AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Zincirlenemez Tutku

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Zincirlenemez Tutku   Ptsi Şub. 04 2013, 20:35

Kıza söz hakkı bile tanımadan elinden sıkıca tutarak onunla birlikte yürümesini sağlamıştı. Artık sabrının son sınırlarındaydı. Herkesin içinde bu işi yapamayacağı için Elise ile birlikte bir an önce oradan ayrılmalıydı. Gerçi Elise ile tek olsalar ve o kişi gelmese kendini biraz daha tutabilirdi. Ama artık ne tutmak ne de bu barda kalmak istiyordu. Bardan çıktıklarında kızı arabasına bindirdi. Zayıf bedeni onu istediği şekilde yanında sürüklemesini kolaylaştırıyordu. Elise'i arabaya bindirdikten sonra kapıyı kapatarak şoför koltuğuna yerleşti. Kız yanında sürüklenirken konuşmamıştı bile ama eve giderken mutlaka bir kaç laf edecekti. Ama eğer gerçekten bir skandala neden olmak istemiyorsa oradan ayrılmaları en doğru olan şeydi. Gaza yüklenirken bir yandan da düşünüyordu. Hayatında ilk kez malikaneye bir kız götürüyordu, aslında oraya ilk kez birini götürüyordu demek daha doğru olurdu. Rose bile malikanesini bilmiyordu. Burası berbat aile anılarıyla dolu olan yerdi. Ama artık ailesine değil kendine aitti. Babasının ona söylediği saçmalıklardan sonra değerli yerini elinden almaktan oldukça zevk almıştı. Ailesinin hiç bir ferdinin buraya girme izni yoktu. Aslına bakılırsa onun dışında bu koca malikaneye giriş izni olan hiç kimse yoktu. Büyüleri yüzünden evin toplanma gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyordu. Onun dışında dışarıdan bakıldığında görünen ürkütücü hava hoşuna gittiği içinse pekte mükemmel bir malikane yapmaya niyeti olmamıştı. Evlerinin arkalarında bulunan orman ise durumu daha da güzel kılıyordu. Çünkü özellikle geceleri korkutucu oluyordu. Üstelik ortalıkta kimselerin görünmemesi ise lanetli bir yer olabilir düşüncesini akıllara getiriyordu. Elbette geceleri evde olmamasının tek nedeni ateşli bedenlerdi. Şimdi ise belki de ilk kez bu saatte eve geliyordu hemde yanında biri ile. Düşüncelere dalmışken eve varmışlardı. Arabasını park ettikten sonra Elise'in elini sıkıca tutarak malikanenin kapısına doğru yürümeye başladı.

"Yaşadığım yere hoşgeldin Elise. Biraz ürkütücü olabilir ama ben burayı böyle seviyorum"

Konuşmasından sonra adımlarını hızlandırarak onunla birlikte malikanenin giriş katına girdiler. Kızın üzerine barda zorla geçirdiği ceketi üzerinden alarak kenara fırlattı. Sonrasında onunla birlikte oturma odasına gittiklerinde Elise'i bırakıp mutfağa ilerledi. Bardak alıp, mini barından içki aldıktan sonra bardaklara doldurdu. Bir bardağı Elise'e uzattıktan sonra göz ucuyla kızı süzdü ve sonrasında bardağı umursamadan şişeyi başına dikti. Elise'in bardağı bitirmesine müsaade etti. Sıkıntılı bir kaç dakikanın ardından kızın elindeki bardağı zorla alarak onu kendine çekerek kucakladı.

"Sana evimi gezdirmeliyim Elise kötü bir ev sahibi olmak istemem"

Sözlerini ardından hızlı bir şekilde üst kata çıktı. Malikanenin en sevdiği odası üçüncü kattaydı ve zaten sırf bu nedenle orayı yatak odası olarak kullanıyordu. Çıkarken içinden bit büyü mırıldanarak oldukça güzel görünen çift kişilikli bir yatak oluşturdu. Odaya girdiklerinde Elise'i yatağa yavaşça bıraktı.

"İşte burası elise benim en çok sevdiğim oda umarım seninde hoşuna gitmiştir"

Konuşmasının ardından üzerindeki gömleği bir çırpıda çıkararak Elise'e yaklaştı ve yatağa girerek onu altına aldı. Şimdiye kadar çok sabretmişti. Ama artık hiç bir şeyin önemi yoktu. Birlikte yalnız oldukları bu yerde Elise tamamen ona ait olacaktı. Onu bileklerinden tutarak yatağa sabitledi ve dudaklarını tutkulu bir şekilde öpmeye başladı. Kısa bir süre sonra kızın bileklerini tutan elleri vücudunda dolaşmaya başladı. Bedenini ona bastırırken erkekliği sanki dışarı çıkmak istiyor gibi zonklamaya başlamıştı. Onu istiyordu hemde delice. Biliyordu bu çılgınlıktı ama şu an istediği tek şey Elise'di. Nefesi kesilene dek onu öpmeyi sürdürdü. Sonrasında hareketleri yavaşlayarak Elise'in gözlerinin içine bakarken yanaklarını okşadı.

"Elise hala bunun yanlış olduğunu düşünüyor musun? Seni gördüğüm ilk andan beri bana ne yaptığını bilmiyorum ama seni delice istiyorum ve inan bana buraya getirdiğim ilk kız sensin hatta buraya getirdiğim ilk kişi sensin. Seni istiyorum Elise"

Konuşmasının ardından kızı tekrar öpmeye başladı. İlk deneyimi olduğunu bildiğinden kendini elinden geldiğince yavaş olması konusunda uyarıyordu. Zaten bu nedenle onu okşayan elleri yavaş ve sevgi doluydu. Bedeni ise aç bir hayvandan beterdi. Elise'i çiğ çiğ yemek ona arsızca sahip olmak istiyordu.


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Salı Şub. 05 2013, 19:30

Elise arkadaşının nerede olduğunun cevabını beklerken kendini leon’un kolları arasında boynuna öpücükler kondurulurken buldu bir anda bu durum hem tedirgin olmasını sağlamış hem de hoşuna gitmişti. Leon’un hala sorusuna cevap vermediğini hatırladığında onun kolları arasından ayrılmayı denediyse de yapamadı. Sadece huzursuzca kıpırdanabilmişti. Leon’a merakla ''Soruma hala cevap vermedin leon'' diyerek asıl konuyu hatırlattı. Ondan duydukları karşısında şaşkınlıkla bir cümle kurmaya çalışmıştı fakat leon’un öpücüğüyle cümlesi başlamadan bitmişti. Öpüşmenin verdiği sersemlikle onu sürüklemesine hatta üzerine zorla ceket giydirmesine bir şey dememişti fakat arabaya bindikten sonra bardan ayrılırken kendine gelmiş ve şüpheyle leon’u süzdükten sonra ''İkisi aynı şey değil biliyorsun değil mi?'' diye sorduysa da sorusuna cevap alamamıştı. Yolu izlerken ''Nereye gidiyoruz?'' diye sormuştu fakat sevgili perisi onu duymuyor gibiydi. Düşünecek çok fazla şeyi varmış gibi görünüyordu. Derin bir nefes alıp ellerini göğsünün üzerinde birleştirerek oda sessizliğe gömüldü. Ne sorarsa sorsun cevap alamayacağı ortadaydı kendini boş yere yormasının bir anlamı yoktu. Gözlerini camdan dışarı dikip yolu izlemeye koyulmuşken oda düşüncelere daldı. Kafasını kurcalayan çok fazla şey vardı. O öptüğünde vücudunun kontrolünü kaybetmesinin, kalbinin hem korku hem de heyecanla deli gibi çarpmasının, onu aklından bir türlü çıkaramayarak ondan bu kadar çok etkilenmesinin ve ona karşı duyduğu garip duyguların nedenini merak ediyordu. Bir de onun yanında gördüğü o kızdan hiç hoşlanmaması ve leon onu gönderdiği için sevinmesinin nedeni vardı ki işte bu tam bir muammaydı.

Gidecekleri yere geldiklerini anca leon kapısını açıp onu indirmek için elinden tuttuğunda fark etmişti. Bu tensel temas ona garip duygular yaşatırken nerede olduklarını anlamak için etrafına bakındı. Oldukça ürkütücü olan lanetli olduğuna yemin edebileceği bir evle ''Leon lütfen bırak… beni sürüklemenden hoşlanmıyorum kendim yürüyebilirim'' diyerek elini leon’dan kurtarmaya çalıştığı esnada karşı karşıya gelince küçük bir çığlık eşliğinde leon’un elini daha sıkı tutarak ona olabildiğince sokulup boşta kalan eliyle de koluna sarıldı. Korkuyla yutkunarak ''Söyler misin leon neresi burası?'' diye sordu. Leon’un sözlerinden sonra dehşetle ''Bi. Biraz mı? Şaka mı yapıyorsun? Tanrı aşkına leon korku filmlerinden fırlamış bir eve sahipsin ve burası fazlasıyla ürkütücü bence daha normal bir yere taşınmayı kesinlikle düşünmelisin'' diye kekeleyerek ona biraz daha sokuldu. Evin içine girdiklerinde karşılaştığı manzarayla rahat bir nefes alıp leon’u bıraktı. Evin içi dış görüntüsünün tam tersine oldukça modern ve pastel renklerle döşeliydi. Dışı ürkütücü olabilirdi ama içi gayet normal görünüyordu. O etrafı incelemeye koyulmuşken leon yanından ayrılmıştı. Onun gitmesi ve bu koca evde tek başına kalmasıyla kendini kötü hissetti. Bilmediği bir yerde tek başına kalmak istemiyordu. Leon’un içkiyle kısa bir süre sonra geri gelmesiyle gülümsedi. Ona verdiği içkiyi alıp yudumlarken bir yandan da etrafa bakınıyordu. Leon’a dönerek ''Evin güzelmiş tabi dışını saymazsak''dedikten sonra elindeki içki bardağıyla bir süre oynadıktan sonra elindeki bardağı kafasına dikerek bitirdi. Geldiğinden beri ne bir hizmetçi ne de bir aile üyesi görmüştü. Bu da ister istemez burada yalnız oldukları düşüncesini aklına getirerek gerilmesine neden oluyordu. Leon’un elindeki boş bardağı zorla elinden almasına şaşkınlıkla ''Hey...'' diyerek itiraz cümlesi kurmaya hazırlanmıştı ki kendini onun kucağında bulmasıyla tedirginlikle ''Leon ne yaptığını sanıyorsun sen?'' diye sordu. Leon’un cevabıyla ''İyi bir ev sahibi olmaya çalışmanı anlıyorum ama ben kendi ayaklarımın üzerindeyken de bana evi gezdirebilirsin değil mi?'' diye sordu. Leon’un ters bakışlarıyla iç çekerek ''Tamam daha açık ve net bir şekilde söyleyeyim çalışanların ya da aile üyelerinden birinin bizi böyle görmesini ve yanlış anlamasını istemiyorum'' dedi. İçinden ''gerçi evde bizden başka kimse olmadığını düşünmeye başladım artık'' demeyi ihmal etmedi.

Leon’un merdivenleri çıkmaya başlamasıyla kollarını onun boynuna dolayarak sessizliğe gömüldü. 3. Katta bir odaya girdiklerinde etrafına bakınırken çift kişilik yatağı görmesiyle nefesi kesildi. Leon’un onu yatağa yavaşça bırakmasıyla kalp atışları fazlasıyla hızlanmıştı. Etraf çok mu sıcaktı elise’e mi öyle geliyordu. Leon’un söylediklerinden sonra gömleğini çıkarışını sessizce izledi. Olacakları tahmin edebiliyordu ve itiraf etmesi gerekirse bundan hem çok korkuyor hem de onunla birlikte olmayı içten içe istiyordu. Kendini leon’un altında bulmasıyla kızararak ''Şey… gü.güzel bir odan var'' dedi biraz kekeleyerek. Leon’un onu bileklerinden tutup yatağa sabitlemesiyle zaten gereğinden hızlı atan kalbi daha da hızlı atmaya başlamıştı. Dudaklarının üzerinde leon’un dudaklarını hissetmesiyle gözleri anında kapansa da içinde korkusuyla tutkusunun verdiği savaş nedeniyle leon bileklerini bırakıp ellerini vücudunda gezdirmeye başlayana kadar tepkisiz kalmıştı. Sonunda tutkusu korkusundan ağır bastığında elise’de leon’a karşılık vermeye başladı. Perisinin bedenini elise’in bedenine bastırmasıyla dudaklarından öpüşmenin de etkisiyle zevk iniltisi dökülse de davranışları hala ürkekti ve korktuğu her halinden belli oluyordu. Leon geri çekildiğinde nefes nefese kalmıştı. Gözleri sevgili perisinin gözlerinde dediklerini dinledikten sonra ''Ben… Bilmiyorum. Sen bu kadar yakınımdayken doğru düzgün düşünemiyorum garip bir şekilde beni etkiliyorsun'' diye itiraf etti. Dudaklarında tekrar leon’un dudaklarını hissetmesiyle bu kez hiç karşı koymaya çalışmadan direk karşılık verdi. Elleri ürkekçe önce onun boynuna dolandı sonrasında yavaşça leon’un vücudunda gezinmeye başladı. Bu davranışlarına kendi bile şaşırmıştı. Daha önce hiçbir erkekle bu kadar yakınlaşmasa da sanki bedeni ne yapması gerektiğini oldukça iyi biliyor gibiydi. Kendini öpüşmenin zevkine ve leon’un baştan çıkaran dokunuşlarına teslim etmiş olsa da davranışları hala ürkekti ve içten içe korkuyordu fakat tutkusu bu korkuyu göz ardı etmesini sağlıyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Cuma Şub. 08 2013, 12:23

Sonunda istediği beden altındaydı. Onu delicesine öpüyor, okşuyordu. Hareketleri her ne kadar çılgınca olsa da aynı zaman da yavaş ve sevgi doluydu. Elise'i kendisi için hazırlıyor gibi onu öpüp, okşamayı sürdürdü. Ona söylediklerini ise söylemeyi hiç düşünmemişti aslında. Bir kızı kendine ait kılma düşüncesinden nefret ederken yapmaya çalıştığı şey bundan ibaretti. Daha önce altına aldığı bedenlerin o yaşadıkları tek geceden sonra ne yaptıkları umurunda olmamıştı. Ama şimdi Elise ile geçirmeyi planladığı geceden sonra onun başla bir erkekle olma ihtimali bile delirmesine neden oluyordu. Onun enfes tadı ve kokusu sadece kendine aitti. Bu bencillikten başka bir şey değildi biliyordu. Ama daha önce neyi bu kadar çok isteyebildiğini bilmiyordu. Tadına bakarken beynini uyuşturan tatlı kokusunun başka bir erkek tarafından fark edilmesi bile o erkeği hayattan silmesine yeterde artardı. Kelimelerine karşılık ne duyacağını merak ederken inatla onun dudaklarını öpmemeye başladı. Öpücükleri boyunda, yanaklarında hatta vücudunda geziniyordu ama dudaklarını tamamen serbest bırakmıştı. Konuştuğunu anladığından ise onun gözlerinin içine baktı. Acaba şu an ona durmasını söylese durabilirdi, bundan pekte emin değildi. Hiç bir kıza zorla sahip olmamıştı. Ama şu an Elise istemese bile ona sahip olacak aç bir hayvandan farkı yoktu. Kızın itirafından sonra çapkınca bir bakış attı. Dudaklarını sahiplenmeden önce çok kısa konuştu.

"Sen beni etkiliyorsun Elise seni delice arzulamama neden oluyorsun"

Kızı tekrar öpmeye başladığında içinde yaşadığı korkusu hissetti. Ama hareketleri korkusunu göz ardı etmesine neden oluyordu. Çünkü hareketleri tamamen ona teslim olmaya yönelikti ve bu durum oldukça hoşuna gitmişti. Bu çok garip bir şeydi. Daha önce hiç bir kızın kendini bu şekilde ona bıraktığını hatırlamıyordu. Hepsi zevk için onunla birlikte olmuştu. Ama Elise'in teslimiyeti tamamen farklıydı. İçinde duygu yüklüydü. O an korktuğu şeyin başına geldiğini fark etti. Elise'e aşık olmuştu. Onu artık hiç bir şekilde bırakamazdı, bırakmayacaktı da. Öpücükleri daha tutkulu bir hal aldığında bir nebze olsun işleri hızlandırmak için Elise'in elbisesini yukarı kıvırarak kalçalarını kavradı ve onu kendine bastırdı. Bu dokunuş onu çıldırtmış olsa da aynı şekilde Elise'in içinde bir şeylerin yandığını da hissetti. Elleri yavaşça yukarı çıkıyorken elbisenin askılarını aşağı indirdi. Kızın teninin çıplaklığı arttıkça daha fazla kendinden geçiyordu. Elbiseyi beline kadar indirdiğinde daha fazla yeri öpmeye başladı. Göğüslerine çok yakın yerleri ve artık onları görmek istediği için sutyeninden kurtuldu ve göğüslerinden bir tanesini vakit kaybetmeden ağzına aldı. Onu emmeye başladığında kızın kalçalarını okşamaya başlamıştı. Dudakları ve ağzı diğer göğsüne yönelirken boşta kalan göğsünü okşamaya başladı. Kısa süre sonra aşağılara inerek kızın kadınlığını okşamaya başladı. Islaklığı giderek daha fazla delirmesine neden olurken kızın dudaklarını tekrar öpmeye başladı. Kızı örten iç çamaşırını aşağı indirirken ona daha sert dokunmaya başladı. Kızın elbisesi hala üzerindeydi tek sorun sadece göbeğini örtüyor olmasıydı. Artık bir işkenceden farksız hale gelen dokunuş ve öpücüklerin sonunda pantolonunu çıkartarak yerini aldı.

"Elise seni seviyorum"

Sözlerinin ardından onun dudaklarına yapıştı ve aynı anda kızın içine yerleşti. İlk baskı dan sonra yavaşça içinde gidip gelmeye başladı. Canını yaktığını biliyordu bu yüzden bedeninin kendini hazırlaması için zaman veriyordu. Ama Elise'in tekrar dokunuşlarını hissetmesiyle ritmini hızlandırdı. Daha önce hiç bu kadar zevk almamıştı. Duyguları darmaduman olmuştu. Onu seviyordu ona aşıktı. Bunu sürekli haykırabilirdi. Her gidip gelişinde onun adını söylüyor ve ona ait olduğunu dile getiriyordu. O dayanılmaz an geldiğinde kendini son bir itişle serbest bıraktı. Sanki yıldızların üzerinde gibiydi. Bedeni rahatlamış zar zor hareket edebilecek bir haldeyken kendini yana atarak derin nefesler almaya başladı. Yatakta yan dönerek Elise'e bakmaya başladı. Onu yeniden kollarının arasına alarak sıkıca sarıldı. Saçlarını okşarken çoktan uyuya kalmıştı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   C.tesi Şub. 09 2013, 00:56

Elise o an mantıklı düşünebilseydi hala aralarındaki bu şeyin yanlış olduğunu savunur muydu emin değildi. Leon’un ona hiçte alışık olmadığı duygular yaşattığı ve aralarında inkar edilemez bir çekim olduğu gerçekti. Onun tatlı öpüşleri ona daha önce hiç kimseyi öperken almadığı bir zevk veriyordu. Dokunuşları onu baştan çıkartmaya yetiyordu ve ilk defa biriyle birlikte olmak istiyordu. Leon ona dokunurken bedenini ele geçiren duyguları düşündü. Ona cevap verdikten sonra kendini tutmaya çalışmayı bırakmış tamamıyla ona teslim olmuştu. Tüm benliğini ele geçiren duygulara zorunlu olarak izin verirken oda kendini tamamen leon’un baştan çıkaran öpücüklerine bırakmıştı. Ona aynı tutku ve şehvetle karşılık verirken elleri ürkekçe onun vücudunda gezinmeye başladı. Onun yanında gördüğü kızı hatırlayınca bu sefer içini bir kıskançlık kaplamıştı. Bunun saçma olduğunun farkındaydı fakat buna engel olamıyordu. Leon özgür bir erkekti istediği kızla olabilirdi tıpkı kendisinin de istediği erkekle olabileceği gibi bunu bildiği halde içindeki kıskançlığı yok edememişti. Leon’un zevkten çıldırtan öpücükleriyle tüm bu düşünceleri bir kenara bırakması gecikmedi. Perisine yaptığı itiraf karşısında onun söyledikleri gülümsemesine neden oldu. Birbirlerinden karşılıklı etkilendiklerini bilmek güzeldi. Dudaklarında hissettiği tatlı dudaklarla ona içten içe korkusu daha da artsa da tereddütsüz karşılık vermişti. Onunla birlikte olmak istiyordu ve korksa da aldığı zevk geri çekilmesini engelliyordu. Elbisesinin eteğinin yukarı kıvrılması içindeki korkuyu daha da büyütürken leon’un onu kalçalarından kavrayıp kendine bastırması dudaklarından zevk iniltilerinin dökülmesine neden olmuştu. Vücudunda ustaca gezinen eller onu deli ediyordu. Perisi elbisesinin askılarını aşağı indirirken kafasına hissettiği şeylerin nedeni dank ettiğinde bir an nefesi kesildi. Bu olamazdı. Elise’in gözünde aşk diye bir şey hiç olmamıştı ki o aşka inanmazdı. Leon’a aşık mı olmuştu? Aşka inanmayan biri bunu nasıl bilebilirdi? Hatırlamaya çalıştı bir süre insanlar aşık oldukları kişiden nasıl bahsediyorlardı diye düşündü. Aşkın insanlar üzerindeki yan etkilerini hatırlamayı denedi. Nedensiz kıskançlık, onu aklından çıkaramama, o yanındayken tarif etmesi zor bir güven duygusunun onu ele geçirmesi, aşırı heyecan, kalbin olduğundan daha hızlı atması…

Tanrım gerçekten aşk diye bir şey vardı ve elise aşık olmuştu. Peki şimdi ne olacaktı? Perisine aşık olmak doğru bir şey mi? Diye düşünürken iç çamaşırlarının çıktığını fark etti. Leon’un göğüslerini emerek kalçalarını okşamaya başlaması onu düşüncelerinden bir geceliğine tamamen uzaklaştırırken o tenine dokunurken hissettiği garip duyguların nedenini artık biliyor olmanın verdiği rahatlık aynı zamanda da rahatsızlıkla beraber dudaklarından zevk iniltileri dökülmeye devam etti. Bedeni alev alırken artık bu öpüşmelerden daha fazlasını istemeye başlamıştı. O tatlı dokunuşları kadınlığında hissettiğinde perisinin adını söyleyerek inledi. Dudakları tekrar leon’un dudaklarıyla buluştuğunda onu büyük bir tutku, şehvet ve arzuyla öpmeye başladı. Leon pantolonunu çıkarıp bacaklarının arasına yerleştiğinde derin bir nefes alıp birazdan olacak şeye kendini hazırlamaya çalıştı. Perisinin ağzından çıkan sözlerle şaşırmıştı. Doğru duymuştu değil mi? Leon onu sevdiğini söylemişti. ''Ben de seni'' diyebilmişti sadece sonrasında dudaklarına kapanan dudaklarla kendinden geçmişti. Beraberinde kasıklarında hissettiği acıyla yüzünü buruşturdu. Öpücükleri oldukça yavaşlamıştı. Canının acısının geçmesini beklerken derin nefesler aldı. Acı giderek azaldığında gevşedi. Bir süre sonra acısı tamamen kaybolduğunda öpücükleri eski ateşli ve tutkulu haline dönerken elleri de yeniden onun vücudunda gezinmeye başlamıştı. Zevk iniltileri odayı doldururken leon’nun gittikçe hızlanan ritmine kalçalarıyla ayak uydurmaya çalışıyordu. Şimdiye kadar hiç yaşamadığı zevkleri yaşarken perisinin adı dökülüyordu dudaklarından sık sık… Zevkin doruklarındayken bedeni ani bir şekilde gevşediğinde nefes nefeseydi ve oldukça yorgundu. Derin nefesler alarak kendine gelmeye çalıştığı esnada leon’un ona sarılmasıyla oda perisine sarılarak gözlerini kapadı. İlk defa yaşadığı bu deneyim onu fazlasıyla yormuştu. Aşık olduğu kişinin kolları arasında onu sevdiğini söyleyen leon’u izlerken yavaşça gözleri kapandı ve uykuya daldı. Sabah güneş ışıklarının yüzüne vurmasıyla rahatsızca yerinde kıpırdandı. Kafasını yastığının altına gömerken perdeleri açık unutan sevgili hizmetçisine içinden en güzel lafları sıralamayı da ihmal etmemişti. Tekrar o güzel uykusuna dönmeye çalışırken duyduğu gülme sesi ve beraberinde saçlarında hissettiği dokunuşlar uykusunu tamamıyla kaçırırken ''Uyumak istiyorum…'' diye mızmızlandı. Uyuyamayacağını anladığında derin bir nefes alıp başını yastığın altından çıkararak gözlerini açtığında karşısında leon’u görmesiyle çığlığı bastı. Dehşetle ''Senin ne işin var benim odamda'' diye sordu. Sonra odadaki eşyalar gözüne takıldığında telaşla ''Bir dakika burası benim odam değil neredeyim ben?'' diye sorarken üzerinin durumunu gördüğünde ikinci çığlığı atmakta gecikmemişti. Leon’a bakarak ''Yoksa biz?'' diye sordu. Cümlesinin devamını getirememişti. Yüzü utangaçlıktan kırmızıya dönerken leon’un sormak istediği şeyin ne olduğunu anladığını biliyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Paz Şub. 10 2013, 13:50

Kendini oldukça yorgun ve aynı zamanda mutlu hissediyordu. Ne tuhaf bir durumdu bu. Genelde bir gece de asla tek bir kızla bu işi bitirmez, ne kadar fazla kız o kadar fazla zevk düşüncesi ile yeni avının peşine düşerdi. Ama şimdi yorgun ve mutlu olmanın yanında zevki onu tatmin etmeye yetmişti. Başka hiç bir bedene ihtiyacı yok gibi hissediyordu. Tek ihtiyacı olan yanında yatmakta olan sihirbazı, yeni aşkı hatta artık sevgilim diyebileceği Elise'di. Gözlerini açık tutmak, yanındaki bu güzelliğin biraz daha tadını çıkarmak istiyordu. Elise'in ise nefes alışından çoktan uyuduğunu hissedebiliyordu. Kendi ne kadar yorgunsa, onun kendisinden daha kötü olduğunu biliyordu. Sonuçta böyle bir şey ilk kez başına geliyordu. Gerçi o da böyle bir şeyi ilk kez yapıyordu. İlk kez bir kızı kendine ait kılıyordu. Daha fazla dayanamadığın dan uykuya daldı. Evinde huzurlu geçirdiği geceler pek sık yaşanmıyordu. Evinde ailesi ile birlikte yaşarken hatta küçük bir çocukken bile huzuru tatmamıştı. Hep bir sorun ve bu sorunların merkezinde kendisini buluyordu. Sanki o olmasa ailesinin hayatı daha iyi olacakmış gibi yapılan konuşmalar artık onu bunaltmıştı. Sırf bu nedenle evden ayrılması fazla uzun sürmemişti. Geri döndüğünde ise bu evi ailesinden zorla alabilecek bir güce erişmişti. Bir çeşit yaşadıklarının intikamını aldığı söylenebilirdi. Eve yerleşirken babasının suratı hala gözünün önüne geliyordu. Gözlerindeki çaresizlik dolu bakışı görmek onu memnun etmişti. Sıkıcı konular kafasının içinde ve rüyasını etkilerken gerçekte yanında Elise'in olduğunu bildiğinden ona sıkıca sarılarak kokusunu içine çekti. Ona odaklanmak rüyalarını değiştirmiş ve sihirbazı ile çeşitli fantezilerin gerçekleştiği garip bir rüyanın ortasında bulmuştu kendini. Çapkınca gülümsemesi bunu gerçekte istediği anlamına geliyordu. Elise ile yapmak istediği o kadar çok şey vardı ki.

Gözüne değen güneş ışığı ile uyandığında yatakta gerinerek hareketlendi. Elise ise hala uyuyordu. Elleri ile onun saçlarını okşarken kokusunu da içine çekti. Saçlarına küçük bir öpücük kondururken pencereden sızan aynı güneş ışığının onu da rahatsız ettiği fark etmesi ile hareketlerini seyretti bir süre. Işıktan kaçmak için kafasını yastığın altına gömmesi oldukça komikti. Küçük bir çocuk gibi göründü bir an gözüne ama aynı anda onun çıplak olduğunu hatırlaması onu arzulamasını sağladı. Bu durumda onun saçlarını okşarken gülmesine engel olamadı.

"Mızmızlığı bırak ve uyan Elise"

Konuşmasının ardından kız hareketlendiğinde göze göze geldikleri ilk anda attığı çığlık daha fazla gülmesine neden oldu. Gözlerindeki dehşeti gördüğünde beyni hızla çalışmaya başladı. Sihirbazı barda o gelmeden önce zaten içmişti bir de beraber içtikleri içkiler vardı. Eve geldiklerinde de bir bardak olsa da ona bir içki ikram etmişti. Yani bu demek oluyordu ki Elise yaptıkları hiç bir şeyin farkında değildi. Hatta onu sevdiğini söylediğini bile hatırlamıyor olmalıydı. O an bu kafasına dank etti evet onu sevdiğini söylemişti. Hatta bunu bir kere de değil, bir den fazla kez onun içinde zevkin doruklarına çıktığında sürekli dile getirmişti. Ama şimdi o hiç bir şey hatırlamıyordu. Onun korkulu bakan gözleri aklına hain bir planı getirdi. Üstelik soruyu da tam zamanında sormuştu. Öncelikle küçük bir önlem alarak odadan hiç kimsenin hiç bir şekilde çıkmaması için bir büyü mırıldandı. Her ikisi de orada hapis durumundaydılar. Elbette Leon büyüyü bozana kadar. Yatakta gerinerek ukala bir bakış takınarak konuşmaya başladı.

"Evet Elise sonunda sende karizmama dayanamadığından benim yatak ısıtan tek gecelik bedenler listemde yerini aldın. Seni tebrik etmeliyim ki beni gerçekten tatmin ettin, zevk verdin. Güzel bir geceydi, üstelik tadında bir o kadar hoşuma gitti. "



_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Paz Şub. 10 2013, 18:08

Dün gece olanlar hakkında bir şeyler hatırlamak için kendini zorlasa da hiçbir şey hatırlayamıyordu. Başı çatlayacak gibi ağrırken odaklanmak tam bir işkenceydi. Hatırlayabildiği tek şey dün akşam çok içtiğiydi. Neden içtiğini bile hatırlamıyordu. Etrafına bakınıp nerede olduğunu anlamaya çalıştı. İğrenç bir otel odasında mıydı yoksa bir evde mi önce bunu çözmeliydi. Eşyaları dikkatlice incelerken gözüne takılan birkaç resimden bir evde olduğunu anlamıştı. Şehir olarak nerede olduğu konusunu düşünmek bile istemiyordu. Derin bir nefes alıp sakin kalmaya zorladı kendini aklını hep aynı soru meşgul ediyordu. Nasıl gelmişti buraya? Sarhoş olduğunu biliyordu ama o diğer sarhoşlar gibi mantığını yitirmezdi. Kendini iyi tanıyordu. Farklı bir bünyesi vardı sarhoşken bile kendi için en doğru kararları verebilen biriydi. Kafayı yemek üzereydi evi yerine burada olmasının neresi doğruydu ki? Dün gece nasıl bir ruh hali içerisinde böyle bir karar verebildiğini merak etmişti. O leon’u gördüğü anda çığlık atarken onun gülmesi ise sinirlerini bozmuştu. Gülünecek ne vardı anlamıyordu. O burada dehşete düşmüş haldeyken gülmesi de oldukça yersizdi. Ağrıyan başını ovarken ''Lanet olsun neden o kadar çok içtim ki'' diye kendine sinirle söylendi. Üzerinin durumunu düşünmek içinde bulunduğu durumu daha da çıkmaza sokuyordu. Nasıl yapabilmişti bunu? İlki olacağını bile bile nasıl bu kadar düşüncesizce davranabilmişti? İçten içe kendine daha da kızarken az önce kapattığı gözlerini açıp etrafına bakındı.

Elbisesi tam olarak olmasa da üzerindeydi ama iç çamaşırları neredeydi? Üzerindeki çarşafı daha da kendine çekerek dikkatlice eşyalarına bakındı. Sonunda onları bulduğunda leon’un söyledikleriyle gözleri şaşkınlıkla açılmıştı. Çok kısa bir sürede bu şaşkınlık yerini büyük bir öfkeye teslim etti. Sinirle kaşları çatılırken deyim yerindeyse öfkeden alev saçan gözlerini leon’un gözlerine dikti. Şuan ona karşı hissettiği tüm duygulara rağmen onu sinirden öldürmek isteğini bastırmaya çalışırken sinirle ''Sen…Sen…Sen'' diyerek sustu. Şuan içinden bildiği tüm kötü lafları ona saysa da bunu dile dökememek onu daha da sinir etmişti. Öfkeyle ''Sen aşağılık bir adamsın'' diyerek eline geçirdiği ilk şeyi leon’a fırlattı ki o an eline geçen ilk şey yastık olmuştu. Üzerindeki çarşafı hızla atıp iç çamaşırlarını giydi. Elbisesini düzeltirken Sinirle ''Karizman batsın! Sana diyecek kelime bulamıyorum tabi kendime de. Lanet olsun ben bunu nasıl yapabildim. '' Diyerek ayakkabılarını giydi. Saçlarını gözüne çarpan kalemle tek seferde topladıktan sonra kapıya doğru yürürken ''Bence bir süre görüşmesek iyi olur! Hatta mümkünse ben düşman periler tarafından yakalanmadığım sürece görüşmeyelim'' diyerek kapının kolunu indirip kapıyı açmayı denedi fakat kapı açılmamıştı. Birkaç kez daha denedikten sonra yine açılmayınca sinirle ayağını yere vurup ''Lanet olsun'' diye bağırdı. Öfkeli gözlerini leon’a dikerek ''Bu lanet olasıca kapıyı büyüyle mi açarsın yoksa yakmamı mı tercih edersin?'' diye sordu. Sinirden kullanabildiği üç element ufak toplar halinde etrafında dönerken odadaki tüm vazolar ise elise sayesinde yüksek ısıya dayanamayarak patlamıştı. Gücünün kontrolden çıkmasına ramak kaldığını fark etmişti fakat şuan bu umurunda değildi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Paz Şub. 10 2013, 20:14

Arkasına yaslanmış yarattığı ona göre tatlı olan oyunun gidişini izliyordu. Sözlerinden sonra Elise'in nasıl tepki vereceğini öyle çok merak ediyordu ki. Zaten işin eğlencesi de tam olarak buydu. Elise hareketlenirken üstü çarşaf yüzünden biraz açılmıştı ve onun çıplak bedeni arzusunu yeniden alevlendirmiş olsa da bunu bastırmaya çalıştı. Hemen sona erdirerek bu şahane oyunu bölmek istemiyordu. İlk tepkisi ile bakışlarında gördüğü tek şey öldürme isteğiydi. Altında adını haykırıp inlerken ki bakışları geldi aklına ve sevgisine karşılık verdiği o an. Bunları düşünerek kendini sakin tutuyordu bir o kadar da ukala bir tavır sergiliyordu. O ne derse desin tepki vermeyecekti, en azından bir süre için. Kafasına hedef alınarak atılan yastığı yakalayıp sırtına yerleştirdi ve daha rahat bir şekilde oturdu. Bu rahatlığı onu iyice sinir etmiş olmalıydı ki yatağından kalkması fazla uzun sürmemişti. Üzerindeki çarşafı aniden çekmesi ile gözleri dolgun göğüslerine takıldı. Onları emerken ki tadı hala damağındaydı ve yine tatmakta kesinlikle ısrarlıydı. Elise giyinirken bir yanda da söyleniyordu. Onu dinlerken içten içe gülüyordu. Her ne kadar onun çıplak olmasını istese de şu an giyinmesi aklındaki bir kaç fantezinin gerçekleşmesi için hoş olabilirdi. Bir süre sonra ona bütün saymaları bittiğinde gitmek için kapıya yöneldiğinde oda ayaklandı ve çekmeceden üstüne sadece bir şort geçirdi. Sonrasında yatağa oturup kısa bir süre onun kapıyı açmaya çalışmasını izledi. Elbette boşuna çaba sarf ediyordu. Şu an o istemeden hiç bir şekilde o kapıdan ayrılamazdı. Kapıyı yakmakla ilgili sözleri onu yine eğlendirmişti. Kapıyı yakabilir hatta onu eritebilirdi. Ama kapının bulunduğu yerin dışına orada kapı olmasa bile çıkamazdı.

Yataktan kalkarak gerindi ve Elise'e doğru ilerlemeye başladı. Kızı kolundan kavrayıp sırtını kapıya dayadı. Her iki elini bileğinden kavrayarak başının üzerine kaldırdı ve onun gözlerinin içine bakmaya başladı. Bir süre hiç bir şey söylemeden sadece baktı. Elise'in etrafındaki elementleri yok etmişti. Bileklerini tuttuğu sürece gücü onun için tehlike arz etmiyordu. Bunu bildiği için rahat hareket ederek onun yüzüne iyice yaklaştı ve dudaklarını dudaklarına değdirerek bir süre sürtündü ve sonunda onu öpmeye başladı. Başı kapıya yaslandığı için kendini geri çekme şansı yoktu. Onu uzun süre öptükten sonra geriye çekildi.

"Biliyor musun Elise? Gerçekten çok tatlısın."

Onu yeniden öpmeye başladığında bu sefer ellerini bileklerinden çekerek eteğini yavaşça yukarı kaldırıp bacak arasını okşamaya başladı. Bir eli göğsünü okşarken dudaklarını yine sömürüyordu büyük bir zevkle. Elise her şeye rağmen ona karşılık verir vermez, geriye çekildi.

"Elise gece ile ilgili söylediklerim tamamen bir oyundan ibaretti. Sana aşık olduğumu söyledim sen de bana sen bana aitsin Elise çünkü seni seviyorum."

Onu tekrar öpmeye başladığında üzerindeki kıyafeti yırtarak çıkardı ve sadece iç çamaşırları ile karşısında duran Elise'e bedenini bastırdı. Onu böylesine karşısında görmek uyarılmasına yetmişti. İç çamaşırlarına da kıyafete gösterdiği aynı özensizliği göstererek yırtarak çıkardı. Elise karşısında tamamen çıplaktı. Dudakları boynuna doğru kayarken eli onun ıslaklığını okşuyor bir diğeri göğsünü avuçluyordu. Öpücükleri biraz daha aşağı indiğinde boşta kalan göğsünü ağzına alarak onu emmeye başladı. Kızı şu an deli ettiğinin farkındaydı. Elise'in bedeni ateş gibi yanıyordu tıpkı kendi bedeni gibi. Bir süre daha ona işkence etmeyi sürdürdü. Sonunda onu kucağına aldı.

"Sanırım artık yatağa geçmeliyiz sevgilim."

Kızı hızla yatağa attıktan sonra hemen üzerine çıktı ve yerini aldı. Altında sadece bir şort vardı ve ondan kurtulması uzun sürmemişti. Elise'in içine yerleşirken onu bir kez daha sevdiğini söyledi. İçinde gidip gelirken adeta kendini kaybetmişti. Elise'in doruğa ulaştığını hissettiğinde oda son bir itişle rahatladı ve Elise'in üzerine yığıldı. Kendini yana doğru ittiğinde Elise'i üzerine çekerek saçlarını okşamaya başladı.

"Akşamda buna benzer şeyler oldu sevgilim. Aslında kısmen buna benzer gece olanlar biraz daha masumdu."

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Ptsi Şub. 11 2013, 20:55

Gözlerini açtığında etraftaki vazolar yüksek ısıya dayanamayıp patlamıştı. Sakin kalmaya çalışmasının nedeniniyse çözememişti. Bir şey ona tüm bu evi yakıp yıkmaması için engel oluyor sinirinin nedensiz yere olduğunu hissettiriyordu. Leon’un ona yaklaşmasını sessizce izlemekle yetindi. Kapıyı bir büyüyle açmak dururken neden zahmet edip buraya kadar geldiğini anlamasa da şuan bunun üzerinde kafa yoracak durumda değildi. Leon’un kolundan kavramasıyla hızla kolunu ondan kurtarmaya çalıştı başaramayınca ise öfkeyle ''Bırak kolumu! Dokunma bana'' diye bağırdı. Sırtının kapıya dayandığını hissettiğinde ürpermişti. Perisini iterek kendinden uzaklaştırmaya çalışırken leon’un iki bileğini de kavrayarak başının üzerine kaldırmasıyla ellerini kurtarmak için uğraşmış fakat çırpınışlarının boşuna olduğunu anlayınca hareket etmeyi bırakmıştı. Öfkeli gözlerini leon’un gözlerine dikerek ''Uzak dur benden!'' dedi. Gözlerinin içine bakarken büyük bir duygu karmaşasına kapılmıştı. Perisinin ona doğru yaklaşmaya başlamasından rahatsız olarak kafasını geri çekti. Bir süre sonra başı kapıya yaslanınca kaçacak yer kalmamıştı. Onun dudaklarını dudaklarında hissetmesiyle hızlanan kalbini görmezden gelip geriye çekilmeyi denediğinde tüm bedeninin kapıya yaslanmış olduğunu hatırlamıştı. Onun ellerinden bileklerini kurtarmayı denedi tekrar öfkesinin yanında tutkusu her geçen saniye kendini belli etse de öpücüğe karşılık vermemişti. Bu onun için çok zor olmuştu ama başarmıştı. Leon geri geçildiğinde söylediklerine sessizliğe gömülerek yanıt verdi. İlk öpücüğün üzerinde bıraktığı etkilerden kurtulmaya çalışırken tekrar o harika tadı olan dudakları hissettiğinde öfkesinin giderek kaybolmaya başladığını hissetti. Dudaklarında hissettiği dudaklar düşünmesini zorlaştırmış kadınlığında hissettiği dokunuşlarsa bunu tamamıyla imkansız kılmıştı. Öfkesi hızla yok olup yerini tutku ve diğer hislere bıraktığında oda her şeye rağmen leon’a karşılık vermeye başladı. Perisinin o karşılık verdiğinde geriye çekilerek söyledikleriyle şaşırmıştı. Oyun mu? Her şey bir oyun muydu yani? Tüm o söyledikleri… Dün gece küçük küçük görüntülerle gözünün önüne gelmişti. Birbirlerine aşık olduklarını söyledikleri kısmı hatırlamıştı. Fakat sadece o kadardı. Aşk… Ona karşı hissettiği ve anlamlandıramadığı tüm o garip duyguların nedeni buydu. Leon’a aşık olmuştu ve üstelik aşkı karşılıklıydı. Leon’a bakarak ''Bende seni seviyorum'' dedi. Geceyle ilgili tek hatırladığının aşklarını itiraf etme konusu olması ne kötüydü. Oysa o tüm geceyi hatırlamak istiyordu. Perisinin onu tekrar öpmeye başladığında hiç tereddüt etmeden oda ona tutkuyla ve aşkla karşılık vermeye başladı.

Üzerindeki kıyafetin yırtılarak çıkarılmasını sorun etmeyerek öpücüğün verdiği zevke odaklandı. Onun bedenini kendi bedenine yaslamasıyla dudaklarından zevk iniltilerinin dökülmesi gecikmemişti. Tamamen çıplak kaldığında biraz utanmıştı fakat dikkati çabuk dağılmıştı. Dudaklarında tekrar aşık olduğu adamın mükemmel tadı olan dudaklarını hissetmesiyle tüm düşünceleri uçup gitmişti. Elleri perisinin bedenini keşfe çıkmışken büyük bir tutkuyla ona karşılık veriyordu. Leon’un dokunuşları ve öpüşleri onu deli ediyordu. Bedeni alev almıştı. Bu baştan çıkaran tatlı öpüşler ve dokunuşlar bir süre sonra işkenceye dönüşmüştü. Tüm benliğiyle daha fazlasını istiyordu. Dudaklarından aşık olduğu adamın adı ve zevk iniltileri dökülmeye devam ederken kendini bir anda onun kucağında buldu. Duyduklarıyla şehvetli bir gülücük yolladı leon’a ve ''Sana katılıyorum sevgilim'' dedi. Sevgilim… Bu kelimeyi söylemek garip hissettirmişti. Eskiden hiçbir anlam ifade etmezken şimdi oldukça duygu yüklü ve anlamlı gelmeye başlamıştı sevgilim sözcüğü. Onu içinde hissetmesiyle inleyerek ''bende seni '' dedi. Bir süre sonra zevkten kendini kaybetmişti. Bedeni önce kasılıp sonra büyük bir rahatlamayla gevşediğinde nefes nefeseydi. Sevgilisinin bedenin ağırlığı altında ezilirken bu durumdan memnundu. Leon yana kaydığında derin nefesler alıp nefesini düzenlemeye çalıştı. Perisinin onu üzerine çekmesinin ardından sarf ettiği kelimelerle gülümsedi ve sevgilisiyle burun buruna gelecek kadar ona yaklaştı. Bir eliyle onun yanağını bir süre okşadıktan sonra dudaklarına kısa ama tutkulu bir öpücük kondurdu ve gülümseyerek ''Gerçekten olayları hatırlatış ve anlatış stiline hayran kaldım sevgilim ama keşke bu anlatış tarzına kıyafetlerimi dahil etmeseydin'' diyerek yerdeki parçalanmış kıyafetlerine bakıp iç çekti. Gözlerini leon’un gözlerine dikerek ''Şimdi eve giderken ne giyeceğim ben?'' diye sordu. Gözüne saat takıldığında ''Neredeyse öğlen olmuş hadi birlikte kahvaltı edelim ben acıktım'' dedi sevgilisini öperek. Giyecek bir şeyi olmadığı için leon’un gömleklerine kalmıştı. Aynadaki yansımasına bakıp gülümsedi. Bu oldukça bol gelen gömlekle biraz komik birazda şirin duruyordu kendine göre dışarıdan seksi göründüğünün farkında değildi. Sevgilisine dönerek'' Resmen içinde kayboldum gömleğin bir daha elbiselerimi parçalamasan iyi olur'' dedikten sonra karnı çok acıktığı için asıl merak ettiği konuyu sordu ''E kahvaltıyı biz mi hazırlayacağız yoksa çalışanlar mı? Gerçi ortalık çok sessiz çalışanlar işe kaçta başlıyorlar ki?''

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Salı Şub. 12 2013, 01:16

Başlattığı oyunla birlikte ona yaklaşmak istediğinde Elise'in tepki vermesi gecikmemişti. Söylediği onca laftan sonra en mantıklı kararı vererek oradan kaçmaya çalışıyordu ama o kaçmasını değil, aksine onun tadına daha fazla bakmak istiyordu. Bu yüzden onu kapıya dayayarak uzun süre öptü ve çıldırtan dokunuşlarını kullanarak onu baştan çıkarmaya çalıştı. Bu elbette bir testi. Eğer içinde aşkı olmasa bu öfke ile ona asla karşılık vermezdi. Ama Elise çok geçmeden onun dokunuşlarına karşılık vermişti. İşte bu hareketi oyunu bitiren şey olmuştu. Ona oyunun bittiğini söyledikten sonra vahşi bir şekilde kızı baştan çıkardı. İçine gireceği ana dek onu zevkten kıvrandırmak istiyordu ve bunu başardığını gördüğünde suratında ukala bir tavırla kızı yatağa yatırdı. İkinci birleşmeleri birincisinden bile daha fazla zevk almasına neden olmuştu. Dün gece yaptıkları Elise'in ilki olduğunu bildiği için oldukça masum geçmişti. Kendini her şeye rağmen tutmaya çalışmış ve onun canını yakmadan ikisininde zevk almasını sağlamıştı. Şimdi ise içindeki aç kurdun uyanışına tanık olmuştu Elise. Kıyafetini parçaladığı ilk andan itibaren içine girmek isteyen canavar uyanmıştı. Kızın derinliklerinde kaybolurken adeta kendinden geçti. Öylesine güzel ve her şeye rağmen yaşadıkları duygular nedeniyle öyle masum görünüyordu ki. Sıradan bir kızı yatağa atmak ile aşık olduğu birini yatağa atmanın arasındaki fark kesinlikle bu olmalıydı. Ona bir türlü doyamıyordu. Zirveye ulaştıktan kısa süre sonra onu kollarının arasına aldı yeniden hiç gitmesini istemiyordu. Hep burada kollarını arasında olmasını istiyordu. Elise'in kısa ama tutku öpücüğünden sonra sözlerine gülümsedi.

"Seni etkilemeyi başardıysam sorun yok demektir, güzelim. Kıyafet kısmı tamamen bir fanteziydi. Seni o halde kapıya dayamışken kendime engel olamadım. Ayrıca sevgilin bir peri kıyafet en küçük sorunun bence başka bir şey düşünmelisin. Acaba canavar bir sevgilinin elinden nasıl kurtulabileceğini?"

Konuşmasının ardından ona gömleklerinin birini vererek yataktan çıktı. Gömleği onun üzerindeyken bile oldukça seksi görünüyordu. Sözleri ise tehlikenin farkında olmadığını gösteriyordu. Onu şimdi bile yatağa çekerek zevkin doruklarına çıkarabilirdi. Ama en azından bu günlük onu düşünerek kendine gelmesi için zaman tanımaya karar verdi. En son ne zaman kendinden önce birini düşündüğünü hatırlamıyordu. Özellikle konu zevk olduğunda... Aşk gerçekten tuhaf bir şeydi ve hiç düşünmese de Leonda onun pençesine düşmüştü. Karnı aç sevgilisine bir süre baktıktan sonra sinir bir kahkaha attı.

"Benim evimde çalışan kimse yok tatlım, gerçi daha önce ailem buradayken varsa da ben bilmiyorum. Sonuç olarak burada tek başıma yaşıyorum Elise. Mutfak alt katta bence kahvaltı hazırlama gibi küçük bir görevi yerine getirebilirsin. Ben pek aç değilim o yüzden ilk iş duşa girmeliyim. Kahvaltı hazırlamak istemezsen de duştan sonra kahvaltı işini halledebilirim"

Dolaptan kendine bir havlu alarak Elise'e yaklaşıp onu belinden kavradı ve kendine çekerek tutkulu bir şekilde öptü. Sonrasında duş için banyoya girdi.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Salı Şub. 12 2013, 23:20

Elise sevgilisinin sözleriyle kahkaha atarak ''Canavar bir sevgilinin elinden nasıl kurtulacağımı mı? Hım yakışıklı bir canavarmış benim sevgilim eh ona aşık olduğumu da düşünürsek sanırım elinden şimdilik kurtulmak istemiyorum.'' Dedi. Gömleği giydikten sonra aynadaki yansımasına bakıp gülümsedi. Kesinlikle komik görünüyordu. Saçlarını yine kalemle toplayıp sevgilisine kahvaltıyı kimin hazırlayacağını ve evdeki çalışanların işe kaçta başladığını sordu. Bunu sormasının asıl nedeni etrafta özellikle çalışanların yanında bu şekilde dolaşmak istemiyor olmasıydı. Gömlek üzerinde bol bir elbise gibi dursa da onların dikkatlerini çekmek istemiyordu. Sevgilisinin cevabından sonra kısmen de olsa rahatladı. En azından evde çalışan kimse yoktu. Kendi evine bu kıyafetle nasıl gideceği kısmıysa hala çözüm aradığı bir konuydu. Bu düşünceleri şimdilik aklının köşesine iterek leon’a gülümsedi ve ''Tamam o zaman aşağıda görüşürüz sevgilim''dedi. Leon’un onu kendine çekip öpmesiyle oda onun tutkulu öpücüğüne karşılık verdi. Sevgilisinin duşa gidişini bir süre izledikten sonra oda aşağı inmek için kapıya yöneldi. Bu kapının daha önce açılmadığını hatırladığı için kısa bir süre kapıya baktı. Tereddütle kapının kolunu tutup aşağı indirdiğinde kapı sorunsuz açılmıştı. Sevgilisinin az önce gittiği tarafa kaşlarını çatarak baktı. Demek kapının açılmaması da oyunun bir parçasıydı. Derin bir nefes alıp ona oynadığı oyuna sinir olmuş bir şekilde aşağı indi.

Sinirli hali aşağı inene kadar sürmüştü. Aşağı indiğinde tamamen her şeyi unutarak mutfağı bulma telaşına düştü. Birkaç odaya yanlışlıkla girip çıktıktan sonra sonunda mutfağı bulduğunda zaferle gülümsedi. Fakat yüzündeki bu gülümseme çok sürmemişti. Buzdolabını açıp kahvaltı için gerekli malzemeleri çıkardıktan sonra tabak ve krep için tava arayışına girmişti ki aradığını bulamamak onu çileden çıkartmıştı. Sonunda çatal bıçaklarda dahil olmak üzere gerekli olan her şeyi bulduğunda neredeyse sevinç çığlığı atacaktı son anda kendine engel olarak kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Telefonun sesini duymasıyla neredeyse artık aç kalacağına emin olup koşarak çantasına ulaşıp telefonunu yanıtladı. Kısa bir konuşmanın ardından bir daha çalma ihtimaline karşı telefonu da yanına alarak mutfağa dönmüştü. Tüm kahvaltı masasını itinayla hazırlamış sadece krepler kalmıştı geriye krepleri yaparken bulunduğu ortamın sıcak olduğunu ve terlediğini düşünerek gömleğin yakasındaki birkaç düğmeği açıp göleğim kollarını kıvırmıştı. Krepleri hazırlarken çalan telefon’un ekranına bakmadan açtığında karşıdan duyduğu sesle derin bir nefes alıp ''Bak Michael bunu son kez söylüyorum o yüzden tüm dikkatini toplayıp beni dinle! Ben senin sevgilin değilim ve olmayacağım neden artık bundan vazgeçmiyorsun? Ayrıca bu akşamki partiye de seninle katılmıyorum. Büyükannem kavalyem olarak seni seçmiş olabilir bu umurumda bile değil!'' dedi. Ona laf anlatamayacağını anladığında sıkıntıyla nefesini dışarı vererek ''Laftan anlamıyorsun değil mi? Tamam ne istersen yap umurumda değilsin'' diyerek telefonu sinirle kapatıp son krepi de alıp arkasını döndüğünde leon’u gördü. Gülümseyerek ''Kahvaltı hazır gerçi malzemeleri bulmak biraz zor oldu ve zaman aldı ama sonuçta buldum'' diyerek krepleri de masaya bıraktı. Sevgilisinin gözlerinde gördüğü ama anlamlandıramadığı ifadeye dayanamayarak ''Bir sorun mu var leon?'' diye sordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Perş. Şub. 14 2013, 13:02

Elise’in ilk sözleriyle ona donuk bakışlarla baktı kısa bir süre. Kız hala onu tam olarak anlamış değildi. Nasıl bir canavar olduğunu bilse kız şu an arkasına bakmadan kaçardı. Ama Elise canavarının yakışıklı olduğunu ve ona aşık olduğunu dile getirmişti. Aslında elbette bu bakış açısı hoşuna gitmişti Leon’un, öpülesi dudaklarından ona aşık olduğu gerçeğini bir kez daha duymak. Aşk, üç harfli sihirli kelime... Pençesine düştüğüne hala inanmakta zorlanıyor olsa da karşısındaki güzelliğe bakması inanmasını sağlıyordu. Banyoya girmeden önce onu bir kez daha kollarına alıp dudaklarını tutkulu bir şekilde öptükten sonra kahvaltı faslı ile ilgili kısa konuşması bittiğinde duşa girdi. Elise’i hiç normal bir ev içinde hayal etmemişti. Acaba sevgilisi ona kahvaltı hazırlayabilecek miydi? Bundan pek emin değildi. Özellikle evdeki çalışanları sormasından sonra istediği önüne gelen zengin kesiminden olduğunu anlamıştı. Öyle insanlarla tanışmıştı. Her biri oldukça seksi olmasının yanında burnu havada tiplerdendi ve her biri Leon için vazgeçilmez olmayı hedeflemişti. Ama işin gerçeği Leon daha yolun başında zaten onlardan vazgeçmişti. Sadece alacağı zevke odaklanarak hareketli geçen bir kaç saatin ardından kızların yüzünü bile hatırlamayacaktı ki şimdiye dek geçmişi böyleleri ile dolup taşmıştı. Yani olurda bir gün tüm tek gecelik ilişkileri bir araya gelip peşine düşerse işte bu öldüğü anlamına geliyordu. İnsanlar belki atlatılabilir kolay rakiplerdi ama peki peri ve cadılar... Özellikle periler bir araya gelirse pek şansı yoktu, cadıların ise onunla vakit kaybetmek istemeyecek olmaları ihtimali onları sorun etmemesini sağlıyordu. Bu yüzdende asıl tehlike kesinlikle peri kızlarıydı.

Suyu biraz daha açarak buz gibi akmasını sağladı ve kısa bir süre tüm suyun bedenini canlandırmasına izin verdi. Ardından suyu ortalama bir ısıya denk getirdikten sonra asıl banyo kısmına geçiş yaptı. Bedenindeki tüm yorgunluk sanki sihirli bir şekilde yok oluyordu, akan her su damlasıyla. Üstelik hiç bir büyü kullanmadığı halde. Kendine geldiğine kanaat getirdiğinde beline sardığı havlu ile duştan çıkarken kafasının içinde türlü tilkilikler dönmeye başladı. Sevgilisi hala banyo yapmamıştı ve kahvaltı sonrası onunla banyoda uzun bir vakit geçirebilirdi bu da ayrı bir fantezi olurdu. Ama sonra bir anda durdu. Bugün için dahası olmayacağını söylemişti. Derin bir nefes alarak siyah bir eşofman altı geçirdi üzerine. Üstü için bir şey aramasına gerek yoktu. Ev için sıcaktı ve zaten o da üşüyen biri değildi. Tam odadan çıkmak üzereyken çalan telefon ile geri döndü. Kim olduğuna bile bakmadan telefonu açtı. Onu genelde her zaman meleği Rose arardı ama şimdi güzel meleğinin sesi yerine kulak tırmalayan bir erkek sesi ile karşılamıştı. Sesin sahibi kendini tanıtmasa da onun kim olduğunu biliyordu. Lester... Kendini Leon’un ortağı olarak gören umutsuz vaka... ama neyse ki böyleleri kullanılmaya müsait olduğundan muhbir olarak işe yarıyorlardı. Eski kapanması gereken bir davası ile ilgili haberleri vardı. Geçmişi pislik doluydu ve temizlemesi oldukça uzun sürecekti. En başından beri bunu Rose için yapmak istemişti. Ama şimdi tek hedefi Elise’di onu koruması ve ona layık bir peri olması gerekiyordu. En önemlisi ise onun sevgilisiydi ve Elise aynı zamanda onun en zayıf noktası olmuştu. Etrafında bunu kullanmak isteyen çok fazla pislik tanıyordu. Kafasını toparlamaya çalıştıktan kısa bir süre sonra Lester’a araştırmaya decam etmesini ve gece olduğunda her zamanki yerde buluşmalarını söyledi. Yüzünde sıkıntı bir yüz ifadesiyle aşağı inmek istemiyordu. Tam gülümsemesi yüzüne yerleştiğinde ise Elise’in bunalmış sesini duydu ve aynı anda telefondan geldiğini tahmin ettiği diğer ses... Duydukları ise hiç hoşuna gitmemişti. Ona ait olanı isteyecek her hangi bir beyinsiz olduğunu düşünmüyordu eğer varsa da onu dünyadan seve seve silerdi. Elise’in tüm sözlerini bir kenara bırakarak kahvaltı masasına oturdu.

“Masa güzel görünüyor hayatım ama başlamadan önce bence sende duş almalısın. Yukarıda yatağın üzerine senin için kıyafet ve iç çamaşırı bıraktım. Elbiseyi hediyem olarak görebilirsin tatlım. Az önce aldığım telefon sonrası kahvaltıdan sonra seni evine bırakıp işlerime dönmem gerek”

Tüm kahvaltı boyunca sadece mükemmel kahvaltı ile ilgilendi. Aklında yapacağı onca sinsi plan varken... Düşmanına öncelik vermek istese de ilk planı Elise'i rahat bırakmayan kişi olacaktı tabi Elise'in hiç bir şeyden haberi olmadan.


_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Zincirlenemez Tutku   Cuma Şub. 15 2013, 11:13

Gözlerini sevgilisinin gözlerine dikmiş neler olduğunu anlamaya çalışırken az önceki sinirli halinden eser kalmamıştı. Michael ile yaptığı telefon konuşması çoktan aklından çıkmış tüm dikkatini sevgilisine vermişti. Gözlerinde tanıdık hiçbir duygu görememesi merakını daha da arttırmıştı. En fazla 15 dakika da neler olabileceğini düşündü. Leon’un sözleriyle her ne olduysa bu konudan bahsetmek istemediğini anlamıştı. Az önceki gülümseyen hali yerini durgunluğa bırakırken ''Anlıyorum hayatım benimde yapılacak işlerim vardı zaten ve haklısın bende bir duş alsam iyi olacak sevgilim'' dedi. Ocağı kapatıp ortalığı toparladıktan sonra ısrarla çalan telefonunu meşgule attı. Leon’un sorgulayan bakışlarına karşıysa ''Önemsiz biri'' diyerek konuyu geçiştirdi. Tekrar çalmasıyla telefonunu sessize alıp tezgahın üzerine bıraktı. Gözlerini masa da yerini alan sevgilisine dikerek ''Kıyafet sorununu çözdüğün için teşekkürler sevgilim sana afiyet olsun'' dedi. Mutfaktan çıkarken sevgilisinin yanağına masum bir öpücük kondurup kahvaltı masasına son kez baktıktan sonra leon’un odasına çıktı. Yatağın üzerindeki kıyafete bir süre baktıktan sonra yatağın üzerinde onun için çıkarılmış havluyu alarak banyoya girdi. Su ona iyi gelmişti. Yorgunluğundan kurtulmasını sağlayarak onu düşüncelerinden bir süreliğine de olsa uzaklaştırmıştı. Bu akşamki partide ne yapacağı sorusu aklının büyük çoğunluğunu meşgul ederken Michael’in partneri olmaktan nasıl kurtulacağını da şimdiden düşünmeye başlamıştı. İşin içinde büyük annem olmasaydı her şey daha kolay olabilirdi dedi kendi kendine… Banyosunu yapıp duştan çıktıktan sonra hızlı bir şekilde kıyafetlerini giyindi. Topuklu ayakkabılarını da giyip ıslak saçlarını kuruttuktan sonra sadece tarayıp salık bıraktı. Saçlarını toplamayı çok sevmiyordu.

Aynadaki yansımasına bakıp elbisesinin üzerine çok yakıştığına ve güzel olduğuna karar vererek mutfağa indi. Kendine bir kahve alıp kahvaltı masasına sessizce yerleşti. Kreplerinden bir tane alıp tadına baktı. Elbette güzel olduğunu biliyordu. Sonuçta bunun için yurt dışındayken aylarca eğitim almıştı. Yemek kursuna çikolata aşkı için başlamış sonrasında yemeklerin tamamını öğrenmeye karar vermiş ve sonunda da mükemmel yemekler yapan biri olarak kurstan mezun olmuştu. Buna rağmen evinde çok sık yemek yaptığı söylenemezdi. Ailesinin bulunduğu yere geri dönünce ise yemek yapmayı tamamen bırakmıştı. Şimdi krepin tadına bakmasının tek nedeni hala eskisi kadar güzel yapıp yapamadığını kontrol etmekti. Yemek yapmada eskisi kadar iyi olduğunu gördüğünde gülümsedi. Bir ara büyük annesini çıldırtacağını bilse de kesinlikle malikanenin mutfağına el koymalıydı. Uzun zamandır kuzeniyle kendini çikolatalı tatlılar yaparak şımartmıyordu. Bunu aklının bir köşesine not edip kahvaltısıyla ilgilendi. Arada çalan ve sürekli mesaj gelen telefonuna göz ucuyla baktıktan sonra derin bir nefes alıp kendini sakin kalmaya zorladı. Kararlıydı bugün kimse gününü mahvedemeyecekti. Kahvaltıyı bitirip yine sessizce masayı toparladı. Aklını meşgul eden düşünceler yüzünden kahvaltı boyunca da sessizliğini korumuştu. Bedenen oradaydı ve iş yapıyordu ama zihnen orada olmadığı çok belliydi. Bulaşıkları da hallettikten sonra telefonunu tezgahın üzerinden alarak sevgilisine gülümsedi ve ''Ortalığı da toparladığıma göre artık çıkabiliriz'' dedi. Salona gidip eşyalarını çantasını aldıktan sonra sevgilisinin koluna girerek malikaneden ayrıldı. Arabayla evine giderken yolu tarif etmek dışında pek konuşmamıştı. Aklında sürekli bu akşamki parti dönüp dolanırken konuşmak pek içinden gelmemişti. Birkaç kez sevgilisinin sorduğu soruları yanıt vermiş ve oda ona birkaç soru sormuştu. Yolculuğun büyük çoğunluğu sessiz geçmişti. Evine geldiklerinde arabadan inmeden önce sevgilisinin dudaklarına kısa bir öpücük kondurarak ona veda etmişti. Eve girerken hem mutlu hem de düşünceliydi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Zincirlenemez Tutku
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dekker Malikanesi :: III.Kat-
Buraya geçin: