E-99 ile yeniden doğuş Mm-3_zps38d4803f



 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş
 

 E-99 ile yeniden doğuş

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sarubia Elric



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 30/12/12

E-99 ile yeniden doğuş Empty
MesajKonu: E-99 ile yeniden doğuş   E-99 ile yeniden doğuş Icon_minitimePaz Ara. 30 2012, 16:35

Empire şehri... kahramanların şehri... vede suçluların.
Adım Alan Wake ama herkes bana... Aslında emin değilim. Bana hem şeytan diyorlar , hem kahraman...
Neden mi ? Size anlatayım.

Yıl:2000
Empire şehri/Adam's sokağı.

Herşey o bombanın patlamasıyla olmuştu. E-99... İşte bombanın adı buydu... O zamanlar bir kuryeydim. Eşya kuryeliği yaparak hayatımı kazanıyordum. Annem ölmüş babam beni doğduğumda terk etmişti. Ana caddede yürürken telefonum çalmıştı. Arayan Charlie'ydi. Charlie benim arkadaşlarımdandı ve bir şirket yöneticisi olduğu için küçük taşınması gereken eşyaları para kazanmam için bana taşıtırdı. Her zaman bana cana yakın ve sıcak kanlı davranmıştı...
Ama o gün öyle değildi.
Sesi buz kadar soğuk kaya kadar katıydı. Bana birşey taşımamı söylemeden önce ona neden bu kadar morali bozuk konuştuğunu sormuştum

-Birşeyler olmak üzere Alan... Büyük şeyler.

O an ne demek istediğini anlamamıştım... Ama şimdi fazlasını bile biliyordum...
İşyerine geldiğimde ona neden böyle düşündüğünü sormak istedim. Bana sadece baktı bir paket uzattı ve şöyle dedi...

-Alan... Sen benim en yakın dostlarımdansın... Sana güvenebileceğimi biliyorum... Lütfen soru sorma ve şu paketi şehir merkezine götür. Orada bir adam seni karşılayacaktır.

Bu cümle karşısında yenik düşmüştüm. Etrafıma baktım ofis değişmişti. Çoğu eşya gitmişti. Birkaç hafta önce burada büyük bir lav lambasının olduğunu hatırlıyordum. Zaten Charlie'de onunla çok övünürdü , ama artık gitmişti sadece bir masa , sandelye ve bir dolap vardı. Charlie'nin ofisi eski güzel ambiyansını bırakmış ve yerini doldurması için sade bir ofis gelmişti. Charlie'ye selam verip dışarı çıktım tabi bu arada paketi almayı unutmamıştım. Merdivenlerden inerken endişeli gözlerin beni süzdüğünü fark ettim
Onlara dönüp yüzlerine bakmak ve sorunun ne olduğunu sormak istiyordum... Ama yapamıyordum... Gözlerim kutuya kilitlenmiş içindeki nesneyi sanki görebilmek ister gibi tarıyorlardı. Kutu beni kendisine çekiyordu onu bırakmak istemiyordum... Yani içimdeki düşünceler öyle garipti ki... Onu hem camdan atmak istiyor , hem parçalarcasına açmak istiyordum...
Charlie benim en yakın arkadaşlarımdandı ona bunu yapamazdım... Bu arada bisikletime vardığımı fark ettim. Zorlada olsa kutuyu bisikletimin arkasına sabitleyip , yola koyuldum.
Tamam bu gerçekten garip bir sürüştü... Bisikletimle binaların arasından geçiyordum. Ara sokakları pek sevmezdim... Kimse sevmezdi... Bunun için binaların arasından pek hızlı olmasada ilerliyordum ama garip olan bu değildi.
Hangi elektrikli eşyanın yanından geçsem bir anlığına elektriği kesiliyor... Sonra anında yerine geliyordu. Ve bu beni gerçekten korkutmuştu. Charlie'nin şirketi bir biyoteknoloji şirketiydi. Teknolojik ve biyonik etkenleri karıştırarak bunlardan bir şeyler elde etmeye çalışıyorlardı.
Bu arada şehir merkezine varmıştım. Bisikletimden indim ve etrefıma baktım... Beni bekleyen birini göremedim ve ben beklemeye başladım.
Birkaç dakika geçtmişti. İşte o zaman her şeyin başladığı zamandı... Kutudan sesler geliyordu... Kulağım beni yanıltmıyorsa bu elektrik sesiydi... Kutuyu açmayı düşündüm ama bu Charlie'nin bana olan saygısını düşürebilirdi...
Ama ya içindeki şeyde bir sorun varsa ve ben bunu açmazsam suç benim başıma kalırsa diye düşündüm...
En sonunda merakıma yenik düşüp kutuyu açmaya koyuldum... Kapağı anında açılmıştı... Kendimi hiç zorlamama gerek kalmamıştı... Kutunun içine baktım... Ve birden kalbimin atışının hızlandığını hissettim.
Kutunun içinde bir küre vardı. Üstünde E-99 yazıyordu... Ama nefesimin kesilmesine yol açan bu değildi... Kutunun içindeki küre etrafındaki yerlere kısa elektrik iplikleri gönderiyordu...
Ona bakmaktan kendimi alamıyordum... Sanki o canlı gibiydi ve benimle konuşuyordu...
Merakıma yenik düştüm ve küreyi ellerime aldım.

İşte herşeyin başlangıcı böyle olmuştu.

Uyandığımda etrafıma bakmıştım...

-Aman tanrım! Buraya ne oldu böyle!

Etrafımdaki araçlar havaya uçmuştu... Sadece kalıntıları bazı yerlerde duruyordu... Benim bulunduğum alan bir çukurun ortasıydı... Ama çukurun ortasında bir tümsek vardı... Ve ben tam o noktada duruyordum... Etrafımdaki bazı binalar çökmüş , bazılarıysa zor ayakta duruyordu...
O ana kadar fark etmemiştim... Küre elimden gitmişti... Ve yaralıydım...
Etrafıma baktım birşey arıyordum... İşime yarayacak herhangi bir şey... Ama tek görebildiğim şey elektrik trafosoydu... Ona doğru ilerledim... yavaş ve sakince onun yanına geldim ve ona dokundum...
O anda vücuduma inanılmaz bir güç geldi... Yaralarım kayboluyor ve yorgunluğum gidiyordu... En sonunda ne olduğunu fark etmiştim...
Trafodan elektrik emiyordum...

-Bana neler oluyor böyle ?!?

Evet işte diğer hayatımın başlangıcı böyle olmuştu... Zamanla elektriği kontrol etmeyi öğrendim... Ama bu sadece küçük bir gelişmeydi... Günler geçti... Empire şehri karantina altına alınmış kimsenin içeri girmesine ve kimsenin çıkmasına izin verilmiyordu... Bu insanları kızdırıyordu... Üzüyordu... Değiştiriyordu...
Zamanla insanlar çeteler kurmaya ve bunları empire şehrini yönetmek için kullanmaya başladılar...

Ve bu anda ben devreye giriyordum... Küreden aldığım güçle onları avlıyor , Empire şehrinin halkını koruyordum.

Ama birgün bir FBI ajanı bana geldi ve şehrin temizlenmesi gerektiğini söyledi... Ona böyle birşeyin olmayacağını söyledim şehri asla yok etmesine izin vermeyecektim. Bana telaş yapmamamı söyledi. Eğer şehirdeki kötüleri temizlersem... Beni karantinadan çıkaracağını söyledi. Anlaşmaya eninde sonunda razı oldum.
Önce çeteleri indirmekle başladım. Üç çete vardı. Empire Şehri'nin de üç bölgesi vardı zaten. Neon bölümünü Reaper'lar kontrol ediyordu. Liderleri bir kadındı. Kadın'ın da benim gibi güçleri olduğunu öğrendim. Bedenindeki kanı insanların zihnini kontrol etmek için kullanıyordu. Zorlu olacağa benziyordu.
İkinci bölge Warden bölgesiydi. Dust Man's adında bir çete bu bölgeyi yönetiyordu. Liderleri hakkındaysa hiçbir bilgi yoktu. Tek bildiğimiz şeyin üstüne resmen molozdan bir şehir kurduklarıydı.
Üçüncü ile ilgili ise hiçbir bilgi yoktu. Kimse orada ne döndüğünü bilmiyordu. Oraya olan köprüler kapalıydı. Tıpkı Warden'a giden yollar gibiydi ama onları sadece diğer taraftan indirebilirdik. Bölgenin adı ''Historical'' dı.
İşe Reaper'lardan başladım. Onların adamlarını konuşturmak bayağı zordu açıkcası. Uzun bir çalışmadan veharcanan birkaç koli biradan sonra liderlerinin yerini bulmayı başardım. Liderleri'nin adı Sarah'tı ve Warden ile Neon arasındaki tünele yerini kurmuştu. Onu orada sıkıştırmak kolay olmuştu. Ama ona bakmak...
Berbat bir haldeydi. Saçları gitmişti. Bacaklarını kırmızı sarmal şekiller kaplamış ve damarları koyulaşmıştı. Birkaç dakika süren bir savaştan sonra onu yaralamayı başardım...
Yere düştü ve gülmeye başladı. Hatta güçlü bir şekilde kahkaha atıyordu. Arkasına döndü ve gülerek yüzüme baktı. Ama bu gülüş ne dostaneydi , ne de canice... Sanki beni anlıyor gibiydi...

-Sen onu kontrol etmiyorsun... O seni kontrol ediyor Alan !

Neyden bahsettiğini hemen anlamıştım. Güçlerimden bahsediyordu.... Ona dikkatlice baktım ve bedenini inceledim...
Bende buna mı dönüşecektim ? Harcanmış bir beden ve hasta bir zeka... Böyle mi sonuçlanacaktı ?
Ne olacağı şuan önemli değildi... Eğer bu kadını öldürmezsem olacaklar ise muazzam bir önemdeydi... Ona son darbeyi koymak için hazırlandım. Gücümün yarısını sol kolumda topladım ve nişan aldım. Konsantre oldum. Kalbim çok hızlı bir şekilde atmaya başladı ve gözlerim ona kenetlendi.
Tam o anda bir patlama oldu ve dikkatim dağıldı. Kafamın arkasına birşey çarptı ve yere düştüm. Hareket edebiliyordum ama başım dönüyordu. Heryer dönüyordu. Ama birşey görmeyi başarmıştım. İçeriye beyaz giysili ve gaz maskeli adamlar girdi. Ne olduklarını bilmiyordum ama uzmandılar. Sarah'ı tutup yukarı çektiler ve oradan ayrıldılar.
Ama ayrılmalarından önce bir yüz gördüm. Direk olarak bana bakıyordu... Charlie...
Ne yazık ki bunu düşünmeye zamanım olmamıştı. Bombaların etkisiyle tünel yıkılmaya başlamıştı. Dönüş yolum zaten biz savaşırken çökmüştü.
Bende ileri gittim... Warden'daki hurdulağa doğru...
Orada işleri yoluna sokmak ise apayrı bir dertti. Neon'a olan köprüyü indirmiş ve oradaki bana yardım eden insanların Neon'a gelmesini sağlamıştım.... O gün Alden ile tanıştım.
Hasteneye yardım olması için Neon'dan Warden'a giden bir konvoyu koruyordum. Tam hastaneye varmıştı ki bir patlama beni arabanın üstünden düşürdü.
Adamlarım ben yerdeyken benimle konuşuyordu. Ama ben onları duyamıyordum. Şok olmuştum ve dona kalmıştım. Hastenin girişinde , tam orada bir adam duruyordu. Yaşlıydı. Yavaşça elini kaldırdı ve parmaklarını kaldırdı.
Arabayı kaldırdı... Zihniyle...
Güçlüydüm.. Ama böyle bir gücün yanından geçemezdim... Kolunu hızlı bir şekilde kaldırdı ve arabayı Hastanenin çatısına fırlattı. Ona karşı gelecek her kimseye bir mesaj göndermişti.
Alden geldiğimizi biliyordu... Hazırlanacaktı...
Onunla karşılaşmam gerektiğini biliyordum. Zaman kaybetmedim ve onu bir savaşa davet ettim. Köprüde buluşacak ve savaşımı orada yapacaktık. Onunla karşılaşırsam kazanmam imkansızdan da öte idi ama denemeliydim. Köprüde buluştuk. Savaşmak yerine benimle konuşmaya başladı. Yağmur yağıyordu. Bana şehri birlikte kontrol edebileceğimizi ve bununla ilgili birkaç hayalini anlattı. Ona böyle birşey olmadığını ve paranoyağın teki olduğunu söyledim. Tabiki bir savaş başlaması uzun sürmedi.
Kendine yıkıntılardan bir sığınak oluşrudu ve molozları üzerime yağdırmaya başladı. Etrafında dolanıyor ve birkaç kere ona elektrik parçaları atıyordum. Pek bir işe yaramıyordu. O anda şansımın döndüğü andı. Sinirlendim ve ona birkaç küfür savurarak tüm gücümle ona saldırdım. Yukarıdan bir yıldırım indi ve onu tam kafasından vurdu. Alden yere yığıldı ve öylece kaldı.
Son bir hedef kalmıştı. Historical...
Oranın liderinin kim olduğu artık barizdi... Charlie...
Beni buldu ve tartışmaya başladı. Bana kendini ezeceğini ve onu yeneceğimi bildiğini söyledi... Bu kaderimde yazılıymış... Deli herif ne olacak...
Onu indirmek imkansızdan da öte olmuştu. Sarah'ı bir inek gibi sağmış ve onun kanını şehrin neredeyse yarısını kontrol altına almak için kullanmıştı. Onları öldüremezdim , bu nedenle genellikle çatılardan ve tellerden giderek istediiğim yerlere ulaşıyordum. Şehirde birkaç hastalanmamış insanın yardımıyla Charlie'yi bulmayı başardım. Beni beklediğini söyledi ve kollarını açıp bana baktı.

-Hadi... Öldür beni...

Şaşırmıştım... Ama şaşkınlığım reflekslerime engel olmamıştı. Gökten birkaç yıldıırım indi ve Charlie'yi vurdu. Bunun onu bırak öldürmek , küle çevirmesi gerekiyordu... Ama o sadece yere düştü... Sürünmeye başladı ve ayağı kalktı. Çok güçsüz görünüyordu ve acı çekiyordu. Ama bu beni şaşırtmasına engel olmadı.
Ayağı kalktı ve bana doğru koştu. Buz gibi parmaklarını resmen kafama batırdı. İlk başta hiçbir şey yoktu ama birkaç saniye birşeyler görmeye başladım... Korkunç şeyler...
Biri geliyordu. Korkunç , öfkeli , ihtişamlı... Her şey , herkes ölüyordu. Hiçbir canlı hayatta kalmıyordu. Ve tam orada biri duruyordu... Ben...
Bu Charlie'nin geçmişiydi... Yani benim geçmişim. Gelecekte , canavar geldiğinde ailemi korumak için kaçmıştım... O zamanlar güçlerimi yeni keşfediyordum... Ama yeterli değildi. Onu öldürecek kadar güçlü değildim. Canavardan caldığım en güçlü ve en tehlikeli gücü kullandım. Zamanda tek bir yolla geriye yolculuk...
E-99'u geliştirmesi için bilim adamlarını ''Ben'' tuttum. Ailemi ''Ben'' öldürttüm. Yüzlerce insanı ''Ben'' öldürdüm. Bütün dünyanın iyiliği için... Kendimin duygular altında hareket etmesini istememiştim... Bu yüzden ailem yoktu. O canavarı öldüremezdim. Bu yüzden E-99 ve yüzlerce insan ölmüştü... Dünya yokolmasın diye...
Charlie , yani ben yere yığıldı... Öldü...
Elimi yavaşça sıktım ve yere birkaç şimşek indirmekten kendimi tutamadım....
Charlie ile ilgili herşeyden nefret ediyordum... Ama bir şey biliyorsam , canavar gerçekti ve gelecekti...
Bende hazır olacaktım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sarubia Elric



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 30/12/12

E-99 ile yeniden doğuş Empty
MesajKonu: Geri: E-99 ile yeniden doğuş   E-99 ile yeniden doğuş Icon_minitimePaz Ara. 30 2012, 16:36

Başka bir rpg sitesinde yaptığım Rp'dir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
Caitlyn

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 29

E-99 ile yeniden doğuş Empty
MesajKonu: Geri: E-99 ile yeniden doğuş   E-99 ile yeniden doğuş Icon_minitimePaz Ara. 30 2012, 16:52

Rpniz onaylandı

_
E-99 ile yeniden doğuş Caitim_zps679366af
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
 
E-99 ile yeniden doğuş
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rp Puanlama-
Buraya geçin: