AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Unutulan Gerçekler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Unutulan Gerçekler   Perş. Ocak 17 2013, 13:35

Kendini bir hiçliğin ortasında buldu Leon. Göğsündeki anlamsız ağrıyı görmezden gelmeye çalışıyordu ve aynı zamanda olan biten şeyleri de hatırlamaya. Kafasının içi sanki boşaltılmış gibiydi. Hiç bir şey yoktu içinde, neyin nasıl olduğunu ayırt etmesini sağlayan düşünceler. Üstelik şimdide bir de kafasını duvarlara vurmasına neden olacak bir baş ağrısı çıktı ortaya. Derin bir nefes alarak kendini toparlamaya çalıştı. Göğsünde ki ağrı her nefes alışında daha beter bir hal alıyordu. Elini kalbinin üzerine götürdüğünde üzerine baktı, gömleği kan içindeydi. O henüz fark etmemiş olsa da hala kan kaybediyordu. Bir anda yerin ayaklarının altından çekildiğini hissettiğinde yere yıkıldı, gözlerini açık tutamıyordu. Ama hissettiği birinin varlığı yüzünden kendini kaybetmemeye çalışıyordu. Bu yarayı her kim yaptıysa sanki onu izliyordu. Kendini kaybetmiş gibi göstererek onun yanına yaklaşmasına izin verdi bir süre. Yanına geldiğinde gücü ile havadaki tüm oksijeni emerek onu boğdu. Perini cansız bedeni yere yıkıldığında oda kendini bıraktı. Ne kadar süre orada o halde kaldığını bilmiyordu, ama bir süre sonra gözlerini açtı. Ölmek istemiyorsa bir şeyler yapmalıydı ve ona yardım edecek tek bir kişi vardı, Rose. Cebinden telefonunu çıkarak Rose'u yanına çağırdı. Onun iyileştirici yeteneğine ihtiyacı vardı ve Rose ona yardım etmeye hazırdı. Rose geldiğinde kısa sürede tüm yarası iyileşti. Meleği ona daha fazla yardım etmek istemişti, onu eve bırakmak gibi ama o kadarını kendi başına yapardı. Hem biliyordu ki Phin denen peri bozuntusu o yanında olduğu sürece kıskançlık krizlerine girecekti. Sırf bu yüzden meleğinin canını sıkmak istemiyordu. Ne kadar tuhaftı, içindeki tüm karanlığa rağmen Rose kalbinde olan tüm iyi duyguları ona hissetmesine neden oluyordu. Onu seviyordu. Bir kızı yatağa atmaktan çok farklı olan bir sevgiydi bu, belki de gerçekten onu kız kardeşi olarak görmeye başlamıştı kim bilir.

Kendini toparladığında evine gitti. Duş alarak kanlı kıyafetlerden kurtulması gerekiyordu ve olan bitenleri hatırlamak. Ona saldıran tek bir kişiyse onu nasıl bu hale getirmeyi başarabilirdi ki. Tamam ukala ve kendini beğenmiş olabilirdi. Ama savaşta sahip olduğu yetenekler ve içindeki yok etme arzusu onu düşmanlarından üstün kılan şeydi. Kurulanıp kendini sokağa attı yeniden ve kafasını toplayacak bir yer düşündü. Aklına ilk gelen şey yine deniz olmuştu. Dalgaların sesi ona iyi geliyordu, aslında deniz ona iyi gelen şeydi. Belki Rose'u sevmesinin nedeni de su elementine sahip bir peri olmasıydı kim bilir. Ama şimdi tatlı meleğini değil başka bir şeye olanları hatırlamaya odaklanmalıydı. Sahile geldiğinde kendine bir köşe seçti. Akşam olduğu için neredeyse ıssız bir yer gibi görünüyordu ya da en azından kendi için bulduğu köşe öyleydi. Kendini kumları üzerine attığında kulağında dalgaların sesleri, gök yüzündeki yıldızlar seyretti. Sonrasında ise gözlerini kapatarak sadece olanları hatırlamaya çalıştı. Hatırlamak zorundaydı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Perş. Ocak 17 2013, 19:31

Elise en güzel siyah mini elbiselerinden birini giyip siyah topukluluklarını da ayağına geçirdikten sonra aynadaki yansımasına bir süre baktı. Saçlarına ne şekil vereceği konusunda kararsız kalmıştı. En sonunda saçlarını giydiği elbiseye yakışır bir şekilde dağınık bir topuz yapmaya karar verdi. Son olarak kırmızı rujunu sürüp hafif bir makyaj yaptı. İşte şimdi hazırdı. Aynadaki yansımasına bakıp şımarık bir gülüşle kendine bir öpücük yolladı. Aşka inanmıyordu fakat eğer aşk diye bir şey varsa eğer elise kesinlikle kendine aşıktı. Bu akşam özel bir akşamdı. Büyük annesi ona bir süprizinin olduğunu söylemişti. Bunu da bir yemekle kutlamaları gerektiğini düşünüp dışarıda buluşmaya karar vermişlerdi. Elise büyük bir heyecan ve sevinçle koşarak evin merdivenlerinden indi. Arkasından ''Koşma kızım düşeceksin'' diye bağıran dadısını görmezden geldi. Arabaya binip buluşacakları yere giderken içi içine sığmıyordu. Büyük annesinin süprizini bir yandan merak ediyor diğer yandan da nne olabileceğimi tahmin ediyordu az çok ah tatlı büyük annesi dayanamayıp ona elise’in o çok istediği kırmızı spor arabayı almış olmalıydı. Aklına başka bir şey gelmiyordu. Bu düşünceyle kıkırdadı. Yakında çok yakında o aşık olduğu kırmızı şirin şeye sahip olacaktı. Buluşma yerine vardıklarında geldikleri yere bir süre dışarıdan baktıktan sonra ''Ah büyük anne neden her şeyi abartıyorsun ne gerek vardı böyle lüks bir yere'' diye kendi kendine söylendikten sonra iç çekerek ''Demon soyadı değil mi?'' diyerek sitem etti. İçeriye girerken bir yandan da gözleri büyük annesini arıyordu. Sonunda onu gördüğünde koşarak onun yanına gitti ve ona kocaman sarıldı. Geri çekilip gülümseyerek ''Merhaba büyük anne süprizin nedir? Ah yoksa… yoksa bana o çok beğendiğim kırmızı spor arabayı mı aldın?'' diye sordu heyecanla fakat büyük annesinin ciddi ve kesin bir dille hayır demesi hayallerinin yıkılmasını sağladı. Buraya neden geldiğini öğrenince de ses tonuna hakim olamayarak ''Asla büyük anne asla evlenmeyeceğim hele de senin uygun gördüğün ve benim sevmediğim biriyle'' diyerek sinirle oradan ayrıldı.

Arkasından bağıran şoförünü duymazlıktan gelerek ilerlemeye devam etti. Sinirli bir şekilde nereye gittiğini bilmeden uzun süre yürüdükten sonra sonunda kafasından düşünceleri uzaklaştırarak etrafına bakındı. Sahile gelmişti. Kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Hava harikaydı. Sahilde yürümeye devam ederken yolda gördüğü şekerciden bir pamuk şeker aldı. Çok geçmeden dikkatini balonlar çekmişti. Balonları her zaman sevmişti. Satıcının elindeki tüm balonları satın aldıktan sonra gülümseyerek ve şarkı söyleyerek yürümeye başladı. Dışarıdan nasıl göründüğünün farkındaydı ama umursamıyordu. Büyük annesine hala sinirliydi ve öfkesini ancak bu şekilde atabilirdi. Sahilde yürürken ve bir yandan şekerini yerken giydiği topuklu ayakkabılara saymadan da edemedi. Cidden hangi akla hizmet giymişti bunları… ''Ah tanrım bu topuklularla yürümek tam bir işkence… alacağın olsun büyük anne hep senin yüzünden …'' diyerek söylenerek yürüyordu ki çok geçmede bileğini burkarak küçük bir çığlık attı ardından dengesini kaybederek düştü. Sert bir düşüş beklerken oldukça yumuşak bir şeye çarpmıştı. Elindeki balonlar düşüşün etkisiyle elinden kurtulmuştu. Şekeriyse yere düşmüştü. Sımsıkı kapattığı gözlerini açmadan ''Kumlar ne zaman bu kadar yumuşak oldu ters giden bir şeyler var '' diyerek gözlerini yavaşça açarak düştüğü yere baktı. Birinin üzerine düştüğünü gördüğünde utançtan kıpkırmızı olmuştu. Şaşkınlıkla ''Özür dilerim'' dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Perş. Ocak 17 2013, 22:03

Dalgalarının bir melodiyi andıran seslerinin arasın da kendini iyi hissetmeye başlamıştı. Elbette sadece kendini iyi hissetmek değildi amacı. Olan biten her şeyi hatırlamalıydı, buna mecburdu. Bu sayede eğer elinden biri kaçtıysa bunu bilecek ve elleri ile o kişinin canına okuyacaktı. Hala aklı almıyordu. O hale gelecek kadar nasıl her şey kötü gitmişti. Karşısında kaç kişi vardı. Son öldürdüğü adamdan sonra Rose onu iyileştirdiğinde etrafa göz atmıştı. Bir dairenin içindeydi ve her odada bir kaç ceset bulunuyordu. Eğer cesetlerin tamamı onunla uğraşmış ise bu durumu bir nebze olsun açıklayabilirdi. Çünkü etrafta ölü peri sayısı neredeyse ona ona yakındı. Elbette onu endişelendiren şey ölü bedenler değildi. Onun ilgilendiği tek şey hatırlayamadığı bir düşmanın olma olasılığıydı. Üstelik hala o daireye nasıl geldiğinden bile bir haberdi. Zihni geçen her saniye de biraz daha berraklaştı. Derin nefesler alıp verirken ortamdaki havayı kontrol ederek deniz kokusunun büyük bir kısmını içine çekti. Bu durumunu biraz daha iyiye çevirirken yavaşça düşüncelerine, zihninin içindeki en derin yerlere ulaşmaya çalıştı. Çok geçmeden gözlerini önüne kopuk kopuk görüntüler gelmeye başladı. Çoğu birbiri ile alakasız görünse de hepsi tek bir nokta da birleşiyordu. Kendini bulduğu daire. Hepsinin kendi içinde bağlantılı olduğu noktaları birleştirerek görüntüleri kümeleştirmeye başladı. Sonuç olarak da istediği cevaplar önüne serildi. Artık olan biten her şeyi hatırlıyordu. Oraya bir grup kendini bilmez peri ile kapışmaya gitmişti. Her zamanki gibi kötüler için çalışan periler değillerdi, üstelik. Sadece onun canını sıkan sıçan sürüsüne üyeydi hepsi bu. Ama planı bir nokta da geri tepmişti. Oda kısmen de olsa hazırlıksız gitmiş ve güçlü cadıların yalakalıklarını yapan perilerinde aralarında bulunduğu bir gruba denk gelmişti. Sonrası ise küçük çaplı bir savaş meydanı oluştuğunda oradan tek sağ çıkan kendisi oldu.

Her şeyi hatırlayıp kendini rahatlattıktan kısa bir süre sonra içini saran ani öfke krizi ile ellerini yumruk yaptı. Tahmin ettiği gibi, tüm karmaşanın ortasında asıl hedef aldığı kişi ortalıkta yoktu. Yumruk yaptığı elini bir kaç kez yere vurdu. Ama vurduğu yer kum olduğu için canı yanmıyordu. Aslında şu an canının yakması gerekiyordu ya da gidip birilerinin kafasını koparması. İçindeki öfke giderek artarken ne yapacağına bir türlü karar veremedi. O pisliği bulma şansının ne kadar olduğunu bile bilmiyordu. Eğer birazcık aklı varsa muhtemelen kendine girecek bir fare deliği bulurdu. Tekrar derin bir nefes aldığında aklında alternatif bir yol geldi kendini rahatlatmak için. Elbette bu yol kızlardan geçiyordu, bir kaç çıtır onun tüm öfkesini alarak onu rahatlatabilirdi. Altında inlemeleri her şeyi ona unutturabilirdi, elbette sadece bir süreliğine çünkü sonuç olarak o kaçan peri ölecekti. Aklına kızlar geldiğinde yüzünde keyifli bir gülümseme oluştuğunda gidilebilecek bir yer düşünürken burnuna gelen bir parfüm ve arkasından oluşan tuhaf bir his dalgası beynini ele geçirdi. Çok geçmeden ise üzerine binen bir ağırlık ile gözlerini açtığında üzerine düşen kıza bakmaya başladı. Kokusu oldukça hoşuna gitmişti ama hissettiği aura kafasını karıştırıyordu, neler oluyordu. Kızın kıpkırmızı olmuş suratına bakarken yana doğru dönerek kız ile yerlerini değiştirip onun üzerine çıktı. Hemen ardından ise yavaşça kalkarak yanına oturdu.

"Üzerime düşmen beni rahatsız etmedi güzel şey tek sorun elindeki şeker sayende gömleğim yapış yapış oldu. Onun dışında istediğin zaman üzerime düşebilirsin bundan şikayetçi olmam. Ayrıca gömleği dert etme şu an yardıma ihtiyacı olan sensin."

Konuşması biter bitmez gömlek düğmeleri teker teker açarak gömleğini çıkardı, altına hiç bir şey giymemiş olmak onu rahatsız etmiyordu. Tek sorun gömleğine yapışan şekerdi.


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Cuma Ocak 18 2013, 00:26

Elise üstüne düştüğü çocuğun üzerinden kalkmayı akıl edememişti. Aslında o an rezil olduğu haricinde hiçbir şey düşünemiyordu. İçinde bulunduğu durum düşünmesini engelliyordu. Koskoca sahilde düşecek yer bulamamış gibi gitmiş oldukça yakışıklı bir çocuğun üzerine düşmüştü. Kendini oldukça kötü hissediyordu. Tamda günüm daha kötü geçemez derken bunun olması günün daha da kötü geçebileceğini ona çok harika bir şekilde öğretmişti. Sonunda bulundukları durumu idrak edip hala çocuğun üzerinde olduğunu fark ettiğinde üzerinden kalkmak için hamle yapmaya hazırlandığı esnada bir anda kendini çocuğun altında bulmuştu. Bu kalp atışlarının hızlanmasına neden olmuştu. Boğazı kurumuştu ve ne diyeceğini bilemiyordu. Hiç tanımadığı birine bu kadar yakın olmaya alışık değildi. Hiçbir şey düşünemiyordu. Farkında olmadan yutkundu. Heyecanlanmıştı evet ve bunun mantıklı bir açıklamasını da çoktan bulmuştu. Issız bir sahilde gecenin bir vakti hiç tanımadığı bir erkekle baş başaydı ve şuan onun altındaydı. İçindeki garip hisse anlam vermeye çalışırken çocuğun üzerinden kalkmasıyla derin bir nefes aldı. Kendini toparlaması birkaç dakikasını aldı. Sonra oda yattığı kumların üzerinden kalkarak oturdu. Çocuğa bakarak ''Ben gerçekten özür dilerim. Üzgünüm… Gömleğini mahvettiğim içinde üzgünüm istersen sana yenisini alabilirim'' dedi. Çocuğun söyledikleri karşısında normale dönen yüzü gene kızardı. Genel olarak erkeklerin iltifatlarına alışık olan biriydi. Fakat bu çocuğun sözleri onu utandırıyordu. Belki de onun üzerine düşerek kendini rezil ettiği için böyleydi. Çocuğun üzerini çıkarmasıyla gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Tanrım ne kadarda rahat davranıyordu.

Bir süre farkında olmadan çocuğu izledikten sonra gözlerini hızla kaçırdı. O sırada telefonunun çalmaya başlamasıyla gözleri çantasını aradı. Ondan biraz uzaktı. Hareket etmeye çalışmasıyla acıyan bileği yüzünden ufak çaplı bir çığlık attıktan sonra ''Lanet olsun'' diye söylenerek çantasına doğru emekledi. Rezilliğin bu kadarına pes artık diyordu. Üzerinde mini elbiseyle ve topuklu ayakkabılarıyla ayrıca kusursuz makyajıyla hangi akla hizmet buraya geldiğini düşünüyordu. ''Kafa dağıtmak için kesinlikle bir bara gitmeliydim'' diye sinirle söylendikten sonra çantasına ulaştı. Kısa bir süre çantanın içinde telefonunu alıp bulamayınca çantasını ters çevirerek silkeledi ve içindeki her şeyi kumların üzerine boşalttı. Arayan büyük annesiydi. Bir süre açıp açmamak konusunda kararsız kalsa da sonunda açarak ''Ne var büyük anne'' diye sitem etti. Büyük annesinin söylediklerinden sonra ''Hayır eve gelmiyorum ve bana karışamazsın ben kendi başımın çaresine bakarım. Sen kabullenmesen de ben artık büyüdüm. Tanrı aşkına 20 yaşındayım ve hayır o aşık olduğum kırmızı ve oldukça şeker spor araba bile seni affetmemi sağlamayacak'' diyerek kapattı ve telefonunu öfkeyle yere fırlattı. Konuşurken sesini yükselttiğinin bile farkında değildi. Dağılan telefonuna havada süzülen balonlarına ve yerdeki pamuk şekerine bakarak dudaklarını büzerek ''Ne harika bir gün ama'' dedi ve sinirden dudaklarını ısırdı. Bu sırada gözüne çantasından düşen ıslak mendil çarptı en azından ona bu kadarını borçlu olduğunu düşünüp ıslak mendili alarak çocuğa ''Şey öyle durmak zorunda değilsin yani istersen gömleğini silebilirsin ıslak mendille böylelikle yapış yapış hali gider ve eve bu şekilde dönmek zorunda kalmazsın'' dedi. Aslında derdi onun eve böyle dönmesi falan değildi sadece onun yanında yarı çıplak durmasından rahatsız oluyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Cuma Ocak 18 2013, 01:39

Kızın bedeni altındayken derin bir nefes aldı. O kısacık sürede kızın baştan çıkarıcı kokusu zihnine tamamen nüfuz etti. Aslında bir anlığına üzerinden hiç kalkmak istememişti. Bir kaç saniye önce bir kızla eğlenmeyi düşünürken birden üzerinde bir kızı bulmak kesinlikle bir şans olmalıydı. Üstelik kız oldukça güzeldi. Mini elbisesi vücudu hakkında ona yeterince bilgi veriliyordu. Üzerinde bulunduğu zamanda dokunmasa bile bedenin nasıl olduğunu algılamıştı. Ama ortada bir şey vardı. Bu öyle rahatsız edici bir şeydi ki tanımlamak neredeyse imkansızdı. Kızın aurası fazlasıyla ilgisini çekiyordu. Buda kızı sıradan bir insan kategorisinden çıkartması gerektiğini anlamına geliyordu. Kız muhtemelen bir sihirbazdı, yine de kızın sihirbaz olması bu şekilde bir etkinin onun üzerinde neden etkili olduğunu açıklamaya yetmiyordu. O an kafasına bir şey dank etti. Nefret ettiği, belki de tiksindirici olarak nitelendirdiği bir durumun içindeydi. Hissettiği bu saçma sapan çekimi açıklamak için başka bir anlam çıkarmaya çalıştı birkaç saniye ama aklına hiç bir şey gelmedi. Şu an yanında bulunan kız onun sihirbazı mıydı? Bir sihirbaz olması yetmezmiş gibi birde kızdı üstelik. Şu an içten içe düşündüğü tek şey kızın bedeni ile ilgili detaylarken ona nasıl perili yapabilirdi. Derin bir nefes alarak öncelikle üzerinde yapış yapış gömlekten kurtuldu, ardından ise her zaman ki ukala tavrı ile kıza cevap vermişti. Kıza söylediklerinde kesinlikle haklıydı. Kızın şu an belki de düşünmesi, endişelenmesi gereken en son şeydi onun şekerlenmiş gömleği. Şu an öfkesini atmak için çeşitli yollara baş vurmaktan kaçınmayan hiç tanımadığı birinin yanındaydı. Daha kötüsü ile kız eğer gücünden bir haberse biraz sonra duyacakları aklını kaçırmasına bile neden olabilirdi. Aslında bu karşılaşmayı yok sayarak bir sihirbazı olduğu gerçeğini görmezden gelmeyi düşündü. Ama yeterli yaklaşım sonrasının pek geri dönüşü olduğunu sanmıyordu. Muhtemelen bu garip çekim kızı zaten ona sürüklemişti ve o çekim er ya da geç onu yine bulurdu buna emindi. Derin bir nefes alarak deniz kokusunu içine çekmek istedi ama aldığı tek şey havaya karışan kızın kokusu oldu.

Bir anda çalan telefon sesi ile başını kıza çevirdi. Sonrasında ise duyduğu çığlık yüzünde sinsi bir gülümseme oluşturdu. Kızın çığlığı hoşuna gitmişti. acaba zevkten deliye dönmüş bir halde de onun için bu şekilde çığlık atabilir miydi? Ukala tavrı üzerindeyken buna elbette diye yanıt verdi. Kız emekleyip çantasına ilerlerken yaptığı her hareketi izliyordu. Elbisesi yüzünden kız çok fazla ayrıntı vermeye başlamıştı. Özellikle açılan bacakları onu tahrik etmişti işte. Telefon konuşması bittiğinde kızın ona uzattığı mendile boş gözlerle bakmaya başladı. Sözlerinden sonra sadece gülümsedi ve kızın ona mendil uzatan elini kavradı.

"Bir parça ıslak mendilin o şekeri çıkarmak için yeteceğini hiç sanmıyorum. Üstelik silsem bile sonuç olarak ıslak olacak ve ben ıslak gömlek giymekten de hoşlanmıyorum güzel şey. Sonuç olarak böyle iyiyim. Ayrıca bu gece yeterince özür diledin kendini affettirmek istiyorsan bana ismini söyle güzelim."

Konuşması bittiği halde kızın elini tutmayı bırakmadı doğrudan gözlerini içine bakıyordu. O an aurayı daha fazla hissetti. Kaçarı olmadığı ve seçim şansının bulunmadığı işlerden nefret ediyordu. Sırf bu nedenle içinden peri sihirbaz ilişkisine sövmeyi ihmal etmedi. Ama bu durum bakışlarına asla yansımamış delici bakışlarını kızın gözlerine kenetlemişti.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   C.tesi Ocak 19 2013, 00:30

Hayatının git gide tuhaflaştığını o an fark etmişti. Sihirbazlar topluluğu, periler, cadılar, phin, okul, şuan bir bar yerine burada olması ve son olarak ailesi… Sanırım en tuhafı ailesindeki değişimdi. Elise’in tüm muzipliklerine ve yaramazlıklarına büyük bir sabırla katlanıyor ona sıcak davranmaya devam ediyorlardı. Hoş ailesinin o iyi davranışlarının altından her zaman bir şeyler çıkıyordu ya neyse… Mesela bu akşamki sürpriz damat adayı gibi. Büyük annesinin bunu nasıl yapabildiğini hala anlayamıyordu. Hiçbir konuda onları dinlemeyen bir kızın evlilik konusunda onları dinleyeceğini nasıl düşünürlerdi? Büyük annesine kalırsa bu seçiciliği yüzünden evde kalabilirdi fakat o evlenmek istemiyordu ki zaten özgülüğünün tadını doya doya çıkarmak varken kim evlenip hayatını berbat ederdi? Elise’in etmeyeceği kesindi. Etrafına bakındı. Temiz hava ve sahil bunları her zaman sevmişti fakat o sinirlendiğinde hep bara giden biriydi. Bu sefer ayakları onu bir bar yerine sahile getirmişti. Sanki buraya çekilmiş gibiydi. Gökyüzüne son kez baktıktan sonra bakışlarını karşısındaki yarı çıplak çocuğa çevirdi. Bu yarı çıplak! Kısmı kafasını karıştırsa da hala bu gerçeği unutmaya çalışarak onun yüzünü inceledi. Üzerine düştüğünde yüzünü oldukça yakından görmesine rağmen o an tek düşündüğü şey rezilliği olduğu için dikkat etmemişti fakat oldukça yakışıklı biriydi. Her kızı kendine kolaylıkla aşık edebilirdi ve şuan onun yerinde olmak isteyecek bir çok kızda tanıyordu. Sert bakışları, kızların kesinlikle içinde boğulmak isteyeceği renkli gözleri, güzel bir saç şekli bunun yanında harika bir vücudu vardı ve oldukça yakışıklı olduğu da kesinlikle inkar edilemezdi.

Kızların onun karşısındaki hayran bakışlarını düşününce kıkırdadı. Kabul ediyordu kendi türü bazen şıpsevdi ve fazla yılışık olabiliyordu. Elise öyle kızları hep ilginç bulmuştu. Gözleri çocuğun vücuduna takıldığında yaptığının yanlış olduğunu fark ederek kafasını iki yana salladı ve gözlerini denize dikti. Sahildeydi, tanımadığı biriyle baş başaydı, burkulan bileği yüzünden yürüyecek durumda değildi ve hiç tanımadığı halde onunla şimdiden gereğinden fazla yakınlaşmıştı. Çocuğun mendil uzatan elini kavraması nedense onu tedirgin etmişti. Hayatında ilk kez ikileme düşmüştü. Bir yanı bundan rahatsız olmuyor diğer yanıysa çocukla gereğinden fazla yakın olduğunu düşünerek tedirgin oluyordu. Ona hem güveniyor hem güvenmiyordu bu garipti onu daha tanımıyordu bile ve kesinlikle birine çabuk güvenen biri değildi. Anlamlandıramadığı bir şey vardı bu çocukta… Çocuğun gözleri tehlike saçsa da bu onu korkutmuyordu. Üzerine düştüğü çocuğun böyle iyiyim demesiyle elinde olmadan ''Hay aksi…'' sözcükleri döküldü dudaklarından çocuğun yanında olduğu süre boyunca yarı çıplak dolaşacağını öğrenmesi onu o kadar rahatlatmıştı ki! Birkaç dakikalığına beyni durmuştu. Ne vardı yani ıslak ıslak giyseydi gömleğini ve elise de rahat bir nefes alsaydı. Konuşması bittikten sonra bile çekmemişti elini çocuk…. Elise bir eline birde çocuğa baktı. Bu yakınlık onun kafasını karıştırıyordu. Düşünceli bir şekilde ''İsmim Elise… Elise Demon peki benim üzerine düşerek hem gecesini hem de gömleğini mahvettiğim şanssız kişinin adı ne?'' diye sordu. Ardından aralarındaki yakınlaşmanın verdiği tedirginlikle ''Şey… sanırım çantamı toparlasam iyi olacak'' dedi çocuğun bileğini bırakmasını işaret ederek… Hareket etmeye çalıştığı sırada sırada hissettiği acıyla dengesini kaybedip çocuğa çarptı. Çığlık atmamak için dudağını ısırdı ve o an için tamamen bileğine odaklanarak ''Ahh lanet olsun bileğim tanrım lütfen sadece burkulmuş olsun'' diye söylendi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   C.tesi Ocak 19 2013, 13:28

Delici ve bir o kadar da sinsi bakışlarını kızın gözlerine odakladı. Ona bakarken eli hala eline değdiği için kızın tedirginliğini de hissediyordu. Bu durum dan zevk aldığı ise ortadaydı. O normalde kızların onun ayaklarına gelmesine alışıktı. Ama bu kızın farklı aurası istemese de kendini ona çekilir hissetmesine neden oluyordu. Kaçmak belki de en harika çözümdü. Yine de o ne zaman bir kızdan kaçmıştı ki. Onu ele geçiren cadı dan bile kaçmayı denememişti. Hala o cadıdan nefret etse de onunla yatakta geçirdiği harika dakikaları unutmuş değildi. Yani sonuç olarak kesinlikle kızdan uzaklaşmaya niyeti yoktu. Hem ortada çözmeleri gereken bir sorun vardı. Peri ve sihirbaz ilişkisi... Gerçekten bu kızın perisi ise ki geçen her saniye onun tenine dokunurken bundan daha fazla emin oluyordu. O zaman geriye tek bir şey kalıyordu. Perisi olduğu bu kız gerçekten onu hak ediyor muydu? Zor beğenen biri olduğu için kız bu işte biraz zorlanabilirdi. Ama içinde bulundukları bu durum, kızın çığlığı, üzerindeki bu kıyafet ona bir kaç artı kazandırmıştı. Kızın adını öğrendikten sonra yüzündeki gülümseme ve sinsi bakışların dozunu daha da artırdı, Elise çok hoş bir isimdi. Kızın adını da öğrendiğine göre onu bırakmalıydı ama bunu yapmayı hiç istemiyordu. Ona adını söyleme sırası geldiği halde bile bir süre konuşmadı. Kız onu şansız olarak görüyordu, gerçi belki de şansızdı ama bu şansızlığı şansa çevirecek olan güzellikte tam karşısında duruyordu. Kızın ürkek tavırları ile elini göstererek yaptığı kısa konuşmada kızı kendine biraz daha yaklaştırdı.

"Elise... Güzel bir ismin varmış. Benim adım da Leon ve inan bana kendimi hiçte şansız biri olarak görmüyorum. Yani söylesene kaç erkek böyle bir yerde üzerine bir kız düşerek uyanır. Bence bu şanstır Elise. Gerçi bir durum daha var ama ben şansızlığımı şansa çevirmekte kararlıyım..."
Ufak konuşmasının ardından kızın elini bıraktı. Aslında onu korkutmak istemiyordu ama çok fazla ürkek davranıyordu. Gerçi onun yerinde kim olsa böyle davranabilirdi. İçten içe bir şey fark etti. O üstüne atlamaya meraklı kızlardan biri gibi görünmüyordu. Böylesi belki de daha iyiydi diye düşündü. Sonuçta bağlanması gereken bir sihirbazın her zamanki kızlardan biri olmasını istemiyordu. Kızın ani hareketi ile birlikte yeniden düşüşe geçmesi fazla uzun sürmedi ve tekrar kendine çarptı. Sözlerinden sonra artık ona yardım etmesinin vaktinin geldiğini düşünerek kız tam olarak oturduktan sonra ayaklanarak kızın bacaklarına yakın bir yere oturdu ve burkulmuş olan bileğinin olduğu bacağını dizinin üzerine çekti. Bileği kötü görünüyordu ama kırık olduğunu sanmıyordu. Hafifçe dokunup onu ovmayı denediğinden kızdan bir çığlık daha yükseldi aniden.

"Tamam Elise sakin ol birazdan bitecek"

Kızın tenini okşarken içinden bir büyü mırıldandı. Oldukça kolay bir iyileştirme büyüsüydü ve çok geçmeden kızın acısını azalttığı hissettiği duygulardan anlayabiliyordu. Acısı tamamen geçse bile kızın tenine dokunmayı bırakmadı, kızın yumuşak teninden hoşlanmıştı. Kızın bileğini dizinden uzaklaşırken ona doğru yaklaştı. Nefesi kızın yüzüne değecek kadar ve yanağını okşamaya başladığında onu kendine doğru çekerek dudaklarını öpmeye başladı. Tadını öpmeden önce tahmin etmeye çalışmıştı. Tadı beklediğinden daha güzeldi sırf bu nedenle tutkulu öpücüğüne bir süre daha devam ettikten sonra kendini geriye çekti.

"Bu öpücüğü bana edeceğin teşekkür olarak gör Elise. Ayrıca sana sormak istediğim bir şey var, peri ve sihirbazlar hakkında ne biliyorsun"

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   C.tesi Ocak 19 2013, 21:34

Elise çocuğun elini bırakmasını beklerken kendini bir ona daha da yakınlaşmış bulduğunda hissettiği garip duyguya anlam verememişti. Renkli gözleri onun gözlerine kenetlenmiş bir şekilde ona bu kadar yakın dururken heyecandan nefes almayı bile unutmuştu. Kalbi yaşadığı heyecan dolayısıyla hızla atarken bu yakınlığın tehlikeli ölçüde olduğunu fark edip eli çocuğun elindeyken ne kadar geri çekilebiliyorsa o kadar geri çekildi. Daha adını bile bilmediği birine bu kadar yakın olmak onu rahatsız etmişti. O sevgilileriyle bile ilk tanışmada bu kadar yakınlaşmamıştı. Aslında onlardan sıkıldığında kaldırıp bir kenara attığı için oyuncaklarıyla demek daha doğru olurdu. Onlardan sıkılana kadar geçen sürede de öpüşmekten ileri gitmemişti hiçbiriyle şimdiyse yeni tanıdığı birine bu kadar yakın olması kesinlikle mantıklı değildi. Derin bir nefes alarak deniz kokusunu içine çekti. Dalgaların sesi kulaklarına dolarken onu boğan düşüncelerden bir nebze olsun uzaklaşmıştı. Adının leon olduğunu öğrendiği çocuğun sözleriyle kıkırdayarak ''Ya evet üzerine oldukça şişman bir kız düşseydi de bu tezini savunmaya devam edebilir miydin oldukça merak ediyorum doğrusu...'' dedi. Çocuğun elini bırakmasıyla rahatlamıştı. Tüm gece olanlar özellikle aşık olduğu kırmızı ve oldukça şeker spor araba yerine büyükannesinin damat adayı süprizi gözünün önüne gelince iç çekerek '' Senin aksine sanırım ben fazlasıyla şanssızım Hiç tanımadığım birinin üzerine düşerek rezil olduğum yetmezmiş gibi aynı zamanda da bileğimi burktum. Yani en azından en fazla burkulmuş olmasını umuyorum'' dedi. Aralarındaki mesafenin o fark etmeden oldukça azaldığını görünce beynindeki tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Leon’la gecenin bir vakti sahilde yalnız oldukları gerçeğinin kafasına dank etmesiyle telaşla ayağı kalktı. Burkulan ayağı bir an için tamamen aklından çıkmış olsa da o kendini hatırlatmakta gecikmemişti. Sonuç olarak yeniden yere düşmüş ve sonrasındaysa leon’a çarpmıştı. Bileği canını fazlasıyla acıtmasıyla yere düzgünce oturdu. İçinden sadece burkulmuş olması için dua ederken endişesini sözcükleriyle de dile getirmişti. Canının acısına ve bileğine o kadar odaklanmıştı ki leon’un yanına geldiğini ancak o bacaklarına yakın bir yere oturunca fark etmişti.

Elise refleks olarak elini burkulmuş bacağından çekti. Meraklı gözlerini leon’a dikerek ne yapmaya çalıştığını çözmeyi denedi fakat bunun için çok uğraşması gerekmemişti. Leon’un burkulan bacağını dizinin üzerine koymasıyla yardım etmeye çalıştığını anlamıştı. Nasıl yardım edecekti ki? Burkulmuş bir bileğe ne yapabilirdi? Leon’nun bileğini ovmayı denemesiyle canı fazlasıyla acıdığı için yeni bir çığlık atmıştı. Acıdan yüzünü buruşturarak ''Leon yardım etmeye çalıştığını biliyorum ve bunun için minnettarım ama acaba hiç dokunmasak mı? Telefonunu kullanmam yeterli olur sanırım. Böylelikle şoförüm gelir ve beni arabaya kadar taşır eve gidince de düzelene kadar dinlenirim. Gerçekten çok acıyor'' dedi. Leon’un sözlerinden sonra derin bir nefes alarak ''Umarım… '' dedi. Bir süre sonra acısının yavaş yavaş azalmaya başlamasıyla gevşemişti. Leon’nun bileğini ovması başta canını daha çok acıtsa da sonradan iyi gelmişti. Çok geçmeden duyduğu acı tamamen geçmişti. Acısı tamamen geçip normal haline döndüğünde leon’un bileğine uyguladığı masaj tuhaf hissetmesini sağlamıştı. Leon masajı bitirip ona doğru yaklaşırken gülümseyerek ''ben yardımın için…'' demişti ki sözcükleri leon’nun nefesini yüzünde hissetmesiyle yarıda kalmıştı. Ona bu kadar yakın olmak kafasını karıştırıyor ve düşünmesini engelliyordu. Gözleri çocuğun gözlerine kenetlenmişti. Başka yere bakmaya çalışsa da yapamıyordu. Yanağında leon’un elini hissetmesi anlamlandıramadığı duygulara sebep olurken tüm düşünceleri ve söyleyeceği sözler uçup gitmişti. Sonra bir anda dudakları onun dudaklarıyla buluşmuştu. Her şey bir anda olmuştu aslında belinden tutulup çekildiğini yeni idrak etmişken dudaklarının üzerinde leon’nun dudaklarını hissetmişti. Gözleri şaşkınlıkla açılırken ne yapacağını şaşırmış durumda birkaç saniye tepkisiz durdu sonrasında ellerini leon’un göğsüne dayayarak kendini geri çekmeye çalışmıştı ama yapamamıştı. Leon’nun kolları arasındaki çırpınması gittikçe yavaşlamış sonunda da durmuştu.

Lanet öpücük oldukça baştan çıkarıcıydı ve mantığı bu öpücük karşısında tepkisiz kalması gerektiğini söylese de vücudu onu dinlemeyip çoktan karşılık vermeye başlamıştı. Bu hiçte hazır olmadığı emrivaki öpücüğe oda tutkuyla karşılık verirken kolları da leon’un boynuna yavaşça dolanmıştı. Leon kendini geriye çektiğinde öpüşmeden dolayı nefes nefese kalmıştı. Az önce yaptığı şeyi fark etmesiyle eli istemsizce dudaklarına gitti ve dehşetle ''Tanrım ne yapıyorum ben?'' diye sordu kendine sonrasında ''bunu yapmamalıydım'' diye kızdı kendine bu sırada çocuğun konuşmaya başlamasıyla dikkatini toparlayıp onun dediklerine vermeye çalıştı. Çocuğun sorusu üzerine şaşkınlık ve tedirginlikle ''Ne?''diye sordu. Ardından ''sen insan değilsin değil mi? Hayır insanların bunu bilmesine imkan yok'' dedikten sonra onun gözlerinin içine bakarak düşünceli bir şekilde ''Söylesene nesin sen? Peri mi yoksa cadı mı?'' diye sordu hemen ardından cevap vermesine olanak sağlamadan ''Ya da en önemlisi kimin tarafındasın Caitlyn’in mi? Yoksa onun düşmanın mı? Benim karşımda kim duruyor?'' diye sordu. Evet bu konu hakkında her şeyi biliyordu. Zaten konuşmalarından da periler ve sihirbazlarla ilgili çok şey bildiği anlaşılıyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


En son Elise Demon tarafından Ptsi Ocak 21 2013, 16:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Paz Ocak 20 2013, 14:11

Kızın dudaklarından hiç çekilmek istememişti aslında. Elise de ona karşılık verdiğinde öpüşmeleri daha da derinleşti. Kızın ürkek bir ceylan gibi atan kalbini hissetmek tuhaf bir histi. Ondan hala korkuyordu ve hala tedirgindi. Ama yinede tutkulu öpücüğüne karşılık vermişti. O anda kızın başını daha sıkı kavradı ve kendine biraz daha bastırdı. Kızın bedenine dokunmak için hiç bir girişimde bulunmamıştı tek istediği şey o anlık dudaklarının tadını çıkarmaktı ve öyle de yaptı. Aslında sadece tek bir hareketle kızı altına alarak şu an istediği her şeyi ona yapabilirdi. Zorla ya da isteyerek, kızın tatlı dudakları onu baştan çıkarmışken sonuna kadar bu işi götürmek istiyordu. Ama lanet aura kendini gösterirken istemeyerek kızdan uzaklaştı. Kız öpüşmeleri bittiğinde afallamış suratı ile ne yaptığını anlamaya çalışıyordu. Bu hali ile gerçekten çok şirin görünüyordu. Sıkıntı bir surat ifadesiyle öpücüğünün nedenini söylerken ardından asıl konuya giriş yaptı. Kızın aniden şoka girmesi ile içinden küfürler savurdu. Hiç bir şeyden haberi olmayan bir sihirbaz ile karşı karşıya kalmak istemiyordu. Ama neyse ki kızın sonradan dile getirdiği cümleler en azından başı şeyleri bildiğini gösterdiği için az olsa içini rahatlattı. Tam olarak rahatlatmasını beklemiyordu zaten sonuç olarak hiç istemediği ve beklemediği bir anda gökten düşer gibi bir sihirbaza sahip olmuştu. Tek teselli ise kızı tutkulu bir şekilde öperken bundan gerçekten zevk almış olmasıydı. Kızın tedirginliğini ve korkusu hissetti o an. Onu öperken bile bu denli korkmamıştı, ama şimdi korkuyordu. Yavaşça elini kızın yanağına koyarak tenini okşadı.

"Öncelikle sakin ol Elise tüm sorularına bir cevabım var yeter ki sakinleş bende kafamı toplamalıyım"

Konuşmasından sonra derin bir nefes aldı önce. Denizin muhteşem kokusunun yanında kızın kokusu da ciğerlerini doldurdu. Elise'in baştan çıkarıcı kokusunu içine daha fazla çekmeye devam ederse muhtemelen kızı altına almaktan hiç kimse kurtaramazdı. Bu yüzden önünde ki sorulara konsantre oldu ve konuşmaya başladı. İlk soru kolaydı ve olduğu ile ilgili kısım. Ama taraf olduğu yer biraz kafa karıştırıcıydı. Daha bir kaç ay önce Morganın cadılarından birinin köleliğini yapmıştı. Otağı meleği ise kesinlikle Caitlyn için çalışıyordu. Onun gibi biri zaten Morgana için asla çalışmazdı. Kalbinin ne kadar iyi olduğunu en bilenlerden biriydi çünkü. Kızın gözlerinin içine bakarak elini bir an bile ondan uzaklaştırmadan konuşmaya başladı.

"Haklısın Elise insan değilim ben bir periyim, hava perisi. Sende bir sihirbaz aurandan bunu gayet iyi anlıyorum. Asıl sorun ise sihirbaz olmanın yanında sadece bana özel oluşturulmuş auran. Bu ise tek bir anlama geliyor sen benim sihirbazımsın Elise bende senin perin. Kader bizi burada buluşturmaya karar vermiş ne hoş dimi. Tarafıma gelirsek sanırım şu an Caitlynin tarafındayım".

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Salı Ocak 22 2013, 01:43

Elise yaptığı şeye bir anlam veremiyordu. Hiç tanımadığı birini öpmek hem de böyle ıssız bir yerde çılgınlıktı ve elise kesinlikle o kadar çılgın bir insan değildi. Onun birini öpmesi için onu azda olsa tanıması gerekiyordu ki şuan gözleri tehlike saçan çocuğu kesinlikle tanımıyordu. Sadece adını biliyordu bu da birini öpmek için kesinlikle yeterli değildi. Mantığı acaba onu öperken nerelerdeydi merak ediyordu. Genel olarak ailesine inat mantıklı karar vermek yerine kafasına buyruk yaşayıp sonunu düşünmeden işler yapsa da böyle durumlarda kesinlikle mantık çerçevesinde kalan biriydi. Şimdiyse yaptığı kesinlikle mantıksızdı. Onu öperken bile hala tedirgindi ve korkuyordu. Aslında sadece çocuktan değil kendini durduramamaktan da korkuyordu. Daha önce hiç kontrolünü kaybetmemişti. Şimdiyse bedenine söz geçiremiyordu. Bu öpüşmeden daha önce hiç almadığı kadar zevk almıştı ve kabul etmek istemese de içten içe daha fazlasını istiyordu. Bunu fark edince bir an önce toparlanıp kendine gelmesi gerektiğini anladı. O kesinlikle böyle bir kız değildi. Hem ilki kesinlikle değer verdiği biriyle olmalıydı. Aşka inanan o şıpsevdi kızlardan değildi ama birilerine değer vermeyi önemsiyordu. Şimdiye kadar karşısına değer verebileceği kimse çıkmamıştı ama elbet çıkacaktı. Erkeklerle oyun oynamayı bırakırsa belki bir gün birini bulabilirdi fakat onlarla oynamak eğlenceliydi. Çocuğun peri sihirbaz ilişkisi hakkında sorduğu soru şok girmesini sağlamıştı. Kiminle karşı karşıya olduğunu bilmemek onu oldukça korkutmuştu. Şuan karşı tarafa çalışan birinin yanında oturma ihtimali vardı ve bu düşünce onun resmen kanını dondurmuştu. Karşısındaki kişi cadı olmasa da perilere karşı da hiç şansları olmadığını biliyordu. Phin’in canını sıkmak hoşuna gitse de onun neler yapabileceğini görmüştü. Bir keresinde onları eğlence arayan birkaç perinin elinden kurtarmıştı ve sonrasında azarlamıştı. Tabi en çok elise’e kızmıştı çünkü bir nevi her şey onun başının altından çıkmıştı. Elise o zaman bunu kabul etmeyip ona laf yetiştirdiyse de aslında suçun kendinde olduğunu çoktan kabul etmiş ve onları kurtardığı içinde phin’e söylemese de ona minnettar kalmıştı.

Perilerin neler yapabileceğini görmesine rağmen hala phin’le uğraşabiliyor olmasının tek nedeniyse ona zarar vermeyeceğini bilmesiydi. O peri gıcık olabilirdi. Hatta fazlasıyla da sıkıcıydı ama kuzenine değer veriyordu ve elise içten içe buna saygı duyuyordu. Arada scarlett olduğu içinde ona bir şey yapmayacağını biliyordu. Şimdiyse durum oldukça farklıydı. Onu karşısındaki kişiden koruyabilecek kimse yoktu ve onda gücünün bir işe yaramayacağını da biliyordu çünkü leon ya periydi ya da cadı her iki türlü de eğer caitlyn’in yanında değilse elise’in başı gerçekten beladaydı. Sırf kendi içinde endişelenmiyordu onun karşı tarafın eline geçmesi scarlett’ı da tehlikeye atardı ve o kesinlikle bunu istemiyordu. Leon’un elini yüzünde hissetmesiyle tedirginliği ve korkusu daha da arttı. Kafasını geri çekse de leon elise hiç geri çekilmemiş gibi onun yanağını okşamaya başlamıştı. Bu çocuğun kendine dokunmasını kesinlikle sevmiyordu çünkü o ona dokunurken elise mantıklı düşünemiyordu. Hipnotize olmuş gibi şuan tepkisiz bir şekilde ona bakması da bunu yeterince gösteriyordu. Kafası karışmış bir şekilde leon’un ona dokunduğunda hissettiği ama bir türlü anlam veremediği duygularla boğuşurken onun dediklerini anlaması zaman aldı. Sakin olmasını söylüyordu. Elise zorda olsa konuşmayı başararak ''Kendini benim yerime koy ve sen sakinleşmeyi dene! Sence bu kolay mı?'' diye sordu.

Sonrasında derin bir nefes alarak ''Sakinleşmeyi deniyorum ayrıca sana güvenip neden sakin kalmaya çalıştığımı da bilmiyorum'' dedi. Sonrasında aralarında kısa bir sessizlik oldu. Elise kendini hissettiği garip duygulardan çok içinde bulundukları duruma ve konuya vermeye çalışıyor ne kadar becerebildiğini ise bilmiyordu. Leon’un konuşmaya başlamasıyla kafa karışıklığından kurtulup dediklerine odaklandı. Onu dinlerken sadece bana özel oluşturulmuş auran dediğinde dayanamayarak ''Ne?'' diye sormuştu. Duyduklarından sonra caitlyn’in tarafında olduğunu öğrenmesiyle rahatlamıştı. İçinde bulundukları durumu biraz düşününce ''Ya evet kader bize oldukça ilginç bir buluşma ayarlamış.'' Dedi. Sonra dediklerinden şu anlık kısma takılarak ''Tarafını söylerken şu anlık dedin bu her an taraf değiştirebileceğin anlamına mı geliyor? '' diye sordu. Endişeden dudaklarını ısırdığını fark etmemişti bunu sorarken… Gözlerini bir an olsun elise’in gözlerinden ayırmayan leon’a bakarak merakla '' Bu durumda birbirimizi sürekli göreceğiz mi demek bu? Lütfen bana phin gibi ağabeylik taslamayacağını söyle oda bir peri ve sihirbazına fazlasıyla ağabeylik yapıyor hatta öyle ki durumu abartıp benim hayatıma da burnunu sokuyor gerçi onu çileden çıkartmayı seviyorum ama hayatımda yeterince sıkıcı ve korumacı bir abiye daha katlanabileceğimi sanmıyorum'' dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Çarş. Ocak 23 2013, 21:48

Kızın teninin yumuşaklığını hissetmek içindeki erkeği ortaya çıkarıyordu. Ama şimdi düşünmesi gereken başka bir durum vardı. Öncelikle onu sakinleştirmeli ve içinde bulundukları bu durumu ona açıklamalıydı. İçindeki tüm sabrı kullanarak kendini tutmaya çalışıyordu. İçten içe kızı yeniden altına almak için deli oluyordu. Yinede onu sakinleştirmek için attığı ilk adım kendi için hiç iyi olmasa da bunu cümlelerine yansıtmadan kızla konuşmaya başlayabildi. Bir yandan da eli Elise tenini okşuyordu. Teması kesmesi gerektiğini biliyordu ama kesmek hiç istemiyordu. Kızın söylediklerini duyduktan sonra bakışlarını ona odakladı. Neyse ki bakışlarında duygularını gizleyebildiği için kıza bakan gözlerde sadece güven veren bir soğukluk vardı. Elbette bu soğukluk ne kadar güven vericiydi bilmiyordu. Ama diğer türlü ona bakmaya başlarsa Elise'in bakışlarında göreceği tek şey sahip olduğu tutku olacaktı. Bedenini ne kadar istediği gösteren bir tutku.

"Elise sakin olmanın kolay bir şey olmadığını biliyorum ama kendin için denemeli ve benim birazdan söylediklerime odaklanman gerek. Bana güvenmene gelince bana özel auran tek taraflı çalışmıyor. Senide en az benim kadar etkiliyor."

Sakin olmasına neden bu kadar kafayı taktığını düşündü bir anda. Her halde bir insana söylenebilecek şeyler olmadığı içindi tüm bunlar. Onu fazla bekletmeden konuşmaya başladı. Kız onca sakin ol kelimesinden sonra duydukları karşısında şoka girmişti, elbette bunun için kızı suçlayamazdı. Yüzüne bakarken bile odaklandığı şey dudaklarıydı. Bu çok saçmaydı. Onu alması bu kadar kolayken lanet auranın aralarında bir bariyer oluşturması. Kızın perisi olduğunu öğrendikten sonraki ani tepkisi ve söylediklerini dinledi. Aynı zamanda kendine gelmesi içinde ona zaman vermeye çalışıyordu, sessizce beklerken. Duyduklarında hangi tarafta olduğu ile ilgili kısma hiç girmeden tek bir isme odaklanmıştı, Phin. Lanet perinin adı neden böyle bir gece de dile getiriliyordu. Kader kesinlikle kötü bir oyun oynuyordu ona. Meleğini o periye kaptırdığı yetmiyormuş gibi bir de aynı aile üyelerine perilik yapacaklardı. Perinin adı bile öfkeden delirmesine neden olmuştu. Bir anda kontrolünü kaybettiğini hissetti. Abilik kısmı ise artık içinde ki sabrın çatlamasına neden oldu. Tek bir kelime bile etmeden Elise'in yanağından ellerini çekerek ona iyicene yaklaştı ve kız daha ne olduğunu bile anlamadan kendini Leon'un altında buldu. İstediği bedenin yine altında olması onu kışkırtmaya ve baştan çıkartmaya yetti. Kızın gözlerinin içine bakarak konuimaya başladı.

"Evet Elise seninle çok sık görüşeceğiz. Hatta tahmin ettiğinden bile daha fazla..."

Her bir kelimede onun yüzüne daha fazla yaklaşıyordu ve artık konuşmak istemediğinde fark ettiğinde dudaklarını kızın dudaklarına değdirdi yavaş bir şekilde. Sanki ne yapacağını bekliyor gibiydi ama sonra içinde ki tüm tutku ortaya çıkarak kızın dudaklarını esir aldı. Bu sefer niyeti sadece tatlı görünen dudaklarının tadına bakmak değildi. Daha fazlasını istiyordu çok daha fazlasını. Kızın bedeninde dolaşan elleri göğüslerinden başlayarak aşağılara doğru indi ve kızın elbisesini yavaşça yukarı sıyırmaya başladı. Kızın bacaklarını okşadı bir süre ve sonra yukarılara ilerleyerek kızın kalçalarını kavradı. Dudakları bir an olsun tutkulu öpücükten vazgeçmiyordu. Dili kızın ağzının içini keşfederken bir eliyle göğüslerinden biri kavradı diğer eli ise hala kalçalarındaydı. Kızın dudaklarını serbest bıraktığında öpücükleri yanağından boynuna ardından da sağ kulağının arkasına doğru ilerledi. Nefes nefese bir haldeydi ve aldığı derin nefesle kızın kokusu ciğerlerini doldurdu. İki eliyle kızın kalçalarını kavrayarak kulağına fısıldadı.

"Söyle bana Elise sence ben sana abilik yapabilir miyim?"

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   Perş. Ocak 24 2013, 21:46

Elise hiç tanımadığı halde ona neden güvendiğini bir türlü çözemiyordu. O kimseye kolay kolay güvenmezdi ki şimdi neden daha yeni tanıdığı birine sorgusuz sualsiz güveniyordu? Bu kafasını kurcalarken leon’un yanağını okşamaya başlayışı onu başta biraz gerse de sonradan sakinleşmesine yardımcı olmuştu. Çocuğun söyledikleri karşısında bir süre sessiz kaldı. Söylediklerini hazmetmeliydi ve bunun için zamana ihtiyacı vardı. Şuan karşısında gözlerini bir an olsun gözlerinden ayırmayan ve ona en başından beri elise’i rahatsız edecek kadar yakın davranan kişi bir periydi. Daha da önemlisi elise’in perisiydi. Ona karşı olan bu nedensiz güvense tamamen elise’in aurası yüzünden meydana geliyordu. Bunu öğrendiğinde kafası karışmış olduğu belli olan gözlerini leon’un gözlerine dikti. Bundan sonra ne olacağını ve nasıl bir yaşamları olacağını düşünürken aklına bildiği tek sihirbaz ve peri ilişkisi geldi. Scarlett ve phin… Elise’in tanıdığı bağlanmış tek sihirbaz ve periydiler aralarındaki ilişki de tamamıyla abi kardeş ilişkisiydi. Phin scarlett’ı kardeşi gibi benimseyip korurken ve ona göre davranırken scarlett’ta söz dinlemez kardeş olarak phin’i ara sıra çileden çıkartıyor buna rağmen abisi olarak benimsediği kişiyi üzmemeye çalışıyordu. Bu durumdan yola çıkarak peri sihirbaz ilişkisinin kardeşler arası olan ilişkiye benzediğini düşündü. Bu leon’la onlarında böyle olacağı anlamına geliyordu herhalde bu düşünceyle dehşetle atılıp ona ağabeylik taslayıp hayatını çekilmez hale getirip getirmeyeceğini sordu. Kabul ediyordu onların arasındaki bağa ve ilişkiye her zaman hayran kalmıştı fakat bunun yanı sıra birilerine rapor vermeyi ve söz dinlemeyi asla sevmemişti. Phin’in davranışlarını düşündüğündeyse hayatında kesinlikle onun gibi davranan birini istemediğine karar verdi. Kendisine karışılmasını asla sevmemişti. Phin’i çoğunlukla çileden çıkartması da bu yüzdendi. Leon’un cevabını beklerken aklını karıştıran diğer bir soruyu da sormuştu. Tarafını gerçekten her an değiştirebilir miydi? Bu düşünce tüylerini ürpertti. Şuan yanında oturan leon’un karşı tarafta yer alsaydı ona neler yapabileceğini düşünürken içten içe boğulduğunu hissetti. Aklındaki felaket senaryolarıyla her geçen saniye dünyayla alakasını daha da keserken onun düşüncelerinden sıyrılıp kendine gelmesini sağlayan şey yanağındaki tatlı ve rahatlatıcı sıcaklığın bir anda yok olmasıydı. Gözlerini çocuğun gözlerine dikerek olanları anlamaya çalıştı. Onun bir anda ona yakınlaşması onu son derece rahatsız ederken kendini biraz geri çekti ve ''Leon neden bana öyle bakıyorsun? '' diye sordu. Kafa karışıklığı sesine de yansımıştı. O perisinin bir anda değişen tavırlarının nedenine kafa yorarken kendini bir anda leon’un altında bulmuştu. Ne zaman ve nasıl olduğunu anlayamasa da bulundukları durumun farkına varınca kalbi korkuyla yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı.

Neler olduğunu bir türlü anlamıyordu. Az önce onunla düzgünce konuşurken neden şimdi bu durumdaydılar ki? Çocuğun ona yavaşça yaklaşmaya başlaması duygularında büyük bir karmaşaya neden olurken söylediklerine odaklanmayı denedi. Elleri onun göğsünde aklı çok fazla yakın olduklarını bas bas bağırırken onun kolları arasında kıpırtısız duruyordu. Leon’un ona dokunması gerçekten ona iyi gelmiyordu. Şuan mantıklı olan şey ondan kurtulmak için çabalıyor olmasıydı fakat kendine söz geçirip kılını dahi kıpırdatamıyordu. Neden perisinin ona dokunması hipnoz etkisi yaratıyordu ki? Bu durum içten içe sinirlerini bozarken heyecandan mı yoksa korkudan mı kuruduğuna karar veremediği dudaklarını ıslatma ihtiyacı duydu. Leon’nun nefesini yüzünde hissetmesiyle endişe dolu bir sesle ''L-Leon…'' dedi. Cümlesini devam ettirememişti. Dudaklarında hissettiği dudaklarla leon’un onun perisi olduğunu öğrendiği zaman üzerinde oluşan rahatlama bir anda yok oldu. Gözleri şaşkınlıkla büyürken kendini geri çekmeyi denedi. Kumların üzerinde oldukları gerçeğiyse kendini hatırlatmakta hiç gecikmemişti. Onun dudaklarını dudaklarına yavaşça değdirip beklemesi karşısında oldukça zor olsa da tepkisiz kaldı. İçten içe perisinin dudaklarının o muhteşem tadını tekrar istese de mantığı olayları ele alarak onu öpmesine engel oldu. Leon’un bekleyişinin nedenini biliyordu. Ona itiraz hakkı tanıyordu. Elise onu öperse oda öpmeye başlayacak ve durmayacaktı. Her ne kadar onu öpmeyi deli gibi istese de sonrasında olacaklara olan korkusu ağır basmıştı. Leon’un geri çekilmesini beklerken onu tutkuyla öpmeye başlamasıyla perisinin onu bırakması için konuşmayı denedi. Biri onu büyük bir tutkuyla öperken konuşmaya çalışmanın ne kadar yanlış bir hareket olduğunuysa leon’un dilini ağzının içinde hissedince anladı. O dakikadan sonraysa elise fark etmeden ördüğü tüm duvarlar yıkılmış ve oda ona karşılık vermeye başlamıştı. Vücudunun her yerinde hissettiği tatlı aynı zamanda baştan çıkarıcı dokunuşlar ve tutkulu öpüşmeleri ona ilk kez tattığı farklı zevkler yaşatırken elise’in elleri perisinin boynuna dolanmıştı. Öpüşmeleri gittikçe derinleşirken elbisesinin yukarıya sıyrıldığını fark edip içinde bulundukları durumun tehlikesini idrak etmesi epey zor olmuştu. Leon’un ellerini kalçalarında hissetmesiyle içindeki korku hızla gün yüzüne çıktı. Önce perisinin boynuna sarılı olan elleri yavaşça çözülerek yine onun göğsünün üzerine gitti. Sonrasında tutkulu ve oldukça ateşli öpüşü yavaşladı. Sonundaysa durdu. Leon’da elise’in durmasıyla aynı anda dudaklarını dudaklarından çektiğinde derin bir nefes alsa da onun dudaklarını önce yanağında ardından boynunda hissetmesiyle nefesini tuttu. Leon’un kulağına fısıldaması, nefesinin tenine çarpması onda farklı duygular uyandırsa da zar zor yerine gelen mantığı ve içindeki korkunun etkisiyle kekeleyerek ''Ha-hayır kesinlikle i-imkansız bir şey bu'' diyerek onu yanıtladı. Perisinin altında rahatsızca kıpırdanarak ''Leon sence de birbirimize çok yakın durmuyor muyuz? Hala konuşmamız gereken şeyler var ve bu durumda bu biraz zor '' dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   C.tesi Ocak 26 2013, 13:50

Elise... Bedeninin altında bulunan ve tadı doyulmaz olan sihirbazı. Onu öperken başta kendini kaybedebileceğini hiç düşünmemişti. Ama tek bir öpücük sonrası tamamen kendini kaybetmiş bir şekilde kıza dokunmaya başladı. Kızın deli gibi atan kalbini umursamadan onu öpmeyi ve dokunmayı sürdürdü. Kızı korkuttuğunu biliyordu. Ama durmak işte bunu kesinlikle istemiyordu. Yumuşak teni, dudaklarının tadı beynini uyuşturuyor ve onu ele geçiriyordu. Normalde hiç bir kızın tam olarak yapmayı beceremediği bir şeydi bu durum. Ama sihirbazı gerçekten aklını başından almayı başarmıştı. Şimdi burada onu kendine ait kılmak, her şeyi ile ona sahip olmak istiyordu. Bu belki de yanlış bir şeydi. Elise'in perisiydi, Elise de onun sihirbazı. Onu koruması ve rütieli gerçekleştirmesi gerekiyordu. Oyunun kuralı bu değil miydi? Sihirbazını bulan her perini yapması gereken... Hiç bir perinin sihirbazına bu şekilde davrandığını düşünmüyordu. Tıpkı Elise'in söylediği gibi, adını anmak istemese de Phin de sihirbazını bulmuş bir periydi. Sihirbazına yaptığı tek şey ise onu korumak ve abilik yapmaktı. O ve abilik yapmaksa böyle bir şeyin olma ihtimali bile yoktu. Kıza dokunurken tadının keyfini çıkarırken ve bundan zevk alırken ona abilik yapamazdı. Zar zor kendini geri çektiğinde kulağına fısıldayarak bunu dile getirmişti de. Düşüncelerini kelimelere dökerken bile ellerini onun üzerinden çekmemiş arsız bir şekilde kalçalarını okşamaya devam etmişti. İçine çektiği her nefeste ise enfes kokusu ciğerlerini dolduruyordu. Elise'in sırf ona cevap vermesi için şu an o tatlı dudaklarını öpmüyor olabilirdi. Ama dudakları hala Elise'in teninde geziyordu. Kızın baştan istekli tavrından sonra ki ani duruşunu fark etmemiş olabilirdi. Bu durum aklına tek bir şey getiriyordu. Sihirbazı hiç bir erkekle bu kadar yakınlaşmamış olmalıydı. Bunu bilmek yüzünde sinsi bir gülümseme oluşturdu. Onu kendine ait kıldığında tamamen kendisine ait olabilirdi. Ama bu düşünce bir anda kafasına sıkılan bir kurşun misali onu etkiledi. Bir kızı kendine ait kılmak mı? Bu nasıl bir düşünceydi böyle... O bir kızı değil. Bütün kızları kendine ait kılmak istiyordu. Tabi hepsi de sadece günlük zevklerinden oluşuyordu.

Elise'in titreyen sesi ile söyledikleri az da olsa kendine gelmesini sağladı. Sözleri abilik konusunda aynı görüşte olduklarını gösteriyordu. Evet abilik bu kesinlikle imkansız bir şeydi. Kızın huzursuz altında kıpırdanmasına aldırmadan dudaklarını boyunda gezdirmeye devam etti bir süre ve yavaşça göğüslerine doğru indi. Elbisenin açık yakası işlerini kolaylaştırıyor ve onu rahatlıkla öpmesine izin veriyordu. Elise'in rahatsızlığını belli eden cümlelerine ise öpücüklerin arasında sadece gülümsedi. Elise'in tenine değen dudaklarının hareketinden muhtemelen bunu hissedebiliyordu. Kendini yavaşça geriye çekerek sihirbazının gözlerinin içine baktı.

"Haklısın Elise bulunduğumuz bu durum konuşmaya müsait değil. Ama ben zaten konuşmak istemiyorum ki yapmak istediğim çok daha farklı şeyler var zevkli şeyler..."

Konuşmasını bitirdiğinde dudaklarını yeniden esir aldı. Tadı sanki her öptüğünde daha da tadına doyulmaz oluyor ve her seferinde onu tekrar istemesine neden oluyordu. Elleri ise yine işine koyulmuş bir şekilde Elise'in yumuşak tenini okşamaya başlamıştı. Kıza burada kumların üzerinde arsızca sahip olmak istedi. Hatta bunu başarmak için her şeye sahipti. Yeterince uyarılmış bedeni Elise'i alması için adeta onu zorluyordu. Ama kızın korkusu işte bu kendini tutmasını sağlayan şey oldu. Bir kıza zorla sahip olmamıştı şimdiye kadar. Tadına bakılması gereken her beden kendini ona sunmuştu. Şimdi ise en çokta bu durum durması için onu zorluyordu, ama lanet olsun durmayı hiç istemiyordu ki. İçinde ki tüm gücü kullanarak kızın üzerinden kalkmaya yoğunlaştı ve sonunda bunu başardığında onun afallayan suratına baktı.

"Elise bu işe devam edersem sana sahip olacağım kaçınılmaz. O yüzden biz konuşma işini başka bir zamana erteleyelim. Birazdan seni almaya şoförün gelir, elbette mırıldandığım ufak büyü sayesinde. "

Ayağa kalkarak üzerindeki kumları silkeledi kısa bir süre ve bunu yaparken de büyüyü mırıldandı. Adam ne olduğunu anlamadan buraya gelip Elise'i evine götürecekti. Onu eve bırakmak isterdi elbet ama bu, şu durumda gerçekten zordu. Buradan ayrıldıktan sonra kaç kızla birlikte olup kendini tatmin edeceğini ise sadece Tanrı bilirdi. Kızdan uzaklaşırken son kez arkasını döndü.

"İyi geceler Elise. Söylediklerimi unutma seninle görüşeceğiz, tahmin ettiğinden bile daha fazla. Seni bulmak istediğim de aurana odaklanmam yeterli olacaktır."
Sözlerinin ardından gözden kayboldu.


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Unutulan Gerçekler   C.tesi Ocak 26 2013, 17:55

Elise aslında onun kendisinden uzaklaşmasını istemediğini fark edince çıldırdığını düşündü. Bu bedenin altında olmak ve o mükemmel tadı olan dudakların dudaklarını istila etmesi ona zevk veriyordu inkar etmiyordu. Leon’un elleri onun bedeninde ustaca dolaşırken ona daha önce tatmadığı zevkler yaşatıyordu ve bu onun daha fazlasını istemesini sağlıyordu. Leonu istiyordu evet ama aynı zamanda da korkuyordu. Bu yaptığının doğru olmadığını biliyordu. Perisine bu kadar yakın olmak artık onu rahatsız etmese de aslında etmesi gerektiğinin farkındaydı. Pişman olacağı şeyler yapmak istemiyordu. Şimdi şuan onun olmayı deliler gibi istese de sonrasında pişman olmaktan korkuyordu bunun yanı sıra ilk deneyimi olacağı için canının yanmasından da fazlasıyla korktuğunu kabul etmek zorundaydı. Üstelik hala ona olan karmaşık duygularını çözememişti. Her şey çok hızlı gelişiyordu bu yüzden elise olayları takip etmekte zorlanıyordu. Hiçbir erkekle öpüşmekten daha ileri gitmeyen kendisi şuan bir erkeğin altındaydı… İtiraf etmek zor olsa da bu öpüşme ona yetmemeye başlamıştı. Kendi kontrolünü kaybetmiş gibiydi. İlk tanışma da sevgili oyuncaklarıyla bile bu kadar yakınlaşmazken leon’un hakkında adından başka hiçbir şey bilmediği halde onun öpücüğüne karşılık vermesinin hatta onun olmak istemesinin başka bir açıklaması olamazdı. Kesinlikle hem aklını hem de kontrolünü kaybetmişti.

Leon gerçekten oldukça yakışıklı ve etkileyici bir erkekti bunun yanında baştan çıkaran ona özel erkeksi bir kokusu vardı her kızın tek geceliğine de olsa sahip olmak isteyeceği biriydi. Kızlara unutulmaz bir gece yaşattığından kuşkusu yoktu. Yaptıkları şeyden zevk alacağını biliyordu buna rağmen korkuyordu. İlk deneyimi olacağını düşünürsek de korkması gayet doğaldı. Bunu isteyip istemediğinden bile emin değildi sadece ona karşı koyamadığını biliyordu. Gözleri leon’un gözlerine dikilmiş bir şekilde rahatsız olduğunu belli ettikten sonraki tavrı kızarmasını sağlarken içindeki korku da gittikçe büyüyordu. Leon’un tekrar dudaklarına kapanmasıyla yeniden ama bu sefer korkarak ona karşılık verirken onun bir anda geri çekilmesiyle afalladı. Söylediklerinden sonra derin bir nefes alarak rahatladı. Düz bir şekilde ''Bence de en mantıklısı daha sonra konuşmamız şoför için teşekkürler'' dedi. Perisinin arkasından bakarken bir yandan da tüm gün yaşadıklarını düşünüyor ve aralarındaki anlamsız çekimde takılıp kalıyordu. Gerçekten elise ona nasıl karşılık verebilmişti? Leon’un sesiyle düşüncelerinden sıyrılıp ''İyi geceler'' diye mırıldandı. Tuhaf bir şekilde bu mırıldanmayı duyduğunu hissetmişti. Kafası ve duyguları daha da içinden çıkılamaz bir hal almışken denizi seyredip rahatlamayı denedi. Bir süre sonra yanına gelen kişiyle oturduğu yerden kalkarak üzerini silkeledi. Gelen kişi konuşmasa bile şoförü olduğunu biliyordu onu parfüm kokusundan tanımıştı. Elise’in sevdiği bir kokuydu. Genç ve yakışıklı şoförüne gülümseyerek ''Merhaba beni almaya bu kadar kısa sürede geldiğin için teşekkür ederim hadi gidelim beni önce bir telefoncuya ardından eve götür'' dedi. Bu sefer daha temkinli olarak ayakkabılarını eline alarak arabaya kadar sessizce yürüdü. Sahilden ayrıldıktan sonraysa arabasının arka koltuğunda eve giderken uyuyakalmıştı.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Unutulan Gerçekler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sacrifice Sahili-
Buraya geçin: