AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Aksilik

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Anya Showalter
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 06/10/13

MesajKonu: Aksilik    Salı Ocak 14 2014, 20:18

Ter damlaları yumuşak tenini kaplamış ,nefes nefese kalmıştı. Geçen savaş esnasında incittiği omzu yaptığı sporun etkisiyle sızlarken yüzünü buruşturdu. Barda olanları üzerinden bir hafta geçmiş olmasına rağmen oldukça net bir şekilde hatırlarken adını bile bilmediği o periyle geçirdiği ateşli saatler aklına gelince kanı kaynadı. Hayatında yaşadığı en anormal deneyim olmuştu ama son derece memnundu. Birleşme sonrası bedeninde oluşan morluk ve yaralardan kurtulmak için biraz uğraşması gerektiği kısmını saymıyordu. Bardan ayrılırken amacı eski ortağıyla yüzleşmekken sonradan fikir değiştirip biraz araştırma yapmaya bunun yanında da dinlenmeye karar vermişti. Kafasını iki yana sallayıp kendini duşa attı. Kaybedecek bir anı bile olmadığı için küvet keyfini kısa keserek vücudunu saran bir havluyla odasına geçti. Aynanın karşısında birkaç kıyafet denedikten sonra seksi mini bir elbise giydi. Elbiseyi hareketlerini engellemeyecek bir şekilde olması için ufak bir büyü yaptıktan sonra baştan aşağı silahlandı.

En iyi savunma saldırıdır takdiğini kullanarak o akşam kendisinden bilgi sızdırıp anya'yı öldürmeye çalışan perileri biraz araştırmış onlarla bağlantılı olan birkaç kölenin bu gün bir ormanda toplanacağını öğrenmişti ve onlara ufak bir süpriz yapmayı planlıyordu. Güzelliğinin dikkat dağıtıcı olduğuna karar verdiğinde buluşmanın yapılacağı yere gitti. Ormanın güzelliğine şöyle bir bakıp derin bir nefesle temiz kokusunu içine çekerek gülümsedi.

Çok geçmeden hoşgeldin karşılaması yapmayı düşündüğü perilerle karşılaşmış onlara birkaç soru sorup can sıkıcı cevaplar aldıktan sonraysa ufak çaplı bir savaş başlatmıştı. Savaş sonunda nefes nefese bir halde bir ağaca yaslanıp biraz soluklandı. Aldığı yaraları bir büyüyle iyileştirdikten sonra can çekişen bir perinin yanına gidip konuşturmayı denedi. Peri konuşmaya karar verdiği esnada öldüğünde öfkeyle kaşlarını çatıp bulunduğu duruma lanetler okudu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Koen Farmiah
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 08/07/13
Lakap : Koen

MesajKonu: Geri: Aksilik    Paz Ocak 19 2014, 13:56

Yüzyıllardır süregelen bir savaşın kilt noktalarından birini oynuyordu. En güçlü cadılardan biriydi. İkili çıkar anlaşmaları yapmayı seviyordu. Tabi anlaşma yerine geldiğinde de güçlü tarafları öldürüyordu, işkence çektirdikten sonra... Zayıf taraflar ise bir gün işe yarar düşücesiyle bir köşede tutuyordu. Çoğu kişi ondan korkuyordu. Onun karşısında dikilen çok az cadı olmuştu ve hepsinin sonu da aynı şekilde sonlanmıştı: Acı çekerek ölme. En iyi öldürme ve işkence yöntemlerini biliyordu. Çoğu cadı ya da perinin midesinin kalktığı işkenceleri kurbanlarına uygulamada hiçbir sorun yaşamıyordu. İstediği bilgileri her zaman almayı başarmıştı. Kesinlikle profesyonel ve kusursuz bir avcıydı. Avlanmayı çok severdi. Bu nedenle de karanlık tarafın kralı ünvanına sahipti ya. Belki kendini çok beğenmiş olabilirdi; ama yine de birisi onunla ters düşmüştü mü kimse o kişiyi elinden alamazdı. Ünvanını layıkıyla yerine getiriyordu.

Bir sürü köle periye ve sihirbaza sahipti. Ancak onları genellikle önemsiz işlerinde kullanırdı. Önemli işlerini ise bizzat kendisi yerine getirmek isterdi. Öle perilerinden birinin bile yaptığı ufak bir hatayı ya da başarısızlığa dayanamazdı ve bu hatanın cezası da ölümle sonuçlanıyordu. Öldürmek ve işkence etmek sevdiği yegane şeylerdi. Onun dışında diğer bir şey ise sihirbazları avlayarak onların güçlerini kendine katmak. Şİmdiye kadar birçok sihirbaza kendi gücünü aşılamıştı ve avcılardan korkmadığı bir noktaya geldiğinde de güçlerini sihirbazlarından toplamaya başlamıştı. Birkaç sihirbaz kalmıştı geriye, onlar da çok yakında ya yanında yer alacaklardı ya da gücü aldıktan sonra ölümle buluşacaklardı.

Yine diğer günlerden farksız bir günü yaşıyordu. Sıradanlığın yanında kanlı bir gündü de. Avlanma partileri yapmayı çok seviyordu, bugün de ormanda bir avlanma partisi düzenlemişti. Kendisi avcı, kurbanları ise av olacaktı. Onlara gereken zamanı verdikten sonra yavaş yavaş ormanın iç taraflarına doğru ilerlemeye başladı. Auralarından avlarını hissetmesi çok kolaydı, hepsi tek tek avlanırken ellerine ve giysilerine bulaşan kan birikintilerini umursamıyordu bile. Bazen ellerindeki kanı yıkamak yerine yalıyordu. Bu onu biraz da olsa satanist gösteriyordu; fakat gizli bir kan tutkusu olduğunu da inkar edemezdi. Bu tutkusunu ondan başka kimse bilmiyordu. Av partisi sonlandığında büyüyle evine gitmek yerine yeni auralara odaklanmıştı. Ormanda ondan başka birileri daha vardı. Bu kişiler ormana gelmek için yanlış günü seçmişlerdi. Ya diğerleri gibi av olacaklardı ya da köle. Auraları hissettiği yere ilerlerken yavaş yavaş auraların azalmaya başladığını anladığında adımlarını hızlandırdı. Tek bir aurayı hissetmeye başladığında ise istediği yere gelmişti bile. Yerde cansız yatan bedenlerin üstüne basa basa ilerlerken hayatta olan tek bir kişinin yanında soluğu aldı. Ona öfkeli gözlerle bakarken yorgun olan bedeni havaya kaldırarak kolundan sertçe sıktı ve en yakın ağaca sertçe yapıştırdı. Dudakları birbirine değecek kadar ona yaklaştı.

"Benim av zevkimi mahvettin güzellik. Şİmdi söyle bakalım sana ne yapmamı istersin? Öldürmemi mi yoksa köle olmayı mı?"

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anya Showalter
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 06/10/13

MesajKonu: Geri: Aksilik    C.tesi Ocak 25 2014, 23:02

Sinirle dişlerini sıktı. İki saniye sadece iki saniye daha yaşamış olsaydı patronunun adını öğrenebilecekti. Lanet olası iki saniye… Normal geçireceği zamanların mahvolmasını engellemek adına atılacak adımı belirlemesine yardımcı olacak iki saniye… Katlettiği perilerin ölümlerini geciktirmek için daha dikkatli olmadığı için kendine lanetler okurken, öfkesi yarasını görmezden gelecek kadar gözünü kör etmişti fakat acı kendini hissettirmekte gecikmedi. Dudaklarından canının yandığını belirten bir ses firar ederken gittikçe yaklaşan bir cadı aurasını fark etti. Görüşü bulanıklaşmıştı. Işınlanma için yeterli gücü olmadığından elementini devreye sokup kendini iyileştirecek bir büyü mırıldandı ve şansının cadı gelmeden gidecek kadar zaman bulacak kadar yaver gitmesini umdu. Böyle bir şeyin imkansızlığını ise çok geçmeden görmüştü. Kolundan sertçe tutulup zorla ayağa kaldırılırken tepki verecek zamanı olmadı. Ağaca yapıştırıldığında dudaklarından kontrol edemediği acı dolu bir inleme döküldü. Öfkeyle cadının ellerinden kurtulmaya çalışırken ''Dokunma bana…''diye bağırdı.

Kendini biraz daha toparladığını hissettiğinde buradan gitmeyi düşünürken duyduklarıyla alay dolu bir kahkaha attı. Gözlerini onun gözlerine dikerek ''Demek avını böldüm öyle mi? Ah çok üzüldüm. '' Diye dalga geçti. Birden aralarındaki yakınlığın çok fazla olduğu dikkatini çekti öyle ki başını biraz  öne eğse dudakları onun dudaklarına değecekti. Bu fark edişle dikkati önce onun gözlerine ardından yakışıklı yüzüne kaydı. Üzerinde yoğun bir kan kokusu olmasına rağmen cadının erkeksi kokusu hissedilebiliyordu. Bütün kızlar tarafından rahatlıkla arzulanabilecek biriydi. Anya için böyle olmayacak olmasının tek nedeni ise az önce söylediği kelimelerdi. Öfkeyle kaşları çatılırken ''Köle olacağıma ölmeyi ve bu olurken ellerinin üzerimde olmamasını tercih ederim'' dedi ve şansını denemek adına ışınlanmaya çalıştı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Koen Farmiah
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 08/07/13
Lakap : Koen

MesajKonu: Geri: Aksilik    C.tesi Şub. 15 2014, 15:09

Av partileri her zaman favorisi olmuştu. Kimsenin duygularını önemsemez, yeni işkence tekniklerini avları üzerinde denemeye bayılır, acı dolu çığlıkları duymayı severdi. Bir çeşit satanistti evet, ama kimse onnun bu yönünü sorgulayamazdı. Hatta karşısında dikilmeye bile cesaret edemezlerdi. Edenlerin sonu ise belliydi zaten. Çocukluğundan belliydi zaten karanlık bir kişiliğe sahip olacağı. Ailesinin ölmesine neden olan kişi oydu. Yanarak ve can çekişerek ölmelerine canlı canlı tanık olmuştu. O kadar uzun zaman olmuştu ki neden onların ölmesini istediği hatırlamıyordu bile. Muhakkak ki Koen’e bir konuda karşı gelmiş olmalıydılar ki ölümü tatmışlardı. Kolay ve acı çekmeden ölmek kurbanlarına bahşettiği bir lütuftu. Ama hiçbir zaman kolay biri olmamıştı değil mi? Her zaman zoru oynamıştı ve yaşamı boyunca da böyle olacaktı.

Ağaca dayadığı güzel kokulu fıstığı arzulasa da onun neden burada olduğunu öğrenmeliydi. Av partisi bitmişti; fakat hissettiği yeni auralar nedeniyle heyecanı artmıştı taa ki cansız bedenlerle karşılaşana dek… İşte o zaman sağ olan tek periyi ağaca yaslamak ve canını yakmak istemesi de normal karşılanabilir bir sonuçtu. Perinin alaylı konuşmasına karşılık onu susturan delici bir bakış gönderdi. Sadece köle lafına bozulan birine sadece kahkahayla karşılık verdi. Gülmesi çok kısa sürmüştü. Zira peri elinden kurtulmaya çalışıyordu. Işınlanmaya çalışmasını anlayınca hemen güçlerinin çoğunu periden aldı. Artık peri hiçbir yere gidemeyeckti. Uzun zamandır ona karşı duran birine tanık olmamıştı. Karşı duranların sonu belliydi; ama ondan önce beden hapsine aldığı bu güzelliğin tadına bakmak istiyordu. Aralarındaki mesafe iyice kapanmaya başlayınca kızın büyülü enfes kokusu burnuna doluyordu.

“Benden kaçmaya çalışma. Hiçbir işe yaramaz. Ben isteyene kadar da benden uzaklaşabileceğini sanmıyorum, güzellik.”

Sinsice gülümseyerek aralarındaki ufacık kalan mesafeyi de kapatarak kızın dudaklarını öpmeye başladı.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Aksilik
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Abyssi Ormanı-
Buraya geçin: