AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Kanla Ziyafet

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 00:53

Sevdiği erkeğin cevap vermesine izin bile vermeden onu oturma odasından çıkarmıştı. Daha fazla bekleyebileceğini hiç sanmıyordu. Sırf bu yüzden onu kendine çekip sıkıca sarıldığında bir büyü mırıldandı. En üst kattaki odalardan birine geldiklerinde kapıyı hızla kapatıp yeni bir büyü yaptı. Büyünün etkisi ile oda dışarıdan birinin asla giremeyeceği bir hale geldi ve aynı zamanda dışarıya hiç bir şekilde ses gitmeyecekti. Yapmayı planladığı şey için istediği en son şey rahatsız edilmekti. Odanın ortasında oluşturduğu geniş ve rahat yatağa oturup elini yeniden karnına götürdü. Sanki canı acıyormuş gibi hala numara yapıyor ve Phin’e bakıyordu. Onu endişelendirdiğinin farkındaydı. Ama nedense bu durum bile ona bir şekilde zevk veriyordu. Sevdiği erkeğin soru dolu bakışlarına odaklanırken konuşmaya başladı.

“Phin canım acıyor ve acımı dindirecek tek şey ise senin sahip olduğun bir şey”

Konuşmasının bitiminde ani aura değişimi tüm bedenini ele geçirdi. Sanki karanlık bedenini yavaşça ele geçiriyor gibiydi. Ayağa kalkıp Phin’in elini tuttu sıkıca ve onun dudaklarını öpmeye başladı. Onu yatağa ite ite götürdükten bir süre sonra yaptığı bir büyü sevdiği erkeği hızlı bir şekilde yatağa attı. Phin yatağa düşer düşmez ortaya çıkan ipler el ve ayaklarından onu yatağa bağlamıştı. İplerin tek görevi onu yatağa bağlı tutmak değildi. Aynı zamanda onun büyü gücüne de el koyuyordu. Şu an istediği sadece iki şey vardı. Birinci ve en önemlisi istediği kadar taze kan içmek istiyordu. Sevdiği erkeğin kanı ona bir şekilde iyi geliyordu. Onu delice tatmak isterken başka hiç bir şey düşünemez hale geliyordu. İkici istediği şey ise kan tutkusunun yanında ortaya çıkan arzusunu bastırmaktı. Sevdiği erkeği içinde hissetmek ve tatmin olmak istiyordu. Ama önceliği elbette kandı. Üzerindeki elbise kendine bir fazlalık gibi göründüğünde büyü ile onu süper mini seksi bir geceliğe dönüştürdü. Sevdiği erkeğin tam olarak erkekliğinin üzerine oturduğunda eğilerek dudaklarını öpmeye başladı. Öpücük sonrası üstünde doğruldu ve kalçasını yavaşça Phin’in erkekliği üzerinde oynatırken konuşmaya başladı.

“Korkma sevgilim elimden geldiğince canını yakmamaya çalışacağım”

Konuşma sonrası gözleri daha da kararmıştı. Şu an sadece almak istediği şeye odaklanmışken gözleri hiç bir şey görmüyordu. Phin’in ilk önce gömleğini parçaladı. Parmak uçları mükemmel teninde dolaşmaya başlamışken tam kalbinin üzerindeki dövmeye tırnağı ile bir kesik açtı. Yaradan yavaşça kan akarken, kanı parmaklarına bulaştırıp göbeğinden kesiğin olduğu yere kadar bir yol çizdi. Göbeğine eğildiğinde kanı ilk bulaştırdığı yerden başlayarak yalayarak ilerlemeye başladı. Kesiğe geldiğinde yarayı emerken aynı anda kalçasını hareket ettirmeyi sürdürdü.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 15:45

Odadan çıktıklarında öfkeli olmasının yanı sıra daha çok endişeliydi. Sevgilisi bu hamilelik sürecini zorlu geçirecekmiş gibi görünüyordu. Bayılmalar,ağrılar garip bir kan tutkusu ki bunun nedenini fazlasıyla merak ediyordu. Onun internetten baktığı kadarıyla hamile anneler genel olarak mide bulantılarının yanında bulunmayan meyve,sebze ve yemek türü şeyler aş erermiş ki onların peri olduğu da düşünüldüğünde her şeyi bir büyüyle halledebilecekleri ortadaydı. Yani bu onlar için bir problem değildi. Bunları düşünürken sevgilisinin ona sarılmasıyla oda rose’a sarıldı. Yaptığı büyüyle üst katlardaki odalardan birine gelmişlerdi. İçeri girerken merak ettiği şey bebeğin kaç aylık olduğu ve rose’a yapmayı planladığı evlilik teklifinden sonra düğünü en erken ne zaman yapabilecekleriydi. İçeri girdiklerinde sevdiği kadının yarattığı yatağa oturarak acı içinde kıvrandığını görünce daha da endişelenmişti. Duyduklarıyla tek kaşını kaldırarak anlamaya çalıştı. Neden bahsediyordu? Peri kızının elinden tutmasıyla gözlerini önce ellerine ardından sevgilisinin gözlerine dikti. Dudaklarında onun dudaklarını hissetmesiyle onu öperken yatağa doğru da yürümeye başlamışlardı.

Daha demin iyi değilim ben diyip şuan onu öpmesinden hiçbir şey anlamamıştı ama bu durumdan şikayetçi değildi. Sadece endişeleniyordu. Maruz kaldığı büyüyle yatağa düşer düşmez bileklerinden bağlanmasıyla şaşırarak sevgilisine baktı. Üzerindeki gecelik gözlerine özel bir ziyafet verirken üzerine oturan sevgilisine baktı. Rose’un kalçalarını erkekliğinin üzerinde hissetmek onu tahrik etmeye başlamıştı. Öpücüğüne büyük bir tutku ve şehvetle karşılık verdi. Güzel peri kızının kalçalarını oynatmaya başlaması ile arzudan kararan gözlerini sevdiği kadının gözlerine dikti. Değişen aurasını hissetmişti. Asıl sorun bunun neden olduğunu bilmemesiydi. Rose’u daha önce böyle bir aurayla hiç görmemişti. İçinden bir ses bunun pekte iyi olmadığını söylerken kalbinin üzerinde hissettiği acıyla yüzünü buruşturdu. Onun yeniden kanını emiyor olması hem daha çok endişelenmesine hem tahrik olmasını sağlamıştı. Teninde hissettiği dille arzudan boğuklaşan bir sesle inledikten sonra ''Hayatım daha az önce kendini iyi hissetmiyordun sence bu doğru mu? Kötü bir şey olmasını istemiyorum" dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 17:07

Diline özel bir tat bırakan bu kanı seviyordu. Tadını zaten tarif etmek imkansızdı ve onu emerken daha çok içine çekiyordu. Bir yandan da elleri sevdiği erkeğin teninde gezerken kalçasındaki hareketler erkeğini çıldırtmaya yetiyordu. Yarayı bir süre daha sömürür gibi emmeye devam edip yeniden öpücükler bırakmaya başladı. Phin'in arzudan inlemesi hoşuna gidiyordu. Üzerinde doğrulup sevdiği erkeğe bakarken sözleri ile gözlerini onun gözlerine dikti. Yaptığı numara yüzünden onu endişelendirdiğini anlamıştı zaten, perinin dudaklarında dökülen kelimelerin nedeni de işte bu endişeydi. Bu bakışlar içinde var olan sevgiyi arttırıyor olsa da kan arzusunun önüne geçemiyordu.

"Phin endişe etmene gerek yok. İlacımın sen olduğunu söyledim, sevgilim"

Konuşması bittiğinde dudaklarındaki kanı parmaklarına bulaştırarak Phin'in dudaklarına sürdü. Kalanları ise parmağından emdikten sonra yeniden Phin'in dudaklarına kapandı. Bu sefer niyeti öpmek değildi. Dudağına bulaşan kanları emmek istediği için dudaklarını ağzına alarak emmeye başladı. Dudaklarına bulaşan kan bittiğinde onu tutkuyla öpmeye başladı. Öpücükleri çenesine doğru kaymaya başladığında göbeğine dek onu öpmeyi sürdürdü. Sonra üzerinden kalkarak Phin'in pantolon düğmesini açtı ve fermuarını aşağı indirdi. Perinin pantolonunu çekip dizlerine kadar indirdiğinde yeniden üzerine oturdu. Tam erkekliğinin üstüne... Hala açlığı içindeyken artık gözleri tamamen karanlıkla dolmuştu. Yinede her şeye rağmen aşkla bakıyorlardı.

Şimdi nerenin tadına bakmalıyım sevgilim"

Konuşmasın biter bitmez bir elini kendi karnına diğer elini Phin'in göğsünde gezdirirken sağ göğsünün üzerinde durdu. Bu sefer tırnakla uğraşmadı. Parmağını değdirdiği nokta bir bıçak etkisi yaparak tenini kesmeye başlamıştı. Açtığı yara bittiğinde yine aynı şekilde kanı bedeninde yalamak istediği her yere bulaştırdı. Tüm kanları diliyle temizlerken yeniden sadece yarayı emmeye başladı, tatmin olduğunu hissettiği ana dek... Elleri yine boş durmayarak erkeğin bedeninde gezerken kalçalarındaki hareketi hızladırdı. Bir süre sonra erkekliğini rahatsız eden tek şey kalçaları olmamıştı. Ellinden biri çıldırtacak derecede yavaş bir şekilde onu okşamaya başladı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 19:33

Rose’u deli gibi istese de ona yada ikisinin bebeğine zarar gelmesini istemiyordu. Daha demin kendini kötü hissediyordu. Onun için endişeleniyordu ve endişesi arzusunun önüne geçmeyi başarıyordu. Bunu dile getirdiğinde duydukları onu bir nebze rahatlatsa da hala endişeliydi. İlacının kendisi olduğunu söylemesi hoştu ama ya ciddi bir şeyse diye düşünmeden duramıyordu. Dudaklarında kendi kanının tadını hissetmek tuhaftı. Bakır tadından hoşlanmamıştı. Kendi kanından kendi hoşlanmazken rose’un sanki dünyanın en güzel içeceğiymiş gibi davranması daha da garip geldi. Dudaklarını emmeye başladığında inledi. Sevgilisinin her bir hareketi, her bir öpüşü onu daha fazla tahrik ediyor kalçalarını oynatışıysa uyanan erkekliğinin ona acı vermesine neden oluyordu. Ona dokunamıyor olmaksa onu deli ediyordu. Bir büyüyle bu durumdan kurtulmaya çalıştığında fark ettiği şeyle şok oldu.Gücünü kullanamıyordu. Bunun bir lanet olmasına imkan yoktu. Öyleyse güçleri bir peri tarafından engellenmişti.

O sırada rose ile göz göze gelince durumu anlamıştı. Gücünü engelleyen şuan üzerinde onu baştan çıkarıp delirten güzel peri kızından başkası değildi. Gözlerindeki sinsi parıltılardan bunu anlamak zor olmamıştı. Derin bir nefes alıp bu tatlı işkenceye sevgilisinin bir an önce son vermesini dilerken rose’un pantolonunu aşağı indirerek tekrar oturması bu tatlı işkencenin uzayacağı anlamına geliyordu. Rose’un sözleri üzerine ''Sevgilim… " diye söze başladığı esnada göğsünde acıyla dişlerini sıkıp yüzünü buruşturdu. Rose’un dilini vücudunda hissettiğinde arzudan boğuklaşan sesiyle ''Tanrım beni deli ediyorsun’' diyerek inledi. Kalçalarının hareketi hızlandığında vücudunda hissettiği eller bedeninin alev almasını sağlarken inlemeye devam etti. Erkekliğinde hissettiği yavaş hareketlerse onu çıldırtmıştı. ''Rose… Sevgilim lütfen bu tatlı işkenceye bir son ver artık seni istiyorum ve çöz ellerimi sana dokunmak için çıldırıyorum " dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 19:58

Kanı emmeye devam ederken ona dokunmayı da sürdürüyordu. Aslında şu an sevdiği erkeği baştan çıkarıp çıldırma noktasına sürüklüyor gibi gözüküyor olabilirdi. Ama aslında ona dokunurken en az Phin kadar oda baştan çıkmıştı. Onu yatağa attığında başından beri planı sadece kanını emmek değildi. Sevdiği erkeği her şeyiyle istemişti. Onu içinde hissetmek istiyordu. Ama içindeki kan arzusu şimdilik buna engel olsa da onu çıldırtmayı sürdürdü. Tek yara yeterli olmamıştı. Bu yüzden bir yara daha açarak tenine kan bulaştırdı. Kanlar göbeğine, dudaklarına, boynuna, çenesine bulaşmıştı. Her bir kan damlasını diliyle temizlerken sevdiği adamın inlemesi onu dahada baştan çıkarıyordu. Tüm kanlarla işi bittiğinde yeniden yaraya odaklanarak onu emmeye başladı. Elleri erkekliği ile oynamaya başladığında duydukları karşısında şehvetli bir şekilde kıkırdadı. O an kan yönünden bedenini tatmin ettiğini hissederek kan emmeyi bırakıp yarayı öpmeye başladı. Kafasının içinden geçen her bir düşünce onu daha fazla tahrik ederken hafifçe doğrularak Phin'in gözlerine bakmaya başladı. Gözlerinde saf arzuyu görebiliyordu. Sahip olduğu tutku, ipler çözüldüğü an karşısında onu baştan çıkaran kişiyi parçalayacak kadar büyümüştü.

"Merak etme bebeğim yakında bitecek"

Kanla tatmin olduğunda yaydığı aura hemen hemen azalmışken gözleri normal rengine döndü. Ama hala vahşiydi ve arzu dolu. Açtığı yaraları öperken sahip olduğu elementin iyileştirici gücüne odaklandı. Onu iyileştirirken bile kalçaları ile ona işkence ediyordu. Dudaklarını öpmeye başladığında dili sevdiği erkeğin derinliklerinde gezerken zarif bir hareketle sevdiği erkeğin üzerinden kalktı. Tam karşısına geçtiğinde ilk önce ayak bileklerine bağlı ipler yok oldu. Bu olduğunda pantolonu çekip tamamen çıkardı. Sonra ona göz kırpıp sanki kapıdan gidecekmiş gibi kapıya ilerledi ve kapı kolu tuttu. Sonra sevdiği adama bakarak avuç içini öpüp ona bir öpücük gönderdi. Bu öpücük Phin'in üzerindeki tüm büyüyü kaldırmış ve iplerinde yok olmasını sağlamıştı.

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 12 2013, 21:37

Artık dayanamadığını hissediyordu. Bu öpücükler ve dokunuşlar ona haz verme aşamasını çoktan geçmiş tamamıyla işkenceye dönüşmüştü. Onun o güzel tenine dokunamıyor olmak onu çıldırtıyordu. Vücudunun her yerine öpücükler kondurmak isterken onun vücuduna bile dokunamıyor olmak onu öldürüyordu. Arzu ve şehvetten koyulaşan gözleriyle bu tatlı işkencenin bitmesini beklerken inlemeleri sürüyordu. Sınıra geldiğinde onu artık bu küçük oyunu bitirmesini istemişti sevdiği kadından Onun sözlerine nedense inanası gelmiyordu çünkü hala kendisine işkence etmeye devam ediyordu. Vücudunda hissettiği öpücüklerle acıyan yaralarının artık acımadığını hissettiğinde derin bir nefes aldı. O yaraların iyileşmesini değil ellerinin çözülmesini istemişti. Rose’un kalçalarını daha hızlı hareket ettirmesiyle erkekliği daha çok sızlamaya başlamıştı. Onun içinde olmak için deliriyordu. Ve amacına ulaşamıyor olmak canını acıtıyordu. Onun öpücüğüne tüm şehvet ve tutkusuyla karşılık verirken güzel peri kızının üzerinden bir anda kalkmasıyla afalladı. Ayaklarındaki ipler çıktığında sevgilisi ona yeterince işkence etmemiş gibi yavaşça pantolonunu çıkarmıştı. Sevdiği kadının kapıya ilerlemesini dehşete düşmüş bir şekilde izledi. Kesinlikle onu bu kadar uyarılmış bir şekilde bırakamazdı. Bu haksızlık diye bağırası vardı.

Bileklerindeki ipin kaybolduğunu fark ettiği anda yataktan hızla kalktı. O an yaptığı bir büyüyle kapıyı kilitlemiş ve rose’un gücünü de bloke etmişti. Yavaş adımlarla sevgilisine doğru ilerlerken yüzünde daha önce rose’un hiç görmediği bir gülümseme vardı. ''Sevgilim… " dediğinde sesindeki karanlık elle tutulur cinstendi. Gözlerinde tutku ve şehvet bariz bir şekilde belli olsa da adımları fazlasıyla yavaş, yüzündeki gülümseme sinsiydi. Sevgilisinin kolundan tutup onu biraz sertçe kapıya dayayarak ''Bir yere mi gidiyordun hayatım. " Diyerek ona nefesi tenini yalayacak kadar yaklaştı. Sadece birkaç milim daha yaklaşsa dudakları dudaklarına değecekti ama yapmıyordu. Bu küçük oyunu başlatan kendisi değildi ama oyuna katılmaya karar vermişti ve o bitirmeyecekti. Bir elini kapıya dayadı. Diğer eli önce rose’un yanağını okşadı bir süre bu sırada rose’un hareket etmesini de küçük bir büyüyle engellemişti. Okşayışı yavaşça boynuna kaydı. Boynuna küçük öpücükler kondurdu bir süre elleri de onun vücudunda geziniyordu. Onu belinden tutup kendine çekerek bedenini bedenine bastırırken kulağına ''Oyun yeni başlamıştı oysa " diye fısıldadı.

Yaydığı enerji tamamıyla değişmişti. Kolundan tutarak ufak bir büyüyle onu kendiyle birlikte yürütmeye başlamıştı. Rose’un tanıdığı phin olsaydı onu yatağa yavaşça yatırırdı ama o olmadığı için kızı yatağa itti. Hareket kabiliyetini ona henüz vermemişti. Hareket etmemesinin eğlenceli olmadığını düşünerek yaptığı büyüyü geri aldı onun yerine tıpkı rose’un yaptığı gibi ellerini ve ayaklarını bağlamıştı. Üzerindeki kıyafetleri yine bir büyüyle yok ederek tüm vücuduna öpücükler kondurmaya başladı. Elleri sevdiği kadının her yerinde gezinirken öpücükleri dudaklarından boynuna oradan göğüslerine indi. Öpücükleri göbeğine ve daha aşağılara kayarken bir eli kadınlığını diğer eli göğsünü sertçe okşuyordu. Onu bir süre daha öpüp okşadıktan sonra bacakları arasındaki yerini alarak hızla içine girdi. Her bir sert vuruşla kendine kaybederken giderek doruğa ulaşıyordu. Rose’un rahatladığını hissettiğinde oda son bir itişle kendini bıraktığında sevgilisinin üzerine yığıldı. Nefesini düzenledikten sonra kendini yana attı ve ipleri yok ederek rose’u kollarına aldı. Kulağına ''Seni seviyorum güzelim ve bazen gerçekten beni çıldırtıyorsun " diye fısıldadıktan sonra başına bir öpücük kondurdu.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   C.tesi Nis. 13 2013, 00:16

Onu çıldırttığı biliyordu. Bedeni şu an bile delice onu isterken hala oyun oynamaktan vazgeçmemişti. Onu bir süre daha öpüp okşadıktan sonra kapıya doğru ilerledi. Sanki erkeğini geride bırakabilirmiş gibi... Bırakamazdı bu gerçekti. Phin'in ona delice bir tutkuyla sahip olmasını istediği için böylesine umursamaz hareketlerde buluyordu. Sonunda erkeğini serbest bıraktığında onun saniyeler için de yanına gelişini seyretti. Kapıya sertçe dayanan bedeni acısa da bunu umursamıyordu. Gözlerinde gördüğü saf tutku onu deli ediyordu. Ona ne olduğunu bilmiyordu. Phin ile tanıştığından bu yana o kadar çok değişmişti ki kendi değişimlerine ayak uydurmakta zorlanıyordu. Phin konuşmaya başladığında onu dinledi.

"Bir yere gittiğim yok bebeğim böyle seksi bir gecelikle kapıyı açıp nereye gidebilirim ki?"

Phin ona yaklaşmaya devam ederken dudaklarına kapanmak istedi önce ama sevdiği adam buna izin verecek gibi görünmüyordu. Teninde hissettiği ufak dokunuşlarla onu kendine çekip bastırmak istedi ama hareketi hiç bir işe yaramamıştı. Az önce oyunun efendisi kendisiyken şimdi sevdiği erkeğin kölesi olmuştu. Böyle düşünmek içindeki tutkuyu bir an bile azaltmamış aksine daha da yanmasına neden olmuştu. Kulağına fısıldanan kelimeler inlemesine neden oldu. Yaydığı aurayı iliklerine kadar hissedebiliyordu. Kendini yatakta bulduğunda elleri ve ayaklarında hissettiği ipler ile şehvetli bir kahkaha attı.

"Oyunun patronu mu olmaya karar verdin sevgilim? Eğer öyleyse seve seve kölen olabilirim"

Konuşmasından sonra kıyafetlerinin tamamı üzerinden çıkmıştı. Phin'in öpücükleri ve dokunuşları alev almasına neden oluyordu. İnlemeye başladıktan çok kısa bir süre sonra hissettiği şey zevkten çok bir işkenceye dönüştü. Kesik kesik nefes alırken yalvarır gibi inliyordu. Erkeği içine girdiği anda çığlık atarak bacaklarını açtı. Ona dokunamıyor olsa da kalçası ile ona ayak uydurabiliyordu. Doruğa ulaştığını hissettiği an tüm bedeni gevşeyerek rahatladı. İpler yok olduğunda sevdiği erkeğe sıkıca sarıldı. Sözlerinden sonra şehvetini bir gram bile eksiltmeden konuşmaya başladı.

"Sen de beni çıldırtıyorsun sevgilim"

Konuşmasından sonra başını göğsüne yaslayıp bir süre nefesinin düzelmesini bekledi. Yorgun olsa da uykusu yoktu. Sonra birden ani bir duygu değişimi yaşadı. Az önce şehvet ve tutkudan gözü dönmüş kadının yerine oldukça kırılgan dokunsan ağlayacak biri gelmişti. Yaptıklarını, onun canını yaktığını düşünerek ağlamaya başladı bir anda, göz yaşları erkeğin bedenini ıslatırken konuşmaya başladı. Ağladığı için kesik kesik konuşuyordu, hıçkırıkların arasında...

"Seni... Seviyorum... Beni sakın... Bırakma... Phin..."

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   C.tesi Nis. 13 2013, 22:30

Doğru söylüyordu öyle seksi bir gecelikle hiçbir yere gidemezdi. Buna katiyen izin vermezdi. Dokunuşları sevdiği kadının bedeninde gezinirken tutkudan kararan gözlerle kesin bir dille ‘Hiçbir yere’ dedi. İçindeki kıskançlık damarları tam kapasite çalışırken onun belinden tutup kendine çekerek bedenini bedenine bastırdı. Rose’u bu gecelikle gören kişiyi hiç düşünmeden ortadan kaldırabilirdi. Ona bakanları ortadan kaldırabilecek kadar onu kıskanıyordu ve bunu gizlemiyordu da. Aşık olduğu kadını kıskanmak en doğal hakkıydı. Onunki biraz tehlikeli olabiliyordu ama önemli miydi? Hayır önemli olan tek şey rose’du ve ona olan aşkı. Peri kızını yatağa atıp ellerini bağladığında duydukları ukalaca gülümsemesine neden olurken ona iyice yaklaşarak ''Sen benim her şeyimsin "diyerek dudaklarına kapandı. Onu öpücükleri ve dokunuşlarıyla bir süre baştan çıkarıp işkence ettikten sonra içine yerleşip gidip gelmeye başladı.

Hareketleri hızlanıp doruğa ulaştığında sevgilisini kollarına aldı. İpler anında kaybolmuştu. Aslında ona kızgın olmalıydı. Onu deli gibi endişelendirmişti. Sevdiği kadına bir şey olacak diye çok korkmuştu ama sonra yaptıkları her şeyi unutturmuştu. Ona ne yaparsa yapsın kızamıyordu ki bu mümkün değildi. Gözleri mutlulukla kapanırken uyumak gibi bir niyeti yoktu. Sadece vücudunu dinlendirmeye çalışıyordu. Bedeninde hissettiği ıslaklığın nedenini anlamaya çalışırken rose’un hıçkırıklarını duymasıyla hızla gözlerini açtı. Neler oluyordu? Güzel peri kızı durup dururken neden ağlamaya başlamıştı yoksa ağrısı mı vardı? Onu kendinden biraz uzaklaştırıp gözlerini gözlerine dikerek ''Neyin var sevgilim? Neden ağlıyorsun? " diye sordu. Duyduklarıyla şok olmuş bir şekilde rose’a bakarken onu bırakacağı fikrine nereden kapıldığını merak etti. Daha demin ona onu sevdiğini söylememiş miydi? Hamilelik hormonlarının sapıtabileceği son noktada olduklarını dehşetle fark ederek sevgilisine sıkıca sarılıp ''Seni asla bırakmam sevgilim. Bu fikre de nereden kapıldın? Ben seni seviyorum. Seni senin için ölebilecek kadar çok seviyorum. Lütfen ağlama hayatım " dedi ve dudaklarına uzun tutkulu bir öpücük bıraktı.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Paz Nis. 14 2013, 21:03

Bu duygu bir anda neden ortaya çıkmıştı, bilmiyordu. Bildiği tek şey az önce Phin’e yaptığı her şey için kendini suçlu hissetmesiydi. Neden onun kanına bu kadar ihtiyacı vardı bilmiyordu. Onu arzulaması son derece normalde ama kat tutkusunun nedeni ne olabilirdi? Kanını istediği anda kendini tamamen kaybediyordu. Sevgilisinin bedeninde açtığı her bir yarayı özenle sömürüyordu. Üstelik yaraları bedeninde açarken canının acıyıp acımayacağını bile umursamıyordu. O anlarda aklının nereye gittiğini ciddi anlamda merak ediyordu. Üstelik bu sefer sadece kanını içerek değil, onu baştan çıkararak da ona işkence etmişti. Tamam aslında içten içe Phin’in ona o şekilde sahip olmasından garip bir haz almıştı. Yine de şu an kafasını kemirip duran düşünce onu daha çok ele geçirmişti. Phin, sevdiği erkek, bu işkenceye daha ne kadar katlanabilirdi. Şu an sihirbazı ile ilgilenmesi gerekirken onu alıkoyuyormuş gibi hissediyordu. Tüm bu hisler birleştiğinde ise ağlamaya başlamıştı. Hıçkırıklarının arasında onu sevdiğini ve asla bırakmamasını ona söylemişti. Phin’in şaşkın bakışlarını gördüğünde üzüntüsü nedense biraz daha arttı. Göz yaşları ise durmak bilmiyordu. Duyduklarından sonra iç çekerek ağlamaya devam ederken sevdiği erkeğin öpücüğü ile afallayarak onu öpmeye başladı. Göz yaşları hala yanaklarını ıslatırken tutkulu öpücük oldukça uzun sürmüştü. Ondan biraz uzaklaştıktan sonra yatakta oturup önce dizlerini içeri çekmiş sonra da çıplak bedenini çarşafla örtmüştü.

“Sence nereden çıkarmış olabilirim, Phin. Ben iyi değilim, canını yakıyorum, sana zarar veriyorum ve şu an sihirbazın ile ilgilenmen gerek ama ben seni oyalıyorum. Benden sıkılıp gitmenden korkuyorum”

Kafasının içindeki tüm düşünceleri kelimelere döktükten sonra elinin tersiyle yanaklarını sildi ve çenesini dizine koyup Phin’e bakmaya başladı. İfadesinde bir gariplik vardı. Sevdiği erkeğe aşkla değil de, mükemmel bir masaya konmuş harika bir yemeğe bakar gibi iştahla bakıyordu. Bir anda karnına giren ağrı ile suratını buruşturup ayaklarını uzattı.

“Sanırım bu şekilde oturmak bebeğe pek iyi gelmiyor... Ayrıca Phin sanırım ben acıktım, hem de çok acıktım... Canım şu an da çikolatalı pasta, cips, kivi ve seni çekiyor"

Konuşması biter bitmez gözleri parlamaya başladı. Az önce dile getirdiği her şeyin şu an önünde olmasını istiyordu. ama şu an önünde olan tek şey Phin’di. Üzerindeki çarşafı hızla açarak Phin’in üzerine dudaklarını sahiplenircesine öpmeye başladı. Öpücüğü bir süre daha devam ettirip alt dudağını emerken elleri sevdiği adamın bedeninde geziyor ve kalçaları durmadan hareket ediyordu. Öpücükleri, boynundan çenesine orada göğsüne indiğinde birden doğruldu.

“Şimdi sana söylediğim diğer şeyleri istiyorum Phin?”

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Salı Nis. 16 2013, 02:30

Sevgilisinin bir anda ağlamaya başlamasına başta bir anlam veremese de çok geçmeden hamile olduğu gerçeğini hatırlayıp birkaç dakika önce gayet mutlu bir şekilde üzerinde yatarken birkaç dakika sonra gayet hüzünlü bir şekilde hüngür hüngür ağlamasının nedenini de anlamış oldu. Şaşkınlığını üzerinden atması zaman almıştı. Ne desem de durumu değiştirsem diye düşünürken aklına gelen ilk sözcükleri birbiri ardına sıraladı. Onu sevdiği ve bırakmayacağı gerçeğini dile getirirken müstakbel eşinin bu sözlere inanarak gereksiz olan ağlama nöbetini sonlandırmasını umuyordu. Sevdiği kadın sözlerinden sonra bile ağlamaya devam edince derin bir nefes alıp onun tatlı dudaklarına kapandı. Sözler durumu anlatamıyorsa belki bu öpücük anlatabilirdi. Onu uzun süre öptükten sonra geri çekildi. Eskisinden biraz daha iyi olduğunu fark edince rahat bir nefes aldı. Onun ağlamasından hoşlanmıyordu. Rose ne olursa olsun her zaman gülmeliydi. Yanından kalkıp yatakta oturan sevgilisine bir süre baktıktan sonra oda yatakta doğrularak yastığı arkasına alıp yatağın başına yaslandı.

Tam her şey yoluna giriyor derken sevgilisinden duyduklarıyla afalladı. Ondan sıkılıp gitmek mi? Tanrı aşkına neden bahsediyordu bu kadın. Elinden gelse onun yanında bir saniye bile ayrılmayacaktı ama işleri, içinde bulundukları hayat buna müsaade etmiyordu. Rose bunu bile bile nasıl böyle saçma cümleler kurabiliyordu? Mantığının sustuğu noktada olduklarını dehşetle fark etti. Hamilelik kesinlikle sevgilisinin kişiliğini değiştirmişti. O sürekli değişen hormonlar sayesinde hayatları oldukça çalkantılı geçecekti anlaşılan. Duran beynini çalıştırmaya zorlarken sevdiği kadının durumu yanlış anlayarak daha çok ağlamaması için cümle kurmayı denedi. ''Saçmalıyorsun rose… " dediğinde yeni çalışmaya başlayan beyni kurduğu cümleyi fark edince telaşla ''Yani yanılıyorsun sevgilim senden sıkılır mıyım hiç? Hayatımın sonuna kadar seninle olmak istiyorum. Sen benim her şeyimsin. " Diyerek durumu toparlamayı denemişti. Peri kızının bir anda değişen bakışlarından bir anlam çıkarmaya çalışsa da başaramayınca derin bir nefes alıp sıradaki saçma cümleye kendini hazırlamayı denedi. Sevgilisinin söylediklerinden sonra sadece ''Ne? " diyebildi. O kadar şeyi tek başına yemesinin yanında kivi ve pastanın yanında cips mi yiyecekti. Böyle giderse sevdiği kadının midesinin bozulacağı konusunda ciddi endişeler taşırken gözlerinde gördüğü parıltılarla ne yapacağını şaşırmıştı. Peri kızının onu öpmeye başlamasıyla oda öpücüğe karşılık verirken elleri de vücudunda geziniyordu.

Rose’un baştan çıkaran hareketleriyle inlerken bir anda geri çekilmesiyle sorunun ne olduğunu düşünürken duyduklarıyla derin birkaç nefes alıp kendine gelmeye çalıştı. Bir büyüyle müstakbel eşinin az önce istediği her şeyi onun önüne getirdi. Onun gücünü bloke ettiğini hatırladığında bir büyüyle bunu ortadan kaldırdı. Önündekilere parlayan gözlerle bakan sevgilisinin yanağına masum bir öpücük kondururken ''Afiyet olsun sevgilim. Bu arada artık büyü gücünü kullanabilirsin hayatım. " Dedi. Gözü saate takıldığında iç çekerek '' Saat epey geç olmuş sence kızlar yatmış mıdır? " diye sorduktan sonra sıkıntıyla saçlarını karıştırarak ''Scarlett’ın durumu hiç iyi değil. Psikolojisi düzeleceğine daha çok kötüleşiyor ve bunda katkısı olan o aşağılık periyi öldürmek istiyorum. Sence kızları dışarıda bir yerlere götürsek morallerini düzeltmemize yardımcı olur mu? Scarlett lunaparkı seviyordu belki lunapark ya da içip eğlenebilmeleri en azından kafa dağıtabilmeleri için bir bar? Biz yanlarında olduğumuz sürece güvendeler yani onları dışarı çıkartabiliriz kahretsin şuan o kadar çaresizim ki boğmak istediğim dante adlı sihirbazla hep beraber vakit geçirmeye bile razıyım " dedi.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Cuma Nis. 19 2013, 12:54

Sahip olduğu hüzün onu garip düşüncelere sevk ediyordu. Sevdiği erkeğin onu terk edeceğinden korkmaya başladığı için bunları dile getirme ihtiyacı duymuştu. Ama aşkının sözleri, bu korkusuna engel olmayı başarmıştı. Yine de ağlamayı kesmek için biraz daha uğraşması gerekmişti. Bir süre sonra göz yaşları durduğunda bu sefer gülümsemeye başladı. Phin’in bakışlarına aldırmadan gülümsemeyi sürdürdü. Karnını içine çektiği için, karnının ağrıdığını düşünerek bacaklarını uzattı. Ne kadar garipti. Az önce durduk yere ağlamasına rağmen şu an canı yanarken gülümsüyordu ve erkeğine bakarken kafasının içinde dönüp duran şeylere engel olamıyordu. Birden aç olduğunu hissettiğinde Phin’e istediklerini söyledi. Evet her şeyi istiyordu, tüm dediklerini aynı anda mideye indirmek istiyordu. Ama şu an karşısında sadece istediği erkeğe sahipti. Bu açlık kan açlığı değildi bu sefer... Tenini istiyordu, ona dokunmak, hissetmek... Üzerine yerleştikten sonra dudaklarını emerken, ona dokunurken, her bir harekette onu çıldırtıyordu. Niyeti bu olmasa da Phin’in dudaklarından dökülen inilti bunu gösteriyordu. Doyuma biraz ulaştığı anda diğer istediklerini söyledi. Aşık olduğu adam istediklerini getirdiğinde yiyeceklere parlayan gözlerle bakarken, adamı çoktan unutmuştu. Yanağındaki öpücük sonrası gülümsemesi büyürken önce kiviyi soydu, yeteneği ile ve yemeğe başladı. Açtığı cips paketinden cipsleri ikişer üçer mideye indiriyordu. Şu an büyük ihtimalle çok komik görünüyordu. Susadığı için bir bardak su içerek pastayı kucağına koydu. Parmakları ile üzerindeki kremayı sıyırıp parmağını emerken yanında sıkkın bir şekilde konuşan adama bakmaya başladı. Çıplak bedeni, pürüzsüz teniyle bir heykele benziyordu. Mükemmel bir sanatçının elinden çıkmış, yakışıklı bir erkek ve en önemlisi de ona sahipti. Ama bu yüz ifadesi hoşuna gitmemişti. O küçük baş belasını şu an düşünmesi içinde garip bir kıskançlık oluşmasına neden oldu. Normalde kız için endişelenirdi, ama şimdi şu an kızın erkeğinin beynini meşgul ettiğini bilmek son derece rahatsız ediyordu.

Erkeğine giderek sokulduktan sonra tek bir kelime dahi etmeden pastanın kremasını bulaştırılmış parmaklarını teninde gezdirmeye başladı. Bir parça boynuna, biraz dudaklarına, kaslı göğsüne, göbeğine, teninin tadını almak istediği her yer pasta kreması olmuştu. Pastayı yatağın kenarına bırakıp erkeğin tam önüne geçerek el ve ayaklarının üzerinde emekleyerek onu doğru ilerledi. İlk önce göbeğindeki pasta kremasını gözüne kestirdiği için ona yaklaşarak yalamaya başladı. Arada öpüyor ve dişleriyle ısırıyordu. Yavaşça daha yukarıya çıktığında erkekliğinin üzerine oturduğunda göğsündeki kremanın bulunduğu yere aynı şekilde davrandı. Dili, dişleri, sevdiği adamın teninde gezerken yediği pasta daha da tatlı olmuştu sanki. Oradaki işi de bittiğinde başını kaldırıp Phin’e baktı. Bakışlarındaki arzu onu gülümsetirken konuşmaya başladı.

“Biliyor musun? Pasta ile karışımın bir harika bebeğim, seni istediğim her şeye bulayıp yemek istiyorum...”

Sıradaki hedefi dudakları olmuştu. Kalçaları hareket ederken krema kaplı dudakları emmeye başladığında elleri teninde gezmeye başladı. Krema bittiğinde onu tutku ile öperken son pasta kreması en sevdiği yerde onu bekliyordu. Boynundaki kremayı yalamaya başladığında bu sefer dişlerini geçirdiğinde küçük bir yara açtı. Kan, krema ve Phin’in teninin tadı aklını başından alırken onu emdi bir süre... Kan, krema temizlendiğinde yaraya bir öpücük kondurup onu iyileştirip kulağına fısıldadı.

“Kızları hala merak ediyorsan onlara bakmaya gidebiliriz, hayatım.”

_

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   Paz Nis. 21 2013, 01:21

Hamileliği yüzünden kişiliği göz ardı edilemeyecek kadar değişen sevgilisini şaşkın gözlerle izliyor değişen ruh haline ayak uydurmayı başaramadığını görüp tüm olanları sessizlikle karşılıyordu. Az önce hüngür hüngür ağlayan sevgilisi şimdi kahkahalarla gülüyordu. Bu duruma sevinse mi endişelense mi karar veremedi. Birkaç dakika önce ağlarken şu an gülüyor olması ne kadar normaldi? Hamilelik bir insanın ruh halini bu kadar çabuk değiştirebilir miydi? Peki bir peri bu süreç içinde ne kadar mantıksız davranabilirdi? Beyninde bunun gibi milyonlarca soru dönerken sevgilisinin büyü gücünü bloke ettiğini hatırlayıp istediklerini bir büyüyle önüne getirirken yaptığı büyüyü de bozmuştu.

İstediklerine kavuşunca dünyayı unutup hepsini aynı anda mideye indirmeye başlayan sevgilisini şaşkınlıktan büyümüş gözlerle izlerken onun sağlığı için endişelenmeye de başlamıştı. Bu durum daha sonra midesini bozmasına neden olacaktı ama bir şey söylemedi. Gözleri saate takıldığında aklına kızlar gelmişti. Onlar için endişeleniyordu. Bu sefer başları ciddi anlamda beladaydı ve bu süreç içinde psikolojileri de oldukça bozulmuştu. Ne yapsam da onların kendini iyi hissetmesini sağlasam diye düşünürken sevdiği kadının da fikrini sormuştu.Rose’un ona yaklaşıp çikolatalı parmaklarını teninde gezdirmeye başlamasıyla başını yana yatırıp iç çekti. Tatlıdan hiçbir zaman hoşlanmamıştı ve şuan sevgilisi o sevmediği şeyi ona bulaştırıyordu. Teninde onun dilini, öpücüklerini ve ısırıklarını hissetmek phin’i tahrik etmeye yetmişti. Sevdiği kadının söyledikleriyle çapkınca gülümseyerek ''Bense sadece seni istiyorum hayatım " dedi ve onu belinden tutup kendine çekerek öpmeye başladı.

Bu kadına bir türlü doyamıyordu. Tutkulu öpüşmeleri derinleşip diliyle peri kızının ağzının derinliklerini keşfederken elleri de onun vücudunda geziniyordu. Rose’un öpücükleri boynuna kaydığında dudaklarından ani bir inleme firar etti. Boynunda hissettiği sızı yüzünü buruşturmasına neden olurken bedeni son derece uyarılmıştı. Bu durumun son derece tuhaf bir hal almaya başladığına karar verse de bunu düşünmeyi sonraya bıraktı. Duyduklarından sonra arzu ve şehvetten kararan gözlerini onun gözlerine dikerek ''Bence çoktan uyumuşlardır onları şimdi rahatsız etmeyelim. " Der demez dudaklarına kapandı. Ona yeniden delirten bir yavaşlıkta sahip olduktan sonra tüm yorgunluğuna rağmen sevdiği kadını kolları arasına çekip sarıldı. Çok geçmeden ikiside uykunun tatlı kollarına kendini teslim etmişti.

_
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kanla Ziyafet   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kanla Ziyafet
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Lenoir Malikanesi :: III.Kat-
Buraya geçin: