AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Sulu Şaka

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Sulu Şaka   Ptsi Şub. 25 2013, 20:39

Dersler sonunda bitmişti. Tüm günü tam bir felaket olsa da en az hasarla günü kapattığına memnundu. En sevdiği derste uyuyakalmayı başarıp arkadaşından aldığı notlarla da konudan hiçbir şey anlamayarak o dersten kalmayı garantilemek adına ilk büyük adımını atmıştı. Bu düşünce onu oldukça rahatsız etti. Hayır kesinlikle böyle bir şey olmayacaktı. Ne yapıp edip o dersi bir şekilde öğrenmeliydi. Belki dersi iyi dinleyen bir arkadaşı ona anlatabilirdi. Bu konuda ofelya’dan yardım isteyebileceğini düşünüp başta umutlansa da ardından onunda o uykuya dalmadan önce uyumamak için kendiyle savaş verdiğini hatırlayınca tüm umutları suya düşmüştü. Simya dersine geç kalma kısmıysa tam bir fiyaskoydu. Profesörden sonra derse girerek hocanın gözüne olabildiğince batmış beceriksizce yaptığı özür konuşması da tüm sınıfın dikkatini üzerine çekmesinde oldukça yardımcı olmuştu. Bu düşünceler içinde boğulurken adımlarını hızlandırdı. Bir an önce kendini suya atıp rahatlamak kötü düşüncelerinden uzun süreliğine uzaklaşmak istiyordu. Dünden karar verdiği gibi bugün akşama kadar tüm vaktini okulun havuzunda geçirecekti. Biraz sessizliğe ihtiyacı olduğu için yanına herhangi bir arkadaşını çağırmamıştı.

Baştan ofelya’yı çağırmayı düşündüyse de sonradan o kızın olduğu her yerde mutlaka bir sorun çıktığı gerçeğini hatırlayıp bundan vazgeçmişti. Lunapark facialarını hala dün gibi hatırlıyordu. Aradan geçen onca zamana rağmen o felaket günü unutmamıştı. Aynı okulda olduklarını bildiği scarlett adındaki kızın yaptıkları hala gözlerinin önüne geliyordu. O günden sonra bir süre kendi dünyasına çekilmeyi daha uygun bulmuştu. Ders çalışan, az konuşan, pek arkadaşlarla aktivite de bulunmayan çocukluktaki haline geri dönmüş kendini okuduğu kitapların büyülü dünyasına bırakmıştı. Etrafta olanlara bir anlam verememek sinirlerini bozuyordu. Onun gibi olan kişiler vardı ve bazen efsanevi yaratıklar ortaya çıkıyordu. Tüm bunların ofelya ile bir bağlantısı olduğu kesindi. Önce revir ardından lunapark bunlar tesadüf olamazdı. Anlamlandıramadığı şey ikisi arasındaki bağlantıydı. Bunları düşünmekten artık yorulmuştu. Başını kaldırıp etrafına bakındığında havuza geldiğini fark edip gülümsedi. Kapalı yüzme havuzuna girip havlusunu ve kitaplarını bir kenara bıraktı. Siyah tişörtü ve koyu kırmızı mini eteğini oradaki şezlonglardan birinin üzerine düzenli bir şekilde bırakıp üzerindeki bikiniyi düzelttikten sonra havuza girdi. Su onu dinlendiriyordu. Su geçirmez saatini çıkarıp havuzun kenarına koyarken saate bakıp suya daldı ve bir süre suyun içinde kalarak nefesini tuttu. Su yüzüne çıktığında ilk yaptığı şey saate bakmak olmuştu. Gördüğü şeyle gülümseyerek ''Harika her seferinde biraz daha fazla kalabiliyorum suyun altında'' dedi kendi kendine sonrasında yüzmeye başladı.


Not: Gelecek var

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Colin Dread
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 23/02/13
Yaş : 27
Lakap : Fear

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Ptsi Şub. 25 2013, 23:32

Kendini nasıl oldu da bu şehirde bulmuştu hiç bir fikri yoktu. Ama işte buradaydı. Aslında sorun sadece burada olmak değildi. Sorun hayatındaki yeni değişikliklerdi. Hiç istemediği bir şeydi bu akademi ama bir şekilde gelmeye mecbur bırakılmıştı. Mecburiyet ise hayatta en nefret şeylerin başında geliyordu. Yeni ailesi ile birlikte farklı istekleri oluşmuştu. Gerçi artık reşit olduğu için koruyucu bir aileye ihtiyacı yoktu. Üstelik reşit olmasa bile koruyucu bir aileye hiç bir zaman ihtiyacı olmamıştı. Küçük yaşta ailesini kendi güçleri yüzünden akıl hastanesine kapatılmış olabilirdi. Yaşı küçükte olabilirdi ama bu gerçekten bir aileye sahip olması için yeterli bir sebep miydi? Yeteneği onun için her şeydi. Bunu kullanarak istediği her şeye sahip olabiliyordu. Korkular her insanın korkuları vardı. En korkusuz olduğunu düşünene insanın bile sahip olduğu korku onu köleleştirmeye yeterde artardı. Şimdiye dek gücü nedeniyle istediği her şeye sahip olmuştu. Ama bu bile akademiye gelmeyi engellemişti. Sahi bu akademinin nesi vardı ve neden gelmek zorundaydı. Bunu bir kaç gün içinde öğrenmişti. Kendi gibi özel yetenekli olan bir kaç kişiyi güç kullanırken gördüğünde. burada olması bir nevi seçilmiş kişi olduğunu gösteriyordu ki bu his hoşuna gittiği için şimdilik buralarda takılabilirdi. Üstelik gördüğü kadarıyla herkes kendi gibi özel yeteneğe sahip değildi. Sıradan kişilerde vardı ve tabi seksi kızlar... Bir bara gidip birkaç kız tavlamak yerine akademide bu işi layıkıyla yerine getirebilir görünüyordu.

Bir anda aklına sabahki simya dersi geldi. Derse kendini zorlayarak girmişti. Hatta sırf uyumak için sıraya başını koymuştu dersle ilgisinin olmayacağı o kadar belliydi ki. Elbette bu durum seksi profesörü görene dek sürmüştü. Profesörün konuşmasını hiç takmadan seksi bedenini incelemeye koyulmuştu. Tenine uygun seçtiği kıyafet bedenine tam uymuştu. Eğer profesör bile böyleyse öğrencileri hayal dahi edemiyordu. O sırada sınıftaki kızları inceledi bu da az önceki görüşünü destekliyordu. Etrafta tadına bakılmalık öyle çok kız vardı ki. Aynı zamanda bu durumun tehlikeli oluşu onları daha cazibeli kılıyordu. Çünkü o tehlikeyi severdi. Yeteneklerinin ne olduğundan bir haber olduğu kızlarla ilgilenmesi gerekecekti. İçten içe 'Eğlenceli olacak' diye düşünürken akademiyi gezmeye karar verdi. Henüz sadece bir kaç gün olmuştu ve hemen koşturarak etrafı inceleyen biri olmadığı için görmediği bir çok yer vardı. Derslikleri gezmenin sıkıcı olduğunu konusunda tüm düşünceleri tek bir noktada birleştiğine göre daha çok akademinin hizmetlerine bakma gereği duydu. Aklına gelen ilk şey havuz oldu. Havuzda yüzmek güzel olabilirdi. Etrafta bir kaç bikinili kız olursa ortam daha da eğlenceli olurdu tabi ki. Bu düşünce ile adımlarını hızlandırarak yüzme havuzuna gitti. Aklında bir sürü plan yapmıştı tabi ki tüm düşünceler orada bir kız olursa işe yarardı. İçeri girdiğinde sessizlik nedeni ile kimsenin olmadığını düşündü ama sonra kulağına gelen su sesleri ile havuza yaklaştı. Bir kız havuzda tek başına yüzüyordu. Elbette bedeni suyun altında olduğu için vücudunu göremiyordu. Onu bir şekilde sudan çıkarması gerekiyordu. Gücüne odaklanarak korkunç bir hayal oluşturdu. Kız bir kaç saniye içinde havuzun içinde iki büyük köpek balığı görülmeye başladı. O anda içten içe gülerek sanki havuza yüzmeye gelmiş gibi tişörtünü çıkardı ama pantolon konusunda o kadar da aceleci davranmadı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Salı Şub. 26 2013, 22:25

İsabel suda vakit geçirirken tüm düşüncelerinden arınmıştı. Odaklandığı tek şey suda nefesini ne kadar tutabildiği, havuzun bir ucundan diğer ucuna kaç dakikada gittiği ve suyun onu ne kadar dinlendirdiğiydi. Su her insanda isabel de yarattığı etkinin aynısını yaratıyor muydu merak etti. Gücü yüzünden mi bu kadar iyi geliyordu su? Ne kadar sinirli, düşünceli, üzgün, kırgın ve ya yorgun olursa olsun suya girdiğinde hepsini bir kenara bırakabiliyor olması normal miydi? Ne şekilde olursa olsun bu durumu seviyordu. Suda vakit geçirmek, yüzmek ona oldukça iyi geliyordu. Etraftaki sessizlik, duyulabilen tek sesin su sesi olması güzeldi. Geçmişinden birkaç mutlu anı gözlerinin önüne gelirken gülümsedi. Gücünü ilk fark ettiği zamanı hatırlamıştı birden, hayal gördüğünü düşünmüştü. Sonra sinirlendiğinde olan şeylerle oldukça korkmuş ve bunu herkesten saklamaya karar vermişti teyzesine bile söylememişti. Korktuğu şeyi kontrol altına almayı denediğinde birkaç denemeden sonra başarabildiğini görmek mutlu etmişti onu. Teyzesine yakalandığı günü dün gibi hatırlıyordu. İsabel korkacağını düşünmüştü teyzesinin ama hiçbir şey düşündüğü gibi olmamıştı. Düşüncelerinden sıyrılıp tekrar yüzmeye başladığı sırada gördüğü şeyle birkaç saniye olduğu yerde kaldıktan sonra çığlık atarak havuzdan çıkmak için yüzmeye başladı.

O an o kadar çok korkmuştu ki mantıklı düşünemiyordu. Arada arkasına bakıp olabildiğince hızlı yüzüyor bir an önce havuzdan çıkabilmek için içten içe dua ediyordu. O an o kadar çok korkmasaydı gücünü hatırlayabilir ve onu kullanmayı deneyebilirdi. Köpek balıklarının okulun havuzunda birden bire nasıl belirdiği kısmını düşünmeyi ise çoktan bir kenara bırakmıştı. Bu okula başladığından beri bir şey öğrendiyse oda her an her şeyin olabileceğiydi. İmkansız diye bir şey yoktu. Etrafta çeşitli güçleri olan insanlar mantık dışı ve imkansız olsa da vardı. Aynı şekilde efsanevi yaratıklarında varlığına iki kez tanıklık etmiş ve buda ona fazlasıyla yetmişti. Kıyıya çıktığında arkasına bakarak koştuğundan önündeki kişiyi görmeyerek ona çarpmış ıslak olduğu için dengesini kolaylıkla kaybetmiş ve düşmemek için çocuğa sarılmıştı. Kalbi korkudan deli gibi atarken ve aklı köpek balıklarındayken içinde bulunduğu durumu idrak etmesi epey zamanını almıştı. Çocuğa bakıp zar zor ''Ö.Özür di.dilerim.'' diyerek kafasını havuza çevirmiş az önce gördüğü köpek balıklarının orada olmadığını gördüğündeyse şaşkınlıkla ''A.ama'' diye söze başlamış fakat sonradan vazgeçerek susmuştu. Derin bir nefes alıp kendini mantıklı düşünmeye zorlarken aklındaki saçma düşünceleri kovmak için başını iki yana sallayarak ''Sanırım yorgunluktan beynim bana oyunlar oynamaya başladı.'' Dedi kendi kendine sonra hiç tanımadığı bir çocuğa sarıldığını fark edip hızla çocuktan ayrıldı

Korkusu hala tam olarak geçmese de artık daha mantıklı düşünebiliyordu. Sakinleşmek için derin birkaç nefes alıp ona bakan çocuğa ''Gerçekten üzgünüm size çaptığım için ve tabi üzerinizi ıslattığım içinde '' diyerek havlusuna doğru ilerledi. Havuz sıcaktı lakin dışarısı o kadar da sıcak değildi ya da suyun sıcaklığına alışmış vücudu dışarıya uyum sağlayamadığı için üşümeye başlamıştı emin değildi. Şezlonga gidip havlusuna sıkıca sarıldı. Tüm vücudunu kuruladıktan sonra içeriye camdan tavana sahip kapalı yüzme havuzlarının camından sızan güneşin sayesinde ısınmıştı. Havlusunu şezlonga serip o kadar yüzmenin ve son olayların verdiği yorgunlukla şezlonga uzanıp gözlerini kapattı. Biraz dinlenmeyi fazlasıyla hak etmişti. Birkaç dakika sonra aklına gelen şeyle gözlerini açıp hafifçe doğrularak yanında getirdiği romanını yerden alarak açıp okumaya başladı. Aklını ve vücudunu bu şekilde de dinlendirebilirdi üstelik romanın en heyecanlı yerinde kalmıştı. Az önceki sarıldığı çocuğun varlığıysa onu rahatsız etmiyordu. Sonuçta kendini koruyabilecek güce sahipti. Üstelik burası herkese açık bir yerdi. İsteyen herkes buraya yüzmeye gelebilirdi kız ya da erkek bunu engelleyemezdi.

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Colin Dread
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 23/02/13
Yaş : 27
Lakap : Fear

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Çarş. Şub. 27 2013, 22:16

Oluşturduğu iki köpek balığının ardından sessiz ve sakin bir şekilde beklemeye başladı. Kız onları elbet fark edecekti. Sonuçta havuz yeterince büyük olsa da köpek balıkları da yeterince büyüktü. Üstelik onun da yeterince vakti vardı. Rahat bir şekilde bekleyebilirdi. Sonuçta bu saatte eve gitmek gibi bir niyeti kesinlikle yoktu. Sessizce oyalanmaya başladı. Bir şezlongun kenarında tişörtünü çıkardı önce ve şezlongun üzerine koydu. Yanında havlusu yoktu. Ebette bu da sorun değildi. En başta niyeti yüzme olsa da artık tek bir hedefi vardı. Havuzda yüzmekte olan kız... Onunla ne kadar yakından ilgileneceği ise kısmen kıza bağlıydı. Aslında daha çok kendine bağlıydı. Kızı gördükten sonra beğenirse onunla ilgilenmek için her yolu deneyebilirdi. Kız köpek balıklarını fark ettikten sonra hızlı bir şekilde kaçmaya çalışmıştı. Kızın sahip olduğu tüm korkuyu elle tutulur bir şekilde hissediyordu. Kızın içinde sahip olduğu korku yavaşça bedenine doğru akarken ona daha dikkat kesildi. Kız sudan çıkar çıkmaz ilk iş olarak bedenine bakmıştı. Kızın fiziği oldukça güzeldi ve dokunmaktan kesinlikle zevk alacağını düşündüğü sırada kız koşmaya başladı. İçindeki korku öyle büyüttü ki onu bile görmemişti kaçarken ve çarpmıştı. Kız sanki sığınacak bir liman bulmuş gibi kendini kollarına atmıştı. O ise kıza kucak açmış sakinleştirmeye çalışır gibi görünüyordu.Gerçekte ise tek derdi gördüğü bedeni bir süre elleri ile keşfetmekti. Ona sarılırken kızın tenine bir süre dokundu. “Özür dilemene hiç gerek yok” dedi sarılırken. Sonrasında hayali yok ettiği için köpek balıkları da ortadan kayboldu. Elleri yavaş ve hissettirmeden kızın teninde gezerken derin derin nefesler aldı. Kızın kokusunu içine çekerken korku ile kızın kokusunu ayırt etmeye çalışıyordu. Kızın sahip olduğu koku ona baş döndürücü geldi. Bir süre daha ona sarılmak istese de kız bir kaç dakika sonra kollarından ayrıldı. Korkmuş yüzü ile şeker bir kız gibi görünüyordu. O an aklına acaba diye bir doru takıldı. Acaba bu kız sıradan insanlardan biri miydi yoksa bir sihirbaz mı? O bunları bir süre düşünürken kız tekrar konuşmaya başladı. Kıza soğuk bir gülümsemeyle karşılık verdi önce ve sonra konuşmaya başladı. “Üzgün olmana gerek yok zaten niyetim havuza girmekti ve sayende biraz daha erken ıslandım hepsi bu”.

Kız yanından uzaklaşırken ardından ona bakmaya başladı. Teni ve kokusu oldukça hoşuna gitmişti. Tekrar ona dokunma isteği içinde oluşurken şezlonga oturdu. Az önce bedenini istila eden korku onu güçlendirmişti. Öyle ki gözlerinin kapattığında kızın korkuları tek tek gözlerinin önüne oluşmaya başladı. Kızın diğer kızlar gibi salak saçma korkuları yoktu. Yani karşısında bir aptal sarışın olmadığı için kendini şanslı sayabilirdi. Üstelik kızın yumuşak ve ıslak teni düşünürken bile onu etkilemeyi başarıyordu. Her geçen saniye bu okulda ne kadar çok eğleneceğini fark ediyordu. Bir süre gözlerini kapatıp bir plan yapmaya başladı. Hayaller onun için bitmez tükenmez bir şeydi ve gücü nedeniyle iyi olan hiç bir hayali yoktu. Her biri birini korkutmaya yönelikti. Kısa bir yoğunlaşmanın ardından kızın kitaba daldığını gördüğü için rahat rahat gücünü kullanmaya başladı. Öncelikle havuz ortadan kayboldu. Bulundukları bu yer ise giderek değişmeye başlayarak bir ormana dönüştü. Her yerde irili ufaklı yılanlar oluştuğunda en büyük boydaki yılan kıza oldukça yakındı. Ortamdaki güneş yok ederek yerine ay ışığı ve yıldızlar geldiğinde yarattığı büyük yılan kızın kitabını elinden alarak fırlattı. Sonraki hedefi ise kızdı. Bu sefer bu hayalin içinde biraz daha kalmaya karar verdi. Sonuçta o bozmadan kızın havuzu görmesine imkan yoktu. Onun olduğu yer karanlık bir göle dönüşmüştü.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   C.tesi Mart 02 2013, 02:07

Olanlara mantıklı bir açıklama getirip az önceki köpek balıklarını beyninin ona yorgunluktan oynadığı bir oyun olarak görmeye başlasa da korkusu hala tam olarak geçmiş değildi. Kalbi hala gördüğü hayalin etkisiyle hızla çarparken kafayı yemiş gibi görünmemek için elinden geldiğince normal davranmaya çalışsa da gözleri hala arada havuza kayıyor gördüklerinin bir hayalden ibaret olduğunu kendine inandırmaya çalışıyordu. Bir yanının acaba demesine engel olamıyordu. Acaba gerçekten öylemiydi yoksa yeni bir saldırımıydı bu… Düşünceli bir şekilde havlusuna doğru ilerlerken gözleri birkaç saniyeliğine çocuğun gözleriyle buluştu. Orda anlamlandıramadığı bir parıltı görmüş üzerindeyse çok durmamıştı. Havlusuyla kendini kuruladıktan sonra yorulduğunu fark etti. O kadar yüzme üstüne köpek balıkları gördüğünü sandığı için yaşadığı adrenalin dolu dakikalar enerjisini tüketmişti. Kendini şezlonga atıp gözlerini kapadığında çocuğun her şeyi anlayışla karşıladığını fark edip gözlerini açarak tekrar ona baktı. Bu çocukta anlayamadığı bir şey onu rahatsız ediyordu. Belki de sadece o kadar anlayışlı davranması şaşırtmıştı emin değildi. Gözüne kitabı çarptığında hikayenin en heyecanlı yerinde kaldığını hatırlamıştı. Şezlongda biraz doğrulup yerdeki kitabını alarak okumaya başlamadan önce ''Anlayışın için teşekkür ederim'' dedi ve açıp kitabını okumaya başladı. Bir süre sonraysa kitaba dalmıştı. Hikayede ki erkek baş karakterin kızı ölmekten kurtardığı kısımda kitabının elinden çekilip alınmasıyla birkaç dakika şaşkınlıkla sessizce neler olduğunu anlamaya çalıştı.

Karşısında kocaman bir yılan görmesiyle çığlık atıp kekeleyerek ''Yı-yılan'' dedi korkuyla sonra etrafa baktı. Havuzda değil de kendini bir ormanda bulduğunda ''Bu imkansız biz… orman…'' diyerek kesik kesik konuştu. Gözlerini birkaç kez kapayıp açtı bunun yeniden beyninin bir oyunu olup olmadığını anlamaya çalıştı. Gözlerini çocuğa dikerek ''B- biz okulun kapalı havuzundayız değil mi?'' diye sordu. Yılanın ona doğru saldırmasıyla çığlık atıp gözlerini kapadı. Bir süre canının acımasını bekledi hiçbir şey hissetmeyince yavaş yavaş gözlerini açtı. Yılanın sudan sürekli dönen bir balona hapsolduğunu gördüğünde tüm korkusuna rağmen rahat bir nefes aldı. ''Tabi ya gücüm'' diyerek gülümsedi. O an ilk kez normal bir insan olmadığına sevindi. Etrafın karanlık olduğunu fark ettiğinde kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Gördükleriyle beraber ''Yok artık akşam mı oldu? Kahretsin neler oluyor böyle? En son okulun havuzunda öğlen kitap okuyordum şimdi bir ormandayım ve akşam olmuş bu çok saçma'' dedi. Gözüne her yerde olan yılanlar takıldığında korkuyla ''bi-bir sürü yılan'' diye kekeledi. Yılanlardan fazlasıyla korkardı. En korktuğu şey yılanlardı. Sonra köpek balıkları ve farelerde vardı. Oldukça korkmasına rağmen bunu bir kenara bırakıp gücünü kullanarak etraftaki tüm yılanları temizleyip ayağa kalktı. Etrafına göz gezdirirken kendi tarafında oluşan hareketlilikle birkaç adım geri atarken dengesini kaybetmiş yere düşerken kendini bir anda o tanımadığı çocuğun kollarında bulmuştu. Gözlerini birkaç saniye çocuğun gözlerine diktikten sonra gözlerini az önce çeşitli seslerin geldiği yere dikti. Hiç tanımadığı birinin kollarında olduğu gerçeği şuan için önemli değildi. Önemli olan şey az önce çeşitli seslerin geldiği ve bir hareketlilik olan biraz ilerisindeki çalıların ardında onları neyin beklediğiydi. Kalbi korkuyla deli gibi atarken elinden geldiğince mantıklı ve sakin olmaya çalışıyordu.

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Colin Dread
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 23/02/13
Yaş : 27
Lakap : Fear

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Paz Mart 03 2013, 01:47

Kıza dokunma isteği içinde giderek daha da büyümeye başladı. Aslında neden olduğunu anlayamadı. Kızla ilgilenmesi elbette normal bir şeydi. Kızın fiziği oldukça yerinde ve teninin kokusu baştan çıkarıcıydı. Üstelik ıslak bir bikininin içinde onu ellerinin arasında hissetme fırsatı yakalamıştı. O anda aslında kızın bikinisini parçalara ayırıp onunla oldukça yakından ilgilenmek istedi. Ama kız bir anda ellerinin arasından kaçmıştı. Üstelik tanışma fırsatları bile olmamıştı. Bu da kızı karşısına çıkan ve tek gecelik kızlar listesine giren fıstıklardan kısmen de olsa ayırıyordu. En azından hemen beni yatağına al beni dememişti. Bazen böyle olması hoşuna gidiyordu, zor kızlarla ilgilenmek... Elbette bu kızlar sadece değeceğine düşündüğü kızlar içindi. Hayal kırıklığına uğramaktan nefret ediyordu. Bu yüzden de ona göre davranmaya özen gösteriyordu ve şimdiye dek onu hayal kırıklığına hiç bir kız uğratmayı başarmış değildi. Aslında hayalperest insanların daha çok hayal kırıklığının olduğu söylenirdi. O ise bu lafa sadece gülümsemekle yetiniyordu. O yarattığı hayallerinin içinde mutluydu. Hayalleri onun dışında hiç kimseyi mutlu etmedi elbette şimdiye kadar onun içi iyi olan her şey başkalarını korkutmaktan öteye geçmiyordu tabi buda onun işine geliyordu. Beslendiği her korku onu daha güçlü, daha zeki ve daha hayalperest yapıyordu. Kızın emdiği korkusu onu oldukça güçlendirmişti, gerçi hala yeterli değildi ama kullanılabilirdi. Üstelik kullanacağı şey onu tekrar kollarının arasına almayı sağlayabilirdi. Oturduğu yerden kızın korkusunun ne olduğunu bulmaya çalıştı önce sonrası ise tüm bu yer büyük havuzla beraber değişmeye başladı.

Her şey bittiğinde sessizce beklemeye başladı. Sabırlı bir insandı, zaten bu nedenle insanlarla uğraşma konusunda oldukça tecrübe kazanmıştı. Sabır eğer bir erdemse o kesinlikle erdemli bir kişiliğe sahipti. Ama yok o kesinlikle erdemli biri değildi. Kötü biri olabilirdi belki, sorumsuz ve kavgacı... Buda erdemli olmasını engelliyordu. Kız ilk büyük yılanı fark ettiğinde ani çığlığı ile kısa bir süre ona baktı. İçten içe gülerken kızın yüzündeki şaşkın ifadeyi gördüğünde aynı şaşkın ifadeyi suratına takındı ve etrafına bakmaya başladı. Sorduğu soruya cevap verirken de bu ifade yüzünden eksik olmadı. "Evet az önce havuzun kenarında duruyorduk şimdi ise neredeyiz biz?" dedi. Etrafındaki yılanlar onun içinde bir tehdit sayılırdı ama şu an onları pek önemsemiyordu. Yılanlar sayesinde kızın yeteneğini de öğrenmişti. Demek ki bu seksi güzellikte onun gibi bir sihirbazdı. Kız kısa süre sonra yeniden kollarının arasına geldiğinde ona sıkıca sarıldı. Kızın dikkatli bir şekilde çalıların arkasına bakarken o kızın teninin ve kokusunu tadını çıkarıyordu. Bir süre sonra hayali yeniden dönüştü. Kızın dikkat kesilerek baktığı çalılıklardan normal boyutundan otuz kat büyük bir fare çıktı. Kız bu sayede ona daha çok sokulacaktı. Kızın hızlı hızlı atan kalbi korkusu adeta bedenine işliyordu. Korku devam ederse kız için hiçte iyi olmayacaktı. Sırf bu nedenle kızın teninde ellerini sessizce gezdirirken her şeyi normale döndürdü.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Paz Mart 03 2013, 13:47

Etrafta olanları anlamaya çalışıyordu fakat ne kadar denerse denesin bir türlü beceremiyordu. En son okulun yüzme havuzunda öğlen kitap okurken kendini bir anda ormanda bulmasının mantıklı bir açıklaması yoktu. Hayal görmediğini de onun gibi şaşkın bir şekilde etrafa bakınan çocuk sayesinde öğrenmişti. Şuan akşamdı, etrafta isabel’in en korktuğu hayvanlar vardı ve ormandaydılar. Yılanlardan en büyük olanı ona saldırdığında gücünün ortaya çıkıp kendini hatırlatması onu rahatlatsa da kendini güvende hissetmesini sağlamamıştı. Hala fazlasıyla korkuyordu. Kendini toparlaması gerektiğini bilse de bedenine söz geçiremiyordu. Gücü olan tek kişi kendisi olduğuna göre hem kendini hem çocuğu korumak için sağlıklı düşünüp konsantre olabilmeliydi. Çocuğun bir sihirbaz olmadığı kanısına varma nedeniyse etrafta bir sürü tehlikeli yılan varken onun sadece şaşkınlıkla etrafa bakınıyor olmasıydı. Gücü olsa kendini korumak için kullanırdı diye düşünüyordu. Neden ısırılma tehlikesini göze alsındı ki? Gücüne zorda olsa konsantre olarak etraftaki yılanları temizlemeye başladı. Her yerde bu kadar çok yılanın olması ürkütücüydü. Sanki ormanda yaşayan tüm yılanlar onlara özel bir düşmanlık beslemiş gibi oradaydılar. İsabel yavaşça yerinden kalktığında etrafa daha dikkatli bakınmaya başladı.

Buraya nasıl geldikleriyle ilgili hiçbir fikri olmasa da buradan bir an önce çıkmalıydılar evde onu bekleyen bir teyzesi vardı ve şu saate kadar endişeden delirmiş olmalıydı. Gerçi belki de zaman sadece onlar için değişmişte olabilirdi emin değildi. Belki orada hala öğlende olabilirdi. Hiçbir şeyden emin olamıyordu. Nerede olduklarını bile bilmiyordu ki eve nasıl geri döneceklerdi? O bunları düşünürken kendi tarafında olan hareketlilikle gözlerini o noktadan ayırmadan geri geri gitmeye başladı tabi bu çok sürmemişti. Bastığı yeri göremediği için bir şeye çarpmış dengesini kaybederek düşüşe geçmişti. Toprağa sert bir düşüş beklerken sıcak ama rahatsız edici kolların arasında bulmuştu kendini. Çocuğa onu düşmekten kurtardığı için teşekkür etmeliydi fakat şuan bu önemsiz konuları düşünmek istemiyordu. Hem kendisini ölümcül yılanlardan kurtardığı için asıl o teşekkür etmeliydi. Bunları düşünürken çocuğun onun gücünü çok doğal karşıladığını fark etti. İsabel’e bakarken gözlerinde görülmesi gereken o dehşet ve korku ifadesi yoktu. Ondan kaçmak yerine ona sıkıca sarılması kesinlikle doğal değildi. Tamam denize düşen yılana sarılırdı da bu çocuğun ormandan bu kadar korkarak kendine bu denli sarılması ona pekte normal gelmemişti. Üstelik hiç korkuyor gibi de görünmüyordu. Mantıklı düşünmeye kendini biraz zorladığında şuan onun kendisinden yılanlardan ya da bu ormanda karşılaşacakları herhangi bir şeyden daha fazla korkması gerekmez miydi?

Sonuçta insanların çeşitli güçleri yoktu. Kendisi ise su elementini kontrol edebiliyordu. Çalıların arkasından gelen sesler ve hareketlilikle tüm dikkatini o noktaya verdi. Çalıların arkasından çıkan kocaman fareyle beraber çığlık atıp yanındaki çocuğa sıkı sıkı sarılıp ona olabildiğince sokuldu. Kalbi korkudan geli gibi atarken gücüne konsantre olmaya çalışıyordu. Fakat o kadar çok korkuyordu ki odaklanamıyordu. Kendini kötü hissetmeye başlamıştı. Korkudan titriyordu ve etrafta dönmeye başlamıştı. Kendi ayaklarının üzerinde zor durduğunu fark ettiğinde çocuğa tutundu. Gözleri kapanmak için kendini zorlarken çocuktan ayrılmıştı. Ondan birkaç adım uzaklaşıp kendi sınırlarını zorlarken sendelemişti. Etraf bir anda normale döndüğünde dizlerinin üzerine düştü. Gözlerini kapatıp derin nefesler alırken bilincini açık tutmak için kendiyle büyük bir savaş veriyordu. Aklında bir çok soru vardı fakat onları sorabilecek kadar bilincini açık tutamamıştı. Gözlerini son bir zorlamayla açıp etrafa baktıktan çok kısa bir süre sonra gözleri yavaşça kapanmış ve yere doğru düşüşe geçmişti.

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Colin Dread
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 23/02/13
Yaş : 27
Lakap : Fear

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Paz Mart 03 2013, 21:17

Kız ellerinin arasında geçen her saniye ona daha fazla sokuluyordu. Korkusu elle tutulur bir şekilde hissedilirken onun yaptığı tek şey ellerinin arasındaki güzel bedene dokunmaktı. Kızın ıslak ve yumuşak teni, baş döndürücü kokusu onu yavaş yavaş ele geçiriyordu. Bir anda böyle etkilenmeyi beklememişti aslında ona da her kıza yaklaştığı gibi yaklaşmış ve onu korkutarak kendine çekmişti. Şimdi ise bu güzelliğin elleri arasından kayıp gitmesini istemiyordu. Etraftaki yılan ve farelerin sayısı giderek artarken kız daha fazla ona sokulduğunda kıza biraz daha fazla yaklaşarak bedenini kendin bedenine bastırdı. Hızlı atan kalbinin korkuya daha fazla dayanamayacağı için gücünü etkisizleştirip her şey normale döndürdü. Ama kısa bir süre sonra buna pişman oldu. Kız her şey normale döndüğünde ondan uzaklaşmış ve olan biteni anlamaya çalışır bir halde etrafa bakıyordu. Kısa süre sonra dizlerinin üzerine çöktü kız kalbi ve zihni korkuya daha fazla dayanamamıştı. Gözlerinde gördüğü tek şey kendini uyanık tutmaya çalıştığıydı ama çok geçmeden kız kendinden geçmişti. Kız sert semine düşmeden önce ona doğru adım atarak kız kollarına aldı. Etrafına bakarken hala yalnız olduklarını bilmek hoşuna gitmişti. Kızın az önceki oturduğu şezlonga ilerledi ve kızı yavaşça şezlonga yatırıp yanına oturdu. Elleri hızlı bir şekilde kızın saçlarını okşamaya başladı. Aslında kıza yardım etmek uyandırmak istemişti. Ama içindeki başka bir buna engel oluyordu. Kıza dokunma isteği ile yanıp tutuşurken yardım etmek aklının ucundan bile geçmiyordu. Kızın saçlarında gezinen elleri yavaşça boynuna kaydı. Ona dokunmak giderek daha zevkli bir hal alırken oturuşunu değiştirerek kızın bedenini altına aldı. Artık dokunmak az geliyordu kızın tadını hissetmek için yanaklarında dudaklarını gezinmeye başladı önce sonra boynuna doğru kaydı. Her bir öpücükte tadı daha da mükemmel geliyordu. Teninin tadı dudaklarının tadını merak etmesine neden oluyordu. Kızın dudaklarını öpmeye başladığında elleri kızın bedeninde gezmeye başlamıştı. Artık tamamen kızın üzerinde olduğundan bedenini kızın bedenine bastırdı. Bu durum ise tek bir şeye neden oldu, erkekliğinin uyanmasına... Kızın dolgun göğüslerinden birini kavradığında diğer göğsünü bikininin açıkta bıraktığı kadarıyla öpmeye başladı. Her geçen saniye kendini daha fazla kaybettiğinden eğer durmazsa kıza sahip olması an meselesiydi. Tüm bedeni alev almıştı sanki. Derin nefesler alarak kızdan uzaklaştı.

Kızı yeterince korkutmuştu, birde uyandığında üzerinde bir erkeği görmesi hiç iyi olmadı. Kızın yatışı biraz daha düzeltip kitabını ellerinin arasına verdi. Her şey onun için bir rüyadan ibaret olacaktı. Kızın tadı hoşuna gittiği için onunla tanışma istedi Colin. Bu güzelliğin tadına muhtemelen ileride de bakmak isteyecekti. Kızın dudaklarına son bir kez öpücük kondurduğunda kendisi ile ilgilenmeye karar verdi. İçindeki bu ateşi yok etmeliydi. önündeki koca havuz bunun için iyi bir zemin olacaktı. Kendine bir mayo ayarlayıp eşyalarına kıza yakın olan şezlongun içine bıraktı ve kendini havuza bıraktı. Uzun bir süre suyun içinde kaldıktan sonra yüzmeye başladı. Kafası biraz olsun boşaldığında havuzdan çıktı ve hiç kurulanma gereği duymadan şezlonga uzandı. kız bir süre sonra mutlaka uyanacaktı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Ptsi Mart 04 2013, 01:35

İsabel ne kadar uğraşırsa uğraşsın bilincini açık tutamamıştı. Oysa aklını meşgul eden ve sormak istediği o kadar soru vardı ki… Bir ormandayken nasıl bir anda geri dönebildikleri dahası o ormana nasıl gidebildiklerini anlamamıştı. O tanımadığı çocuğun ondan neden korkmadığını sormak istemişti. Sihirbazsa gücünün ne olduğunu, kendini neden korumadığını merak ediyordu. İnsan kendini korumak için gücünü kullanmazsa neden kullanırdı ki? Bazen başka insanlara yardım etmek için kullanılabilirdi. İnsanlar her ne kadar onların gücünü gördüklerinde korksalar da hatta onları tehlike kabul edip ortadan kaldırmaya çalışsalar da onlar farkında olmadan onların iyiliği için kullanılabilirdi. Daha önce ofelya’yı kurtarmak için kullanmıştı. Aslında insanları anlayabiliyordu. Onların yerinde olsaydı kendi de muhtemelen fazlasıyla korkardı.

Korkmak… Evet insanlar ne yapıyorlarsa korkularından yapıyorlardı ama sihirbazlarında korkuları vardı. Onlarda peşindeki onu avlamak isteyen kişilerden korkuyorlardı. Ve onlarında normal korkuları vardı. İsabel yılanlardan , farelerden ve köpek balıklarından korkuyordu mesela bu da onun zayıflıklarıydı. Bugün tuhaf bir şekilde tüm bu korkularıyla yüz yüze gelmişti. Normalde tek bir tanesini görmek bile yeterince korkunçken o tüm korktuğu hayvanları aynı anda görmüş ve hepsiyle ilgilenmek zorunda kalmıştı. Tabi bu bir yere kadardı. Sonunda beyni ve kalbi tüm o gerilime, korkuya dayanamayıp bilincini kaybetmişti. Yere düşerken tek düşündüğü şey çocuğun garip gelen davranışlarıydı. Tüm o davranışlarını düşündü. Yakışıklıydı ve oldukça iyi bir vücuda sahipti bunun yanında oldukça rahatsız ediciydi. Tam olarak nedenini bilmiyordu ama onda isabel’i rahatsız eden bir şeyler vardı. Bakışlarında gördüğü ama anlamlandıramadığı o parıltıydı belki de sebebi. Aklına havlusuna giderken göz göze geldikleri zaman geldi. Tüm bedenini bir ürperti sarmıştı. Birkaç dakika sonra ürperti yerini nedenini anlayamadığı bir sıcaklığa bıraktı. Garip hissediyordu.

Rahatsız olmuştu. Bedenine yayılan tatlı sıcaklık onu oldukça rahatsız etmişti. Bu duyguyu hem sevmiş hem de nefret etmişti. Bu gün sanırım onun ilklerini yaşadığı gündü. İlk defa korkudan bayılmıştı. İlk defa yorgunluktan beyni ona oyun oynamıştı ve ilk defa tüm korkularıyla aynı anda yüzleşmek zorunda kalmıştı. Rahatsızlığı giderek hat safhaya ulaşırken kendine gelmeye çalışıyordu. Neler oluyordu? Onu bu kadar rahatsız eden şey neydi? Birden o garip his yok oldu. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Gözlerini yavaşça açtığı anda korkuyla yerinde sıçradı. Okulun havuzunda olduğunu gördüğünde derin birkaç nefes alıp korkudan hızla atan kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Yaşadıklarının gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu anlamaya çalıştı bir süre… Şezlongundaydı yere düşen kitabından uykuya dalmadan önce kitap okuduğu belli oluyordu. Gerçekten hepsi bir rüya mıydı? Gözleri çocuğa takıldığında bir süre tereddütle ona baktı. Sonra emin olmak için gözlerini çocuğun gözlerine dikip gülümseye çalışarak ''Şey… Bu gün sıra dışı bir şey olmadı değil mi? Yani normal olmayan herhangi bir şey…'' diye sordu.

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Colin Dread
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 23/02/13
Yaş : 27
Lakap : Fear

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Perş. Mart 07 2013, 01:20

Suyun içinde düşündüğünden biraz daha fazla vakit geçirdi. İçindeki ateşin bir an önce sönmesi gerekiyordu. Ama içindeki arzu öyle büyük bir hal almıştı ki arsızca ateşini körüklüyordu. Şu an her bir hücresi kıza sahip olmasını söylerken onlara kulak vermemek için kendini adeta zorluyordu. Sırf bu nedenle suya daldıktan sonra nefesi yettiği kadar suyun altında kalmayı sürdürdü. Artık bedeninin tak ettiği yerde suyun yüzeyine çıktı. Derin, derin nefesler aldı. Uzun süre suyun altında kaldığında aldığı nefesin ciğerlerine hücum etmesiyle kısa bir süre öksürdü. Gözlerine dolan damlalar yüzünden etraf bulanık görünüyordu. Elinin tersi ile gözlerini sildiğinde etrafa bakındı. Gözleri ister istemez şezlong ta hala uyumakta olan kıza takıldı. Tadını hala dudaklarında hissedebiliyordu ve beynini oluşturan tatlı kokusu hala tazeydi. Derin bir nefes alarak kendini yeniden suyun derinliklerine gömdü. Dışarı çıkmak, o kızı görmek istemiyordu. Aslında neden kendini böylesine zorlayıp, engellediğini de bilmiyordu. Sonuç olarak kıza sahip olması için önünde hiç bir engel yoktu. Belki kıza sahip olduktan sonra başına gelen şeyler olacaktı elbette. Kız sonuç olarak bir sihirbazdı ve gücünü görmüştü. Onu bir suda rahatça boğabilirdi. Gerçi bu durum bile onu korkutacak bir engel değildi. Kız istediği gibi gücünü üzerinde kullanabilirdi. Ölümden korkmayan birinin bir kızın yeteneğinden korkması beklenemezdi. Ondan korkma düşüncesi onu yalnızca güldürürken aklına kendini ondan uzak tutacak bir neden daha geldi. Daha doğrusu şu an kendisini tutmasının bir diğer sebebi kızın hiç bir erkekle birlikte olmama ihtimali de olabilirdi. Gerçi düşününce bu da pek umurunda olmazdı. Kızla birlikte olabilir, onun ilk erkeği olabilirdi ama ona tamamen sahip olmak işte bu kesinlikle imkansızdı. O an aklına kızdan uzak durmak için gerçek bir neden geldi. Kız baygınken onun bedenine kolaylıkla sahip olabilirdi. Ama zevk alma meselesi kesinlikle tartışılırdı. Kız ona karşılık verdiğinde daha fazla zevk alacağı bir gerçekti. Sırf bu nedenle tek gecelik yatak serüvenini baygın bir kızdan faydalanarak heba etmek istemiyordu. Kafasında bir dolu düşünce ile suyun altındayken nefesinin yetmediği anda kendini serbest bırakarak yeniden su yüzeyine çıktı. Yine öksürmeye başlamıştı. Gözleri yeniden kıza odaklandığında yavaş hareketlerini fark etmesi fazla uzun sürmedi. Kız bir süre sonra uyanacaktı, bu yüzden bedenini dinlendirse onun için iyi olacaktı. Havuzdan çıktıktan sonra eşyalarının olduğu şezlonga gidip oturdu.

Şezlongun üzerindeki havlu ile kendini kurulama gereği bile duymadan şezlonga uzandı. Bir süre sessizce sadece sessizliğin tadını çıkardı. Kız uyandığında ona bakmasa bile hareketlerini hissedebiliyordu. Kızın kendine gelmesini bekledi bir süre sonra doğrularak oturma pozisyonuna geçtiğinde başını çevirdi. Kız ile göz göze geldi. Kızın masmavi gözleri sanki içinde kaybolmak için yaratılmıştı. Bir süre sonra gözleri tadına baktığı dudaklara takıldı. Ardından kız konuşmaya başladığında sadece gülümsedi. " Hayır tuhaf bir şey olmadı. Akademinin havuzunda tuhaf ne olabilir ki uyuyordunuz kötü bir rüya gördünüz sanırım". Yanında bulunan havlu ile bedenini kurulamaya başladı. Sonrasında ise saçlarını... Tuhaftı bu havlunun kime ait olduğunu bile bilmiyordu. Havuzun soyunma kabinlerinden birinde bulmuştu. Kısa süren sessizlikten sonra kıza baktı. " Adım Colin akademi de yeniyim. Peki siz?"

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Isabel Flecther
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 333
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 27
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Sulu Şaka   Cuma Mart 08 2013, 14:04

İsabel olanların bir kabus olduğuna inanmak istese de bunda fazlasıyla zorlanıyordu. Her şey o kadar gerçekçiydi ki… Rüyasında yine bu çocukla havuzdaydılar sonra bir anda kendilerini ormanda bulmuşlardı ve isabel tüm korkularıyla aynı anda yüzleşmişti. Uyandığında elinden kitabının düşmesi, hala şezlong da olması tüm o gördüklerinin kötü bir kabustan ibaret olduğunu gösterse de bir şeyi hala çözememişti neden bu çocuğu rüyasında görmüştü ki? Onu tanımıyordu ve eğer gerçekten şezlonga uzanır uzanmaz uyuyakaldıysa bilinç altı ona gerçekten iyi bir oyun oynamıştı. Etrafına dikkatlice bakınırken kendini tüm o gördüklerinin gerçek olmadığı konusunda ikna etmeye çalışıyordu lakin bu çok zordu. Rüyasında en son bayılmıştı ve şu adını bile bilmediği çocuk onu şezlonga taşımış olabilirdi. Ama o zaman kitabı elinde ne arıyordu ki?

Çocuk onu uyandırmaya çalışmış başaramayınca da kendine gelmek için havuza girmiş olabilirdi lakin bu kadar rahat olmazdı herhalde olamazdı. Kafası karma karışık olmuştu. Resmen hayalle gerçeği ayırt edemiyordu. Gözlerini kapayıp derin birkaç nefes alıp kendini toparlamaya çalıştı. Hiçbir şeyden emin olamıyor olması gerçekten sinir bozucuydu. Gözlerini tekrar açtığında bu konuya kesin bir çözüm getirmeye karar vermişti. Eğer gördüğü her şey bir kabustan ibaretse büyük ihtimalle birazdan soracağı soru onu hafif çatlak konumuna düşürecekti lakin gördükleri gerçekse çocukla konuşup onu olanları kimseye anlatmaması konusunda ikna etmeliydi. Gerçi anlatsa da ona inanmayıp deli sanacaklardı fakat etrafta olan sihirbazların ilgisini çekecek sihirbazları bilen avcılarınsa odak noktası olmasını sağlayacaktı. Derin bir nefes alıp normal görünmeye çalışarak sanki çok normal bir şey soruyormuş gibi davranarak gülümsedi ve sorusunu sordu. Aklına olanlar geldikçe çocuğun tuhaf davranışlarını hatırlayarak tedirgin oluyordu. İlk duyduğu cümleyle rahat bir nefes aldı. Demek ki gördükleri tamamen bir kabustan ibaretti.

Sonraki cümleleriyle gerilen sinirine rağmen gülümsedi. Her an her yerde her şey olabilirdi. Buna iki kez tanıklık etmişti. Akademinin revirini yaratıkların basması da imkansızdı ama olmuştu. Lunapark eğlencelerinin mahvolduğu kısmına girmek bile istemiyordu. Söylediklerine kendi bile inanmayarak ''Haklısın kötü bir kabus gördüm. Benimki de soru işte akademide tuhaf ne olabilir ki'' dedi gülümseyerek içinden ''Aslında bir sürü şey sıralayabilirim ama bunları senin bilmene hiç gerek yok'' diye geçirdi. Gördüklerinin tamamen kabus olmasından son derece memnun bir şekilde şezlonga geri uzanıp çatlayacakmış gibi ağrıyan başını ovalamaya başladı. Çocuğun kendini tanıtmasıyla kapalı gözlerini açıp çocuğa bakarak ''Akademiye hoş geldin benim adım da isabel'' dedi. Çalan telefonla yerinde doğrulup yerden telefonunu aldı. Arayan kişiyi gördüğünde gülümseyerek ''Alo hayatım'' diyerek açtı telefonunu bir süre sevgilisiyle sevgi sözcükleri dolu cümlelerle konuştuktan sonra yarım saat sonra yanında olacağını söyleyerek kapattı. Hızlı bir şekilde toparlanıp kuruyan mayosunun üzerine direk tişörtünü ve mini eteğini giyerek kitaplarını toparladı. Topuklu ayakkabılarını giyerken ''Tanıştığımıza memnun oldum colin sana havuzda iyi eğlenceler'' diyerek hızla havuzdan çıktı. Sevgilisinin yanına gitmek için sabırsızlanıyordu.

_

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sulu Şaka
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kapalı yüzme havuzu-
Buraya geçin: