AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Fark Edilemeyen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Fark Edilemeyen    Salı Şub. 19 2013, 22:21

''Eğer sihirbazı öldürürsem bu fia’yı tamamen kaybetmemi sağlar kızın sihirbazı yaşamalı'' Jared içinden hep bu kelimeyi tekrarlayarak kendini sakin kalmaya zorluyordu. Derin nefesler alıyor karşısında ona kafa tutan salağı öldürmemek için büyük uğraşlar veriyordu. Öfkesi şuan bu bardaki herkesi ve her şeyi yok edebilirdi. Hayatında hiç birini öldürmemek için kendiyle savaş verdiğini hatırlamıyordu. İlk kez birini deli gibi öldürmek istemesine rağmen kendini tutuyordu. Genelde hiç düşünmeden öldürür ve bunu umursamazdı. Hoş çocuğu umursamayacağını biliyordu fakat adının fia olduğunu öğrendiği tatlı peri kızını umursuyordu. Fia’nın tepkisiyle gülümsedi ve ''Yanılıyorsun güzelim konuşacak çok şeyimiz var'' dedikten sonra sessizce sihirbaza baktı. Söyledikleri karşısında histerik bir kahkaha attı. Bu kontrolünü an ve an daha da kaybettiğinin büyük bir kanıtıydı. Çocuğun ona yumruk atmaya kalkışması içinde sihirbazın tüm kemiklerini kırma isteği uyandırsa da peri kızının tepkisi büyüyle ondan kurtulmasına neden olmuştu. Onun kendiyle henüz bir savaşa girmemesi oldukça şaşırtmıştı jared’ı fakat bir tepki vermemişti. Sonunda bu şamataya daha fazla katlanamayacağını fark ederek kızı kolundan tuttuğu gibi bardan çıkardı. Eğer biraz daha orada kalırsa sihirbazda dahil olmak üzere o bardaki herkesi öfkesinden kurtulup rahatlamak için gebertebilirdi. Fia’nın itirazlarına aldırmayarak onu arabaya bindirip kendide şoför koltuğuna geçerek arabayı sürmeye başladı. Mantığı yerinde olsaydı ve öfkesi pişmanlığını gölgelemeseydi kesinlikle kızı gördüğü ilk an buradan çekip giderdi. Ondan uzak durma kararını sonuna kadar uygulamaya çalışır aklını dağıtmak için başka bedenlerle vakit geçirip sarhoş olana kadar içerdi.

Kızın söylediklerinden sonra alaycı bir kahkahayla ''Evet sende bir perisin ama güven bana güzelim birbirimizden çok farklıyız kesinlikle kendini benimle kıyaslamamalısın'' dedi. Peri kızı sıradan bir periydi oysa kendisi öldürmek için yetiştirilmiş profesyonel katildi. Fia kesinlikle kendini onunla kıyaslayarak büyük bir hata yapıyordu. Arabanın bozulmasıyla birkaç küfür savurup arabadan inen kıza baktı. Oyun oynamak istiyorsa oynayacaktı. Arabadan hızla inerek kızın arkasından gidip onu kucağına aldı. Tüm çırpınışlarını görmezden gelip onu yere düşürmemek için sıkı sıkıya tutarak ''Acı gerçek tatlım sen gelmek istemiyor olabilirsin ama geleceksin ve ben seni buna zorlayabilirim'' diyerek gözlerini kapatıp bir büyü mırıldandı. Gözlerini açtığında kendi evindeydi. Kızı yere bırakmadan önce içinden bir büyü yaptı. Artık bu evden o istemediği sürece hiç kimse hiçbir şekilde çıkamazdı. Aynı şekilde dışarıdan da kimse içeri giremezdi. Kızı bırakıp mini barına gidip kendine bir içki koyup hızla kafasına dikti. Peri kızın evden çıkma çabalarını mini bardaki taburelerden birine oturarak sessizce izledikten sonra sıkılarak ''Boşuna uğraşıyorsun ben istemediğim sürece buradan çıkamazsın ve evime hoş geldin'' dedi. Kızı belinden tutup duvara dayayarak ''Üzgünüm tatlım… İlkinin öyle olmasını istemezdim tabi hayatını mahvetmekte ama bu elimde değil ne yaparsam yapayım aklımdan bir türlü çıkmıyorsun'' diyerek ona iyice yaklaştı nefesi kızın yüzüne değmeye başladığında durdu ve kulağına eğilerek ''Senden uzak durmaya çok uğraştım ama yapamadım gerçi artık senden uzak durmakta istemiyorum'' diyerek dudaklarına kapandı. Onu uzun süre tadını çıkara çıkara öptü. Özlediği ve tadına doyamadığı bu güzel dudakların her saniye daha da keyfini çıkarmak ister gibiydi. Geri çekilerek ''Özür dilerim '' diyerek o tatlı dudaklara yeniden kapandı. Elleri kızın bedeninde baştan çıkarıcı bir şekilde gezinirken kulağına ''Neden bilmiyorum ama sana karşı bir zaafım var'' diye fısıldadı. Öpücükleri yavaşça yanaklarına oradan boynuna ve son olarak elbisesinin dekoltesinin izin verdiği kadarıyla göğüslerine kaydı. Bu gece ondan uzak durmamakta kararlıydı.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Salı Şub. 19 2013, 22:46

Korkusu giderek katlanarak büyümüştü Fianın. Neden bilmiyordu ama bu çocuk onu gerçekten korkuyordu. Gerçi çok düşünmesine gerek yoktu. İçinde kendinden nefret etmesini sağlayan bir zaaf taşıyordu. Ona karşı hissettiği garip istek. Şimdi bile tüm öfkesine rağmen onun tadına olan arzusu aklını karıştırıyordu. Elbette tek neden bu değildi. Hala onu hiç bir şekilde tanımıyordu. Bildiği tek şey ismi ve bir canlının yaşamına ne kadar kolay bir şekilde son verebildiğiydi. Ölen periler onlar umurunda bile olmamıştı. Zaten Jared'ın sözünü dinlemeyerek onunla birlikte kaldığında perilerden birinin canını kendisi de hiç bir acıma duygusu göstermeden almıştı. O anki öfkesi buna izin vermişti ve Owen denen çocuğun onu küçük görmesi. Şimdi ise içten içe keşke hiç kalmasaydım diyordu. Ama lanet olsun ki aynı zamanda o tutkulu dakikaları yaşama şansı olmayacağını düşünerek kaldığı için memnun da oluyordu. Ona gerçekten ne oluyordu. Onun nesi vardı. Jared ona kötü bir şey yapmıştı. Hiç bir erkeği hayatında istemezken onu kendine ait kılmıştı. İçindeki çocuğun artık sesini duyamaz olmuştu ve tüm bunlar onun suçuydu. Tüm bu düşünceler birleştiğinde ondan uzak durması, hatta onu öldürmeye çalışması gerekiyordu. Ama bu düşünceler yeterince güçlü değildi ya da belkide gerçekten zayıftı. O an bu düşünce ile içinde bir öfke kıvılcımı serbest kaldığında Jared'ın arabasını bozacak bir büyü yaptı ve hemen arabadan inerek kaçmaya çalıştı. Ne yazık ki hızlı olmayı başaramamıştı. En azından peri kadar hızlı değildi. Onu kucağına aldıktan sonra söylediklerini duyduğun da öfkeli gözlerle ona baktı.

"Bırak beni lanet olsun ne istiyorsun benden"

Daha lafını bitiremeden kendini başka bir yerde buldu. Etrafına baktığında buranın neresi olduğunu anlaması sadece bir kaç saniyesini aldı. Jared onu bırakır bırakmaz kapıya koştu. Burada onunla kalamazdı. Hayır bunu kesinlikle istemiyordu, belki de istiyordu... Yeter artık diyerek çığlık atmak üzereyken kapının kolunu zorlamaya başladı. Aynı anda içinden bir büyü mırıldandı ama daha büyülü sözleri tamamlayamadan Jared sözleri ile içinden lanetler okumaya başladı. Bir anda kendini duvara yapışmış bir halde bulmak kalbinin hızlı hızlı çarpmasına neden oldu. Jared'ın nefesini yüzünde hissetmek hem onu korkutmuş aynı zamanda da heyecanlandırmaya yetmişti. Nefesi yüzünde sözlerini dinlemeye başladı. Zaten başka şansıda kalmamıştı. Son sözleri ile özellikle durmak istemiyorum kısmında ani korkusu ile konuşmaya başladı.

"Hayır dur, ben"

Cümlesine devam edemeden dudaklarında hissettiği dudaklar konuşmasına müsaade etmedi. Öpücüğüne ilk öpüldüğü zamanki gibi tepki verdi. Yani hiç bir tepki vermeden onu öpmesine izin verdi. Uzun öpücük bittiğinde istemsiz bir şekilde yine dudaklarını yaladı. Tadı hala çok güzeldi, baştan çıkarıcı. Özür sonrası gelen ikinci öpücük ile ne olduğunu bile anlamadan onun öpücüğüne karşılık vermeye başladı. Elleri serbest kaldığı ilk an yine onun başında saçlarının arasında gezinmeye başlamıştı. Öpücük sonrası kulağına fısıldayan sözler ile içinin ürperdiğini hissetti. Bunun nedeni korku değildi. Çok başka bir şeydi. Kelimeler ve dokunuşlar bedenini ele geçirip ateşinin çıkmasına neden oldu. Yeni öpücükler içindeki ateşin harlanmasını sağlarken içinden bir ses 'Artık kaybedecek hiç bir şeyin yok Fia' diye ona fısıldamaya başladı. Jared'ın başını kavrayarak yüzüne çekti ve onun gözlerinin içine bakmaya başladı.

"Neden bilmiyorum ama benim de sana karşı bir zaafım var. Senden nefret etmek istedim hatta belki de ettim. Ama bu bile seni tekrar istememe engel olamadı."

Konuşmasının ardından onu öpmeye başladı Fia. Dudaklarını tutkulu bir şekilde öperken elleri Jared'ın bedenin de gezinmeye başladı. Çünkü içindeki ses haklıydı. Artık kaybedecek hiç bir şeyi yoktu ve Jared ona gerçekten zevk veriyordu.


_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Çarş. Şub. 20 2013, 15:42

Jared kıza dokunurken kalbinin normalde olması gerekenden daha hızlı attığını fark etti. Ona yakın olmak onu heyecanlandırıyordu. Buna bir anlam veremedi. Ona karşı daha önce hiç kimseye karşı duymadığı bir zaaf duyuyordu. Karşılaştıkları günden beri bir türlü aklından çıkmamıştı. Onu unutmak için her şeyi denemişti. Kendini işine vermeye çalışmıştı. Geçmişini düşünüp amcasına yoğunlaşmayı denemişti. Kafasını dağıtmak için katliamlar yapmış bir sürü kadını yatağa atmıştı ama hiç biri onu unutmasını sağlamamıştı. Geçirdikleri ateşli dakikalar Jared’a inat gözlerinin önüne gelmiş kızın büyüleyici kokusunu yanında o olmasa bile hissetmesini sağlamıştı. Pürüzsüz ve ipeksi teninin verdiği his kendini bir an olsun unutturmamış o tatlı ve hırçın halleri beyninde dönüp durarak onu tekrar görme isteği uyandırmıştı. Onun ilki olduğunu bilmek artık onu rahatsız etmiyordu aksine bundan memnundu. Onun güzel ve masum oluşu ona sahip olurken aldığı zevkle birleşince onu yeniden istemesine neden oluyordu. Dudaklarının tadını hala çok net bir şekilde hatırlıyordu. Bu gün o iki kuzenin dudaklarının tadına bakmak fia’nın o muhteşem tadını ne yazık ki unutturmamıştı. Evine geldikten sonra kızın hiçbir şekilde buradan ayrılamayacağını garantileyerek onu bıraktığında kendine gelmek için bir içkiye ihtiyacı olduğunu bildiğinden direk evindeki mini bara yöneldi.

Kendine bir içki doldurup aklını toparlayarak sakinleşmeye çalışırken kızın da bu evden o istemeden çıkamayacağını anlamasını bekliyordu. Onun gereksiz çırpınışlarını bir süre sessizce izledi. Ondan bir canavarmış gibi kaçmaya çalışması sinirlerini bozmuştu. Gerçi kim bilir belki de öyleydi. Sırf sakinleşip rahatlamak için hiç düşünmeden bir sürü kişinin canını alan ve etrafındakilerin ne düşündüğünü umursamadan istediğini alan biriydi. Tutku ve şehvetine yenik düşerek kendini kaybedip kızın zorla ilki olmamış mıydı? Elbette ona sahip olurken ilki olduğunu bilmiyordu. Kız onu durdurmaya çalışsa da aynı zamanda da ona karşılık vererek dudaklarından zevk iniltileri döküldüğü için umursamamıştı belki de onu durdurma çabalarını… Bazen ilki olduğunu bilseydi kendine engel olabilir miydi diye düşünüyordu. Kendine sorduğu bu soruya yine kendinin verdiği hayır cevabıyla sinirleri tepesine çıkıyordu. Bu kız karşısında nasıl kontrolünü kaybedebiliyordu? Onun büyüleyici kokusu beynini uyuşturup kendini kaybetmesini sağlıyordu ve bu jared’ın hiç hoşuna gitmiyordu. Ondan o günden beri kaçmaya çalışsa da beceremediği ortadaydı. Fia’yı barda o sihirbazla beraber o kadar yakın gördüğünde hissettiği kıskançlık,öfke daha önce hiç hissetmediği kadar yoğun olduğundan tüm bedenini ele geçirmişti. Bu kızın yanında birini görmek onu deli ediyordu. Artık ondan kaçmaktan yorulmuştu. Bundan sonra ne olacağını bilmese de ondan artık uzak durmayacağını biliyordu. Kız istese de istemese de onun hayatında olacaktı. Fia’ya bakıp derin bir iç çekti. Bazı konulara açıklık getirmeleri gerektiğini düşünüp kızı duvara yaslayarak onunla kısa bir konuşma yaptı. Ona dokunmak içindeki öfkeyi hızla tutkuya çevirirken o bir türlü tadına doyamadığı dudaklarına hiç düşünmeden tekrar kapandı.

Öpücükleri boynuna oradan göğüslerine kaydığında kızın onu kendinden uzaklaştırarak söyledikleri karşısında başta şaşırsa da kızın onu öpmeye başlamasıyla tüm bunları bir kenara bıraktı. Fia’nında ona karşı zaafı olduğunu bilmek garip hissettirmişti. Sonradan söyledikleri beyninde yankılanırken kızın ellerini bedeninde hissetmek tüm bedeninin alev almasını sağladı. Fia’nın üzerindeki elbiseyi parçalayarak çıkardıktan sonra onu tutup kendi bedenine bastırarak daha tutkulu öpmeye başladı. Elleri kızın vücudunun her yerinde gezinip bacak arasını okşarken dudakları da boynuna ve göğüslerine küçük öpücükler bırakıyordu. Onu bir süre daha duvara dayalı bir şekilde öpüp okşadıktan sonra tek bir hareketle kucağına alıp hızla üst kattaki yatak odasına çıkarıp yavaşça yatağa çıkardı. Kendi üzerindekilerden kurtulup kızın üzerindeki yerini aldıktan sonra gözlerini onun gözlerine dikerek ''Aklımdan çıkaramadığım ve bu eve getirdiğim ilk kızsın seni hiç kimseyi istemediğim kadar çok istiyorum. '' diyerek dudaklarına kapandı. Fia’nın iç çamaşırlarını büyük bir zevkle çıkarttıktan sonra dudakları boynundan yavaşça göğüslerine indi ve bir tanesini ağzına alıp emmeye başladı. Elleri kızın her yerinde gezerken onun bacakları arasındaki yerini de almıştı. Gözlerini kızın gözlerine dikip ''Seni seviyorum'' dedi ve tekrar o tatlı dudaklara kapandığında aynı anda da içine yerleşti. Gelip gidişleri baştan yavaş olsa da sonradan gittikçe hızlanmıştı. Aldığı zevk onun kendini kaybetmesini sağlamıştı. Kızı çılgınca öpüyor ve okşuyordu. Odayı ikisinin zevk iniltileri doldururken jared’ın ağzından sürekli Fian’nın adı ve son anda algılayabildiği gerçek dökülüyordu. Yani onu sevdiği… Sonunda fia’nın doruğa ulaştığını hissettiğinde oda kendini serbest bıraktı. Bedenini ele geçiren rahatlama ve tatlı yorgunlukla kızın üstüne yığıldı. Nefes nefese bir şekilde kendini biraz toparladığında kızın üzerinden kendini yatağa atıp onu kendine çekerek sarıldı. Şimdiye kadar ona aşık olduğunu görememesi onun körlüğünden kaynaklanıyordu herhalde bunu fark etmesinin bu kadar geç olmasının başka bir açıklaması yoktu. Kızın saçlarını okşayıp dudağına kısa bir öpücük kondurduktan sonra ''Geçte olsa fark ettiğim gerçek bu seni seviyorum. Ve artık sen istemesen bile senden uzak duramam '' dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Perş. Şub. 21 2013, 21:07

Kaybedecek hiçbir şeyin yok... Jared onu öperken kafasının içinde hep bu cümle dönmeye başlamıştı. Sürekli tekrar edilen kelimeler sanki beyninin uyuşmasını sağlıyor gibiydi. Başta kelimeler inandırıcı gelmese de sürekli olarak düşünmek kelimelere inanmayı mecbur hale getirdi. İkinci öpücükten sonra ona karşılık vermeye nasıl başladığını bilmiyordu. Ama onu öpmeye başladığı ilk anda dudaklarında oluşan tadı çok iyi biliyordu. O geceden beri aklından çıkmayan tadı tekrar hissetmek garip gelmişti. Hala onu üzerinden itmek ve buradan gitmek istese de aynı zamanda tadını daha fazla hissetmekte istiyordu. Sonuç olarak ne istediği bile bilmiyordu. Bedeni artık beyninden komut almadan Jared'ın öpücüklerine ve dokunuşlarına karşılık vermeye başlamıştı. Göğüslerinde hissettiği öpücükler dudaklarından zevk iniltilerinin firar etmesini sağlarken onun başını kavrayarak göz hizasına getirdi. Gözlerinin içine baktı kısa bir süre... Tutkusu olduğu gibi gözlerine yansıyordu perinin. Aklında sürekli tekrarlanan cümle ile birlikte içinde tuttuğu kelimeleri dışarı vurma eğilimi gösterdi. Ona olan zaafını dile getirmişti Fia. Bu belki de yaptığı küçük öpücükten bile büyük bir hataydı. Çünkü bu söylediği sözler onu öperek başına gelmesini sağladığı kötü durumdan bile daha beter bir duruma sürükleyebilirdi. Sözleri sanki Jared ne zaman isterse ona sahip olabilirmiş gibi bir hava uyandırıyordu. Jared şu an onu öpen peri onun ilk ve tek erkeğiydi. Üstelik hissettirdiği duygular öylesine hoşuna gidiyordu ki. Baştan beri korkusun nedeni onu görmek istememesinin asıl nedeni buydu. Olur da onu bir daha görür ve öpüşmeye başlarlarsa kendini tutamadan yeniden ona kapılmaktan korkmuştu. Şimdi içinde bulunduğu durumda işte buydu. Sözlerinden sonra onu öpmeye başladı Fia. Özlediği tatlı tene dokunmaya başladığında Jared'ın ani hareketi onu şaşırtmış olduğunu gösterdi. Ama çok geçmeden iki tutku birbirine karışarak bir zevk ateşine döndü. İki ateşli beden birbirlerini deli gibi öpüp okşarken Jared hızla onun elbisesini parçaladı. Normalde rahatsız olması gereken bu durumdan hiç şikayetçi olmadı. Hatta onun gömleğinin ön kısmını yırtarak istediği çıplak göğse dokunmak istedi ve bunu yaptı da.

Kendini tamamen onun ellerine bırakmıştı. Aslında sadece durum bu değildi elbette. İlki gibi değildi hiç bir şey. Hiç bir ürkeklik göstermeden ona büyük bir hevesle karşılık veriyordu. Bacaklarının arasında hissettiği dokunuşlar ile kendini kaybetmiş bir şekilde inlemeye başladı. Bacakları titriyor ayakta bile zor duruyordu. Çok geçmeden ayakları yerden kesildiğinde Jared’ın kucağında buldu kendini. Kısa bir süre sonrada yatakta. Yatakta uzanmış bir şekilde periye bakarken gözlerinde sadece tutku vardı. Jared'ın üzerinden çıkardığı her bir kıyafetle harika bedeni çıplak kalmaya başladı. Onun vücut hatlarını ilk kez böylesine görüyordu ve izlemek bile içinde bir şeylerin alev almasına neden oldu. Çok geçmeden o harika bedenin altında olacağını biliyordu. Üzerine çıktığında hala nefes almakta zorlanır bir halde onun gözlerini içine baktı. Söylediği her bir kelime kalbine işlerken içten içe ona inanmak istedi. Belki de yalan söylüyor ve sadece onu elde etmek için konuşuyordu. Ama sonraki öpücükle düşünmeyi bir kenara bırakarak onun öpücüğüne karşılık vererek çıplak tenine dokundu Fia. Dudakları serbest kaldığında tenindeki öpücükler onu kışkırtıyor ve kendini kaybederek inlemesini sağlıyordu. Artık dayanamıyordu bedeni bir şey talep ediyordu. O ise bunu ne olduğunu bile bilmiyordu. Bacaklarının arasında hissettiği garip his onu ele geçirirken Jared duruşunu değiştirdiğinde derin bir nefes aldı. Peri ona yeniden sahip olacaktı. Göz göze geldiklerinde duydukları ile şaşkın bir şekilde ona baktı ve daha sonra dudakları kapandığında erkeği içine girmişti. O günkü kadar canı yanmamıştı. Hareketler devam ederken ona ayak uydurmaya çalıştı. Kulağında sürekli kendi adını duyarken oda Jared'ın adını söylemeye başladı. Her vuruş inlemesine neden olurken, sevişmenin her anından zevk almaya başladığında bedenindeki ani kasılmayı tekrar hissetti. Giderek daha hızlı hareket ettiklerinde bir anda kasılmalar doruğa ulaştığında ani bir rahatlama ile bir anda gevşedi.

Jared yanına uzandığında sevgiyle ve yavaş bir şekilde ona sarılırken kalbi hala deli gibi atıyordu. Onun sözlerine karşılık vermiş değildi. Peri onu sevdiğini söylemişti. Peki o... Kısa öpücük sonrası onu dinledi tekrar ve yine aynı özel kelimeleri kullandığında kendini tuhaf hissetti. Devamında söyledikleri ise şaşırmasına neden oldu. Onun gibi birinin bir kızın peşinden koşmasına gerek bile yoktu. Ama o şu an kendisini istiyordu. Fia da deli gibi onu istiyordu yeniden ve yeniden... İçindeki çocuğun sesini duyduğunda yüzünde bir gülümseme oluşacak dudağını ısırdı ve Jared'in üstüne çıkarak uzandı. Gözlerinin içine bakıyordu. Gayet ciddi bir tavırla konuşmaya başladı.

"Demek ben istemesem bile benden uzakta kalmayacaksın. Ama şunu bilmelisin ki seni hayatımda istemiyorum"

Kelimelerden sonra dudaklarını yalayarak içindeki çocuğu ona göstermek istercesine dil çıkardı Fia.

"Şaka yaptım sanırım bende seni seviyorum aslında sanmıyorum seni seviyorum ve de istiyorum"

Konuşmasının ardından Jared'ın dudaklarını yaladı Fia ve sonrasında tutkulu bir şekilde öptü. Kendini yatağa atmadan sevdiği erkeğin üzerinde başını göğsüne koyarak kalbini dinlemeye başladı. Bir yandan da bedenini dinlendiriyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Cuma Şub. 22 2013, 16:05

Jared sonunda gözünün önünde olan ve bir türlü göremediği gerçeği görmüştü. Bunu anlamasının neden bu kadar zaman aldığını düşünse de cevabı belliydi. O normal bir peri değildi. Çocukluğu diğerleri gibi oyun oynayıp arkadaş edinerek geçmemişti. Mutlu olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordu. İlk aşkı ya da aşık olmasa bile geçici bir sevgilisi olmamıştı. Onun oyun oynamak, normal şeyler yapmak, sevmek, sevilmek, öfke ve nefret haricindeki duyguları tatmak için hiç vakti olmamıştı. Şimdiye kadar hayatında zaman bulabildiği tek şey eğitimiydi ve bir de intikamı. Belirli bir hayat felsefesi olmamıştı öldürmek dışında… Bunun için yetiştirilmişti. Dışarıdaki canlılar sadece onun sıradaki hedefi olmuştu. Bencil olmaları öğretilmişti onlara, kendilerinden başka hiçbir canlının yaşamının değerli olmadığı benimsetilmişti. O gün o harabelerde yıllardır benimsediği gerçeklere ters düşeceğini bilse de bu peri kızını kurtarmadan duramamıştı. Kendi canını bile önemsemeyerek başkasını düşünmek ters gelmişti ona hayat kurtarmaya değil can almaya alışık olan birinin birini kurtarmak için bu kadar çabalaması, kendisindeki bu değişim korkutmuştu jared’ı. Oldukça yabancı olduğu duygular bedenini ele geçirirken kendisindeki bu değişimlerden memnun olmayan her insanın yaptığı şeyi yapmış ve kaçmaya çalışmıştı. Değişip alışık olduğu yaşamı bırakmak istememişti. Duygusuz biriyken duyguları tarafından yönetilen biri olmak cazip bir fikir gibi görünmemişti ona ve aklını aynı zamanda duygularını kontrol altında tutabilmek için her şeyi denemişti. O kızı aklından çıkarmaya çalışmakla başlamıştı işe ama bunu bir türlü becerememişti. Fia hiç beklemediği bir anda hayatına sızarak tüm kontrolü elinden kaybetmesini sağlamıştı.

Kendiyle kendi içinde büyük bir savaş verirken onu aklından çıkarmaya çalıştığı sırada bir anda yanında bir erkekle karşısında görmek yine tüm bedenin kontrolünü kaybederek kendisini duygularının yönetmesine izin vermek zorunda kalmıştı. O an bu kızı kıskandığını ve yanında ondan başka bir erkek görmeye dayanamadığını anlamıştı. Ondan uzak durmak istemediğini fark etmesi uzun sürmemişti. Tüm bunlar ona olan zaafı ve onun yanındayken kalbinin olması gerekenden daha hızlı atarak heyecanlanmasıyla birleşince görmek istemediği ve kaçmaya çalıştığı şeyin bu kıza aşık olduğu gerçeği olduğunu fark etmişti. Artık duygularından kaçmak ona ağır gelmeye başladığından bundan vazgeçmişti. Kolları arasındaki masum güzelliğe bakarken bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu görüyordu. Ne olursa olsun ondan vazgeçmeyecekti. Fia’nın aşkını itirafına sessiz kalması canını son derece sıksa da ondan bir şey beklememesi gerektiğini biliyordu.Yaşadığı o deneyimden sonra ondan nefret etmeye çalıştığını hatta belki de nefret ettiğini kendi ağzıyla söylemişti sonuçta yine de ona karşı bir zaafı olduğunu bilmek onun kalbini kazanabileceğine dair içinde bir umut taşımasını sağlıyordu. Zor olacaktı belki ama başarabilirdi. Fia’nın onu hayatında istemediğini duymak beklediği bir şey olsa da bunun onun dudaklarından dökülmesi nefesini kesmiş canınıysa daha önce hiç olmadığı kadar çok acıtmıştı. Tuhaftı savaş esnasında yediği yumrukların aldığı darbelerin aşık olduğu kızın sözlerinden daha az acıtması bu hiç bilmediği dünyaya adapte olması sandığından daha zor olacaktı. Duyduklarını hazmedip tekrar nefes almaya başladığında söyleyecek birkaç kelime aradı. Kafasındaki olumsuz düşünceleri geri plana itip konuşmak için birkaç söz bulduğunda fia’nın ona dil çıkarmasıyla şaşkınlıkla ona baktı. Ardından söylediği kelimeler şok olmasını sağlamıştı. Yanlış duyup duymadığını düşündü bir süre seni seviyorum sözlerinin sadece onun hayal gücünün oyunu olup olmadığını anlamaya çalıştı.


Dudaklarında tatlı peri kızının dilini ardından dudaklarını hissetmesiyle duyduklarının gerçek olduğunu zorda olsa anlamıştı. İçini saran mutlulukla beraber bu tutkulu öpücüğe aynı tutkuyla karşılık verdi. Öpüşmeleri bittiğinde yüzünde anlamsız bir sırıtışla bir süre öylece hareketsiz kaldı. Sonrasında gözleri sinsi parıltılarla dolarken çapkınca gülümseyerek ''Demek bana şaka yaptın küçük cadı'' diyerek kıza sarılıp onu tek hamlede altına aldı. Gözlerini aşık olduğu kızın gözlerine dikerek ''Bunu ödeyeceksin'' diyip kızın doyamadığı dudaklarına yeniden kapandı. Bu sefer amacı onu zevkten çıldırtmak olduğu için kendine de işkence olacağını bilse de yavaş yavaş onu öpmeye başladı. Elleri çıldırtan bir yavaşlıkta bedeninde gezinirken öpücükleri usulca boynuna kaydı. Her şeyi olabildiğince ağırdan alıyordu. Öpüşleri göğüslerine inip onlardan birini ağzına alarak emmeye başladığında bir eli diğer göğsünü diğer eliyse bacak arasını okşuyordu. Tüm hareketleri insanı delirtecek kadar yavaştı. Her dakikasından ayrı bir zevk alıyor altındaki bedenin zevkten kıvrandığını görerek yaptığı tatlı işkencesini elinden geldiğince uzatmaya çalışıyordu. Sonunda yaptığı işkenceye daha fazla dayanamayarak kızın bacakları arasındaki yerini aldı. Kızın içine girdiğinde kendini kaybetmişti. Öpüşleri ve dokunuşları tutku, şehvet ve arzu doluydu. Her itişle kendini daha fazla kaybederken daha önce hiçbir birliktelikten bu kadar zevk almadığını fark etti. Fia’ya doyamıyordu. Onu yeniden ve yeniden istiyordu. Zevkin doruklarına ulaşıp son bir itişle kendini serbest bırakıp rahatladığında sevgilisinin dudaklarına küçük bir öpücük bırakıp kendini yatağa attı. Nefes nefese kaldığı için konuşamıyordu. Onu yeniden kollarının arasına alarak ''Seni çok seviyorum sevgilim'' diyerek dudağına masum bir öpücük koydu. Gözlerini kapayıp derin birkaç nefes alarak bedenini dinlendirmeye çalışırken uykuya daldı.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Cuma Şub. 22 2013, 21:47

İçindeki çocuğun aniden ortaya çıkışı sanki yeniden doğmuş gibi bir hisse kapılmasını neden oldu. Bir anda içinin yeniden pır pır ettiğini hissetti Fia. Kıpır, kıpırdı yerinde duramıyordu. Ama bedeni hareket edemeyecek kadar yorgundu. Jared ile birlikte yeniden birlikte olmak en başında sadece düşündüğü zamanlarda onu korkmuştu. Yeniden canının acıyacak olmasından, Jared'ın yeniden zorla ona sahip olacağını düşündüğü için korkmuştu. Ama şimdi bedeninde tatlı bir yorgunluk vardı. Aldığı zevki ise kelimelere dökmesi imkansızdı. Periyi yeniden içinde hissettiği o an geldi aklına ve onun dudaklarından firar eden kelimeler. Onu sevdiğini söylemişti. O ise bunu algılayıp cevap verecek hale gelene dek dudakları çoktan mühürlenmiş ve onu yeniden içinde hissetmişti. Ani korkusu nedeniyle tek bir şeye odaklanmıştı. Çok kısa bir süre acıyı bekledi. Ama acıyı hissetmemişti. Bedeni tuhaf bir şekilde karşısında ateşli bedene yanıt vermiş ve bundan gerçekten zevk almıştı. Ona ayak uydurmaya çalıştığı zaman ise zevki giderek daha da artmıştı. Yeniden o ölümle burun buruna geldiğini düşündüğü anda bedenindeki ani rahatlama ile nefes nefese kalmıştı. Yorgun bedeni perinin elleri arasındayken mutlu olduğunu hissetmişti. Evet mutluydu gerçekten mutluydu. Başta ona inandırıcı gelmeyen her şeye şu an inanmak istiyordu. Jared’ın onu buraya getirdiği tek kız olduğunu bilmek... Bu his onu neden mutlu etmişti bilmiyordu. Jared tekrar konuşmaya başladığında onun bedeninin üzerine çıktı. İçindeki çocuk rahat durmamakta kararlıydı. Şu an hali olsa mutluluktan dans ederdi. Ama bedeni buna izin vermeyecek kadar yorgun düşmüştü. O aklında türlü fikirlerle onun gözlerinin içine baka baka onu hayatında istemediğini söyledi. İçten içe bunu tersini haykırsa da dudaklarından dökülen kelimeler bunlardan ibaretti. Sonrasında ise çok kısa bir süre sonra ona dil çıkardı. Küçük bir çocuktan farksızdı şu an. Üstelik çırılçıplak bir erkeğin üzerinde çıplak bir şekilde yatıyorken... Onu sevdiğini söyledikten sonra o çok sevdiği dudakları yaladı önce ve sonra onu öpmeye başladı. Erkeğin ona başta karşılık vermemesini tek nedeni şaşkınlıktan olmalıydı ki sonrasında ona tutkuyla karşılık vermişti. Öpücük sonrası başını sevdiği erkeğim çok sevdiği göğsüne yasladı.

Huzurlu bir şekilde derin nefesler alırken ani bir şekilde kendini Jared'ın altında buldu. Yüzündeki sinsiliği gördüğünde ne düşünmesi gerektiğine bir türlü karar veremdi. Korkmalı mıydı? Yoksa sinsiliğin içinde hissettiği tutku nedeniyle mutlu mu olmalıydı? Jared'ın onu bedeninin altına alırken söylediklerini hatırladı. Galiba onu gerçekten kızdırmıştı. Göz göze geldiklerinden sonra sözlerini hazmedip ona ürkek bakışlarla baktı.

"Jared acı bana sadece küçük bir şakaydı..."

Cümlesi yarım kaldığında dudakları sevdiği erkeğin dudakları tarafından esir alındı. Ödemesi gereken bir beden olduğunu bilmek onu korkutmuştu ama şimdi onu öperken nasıl bir ceza aldığını bilmiyordu. Çok geçmeden Jared'ın hareketlerindeki yavaşlık ve ona yaptığı her şeyle delirme noktasına geldiğini fark etti. Bedeni son derece talep kar bir haldeyken Jared ona hiç bir şey vermiyordu. Şu an kendini işkence görüyormuş gibi hissetti. Aldığı zevk onu geçen her saniye yavaş yavaş öldürüyordu sanki. İnlemelerinin arasında artık sınıra geldiğini hissettiği için konuşmaya başladı.

"Jared lütfen bir şeyler yap"

Nefes nefese bir haldeyken erkeğin içine girişinin ardından rahatladığını hissetti Fia. Adım adım doruğa ulaşırken sürekli sevdiği erkeğin adını haykırarak inliyordu. Doruğa ulaştığında kendini yeniden erkeğin kollarında bulduğunda tatlı bir uykuya daldı. Huzurlu ve mutlu bir uykunun ardından gözlerini açtı Fia. Bedeninde hala geceden kalma yorgunluk vardı ama onun daha çok önemsediği şey guruldayan karnı oldu. Çıplak bir şekilde yataktan çıkıp sevdiği erkeğin gömleğini giydi. Kokusunu o yanında değilen bile hissetmek için. Evde gezinirken mutfağı aradı önce ve bir şeyler atıştırdıktan sonra evde gezmeye başladı. Alt kata indiğinde kuytu da kalan siyah kapılı bir oda fark etti. Evin tüm bölümlerinden soyutlanmış gibi bir hali vardı. Merakına engel olamadığı için oraya girmeye çalıştı. Kapıyı biraz zorlaması gerekmişti ama sonrasında açtı. İçeride garip aletler duvarda silahlar ve çekmeceli dolaplar bulunuyordu. Sanki bir savaş kampında gibi bir hisse kapıldı. Buranın amacı neydi. O an aklına bir soru geldi. Jared kimdi?

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    C.tesi Şub. 23 2013, 13:34

Yorgunlukla gözlerini kaparken kollarının arasındaki güzellikle konuşmaları ve çözmeleri gereken bir sürü sorunları olduğunu biliyordu. Adı bile problemdi aralarında aşık olduğu kız henüz gerçek adını bile bilmiyordu. Jared… Ona suikastçı adıyla sesleniyordu. Bu onu rahatsız etmiyordu sadece böyle devam edemeyeceğinin farkındaydı. Aşık olduğu kızı kandıramazdı. Gerçek adını ve onun hayatını bilmeye hakkı vardı. Bunları ona anlatmak sorun değildi tek sorun kızın söyleyeceklerini kaldırıp kaldıramayacağıydı. Onu gerçekleri söyledikten sonra kaybetmek istemiyordu. İsterse Jared olmaya devam edebileceğinin farkındaydı ama bu yalanla yaşamayı istediğinden emin değildi. Yalansız bir hayat ütopik olsa da en azından deneyebileceğini biliyordu. Aklında sadece tek bir soru dönüyordu. Onu kaybetmeye hazır mıydı? Ya da kaybetmek istiyor muydu? Bu sorulara kesinlikle hayır cevabını hiç düşünmeden vermek ona gerçekleri söylemeyi daha da zorlaştırıyordu. Hayatının daha önceki yıllarda hiç bu kadar sorun olduğunu hatırlamıyordu. Sevgilisinin Jared acı bana diye başlayan cümlesini hatırladığında gülümsedi. Acımak bu oldukça yabancı olduğu bir kavramdı. O çocukluğundan beri bu kavramdan hep uzak durmuştu. Acıma duygusunun nasıl bir his olduğunu bilmiyordu buna rağmen sevgilisine kıyamayacağının farkındaydı.

Ama zaten o da bunun bedelini ödeyeceksin derken tensel bir acıdan ya da başka bir kötülükten bahsetmemişti. Onu zevkten çıldırtmak ve bedenin istediği şeyi ona vermemekte yeterince büyük bir cezaydı gerçi bu onun içinde büyük bir cezaydı ama amacına ulaştığını görmek çektiği tüm işkenceye değerdi. Sevgilisinin yaptığı şakanın bedelini ödediğine karar verdiğinde ikisi içinde işkence olan bu duruma son vermişti. Aklında bu düşünceler dönüp dururken uykuya daldı. Huzur bulduğu karanlığında kaybolurken karşısında tatlı ve hırçın güzelini görünce gülümsedi. Bu tatlı peri kızı rüyalarını bile işgal etmişti ve bundan şikayetçi değildi. Onun karanlığında tüm masumiyetiyle, çocukluğuyla göz kamaştırıyor ve etrafa ışık saçıyordu. Jared’ın dünyasına ait olmadığı o kadar belliydi ki…Genç peri bu düşünceyle derin bir iç çekti. Bu yaptığı ona haksızlık gibi görünmeye başlamıştı. Peri kızının hayatında olarak onu da kendi karanlığına çekiyordu ama yapacak bir şeyi yoktu. Ondan uzak duramıyordu bunu denemişti başaramadığıysa gün gibi ortadaydı. Fia’nın ona gülümsemesiyle oda gülümsedi. Bu gülümseme peri kızı birden ortadan kaybolana kadar sürmüştü. Jared’ın yüreğini büyük bir korku kaplarken kulaklarına onun çığlıkları dolduğunda kalbi sıkıştı. Nefes alamadığını hissetti. Onun yerde hareketsiz bir şekilde yattığını gördüğünde gözleri dolmuş kalbinden başlayarak tüm bedenini tarifi imkansız bir acı sarmıştı. ''Hayır'' diye bağırarak terler içinde uyandı kabusundan… Nefes nefeseydi. Etrafına bakındı evdeydi. Gördüklerinin bir kabus olduğunu anladığında derin bir nefes alıp yanına baktı. Fia’nın yanında olmadığını görmek onu bir an için telaşlandırsa da yaptığı büyüyü hatırladığında bu eve o izin vermeden kimsenin hiçbir şekilde girip çıkamayacağı gerçeğiyle rahatlamıştı. Bu fia’nın iyi ve güvende olduğu anlamına geliyordu. Kendini yatağa tekrar attı.

Bir yandan nefesini düzene sokmayı deniyor diğer yandan da kabusun etkisinden kendini kurtarmaya çalışıyordu. Kendine geldiğinde yataktan kalkıp dolabına yöneldi. Altına sadece bir eşofman altı giyip odadan çıktı. Güzel sevgilisinin nerede olduğunu düşünürken ilk aklına gelen yer mutfak olmuştu. Yaşadıkları onca şeyden sonra acıkmış olmalıydı. Yüzünde ufak bir gülümsemeyle adımlarını hızlandırıp mutfağa girdiğinde onu orda görememek meraklanmasını sağlamıştı. Neredeydi güzel sevgilisi? Belki de evi gezmeye karar vermişti. Bu düşünce birkaç dakika sonra aklına gelen şeyle beyninden vurulmuşa dönmesine neden olmuştu. Kahretsin silah odası ve savaş antrenmanları yaptığı oda kilitli değildi. İçinden o odalara girmemiş olması için dua ederken telaşla sevgilisini aramaya başladı. Evdeki tüm odalara baktıktan sonra hızla alt kata indi. Evde tek yaşadığı için hiçbir şeyi gizleme gereği duymamıştı. Şimdiyse bu yüzden kendine lanetler yağdırıyordu. Alt kata indiğinde kuytuda kalan siyah kapılı oda dikkatini çekti. Kapı aralıktı. Ağzından '' Kahretsin…'' sözleri dökülürken odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı yavaşça sonuna kadar açıp içeri girdiğinde sevgilisi etrafında gördüklerine o kadar dalmıştı ki onu fark etmemişti bile derin bir nefes alıp anlayışlı bir ses tonu takınmaya özen göstererek ''Sevgilim….'' Dedi. Fia’nın boş bulunduğu için korkarak yerinde sıçraması tek bir anlama geliyordu oda işler düşündüğünden daha zor olacaktı. ''Sanırım mutfağı ararken kayboldun. Evimdeki küçük gezin bittiyse hadi mutfağa geçelim. Sana kahvaltı hazırlıyım eminim acıkmışsındır.'' Dedi. Sessini olabildiğince yumuşak tutmaya çalışmış elinden geldiğince rahat davranmaya özen göstermişti. Ne kadar başarabildiğini bilmiyordu. Bildiği bir şey varsa o da sevgilisine nasıl biri olduğunu ne şekilde açıklayacağını bilmiyordu. O da en azından doğru kelimeleri bulana kadar zaman kazanmaya çalışıyordu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    C.tesi Şub. 23 2013, 17:33

Merakı yüzünden yine bir yerlere sürüklenmişti. Bazen bu duyguya kendini bu kadar kaptırmak gerçekten rahatsız ediyordu onu. Bazen de yeni bir şeyler keşfettiğinde mutlu oluyordu. Jared onu ilk öptüğü zaman merakı olmasa belkide asla buraya kadar gelmeyeceklerdi. Gerçi ilkini düşündüğünde merak edip onu öptüğü için kendinden nefret etmişti. Ama aynı zaman da garip bir şekilde ona zevk veren peri hayatının aşkına dönüşmüştü bir anda. Kendini bazen gerçekten bu noktalara nasıl getirdiğini merak ediyordu. Sıradan bir günü bile aksiyona çeviren merakı... Başına açtığı bir çok belanın tek nedeniydi bu. Başına küçük yaşta açtığı bela geldi bir an. Henüz daha on dört yaşındaydı o zaman. İnsanların hayatını merak ettiği için onarın arasına karışmıştı. Normalde insanların kızlarına öğrettiği şu biri şeker verirse alma durumunu ona kimse anlatmadığı için ve şekere hiç karşı koyamadığında kendini çocuk kaçıran bir çetenin içinde bulmuştu. Tabi sorun sadece çocuklara el koyulması değildi. Sorun kız çocukları için düşünülen planlardı. Henüz yeni yeni olgunlaşmaya başlamış genç bedenleri bir mal gibi gören insanların eline düşmüştü. Gerçeği anladığında ise oradaki insanların yaşamaya değer hiç bir özellik göstermediğini fark etmesi ile onları ateşiyle yok etmişti.

Şimdi ise sevdiği adamın evinde yeniden merakı canlanmış ve evde belki de hiç girmemesi gereken bir odaya girmişti. Etraf öylesine garip görünüyordu ki. Masalarda duvarlarda çeşit, çeşit silahlar vardı ve bir çok çekmeceli dolap. Burayı tasvir etmek öylesine zordu ki. İçeriye güneş ışığının ulaşması için bir penceresi bile yoktu. Sıradan bir kızın kesinlikle arkasına bakmadan kaçmak istediği bu oda onun ilgisini çekiyordu. Silahlara dolu olan tezgahın başına geldiğin silahlara dokundu. Soğuk metal onun gibi bir ateş perisi için garip bir his yaratıyordu. Silahlardan birini eline aldı. Sanki karşısında öldürmesi gereken biri varmış gibi nişan aldı, gözünün bir tanesini kısarak... Sonra gülümseyerek silahı yere bıraktı. Şu an sadece içindeki merak ilk hareket ediyordu ve şu an sadece silahları düşünüyordu. Bir kaç saniye içindeyse sevdiği erkeği düşünmeye başladı. Kafasında bin bir türlü soru ile. Jared'ın silah dolu bir odaya neden ihtiyacı vardı ki. Hala hakkında hiç bir şey bilmediğini hatırladı. Onu delicesine istiyor ve aşık olduğunu bilmesine rağmen onu tanımıyor oluşu ne kadar garipti. Bunları düşünürken bile elleri hala silahların üzerindeydi. İçindeki garip merakı ile onları incelemeye başladı. Öylesine dalmıştı ki içeriye giren sevgilisini bile fark etmediği için duyduğu ani ses yerinden sıçramasına neden oldu. Başını sevdiği erkeğe çevirdikten sonra konuşmasını dinlerken gözlerini içine baktı. Orada farklı bir şeyler vardı.

"Ben yemek yedim tatlım zaten çok acıkmıştım hemen bir şeyler atıştırdım ve evi gezmeye karar verdim söylesene buranın amacı ne?"

Konuştuktan sonra yine etrafı incelemeye başladı gözleri ve burayı girdiğinde fark etmediği kapıyı gördü. Hızlı adımlarla oraya yaklaşırken konuşmaya başladı.

"Orada da bir kapı varmış fark etmemiştim"

Konuşurken ilerlemeye başladığı için konuşma sonunda kapının önüne varmıştı ve ardından hiç bir tereddüt etmeden kapıyı açtı. Kulağına ilk gelen bir tık sesi oldu sonra ise olanlar sadece karmaşa doluydu. İlk fark ettiği şey ise üzerine gelmekte olan bıçak oldu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Paz Şub. 24 2013, 21:25

Jared silah odasına girdiğinde fia ile karşılaşınca derin bir nefes aldı. Korktuğu şeyin başına gelmediğini gördüğünde rahatladı. Sevgilisi onun antrenman odasına girmemişti ki bu oldukça iyi bir şeydi. O odada özel bir düzenek vardı. İçeriye biri girdiği anda sistem çalışmaya başlıyordu. Büyüyle durdurma imkanı yoktu çünkü jared bunu engelleyecek bir büyü yapmıştı. Kendi sınırlarını zorlamayı seven biri olduğu için yaralandığı anda sistemi kapatıp kurtulmak ona aşırı kolay geldiğinden bunu engellemişti. Ne gibi bir terslik olursa olsun jared ne kadar ağır yaralanırsa yaralansın sistem tüm etaplar tamamlanmadan kapanmıyordu. Sıradan bir perinin sağ çıkamayacağı bir odaydı. Çocukluktan beri öldürmek için yetiştirilmiş jared’ı ise biraz zorluyordu ama zinde kalmasına yardımcı oluyordu. Jared etaplar ona kolay gelmeye başladığı an düzeneğe yeni eklemeler ve yeni ayarlamalar yaparak işlerini oldukça zorlaştırıyordu. En son birkaç gün önce sistemi değiştirmişti ve bu yeni sistem onu fazlasıyla zorluyordu. Bakışlarını sevgilisinden bir an olsun ayırmadan ona buradan çıkmak için bir teklifte bulunmuştu. Bu odada daha fazla kalmasını istemiyordu. Jared daha ona gerçek adını ve kendiyle ilgili gerçekleri nasıl anlatacağına karar verememişken sevgilisinin suikastçı hayatına en önemli yerden giriş yapması gerçekten can sıkıcıydı. Fia’nın silahlarını büyük bir merakla inceleyişini bir süre izledi. Şu an o kadar sevimli görünüyordu ki jared kısa süreliğine tüm her şeyi unutup ona gülümsedi.

Sonra unuttuğu gerçekler geldi aklına sevgilisinin onun hayatıyla ilgili henüz hiçbir şey bilmediği ve onun çocukluktan beri öldürmek için yetiştirilmiş bir katil olduğu. Gülümsemesi yüzünden hızla silinirken ona gerçekleri anlattıktan sonra olabilecek şeyler bir film senaryosu gibi tekrar tekrar farklı şekillerde gözünün önünde canlandı. Her olasılık bir öncekinden daha kötü bir şekilde sonuçlanırken jared boğulduğunu hissetti. Ne olursa olsun sevgilisinin elleri arasından kayıp gitmesine ve onun kendinden uzaklaşmasına izin vermemekte kararlıydı. Sevgilisinin sorduğu soru onu kendine getirdi… Kendini düşünüp mantıklı bir cevap vermeye zorlarken doğruyu söyleyip söylememe konusunda karar vermeye çalışıyordu. ''Ben bir katilim sevgilim ve bu silahlar işimi yapmam için gerekli aslında silahlara ihtiyacım yok. Sahip olduğum element ve büyülerle de perileri,avcıları ve sihirbazları öldürebiliyorum ama işin içine silahlar girince her şey daha zevkli oluyor''diyerek tüm gerçekleri tek bir seferde söylediğini hayal etti. Bu sözlerinin fia üzerinde yaratacağı etki ve onun vereceği tepkiyi düşündüğünde bunun hiçte akıllıca olmadığına karar verip yalan söylemeyi seçti. Yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip düz bir şekilde ''Silahlara karşı aşırı bir ilgim vardır sevgilim. Bu oda bu yüzden var. Hepsi özel silahlardır. Sıradan görünürler ama değillerdir. Mermileri büyülüdür. O gün harabeler de gördüğün o perileri ve suikastçıları yok etmede çok işe yarıyorlar doğrusu… Onları normal bir şekilde de öldürebilirdim ama silah kullanmaya karşı özel bir tutkum var.'' Dedi. Sevgilisi antrenman odasını fark etmeden buradan çıkmaları gerektiğini düşündüğünden ''Ben çok açım sevgilim o yüzden neden evi gezmeye ara verip mutfak konusunda beceriksiz olan sevgiline kahvaltı konusunda yardım etmiyorsun?'' diye sordu. Sevgilisinin antrenman odasını fark etmesiyle ''Fia hadi buradan çıkalım sevgilim. Boş ver şimdi orayı'' demişti fakat bu cümleleri sevgilisini durdurmaya yetmemişti.

Onun arkasından hızla ona doğru ilerlerken ''Fia o odaya sakın girme'' diye onu uyarmıştı ama dik başlı sevgilisi onun bu uyarısı dikkate almayarak odaya gitmişti. Jared ''Lanet olsun'' diyerek hızla arkasından odaya dalmış ve ona doğru gelen bıçaktan onu son anda kurtarmıştı. Sonrasında olanlarsa büyük bir karmaşaydı. Jared hem fia’yı korumaya hem de sistemin zorlaştırdığı etaplarını bitirmeye çalışıyordu. Birkaç kez telaşla düzeneği kapatmak için büyü mırıldanmış sonrasında onu büyüyle kapatmamak için yaptığı büyü aklına gelmiş ve okkalı bir küfür savurmuştu. Etrafta bıçaklar, silahlar, elementler, onun sistem için yaptığı büyüler Jared’a karşı büyük bir savaş açmışken onun tek düşündüğü fia’nın zarar görmemesiydi. Bir yandan kendi kurduğu düzenekle savaş verirken diğer yandan fia’nın vücudunu hareket ettirerek onunla ilerlemesini sağlıyor ve onu koruyordu. Sonunda tüm etaplar bittiğinde Jared derin bir nefes alıp arkasındaki peri kızına döndü. Onu kollarının arasına alarak ''İyi misin? Yaralanmadın değil mi?'' diye sordu. Onu dikkatle inceledi. Hiçbir yerinde kan ve bıçak izi görmeyince rahat bir nefes verdi. Peri kızı yaralanmamıştı. Koluna ve göğsüne aldığı kendi yaralarıyla da ilgilenmiyordu. Fia’nın çenesinden tutup onu kendine bakmaya zorladı. Sonunda göz göze geldiklerinde ''Bir daha beni dinle tamam mı? Ben oraya girme diyorsam girme ya da yapma diyorsam yapma.'' Diyerek içindeki endişeyi gidermek için kızın dudaklarına kapandı. Onun iyi olduğunu kendine kanıtlamak ister gibiydi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Ptsi Şub. 25 2013, 19:44

Jared’ın varlığı onu silahlardan uzaklaştırmaya yetmemişti. İçinde öylesine bir merak vardı ki. Tamam hayatında ilk kez silah görüyor değildi, daha önce de silahlarla haşır neşir olmuştu. Ama etrafta ilk kez gördüğü silah sayısı o kadar fazlaydı ki her birine dokunmak ve incelemek istiyordu. Üstelik soğuk metale dokunmak anlatamadığı bir şekilde hoşuna gidiyordu. Odanın amacını sevdiği erkeğin dudaklarından duyduktan sonra gülümsedi. Demek silahlara karşı özel bir ilgisi vardı. Soğuk metale dokunduğunda içinde oluşan hissi düşündüğünde silahlardan birini eline aldı. Dokunup incelerken konuşmaya başladı.

“Sanırım bu ortak noktamızı bulduğumuz anlamına geliyor. Bende silahları çok severim ve burası ilgilmi çekti daha önce görmediğim bir sürü silahla dolu”

Konuşması bittiğinde elindeki silahı bırakarak başka bir silah aldı eline daha ilgi çekici ve daha öldürücü görünen... Elindeki silahı bir süre inceledikten sonra Jared’a doğrultup nişan aldı. Sanki onu öldürmeyi deneyecekmiş gibi silahın kilidini açtı. Silah ateşlenmeye hazırdı ve sevdiği adamın tam kalbine nişan almıştı. Sonrasında kahkaha atarak kilidi kapatıp silahı bıraktı.

“Sanırım seni ikinci kez kalbinden vurmama gerek yok aşkım”

Sözlerinden sonra Jared’ın onu buradan götürmeye kalkması ile suratını astı. Buradan ayrılmak istemiyordu. Sanki oyuncakçı dükkanına gelmiş bir çocuk gibiydi. Etrafındaki silahlar ise oyuncak... Her birine dokunmak, incelemek ve keşfetmek istiyordu. Aslında içten içe kendine beceriksiz diyen sevgilisine mutfakta ki marifetini de gösterebilirdi. Ama şu an içindeki çocuk ve merak daha ağır bastığından ona göre hareket ediyordu. Mutfağa gitmemek için mızmızlık yaparken bile etrafına bakmayı sürdürdü ve tam kuytuda kalan bir kapı dikkatini çekti. Bu garipti. Odada yalnızken her yere baktığını sanıyordu ama görünen o ki kapıyı gözden kaçırmıştı. Oraya doğru adımlar atarken kapının önüne geldiğinde Jared’ın uyarısını önemsemeden kapıyı açtı. Kulağına gelen tik sesi ile bir anda üzerine gelen bıçak hareketsiz kalmasını sağladı. Kaçmak istedi ama bedeni hareket işlevini kaybetmişti sanki. Bıçak ona ulaşmadan kendini Jared’ın kollarında buldu. Sonraki karmaşada kalbi deli gibi atarken Jared’ın yön vermesi ile hareket etmeye başladı. Sanki bir kabusun içine düşmüşlerdi. Yaşamak istiyorsa eğer sevdiği erkeğe ayak uydurmak zorundaydı. Etrafında sürekli uçuşan, element ve çeşitli silahlar ile kalbi deli gibi korkudan çarpmaya başladı. Kolay korkan biri değildi ama bu yer savaş alanından bile beterdi. Sonunda her şey durduğunda bedenini ele geçiren kollarla Jared’a sıkı sıkı sarıldı. Kalbi öylesine hızlı atıyordu ki Jared’a değen göğsünden dışarı fırlayacakmış gibiydi. Ona daha sıkı sarıldıktan sonra kesik kesik ve nefes nefese konuştu.

“Ben... Şey... Sanırım iyiyim... Ama kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi...”

Sarılmayı bıraktıklarında dizlerinin üzerine çöktü Fia. Şaşkın ve kormuş bir şekilde sevgilisine bakarken onun bedenini incelemesine izin verdi. Zaten üzerinde Jared’ın gömleği dışında hiç bir şey yoktu. Çenesinde hissettiği el ile başını kaldırdı. Jared’ın sözlerinden sonra sadece başını salladı. Sonrasında dudaklarında hissettiği öpücük ile ona karşılık vermeye başladı. Ardından elleri onun bedenini okşarken dokunmaktan en çok zevk aldığı yer olan göğsüne dokunduğunda eline gelen sıcak ıslaklık ile onu kendinden uzaklaştırdı. O yara almamış olabilirdi ama Jared yaralanmıştı. Şaşkınlık nedeniyle bunu bile fark etmemişti. Jared’ı yere uzatıp yaralarına baktı. Çok derin kesik değildi yaraları ama yine de canı yanmış olmalıydı. Üzerindeki gömleğin kolunu hiç düşünmeden yırtarak yaralarının üstüne sildi. Jared’ın buruşan yüzünü gördüğünde canını yaktığını fark etti.

“Bunlar benim yüzümden oldu özür dilerim sevgilim ama acını azaltacak bir yol bulabilirim”

Sözlerinin ardından düşünmeye başladı. Dudağını dişledikten sonra sevdiği erkeğin üzerine uzandı ve önce yarasının etrafını sonrada yaranın kendisine öpücükler kondurmaya başladı. Akan kanı ise hiç düşünmeden yalarken bir süre daha onu öpmeye devam etti.



_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Salı Şub. 26 2013, 00:11

Jared sevgilisiyle ilk ortak noktasının silahlar olduğuna sevinse mi üzülse mi karar veremedi. Sevgilisinin silahlara aşina olması güzeldi. Böylelilikle kendini daha kolay koruyabilirdi. Jared’da bu konuda ona biraz ders verebilirdi. Sevgilisine adam öldürmenin inceliklerini anlatamasa da zayıf yerlerini gösterebilirdi. Onun gibi suikastçıların bile dikkatinin nasıl dağıtılacağını öğretebilirdi ama kendisinin silahlarla olan yakınlığını bunları nereden bildiğini ve kendiyle ilgili gerçekleri ona söyleyemezdi. En azından şimdilik suikastçı olduğunu saklamalıydı. Bir süre tatlı peri kızını izledi. Silahı tutuşunu, emniyetini açarak nişan alışını tek eksiği tetiğin ucundaki hedefe kolayca odaklanarak zihnini boşaltıp büyük bir soğukkanlılıkla tetiği çekebilecek kadar olgun olamayışıydı. Silahlara oyuncakmış gibi yaklaşıyordu oysa onlar sadece ölüm saçan soğuk metallerdi ve hepsi son derece tehlikeliydi. Biraz uğraşırsa sevgilisini eğitebilirdi. Onu izlerken silahlara olan bu merakının nereden geldiğini düşünmeden edememişti. Biliyordu ki normalde hiçbir insan ya da peri silahlara bir anda ilgi duymazdı. Normal bir çocukluk yaşayan herkes onlardan olabildiğince uzak dururdu. Gerçi insanların bazılarında silah takıntısı vardı ama onlarında mutlaka bir sebepleri olurdu bunları takıntı haline getirmek için peki sevgilisinin sebebi neydi? Neden bu kadar ilgiliydi silahlarla? Nasıl bir geçmişi vardı? Bunları merak etse de o an ona soramadı. Çünkü o sevgilisine geçmişiyle ilgili sorular sormaya başladığında sevgilisi de ona kendi geçmişiyle ilgili sorular soracaktı ve jared henüz o soruları yanıtlamaya hazır değildi. Fia’nın söylediklerine gülerek ''Kesinlikle aşkım'' diyerek karşılık verdi ve o antrenman odasını fark etmeden onu oradan çıkarmak için birkaç cümle kurdu.

Jared onu odadan çıkarmak için resmen ne yapacağını şaşırmıştı. Sevgilisinin bu tatlı mızmızlığı içinde dudaklarına yapışma hissi uyandırsa da şimdiki önceliği onu buradan çıkarmak olduğu için aklına gelen her yolu deniyordu. En son kendinin mutfaktaki beceriksizliğinden bahsetti. Sanki becerikli olmasına gerek varmış gibi her istediğini bir büyüyle yapamayacakmış gibi… Bu bile sevgilisinin dikkatini çekip onu odadan çıkartmaya yetmemişti. Fia kapıyı eliyle koymuş gibi bulmuş tüm uyarılarına rağmense içeri girmişti. Jared’da onun arkasından odaya küfürler ederek dalıp onu önce bıçağın önünden kurtarırken tehlike anında öylece telaştan ne yapacağını şaşırmış bir şekilde durmak yerine soğukkanlılığını koruyarak kaçması ya da kendini koruması için ona özel ders vermeyi aklının bir köşesine not etmişti. Mekanizmayı birkaç kez büyüyle kapatmaya çalıştıysa da başaramamıştı. Sonradan yaptığı büyüyü hatırlayarak kendine lanetler yağdırarak etapları tek tek fia’yı koruyarak geçmeye başladı. Lanet olsun ki o tehlikedeyken sağlıklı düşünemiyordu. Zihnini boşaltmaya zorladı kendini çünkü biliyordu ki soğukkanlılığını yitirip odaklanamazsa ikisi de burada ölürlerdi. Derin birkaç nefes alıp onlara doğru gelen silahlara ve elementlere odaklandı. Birkaç dakika almıştı katil kişiliğine bürünmek sonrasında sistemin etaplarını başarıyla geçmişti. Hem etaplarla ilgilenip hem de fia’yı korumaya çalışmak yaralanmasına neden olsa da sorun etmiyordu bunu sevgilisi iyiydi ve önemli olanda buydu. Sevgilisini kolları arasına alıp ona sıkı sıkı sarıldı. Aşık olduğu kızın ağzından iyi olduğunu duymak onu rahatlatmıştı. Sevgilisinin saçını öperek ''Korkma sevgilim ben yanındayım'' dedi.

Onun her yerini inceleyip iyi olduğuna kanaat getirdiğinde ona bir daha onun sözünü dinlemesi gerektiğini söyleyerek dudaklarına kapandı. Onun için o kadar endişelenmişti ki iyi olduğunu kendine kanıtlamak istiyordu. Fia’nın öpücüğüne karşılık vermesiyle öpüşmeleri giderek derinleşirken elleri sevgilisinin vücudunda gezinmeye başlamıştı. Aynı şekilde sevgilisinin ellerini bedeninde hissetmek onu tahrik etse de dokunuşları canını acıtmıştı. Sevgilisi de onun yaralı olduğunu fark etmiş olacak ki onu itmiş ve yaralarına bakmıştı. Fia’nın onu yere yatırmasına sessizce izin vermişti. Yaraları o kadar kötü değildi ama peri kızının ilgisi hoşuna gitmişti. Kızın yaralarını silmeye başlamasıyla acıyla yüzünü buruşturdu. Fia’nın söyledikleriyle yüzünde çapkın bir sırıtışla ''Nasıl bir yol?'' diye sordu. Vücudunda hissettiği öpücüklerle fazlasıyla tahrik olmuştu. Sevgilisinin dilini vücudunda hissettiğinde dudaklarından zevk iniltileri firar ederken buna daha fazla dayanamayarak sevgilisini saçlarından tutup kendine çekerek dudaklarına kapandı. Sevgilisinin o tatlı dudaklarının tadıyla beraber kendi kanının tadına bakmak garip hissettirmişti. Kan tadını görmezden gelip fia' nın dudaklarının tadına yoğunlaştı. Gömleğin düğmelerini zevkle çözüp onu çıplak bıraktığında onun güzel vücudunu gözleriyle süzdükten sonra gülümseyerek tüm vücuduna öpücükler bırakmaya başladı. Elleri de kızın vücudunun her yerinde geziniyordu. Öpücükleri yeniden dudaklarını bulduğunda altındaki eşofmandan hızla kurtulup kızın içine yerleşti. Onun içinde hızla gidip gelmeye başladığında fia'yı belinden kavrayıp altına aldı ve ritmini daha da hızlandırdı. Onun içinde gidip gelirken kendini kaybetmişti. Doruğa ulaşıp rahatladığında kendini serbest bırakıp fia’nın üzerine yığıldı. Biraz kendine gelince kendini yana atıp sevgilini kolları arasına aldığında dudaklarına küçük bir öpücük bıraktıktan sonra ''Seni seviyorum ve senin için çok endişelendim sevgilim bundan sonra beni dinle tamam mı? Ve antrenman odama bir daha sakın girme '' dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Polyxena
Ateş Perisi
Ateş Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 271
Kayıt tarihi : 28/12/12
Lakap : Küçük cadı, seksi peri

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Çarş. Şub. 27 2013, 22:24

Yaşadığı korku ve dehşet gözlerinden belli oluyordu. Az önce yaşananları hala sindirebilmiş değildi. Bir anda kendini bir savaş meydanında bulmuştu ve şu an eğer sevdiği erkek yanında olmasa kesinlikle ölmüş olacaktı. Normalde bu kadar dikkatsiz ve korkak bir kız değildi. Yeri geldiğinde tüm soğuk kanlılığı ile olaylara müdahale ederek kendini korumayı başarıyordu ya da birilerini yok etmeyi. Diğer türlü zaten hiç bir şekilde hayatta kalamazdı. Yalnız olmanın nasıl bir şey olduğunu en iyi o bilirdi. İnsanların ne kadar pislik olduğunu da... Çünkü başına o kadar çok şey gelmişti ki hala onu sıradan cici bir peri kızı gibi görenlere acıyordu. Şimdi ise kendi acınacak bir haldeydi. İçindeki korkunun büyüklüğünden ve bıçak ona gelirken sanki ölümü bekler gibi hareketsiz kalmasından nefret etmişti. Sevgilisinin saçında hissettiği öpücüğü ile ona biraz daha sokuldu. Sonraki uyarıları ise karşı çıkmadan kabul ettikten çok kısa bir süre sonra Jared’ın dudakları dudaklarındaydı. Onu öpüp okşarken içindeki korkuda giderek azaldı. Eline gelen ıslaklık ile geri çekildiğinde ise Jared'ın bedenindeki yaralar kendi içinde başka bir duygunun ortaya çıkmasını sağladı.Suçluluk... Kendini suçlu hissediyordu. Eğer onu dinlemiş olsa asla başlarına böyle bir şey gelmezdi. Diğer yandan ise asla kapıyı açtıktan sonra böyle bir şeyin olacağını tahmin edemezdi. Aklına ona iyi gelecek bir şeyler getirmeye çalıştı. Jared’ı yere uzattıktan sonra önce yaralarını temizledi yavaşça sonrasında ise yaralarının etrafını öpmeye başladı. Yaralara hiç bir şekilde tiksinmeden öpücükler konduruyor akan kanı ise yalayarak temizliyordu. Kendini bir çeşit vampir gibi hissetti. Sevgilisinin kanı ile besleniyordu sanki. Bir anda saçlarında hissettiği eller ile doğruldu Fia ve sevdiği erkeğin üzerinde onun dudaklarını öpmeye başladı. Çok geçmeden de Jared onu altına alarak gömlek düğmelerini çözüyordu. Bedeninde iki kesik ve morluklarla tekrar onu delice istiyor olsa da bir yandan da istemiyordu. Onu öpmeye devam ederken nefes nefese bir şekilde kendini geriye çekti.

“Jared yaralısın bence yapmamalıyız”

Konuşmasına onu soyan erkeğin dokunuşları ile son verdi. Jared onu istiyordu ve almaya kararlı gibi görünüyordu. Onu üstüne çekerek öpmeye başladı. Yararlarına dikkat ederek onu okşarken içindeki tutku ateşi alevlenmeye başlamıştı. Bedenin de hissettiği her yeni öpücük onu inletirken yavaş yavaş ellerinin arasında kıvranmaya başladı. Jared bu sefer pekte nazik sayılmazdı. Sanki onu bıraksa kaybedecekmiş gibi öpüyordu ve sonrasında onu aniden içinde hissettiğinde bu çığlık atmasına neden oldu. Çığlığın nedeni acı değildi elbette sadece anlık bir sızıdan ibaretti sonra ise kendinden geçerek inlemeye başladı. Kalçaları ile ona ayak uydururken sonunda o an geldiğinde bedenindeki gevşeme ile rahatladı. Sevdiği erkek bir süre üzerinden inmedi. Onun sıcaklığı ona öyle iyi geliyordu ki bunu tanımlayabileceğini sanmıyordu. Bir süre sonra yanına uzandığında nefesini düzene sokmaya çalıştı. Sevgilisinin konuşmalarından sonra aklına bir sürü soru geldi. Antrenman odası olduğunu söylediği bu yer bir ölüm makinesinden farksızdı. Neden böyle bir odaya ihtiyacı vardı ki? Bu kez merakını susturarak bir süre dinlendikten sonra ayağa kalktı.

“Sanırım yeniden duş almalıyım sonrada sana kahvaltı hazırlayacağım”

Çıplak bir şekilde banyoya giderken güzel bir duş aldı Fia. Bu kez üzerine büyüsünü kullanarak kırmızı bir elbise giydi. Jared kendi ile ilgilenirken ona harika bir kahvaltı hazırladı kendi elleriyle... Bir süre sonra sevdiği adam geldiğinde onunla birlikte kahvaltı yapmaya başladı. Aslında tam olarak aç sayılmazdı ama bedeni yeniden yorulmaya başladığı için tekrar aç hissediyordu.

“Tatlım sanırım ben artık gitmeliyim burada biraz daha vakit geçirirsem sen beni bir kaç sefer daha götürmek isteyeceksin...”


_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    Cuma Mart 01 2013, 19:54

Fia’nın yaralısın uyarısını görmezden gelmeyi tercih etti. Aldığı yaralar önemli şeyler değildi. Üstelik onu ilk yatağa attığı zamanki yaralarıyla kıyaslandığında o kadar küçük ve değersiz kalıyorlardı ki bu konu üzerinde bir dakika bile düşünme gereği duymadı. Onu istiyordu. Onun için o kadar endişelenmişti ki onun varlığını ve iyi olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardı. Ona bir türlü doyamıyordu.Tatlı peri kızı onun tüm benliğini ele geçirmişti. Ondan başka bir şey düşünemiyor ve sürekli onu arzuluyordu. Ona karşı büyük bir zaafı vardı. Başına bir şey gelir korkusu tüm bedenini ele geçirip onu birkaç saniye afallatacak kadar büyük bir zaaf. Öldürmek için yetiştirilmiş bir seri katilin tüm soğukkanlılığını yitirmesine neden olmuştu o aşk denen şey ve jared böyle büyük değişikler istediğinden emin olamasa da bu kızdan uzak duramadığından emindi. Sevgilisinin sözlerinden sonra gidişini izledi. O güzel vücuduyla gözlerine ziyafet çekerken bu kıza asla doyamayacağını bir kez daha anlamış oldu. O gittikten sonra oda kalkıp odada birkaç değişiklik yaptı. İlk işi sistemin kendisini tanıması için birkaç yenilik yapmak olmuştu. Böylelikle sistem içeri fia girdiğinde çalışmayacaktı. Düzeneği yeniden sadece kendine endeksli ayarladıktan sonra odasına çıkıp duşunu aldı. Her ihtimale karşı antrenman odasının kapısını büyülemeyi de ihmal etmedi. Sevgilisi fazlasıyla korkmuştu ve bir daha asla o odaya girmeyeceği kesin bir şeymiş gibi duruyordu ama o kızın merakının ne denli büyük olduğunu görmüştü.

Onun tek başına sırf savaşta ne kadar iyi olduğunu merak ettiği için antrenman odasına girme ihtimalini görmezden gelip risk alamazdı. Düzenekte değişiklikler yapmıştı ama yine de bundan emin değildi. Öncelikle sistemin ondan başkasında çalışmadığını test etmeliydi. Herhangi bir aksilik olursa fia’ya bir şey olma ihtimalini göze alamayacağı içinde sistemi başkasına denetmeliydi. Belki kullandığı ama şu sıralar işe yaramayan birkaç casusuna denetebilirdi. Olurda bir şeyler ters gider ve sistem onlarda çalışırsa ölmeleri onun için hiçte problem olmazdı. Duştan çıktıktan sonra dolabına gidip eline geçirdiği ilk pantolon ve tişörtü üstüne geçirdi. Aşağı inecekken çalan telefonuyla beraber gözleri saate kaydı. Kimin aradığına bakmadan açtı telefonu casuslarından birinin aradığını biliyordu onların adlarının bir önemi yoktu. Aldığı bilgiler karşısında ödemesini kısa sürede yapacağını söyleyip kapattı. Yine iş çıkmıştı. Birkaç eski tanıdıkla görüşmenin vakti gelmişte geçiyordu. Aşağı inip mutfağa girdiğinde sevgilisinin hazırladığı mükemmel masaya bakıp gülümsedi. Kırmızı elbisesi içinde oldukça baştan çıkarıcı dursa da şuan düşünmesi gereken başka şeyler vardı. Dudaklarına kısa bir öpücük kondurup ''Ellerine sağlık hayatım her şey muhteşem görünüyor ve sende oldukça güzelsin'' diyerek masaya oturdu. Kahvaltı masasına oturup keyifle kahvaltısını ederken sevgilisinin söylediklerine gülümseyerek ''Olur tatlım benimde halletmem gereken birkaç işim vardı. Ben seni evine bırakır oradan da işime giderim'' dedi. Onu birkaç kez daha götürmek istediği doğru olsa da yapılacak işleri vardı ve fia o işlerin ne olduğunu bilmese daha iyiydi. Kahvaltısını ettikten sonra sevgilisiyle evden ayrıldı. Dediği gibi önce onu evine bıraktı ardından da eski dostları ziyarete gitti. Tabi bu ziyaret hiçte dostça değildi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Fark Edilemeyen    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Fark Edilemeyen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» bill ve tomun arasındaki 9 fark
» asp ile asp.net arasındaki farklar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Aerourbis Şehrinde :: Keiro'nun Dairesi-
Buraya geçin: