AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İçki başa bela

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: İçki başa bela   C.tesi Ocak 26 2013, 18:32

Elise her zaman oynadığı mutlu ve umursamaz kızı oynamadı o gün… Her zamanki neşesinden eser yoktu. Dudaklarındaki sürekli tebessüm silinmiş, heyecan ve merakla parlayan gözleriyse yerini soğuk ve boş bakışlara bırakmıştı. Aile üyelerine her şey yolundaymış gibi göstermeyi bırakmış ve eski odasına kapanmıştı. Sabahtan beri kimseyle konuşmamış ve odasından dışarı çıkmamıştı. O gün her gün kullandığı maskesini kullanmak zorunda değildi. Canı hiçbir şey yapmak istemiyordu ve yapmayacaktı da eğlenmek yerine doyasıya ağlayacaktı. İnsanların depresyon dediği bunalıma girip tüm gün çıkmayacaktı. İyi görünmek zorunda değildi. Nasıl hissediyorsa öyle davranacaktı Bu gün onun gönül rahatlığıyla herkese göstere göstere yas tutabileceği bir gündü. Ailesinin ölüm yıldönümüydü bu gün ve acısını yaşamaya bu evdeki herkes kadar hakkı vardı. Sabah herkesle beraber sessiz sedasız kahvaltısını yapmış ve her zamankinin aksine kahvaltı da hiç konuşmamış, şen kahkahalar atarak espriler yapmamıştı. Renkli kıyafetlerinin yerini siyahlar almıştı. Ev derin bir sessizliğe gömülmüştü. Sessiz ve soğuk bir taş yığınından başka bir yerde değildi o an ev...Elise evim diyebileceği sıcaklık yoktu o gün oda evi sıcak bir yer haline getirmeye çalışmıyordu. Kahvaltısından sonra rahatsız edilmek istemediğini söyleyerek odasına çekilmişti. Yıllardır girmediği ama kimseye de bozması için izin vermediği eski odasına adım atar atmaz anılar zihnine hücum etmişti. İçeriye girip kapıyı kilitledikten sonra odasının duvarlarındaki resimlere bakmaya başladı. Gözleri dolmuştu fakat umurunda değildi. Bugün istediği kadar ağlayabilirdi. Yarınsa hayatına kaldığı yerden devam edecekti. Kendini yatağına atıp ayıcığına sarılarak eline aile fotoğraflarından birini aldı. Göz yaşları yanaklarından hızla süzülürken sessiz ağlayışları hıçkırıklara dönüştü. Ne kadar süre ağladığını bilmiyordu fakat bedeni ağlamaktan yorgun düşecek kadar uzun süre ağlamıştı. Sonunda gözlerindeki yaşlar göz yaşı bezleri kuruduğu için durmuş çok geçmeden de uykuya dalmıştı. Yavaş yavaş gözlerini açıp etrafa baktığında her yer karanlıktı. Akşam olmuştu. Saatine baktı. Akşam neredeyse 10 du. Etrafına bakındı. Hala eski odasındaydı ve o kadar çok ağlamıştı ki başı ağrıyordu. Bir süre daha aile resimlerine baktıktan sonra kalkıp yeni odasına gitti. Odasına girer girmez duşa girdi. Kendini sersem gibi hissediyordu ve bu durumdan anca duş alırsa kurtulabileceğini biliyordu. Su onun kendine gelmesinde ve düşüncelerini toparlamasında yardımcı oluyordu. Duştan çıktıktan sonra dolabına yöneldi. Vücudunu saran koyu kan kırmızısı mini bir elbisenin altına siyah topuklu ayakkabılarını giydikten sonra makyaj masasına oturarak kendine baktı. Kesinlikle toparlanmasının vakti gelmişti. Dışarı çıkıp biraz kafa dağıtmalıydı. Makyajını yapıp saçlarını salık bıraktıktan sonra aynadaki yansımasına baktı. Az önceki elise’den eser yoktu. Kesinlikle çok güzel ve seksi görünüyordu. Yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip aynadaki yansımasına göz kırptı. Siyah şalını omuzlarına aldıktan sonra çantasını da alarak evden çıktı.

Üstü açık arabasına atlayıp en yakın bara sürerken yolda demon ailesinin üyelerini korumak için tutulan iki korumayı da başarıyla atlatmıştı. Bu küçük oyun keyfini bir nebze olsun yerine getirirken hız yapmayı sevdiğini fark etti. Gece kulübüne geldiğinde demon soy adını da evde bırakıp sadece sıradan bir insan olarak içeri girdi. Ailesinin forsu olmadan ve ona özel aynı zamanda bunaltıcı ilgi gösterilmeden bir gün geçirmek istiyordu. Yalnız kalmalı ve kafasını dinlemeliydi. Ama önce bir şeyler içmeliydi. Hızlı adımlarla bara doğru giderken kendine yönelen bakışları görmezden geldi. Erkeklerle oynamak eğlenceli olabilirdi fakat bu gece daha çok içmeye ihtiyacı vardı. Belki de sarhoş olmaya… Bar taburelerinden birine yerleşip sert bir içki söyledi. Sevdiği bir müziğin çalmasıyla içmeyi bırakıp piste dans etmeye gitti. Dans pistinde içinden geldiği gibi dans ederken bunun onu izleyen erkekleri tahrik ettiğinin tabi ki farkında değildi. Dans etmekten sıkılıp yerine oturmak için arkasını döndüğünde birinin sert göğsüne tosladı. Birkaç dakika ne olduğunu anlamaya çalışırken ellerini çarptığı kişinin göğsüne koymuş bedeniniyse karşısındakinin bedenine yaslamıştı. Sonunda ne olduğunu anlayarak kafasını kaldırıp çarptığı kişiye baktı ve kıkırdayarak ''Üzgünüm…'' dedi. Çarptığı kişiye biraz daha dikkatli baktığında bunun leon olduğunu anladı tabi bunu anlaması fazlasıyla zaman almıştı. Gözlerini kısarak ''Leon…'' dedikten sonra düşünceli bir şekilde ''Yine karşılaştık ve kader bizi karşılaştırmak için hep garip yollar buluyor'' dedi. Beynine ilk karşılaştıkları zamanın anısı dolarken tedirgin olmuştu. Şuan içinde bulundukları durumu fark edince hızla kendini leon’dan ayırdı fakat ani hareketi dengesini kaybetmesini sağlamış önce arkasındaki kişiye ardından yine leon’un göğsüne çarpmıştı. O an için yaşadıklarını unutup leon’a tutunarak çarptığı kişiye dönüp ''Özür dilerim gerçekten üzgünüm'' dedi. Adamın sorun olmadığını söylemesi ve yaptığı iltifat karşısında sahte bir gülüş takındı yüzüne... Leonun arkasında gelen kızgın öksürük sesini duymasıyla sesin geldiği yöne baktı. Siyahlar içinde güzel bir kız alev saçan gözlerini ona dikmiş sinirli bir şekilde ''Leon tatlım bu kızda kim'' diye sormuştu. Kıza bir süre baktıktan sonra gözlerini leon’a dikerek onu şüpheyle süzdü. Kahkahasını bastırmaya çalışarak kıza ''Sadece bir arkadaşıyım değil mi Leon? Yani onu sizin elinizden alma gibi bir niyetim yok merak etmeyin'' diyerek zar zor bastırdığı kahkahasını serbest bıraktı. Anlaşılan ikisi arasında şuan için kara kedi rolünü oynuyordu. Bunu fark edince kıza kısa süre baktıktan sonra'' Size iyi eğlenceler sonra görüşürüz'' diyerek gülümsedi. Leon’un çekimine kapıldığını hissettiğinde oradan gitme zamanının geldiğini anlamıştı. Cümlesi bittikten sonra bedenini leon’un bedeninden çekti fakat elleri hala onun göğsündeydi. Dengede durabildiğinden emin olduğunda zaferle gülümseyerek yanlarından ayrılmak için harekete geçti. Aralarında geçenleri hatırladığında baştan tedirgin olsa da şuan yeterince kalabalık bir yerde olduklarını hatırlayarak rahatlamış ardından yanındaki kızı gördüğündeyse endişelenmesi için hiçbir neden olmadığını düşünmüştü ona çekildiğini hissedene kadar… Onunla karşılaştıkları geceden beri aklından bir türlü çıkmayan perisiyle arasındaki çekime karşı koymak oldukça zor olsa da başarabileceğini düşünüyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Paz Ocak 27 2013, 15:28

Geçen gece olanlar aklından bir tülü çıkmıyordu. Elise... Neden lanet sihirbazı unutmamıştı daha tamam perisi olarak onu hatırlaması gerekiyordu elbette. Ama o sihirbaz olarak hatırlamıyordu kızı, hatırladıkları; tadı, kokusu, teniydi. O gece kıza dokunurken çok fazla uyarıldığın dan ayrıldıktan sonra kendini en yakın bara atmıştı. Çok fazla içmişti hiç olmadığı kadar ve sonra çok fazla bedenle tatmin olmaya çalışmıştı. Bedenen tatmin olmuştu ama sanki bir şey hep eksik kalmış gibiydi. Bu durumdan ise nefret etmişti. Elise'i tekrar göreceğini söylemişti, görmekte zorundaydı zaten. Peki kendini onu gördüğünde nasıl durdura bilecekti. Bir sonraki görüşmelerinde kızın bu kadar şanslı olacağını düşünmüyordu. İkinci kez kendini bu şekilde bir kızdan uzak tutmaya çalışıyordu. Meleğinden uzak durmak için bir nedeni vardı. Çünkü Ruby, başka birine aşık olduğunu söylemişti. Elise ise ona korkuyor olsa da karşılık veriyordu. Kızın bedeni zihnine adeta meydan okuyor gibiydi ve onu kendisine sunması için onu zorluyordu.

Kendini evindeki yatağına zar zor bir şekilde attığında uykuya dalmak zor olsa da her şeye rağmen uyumayı başarmıştı. Uykusunda ise gördüğü rüyalar onu rahat bırakmadı. Lanet kız uyurken bile aklından çıkmamıştı ki. Rüyasında yine yanındaydı. Onu bedenin altına almıştı. Teninin tadını çıkıyor ve onu delice öpüyordu. Durmak aklının ucundan bile geçmiyordu ki bu gerçekten ona iyi gelmişti. Kızın üzerindeki elbiseleri yırtarak çıkarmış ve çıplak tenini önce gözleri ile sonra dudaklarıyla keşfetmeye başlamıştı. Elleri kızın her yerindeydi. Arsızca bacaklarının arasını okşuyor ve onu kendisi için hazırlamaya çalışıyordu adeta. Kızda tüm ürkekliği ile ona dokunuyor ve onu istediğini söylüyordu. O anda kendi üzerinde ne varsa çıkararak kızın bacaklarını arasındaki yerini alarak çok istediği şeye ona sahip olmaya hazırlandı. Tam içine girecekken çalan telefon sesine küfürler ederek uyandı. Telefonu sinirle açsana duyduğu ses onu sakinleştirmeye yetmişti. Arayan Rose'du ondan istediği şeyi yaptığını söylüyordu. En azından hayatının sihirbazı dışında kalan kısmı iyi gidiyordu. Rose ile olan ortaklığı Phin'in varlığına rağmen devam ediyordu. Yataktan kalkarak yüzünü yıkadı. Sabaha karşı kendini yatağa attığı için akşam olmuştu. Soğuk bir duş aldıktan sonra rüyanın etkilerinden kendini kurtarmak için yine bir bara gitmek için hazırlık yaptı. Üzerini değiştirdikten sonra en yakın bara gitmek için evden ayrıldı.

Bara yaklaşırken güzel bir fıstık kestirmişti gözüne. Daha bara girmeden bir kızı bulmasına sadece şans denirdi. Onunla birlikte barda bir kaç şey içip geceyi onun evinde tamamlamakla ilgili küçük planını devreye soktu. Yolsa kızın adını öğrenmişti bile. İçeriye adıma attığı andaysa lanet aura onda bir duvar etkisi yapmış ve kendini duvara kafa atış gibi hissetmesine neden olmuştu. Elise buralarda bir yerlerde olmalıydı. Bunu hissedebiliyordu. Hatta kokusu bile odaklandığı anda onu ele geçirmişti. Sonrasında ise sakar sihirbazı ona çarptığında onu aramaya ihtiyacı bile kalmadı. Lanet aura ile başa çıkmaya çalışırken iki kız arasında ki konuşmayı sessizce dinledi. Kız onu kıskanmıştı üstelik daha onu yatağa bile atmadan ama şu an kız umurunda bile değildi. Elise onlara veda ettiği anda kızın bileğini sıkıca kavrayarak onu kendine çekti.

"Hiç bir yere gitmiyorsun Elise ve sen güzelim bu gecelik planlarıma artık dahil değilsin yani kaybolabilirsin"

Kızın öfkeli sözlerine ses çıkarmasa da ona tokat atma girişiminde bulunduğu an onu durdurarak öfkeli gözleriyle tanışmasını sağladı. Kız korkudan hızla uzaklaşırken sihirbazına döndü ve onu yanında sürükleyerek loş bir ortam olan arka taraflara doğru götürdü. buraları iyi biliyordu. Çok fazla kız götürmüştü bu yerde. Kızı rahat koltuklardan birine iterek köşeye sıkıştırdı ve kendide tam dibine oturdu. Kendine bir içki söyledikten sonra rahatsız edilmemesi için bir kaç şey söyledi.

"Buraya yalnız mı geldin? Elise. Yine karşılaştık."


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Paz Ocak 27 2013, 20:53

Elise leon’la karşılaştığı anda hissettiği ve hala bir anlam yükleyemediği duygularıyla başa çıkmaya çalışırken perisinin yanındaki kızı fark etmemişti. O günden beri aklından bir türlü çıkaramadığı leon’la barda karşılaşmak gerçekten hiç beklemediği bir şeydi. Perisinin gözlerinin içine bakarken nerden geldiğini bilmediği öpme hissini bastırmaya uğraşıyordu ve bu oldukça zordu. Aralarında inkar edemeyeceği bir çekim vardı ve tanrı biliyor ya elise bu çekime içten içe karşı koymak hiç istemiyordu. Ona gittikçe daha fazla yaklaşırken duyduğu kızgın öksürük sesiyle kendine gelerek geri çekildi. Siyahlar içindeki güzel kızın söylediklerine cevap verirken bu kızdan hiç hoşlanmadığını hissetti. Ön yargılı biri asla olmamıştı şimdiye kadar ve kesinlikle anlaşılması en kolay kişiydi bunu evindeki hizmetçilerle olan yakınlığından anlamak mümkündü buna rağmen şuan karşısındaki hiç tanımadığı bu kızdan neden hoşlanmadığını anlamıyordu. Ne zaman birilerine ön yargılı yaklaşmaya başlamıştı? Ben merkeziyetçi biriyse asla olmamıştı. Kendini bulunmayan hint kumaşı olarak gören kişilerden de değildi üstelik. Kızın bakışlarındaki öfkeyi ve ona tepeden bakıyor olduğunu gördüğünde muhtemelen kızın kendini bir şey sanmasındandır diyerek konu üzerinde çok durmasa da onunla hiç konuşmadan bu karara nasıl vardığınıysa içten içe merak ediyordu.Gözlerini leon’un gözlerine dikerek sessizce bakarken bir yandan da onu neden aklından çıkaramadığını düşünüyordu. Daha da önemlisi neden ona karşı koyamıyordu? O derece ileri gittiği tek kişi o olmasına rağmen öptüğü ilk kişi değildi. Daha önce de pek çok kişiyi öpmüştü ama onların hiçbiri aklını bir saniye bile olsa meşgul etmeyi başaramamıştı. Leon’sa o geceden beri tüm hayatını kaplamıştı. Rüyalarında bile onu görüyordu. Birkaç rüyasında onu normal görmediğini hatırlayınca kızararak ondan ayrıldı. Leon’un çekimine gittikçe daha da kapıldığını fark ettiği an oradan gitmesi gerektiğini anlamıştı. Üstelik perisinin yanındaki hiç hoşlanmadığı kızında onu öldürecekmiş gibi olan bakışlarına daha fazla maruz kalmak istemiyordu. Kıza laf sokup aşağılamaya başlayarak leon’un planlarını mahvetmeden gitmesi herkes için iyi olacaktı. Onlara iyi eğlenceler dileyerek yanlarından ayrılmak için harekete geçtiği esnada bileğinden birinin sıkıca kavraması ve ardından çekilmesiyle kendini tekrar sert bir göğse toslamış bir halde buldu. Sımsıkı kapattığı gözlerini yavaşça açıp neler olduğunu anlamak için kafasını kaldırarak çaptığı kişiye baktı. Şaşkınlıkla ''Leon'' dedi.

Perisinin ağzından duyduklarından sonra hem şaşırmış hem de o kızı gönderdiği için mutlu olmuştu.Neler oluyordu ona? Gerçekten garip davranıyordu. Elise kızla ne alıp veremediği olduğunu düşünürken perisinin gönderdiği kızın bağırmaya başlamasıyla boş bulunduğu için korkarak yerinde sıçradı. Etrafında olanları algılaması zaman almıştı. Kız sürekli bir şeyler söyleyip bağırıyor ve leon’a laf sokuyordu sonunda kızın gitmesiyle rahat bir nefes alıp leon’a döndüğü esnada leon’un onu sürüklemeye başlamasıyla dayanamayarak ''Leon ben yürüyebiliyorum hatırladın mı! Yani beni sürüklemene gerek yok'' dedi fakat sevgili perisi onu duymamış gibi davranarak sürüklemeye devam etmişti. Derin bir nefes alarak onun sürüklediği yere doğru giderlerken sessizliğe gömüldü. Konuşması bir işe yaramayacaktı anlaşılmıştı. Bulundukları kısma göre daha loş bir yere geldiklerinde etrafa bakınmaya fırsatı olmadan kendini koltuğun üzerinde buldu. Leon’un yanına oturmasıyla kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atarken bunun heyecandan mı yoksa korkudan mı olduğuna karar verememişti. Gelen garsona oda kendi içki siparişini verdikten sonra leon’a dönerek ''Yalnız mısın sorusundan kastın eğer demon ailesini korumakla görevli korumacıkların nerede olduğuysa şey sanırım beni arıyorlardır kısaca onları atlattım diyebiliriz'' dedi. Leon’un bakışlarına karşılık omuz silkerek ''Her gittiğim yerde yanımda bostan korkuluğu gibi dikilen korumalarla eğlenemiyorum hem dikkat çekiyor ve ben bu soyadı saçmalığına olan ilgiden yeterince sıkıldım'' dedi. Etrafı incelerken ''Eğer bara kimle geldiğimi soruyorsan da yalnızım'' dedikten sonra leon’a dönerek ''Bu bara daha öncede gelmiştim ama böyle bir yeri olduğunu bilmiyordum'' diye itiraf etti. Garson gelip içkilerini bırakıp gittikten sonra yanlarına gelen genç ve yakışıklı adamı bir süre inceledikten sonra gözleri adamın elindeki çantaya takılı kalmıştı. Hızla yerinden kalkarak ''Çantam…'' dedi. Adam Elise’e gülümseyerek '' Barda unuttunuz… Bende size getiriyim dedim. Bu kadar güzel bir kızın çantasını kaybettiği için üzülmesine izin veremezdim'' demişti. Elise gülümseyerek çantasını almak için adama ilerledi. Adamın tam önünde durarak ''Gerçekten çok teşekkür ederim. Çantamı bana getirdiğiniz için size minnettarım'' diyerek çantasını almak için elini uzattığında adamın ''Bu arada ben Richard sizin adınız nedir?'' demesiyle içinden adamın boğazını sıkmak gelse de sahte bir şekilde gülümseyerek ''Elise ismim elise şimdi çantamı alabilir miyim acaba?'' dedi. Belli etmek istemese de yüzündeki gülümsemenin sahteliği ve elise’in yılışık tiplerden hoşlanmadığı oldukça açık bir şekilde anlaşılıyordu. Adamın sonunda leon’u fark ederek ''Bu kim?'' diye sormasıyla çileden çıktığını hissetti. Adama cevap vermek için ağzını açmıştı ki leon’un olaya dahil olmasıyla sessiz kalmayı tercih etti.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Çarş. Ocak 30 2013, 12:59

Buraya gelirken onunla karşılaşmayı hiç düşünmemişti. Zaten tüm gece uyurken sihirbazı ile yeterince uğraşmıştı. Bir de kanlı canlı karşısında olmasına hiçte ihtiyacı yoktu. Üstelik bu gecelik planı bile hazırdı. Yolda gördüğü fıstık ile harika bir gece düşünüyordu. Onunla ilk önce güzel bir içki içecekti ve gecenin ilerleyen saatleri kızın evinde ya da bir otel odasında tamamlanacaktı. Bir şey daha vardı ki bu gece götürmeyi planladığı tek kız yanında ki kız olmayacaktı. Başka kızlar da olacaktı elbette bardan ya da başka yerden önemi yoktu. Peri ya da insan umursamadan yeni bedenlerin tadına bakmak istiyordu. Tabi tüm istedikleri lanet olasıca bir neden yüzünden yok olmuştu. Sihirbazının varlığı tüm dengesini altüst etmeyi başarmıştı, yine. Aslında tam olarak neden rahatsızlık duyduğunu bile bilmiyordu. Onun burada olma varlığımı onu rahatsız ediyordu yoksa buranın nasıl bir yer olduğunu bildiğinden onun başka biriyle olma ihtimali miydi onu rahatsız eden şey. Gerçi başka birinin varlığını da tam olarak taktığı söylenemezdi. Bir kaç numaradan sonra Elise'in yanında her kim varsa eğer biraz daha fazla yaşamak istiyorsa toz olması gerektiğini anlardı. Elbette yanındaki kişi bir beyinsizse o zaman hareketlerini biraz daha gaddarca uygulayarak o kişiyi hastanelik ederek bir ambulans eşliğinde de bardan ayrılmasını sağlardı. Evet, işte bunu kesinlikle yapardı. Elise'in varlığı yanındaki kızı tamamen ona unutturmuştu. Kızı, Elise’i gördüğü ilk saniyede unutmuş olsa da çenesi kendini hatırlatmayı başarmıştı. Konuşma ise Leon’un istediği gibi sonuçlanarak sihirbazı ile baş başa kalmalarına dek sürmüştü. Baş başa kaldıklarında ise onu kolundan sürüklercesine yanında götürdü. Sözlerine öfkeli bakışlarla karşılık vererek konuştu.

"Evet, yürüdüğünü biliyorum sadece yine bir sakarlık edipte düşme diye seni tutuyorum Elise sus ve yürü"

Onu çok bildiği bu bölüme getirirken aklın da ne vardı. Kendisi bile şu an bunu çok merak ediyordu. Bu yeri kızları götürmeden önceki bir safha olarak kullanır ve orada biraz tatlarına baktıktan sonra hoşuna giderlerse yataklarına girerdi. Şu an da ise durum biraz daha farklıydı. Hoş ortada bir gerçek vardı. Elise'i, sihirbazını kimseyi istemediği kadar çok arzuluyordu, öyle ki kızı rüyasında bile neredeyse... Kafasını toparlamak için bir kaç saniye derin nefesler aldıktan sonra içkiye ihtiyacı olduğunu düşünerek kendine bir içki söyledi ve elbette rahatsız edilmek istemediğini ekleyerek. Şu an odaklandığı tek kişiye bakarak o çok merak ettiği soruyu sordu. Kızın bir dizi açıklamasından sonra sonunda istediği cevabı almıştı hatta biraz daha fazlasını. Bu yeri bilmemesinin onu neden mutlu ettiğini bir kenara bıraktı ve konuşmaya başladı.

"Yalnız olman çok hoş Elise peki bu lanet yerde tek başına ne halt ediyorsun. Gerçi artık yalnız değilsin perin olarak yanında olacağım ve bu yeri görmemen gerçekten memnun edici bir durum. Ayrıca..."

Konuşmasına devam edecekken ortama giren yeni bir erkeğin varlığı bir anda öfkeden delirmesine neden oldu ve hareketleri. Tepkisiz konuşmalarını dinleyerek ne kadar süre öylece kaldığını bilmiyordu ama adamın ona bakarak kim olduğunu sorması ile ayağa kalkması bir oldu. Bir hışımla yanına giderek yakasına yapıştı.

"Adım Leon ama sen kısaca celladım ya da Azrail’im diyebilirsin. Şimdi toz olur musun yoksa cehennemin dibine tek gidişli bilet vermemi mi tercih edersin?"

Bakışlarından sonra adam bir yaratık görmüş gibi yanından uzaklaştı. Gözlerinde ki korku ise gerçekten onu tatmin etmeyi başarmıştı. Adamın arkasından sihirbazının yanına oturarak Elise'i kendine çekti ve gözlerinin içine baktı. Odaklandığı ilk şey dudakları olmuştu ve içinde bastıramadığı saf öfkeyi yok etmek için onları kullanabilirdi. Yapıp yapmamak için bir saniye bile düşünmeden kızı kendine çekti. Elise'in tatlı dudaklarını sahiplenircesine öpmeye başladı. Elleri kızın bedeninde gezmeye çoktan başlamıştı. Nefessiz kalana dek onu öptükten sonra bıraktı ve içki bardağını bir dikişte içerek ukala bir tavır sergiledi.

"İşte bu iyi geldi."

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Çarş. Ocak 30 2013, 22:53

Elise leon’un cevabına sinirden köpürmüştü. Demek onu sakar olarak görüyordu öyle mi? Demek perisi onun düz yolda bile yürümeyi beceremeyeceğini düşündüğü için sürüklüyordu onu ah pardon sürüklemiyordu sadece yeni bir sakarlık yapıp düşmemesi için onu tutuyordu. Sözlerine karşılık vermek için ağzını açmıştı ki gözlerinde gördüğü öfkeyle susmayı tercih etti. İçinden bildiği tüm küfürleri kendine sıralarken onları sürekli ilginç şekillerde karşılaştıran sevgili kaderlerine de iyi dileklerini sunmayı unutmuyordu tabi ki… Neden ona çarpmak zorundaydı ki? Daha normal bir şekilde karşılaşsalar olmaz mıydı? Durup dururken leon’un gözünde aslında sakar olmasa da sakar konumuna düşmüştü ve bu elise’i delirtiyordu. Gözlerinde gördüğü öfkeden korktuğu için leon’a laf yetiştirememekse onu ayrıca sinir ediyordu. Perisinin sorduğu soruya cevap verirken hala sinirli olsa da bunu sesine yansıtmadı. Leon’un onu azarlar nitelikteki konuşması ise sabrına son noktayı koymuştu. Bu lanet yerde tek başına ne halt ediyordu? Sevgili perisi ne kadar da kibardı. Barda karşılaştıklarından beri leon’un öfkeli ve kaba hali içindeki tüm korkuya rağmen tüm sabrını tüketmişti ki elise’in çokta sabırlı olduğu söylenemezdi. Neye bu kadar öfkelendiğini bilmiyordu ama eğer o kız yüzünden böyle davranıyorsa planlarını iptal eden kişinin kendisi olduğunu biri ona hemen hatırlatmalıydı. Leon’un ona o kız yüzünden sinirli olma ihtimali onu iyice çileden çıkarttı. Ayrıca burayı görmemesi neden memnun ediciydi? Elise böyle güzel bir yeri daha önce fark etmediği için hayıflanırken o niye bu kadar sevinmişti? Tam leon’a dönmüş içindeki tüm korkuya rağmen çenesini açıp ne olacağını umursamadan tüm içini dökmek üzereydi ki yanlarına geldiğini fark ettiği adam buna engel oldu. Adamı baştan aşağı süzerken elindeki çantayı fark etmesiyle tüm dikkatini ona verdi. En sevdiği çantasını ona getiren kişiye teşekkür ve minnetlerini sunarken onun yılışık olduğunu anlamasıyla kendini sakin kalmaya zorladı. Hayır leon’a olan sinirini bu yılışıktan çıkarmayacaktı.

Richard denen bu adam zaten bozuk olan sinirlerini iyice bozsa da asıl sinirli olduğu kişi o değildi üstelik çanta yüzünden de ona minnettardı. Bu yüzden elinden geldiğince ona hiçbir şey belli etmeyerek yüzündeki gülümsemeyi sahtede olsa korumaya çalıştı. İşin içine leon’un girmesiyle adamın elindeki çantayı alıp sakin kalmaya çalışarak az önce kalktığı koltuğa doğru gidip yeniden oturdu. Leon’nun da yanına oturmasıyla ona dönerek az önce söyleyemediklerini söylemek için derin bir nefes aldı fakat leon’nun onu kendine çekmesiyle aldığı nefesi veremeden öylece kaldı. Çok fazla yakınlaşmışlardı. Gözleri leon’un gözlerinde ona bu kadar yakınken nefesini tutuğunun bile farkında değildi. Az önce ona söylemek istediği her şey aklından uçup giderken hala anlamlandıramadığı duygularının onu ele geçirmesine çaresizce izin verdi. Dudaklarında onun muhteşem bir tadı olan dudaklarını hissetmesiyle gözleri yavaşça anında kapandı. Çok kısa bir süre karşılık vermese de o tatlı öpücüğe daha fazla karşı koyamayarak elise’de onu öpmeye başladı. Kalbi yine olduğundan daha hızlı atarken elleri de leon’un boynuna çoktan dolanmıştı.

Leon geri çekildiğinde elise öpüşmenin etkisiyle nefes nefeseydi. Nefessiz kaldığı sürelerin acısını çıkarırcasına derin nefesler aldı. Lanet olsun yine ona karşı koyamamıştı. Yine o tatlı öpücüğüne karşılık vermişti üstelik bu sefer gardı ilk öpüştükleri zamandan daha kısa sürede düşmüştü. Aklı ve duyguları karmakarışık bedenine nasıl olurda söz geçiremediğini düşünürken aralarındaki çekimin oldukça güçlü olduğunu kabul etti. Leon’nun söyledikleri ve ukala tavrı karşısındaysa az önce öpüşmenin etkisiyle kaybolan öfkesi yakınlaşmanın etkisiyle uçup giden kelimelerle beraber geri gelmişti. Gözlerini leon’un gözlerine dikip kaşlarını çatarak sinirle '' İyi! Umarım bana mantıklı ve sakin cevaplar verecek kadar kendine gelebilmişsindir. Sadece ama sadece bil diye söylüyorum ben sakar değilim yani yürürken düşmemem için beni kolumdan tutmana gerek yok 19 yıldır ayaklarımın üzerinde gayet başarılı bir şekilde durarak tek başıma yürüdüm. 20 inci yılımda da yürüyebilirim bu bir'' diyerek derin bir nefes aldı ardından'' ''İkincisi bu lanet yer dediğin yer bir bar ve sen ne için geliyorsun bilmiyorum şahsen bilmekte istemiyorum. Ama genel olarak insanlar buraya bir şeyler içip eğlenmeye gelirler ki benimde buraya gelirken tek amacım bir şeyler içip dans ederek eğlenmekti bu yüzden beni azarlayamazsın üçüncüsü karşılaştığımızdan beri neden bu kadar öfkelisin bilmiyorum ama eğer öfken o kız yüzündense onu gönderen sendin! Planlarını ben bozmadım bu yüzden öfkeni benden çıkaramazsın! Dördüncü ve son olarak merak ediyorum her zaman böyle öfkeli ve kaba mısın yoksa bugüne özel bir şey mi bu?'' diye sordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Cuma Şub. 01 2013, 22:24

Adama duyduğu öfke onu korkutup kaçırmasına rağmen hala geçmiş değildi. Her halde adamın hala buradan ayrılırken iki ayağının üzerinde olmuş olmasıydı onu rahatsız eden şey. İçindeki öfke o kadar büyümüş ve kontrol edilemez bir safhaya gelmişti ki şu an da birilerinin kafasını kolaylıkla gövdelerinden ayırabilirdi. Tüm bu öfkenin içinde ise birden gözleri sihirbazına odaklandı. Ona bakarken öfkesi hala gözle görülür bir şekilde kendini gösteriyordu. Ama yine de şu an içindeki başka bir şeyin uyanmasını sağlamıştı sihirbazına bakmak. Onun o tatlı dudakları da şu an kendini sakinleştirmek için güzel bir sebep olur gibi gelmişti ona. Sırf bu nedenle kızı belinden kavrayarak kendine doğru çekti. Dudakları onun dudaklarını esir aldığında ise tüm duyuları bir anda yön değiştirerek öfkesi kendini tutkuya teslim etti. İçindeki duygunun fazlalığı ile kızı kendine daha fazla bastırırken elleri teninde gezinmeye başladı. Sahilden bu yana dokunduğu her bir noktaya zihnine kazımıştı. Şimdi ise sanki dokunduğu kişinin aynı kişi olduğunu anlamak ister gibi keşfederek onun bedenine dokunuyordu. Kız başta karşı çıksa da içindeki tutkuya yenik düşmesi gecikmedi. Üstelik onu altına aldığı andan bile daha kısa sürmüştü bu durum. Elbette buda kendini beğenmiş tavırlarının tavam yapmasını sağlamıştı. Ama her şeye rağmen kendini geri çekmek için hiç bir atakta bulunmadı. Onu öperken nefesini kesilmişti bunu biliyordu. Bir hava perisi olarak havaya ihtiyacı vardı ama şu an kızın bedenine olan ihtiyacı tüm ihtiyaçlarını göz ardı etmesine neden oluyordu. Uzun süre bu şehvetli öpücüğü sürdürdükten sonra kızı öpmeyi bırakarak derin nefesler almaya başladı. Kızında durumu kendinden pek farklı değildi. Kızarmış ve hafif şişmiş dudakları, tutkulu bakışları... Bunların nedeninin kendisi olduğunu bilmek üzerinde ukala bir tavır oluştururken boğazının kuruluğuna daha fazla dayanamayarak önündeki bardağı kafasına dikti. İçkinin boğazını ıslatması tazelik hissi verirken dudaklarından memnun olduğu kelimeleri firar etti. sözlerinin ardından sihirbazının öfkeli bakışlarına maruz kaldı. Görünen o ki kendinden memnun perisi sihirbazını rahatsız etmişti. Kız konuşmaya başladığında onu dinlemeye başladı. Aslında daha çok gözleri dudaklarına kenetlenmişti. Ona bakarken dudaklarını yaladı, dudaklarının tadını hala hissedebiliyordu. Şu an bile bir şekilde onun dudaklarına sahip olmak istiyordu hatta daha fazlasına ama kendini yine tutuyordu. Şu an kendini tutmasının nedeni ne aura ne de kızın karşı koyma ihtimaliydi. Gerçi zaten kız ona pekte karşı bile koymuyordu. Durmasının tek nedeni kendini yeterince gevşemişken sihirbazının da rahatlamasını istiyordu. O da rahatladığında o tatlı dudakların tadını daha fazla çıkarabilirdi. Bardağına yeni bir içki doldurup yudumlarken sihirbazı hala konuşmasına devam ediyordu. Neredeyse hiç nefes almadan bir an için onun adına endişelendi ama sonunda susması ile elindeki içkiyi masaya bırakarak Elise'i tekrar kendine çekip dudaklarına kısa ama tutkulu bir öpücük kondurdu.

"Madem uzun konuşman bitti sana bir kaç cevap vereyim Elise. Senin sakar olduğunu düşündüğüm için seni sürüklemedim. Seni sürükledim çünkü sana dokunmaktan hoşlanıyorum. İkincisi bu lanet bardakileri yeterince tanıyorum sen eğlenmek için gelmiş olsan bile diğerleri seninle eğlenmek için burada. Üçüncüsü kız için sana kızdığım falan yok onu gönderen bendim. Seni gördükten sonra o kızı görmek istemedim ve son olarak kaba olabilirim ama bundan hoşlanmadığını söylemezsin Elise."

Konuşması bittiğinde Elise tekrar konuşmaya başlamasın diye ellerini kızın dudaklarında gezdirdi. Bu kıza dokunmak neden içinde garip duygulara neden oluyordu. Neden kendini kontrol edemiyordu. İstemiyor olsa da sürekli onu düşünüyor ve ona dokunmak için çıldırıyordu. Bu olanlar hiç normal değildi. Üstelik giderek bu öpüşmelerini ve dokunuşların kızında hoşuna gittiğinin farkındaydı. Elise onca öfkeli konuşmanın içinde bir kez bir onu neden öptüğünü sorgulamamıştı. İşte o an kafasına yerleşen düşüncelere engel olamadı. Gerçi artık engel olmayı bile bir kenara bırakacaktı. Elise, sihirbazı bu gece ve her zaman onun olacaktı. Bu düşüncenin rahatsızlığını eline aldığı içki şişesini kafasına dikerek geçirmeye çalıştı. Bir elinin tersi ile dudaklarındaki ıslaklığı sildi ve Elise'in gözlerinin içine bakmaya başladı.

"Elise asıl seni rahatsız eden konuyu atlamadın mı? Seni gördüğüm ilk andan beri sürekli dudaklarını sahipleniyor ve onalrın tadını çıkarıyordum. İtiraf etmeliyim ki bu durum giderek daha da alışkanlık kazanmaya başlıyor. Şu an bile onalrın tadına bakmak için deli oluyorum Elise ve artık kendimi tutmakta istemiyorum sanırım beni anlıyorsun"

Konuşması bittiğinde elini kızın yanağında gezdirdi bir süre yumuşak teni onu deli ediyordu. Yeniden dudaklarını öpmeye başladığında bu kez oldukça yavaş davrandı. Evet tutkusu hala içinde bir yerlerdeydi ama şu an tek istediği o dudakların tadına yavaşça bakmaktı. Elleri kızın bedeninde gezmeye başladığında dokunuşları yavaş ve baştan çıkarıcıydı. Kızın yakasında duran eli arsızca elbisenin yakasını aşağılara indirdi ve kızın göğüslerinden birini kavradı. Elise'in ani inleyişi içindeki erkeği uyandırmaya yetmişti. Bu gece şu an tek bir planı vardı o da Elise'e sahip olacaktı.



_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Paz Şub. 03 2013, 21:05

Elise şuan öfkeden çıldırma noktasına gelmişti. Leon’un öfkeli gözlerinden korkmuştu kabul ediyordu. Sırf bu yüzden sessiz kalmayı bile denemişti ama lanet çenesi yine durmamıştı. Lafını esirgeyen biri olmamıştı hiç içindekileri sözlere dökmeye alışkın biriydi. Sonucunu düşünmezdi. O kız leon’un öfkeli gözlerinden korkup kaçmış olabilirdi fakat eğer sevgili perisi o öfkeli bakışlarla onu da susturabileceğini sanıyorsa kesinlikle yanılıyordu. Elise asla diğer kızlar gibi olmamıştı olmaya da niyeti yoktu. Seksi görüntüsünün yanında bazen baştan çıkarıcı bir güzellik bazen 20 yaşında bir çocuk olabiliyordu. Uçarıydı. Ne zaman ne yapabileceği belli olmazdı. Bir nevi süprizlerle doluydu ve kesinlikle eğlenceli biriydi. Bunun yanı sıra öfkelendiğinde gayette acımasız olabiliyordu. Korkuları vardı biliyordu. Her insanın olduğu gibi onunda zayıflıkları vardı. Fakat hiçbir zaman bir korkak olmamıştı. Sevgili perisi şimdi şuan burada onun üzerinde bu öfkeli ve kaba hareketleriyle bir hakimiyet oluşturup elise’i süt dökmüş kedi kıvamına getirebileceğini düşünüyorsa kesinlikle fazlasıyla yanılıyordu. Kaşlarını çatmış burnundan soluyan bir şekilde leon’un cevaplarını beklerken bir anda onun tekrar kendine çekip dudaklarına kapanmasıyla elise şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırdı. Bir cevap bekliyordu tutup onu öpmesini değil leon’un bu ani öpücüğü karşısında öfkesi ve tutkusu birbirleriyle savaşırken bu oldukça baştan çıkaran öpücüğe zorda olsa tepkisiz kaldı. Onu sakar olarak görmesi yeterince sinirlerini bozmuştu tabi birde çocuk gibi azarlaması vardı. Kısa ama tutkulu olan öpücük onu sersemletse de çok geçmeden öfkesi yine kendini göstermişti. Kesinlikle ama kesinlikle bir cevap istiyordu. Hatta cevaplar leon bu şekilde açıklamadan kaçamazdı hayır buna izin vermeyecekti. İçindeki garip duyguları büyük bir uğraşla görmezden gelerek yine konuya odaklandı. Bu oldukça zor olmuştu ama başarmıştı. Öfkeyle ''Bir cevap istiyorum leon öpmeni değil!'' dedi. Önündeki içki bardağını bir dikişte bitirip tekrar perisine döndü. Söylediklerinin bir kısmı doğruydu aslında şuan onu öpmesini değil sorularına cevap vermesini istiyordu bunun yanında genel anlamda artık aralarındaki bu öpüşmeler onu çok fazla rahatsız etmiyor ve zevk veriyordu. Leon’un onu öpmesini istiyordu evet ama cevaplarda istiyordu. Hatta şuan tek ihtiyacı olan şey cevaplardı. Kafası ve duyguları bu kadar allak bullakken birinin ona tüm bu garipliklerin nedenini anlatmasını istiyordu. Diğer yandan onun bu kaba ve öfkeli hallerinin nedenini de öğrenmek istiyordu. Leon’un ilk sözleriyle şaşkınlıkla ''Ne?'' diye sordu.

Gerçekten onun bir sakar olduğunu düşünmüyor muydu yani peki söyledikleri ona dokunmaktan hoşlanıyordu. Bu ne anlama geliyordu? Bu cümle onu afallatmıştı. Diğer cümlesini duyana kadar şaşkın bir şekilde leon’u anlamaya çalışır bir şekilde baktı. Barla ilgili söylediklerini duyduğundaysa yine öfkelenmişti. Sözünü keserek ''Ben çocuk değilim leon sarhoş olmadığım sürece kendimi koruyabilirim. Unuttun mu ben bir sihirbazım'' dedi sinirle perisi gerçekten onu çileden çıkartmayı başarıyordu. O kızı göndermeyle ilgili söyledikleri onu mutlu etmişti. Neden mutlu olduğunu anlamaya çalışsa da başaramayacağını gördüğünde bunu bir kenara bıraktı. Konuşmaya başlayacağı sırada leon’un parmaklarını dudaklarında hissetmesiyle konuşamadı. Garip duygular hiç istemese de onu ele geçirirken leon’un çekimine kapılmamak için uğraşıyordu. Aklından bir türlü çıkmayan kişinin çekimine karşı koymayıysa başarabildiği elbette söylenemezdi. Zar zor kendine söz geçirmeyi başararak leon’un dudaklarındaki elini tutup aşağı indirdi ve gözlerini leon’un gözlerine dikerek ''Ukala olduğunu söyleyen olmuş muydu?'' diye sordu ve içkisiyle ilgilenmeye başladı. Boşalan bardağını doldurduktan sonra bu sefer içkinin tadını çıkarmak istediği için yavaş gidiyordu. İçkisinden bir yudum alıp gözlerini kapadı. Boğazından aşağı yakıp ilerleyen bu içkiyi ve tadını seviyordu.Gülümseyerek ''ımmm bu tadı seviyorum'' dedi. Gözlerini açıp içkisinden bir yudum daha aldı. İzlendiği hissi tüm bedenini ele geçirirken bundan rahatsız olarak kafasını leon’a çevirdi. Leon’un ilk sözlerine karşılık ''Hangi konu?'' diye sordu. Sonrasında duyduğu cümleyle derin bir nefes alarak ''Evet birde o var bence bu konuyu konuşup bir çözüm bulmalıyız'' dedi. Perisinin alışkanlık kazanıyor demesiyle afalladı. Perisinin konuşması bittiğinde elise’in gözleri şaşkınlıkla açılmıştı. Beyninde tehlike çanlarının çalmaya başlamasıyla dehşete düşerek ''Ne? a.ama leon'' diye konuşmaya başlamıştı ki cümlesi dudaklarında leon’un dudaklarını hissetmesiyle yarım kalmıştı. Ona karşılık vermemesi gerektiğini biliyordu. Bu oldukça tatlı, yavaş ve baştan çıkaran öpücüğe kesinlikle tepkisiz kalmalıydı. Bedeninde leon’un yavaş ve baştan çıkarıcı dokunuşlarını hissettiğinde tepkisiz kalmak daha da zorlaşmıştı. Sonunda tüm duvarları tek tek yıkılıp ona karşılık vermeye başladığında kalabalık bir ortamda oldukları gerçeğiyle kendini rahatlatmaya çalışsa da tedirgindi ve oldukça korkuyordu.

Bunun yanında içten içe bundan zevk alıyordu. Leon’un göğüslerinden birini kavramasıyla elinde olmadan onu öperken dudaklarından zevk iniltisi döküldü. Öpüşmeleri daha da derinleşirken beyninde aniden leon’un son sözleri dönmeye başladı. Durumun gittikçe sarpa sardığını fark ettiğindeyse kendini zorda olsa geri çekerek ''Leon bu… aramızdaki bu şey… ikimiz içinde yanlış'' diyerek leon’un göğsündeki elini aşağı indirip elbisesini düzeltirken ''Ayrıca barda olduğumuzu unutma lütfen seni bilmem ama ben bir skandala imza atmak istemiyorum. Tanrım manşetleri görebiliyorum. Demon ailesinin varislerinden asi güzel elise demon bir barda öpüşürken görüntülendi. Kesinlikle böyle bir skandal istemiyorum.'' Dedi. Bu sırada tanıdık bir sesin ismini söylediğini duyunca kafasını o yöne çevirdi. Karşısındaki siyah saçlı, mavi gözlü, uzun boylu yakışıklı çocuğu bir süre süzdü. Bu çocuğu nerden tanıyordu? Çocuk onu hatırlamadığını anlamış olacak ki ''Beni unutmuş olamazsın tatlı cadım ya da sakar prensesim mi demeliyim'' demişti. Elise bu söz üzerine sinirle ''Hey ben sakar de...'' demişti ki çocuğu hatırlayarak sevinçle ''William'' diyerek ona sarıldı. En yakın arkadaşını özlemiş olmanın yanı sıra ona sarılmasının nedeni aklını leon’dan ,tatlı öpüşlerinden, baştan çıkaran dokunuşlarından ve aralarındaki çekimi düşünmekten uzaklaştırarak yeni bir konuya odaklaya uğraşmasıydı. William’ın da ona sarılmasıyla gülümseyerek geri çekilip ''Uzun zaman oldu görüşmeyeli nerelerdeydin? Neler yapıyorsun? Tanrım seni çok özledim. Ayrıca en yakın arkadaşına bir veda bile etmeden gitmenin hesabını sana ayrıca soracağım.'' Diyerek etrafa bakındı sonra gözlerini kısarak ''Benim çapkın prensim geceye yanında bir kız olmadan mı devam ediyor? Gerçekten mi?'' diye sordu. William’ın onu yanağından öperek ''insanlar değişir ama sen hiç değişmemişsin'' diyerek gülümsemesiyle kıkırdayarak ''Aynı şeyi senin için söyleyemeyeceğim görmeyeli yaşlanmışsın'' dedi. William’ı kızdırdığını biliyordu fakat aklını şuan meşgul etmesini umduğu tek şey buydu. William’ın öfkeli bakışlarına gülerek ''Tamam tamam şakaydı. Leon bu benim en yakın arkadaşım William. William bu da leon'' diyerek onları tanıştırdıktan sonra william’a dönerek ''Neden bize katılmıyorsun William? Konuşacak çok şeyimiz var'' dedi. William’ın ''Sizi rahatsız etmek istemem'' demesiyle hemen lafa atılarak ''Rahatsız olmayız değil mi leon?'' diye sormuş ama ona cevap hakkı bile tanımadan ''Hadi otur ve kendine bir içki söyle bende makyajımı tazeleyip geliyorum'' diyerek yanlarından ayrıldı. Kendini kadınlar tuvaletine atarak sakinleşip aklındaki yanlış düşünceleri biraz dizginlemeyi başardığında leon’un yanına döndü. Fakat William görünürde yoktu. Etrafa göz gezdirdikten sonra leon’a dönerek ''Leon William nerde?'' diye sordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: İçki başa bela   Ptsi Şub. 04 2013, 00:43

Sihirbazına söylediklerinde gayet ciddiydi. Artık kendini tutmakla uğraşmak istemiyordu. Kendini bir kıza bu şekilde ilk kez kaptırmıyordu. Gerçi Elise dışında sadece tek bir örnek vardı. Ama yine de Elise bir şekilde Rose dan daha ve daha derin bir şekilde onu etkiliyordu. Sihirbazı olduğunu düşünerek ondan uzak durmak istemişti. Şimdi ise bundan vazgeçmişti. Zaten sürekli bir şekilde o tadına doyamadığı dudakların tadına bakıyordu. İçten içeyse daha fazlasını arzuluyordu. Bu yüzden konuşması biter bitmez Elise'i yine sahiplenircesine öpmeye başlamıştı. Geçen her saniye öpüşmek o kadar hafif kalmıştı ki içindeki tutkuyu besleyecek daha fazla şeye ihtiyacını olduğu için elleri onun bedeninde gezmeye başladı. Kızı kıyafeti üzerinde okşarken çıplak tenine dokunma ihtiyacı ile kızın yakasını aşağı çekerek dolgun göğüslerini okşamaya başladı. Tutkulu öpüşmeleri sürerken Elise'in iniltisi içindeki ateşi daha da harladı. Kızın göğüsü kavrayan eli yavaşça göğüs ucu ile oynarken diğer eli kalçalarını kavramıştı. Kendini öylesine kaybetmişti ki şu an nerede olduklarının hiç bir önemi yoktu onun için. Tek istediği şey olan Elise'i kendine ait kılmak için tamamen kendini içindeki tutkuya teslim etmişti. Elise'in ona karşılık vermemesi ise istediğine kavuşmak için hiçte zorlanmayacağını gösteriyordu. Elise'in deli gibi atan kalbi onu daha fazla istemesine neden oluyordu. Onun korktuğunu hissediyor ama kendini bir türlü geri çekmeyi başaramıyordu, üstelik korkusu olsa bile aldığı zevk Elise'i tutku ile kendisine bağlıyordu. O şekilde sihirbazını sevmeye ne kadar süre devam ettiği bilmiyordu. Ama birden katlanan tutku nedeni ile Elise'i altına almayı denedi. Ama kızın ani duruşu ve geri çekilmesi her şeyi mahvetmişti. Onun üstüne giderek zorla dudaklarına yapışabilirdi. Umurunda bile olmada... Ama derin bir nefes aldığında bulunduğu yerin sanki yeni farkına varmış gibi etrafa baktığında kendini durdurdu. Kız kendini toparlarken konuşmaya başlamıştı. Onu dinledikten sonra tutkulu bakışlarla ona bakmaya başladı. Erkeklik hormonları tavan yapmış bir şekilde aç bir kurt gibi kıza bakıyordu.

"Bar konusunda haklısın Elise ama aramızdaki bu şeyin yanlış olduğu konusunda sana hiç katılmıyorum. Şimdiye dek gayet iyi gidiyoruz. Ayrıca sorun sadece bar ve seni skandal yapacak gazetecilerse buradan hemen gideriz"

Konuşması bittiğinde ortama dahil olan yeni biri ve Elise' söyledikleri tutkulu bakışlarını hızlı bir şekilde değiştirdi. Bakışlarındaki saf öfke sahiplendiği dişisine göz koyan bir aslan kadar tehlikeliydi. Yumruğunu sıkarak bir süre diyaloglara ulak misafirliği yaptı. İçten içe de düşünmeye başladı. Bu yeni elemanın ortama dahil olması Elise'i alıp bu bardan hemen gitmesi konusunda onu daha fazla teşvik etmişti. Ne olursa olsun istediğini almak için buradan Elise ile birlikte çıkmalıydı. Arkadaş olduklarını öğrendiğinde öfkesini biraz daha yok etmeyi bıraktı. Evet hala öfkeliydi ama bu öfkesinin yeni gelen kişi ile hiç bir alakası yoktu. Konu Elise'di ona bir an önce sahip olmalıydı. İçindeki tutkuyu yok etmenin başka hiç bir yolu yoktu. Elise arkadaşını asaya davet ettiğinde ona ukala bir bakış attı ve ardından sihirbazının itmesi ile masa da çocukla birlikte kalmıştı. Ondan kurtulmanın yolu kolaydı aslında tek bir büyü her şeyi halledebilirdi ya da onu dövdükten sonrada sepetleyebilirdi. Yinede çocuğun Elise'e sadece normal bir arkadaş gibi baktığını hissettiğinden kendini sakin tutarak bir büyü mırıldandı. Çocuk gitmişti ve Elise'e üzgün olduğumu ilet tarzındaki kısa konuşmasının hemen ardından. Çocuk gittikten sonra ise sihirbazı ortaya çıktı. Ona sorduğu ilk soru beklediği şeydi. Ayağa kalkarak sihirbazını kendine çekti ve boynuna küçük öpücükler kondurduktan sonra konuşmaya başladı.

"Arkadaşın acil bir işi çıktığını ve sana üzgün olduğunu iletlememi istedi. Hem zaten artık biz de barda kalmıyoruz. Sen benden cevap beklemeden birini masaya davet edebiliyorsan bende saha sorduğum sorunun cevabını beklemeden sana istediğimi yaparım bu sayede ödeşiriz. Sonuç olarak burada gidiyoruz Elise"

Elise'i kendinden uzaklaştırmadan dudaklarına kısa bir öpücük kondurdu. Hesabı ödedikten sonra elini sıkıca tuttuğu sihirbazı ile bardan ayrıldı. Gidecekleri tek bir yer vardı. Şimdiye kadar hiç bir kızı götürmediği malikanesi..


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İçki başa bela   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İçki başa bela
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Maledixit Bar-
Buraya geçin: