı. Tıpkı Caitlyn’in baştan beri hissettirdiği o tedirginliği görmezden gelmesi gibi. Sahi o cadı neden onda böyle bir duyguya neden olmuştu. Phin ona güveniyordu, kendisini ona emanet edecek kadar üstelik. Bu durumda onun yanında kendini iyi hissetmesi gerekmiyor muydu? Gerçi bu his ona o kadar da yabancı değildi. Geçen sefer baş başa kaldıklarında da aynı hissi yaşadığını anımsadı, bu cadı ile ne derdi vardı. İşte bunu gerçekten anlamıyordu. Yani şu an peşinde olan onun cadısı dışında başka bir cadı ile bir derde düşeceğini düşünmüyordu. Yine de sonuç olarak cadılar tehlikeliydi ve o sadece bir avdı. Elbette ritüel sonrası güçlenecekti yani en azından ona söylenen şey bundan ibaretti. Bir şey daha vardı ki onun için daha nemli olan kısım buydu aslında o da gücünün kontrolünü kazanacak olmasıydı. Kendini kaybetmezse hayatında birçok şeyi düzene sokabilirdi. Hatta belki Dante ile birlikte bir şansları olurdu. Başını iki yana salladı ne saçmalamaya başlamıştı. Onu şimdi düşünmek, gerçi ritüel sırasında düşündüğü tek şey Dante olmuştu. Onu düşünmek bir anlık hissettiği o acıyı yok etmeyi başarmıştı. Eğer o olmasa o saniyelik duyduğu acıyı ritüel bitimine dek çekmek zorunda olacaktı. Durumun bu olmamasına seviniyordu ama içten içe yine aynı döngünün içine düşüyordu. O döngü de Dante ve kendisi vardı sonlarının ne olacağı meçhuldü. Şu an arkadaşlardı ama sadece görünüşte, yani kaç kişi arkadaş olduğu kişinin dudaklarına yapışıp onun tadını doya doya çıkarmak isteyebilir ki. ‘Of kafanı topla Scarlett’ içten içe haykırdığı bu cümle ile kafasını dağıtmaya çalıştı. Phin’e bakmaya başladı acaba o kendini nasıl hissediyordu. Bir anda bir şekilde tüm duyguları görünür olmuş gibi perisinin tedirginliğini hissetti. Sonra söyledikleri şu an sahip olduğu acıyı bile hissede biliyordu. Canı çok yanmıştı ama neden cadının söylediği şeyi yapmadığı için miydi? Konuşmasının ardından oda aynı şekilde Caitlyn’e teşekkür etmişti. Ama içten içe hissettiği şey onu da bir anda tedirgin etmişti. Daha doğrusu içindeki tedirginliği beslemişti. Ona söylediklerinden sonra gülümseyerek ona baktı.

“Elbette sanırım eğlenmeyi hak ettik”

Hemen konuşması bittiğinde Caitlyn konuşmaya başlamıştı. Yüzünde bir gülümse vardı. Durum ne olursa olsun o iyi bir cadı diye düşünmeye başladı, o an. Sonuçta onlara yardım etmişti. Şimdi ise onları yalnız bırakıyordu. Ayakları üzerinde doğrulduğun Caitlyn dediği gibi çoktan gitmişti. Phin’in yanına yavaş adımlarla ilerleyerek ona yaklaştı ve sıkıca sarıldı. Bunu neden yaptığı bilmiyordu. Sanki Phin’in bu ilgiye şu an ihtiyacı var gibi hissediyordu hepsi bu. Ona sıkıca sarıldıktan sonra ondan bir adım uzaklaştı.

“İyi olduğunda beni buradan götür Phin. Bilmiyorum ama burada kalmak istemiyorum. Üstelik sonra da birlikte eğlenmeye gideriz. Az önce söylediğin cümleyi bir söz olarak kabul ediyorum”








_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   C.tesi Ara. 22 2012, 18:06

Phin aslında kendini neden kötü hissettiğini biliyordu. Scarlett’ta sadece yorgunluğun olmasının nedeni ritüeldi. Phin’in durumuysa ritüelin etkisi ve caitlyn’in aurası olarak ikiye ayrılıyordu. Caitlyn’in aurasından etkilenmesinin nedeniyse gayet basitti. Caitlyn phin’in cadısıydı. Cadının aurasındaki değişiklik perisini de etkiliyordu. Phin dikkatle caitlyn’e baktı. Bunun daha ne kadar süreceğini içten içe merak ediyordu ama scarlett’ın yanındayken bir şey söyleyemiyordu. Konuşmak istediği çok şey olmasına rağmen şimdilik en azından scarlett yanında olduğu sürece sessiz kalması gerektiğinin farkında olduğu için derin bir nefes alarak caitlyn’in aurasının kendi üzerindeki etkisinin geçmesini beklemeye devam etti. Aklında hala ritüel öncesinde olanlar vardı. Ritüel bitmiş olmasına rağmen hala tedirginliği hat safhadaydı. Gözlerini bir an olsun caitlyn’den ayıramıyordu. Ona tüm yaşananlara rağmen güvendiğini fark ettiğinde kendine kızmadan edemedi. Canı yandığı için yüzünü buruşturmaktan kendini alamadı. Ritüel esnasında kendini zihnindeki dünyasına hapsederek acıyı hissetmemeye çalışmamasının nedeni caitlyn’deki değişiklikler ve önlem almak istemesiydi. Caitlyn’in gitmesinden sonra derin bir nefes alıp rahat etse de kendini bir an önce toparlayıp buradan çıkması gerektiğini hissediyordu. Evet gitmişti fakat gittiği hızda geri gelebilirdi de… Phin düşüncelere dalmış boğuşurken scarlett’ın ona sarılmasıyla düşüncelerinden kurtulup kendine geldi ve yüzünde tüm olanlara rağmen küçük bir gülümseme oluştu. Scarlett’a birkaç dakika kadar kısa phin içinse oldukça uzun bir süre sarıldıktan sonra kendini daha iyi hissettiğini fark etti. Scarlett’ın yanında olması ona iyi geliyor onun iyi ve güvende olduğunu bilmek huzurlu olmasını sağlıyordu. Sihirbazının söylediklerini başıyla onaylayarak ''Ben de burada daha fazla kalmak istemiyorum hadi gidelim.'' Diyerek ayağa kalktı. Kendini yürüyebilecek kadar iyi hissetmese de burada daha fazla durmak istemediği için kendini zorluyor oluşunu önemsemiyordu. Bir elini scarlett’ın omzuna atıp onu kendine doğru çekti ve gülümseyerek ''Hadi önce biraz dinlenelim sonra da eğleniriz sözüm söz'' dedi ve tapınaktan çıkıp çokta uzakta olmayan arabasına binerek hızla oradan uzaklaştılar.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Lanetli Ritüel   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lanetli Ritüel
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Lyn Tapınağı-
Buraya geçin: