AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yorucu Bir Gün

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Yorucu Bir Gün   Cuma Ocak 04 2013, 15:40

Perilerle işlerini yeni bitirmişti. Hem uğraştığı görevler hemde kızlar gerçekten yorucu olmaya başlamıştı. Yinede her iki durumdan da vazgeçmeyecek kadar inatçıydı. Görevleri seviyordu. Gerçi pekte sorumluluk sahibi bir görev adamı değildi. O sadece peri pataklamak dan hoşlanıyordu hepsi bu. İş kızlar kısmına gelirse, kızları ne kadar sevdiği ortadaydı. Şu an bile bir dilber bulup gününü gün etmek istese de bedeni bu sefer ona izin vermeyecek gibiydi. Bedeninde hala çeşitli yaralar ve kesik izleri vardı. Kıyafeti de yırtılmıştı. Aptal peri gücünü kullanmanın yanında bir de bıçak çekmişti. Sanki ona bir şey yapacakmış gibi gerçi yapmadı da sayılmazdı. Ceketinin kolunu kesmişti ve çok az da derisini. Ama sonuç Leon ona çektiği bıçağı büyük bir özen göstererek yutturmuştu. Bu kesinlikle bir mecazi anlam değildi. Gerçek anlamda perinin bıçağı yutmasını sağlamıştı. Evinde aynada suratına baktı, bir serseriden farksız görünüyordu. Yüzü, gözü kir içindeydi. Kıyafetlerinden bir çırpıda kurtularak kendini banyoya attı. Banyoda geçirdiği bir saatin sonunda kendini biraz daha zinde hissetse de dinlenmeye ihtiyacı olduğu ortadaydı. Yine de hiç bir zaman dinlenmek için evini mekan olarak seçmemişti. Şu an başka bir yerde olmalıydı. Kızlar hala plan dahilindeydi. Yani bugünde yalnız uyumaya niyeti yoktu. Ama öncelikle yapması gereken şeyler vardı. Hava almak ve dinleneceği bir yer bulmak. Beline bağladığı havlu ile dolabının önüne geçti. Kotlarından birini çıkardı ve üzerine geçirdi. Üzerine ise uygun bir tişört buldu. Bugün giydiği kıyafetleri ise çoktan çöpe atmıştı. Dolabına şöyle bir bakınca kendine bir kaç kıyafet almasının vaktinin geldiği fark etti. Bu iş için aklında Rose vardı elbette. Bir kız gibi mağaza mağaza gezerek kendine kıyafet almaya niyeti yoktu. Rose iyi bir yer mutlaka biliyor olmalıydı. Phin yüzünden erkekler için olan bir kaç mağaza bildiğine kesinlikle emindi. Hem onunla alışverişe çıkarak biraz vakit geçirmiş olurdu. Elbette bunun altından Phin’in Rose’un kendisi ile ilgilendiğini öğrendiğinde yapacağı kıskançlık görülmeye değerdi. O periye gerçekten uyuz oluyordu. Ortada Rose olmasa da durum bu olur muydu? Bu soruya cevap vermek zordu. Tek bildiği yaşadıkları bu zaman diliminde ondan gerçekten nefret ediyordu. Ama bu sonuç olarak onunla aynı tarafta yer aldığı ve elinde sonunda bir takım çalışması içinde savaşmaları gerekeceği gerçeğini değiştirmiyordu.

Sonunda hazır olduğunda evinden ayrıldı. Bir süre ayaklarının bedenini yönlendirmesine izin verdi. İnsanların arasına karışmıştı. Onu süzen kızlara çapkınca bakışlar atarak ilerleyişi sürdürdü, ta ki burnuna deniz kokusu gelene dek. Deniz gerçekten onu dinlendirebilirdi. Kıyıya vuran dalganın sesini her zaman sevmişti Leon. Adımlarını hızlandırarak dalgaların sesinin olduğu yere ilerledi. Çok geçmeden sahile varmıştı. Akşam üstü olduğu için ortalık oldukça sessizdi ve pek fazla insan yoktu. Sessiz olması burayı daha da cazip kılmıştı aslında. Denizin kıyısına oldukça yakın bir yere yerleşti, Leon. Çok geçmeden uzanıp gök yüzüne bakmaya başladı. Bedeni dinlenirken gözleri yavaşça kapanmıştı.




_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Ocak 04 2013, 18:17

Bugün geç uyanmayı kendisine ödül olarak vermişti. Bir sürü dert vardı başında ve en azından bir kısmını hallettiği için ufak bir ödülün kimseye zararı dokunmazdı. Babasından izni koparabilmişti ve bu izinden kısa bir süre sonra da babası ve kardeşi yeni şehre doğru yol almıştı. Daphne her gün babasını arıyordu, ona sürekli iyi olduğunu söylüyordu; ama sürekli iyi olamazdı her şey. Babasına anlatamazdı sorunlarını, yoksa babası gelip onu alıp götürebilirdi buralardan. Alexis’in yanında olması zor günlerini atlatmasına yardımcı oluyordu. Sorunlarından biri de perisi Nathan idi. Nathan çakma prens. Daphne onu bu isimle kaydetmişti telefon rehberine. Önceden o Nathan denen kibarlık yoksunu adama iyi davranmaya çalışmıştı. Hem iyi hem de kibar. Ama Nathan ne yapıyordu? Sürekli Daphne’ye karşı soğuk davranıyordu ve de kaba. Daphne artık bunlardan çok sıkılmıştı. Daha fazla onun bu kaba davranışlarını çekemezdi. Bu yüzden de bağlandıkları ritüelden sonra bütün idareyi kendi alarak ona hiçbir şeyini söylemiyordu. Nathan’ı ne arıyor ne de yüzüne bakarak konuşuyordu onunla. Böylelikle birbirlerinden iyice bihaber olmuşlardı. Daphne aslında böyle bir insan değildi. Normalde nazik bir insandı. Sadece Nathan’a karşı böyle davranıyordu o kadar. Nathan’a gününü gösterecekti. Sürekli onun ailesini bulup Nathan’a tam olarak ne olduğunu öğreneceğim diyordu; ama bunlara bir türlü fırsat bulamıyordu ki! Habire başına yeni belalar açılıyordu. En son olarak da Alexis ile yaşadığı eve yeni eşya alacaklardı güya. Maalesef istedikleri gibi ve ucuz mobilyalar bulamıyorlardı bir türlü. Neyse aslında olan bir sürü problem vardı; ama bunların hepsini çözüme kavuşturmak için daha çok zamanı vardı. Şimdi ise bu güzel günde bir yelere gitmeliydi. Kendisi de ufak bir tatil yapmalıydı.

Yatakta biraz daha oyalandıktan sonra gerinerek yataktan kalktı ve Alexis’i aramaya koyuldu evde. Ortalıklarda görünmüyordu yalnız Alexis. Belki bir işi vardır dedikten sonra bir şeyler atıştırmak için mutfağa gitti; ama buzdolabında da yiyecek hiçbir şey kalmamıştı. “Harika!” diyerek dışarıda bir şeyler yemeye karar verdi. Hem mutfak için birkaç şey de alabilirdi. Üstüne tam dizde biten güzel kısa kollu bir elbise giydikten sonra dışarı yemek yemeye çıktı. Güzel bir cafede iyi bir kahvaltıdan sonra mutfak alışverişi için bir şeyler almak üzere markete uğradı. Bu kadar yoğun tempodan yorulmuştu. Hatta uykusu da gelmişti; ama adım atacak mecali kalmamıştı hiç. Bir yerlere oturup dinlenmeliydi ama nereye? O sırada tam da sahilin oradan geçtiğini anladı. Belki biraz burada oturabilirdi yani kumların üstüne. Zaten uzun zamandır sahilde yürüyüş de yapmamıştı. Hatta uzun zamandır spor yapamamıştı. Bunlara ayıracak zamanı yoktu ki! En kısa sürede başlayacaktı ama sporuna. O çok sevdiği yegane dövüş sporlarını yapmaya ve kendini geliştirmeye devam edecekti. Bunları düşünerek sahile doğru yürümeye başladı elindeki paketlerle. Bu paketler çok ağırdı. Daha ne kadar ilerleyebilirdi bilemiyordu. Bir yerlerde oturmalıydı bir an önce. Sonra bir çocuk ya da adam mı deseydi bilemiyordu; ama birini görmüştü. Gözleri kapalıydı. Bu çocuk ne yapıyordu böyle? Uykuya falan mı dalmıştı yoksa kötü bir şey mi olmuştu? Bu ikinci ihtimale daha fazla odaklanarak elindeki paketleri yere attı ve çocuğun nabzını kontrol etti. Neyse ki yaşıyordu. Fısıltılı bir sesle: “Neyse ki yaşıyor.” diyerek yere attığı paketleri almak üzere geri dönmüştü. Bir yandan da kendine küfürler yağdırıyordu. Aldığı bütün yiyecekler mahvolmuştu. Hepsine de kum yapışmıştı. Tekrar kendine küfürler yağdırarak gitmek üzere yola dönmüştü ki çocuğa son bir kez daha bakmak için arkasını döndü.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 21:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Ocak 04 2013, 20:07

Etrafta dalgaların kıyıya vuran seslerinden başka hiç bir ses yoktu. Sessizlik dedi içinden Leon, huzur bulmuş gibiydi. Huzuru öyle çok fazla arayan biri değildi aslında. O karmaşayı severdi, en çokta kendi yarattığı karmaşaları. En son yaptığı olay geldi gözüne tamamen bir karmaşaydı. Elbette ortada neden bir kızdı. Sadece başını belaya sokmak için sevgilisinin yanında olan bir kıza sulanmıştı. Çocuk onu pataklamak için niyetlenmiş ve sonunda Leon dan bir güzel dayak yemişti. Hatta günün sonunda sevgilisini bile elde etmeyi başarmıştı. Kızlar konusunda bildiği bir şey varsa oda ihaneti gözlerinden anlayabiliyor olmasıydı. Acaba bu kadar kızı kullanmasının nedeni onların ihanetine çok fazla tanık olduğu için olabilir miydi? Şimdiye dek aşkı konusunda kararlı olarak sevgilisine dönen bir tek Rose’u görmüştü. Her kız bir şekilde sevdiği erkeğe ihanet ediyordu. Üstelik o ihanet konusunda kullanılmaktan da pek şikayetçi değildi. Sonuç olarak o zevki için yaşayan bir erkekti ve kadınlar ona bu zevki tattırmak için yaratılmış tanrıçalardı. Derin bir nefes çekti içine içini dolduran deniz kokusu hoşuna gidiyordu. Hava elementi ile havada bir iki oynama yaparak deniz kokusunun tamamını içine yönlendirdi. Bu his onu dinlendirmiş olacaktı ki bir kaç saniye sonra gözleri kapandı. Farkında bile olmadan uykuya daldı.

Bir çok garip rüya görmüştü. Kızlar onu rüyasında bile rahat bırakmamışlardı. Fazla erotik olan rüyaların ortasında bir anda karanlığın içine çekildi. Sadece onun bulunduğu yeri aydınlatan tek bir ışık vuruyordu. Sahnede sanatçıları aydınlatan spot ışıklar gibi. Sonra bir anda önünde bir ayna belirdi. Aynada yansımasına bakarken ela gözlerinin içinin giderek koyulaşmaya başladığı gördü ve çok geçmeden aynada arkasında ki varlığı fark etti. Aynaya yansıyan sadece bir gölgeydi önce ama sonra bir anda gölge beden buldu. Gördüğü kişi arkasından boynuna yapışmıştı. Kahkahalar atarak onu boğmaya çalışıyordu. Hareket edemiyordu çünkü sanki hareket etmemesi için bir büyü yapılmıştı. Gözleri hala beden bulmuş gölgenin üzerindeydi ve sonunda ona bunu yapan kişinin yüzünü gördü. Rose’u tehdit ettiği için kölelik yapmak zorunda kaldığı o cadı. Cadı iğrenç sesi ile konuşmaya başlamıştı. “Leon benden başka hiç bir kızın bir daha sana dokunmayacağını söylemiştim. Ama sen beni dinlemedin. Şimdi seni yok edeceğim sana dokunan son kadın olmak için” dedi. Nefesi giderek daha fazla kesilirken aynanın içinden çıkan bir el onu aynanın içine çekti. Tam o anda kadının elinden kurtulmuştu. Öksürüklerinin arasında onu kurtaran kişiyi aradı ama o kişi yoktu. Etrafta hiç bir şey yoktu. Teninde hissettiği bir el ile uyanmaya başladı. Bedenine değen yumuşak bir elin bir kız olduğunu hissetmişti. Yavaşça gözünü açtığında içine dolan deniz kokusunun yanında bir parfüm kokusu doldu ciğerlerine... Doğrularak ona az önce dokunan kişiyi aradı gözleri, az ileride ona bakan bir kız vardı. Poşetler konusunda yardıma ihtiyacı var gibi görünüyordu. Hızla kızın yanına gitti.

“Beni kabustan kurtaran güzel bayan yardıma mı ihtiyacınız var?”



_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   C.tesi Ocak 05 2013, 15:10

Son bir kez daha baktıktan sonra gitmek üzere yola koyulacakken arkasından bir ses duymuştu. Arkasını dönüp baktığında yerde yatan çocuğu görmüştü ve kendisine yardım etmeyi teklif ediyordu. Bu yardıma karşılık: “Teşekkür ederim, ama yardımınıza ihtiyacım yok. Kendim halledebilirim işimi.” demişti. Birinin ona yardım etmesine alışkın değildi. Genelde kendisi yardım ederdi insanlara. Onlara yardım etmek Daphne’yi çok mutlu ediyordu. Bir insana yardım etmek, onun sorunlarına çözüm bulmak, insanlara nazik davranmak… Hepsi de Daphne’yi anlatıyordu. En azından böyle iyi bir insan olmaya çabalıyordu. Gerçi çok meraklı ve konuşkan olduğu için insanlar bazen onun çok konuşmasından şikayet ederlerdi. Ama yine de severlerdi Daphne’yi. Daha çok arkadaşlarına kendi sorunlarını anlatırdı. Arkadaşları ise onu dinlerlerdi hep. Ama son zamanlarda kendisi de dinleyici olmaya başlamıştı. Sabırlı olmaya onları dinlerken. Bunu başarıyordu da. Scarlett, Ofelya, Alexis, Elise… Hepsi de bu şehirde edindiği arkadaşlardandılar ve Daphne onlarla beraberken kendini son derece huzurlu ve rahat hissediyordu. Onların sorunlarını dinlemek çok üzücüydü. Hepsinin de başından ayrı ayrı ve kötü olaylar geçmişti. Hepsinde de üzülmüştü. Kendi hayatıyla kıyaslandığında arkadaşlarının yaşadıkları çok travmatik olaylardı. Kendi başına böyle olaylar gelseydi dayanamazdı heralde. Bir akıl hastanesine yatırılması gerekirdi Daphne’nin. Onun başına gelen olaylar ise annesi ve babasının boşanmasıyla başladı. Onlar ayrıldığında gizli gizli ağlamıştı ve ebeveynlerinin bundan hiç haberi olmamıştı. Annesi zaten onlardan bihaber yaşıyordu, sürekli kendi iç dünyasında yaşıyordu son zamanlarda. Ve de anne ve babasının arasındaki bu kopukluk boşanmayla sonuçlanmıştı işte. O zamandan sonra da babası ve erkek kardeşiyle yaşamaya başlamıştı. Bundan hiçbir şikayeti yoktu onun. Çünkü her ikisini de çok seviyordu ve annesinden daha bağlıydılar birbirlerine. Bu bağı hiç kimse bozamazdı. Bu şehre gelince de sihirbazlığını burada özgürce yaşayacağını biliyordu. Güçlerini hiç gizlemeye gerek duymuyordu arkadaşlarının yanında.

Hep kız arkadaşlarla tanışmıştı. Pek erkeklerle konuşmuyordu. Onlara karşı biraz utangaçtı; ama yine de konuşabiliyordu az çok. Şimdi de karşısına bir erkek çıkmıştı ve ona ne diyeceğini bilmiyordu. Biraz korkuyordu açıkçası ya bu çocuk kendisine kötü bir şey yaparsa diye. Ama cesaretini toplayıp bir şeyler yapması gerekiyordu. Çekip gitmeli miydi yoksa biraz da olsa sohbet mi etmeliydi? Zaten kabuslardan bahsetmişti. Kendisi de bir zamanlar görüyordu o kabusları; ama neyse ki kısa sürede çözülmüştü bu sorun. Uykusundan edilmeyi hiç sevmezdi çünkü Daphne. Bu çocuk ne tür kabuslar görüyordu acaba? Oldukça yakışıklı ve karizmatikti. Ayrıca Daphne’yi delip geçen keskin bakışları vardı. Ve de gözleri renkli miydi yoksa Daphne’ye mi öyle geliyordu? Çünkü renkli gözlü insanları çok severdi. Kendisi de lens takmak istiyordu; ama her gece onu çıkarıp sabah da takmakla uğraşamazdı. Üşeniyordu işte, başka bir açıklaması yoktu. Şimdi ise bir an önce gitmeye karar verdi. Yoksa çocuk kim bilir neler diyecekti Daphne’ye ya da nasıl davranacaktı acaba? Çocuğa: “İyi günler dilerim. Şimdi izninizle gitmem gerek!” dedikten sonra arkasını döndü.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 21:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Çarş. Ocak 16 2013, 13:14

Kızın tedirgin halleri yüzünden sinsi bir gülüşe neden oldu. O anda yüzündeki gülüş beyninin içine garip fikirlerin girmesine sebep oldu. Bazen kendini bile korkutan düşünceler şu an beyninin içinde ona 'Hadi yap' diyordu. Aynı şekilde derinlerden gelen bir ses daha vardı, Matilda. O cadı aklından ne zaman çıkacaktı lanet olasıca kadın. En çok nefret ettiği şeyi yaptırması yetmemiş bir de giderken onu lanetlemiş olmalıydı. Sürekli onun aklına girip kulağına bir şeyler fısıldamasının başka bir anlamı olamazdı. O hiç bir kadını bir günden fazla düşünmemişti ki bu cadı da geçmişinde kalması gereken bir lekeden ibaretti. Ama olmuyordu işte beynini içinde sürekli yankılanan sese engel olamıyordu. Bu durum sinsi bakışlarını öfkeye çevirdi. Sinsi bakışlarını genelde bir kızı yatağa atmaya niyetli olduğunda kullanırdı. Ama şu anki bakışları başka bir şekilde zevk alması gerektiğini söylüyordu. Kan istiyordu, hemde çok fazla kan. Bir şeyleri kırmak, birilerinin yüzünü dağıtmak istiyordu. Gerçek dünyadan bir anlığına kopmuştu. Şu an az önce onu kabusundan uyandıran kız yoktu. Kendi zihninin içinde sadece tek bir kişi vardı, Matilda. O cadıyı ne olursa olsun öldürmek istiyordu. Onu yapmaya zorladığı her şey için. Elbette kadının ona söyleyeceklerini ya da soracağı soruları bile şimdiden biliyordu. 'Bu işten hiç zevk almadın mı?'. Buna vereceği ise tek bir cevap vardı evet. Bazen onu iyi tarafa bağlayan her şeye lanet okuyarak diğer tarafa geçmek istemiyor değildi. Böyle durumu yadırgayacak biri olmadığını da biliyordu. Ama bildiği bir şey daha vardı, kolay olan her şey aptallar içindir. O kötü olmaktan hoşlanıyor olabilirdi, yine de hiç bir güç onu tekrar bir cadının emri altına sokamazdı. Bu meleğinden uzak durması gerektiği anlamına gelse de bunu yapacaktı.

Kulağına gelen sesler ile bir anda koyulaşan gözleri giderek normal renklerini aldığında karşısındaki kıza baktı. Bunu yapar, yapmaz en başta aklına gelen tüm düşünceler beynine hücum etti. Sanki az önce nefes almasını bile zorlaştıran o berbat düşüneler hiç var olmamış gibi davranarak kıza odaklandı. Henüz hiç bir şey yapmamamış olmasına rağmen kız kaçar gibi ondan uzaklaşıyordu. Aslında gitmesine izin verip boş vermesi onun karakterine tam uygundu. Ama hissettiği bir şey kızı göndermesine engel oldu. O da kızdan yayılan auraydı. Bu kız sıradan insanlardan farklı bir auraya sahipti ve bu farklılık sadece tek bir kelime ile açıklanabilirdi, sihirbaz. Alaycı bir gülümseme takınarak yüzüne konuşmaya başladı.

"Henüz hiç bir şey olmamışken neden kuyruğunu arka bacakları arasına sıkıştırıp duran bir kedi gibi davranıyorsun ve niye kaçmaya çalışıyorsun. Ben sadece sana teşekkür etmek istemiştim, hepsi bu güzelim."

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Ocak 18 2013, 15:07

Çocuğun yaptığı bu benzetme hiç de hoşuna gitmemişti. Ayrıca çok aptalca bulmuştu bu benzetmeyi. Ama kendisiyle konuşan bu erkeğe karşı bir şeyler hissetmemek elde değildi ki! Çok karizmatikti öncelikle. Daha sonra çok güzel ve insanı derinden etkileyen bir sesi vardı. Çocuğun dediklerine dikkat kesildi. Hakikaten neden kaçıyordu çocuktan? Belki de başına bir bela almak istemiyordu akşam akşam. Gerçi çocuk şimdiye kadar hiçbir kötü harekette bulunmamıştı; ama Daphne kendisini koruma ihtiyacı hissetmişti ve buradan uzaklaşırsa kendisini daha güvende hissedecekti. Belki de fazla korumacı davranıyordu. Bu çocukla konuşarak iyi bir arkadaşlık kurabilirlerdi. Buna inanmak istiyordu. Zira ayakları yavaş yavaş çocuğa doğru gidiyordu. Artık tamamen çocuğun yanına geldiğinde gözlerini çocuğun gözlerine dikerek: “Üzgünüm! Biraz fazla korumacı davrandığım için özür dilerim. Normalde erkeklerle pek konuşmuşluğum yok. Bu arada teşekkürüne karşılık olarak bir şey değil. Ve de bana güzelim yerine adımla seslenebilirsin. Benim adım Daphne.”

İsmini söylemekle söylememek arasında gidip gelmişti. Ama daha fazla dayanamayıp söyleme cesaretinde bulunmuştu. Bundan sonrasında ne olacağını çok merak ediyordu. Sonuçta bir erkekle neler konuşulur, neler yapılır bilemiyordu. Kardeşi Brandon ve babasıyla vakit geçirmek kolaydı. Onları çok uzun zamandır tanıyordu ve ailesiydiler. Nathan’da vardı tabi; ama onunla maalesef bir arkadaşlık bağı kuramamışlardı. Nathan sürekli azarlayıp duruyordu Daphne’yi ve çok kaba davranıyordu. Daphne de ritüelden beri aynı şekilde kaba davranmaya çalışıyordu Nathan’a; fakat ne kadar başarılı olduğunu bilemiyordu. Sonuçta Daphne insanlara karşı hiç kaba ve kötü davranmamıştı. Aksine hep iyi davranmaya çalışmıştı. Nathan ise resmen Daphne’yi kötü biri olmaya sevk ediyordu. Onunla vakit geçirmemek en iyisiydi zaten. Zaten konuşmamaya da özen gösteriyordu. Onun dışında hiçbir erkek sihirbazla karşılaşmamıştı ya da erkek periyle. Hatta yabancı bir erkekle de konuşmamıştı uzun zamandır. Şimdi ise bu çocukla konuşmaya çalışmak ve konunun nereye kadar uzayacağını bilmek istiyordu. Belki de iyi birer arkadaş olabilirlerdi. Belki de tam tersine düşman. Bunu bilemiyordu. Sadece çocuğa ismini söyleme isteği duymuştu ve söylemişti de. Çocuğun ismini de merak ediyordu. Böylelikle ona içinden de olsa çocuk demezdi. Kısa bir sessizlikten sonra: “Ya senin adın nedir? Merak ettiğimden değil, sadece belki arkadaş olabiliriz diye öğrenmek istedim.” Bu kadar saçma bir cevap verdiğine inanamıyordu. Muhtemelen çocuğa rezil olmuştu ve kendisine de. İçinden küfürler yağdırdı kendine. Utançtan ne yapacağını bilemiyordu Eli ayağı birbirine dolaşmıştı. Bir sonraki adımının ne olacağını kestiremiyordu. En iyisinin çocuğun cevabını beklemek kanaatine vardı.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   C.tesi Ocak 19 2013, 16:15

Kızın kaçar gibi adımlarına karşılık kedi benzetmesi onu rahatsız etmiş olacak ki adımları geri dönmeye başlamıştı. İnsanlar neden bu kadar ürkek yaratıklardı. Gerçi haklarını da yememesi gerekiyordu. Bazı insan dişiler onun ayağını kesmek için çok fazla uğraşmışlardı ve nitekim bir çoğuda bunu başarmıştı. Bazıları da başarmaya çok yaklaşmışlardı. Şimdi bu kızın gidişi aslında sırf bu yüzden onu hiçte rahatsız etmemişti. Kız gözüne güzel görünse de ona istediklerini veremeyecek kadar ürkekti. Şimdiye dek davranışları bunu gösteriyordu. Yine de bu kızı diğer insanlardan ayıran bir özellik yok değildi. Kız bir sihirbazdı ve muhtemelen ritüelini tamamlamış bir sihirbaz ile karşı karşıyaydı. Çünkü o ilerlerken sırtındaki işareti öyle belirgin bir şekilde gözüne çarpıyordu ki. Şuan hala Matilda isimli cadı için çalışıyor olsa sihirbazı kolundan tuttuğu gibi ona götürmesi gerekirdi. Sonuçta ritüelini tamamlamış sihirbazlardaki büyü diğer sihirbazlardan çok daha fazlaydı. Kız ona doğru adımlarını biraz daha arttırdığın da yüzünden sinsi bir gülümseme ile kıza bakmaya başladı. Kız konuşmaya başladıktan bir süre sonra içten içe 'Hadi oradan' demek için kendini zor tuttu. Ne yani bu kız gerçek anlamda bir korkaktı. hiç bir erkek ile konuşmuşluğun olmaması ise müzmin bekarları getirdi aklına. Neredeyse bu duruma kahkahalarda gülecekken kendini tuttu. Çünkü kız o sormasa da adını söyleyerek konuşmayı bir adım ileri taşıdı. Üstüne bir de adını sormuştu. Hemde arkadaş olma sıfatı ile... Onun en son ne zaman bir kız arkadaşı olmuştu. Arkadaş diyebileceği tek kişi meleği Rose'du. Diğer bütün kızlar potansiyel yatağını ısıtmak için kullanılacak malzemelerdi. Yine de şirin küçük sihirbazlarla arkadaş olabilirdi, belki.

"Benim adımda Leon, Daphne. Hmm peki sana Daphne olarak seslenmeme müsaade ediyorsan benim için sorun yok. Arkadaş dedin de aslında bakarsan benimde pek kız arkadaşım olmadı ben genelde kızlarla daha yakından ilgilenirim de."



_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Salı Ocak 22 2013, 16:04

Kızlarla yakından ilgilenmek derken neyden bahsediyordu bu çocuk? Pardon! Artık çocuk yerine ismiyle hitap etmeliydi. Ne de olsa öğrenmişti ismini. Resmen meraktan çatlıyordu. Bu son söylediği sözle ne demek istiyordu? Söz konusu Daphne olunca hem merak hem de gevezelik bir arada Daphne ile gelirlerdi. Merak ettiği bir şeyi sormazsa içine dert olur ve cevabını öğreninceye kadar içi içini yerdi. Bu iki huyundan da nefret ediyordu. Bu ikisi olmasa dünyanın en iyi insanlarından biri olabilirdi. Aslında çok kötü huylar değillerdi; ama bunların yüzünden maalesef başkalarının hayatına burnunu sokmuş oluyor ve başı da genellikle belaya giriyordu. Bütün her şeyi baştan sona değişse bu iki huyunun değişmeyeceğini biliyordu Daphne. Kaç defa vazgeçmeye çalışmış; ama bir türlü başaramamıştı. Daha fazla dayanamayıp Leon'a sormaya karar verdi. "Kızlarla yakından ilgilenmek derken neyi kastediyorsun? Bir sakıncası yoksa söyler misin?"

Sözcükler dudaklarından döküldüğünde hem utanç duymuştu hem de içi rahatlamıştı. Şu nefret ettiği merakına yenildiği için utanıyordu ve sorular içini kemirmeye başlamadan söyleyebildiği için de rahatlamıştı. Bunları düşünürken bir şeyin de farkına varmıştı. Konuşmaya başladıklarından beri hiç oturmamışlardı ve Daphne'nin bacakları da ağrımaya başlamıştı. Spor eksikliğinin cezasını çekiyordu şu an. Ne diye ara vermişti ki spora? Onun eksikliğini çok fazla çekiyordu. Bir an önce başlamazsa okul takımında da yer alamazdı asla. Leon'a: "Nasıl olsa daha konuşacak çok şeyimiz var. Kumların üstüne otursak olur mu? Ayaklarım ağrımaya başladı da." Leon'un bir şey demesine fırsat bırakmadan oturmuştu kumların üstüne bile. Denizin kokusunu içine doğru çekiyor ve yumuşacık kumların az da olsa tenine yapıştığını görünce gülümsüyordu. Uzun zamandan beri sahile gitmemişti. Denizin kokusunu içine çekmeyi, dalgaların çıkardığı sesleri ve her ne kadar nefret etse de kumların tenine yapışmasını bile özlemişti. "İyi ki bugün buraya gelmişim!" diye geçirdi içinden. Zira bu güzellikleri anımsamayabilirdi ve kalbindeki sıkıntılardan biraz da olsa kurtulamayabilirdi...


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Çarş. Ocak 23 2013, 02:44

Kıza ismi ile bilikte söylediklerine nasıl tepki vereceğini merak ediyordu. Eğer onun düşündüğün gibi değilde Daphne söylediği gibi bir kızsa söyledikleri onun kafasını karıştırabilirdi. Aslında söylediği sözler kendi kafasından da bir kaç düşünceye neden oldu. Bir kez daha iflah olmaz bir çapkın olduğunu kendine kanıtladı. Bunca yıl boyunca nasıl olmuştu da bir kız arkadaş sahip olamamıştı. Elbette bir tek istisna dışında. Gerçi onunla durumlar biraz daha karışıktı. Sonuçta onu yatağa atmamıştı ama tanrı biliyor ya bunu içten içe ne kadar çok arzulamıştı. Hatta onun dudaklarının tadına bile bakmıştı. O gün Ruby geri çekilmese onu mezarlıkla bile bir saniye bile düşünmeden kendine ait kılardı. Ama işte ortada bir durum vardı Phin dene lanet peri. o olmasa şu an Ruby'e sahip olabilirdi. Gerçi bir yönden ona sahip olmadığı için memnundu da. Çünkü eğer o da tek kişili bir ilişki olsaydı değerli ortağını kesinlikle kaybederdi. Ama neyse ki böyle bir durum yaşanmadığı için hala Ruby'e sahipti. Bin an düşüncelere dalmışken kızın sorusu onu kendine getirdi. Soruyu algıladıktan sonra kahkaha atar gibi kısa bir süre güldü. Sonrasında kendini toparladığında ona sinsi ve ukala bir bakış attı. Ardından söyledikleri cevap dahi beklemeden yere oturdu. Oda kumlarda kızın yanına oturduktan sonra konuşmaya başladı.

"Elbette sakıncası yok Daphne ama senin yaşında bir kızın bunu anlamasını beklerdim. Yakından ilgilenmek derken kızlarla konuşmaktan çok yatakta vakit geçiriyorum Daphne sanırım yatakta ne yapıyorsunuz diye sormazsın"

Kısa süre bekledikten sonra denize göz attı ve ardından kızın konuşacak çok şeyimiz var dediğini hatırladı. Onun gibi bir kızla ne konuşabileceğini merak etti. Belki de oda bir kaç soru sorabilirdi. Arkadaş olmaya pek hevesli olmasa da kızı korkutmadan bir süre konuşabilirlerdi. Belki kız rahatladığında onunla da yakından ilgilenme fırsatı geçerdi eline kim bilir.

"Madem konuşmaya niyetlendin söyle bakalım Daphne. Senin gibi böylesine meraklı bir kızın aynı zamanda çekingen ve ürkek olmasının özel bir nedeni var mı? Gerçi cevap vermek zorunda bile değilsin ama unutma konuşmak isteyen sendin"

_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Çarş. Ocak 23 2013, 16:49

Kumlara ve denize öylesine dalmıştı ki Leon’un da yanına oturduğunu fark etmemişti bile ve Leon konuşmaya başladığında da gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yatakta ne demekti? İnanamıyordu tüm bunlara. Ondan belki biraz uzaklaşması gerekiyordu ve de korkması; ama aksine hiçbir şekilde oturduğu yerden bir santim bile ayrılmamıştı. Hareket de etmemişti hiç. Neden korkmadığını bilemiyordu. Belki de Leon’un kendisine zarar vermeyeceğini düşünüyordu. Sonuçta Daphne arkadaş olalım demişti değil mi? Leon’un tam aksini düşüneceğini sanmıyordu. Yani Daphne’yi de yatağa atacağını. Yoksa şimdiye kadar çoktan bunu yapardı. İzlediği filmlerden çapkınların nasıl davranacağını az çok kestirebiliyordu. Leon’a karşılık olarak: “O kadar da aptal değilim. Tabiki de yatakya neler olacağını tahmin edebiliyorum; ama tabiki de beni ilgilendirmez senin bu durumun.” dedi. Kendisini böyle bir durumda hayal dahi edemiyordu. Nefret ediyordu bu tür durumlardan. Evlenmeden asla böyle şeylerin olacağını da düşünemiyordu kendisi için. Yüzü kendi konuşmasından ötürü biraz ekşimişti. Bu tür konuşmalardan nefret ediyordu. Ama kaşınan kendisiydi tabiki de. Merak eder de sorarsa sonuçlarına da katlanması gerekiyordu. Kaç defa başı derde girmişti bu yüzden değil mi? Leon gibi o da denizi izlemeye devam etti Leon’a kısa bir düre baktıktan sonra. Deniz çok durgundu. Hiçbir dalga göremiyordu kıyıya çarpan. Çok küçük şeritler halinde çarpıyorlardı. Bunlara da dalga diyemiyordu Daphne. Şimdi keşke yaz olsaydı da denizde yüzebilseydi, sörf yapabilseydi büyük dalgalarla ve de en önemlisi sevdiği insanlarla birikte vakit geçirebilseydi. Bunları ne çok isterdi. Ama ailesi yanında değildi. Sadece arkadaşları vardı burada. Onların da genelde işleri oluyordu. Çok nadir birlikte vakit geçirebiliyorlardı. Ama yaz geldiği zaman okuldan intikamını en güzel şekilde alacaktı arkadaşlarıyla. Her gün onlarla vakit geçirecekti. Şimdi ise sadece derslere gömülmeleri gerekiyordu. Dersleri hatırlayınca yüzü daha da ekşimişti; ama kısa bir süre sonra geçmişti bu ifade. Onun yerini bir gülümseme almıştı yine.

Leon bu sefer konuşmasına soruyla devam etmişti. Daphne de: “Aslında özel bir nedeni yok. Sadece erkeklerle konuşmaya pek alışkın değilim o kadar. Eğer beni iyi tanımaya başlarsan zaten göreceksin ne kadar çok konuşmayı sevdiğimi. Şeyy… Bu arada marketten bir şeyler almıştım. Benim de karnım acıktı. Cips ya da bisküvi yemek ister misin? İçecek bir şeyler de olacaktı. Bir bakayım poşete.” Poşetleri karıştırdıktan sonra bisküvi ve 1 litrelik meyve sularından çıkardı. Kendisi meyve suyundan büyük bir yudum aldıktan sonra Leon’a da uzattı ve konuşmaya devam etti. “Hiç çekinmeden istediğin soruyu sorabilirsin bana. Yavaş yavaş alışmaya başladım. Ayrıca yakın zamanda benden bıkabilirsin. Çünkü konuşmayı çok seven bir insanımdır.” dedikten sonra bir bisküviy ağzına atıp çiğnemeye başladı.


En son Daphne Warner tarafından C.tesi Şub. 09 2013, 22:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Şub. 01 2013, 12:35

Kızlar hakkında konuşmak kafasının içinde bir kaç düşüncenin belirmesine neden oldu. Gerçekten de iki kelime konuşabildiği hiç bir kız yoktu hayatında tabi tek istisna dışında ve şimdi ise bu istisna sakini artıyor gibiydi. Daphne ile en başından beri pek konuşmak istememişti. Ama ürkek tavrı başka türlü davranmasının da bir şekilde önüne geçiyordu. Ne diyebilirdi ki hiç bir kıza şimdiye dek zorla sahip olmamıştı, Leon. Yatağına girdiği her dişi onu kabul etmiş ve birlikte zevkli dakikalar geçirmişti. Bundan da kesinlikle pişman değildi açıkçası. Çünkü bazı konularda ne olduğundan çok aldığı zevke önem verirdi ve ne kadar zevk aldığı ortadaydı. Kızın onu başta anlamaması komiğine gitse de onun pek karşısına çıkmayan cici kızlardan biri olduğunu anladı. Kızın kendi söylediklerine tepki olarak konuşması onu güldürmüştü.

"Daphne sana aptal olduğunu söylemedim ki sadece senin gibi bir kız eğer bilmiyorsa ona anlatmam da hiç bir sakınca görmüyorum hepsi bu"

Derin bir nefes alarak kızın yanına oturduğunda bu konuşmanın daha ne kadar sürebileceğini merak ederek konuşma için bir fırsat yaratarak ona soru yöneltti. Aslında cevaba o kadar da meraklı değildi. Sadece düşünüyordu onun gibi çekici bir kızı erkeklerden uzak tutan neden ne diye. Ondan cevap beklerken kıza bakmaya devam etti. Sarı saçları, yüzü, fiziği oldukça güzeldi. Eğer olur da onunla da yakından ilgilenmesi gerekirse gözüne enfes bir ziyafet gibi görünüyordu. Kısa bir süre ona dokunurken hayal etti kendini ta ki kız konuşana kadar. Kız konuşmaya başladığında ilgili gibi davranarak onu dinlemeye başladı. Söylediklerinden anladığı kadarıyla eğer tek neden fırsat ise o fırsatlar yaratma konusunda oldukça iyiydi. Kız konuşmasını bir şeyler yemelerine dek sürdürünce guruldayan karnı kendini hatırlatarak kızın uzattığı içeceği ve bisküviyi alarak yemeğe başladı. Böyle abur cuburlardan pek hoşlanmazdı. Sert bir içkiyi ise elindeki meyve suyuna kesinlikle tercih ederdi. Ama yeni küçük arkadaşı için tüm bunlar biraz uzak bir ihtimal gibi görünüyordu. Kız her konuştuğunda biraz daha rahatladığı ortadaydı. Cevabına karşılık ona hiç bir şey söylememişken yeni bir soru bulması gerektiğini öğrendiğinde düşünmeye başladı. Bir anda kızla konuşmasının aslında kendine yapılan bir iyilik olduğunu fark etti. Kızın varlığı beyninin içindeki Matilda'ı ondan uzak tutuyordu. Kız her ne kadar bunun farkında olmasa da... Kızın aurasını hissettiğinde soru aklından oluştu ama kızı korkutabilirim diye de düşünmeden edemiyordu.

"Sana soracak bir sorum var Daphne ama seni korkutmak istemiyorum çünkü inan bana sana zarar vermek gibi bir niyetim yok. Zaten vermek istesem çoktan bunu yapardım. Ayrıca içecek ve bisküvi için teşekkür ederim, karnımın acıktığını bile fark etmemişim... İşte sorum bir sihirbaz olduğunu hissedebiliyorum. Merak ettim de gücün ne ve perini bulmayı başardın mı?"



_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Salı Şub. 05 2013, 22:43

Leon'un sorusu karşısında gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Özel gücünü ve sihirbazını düşünmeye başlamıştı Leon sayesinde. Leon'un kendisinin sihirbaz olduğunu nasıl bildiğini de merak ediyordu bir yandan. Böyle bir şey ilk karşılaşmada bilinemezdi. Tabii karşısındaki kişinin de özel güçleri olduğu takdirde bilmesi doğaldı.O zaman Leon'un da özel güçleri olmaşlıydı. Zaten sahile doğru yaklaşırken birilerinin farklı bir enerjiye sahip olduğunu anlamıştı. Belki de bu farklı enerjnin sahibi de özel güçlere sahipti. Mutlaka öyle olmalıydı. Yoksa diğer türlü Daphne'nin sihirbaz olduğunu bilmesi olanaksızdı. Özel gücü şekil değiştirmeydi ve buna yavaş yavaş alışmaya başlamıştı bir şekilde de olsa. İlk zamanlara göre şimdi daha da güçlüydü. Başkalarının şekline girmek biraz daha kolaylaşmıştı; ama hala o yorgunluk hissi gitmemişti üstünden. Hele de birkaç kişinin şekline art arda girdiyse çok yorgun düşüyordu. Son zamanlarda daha da güçlü olmayı istiyordu. Hatta en güçlü sihirbazlardan biri olmayı. Bunu başarmak gerçekten de zordu; fakat yeterince çalışırsa belki de başarabilirdi. Bazen neden iyi olduğunu da düşünmüyor değildi. Caitlyn'in tarafında çalışarak başarması gerekiyordu. Oysaki Morgana'nın tarafına geçse istediği güçlere hemen sahip olabilirdi. Ama onun tehlikeli bir cadı olduğunu da unutmamak gerekirdi. Belki de güçlü olmaya çalışırken canından olabilirdi. Bunu hiç mi hiç istemezdi. Ama içindeki karanlık taraf her geçen gün sanki daha da güçleniyor ve diğer tarafı seçmesini söylüyordu. Ama sonra aklı başına geliyor ve bütün bu kötücül düşüncelerden vazgeçiyordu. İmitasyon dersinden beri hep bu iki taraf arasında gidip geliyordu. Scarlett'ın gçlerine kısıtlı da olsa sahip olduğunda içindeki o karanlık taraf gün yüzüne çıkmıştı. Ve o zamandan beri de bütün bunlarla boğuşmak zorunda kalıyordu. İyilik ve kötülük arasındaki bu gelgitler yüzünden son zamanlarda da çok dalgın olmaya başlamıştı. Asla daha önce düşünmediği şeyleri düşünmeye başlamıştı. Bu durum kendisini çok korkutuyordu; ama nasıl baş edeceğini de bilemiyordu. Bu nıu düşününce gözlerinden kısa bir anlığına hüzün geçti; ama durumu hemen toparladı.

Diğer soruysa perisiydi. Nathan ile bir şekilde tanışmışlardı; ama Nathan Daphne'ye çok soğuk davranıyordu. Onunla önceleri yakın arkadaş olmayı denemişti ve de harika bir ikili olacaklarını düşünmüştü. Nathan'ın soğuk tavırlarına karşılık artık o da Nathan'ı umursamamaya başlamıştı. Artık yorulmuştu onun azarlamalarından, dalga geçmelerinden ve kaba davranışlarından. Onu umursamayınca işler Daphne için daha kolay oluyordu. Stres dolu dakikalar yaşamıyordu. Gerçi onunla barışmayı da istemiyor değildi; ama bunu yapamazdı, daha fazla üzülemezdi Nathan tüzünden. Leon'un bu iki sorusu da kendisinde yorgunluk hissinden başka bir şey hissettirmiyordu. Hiç düşünmek istemiyordu bu tür konuları. Yine de cevaplama ihtiyacı duyarak: "Aslında hem gücümden hem de perim yüzünden yoruldum. Herm de çok. Benim gücüm şekil değiltirebilme. Başkalarının şekline girebiliyorum. Hatta sihirbaz ya da perilerin şekline girdiğimde kısıtlı da olsa onların gücünü kullanabiliyorum. Perime gelince onun hakkında pek konuşmak istemiyorum. Onunla tanıştım; ama tam bir kabalık abşidesinden başka bir şey değil. Birbirimizi pek sevdiğimiz söylenemez. Ya sen? Sen nasıl oldu da benim bir sihirbaz olduğumu anladın? Auradan falan bahsettin; ama pek anladığım söylenemez. Sen de özel güçlere sahip olmalısın ki benim ne olduğumu anlayabildin!"

Bütün bu düşünceler ve konuşmalar sonunda hala bir şeylert yiyordu. Ama fazla düşünmekten başı ağrıdan çatlıyordu. Gözlerine hafifçe kapatığ derin nefes aldıktan sonra bisküvisini yemeye devam etmişti. Konuşma süresince Leon'un yüzüne bakmıştı. Konuşmadan sonraysa denizin çıkardığjı seslere odaklanarak dikkatini ona verdi tekrar. Ne kadar da huzur veriyordu deniz dalgları. Keşke kendisi de böyle sakin ve huzurlu bir hayata sahip olsaydı her şey daha güzel olacaktı kendisi için. Ama böyle bir şeyin olması mümkün değildi. Sonuçta o bir sihirbazdıve bu tür problemlerle karşılaşması normaldi. Her şeye alışabilirdi sihirbazlıkla ilgili. Ama karanlık tarafın kendisini yavaş yavaş ele geçirme düşüncesi ve Daphne'nin de bunu sevmesi tüylerini ürpertiyordu. Buna alışamazdı işte. Bundan kurtulması gerekiyordu ama nasıl olabilirdi bu?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Perş. Şub. 21 2013, 21:39

Kafasının içinde Matildanın sesi giderek azalarak sonunda yok olmayı başardı. Bir an o cadıdan hiç bir şekilde kurtulamayacağını düşünmüş olsa da durumun tersi yönde ilerlemesine gerçekten memnun oldu. Buna en büyük etken elbette kızın varlığı olmuştu. Daphne burada olmasa hatta onu uyandıracak şeyi yapmasa hala kabusun içinde hapis kalacaktı. Bunları düşünerek kızla konuşacak bir konu ararken sihirbaz olduğunu hissettiği için konu olarak bunu uygun gördü. Gerçi sorduğu soruların cevabını merak ediyor muydu? Aslında pek merak ettiği de söylenemezdi. Sadece kafasını meşgul etse yeterdi. Kız konuşmaya başladıktan sonra onu dinlemeye başladı. Nedense gözüne biraz fazla düşünceli görünmüştü. Sorularının onu şaşırtacağını zaten bildiği için buna pek tepki vermemişti. Ama bu kadar düşünmesine gerçekten ne gerek vardı. Üstelik çok konuştuğu her halinden belli olan bu kızın. Kız gücü ile ilgili konuşurken hala kısmen biraz ilgisiz görünüyordu. Ama sonrasında perisi ile ilgili konuşmaya başladığında ona odaklandı. Perisinin kaba olduğundan yakınıyordu. Acaba böyle bir durumda karşısında çok tehlikeli bir perinin olduğunu bilse ne yapardı. Sonunda kız konuşmasını tamamladığında elindeki içeceğin tamamını bitirdi.

"Demek perinin tam bir kaba olduğunu düşünüyorsun. Kim olduğunu merak ettim"

Konuşmasının ardından bir anda bir şey geldi aklına. Matilda artık kafasının içinde olmadığına göre biraz daha kendi gibi davranabilirdi. O ne zamandır beri kızlarla sohbet etmeye başlamıştı. Daphne'e söylediği gibi o kızlarla konuşmaz onlarla yakından ilgilenirdi. Bir anda kızı süzerken buldu kendini. Teni saçları hoşuna gitmişti. Aslında onu gördüğü ilk anda da beğenmişti. Gözüne kesinlikle tadına bakılması gereken bir beden olarak göründüğü için yüzünde çapkın bir ifade belirdi. İçinden bir büyü mırıldanarak kızın elindeki içecek ve yiyeceği yok etti aniden. Sonrasında kız daha bunu fark edemeden onu bileğinden tutarak çekti. Sert bir şekilde kızı kumlara yatırdıktan sonra üzerine çıktı. Mırıldandığı büyü sayesinde kızın sihirbaz yetenekleri o tersini söyleyene dek yok olmuştu. Korku dolu dolu gözlerle ona bakan kıza dikti gözlerini.

"Sihirbaz olduğunu bir peri olduğum için anladım güzelim. Perin kim bilmiyorum ama kaba olduğunu düşünüyorsan sanırım birde benimle gerçek anlamda tanışmalısın"

Konuşma sonrası kızın dudaklarını öpmeye başladı Leon. Bileklerini birbirine yaklaştırıp onu tek elle sabit tutmaya başladığında bir eli kızın teninde gezinmeye başladı, yavaş ve sakince.



_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Şub. 22 2013, 13:54

Leon'un perisini merak etmesi Daphne için pek şaşırtıcı bir şey değildi. Kim olsa bu kaba periyi merak ederdi zaten. Leon kibar bir beyefendiye benziyordu Nathan'ın tam aksine. Nathan'ın kaba davranışlarından sıkıldığı ve yorulduğu için kurtulmamış mıydı zaten ondan? Kurtulmaktan çok uzaklaşmıştı ve aralarına Daphne de mesafe koymuştu. Böylelikle her ikisi de daha fazla yorulmuyordu bu ilişkiden.

Hala yiyeceğini ve içeceğini elinde tutuyordu. Sonra aniden onlar ortadan kaybolduğunda şaşkınlıkla kalakaldı. Elindekiler nasıl birdenbire ortadan yok olabilmişlerdi? Daphne neler olduğunu anlamaya çalışırken Leon'un kendisini çektiğini ve sert bir şekilde yere kumların üstüne yatırdığını bir an sonra idrak edebilmişti. Üstüne üstlük bir de Daphne'nin üstüne çıkmıştı. Bu olanlardan ötürü Daphne korkmaya başlamıştı. Böyle bir şey nasıl olabilmişti? Normalde erkeklere güvenmeyen o, bir şekilde Leon'a güvenmeyi seçmişti ve sonuç şimdi ortadaydı. Genellikle her erkğin düşündüğü şeyi düşünüyordu: Seksi. Bunu başta akıl edip onunla hiç konuşmamalıydı, ona hiç güvenmemeliydi ve hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaşmalıydı hemen. Ama Daphne durur mu? Hem saflık hem de merakına yenik düşerek Leon ile konuşmayı ve arkadaş olmayı seçmişti. Şimdi ise Leon Daphne'nin üstündeydi ve Leon'un neler yapacağını kestiremiyordu Daphne.

O kadar çok korkuyordu ki Leon'un neler söylediğini duyamıyordu adeta. Sadece son cümlesini anlayabilmişti. Onda da gerçek anlamda tanışmaktan bahsediyordu. Hayır, olamaz! Leon'un gerçek yüzünü görmek istemiyordu. Onun az önce konuştukları şeklinde kalmasını istiyordu. Şu an başka bir şey istemiyordu. O bunları düşünürken Leon çoktan Daphne'nin dudaklarına kapanmıştı bile. Çırpınmaya başlamıştı aniden. Ondan kurtulmaya çalışıyordu ve de ayağa kalkmaya; ama Leon maalesef buna izin vermiyordu. Nathan'ın şimdi burada olmasını çok isterdi. Birbirleriyle hiç anlaşamıyorlardı; ama Daphne'yi bu kötü durumdan belki de kurtarabilirdi. Bunun sonuçsuz bir çözüm olacağını biliyordu. Nathan asla Daphne için buraya kadar gelmezdi, bunu biliyordu. Ona yumruk atmaya karar verdi bir anda; ama bu da işe yaramamıştı. Çünkü bu sefer Leon ellerini bir araya getirerek sıkı bir şekilde tutuyordu ve Daphne'nin hareketlerini de fazlasıyla kısıtlıyordu. Ayrıca Leon'un bir eli de Daphne'nin vücudunda geziniyordu. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu Leon onu öperken. Bir şeyler düşünmeye çalışıyordu; ama bulamıyordu bir türlü. Artık pes etmekten başka bir çaresi kalmamıştı. İyi yönünden bakılırsa Leon çok güzel öpüşüyordu. Hem tutkulu hem de vahşi bir şekilde. Sanki bir şeye susamış gibi öpüyordu Daphne'yi. Bir süre sonra istemese de ona karşılık vermeye çalışırken buldu kendini. Vücuduna sz geçiremiyordu. Çırpınmaktan çoktan vazgeçmişti ve bir elini zorla da olsa Leon'un ellerinden kurtarmayı başardıktan sonra saçlarında gezdimrye başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Cuma Şub. 22 2013, 22:29

Bir anda nasıl bu kararı verdiğini bilmiyordu aslında. Kızla sakince konuşurken içindeki bir canavar onu yönetmeye başlamıştı. Cadının sesi kesildiği an gerçek benliğinin aniden ortaya çıkması ile kız şu an bedeninin altında hareketsiz bir şekilde duruyordu. Kızın gözlerinin içine bakarken tatlı kokusunu içine çekti önce. Sonra dudakları gözüne takıldığında hiç düşünmeden tatlarını almak için onu öpmeye başladı. Daphne'nin kalbinin göğsünün altında deli gibi attığını hissediyordu ve korkusunu. Bu onu öpmeyi daha da heyecanlı kılıyordu aslında. Daphne'nin bir ceylana benzeyen ürkek kalbi karşısında bir aslan varmış gibi tepki vermesine neden oluyordu. Kızı öptükten bir süre sonra dudaklarını emmeye başladı. Tadı hoşuna gitmişti. Çok fazla sihirbazla görüşmediği için tatlarının diğer insanlardan farklı olup olmadığını görme fırsatı pek olmamıştı. Ama şu an öptüğü kızı öperken bir fark olduğu ortadaydı. Sıradan bir kızla tadı karıştırılamayacak kadar güzeldi. Elleri kızın bedeninde yavaşça ufak bir keşfe çıktığında kızın titreyen bedeni ellerinin arasındaydı. Tuhaftı bu histe garip bir şekilde hoşuna gitmeye başlamıştı. Öyle ki bu durum kızı sıkıca tutan ellerinin gevşemesini sağladığı için kıza hareket imkanı doğmuştu. Bir anda kızın öpücüğüne karşılık verdiğini gördüğünde onu tutmaktan tamamen vazgeçti. Kızı öperken her iki eliyle de kızın bedeninin her santimini incelemeye başladı. Kız ellerinin arasında adeta bir oyuncaktan farksızdı. Bedenini ona daha fazla bastırarak bedenini kızın fark etmesini sağladı. Erkekliği kızın içine girmeyi talep etmeye ve bunu göstermeye başladı. Eğer iş hormonlarına kalırsa kızı burada bu kumsalda ondan alabilecek hiç kimse yoktu. Ona burada delice sahip olabilir ve üzerindeki kıyafetleri zevkle parçalara ayırabilirdi. Bu düşünce zihninin içinde dönüp dururken kızı delicesine öpmeyi sürdürdü. Aynı anda ise kızla yaptığı konuşmalar beyninin içerisinde dönmeye başladı. Bir erkekle konuşmayı beceremeyen kız muhtemelen ilk kez bir erkekle öpüşüyordu. Her ne kadar ona karşılık veriyor olsa bile birazdan onu çıplak bırakmaya başladığı anda sudan çıkmış bir balık gibi çırpınmaya başlayacaktı. Onun ilki olacağı kısmı beynine yerleştiği an kızın öpmeyi bırakarak gözlerinin içine bakmaya başladı.

"İşte şimdi aslında kızlarla aramın nasıl olduğunu gördün ve beni tam anlamıyla tanıyorsun Daphne. Bu öpücük devam ederse muhtemelen sana sahip olacağım"

Konuşmasının ardından tekrar kızın dudaklarına kapandı. Üstelik az önce söylediklerine ve kendi düşüncelerine rağmen... Ama çok geçmeden neyse ki mantığı ağır bastığı ve asla bir kızın ilki olmak gibi bir sorumluluk istemediği için kızın üstünden kalktı. Üzerindeki kumları silkeledikten sonra Daphne'nin elini tutarak onu yavaşça ayağa kalktı.

"Kendine iyi bak tatlı dudaklı sihirbaz belki yine görüşürüz şimdi gitmem gerek"

Konuşurken yüzünde gülümseme eksik olması ve ardından hızla uzaklaştı oradan. İçinde yavaşça uyanmış olan şehveti bastırmak için gerçek bir kaç beden bulmalıydı.


_

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   Çarş. Şub. 27 2013, 21:51

Leon'a karşılık vermek kendi adına çok şaşırtıcı bir şeydi. Böyle bir şeyin olacağına ihtimal vermiyordu. Ama olmuştu işte. Bir erkek onu öpüyordu. Bu kadar genç yaşta ilk öpücüğünü alacağını sanmıyordu. Zaten erkeklere karşı ürkek davrandığı için bir erkekle arkadaşlık etmeyi dahi ummuyordu. Şimdi ise bir erkek tarafından ilk öpücüğünü almıştı. Hem de bir sahilde, denizdeki dalgaların hafif ve rahatlatıcı sesini dinlerken. Leon'dan tek elini kurtardığında ise Leon!u itmek yerine onun saçlarını okşarken buldu kendini. Leon bir süre sonra onu tamamen serbest bıraktığında öpücüğüne hala karşılık veriyordu ve kurtulan diğer elini de Leon'un göğsüne bastırıyordu. Bu öpüşme Daphne'nin ilk deneyimiydi; ama büyük ihtimalle de en ateşlisi olacaktı. Bir sonraki öpüşmesi kim bilir ne zaman olacaktı? Belki de hiç. Erkeklere güvenmekle hata etmişti. Leon!a da güvenmişti ve olanlar ortadaydı. Ama sonuç olarak Daphne de karşılık vermemiş miydi? Bu durum yine de erkeklere güvenmeme konusunu etkileyemezdi. Erkeklere Nathan'ın kızlara davrandığı gibi davranmıyordu. Bu, onun doğasına aykırıydı. Sadece onlarla daha az ve ürkekçe konuşuyordu o kadar. Tüm bunlar kafasında dönerken Leon hala onu öpüyordu.

Derken kısa bir süre sonra Leon dudaklarını Daphne'nin dudaklarından ayırdığında Daphne nefes nefese kaldığını anladı. Sanki çok fazla spor yapmış gibiydi. Leon'un konuşmasını dinlerken bir yandan da öpüştükleri anı düşünüyordu. Yanakları kıpkırmızı olmuştu ve elini yanaklarına götürdüğünde yandığını hissetti. Bu yanmanın çoğu Leon'dan kaynaklanıyordu. Eğer bu durum devam ederse Leon Daphne'ye sahip olacaktı hem de bir sahilde. Kumların içinde böyle bir şeyin olabileceğini düşününce yüzünü buruşturdu. Böyle bir şeye asla izin veremezdi. Aslında ilk birlikteliğini yaşamak için hem çok erkendi hem de kendini hiç mi hiç hazır hissetmiyordu. Daha önünde uzun bir hayat ve yaşanacaklar vardı. Ve her şeyin de bir zamanı. Daphne tam olarak bu birlikteliğe karşı çıktığını belirtmek üzere ağzını açacaktı ki Leon bir kez daha Daphne'nin dudaklarına kapandı. Bu sefer Leon'a karşılık vermedi. Karşılık verirse sanki Leon bedenine sahip olacakmış gibi hissediyordu. Buna izin vermeyecekti. Tam Leon'u ittireceği sırada Leon ondan önce davranıp öpüşmeyi bırakıp ayağa kalkmıştı. Daphne ise buna şaşırmıştı; ama kendini çabuk toparladı. Leon'un uzattığı eli tutarak ayağa kalktı. Saçlarındaki kumu elinden geldiğince temizlemeye çalıştı. Leon giderken onun söylediklerine gülümseyip karşılık olarak: "Pek görüşeceğimizi sanmam Bay Çapkın. Ancak olağanüstü bir durum olursa karşılaşabiliriz." dedikten sonra kumların üstüne eğilerek yiyecek poşetlerini aldı ve Alexis ile vakit geçirmek üzere eve doğru gitti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yorucu Bir Gün   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yorucu Bir Gün
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Monja Deniz Kenarı-
Buraya geçin: