AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Karşılaşma

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Karşılaşma   Ptsi Haz. 04 2012, 15:08

Sıkıcı bir ders günü daha başlamıştı Thomas için...Dersleri sevmiyordu ama ailesinden kalan mirası akıllıca kullanmak ve şirketleri yönetmek için bu derslere girip bu okulu bitirmek zorundaydı. Yatağından istemeyerekte olsa kalkarak banyoya girdi. Kendine gelebilmek için yüzüne bolca su çarptıktan sonra giysi dolabına yöneldi.Bugün ne giysem diye dolabına kısa süre göz gezdirdikten sonra siyah bir gömlek ve siyah bir kot pantalon giymeye karar verdi.üzerini değiştirdikten sonra cep telefonunu da yanına alarak salona indi.Kitaplarını aldı.Tam çıkmak üzereydi ki kapıda amcasıyla karşılaştı.Amcasını görmesiyle gözlerini yere devirmesi bir oldu.Muhtemelen ona yine sorumsuzca davrandığını ve ailesinden kalan mirasın ve şirketlerin o tam olarak büyüyüp sorumluluk sahibi olana kadar kendisinin yönetmesinin daha doğru olacağını söyleyecek ve ondan mantıklı davranarak vekalet vermesini isteyecekti.Çok geçmeden amcası tahmin ettiği gibi miras meselesi hakkında konuşmaya başlamıştı. Thomas amcasının konuşmalarını dinliyormuş gibi görünse de aslında öyle değildi. Aklı okulda kalmıştı. Tamam kabul ediyordu. Dersleri sevmiyordu ama bu okulu sevmediği anlamına gelmiyordu. Amcasının zırvalıklarını daha fazla katlanamayarak ''üzgünüm amca ama okula yetişmem gerek ayrıca seninle bu konuyu daha öncede konuştuk. Fikrim değişmedi. Düşündüğün kadar sorumsuz biri değilim kendi başıma idare edebilirim. Ve son olarak yardım önerin için teşekkür ederim ama hayır yardımına ihtiyacım yok idare edebilirim ben şimdi izninle yetişmem gereken bir okul var.''dedi. Yardımcısı angela'ya dönerek''Angela amcam gidiyor lüften ona kapıya kadar eşlik et bu arada ben çıkıyorum okula yetişmem gerek sonra görüşürüz.'' diyerek evden çıktı. Arabasına binip evden ayrılmadan önce son bir kez gitmekte olan amcasına bakarak alaycı bir şekilde gülümsedikten sonra arabasına binip okula gitti. Evden geç çıkmış olmasına rağmen arabayı hızlı kullandığından olsa gerek okula zamanında yetişmişti. Doğruca okula girip sınıfına gitti. Ama sınıfta kimse yoktu. Saatini kontrol etti derse geç kalmamıştı. Kesinlikle tam zamanında sınıfa gelmişti. Anlaşılan ders boştu yani nerden baksa en azından 1saat kendinindi. Arkadaşlarına yapacak işlerinin olduğunu söyleyerek yanlarından ayrıldı. Okulun içinde kısa süre ne yapacağını bilmeden turladıktan sonra göl kenarına gitmeye karar verdi. Göl kenarında uzun bir yürüyüşün ardından gözüne ilk kestirdiği yere oturmaya karar verdi. Etrafa kısa bir göz gezdirdikten gözüne çarpan ilk ağacın yanına gitti. Ağacın altında biri daha vardı. Daha önce hiç karşılaşmadığı bir kızdı. Okuduğu kitaba gömülmüştü resmen… Kıza uzaktan kısa bir süre baktıktan sonra omuzlarını silkerek kızın yanına gitti ve ''Merhaba oturmamda bir sakınca varmı ?'' diye sordu. Aslında normalde bunu yapmazdı ama bugün pek birileriyle uğraşmak istemiyordu.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 04 2012, 23:29

Evden her zamanki gibi çıkmıştı, ailesine yakışır bir şekilde. Ailesinin çoğu özelliğini seviyordu. Ama bazen bu asil davranışlar canını sıkmıyor değildi. Onun içinde uçsuz bucaksız büyük bir okyanus vardı. Oraların keşfi, maceralar içinde yatanlar bunlardı. Ama büyük annesi, ailesinini işleri nedeniyle zamanının çoğunu onunla geçirirdi. O da ona torunu değildi sanki oyuncak bir bebeğiymiş gibi davranırdı. Böyle demek dışarıdan kötü görünebilirdi ama onu barbie bebek gibi giydirip süslemesi çok hoşuna gidiyordu. Tek bir sorun dışında o tatlı bir kız olmak istemiyordu. Zaten bir süre sonra yaşı ilerledikçe bu durum değişmişti. Tabi kendi yaptığı planlar sayesinde hem ailesine göre hemde kendine göre yaşadığı bir hayata sahipti. Sırf bu yüzden onu en azından iki haline tanıklık edenler çift kişilikli sanıyordu. O ise bu durumu sadece gülerek karşılıyordu. Çünkü ona söylenenler bir komedi filminden özenle seçilmiş cümleler gibi geliyordu. Düşüncelerinin giderek yoğunlaştı bir anda babasının akademiye geldik demesiyle afallayarak babasını başıyla selamladı ve arabadan indi. İnerken elbisenini uzun eteği nedeniyle neredeyse yere düşecekti ki durumu son anda toparlamayı başardı. Derin bir soluklanmanın altından eteğini hafif yukarı kaldırarak yürümeye başladı. Eğer tekrar takılırsa bir yere kesinlikle düşmekten kendini kurtaramazdı. Şu an gizli dolabındaki pantolonlar için her şeyi verebilirdi. Ama ne yazık ki bu haftalık tüm akademiye gelişinde büyük annesi ne isterse onu giymek zorunda kalmıştı. Acele ve bir yandan da dikkatli bir şekilde kendini ilk dersin içinde bulmak için hızlı adımlarla ilerledi. Tam vaktinde dersin başladığı saatte sınıfa varmıştı.

Girip çıktığı bir kaç dersin ardından kalan derslerin boş olduğunu öğrendiğinde sevincini gizleyecek durumda değildi. ama eve de gidemezdi daha doğrusu gitmemeliydi. Erken giderse başına gelecekleri biliyordu fırsattan istifade sanki hiç kıyafeti yokmuş gibi tüm dükkanları gezmek zorunda olduğu alışveriş. İşte bu en çok nefret ettiği şeylerden biriydi. Bahçeye çıktıktan sonra havanın güzelliğini en iyi şekilde çıkaracağı yere göl kenarına ilerledi. Evden çıkarken çantasına attığı romanını burada rahat rahat okuyabilirdi. Kendine göle en yakın ve ona göre en güzel yeri seçmişti. Söğüt ağacının tam altı. Çantasını ağaca dayadıktan sonra sırtını ağaca vererek bacaklarını uzattı. Elbise gerçekten hareket etmesini engelliyordu. En azından keşke biraz kısa olsaydı. Neyse ki o buna bir çözüm buldu eteklerini hafifçe yukarı doğru kaldırarak dizlerine kadar çekti ve daha rahat oturduğuna emin olduktan sonra sessizce kitabını okumaya başladı.

Kitaba gömüldüğü ilk anda her sayfa çevirişinde kendini biraz daha kitabın içersin de kaybediyordu. Aradan ne kadar sürenin geçtiğinin farkına bile varmadığı bir anda yanına yaklaşan birini varlığını hissetti ve bu istemsiz bir şekilde kitaptan uzaklaşmasına neden olmuştu. Çocuğun ona söylediklerini duyduktan sonra " Oturabilirsin" dedi. Suratına bile bakmamıştı neredeyse ve tekrar iştahla kitap okumaya gömüldü.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Salı Haz. 05 2012, 01:50

Thomas kızın tepkisi karşısında kısa süre sessiz kaldı. Kitaptan kafasını kaldırma gereği bile duymamıştı. Okuduğu kitabın deyim yerindeyse içine düşecekti neredeyse… Ne deniyordu böylelerine derskolik mi? hayır kitapkolik evet sanırım doğru kelime buydu. Şuan okul yansa en son haberi olacak olan kişi bu kız olurdu herhalde... Omuzlarını silkerek kızın yanına oturdu. Okul yansa demişken aslında fena fikir değildi. Bunu yapabilirdi. Hem gidebilecekleri bir okul olmazsa sıkıcı derslerde olmazdı. Uzun süre derslere ara verilirdi ve bu da Thomas için harika bir tatil olurdu. Gerçi sanırım istediğine yine kavuşamazdı çünkü sevgili okul müdürleri ve öğrencilerine düşkün hocaları onlar sırf derslerinden kalmasınlar diye onları okul yeniden eğitim verecek duruma gelene kadar geçici süreliğine onları farklı okullara dağıtırlardı. Ve buda Thomas’ın okulu yakmaması için oldukça geçerli bir sebepti. Hem sevgili amcasını hayal kırıklığına uğratamazdı. Derin bir nefes aldı ve gözlerini yanındaki kıza dikti. Hala kitaptan kafasını kaldırmamıştı. Böyle insanlara aslında hayrandı. Nasıl oluyor da hiç sıkılmadan sürekli ellerinde kitapla dolaşıyorlardı merak ediyordu. Thomas da kitap okumayı severdi ama asla bir kitabı yarım saatten fazla okuduğunu hatırlamıyordu. Ne okuduğunu merak etmişti doğrusu gerçi kitap okumasını bölüp bölmemekte kararsızdı.Merakına yenik düşerek ''Merak ettim ne okuyorsun? Kitaba o kadar dalıyorsun ki okul yansa herhalde en son senin haberin olur. Bu arada adım Thomas seni okulda hiç görmedim yeni mi geldin?''diye sordu. Kızın onu duyduğundan emin değildi gerçi göl kenarındaydı ama kafa dinlemek yerine kitaplara gömülmüştü.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Çarş. Haz. 06 2012, 02:10

Çocuğun varlığı onu rahatsız etmiyordu. Belki de onun varlığını bile hissetmiyor olmasından ötürüydü. Kendini kitaba o kadar kaptırmıştı ki dünya umurunda bile değildi. Kitapta okuduğu her bir kelime onu başka bir dünyaya bağlıyordu. Bedeni burada ruhu başka diyarlardaydı. Okuduğu hikayenin içinde kitaptaki baş karakteri kendi ile özdeşleştirmişti adeta. Bu en önemli neden karakterin tıpkı onun gibi sevdiklerine başka, diğer insanlara ise bambaşka görünen bir karakter. aralarındaki tek fark onun daha fantastik bir dünya da yaşıyor olmadı ve gerçek aşkının ona bir kaç adım uzağında olmasıydı. Aşk... Kulağa güzel geliyordu. ama ona uzak olduğunu biliyordu. Şimdiye kadar hiç bir erkeğe aşık olamamıştı. Aslında olmaya da korkmuyor değildi. Aile kriterleri nasıl bir erkek ailesini mutlu ederdi ki. Dünya da öyle bir erkeğin olduğu sanmıyordu anne ve babası neyse de büyük annesi. Birden içine bir sıkıntı düştü. Güzel hikayeyi kendi düşünceleri ile kirletmişti işte. Derin bir iç çekerek bir anlığına kitaba odaklanmayı bıraktığında yanında ki kişiden irkildi. Bir anlığına başını çevirip bakacaktı ki aklına ona oturmayı izin verdiği an geldi. Bu yüzden sesini bile çıkarmadı. Ama kafası çalışmaya başlamıştı işte. Neden Gölün etrafında bir sürü ağaç varken o burayı seçmişti ki sanki. Bir göz ucuyla bacaklarına göz attı. Acaba fazla mı açmıştı? Yo, gayet normal görünüyordu. Bu yüzden onu umursamadan kitap okumaya devam etti. Her ne kadar kendini tam anlamıyla kitaba veremiyor olsa da. Zaten fazla sürmeden çocuğun konuşması tüm kitap okuma zevkine son noktayı koymuştu.

Kitabı yavaşça kapatarak kucağına yerleştirdi. İlk kez çocuğun suratına baktığından kısa süreliğine onu bir tahlil etme gereği duymuştu. Oldukça hoş görünüyordu, hatta belki de fazla hoş görünüyordu. Yanına oturan her hangi bir kızı tavlayabilirdi kesin, dur şimdi bu nereden çıkmıştı ki. Okuduğu hikayeden fazlaca etkilenmişti işte. Her şeyi bir kenara bırakıp bir an önce konuşmak için kafasındakileri topladı.

"Roman okuyorum, gördüğün gibi. Türü macera ve fantastik, eğer bu tür seviyorsan sana da tavsiye edebilirim. Ayrıca kitap okurken her zaman dışarısı ile bağımı keserim bu da zevk aldığım şeylerden biridir. Umarım cevaplar tatmin edicidir"

Başını arkasına doğru çevirerek kitabını çantasının içine yerleştirdi. Şu an onu okuyacak durumda olmadığında ortada kalmasa da olurdu. Tekrar ona döndüğün de;

"Beni görmemen çok normal bay Thoamas çünkü ben akademiye yeni kayıt oldum ve adım Katniss"

Deminki cümlesinin aksine kendini tanıtırken büyük annesinin ona öğrettiği gibi kibar bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Bunun nedeni elbise olmalıydı. Bir barbie gibi görünmüş olmalıydı.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Çarş. Haz. 06 2012, 16:58

Thomas gözlerini yanındaki kızdan ayırmıyordu. Nedense dikkatini çekmişti bu kız… Onda diğerlerinde olmayan bir şey vardı tanımlayamadığı bir şey. Kızı dikkatle inceledi. Diğer kızların aksine uzun bir elbise giymişti. İstem dışı bir şekilde kendini gülümserken buldu. Kızın uzun elbisesini abartı bulduğundan falan değildi bu aksine elbisesi güzeldi ve üzerinde de oldukça güzel duruyordu. Yüzündeki anlamsız gülümsemeyi anında yok etti onu yanlış anlamasını istemiyordu. Kız thomas’ın soruları üzerine kitap okumayı bırakmıştı. Bu iyiydi. En azından bazı kitapkolikler gibi hayal dünyasında ya da kitabın içinde uzun süre kalmıyordu. Birileri onlara bir şeyler söylediği halde kitap okurken bunların hiçbirini duymayan kitapkolikler tanımıştı ki bu çok sinir bozucuydu. Neyse ki bu kız onlardan biri değildi. Sonunda kızın yüzünü tam olarak görebilmişti. Oldukça güzel bir kızdı. Kitap okurken yüzünü tam olarak göremediği için fark edememişti büyüleyici güzelliğini… Bekle neler oluyordu? Thomas az önce onu büyüleyici bulduğunu mu söylemişti? Nedenini bilmediği bir sebeple kendini tuhaf hissediyordu. Kızın gözlerine bakarken dalıp gitmişti bir an için… Fakat bu kısa sürmüştü. Kızın konuşmaya başlamasıyla kendine gelerek tüm dikkatini kıza verdi.

Kızın macera romanı okuduğunu öğrenince kısa süre sessiz kaldı. Dışarıdan bakılınca tam bir barbie’ydi. Ve genelde o tür kızlar aşk romanları okurdu oysa bu macera romanı okuyordu. Bu pek alışıldık bir şey değildi. Gerçi cevap verirken takındığı tavır pek kibar sayılmazdı ama bu yine de dışarıdan bakılınca barbie gibi göründüğü gerçeğini değiştirmiyordu pek. Kıza gülümseyerek ''Hım demek macera okuyorsun evet bende o tür romanları severim gerçi ben senin dram ya da aşk romanı falan okuduğunu sanmıştım şaşırdım doğrusu '' dedi gözlerini kızın gözlerine dikerek. Ortalık bir süreliğine de olsa sessizliğe bürünmüştü. Kız kendini tanıttıktan sonra kıza elini uzatarak ''Tanıştığımıza memnun oldum katniss ve okulumuza hoş geldin.'' Dedi. Katniss kendini tanıtırken ilk sorusuna cevap verirken takındığı tavrın tam tersi bir tavır takınarak oldukça nazik konuşmuştu. Thomas buna sadece gülümseyerek yanıt vermişti. Gözlerini kıza dikerek ''Aslında bende kitap okumayı severim ama ben senin gibi değilim yani bir kitabı asla yarım saatten fazla okuyabildiğimi hatırlamıyorum. Bu arada akademiye alışabildin mi peki?'' diye sordu.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   C.tesi Haz. 09 2012, 00:28

Barbie... Bu kelimeyi bugün kendine ne kadar çok söylemişti. Barbie bebek olmaktan gerçekten hoşlanmıyordu. Ama şeker pembesi uzun elbisesi ile barbie den başka bir şeye benzemiyordu. Büyük annesi neden konu o olduğunda bu kadar takıntılı oluyordu. Gerçi annesinden duyduğu kadarıyla, onun çocukluğu da kendi büyük annesi ile çatışma halinde geçmişti. aile fertlerinden kız çocukları bu yüzden biraz şansızlardı. Kısır döngü gibi devam eden bu yaşantının içinde sıkışıp kalıyorlardı ve şu an ki hedefte ise kendisi vardı. Acaba ileride bir yerde o da endi torununa böyle mi davranmak zorunda kalacaktı. Dur bir dakika nereden nereye gelmişti. Kitabın etkisinden ötürü aşk düşüncesi ve şimdi de bu. Aklına gelen bu düşünce onu bir yumruk yemekten bile daha kötü bir şekilde kendine getirmişti. Gerçek dünyaya adım atar atmaz ise bir şeye odaklanmaya çalıştı. Odaklanacağı şey ise çoktan belliydi yanına oturan Thomas.

Çocuğun yüzündeki gülümseme oldukça hoş görünüyordu. Hatta ona her bakmaya devam ettikçe yüzünün kusursuz güzelliğini biraz daha fazla fark etmeye başlamıştı. Bu durum az önce kendi kendine kurduğu denkleme tam oturuyordu. Eğer kız tavlamak için göl kenarına gelen biri ise böyle birine hayır diyebilecek kız çok az olmalıydı. ama ne yazık ki yanlış kıza geldiği de bir gerçekti. Çünkü Katniss o belkide bir elin parmaklarının geçmeyecek sayıdaki o kızdan biriydi. Söylediği ilk cümlede ise konumu daha da sağlamlaştırdığı söylenebilirdi. O kendini barbie görebilirdi, hatta dışarıdan öyle de görünebilirdi. Ama ailesi dışında birinin ona barbie muamelesi yapmasını kesinlikle kaldıramazdı.

" Sizi hayal kırıklığına uğrattım demek ama dram ve aşk diye tabir ettiğiniz türler macera romanlarında da yeterince var".

Yine sertleşmişti işte, sırf bu yüzden çift kişilikli biri olduğunu düşünene insanlar fazlaydı. Ailesinini istediği ve kendi istedikleri arasında kalmış biri. Ama kibar bir tavır takındı önce cümlesi tamamen bittiğinde ise konuşmaya başladı.

"Hoş buldum. Akademi oldukça güzel. Kitap okumama fazla takmasan ben böyle kitap okumaktan hoşlanıyorum. Akademiye ise alışıyorum sanırım".

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Nelson
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 03/06/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : Acemi Cadı

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 11 2012, 01:48

Tiffany derslerin bitimiyle derin bir nefes aldı. Sonunda koşuşturmaya ara verebilmişti. O dersten diğer derse sürekli bir koşuşturmaca içinde olmak tiffany'i oldukça yormuştu. Eve gidebilirdi fakat canı eve gitmek istemiyordu. Hava güzeldi ve okulda da gayet güzel dinlenip eğlenebilirdi. Bir süre okulun bahçesinde dolaştıktan sonra acıktığını hissetti. Sanırım önce okulun cafesine uğrasa iyi olacaktı. Hem yemek yerken dinlenebilirdi de. Yemekten sonrasını da okulda gönlünce eğlenerek değerlendirebilirdi. Doğruca okulun cafesine yöneldi. Bugün oldukça güzel bir gündü. Tiffany bu gün her zamankinden daha erken uyanmış ve okula tam zamanında gelmişti. Üstelik bugün hiç sakarlık yapmamıştı. Bu harikaydı. Sanırım artık yavaş yavaş normale dönüyordu buda oldukça güzel bir gelişmeydi. Biliyordu o asla tam olarak normal bir kız olamayacaktı çünkü o bir cadıydı ama en azından sakar ve sürekli geç kalan biri olmamak güzeldi. Bunun kalıcı olmasını umuyordu. Cadı olmasına rağmen oldukça normal bir hayatı vardı. Hatta normal insanlardan farksız bir hayat demek daha doğru olurdu. Ailesini cadı oldukları için kaybetmişti ve o günden sonra ise teyzesi tarafından neredeyse her gün gücünü kullanmaması için tembihlenmişti. Tiffany baştan bunda zorlansa da sonradan güçlerini kullanmamayı öğrenmişti. Bir müddet sonra tamamen normal insanlar gibi yaşamaya başlamıştı.


Artık onlardan farkı yoktu. Güçlerini kullanmadığı sürece ki cadı avcıları yüzünden güçlerini kullanması yasaktı ve tiffany bu yasağı delmeye hiç kalkışmamıştı ve kalkışmaya da hiç niyeti yoktu. Normal yaşamakta oldukça eğlenceliydi. Hem büyü yapmadığı için oldukça güvenliydi de. Tiffany cafedeki birkaç arkadaşına selam verdikten sonra kendine bir tost alıp boş bulduğu bir masaya geçti. Arkadaşlarının yanına oturup onlarla sohbet edebilirdi ama yemeğini biran önce bitirip gününün geri kalanını olabildiğince değerlendirmek istiyordu. Hızlı bir şekilde yemeğini yedikten sonra kendine bir milkshake alarak göle yöneldi ordada yiyebilirdi tabi ama gölün eşsiz güzelliğini izlemek için sabırsızlanıyordu. Eşyalarını da alarak koşar adımlarla göle yöneldi. Hava oldukça sıcaktı. Kendine oturmak için gölgelik bir yer aradı. Çok geçmeden bir söğüt ağacı gözüne çarptı. Bu sıcakta oturmak için ideal bir yerdi. Koşarak ağacın altına gitti fakat durma hızını hesaba katmadığı için ağacın altına geldiğinde düşmüştü. Gerçi düşüşü oldukça yavaş olmuştu. Gözlerini açıp düştüğü yere baktığında bir kızın üzerinde olduğunu gördü. Milkshake'ide yanındaki çocuğun üzerine dökmüştü. ''Ah harika '' dedi içinden. Tamda sakarlıktan kurtulmaya başladığını düşündüğü sırada günün ilk sakarlığını yapmıştı yine ''Şey ben Özür dilerim''diyebildi sadece bir an kızın üzerinde olduğunu unutarak.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 11 2012, 03:48

Thomas kızın ilk tepkisine ister istemez gülümsemişti. Kız thomasın ona barbie muamelesi yapmasından hoşlanmamıştı fakat elinde değildi. Öyle görünüyordu ve genel olarak ara sıra konuşması bozulsa da nezaketinden ödün vermiyordu durum böyleyken Thomas başka ne düşünebilirdi ki… Sesini kontrol altında tutmaya çalışarak ''Haklısın aslında ama macera romanları daha eğlencelidir.'' Dedi. Uzun süre uğraştıktan sonra gülümsemesini zorda olsa bastırmayı başararak ''Ve hayal kırıklığına uğradığım söylenemez aksine düşüncelerimde yanılmış olmama sevindim diyebilirim'' dedi ses tonundaki tınıya engel olmaya çalışarak. Kızın sürekli değişip duran tavrı karşısında sadece gülümsemekle yetindi. Genellikle kızın bu halini çift kişilikli olmaya yorarlardı fakat Thomas kıza baktığında karşısında sadece kendi olmakla muhtemelen ailesinin istediği kişi olmak arasında kalan birinden başka bir şey görmüyordu. İnsanların olaylara bakış açısı gerçekten farklı olabiliyordu. Kızın durumunu az çok anlayabilirdi. Aile baskısı gerçekten bunaltıcıydı. Amcası da sürekli thomas’ı kendine benzetmeye çalışıyordu fakat onun amcasının kopyası olmak gibi bir amacı yoktu. O kendi olmayı seviyordu. Kızın elini sıkarken takındığı tavır karşısında tepkisiz kalmıştı. En doğrusunun bu olacağını düşünüyordu. Çünkü kız gene aynı şeyi yapmıştı başta sert tepki vermişti ve sonra yine nazik davranmıştı.

Katniss güzel bir adı vardı. Sadece adı değil kendisi de oldukça güzeldi. Yine de sağı solu pek belli olmuyor gibi gözüküyordu. Düşünceli bir şekilde ''Akademiye eminim kısa sürede tamamen alışırsın.'' Dedi. Daha sonra kitap okuması hakkında söylediği sözleri hatırlayarak ''Bu arada kitap konusunu bugün bir daha hiç açmayacağıma söz veriyorum'' dedi. Thomas düşüncelere dalmıştı bir an için… Büyük bir sessizlik sarmıştı etrafı. Gözünün önünde bulanık görüntüler belirmişti. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın görüntüler bir türlü netleşmiyordu. Beyni sıcak hava yüzünden ona oyun mu oynuyordu yoksa hatırlamadığı geçmişinin silik anılarımıydı bunlar bilmiyordu. Havanın sıcaklığından olmalı diye düşündü. Gerçi bu düşük bir ihtimaldi ama bunu düşünmek rahatlatıyordu onu diğer türlü bir türlü görüntüleri net görememek canını sıkacaktı biliyordu. Tüm gün bu gördüğü şeyler meşgul edecekti kafasını ve Thomas bunun olmasını hiç istemiyordu. En azından bugün. Düşüncelerinden iki kızın çığlıklarıyla birlikte kurtulup kendine geldi. Neler oluyordu? Gözlerini katniss’e çevirdi. Katniss yerdeydi ve üzerinde de bir kız vardı. Bir süre tepkisiz kalıp olanları anlamaya çalıştı. Muhtemelen kız klasik sakarlardan biriydi ve yanlışlıkla katniss’in üzerine düşmüştü. Bunu nasıl becerdiğini merak etse de şimdilik önceliği katniss’ti. Kız özür diliyordu fakat hala katniss’in üzerindeydi. Ayağa kalkıp kızın katniss’in üzerinden kalmasına yardım etti. Kız tam bir yürüyen felaketti. Denecek başka söz yoktu. Katniss’in yerden doğrulmasına yardımcı olduktan sonra ''Sen iyi misin katniss?'' diye sordu endişeli bir ses tonuyla çünkü açıkçası pek iyi gözükmüyordu. Katniss’in cevabından sonra gömleğine bakarak ''Bir bu eksikti.'' Diyerek milkshake'e fazla bulaşmamaya çalışarak gömleğini çıkardı. Daha sonra kıza dönerek ''Milkshake için teşekkür ederim ama ben çilekli sevmem'' dedi. Teşekkür kısmını sinirle söylemişti söylediği cümlenin tam tersini ima eder bir edayla.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 11 2012, 16:00

Kitaptan konuşmak ilk kez canını bu kadar sıkmıştı, nedenini anlamıyordu. Onun gibi bir kitap delisinin böyle bir konudan sıkılması gerçekten ilginçti. Ama artık yeterdi gerçekten yine de Thomas kitaplar üzerine bir kaç kelime daha sarf etmişti ne yazık ki. Barbie mevzusu ise artık kabak tadı vermişti, büyük annesi her şey onun yüzündendi. Yarın okula gelirken mutlaka daha farklı bir şeyler giyecekti, kesinlikle. Thomas'ın cümleleri sarf eden ki yüz ifadesi dikkatini çekti, gülerken nasıl demeli gerçekten hoş duruyordu. Kurduğu cümle ise neden yanılmak bir insanı bu kadar mutlu ederdi ki. Bu Katniss için kesinlikle kabul edilemez bir şeydi. O yanılmaktan hep kaçınırdı, belki de bu konuda fazla diktatördü. Hayatında her şeyin bildiği şekilde ilerlemesi gerekirdi, hataya yer yoktu. Ailesinden gelen bir genden dolayı olmalıydı bu ki gerçekten böyle olduğuna emindi. Thoması'ın sonraki cümlelerine gülümseyerek yanıt verdi ve "Umarım" dedi. Aslında akademiye alışmak umurunda da sayılmazdı pek. Akademiye alışması demek bir çok insanı hayatına dahil etmesi anlamına gelirdi. Bu da onun için ayrı bir dertti. Zaten aslında akademiye geldi geleli konuştuğu ilk insan thomas olmalıydı. Son olmasını umut etmişti bir an ama sonrasında bu düşüne tuhaf geldiğinden düşünceden uzaklaştı. Söz vermesinin ardından sadece başını sallayarak buna onay verdi. Konuşmayı sevmiyordu ne yapsın o böyle biriydi.

Thomas'ın sessizliği onuda sessizliğin içine hapsetmeye yetmişti. Bakışlarını Thomas'ın yüzünden uzaklaştırarak göle odaklanmıştı. Bunu yapmak ne kadar doğru bir davranıştı bilmiyordu. Thomas dan ona doğru akan garip bir enerji vardı sanki. Henüz arkadaş bile sayılmadıkları düşünülürse onun hakkında düşündüğü garip düşünceler onu korkutuyordu. Henüz sadece yeni tanışmış iki yabancıdan başka bir şey değildiler. Garip düşünceler yine beynini doldururken yeni birinin varlığını hissetmesi ile birinin ağırlığını üzerinde hissetmesi bir oldu. Canı yanıyordu, kız üzerinden kalkarsa rahat bir nefes alacaktı. Ama kız özür dilemiş olsa da hala üzerinden kalkmamıştı. Ailesinin ona öğrettiği her şeyi bir kenara bırakarak kendini öfkesine teslim etti.

" Özür dilemen bir yana artık koca poponu üzerimden çeker misin? bende rahat bir nefes alayım..."


Kız bu lafına rağmen pekte kılını kıpırdatacak gibi değildi ama neyse ki Thomas onu üzerinden çekmişti. Sonunda rahat bir nefes alarak ayağa kalktı.

"Teşekkür ederim artık iyiyim. Sonuçta artık nefes alabiliyorum ne mutlu bana ve sakar şey Thomas seni üzerimden çekmese daha ne kadar üzerimde pestil gibi uzanmaya devam edecektik. Çok rahat geldi galiba "

Başını çevirip Thomas'a daha dikkatli baktığında üzerinin milkshake kaplı hali çok komik görünüyordu. İyiden iyiye siniri bozulduğu için gülmeye başladı. Ama Thomas gömleğini çıkardığında karşısında ki manzara sadece nutkunun tutulmasına neden oldu...

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Nelson
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 03/06/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : Acemi Cadı

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 11 2012, 17:26

Sadece kızın üzerine düşmesi yetmiyormuş gibi birde çocuğun üzerine milkshake dökmüştü. Tam da normal biri olmaya başladığını düşünürken büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Bu hayal kırıklığı o kadar büyüktü ki üzerine düştüğü kızın hala üzerinde olduğunu unutturmuştu. Asla normal olmayı beceremeyecekti. Bu sakarlığından bir türlü kurtulamıyordu ne kadar uğraşırsa uğraşsın hep bir şeyler oluyordu. Buna artık ne diyebileceğini şaşırmıştı. Kötü şans demek artık hafif kalıyordu. Kesinlikle normal biri olmak için doğmamıştı. Deniyordu işte ama beceremiyordu. Derin bir iç çekti. Tiffany bu düşüncelerinden çocuğun ona yardım elini uzatmasıyla kurtularak çocuğa baktı. Üstüne milkshake dökmüştü ama o bundan çok ona yardım etmekle ilgileniyordu. Kızın bağırışıyla kızın hala üstünde olduğunu fark etti. Çocuğun yardım elini kabul ederek kızın üzerinden kalktı. Ya da belki de çocuk nazik davranmakla değil de arkadaşını kurtarmakla ilgileniyordu. Kız kabaydı fakat haksız değildi. Onun üzerinden kalkmadığı için sinirlenmekte haklıydı. Ama bu kadar kaba olmak zorunda değildi. Tiffany’nin yüzü kıpkırmızı olmuştu. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmiyordu.

Kızın yüzüne bakamıyordu. Gözlerini yerden kaldırmayarak ''Ben gerçekten üzgünüm…'' dedi. Fakat bunu o kadar kısık sesle söylemişti ki mırıldanma olarak duyulmuştu. Bu arada etrafta yoğun bir güç hissetti. İki gücün aurasıda birbirinden farklıydı ama yoğundu. Yoksa onlar… Etrafa bakındı onlardan başka kimse yoktu evet kesinlikle onlar birer sihirbazdı. Cadılar böyle şeyleri hissedebiliyordu. Demek akademi de normal öğrencilerin yanı sıra sihirbazlar ve kendisi gibi cadılarda vardı. Kızın son sözleri beyninde ani bir yankılanma yarattı. Bu sefer sinirlenmişti. Üzgündü özür dilemişti daha e yapmasını bekliyordu ayrıca bu kadar kaba davranması gerekmezdi. Sakar olması onun suçu değildi. Sinirli ses tonuna hakim olmaya çalışarak ''Bak senden özür diledim bu kadar kaba olmana gerek yok tamam mı? Ayrıca sadece şoktaydım bu yüzden üzerinden kalkamadım. Üzgünüm daha ne dememi bekliyorsun? Sakar olmak hoşuma gitmiyor düzeltmeye çalışıyorum ama olmuyor. Sakarlık benim suçum değil. Ama kaba olmak kesinlikle senden kaynaklanan bir şey…'' dedi. Sonra üzerine milkshake söktüğü çocuğa bakarak ''Üzerini mahvettiğim için üzgünüm ve senin üzerine düştüğüm içinde ikinizden de özür dilerim.'' Dedi kıza bakarak ve'' En azından ben nezaketimden ödün vermiyorum.'' Diye devam etti ses tonundaki siniri bastırmaya çalışarak. Kızın yüzündeki şaşkınlık dikkat çekiciydi. Şuan daha farklı bir şeye konsantre olmuş gibiydi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Haz. 11 2012, 21:01

Katniss’in ilk sözlerinden sonra şaşkınlığını gizlemek için baya çabalaması gerekmişti. O eski nazik kızdan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Oldukça kaba konuşuyordu. İnsanlar sinirlenince nazik davranmazlardı biliyordu ve onun sinirlenmesi için ortada iyi bir neden vardı fakat yine de bir anda ağzının bu kadar bozulabilmesine şaşırmıştı doğrusu. Az önce ne sinirlense de elinden geldiğince nazik bir tavır takınan kız şimdi bambaşka biri olmuştu. Kızla aynı yerde olmasalar kesinlikle katniss bu değil derdi. Gözleri yanındaki kıza kaydı. Anlaşılan oda katniss’ten böyle bir tepki beklemiyordu. Katniss’in aksine üzerinin milkshake olmasına çok fazla ses çıkarmamıştı. Gömleğini çıkardıktan sonra kıza sinirle baktı. Yeterince üzgün görünüyordu fakat şu anda bu thomasın umurunda değildi. Katniss’in teşekkür etmesi üzerine ''önemli değil'' diye mırıldandı. Kızın mırıldanması dikkatini çekmişti. Yanlış anlamadıysa üzgün olduğunu söylüyordu yine de tam olarak emin değildi. O kadar kısık bir sesle söylemişti ki Thomas kızın yanında olmasına rağmen zar zor duyabilmişti.

Elindeki milkshake’li gömleğini toparlayıp gördüğü en yakın çöp kutusuna attı. Artık işe yaramazdı. Tüm gün bu gömlekle dolaşamazdı ve onu tüm gün yanında taşımak istemiyordu. Okul dolabında fazladan tişörtü olduğu için şanslıydı. Gerçi muhtemelen profesörlerden yada okul yöneticilerinden birine yakalanırsa başı belaya girebilirdi ama bunun için harika bir açıklaması vardı. Okuldaki sakarlar sürüsü gömleği için gerekli olurdu herhalde. Kızın ona bakarak üzgünüm demesinden sonra ''Üzgün olmalısında zaten ve daha dikkatli olman gerek gerçekten gömleğim önemli değil.'' Dedi. Daha sonra gözlerini katnisse dikti hayran bakışlarına karşılık ona bakarak gülümseyerek ''iyi olmana sevindim'' dedi. Karşısındaki sakar kızın son sözlerinden sonra ortalığı büyük bir sessizlik hakim olmuştu. Fırtına öncesi sessizlikten farksızdı. Katniss'e bakarken dalıp gitti yine bir an için. Kalp ritminin bozulduğunu fark etti. Kalp atışları hızlanmıştı. Büyük bir duygu karmaşası yaşıyordu şu anda. Nedensiz bir şekilde mutluydu. Tiffany'e gömlek yüzünden sinirliydi. Ve katniss'e karşı tuhaf şeyler hissediyordu. Yüzünde anlamsız bir gülümseme belirmişti. Sinirliyken bile o kadar güzel ve tatlı görünüyordu ki. Dur bir dakika neler oluyordu? Neden birden böyle düşüncelere kapılmıştı. yoksa ondan hoşlanıyormuydu? Onu tam olarak tanımıyordu bile. Yine de kalp atışlarındaki bozukluk,gözlerini ondan ayıramaması, yüzündeki anlamsız gülümseyiş bunların tek bir açıklaması olabilirdi oda ondan hoşlanıyor olduğuydu.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Perş. Haz. 14 2012, 22:05

Gözlerini ondan ayıramıyordu. Bakmaması gerekiyordu, bunu biliyordu. Hemde çok iyi biliyordu. Ama bakıyordu işte. Thomasta daha önce kimsede görmediği bir şey vardı sanki farkında olmayan kendini ona çekiyordu. Belkide farkındaydı o bütün olan şeylerin. Onu etkilediğinin... Kendini kapana kısılmış bir kurban gibi hissetmeye başlamıştı. Kapan onu en hayati yerinden yakalamıştı, kalbinden. buna bir son vermedi gerekiyordu. Gerçekten de bu kadar zayıf mıydı? Hayır bu doğru değildi olamazdı. Kesinlikle olamazdı. Başka bir şeye yoğunlaşmalıydı ki bunu düşündüğü an rahatsız edici bir sesle onu bulmuştu çoktan. Thoms dan gözlerini ayırarak onu yatak olarak kullanan kıza odakladı. Ona baktıkça içindeki duyguların karışarak doruk noktasında sinirini ile birleşmesini bekledi. İçinde hala bir öfke vardı. Bu sakarın sadece üzerine düşmüş olması eğildi, sorun. Onu kısa süreli yatak olarak kullanması da değildi. Asıl sorun onu unutmasına neden olan şeydi. Acaba bu sarışın Thomastan gözlerini ayıramadığından mı kendi üzerinde bu kadar süre kalmıştı. İşte bu düşünmemesi gerek şeyi düşünmüştü. Artık öfkesini kontrol edemeyeceğini biliyordu. Ama buna rağmen kendini öfkeye teslim etti. Thomasın içinde uyandırdığı duyguları hiçe saymasının bir yolu olarak.

Konuşmasına başlamadan önce kızın söylediği her bir kelimenin altını çizerek beynini içinde yankılanmasına izin verdi. Sonrasında ona doğru bir kaç adım atmıştı.

"Kabalık mı? Ben henüz kaba olmadım sarışın. Belki şimdi biraz kaba olmuş olabilirim. Ama üstüme düşüp üzerine kendini savunan bir kişiden de davranış dersi alacak değilim. Sakarlık elinde olmayan bir şeyse evinden çıkmamayı dene. Kabalıkmış... Buna da bir açıklık getireyim sakarlık benim elimde değil diyorsun. Kabalıkta insanın elinde olmayan bir şey olabilir her halde. İnsan kendi hareketleri ile karşısındakinin ona nasıl davranacağı etkiler. Senin yaptıklarının sonucu da bu eğer bana kaba diyorsan bence normal bir zaman da benimle konuş tabi yanıma gelirken bu sefer üstüme çıkmamaya dikkat et"

Konuşması bittiğin de bir kaç adım geri gitti. Yine Thomas a yaklaşmıştı. Ona bakmadan bile yaydığı enerji içini kıpır kıpır etmeye yetiyordu. Onun üzerine bir şeyler giymesi gerekiyordu hemde en kısa zamanda. Bu yüzden ona bakmayı göze alarak başını ona çevirdi. Gülümseye çalışmıştı. Zaten çalışmasa da ona baktığında içinde oluşan duygular yüzüne tatlı bir gülümseme yerleştiriyordu.

"Senin gömleğinde mahvoldu. Umarım yedek bir eşyan vardır. Yoksa bu halde dolanmak zorunda kalacaksın ya da önü pembe olmuş bir gömlekle".





_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Nelson
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 03/06/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : Acemi Cadı

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Perş. Haz. 14 2012, 23:13

Kızın sözleri bittikten sonra uzun bir sessizlik oluşmuştu. Onunla da ilgilenecekti tabi ama öncelik gömleğini mahvettiği çocuğundu.Tiffany çocuğun sözlerinden sonra gözlerini ona dikti. Gömleğini mahvetmesine rağmen bu konuda çok fazla bir tepki göstermemişti. Buna şaşırmıştı doğrusu. Böyle yakışıklı ve anlayışlı bir çocuğun böyle kaba bir kızın yanında ne işi var diye düşünmekten kendini alamadı. Gözlerini çocuğun gözlerinden ayırmadan tebessüm ederek ''Daha dikkatli olmaya çalışacağım söz veriyorum.'' dedi. Bir an için kızın yanlarında olduğunu unutarak en şirin haliyle ''Anlayışın için teşekkür ederim. Yani gömleğini mahvettim ve sen bu yüzden bana bağırmadın.'' Dedi. Kızı hatırlayarak ''Bazıları senin kadar anlayışlı olamıyor ne yazık diğmi?'' diye sordu. Gözlerini kıza dikti. Gerçekten ama gerçekten kaba biriydi. Ne yani onun hiç sakarlık yaptığı zamanlar olmamış mıydı? Her insan sakarlık yapabilirdi. Bu gayet normaldi. Kendisinden daha sakar insanlarla tanışmıştı. Hem o insan bile değildi. O bir cadıydı. Onun hayatı büyüydü. Normal insanların hayatından çok uzak bir hayatı vardı. Ama kendi hayatını bile yine insanların oluşturduğu cadı avcıları topluluğu yüzünden doğru düzgün yaşayamıyordu bu hiç adil değildi. Normal yaşamak bir cadı için ne kadar zordu tahmin bile edemezdi. Buna rağmen tiffany oldukça büyük çaba harcıyordu. Zorda olsa bir şekilde başarıyordu da. Az biraz sakar olması normal bir şeydi. Kız gittikçe sinirlerini bozuyordu.

Ne yani ona çarptı diye susup ezilip büzülüp hiçbir dediğine ses çıkarmamasını mı bekliyordu. Özür dilemişti diğmi? Hem de iki kere daha ne yapmasını bekliyordu. Ayaklarına kapanmasını falan mı eğer öyleyse daha çok beklerdi. Kızın pişkin tavrına daha fazla sinirlerine ve ses tonuna hakim olamayarak ''Kaba olmayan halin buysa kaba halini düşünemiyorum bile. Herhalde birilerinin saçına falan yapışırsın. Görüntün ve karakterin birbirinden ne kadar da zıt.'' Dedi.Sonra sinir edici bir şekilde gülümseyerek ''Senin gibi kaba ve kendini beyenmiş insanlar var diye eve tıkılıp kalamam üzgünüm. Ayrıca kabalık insanın elinde olan bir şeydir. Özrümü kabul ederek olayı büyütmeyebilirdin.'' Dedi ses tonuna hakim olmaya çalışarak. Bağırmamaya çalışıyordu. Sinirlerine hakim olmaya çalışarak ama nafileydi. Karşlarını çatarak ''İnsan kendi hareketleriyle karşısındakinin ona nasıl davranacağını belirler diyorsun ama özür dilediğim halde üzerime geliyorsun. Hem de senden iki kez gayet nazik bir şekilde özür diledikten sonra böyle büyük bir kabalıkla karşılaşmam dediğin cümleye pek uymuyor diğmi?'' Sinirden gülerek ''Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol demişler. Fakat sen göründüğün gibi biri değilsin. Bu barbie görünüşlü kişinin bu kadar kaba, kendini beğenmiş ve sinir bozucu biri olabileceğini kim düşünebilirdi ki?'' dedi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Cuma Haz. 15 2012, 00:18

Katniss’in sinirli hali bile güzeldi. Gözlerini onun gözlerinden bir an olsun ayırmak istemiyordu. Kalbi delicesine çarpıyordu. Aralarında tarif edilmesi zor bir çekim gücü vardı. Onda diğerlerinde olmayan ne vardı? Neden ona karşı böyle şeyler hissediyordu? Katniss diğerlerinden farklı biriydi evet bunu biliyordu. Daha onu ilk gördüğü an anlamıştı bunu. Anlayamadığı şey Thomas’ın kendini katniss’e bu kadar çabuk nasıl kaptırabildiğiydi. Ondan başka hiçbir şey düşünemez olmuştu bir anda. Kızın gömleğini mahvetmiş olmasını bile umursamamıştı. Bu düşüncelerinden kurtulmaya çalıştı. Ama başaramadı. Bir türlü kendine ,beynine ve kalbine söz geçiremiyordu. Katniss’e çarpan kızın ikinci kez özür dilediğini duydu zar zor. Dikkati dağıldı bir an için gözlerini kıza dikti. Sinirlenmiş görünüyordu. Özür dilemesinin hemen ardından kullandığı sözcükle de bunu gayet açık bir şekilde bir şekilde belli etmişti zaten. Gözleri yine katniss’in gözlerine kilitlendi. Bir sevgilisi var mı acaba? Diye düşündü. Sevgilisinin olma ihtimali geldi aklına yüzündeki gülümseme bir an için silindi. Bu düşünce canını sıkmıştı thomas’ın… Thomas kendi içinde kendi düşüncelerinin arasında boğulurken katniss’in konuşmaya başlamasıyla kendine geldi. Tüm dikkatini katniss’in konuşmasına verdi. Böylelikle onu boğan düşüncelerden kurtulabilecekti ve bu da oldukça iyiydi. Katniss’in söyledikleri karşısında sessiz kaldı. Araya girebilirdi ama şuan için buna ihtiyaç yoktu.

Sadece tartışıyorlardı. Ya da katniss canının acısını kızdan fena halde çıkarmaya çalışıyordu da denilebilirdi. Gözlerini bir süre kıza dikti. Şimdilik tepkisiz görünüyordu. Ama bunun çok sürmeyeceğinden adı gibi emindi. Katniss’in yanına gelmesiyle gözlerini katniss’in gözlerine dikti. Kalp atışları hızlanmış yine ve çok iyi biliyordu ki şuan yüzünde anlamsız bir gülümseme vardı. Elinde değildi buna engel olamıyordu. Katniss’in sözlerinden sonra gülümseyerek ''Sorun değil okul dolabında fazladan bir tişörtüm vardı. Tabi profesörler yada müdür beni böyle görürse sorun olacaktır ama iyi bir açıklamam var.Senin de elbisen mahvoldu. Gerçi hala çok güzelsin ama tüm gün okulda bu halde dolaşmak isteyeceğini sanmıyorum. Umarım yedek kıyafetin vardır. '' dedi gömleğini mahveden kıza bakarak. Gözlerini katniss’in gözlerine dikti yine bir an dünyada ve etraflarında onlardan ikisinden başka kimse kalmamıştı. Bu garipti. Biliyordu yalnız değillerdi ama öyle hissediyordu. Tabi bu bayan yürüyen felaketin konuşmaya başlamasıyla son bulmuştu. Dikkatini kızın dinlediklerine vermeye çalıştı. Katniss karşısındayken bu oldukça zor olmuştu ama sonunda başarmıştı. Kızın söylediklerinden sonra ''Önemli değil dolabımda birçok gömleğim var. Gerçi gömleğimi mahvettiğin için sana hala kızgınım ama bu büyütülecek bir şey değil'' dedi. Şuan onunla uğraşmak istemiyordu. Kızın bazıları diye başlayan cümlesine karşılık ''Sence normal değilmi? Bazıları dediğin kişinin yani katnissîn üzerine düştün ve resmen kızı ezdin. İstemeyerekte olsa olan bu bence sinirlenmesi gayet normal''dedi.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Cuma Haz. 22 2012, 00:07

Bu durum daha ne kadar devam edecekti. Bu kızın varlığı giderek onu daha fazla sinir etmeye yetiyordu. Üstelik sergilediği tavırlar. Az önce söylediklerinin hangisi anlayamamıştı ki. Sakarlığın elinde olmayan bir şey olduğunu söylüyor olsa da burada fazlalık olduğunu anlayamayacak kadar da aptal mıydı? Şu an sessizce yaptığı tek şey sakar sarışının hareketlerini izlemek olmuştu. Ama kızın hareketlerinin yanında söylediklerini duymamış olmayı dilerdi. Yanlış duymuştu dimi, bu kız hem Thomas'a sulanıyor hemde bunu ona laf sokarak yapmaya çalışıyordu. Elini yumruk yaptı içindeki öfke alarm vermeye başlamıştı işte ve gizli yeşil şeytan kıskançlık kendini hissettirir derecede gün yüzüne çıkmıştı. Tek yaptığı ise öfkesini ve sinirini en üst seviyeye taşımak olmuştu. Tüm bu karmaşanın arasında onu bir anda sakinleştiren ise Thomas'ın sesiydi. Onda ne vardı gerçekten bilmiyordu. Neden onun yaptığı en ufak bir hareket bile onun üzerinde derin etkiler bırakabiliyordu, hemde bu kadar kısa sürede. Gerçekten aklı almıyordu. Neredeyse, neredeyse ondan hoşlanıyorum kelimesi dökülecekti dudaklarından. Bu aklından geçtiği an dişlerine dudaklarına geçirdi. Ağzına bir kaç saniye sonra kan tadı gelmişti. Öfkesi hala yok olmamış olduğundan hareketlerinin sonuçları da ağır oluyordu. Ama yinede düşünceye bir süre kendini kaptırmaya engel olamamıştı. Thomas ile yalnız kalmak istiyordu, ama şu kız sakar sarışın ondan artık kurtulmalıydı. İşte o zaman bu güzel manzaralı yerde onunla baş başa kalabilirdi. Kızın tüm laf sokmalarını sindirerek konuşacaklarını düşünmeye başladı. Konu yine onu tanıyan herkeste olan şeye gelmişti, görünüş ve tavırlar... Böyle görünmeyi gerçekten istemiyordu ama ailesini kıramazdı, hele büyük annesini asla. Düşünmeyi bir kenara bırakarak artık konuşmaya başlayacağı an gelmişti işte.

"İnsanları kıyafetlerine göre yargılayan birisin demek. Nasıl göründüğüm seni ilgilendirmez diyemeden geçemeyeceğim. Sanki her katil elinde bir bıçak ve kanlı gömlekle ortalarda dolanıyor ya da iyi bir insan sence kanatlarını takarak mı etrafta dolaşıyor."

Kıyafet konusu şimdilik bitmişti. Kızın dediklerine karşı olanın sadece kendisi olmaması hoşuna gitmişti. Asıl hoş olan Thomas'ın onu haklı görüyor olmasıydı.

"Burada benden özür dilemedin tartışması yapmıyoruz. Sadece her özür dileyen kişiyi sadece iki kelime söylediği için affetmek ne kadar doğru ve bu arada ciddiyim kabalık etmiyordum. Ama edebilirim. Saç başa gelince bunu kelimelere döken sensen aklından geçiriyor olmalısın. Neyse her ne kadar insanların üzerine sakarlığından düşüp bir de üstlerinde olduğu unutan beynini özür dilerim kelimesini birbiri ardına getirebiliyorsa sanırım özrünü kabul edebilirim"

Adım attığının farkına bile varmadığı bir anda ayakları onu Thomas'ın yanına getirmişti.

" Bana hak verdiğin için teşekkür ederim."

Ve sonunda artık kız ile aralarındaki konuşmaya nokta koymak istercesine sıkıntılı bir ses tonuyla konuştu. Her şeye rağmen tüm cümleleri o kadar sakin kurmuştu ki kendine şaşıyordu. Belki de bunun nedeni oydu Thomas...

" Bence artık konuşmanın gereği yok ikimizde yeterince şey söyledik konuyu kapatabiliriz".

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffany Nelson
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
Cadı l Cafe Nova'nın Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 03/06/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : Acemi Cadı

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   C.tesi Haz. 30 2012, 21:22

Karşısındaki tanımadığı çocuk nedense ilgisini çekmişti. Belki kızla çocuk daha doğrusu öğrendiği kadarıyla thomas’la katniss sihirbaz olduğu için bu kadar ilgisini çekmişti. Acaba tiffany’nin bir cadı olduğunu bilseler ne yaparlardı. Katniss denilen şu gıcık kız hala onun karşısında bu kadar gıcık olabilir miydi? Gözlerini yere dikti. Thomas ve şu kız tiffany’le karşılaştıkları için şanslıydılar. Tiffany iyi bir cadıydı. Onlarla ve güçleriyle ilgilenmiyordu. Açıkçası cadılar, sihirbazlar, avcılar hiçbiri umurunda değildi. Onun istediği tek şey güçlerini korkmadan gerektiğinde kullanabildiği sıradan bir hayattı. Kabul ediyordu annesinden babasından ve teyzesinden dinlediği kadarıyla kötü hem de oldukça kötü cadılar vardı ve gerçekten ölmeyi hak ediyorlardı. Ama kötü olmayan cadılarda vardı. İnsanlara zarar vermeyen cadılar, tiffany gibi iyi cadılar tek amaçları güçlerini korkmadan ve insanlara zarar vermeden kullanarak normal hayatlarını yaşamak olan cadılar. Fakat avcılar sadece kötü olanların değil tüm cadıların ve büyücülerin peşindeydi. Onlar için cadıların ve büyücülerin iyi yada kötü olması bir şey ifade etmiyordu. İlgilendikleri ve onlar için önemli olan tek şey ister iyi olsunlar ister kötü tüm cadılar ve büyücüler ölmeliydi. Tabi onlara ihanet eden cadılar olmasaydı avcılar bu kadar sorun teşkil etmiyor olurlardı. Bunu biliyordu çünkü ailesini onlara ihanet eden cadı ve büyücü dostları yüzünden kaybetmişti. Bunu hatırlayınca gözlerini hüzün kapladı. İntikam çanlarının çalmaya başladığını duyabiliyordu. İçinde öfkeden başka hiçbir şey kalmamıştı bir anda. Onların intikamını almak istemesine rağmen kendini tehlikeye atmayacağına annesine söz vermişti gözlerini kapamadan önce bu yüzden kendini tutuyordu. Hem normal olacağına söz vermişti. Teyzesi ve tiffany’den başka kimse kalmamıştı aileden geriye. Teyzesi bu yüzden tiffany’nin üzerine oldukça fazla düşüyordu. Tiffany’yi kaybetmeye dayanamazdı bunu biliyordu hem aynı şey tiffany içinde geçerliydi. Yine kendi sorunlarında boğulup gitmişti. İçindeki öfkeden kurtulmaya çalışarak gözlerini karşısındaki kızla çocuğa dikti. Odaklanmalıydı. Sorunlarını ve duyduğu öfkeyi bir köşeye bırakıp onlara odaklanmalıydı. Kendi iç dünyasıyla savaşırken önemli bir şeyi atlamıştı. Hala şu gıcık kızla tartışma halinceydiler.

Aslında yeni yeni farkına varıyordu da bu tartışma gerçekten uzamıştı. Gereğinden fazla hem de fakat bunun tek nedeni karşısındaki kızdı. Çocuğun söylediklerinden sonra sessiz kaldı. Doğru söylüyordu sinirlenmekte haklıydı ama bu kadar büyütmesine de gerek yoktu. Belki büyütmesini de anlayabilirdi ama en azından bu kadar kaba olmamalıydı. Kabalığını kesinlikle anlayışla karşılayamazdı. Thomas denen çocuğa bakarak ''haklısın sinirlenmekte haklı biliyorum ve onu anlıyorum her şeyi hoş karşılayabilirim çünkü hatalıyım ama bu kadar kaba olmasına katlanamıyorum. Elimde değil.'' dedi. Kızın sözlerinden sonra ''Bak insanları dış görünüşüne göre yargılamak doğru değil haklısın ama tek bir hatasına bakarak yargılamakta doğru değil. Ayrıca zekamı sorgulamak sana düşmez. Herkesin kendine göre sorunları var birinin üzerine düşen ve olanların şaşkınlığını üzerinden atıp kendine gelmeye çalışan kişi sende olabilirdin ve karşılaştığın tepkiye verdiğin tepki benimkinden daha da büyük olabilirdi.'' Dedi. Kızın son sözlerinden sonra ''Biliyor musun özrümü kabul edip etmemen umurumda değil. Ve bu arada göstermelik de olsa birinin özrünü çok sonra kabul etme becerin varmış demek ne güzel. Her neyse bu konu yeterince uzadı. Bence de söylenecek her şey söylendi. Daha fazla uzatmanın bir anlamı yok.'' Dedi. Thomas’a bakıp yapmacık bir gülümsemeyle ''Her şeye rağmen size iyi günler dilerim'' dedi. Ve kızın daha fazla konuşmasına izin vermeyerek yanlarından ayrıldı. Onlardan yeterince uzaklaştıktan sonra durdu ve arkasına baktı onları hala görebiliyordu. Kendine engel olamayarak birkaç büyülü sözcük mırıldandı. Büyü yapmıştı. Biliyordu bu tehlikeliydi ama o kızın kesinlikle bir derse ihtiyacı vardı. Üstelik ölümcül ya da kalıcı olarak büyük hasarlar verecek bir büyü de yapmamıştı. Sadece basit bir sakarlık büyüsü yapmıştı. Kız tüm gün boyunca sakarlık yapıp duracaktı hepsi bu. Ölümcül olmayan sakarlıklar tabi. Düşmek, birine çarpmak, elindeki şeyleri düşürmek, birilerinin üstüne bir şeyler dökmek gibi böylece sakar insanları daha iyi anlayacaktı. Bu ona kesinlikle iyi bir ders olacaktı. Gülümsedi. Kızın çok geçmeden dengesini kaybetmesiyle gülümsemesi daha da arttı ''Bol şanssızlıklar'' diye mırıldandıktan sonra evine gitmek için yürümeye devam etti.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Ptsi Tem. 02 2012, 00:06

Thomas katniss’i inceledi bir süre. Sinirli görünüyordu. Gözleri öfke saçıyordu. Kız canını fazlasıyla sıkmıştı herhalde. Tartışmanın gereğinden fazla uzadığını düşünüyordu. Görünüşe göre daha da uzayacaktı. Başına büyük bir ağrının girmesiyle elini alnına götürmesi bir oldu. Bundan nefret ediyordu. Ne zaman geçmişini hatırlamaya çalışsa ya da o silik görüntüleri görse bir süre sonra büyük bir baş ağrısıyla karşılaşıyordu. Doktor bunların kendini geçmişini hatırlamaya çok zorladığı için olduğunu söylemişti. Doktorun mantıklı açıklamasına uymayan tek şey thomas’ın artık kendini geçmişini hatırlamaya zorlamamasına rağmen hala kendiliğinden gördüğü bulanık görüntülerin ardından baş ağrısı çekmesiydi. Silik görüntüleri görmek istemediği halde görüyordu bu onun elinde değildi o bulanık görüntüleri netleştirmeye ne kadar çok çalışırsa o kadar büyük bir baş ağrısıyla karşılaşıyordu. Katniss’e bakarken yüzünde oluşan gülümseme kaybolmuştu. Gözleri boş bakıyordu. Sinirli bir şekilde ''Lanet olsun'' diye mırıldandı. Geçmişi her zaman sorun oluyordu ve Thomas bundan gittikçe rahatsız olmaya başlamıştı. Kendini ne kadar zorlarsa zorlasın geçmişini bir türlü hatırlayamıyordu aynı zamanda yine kendini ne kadar zorlarsa zorlasın bulanık görüntülerden silik anılardan ve sülietlerden kurtulamıyordu. Sonuç hep aynıydı büyük bir baş ağrısı. Elini indirdi ve karşısındaki kızlara baktı. Hala tartışmakla meşguldüler. Başının ağrısından başka bir şeye odaklanmaya çalıştı. Dikkatini kızların atışmalarına verdi ama bu büyük bir baş ağrısı çektiği gerçeğini değiştirmeye yetmedi. Birkaç ağrı kesici işini görürdü tabi böyle giderse ilaç bağımlısı olacaktı. Karşısındaki sakar kız konuşmaya başlamıştı. Bunu görüyordu ama ne dediğini duyamıyordu. Dikkat dağınıklığı sorunuyla karşı karşıyaydı. Kendini kızın söylediklerini dinlemeye zorladı. Normalde dikkati kolay dağılmazdı baş ağrısı çekmediği zamanlarda tabi şimdi de bir türlü dikkatini konuşulanlara veremiyordu. Gözlerini birkaç saniyeliğini kapayarak konsantre olmaya çalıştı.

Gözlerini açtığında katniss bir şeyler söylüyordu. Katniss’in sesini duymayı başarmıştı sonunda. Kıyafetler üzerine söylediği şeye gülümsemeye çalıştı ama sadece silik bir gülümseme belirdi yüzünde. Sakar kızdan karşılık gecikmemişti. Bu tartışmaya daha ne kadar dayanabilirdi bilmiyordu. Kız artık sorun teşkil etmeye başlamıştı. Hala aynı konu gündemdeydi yani konuya dikkatini verememesi gayet normaldi. Thomas’ın bir konuya 15 dakikadan fazla odaklanabildiği hiç olmamıştı. Dikkati çabuk dağılan biriydi, sıkıcı konulara pek gelemiyordu, ciddi şeyler pek ona göre değildi zaten bu yüzden amcasıyla sürekli karşı karşıya kalıyordu. Katniss’in sesi dikkatini toplamasına her ne kadar yardımcı olsa da artık Thomas bu konuyla pek ilgilenmiyordu. İlgilendiği tek şey atışmanın ne zaman biteceğiydi. Katniss’in son sözlerinden sonra ''Bu konuyu kapatmanın zamanı geldi de geçiyor daha fazla uzatmanın bir anlamı yok.''dedi. Kız son sözlerini de söyledikten sonra çekip gitmişti. Sonunda katniss’le yalnız kalmışlardı. Thomas gülümsemeye çalışarak ''Ne kızdı ama bir an hiç gitmeyecek zannettim.'' Dedi. Katniss’in büyüleyici gözlerinin içinde kaybolmuştu. Kalbi atışları hızlanmıştı yine. Şuan tek düşündüğü kıza karşı hissettiği tuhaf duygulardı. İlk görüşte aşka inanmayan biri olarak ilk defa gördüğü kişiye bu tür duygular hissedebilmesi tarif edilemez bir şeydi. Katniss’e karşı olan hislerine o kadar odaklanmıştı ki başının ağrıdığını bir süreliğine de olsa unutmuştu. Çok geçmeden etrafın sessizliğe gömüldüğünü fark etti. Thomas’ın konuşacak konu bulamadığı hiç olmamıştı şuan dışında tabi. Resmen nutku tutulmuştu. Söyleyecek kelime bulamıyordu. Sonunda zor da olsa cümle kurmayı başararak ''İlginç bir gündü dimi? Tartışmanız hiç bitmeyecek gibiydi.'' Dedi.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Çarş. Tem. 04 2012, 01:05

Sonunda gitmişti, baş belası sakar sarışın. Ama giderken söylediklerine karşılık vermeyi de unutmamıştı. Neden susmayı beceremiyordu. Sakarlığına ek olarak çenesi düşük lakabını kapabilmek için olabilir miydi? O konuşken sadece beklemişti, Katniss. Her ne kadar kendini tutmakta zorlansa da başarmıştı. Tek bir cümleye bile cevap vermek bu işi daha da uzatırdı. Üstelik tüm bu tartışmadan Thomas'ın da sıkılmış olduğunun farkındaydı. O bir erkekti sonuçta, sürekli konuşan birbirine laf yetiştiren iki kıza daha ne kadar katlanabilirdi. Tüm bunların içinde düşündüğü daha önemli bir şey vardı. Thomas'ın gözünde küçük düşme. O kız gelmeden de bazı şeyleri batırmıştı, ama şimdi olanlar toparlamak biraz zaman alacak gibiydi. Garip düşüncelere daldı, kız ilerlerken ona doğru bakarken. Bir kaç saniyenin ardından Thomas'ta ondan böyle uzaklaşacak mıydı? Gitmesini istemiyordu. Hatta belki de kıza bu kadar tavır almasının nedeni de buydu onunla yalnız kalmak ama niye. Nasıl bir erkek onu bir anda bu kadar afallatmayı başarmıştı. Kafası karmakarışıktı. Boğulduğunu hissediyordu, nefes almak yapabileceği en çok şey gibiydi. Neyse ki Thomas'ın dudaklarından dökülen kelimelerle kendine gelmeye başardı. Duydukları o an da içinde bir şeylerin kıpırdanmasını sağlamıştı. Kıpırtıdan çok bir şeylerin yerine oturmasına benziyordu bu. Belki de aşık olmak ve hissettiği duyguların karşılığını bulmuş olmak. O da en az Katniss kadar kızdan rahatsız olmuştu ki böyle bir cümle kurmuştu. Katnissten değil o kızdan rahatsız olmuştu. Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. Ama sakinleşmeyi pektr başardığını söylenemezdi.

"Sana hak vermek elde değil. Bende bir an bütün gün bu şekilde onunla konuşmak zorunda kalacağımı düşündüm. Neyse ki konuyu kapatacak kelimeleri sarf ettim de gitti"

Konuşma biter bitmez yine en tatlı gülümsemesi yüzüne yerleşmişti. Elinde değildi bu, ona sanki tüm kalkanlarını indirmişti. Diğer insanların umurunda bile olmadığını düşündüğünde onu gerçekten umursuyordu. Aşık olmak bir yana ona bağlanıyor olabilir miydi? İçinden bir an sürekli "Tanrım bu sorular bir yok mu artık?" diye tekrar etti. Cevap gelmese de sorular biriktikçe cevabın hayır olduğunu anlaşılıyordu. Ortamı ve kendi beynini rahatlatmak adına kendini rahat hissedeceği bir şekilde davranmaya karar verdi. En iyisi kız yokken nasılsa aynen o hale geri gelmekti. Bu yüzden arkasını dönerek kızın üzerine çıktığı yere oturmak için bir adım atacaktı ki bir anda dengesini kaybetti. Sanki başı dönmüş gibiydi, ama dönmemişti. Bu sakarlık olabilir miydi? Belki de kız giderken kendi lanetini ona geçirmişti. Bunun saçma bir düşünce olduğuna karar vererek Thomas'a döndü.

"Hadi yine oturalım, canım hala biraz acıyor. Oturmak bana iyi gelir her halde"

Cümlenin bitiminde cevap dahi beklemeden Thomasın çıplak kolunu tutarak onunla ağaca biraz daha yaklaştı. Ama bir kaç saniye sonra ne olduğu bile anlamadan ayağını burkarak onu tutmaya çalışan Thomas'ın üzerine düşmüştü. Kıpkırmızı bir suratla gözlerinin içine bakıyordu. Kalbinin atışı beynini sağır edecek gibiydi. Thomas'ın dudakları sadece bir öpücük ötesinde duruyordu.







_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Çarş. Tem. 04 2012, 22:16

Thomas onlardan uzaklaşmakta olan sakar kızın gidişini izledi. Kızın bir anlık duraksaması onu rahatsız etmişti. Beyni nedenini anlayamadığı bir şekilde tehlike ve tedbir sinyalleri veriyordu ama bu oldukça mantıksızdı. Neye karşı tedbir alacaktı her şey yolundaydı. Etrafta onlara tehlike oluşturacak hiçbir şeyde yoktu. Yine de bir şey onu rahatsız ediyordu nedenini bilmediği bir şey. Etrafa bir göz gezdirdi. Okuldaydılar ne gibi bir tehlike olabilirdi ki? Göl kenarında en fazla yüzme bilmediğin halde göle dalarsan boğulma tehlikesi geçirirdin onda da okuldaki diğer öğrenciler yardıma koşmakta gecikmezdi. Ondaki bu huzursuzluğun sebebi neydi? Neden rahatsızdı? Sakar kızdan sonunda kurtulmuşlardı. Hoşlandığı kızla baş başaydı peki sorun neydi? Bu sorular beyninin içinde dönüp dururken katniss’in sesiyle tüm dikkatini ona verdi. Gülümsemesi o kadar güzeldi ki… Bu güzel anı bozacak kimsenin olmaması da ayrıca güzeldi. Beyninde dönüp duran soruları bir kenara kaldırdı. Sandığından biraz fazla paranoyaktı büyük ihtimalle. Boşuna kafaya takıyordu her şeyi. İçindeki huzursuzluğun tek açıklaması buydu. En azından kendini buna inandırmaya çalışıyordu. Tabi becerebildiği söylenemezdi. Belli etmese de içindeki huzursuzluk ve kafasındaki sorular hala zihnini ve onu meşgul ediyordu. Tüm dikkatini katniss’in üzerinde yoğunlaştırmaya çalıştı. Anca bu şekilde kurtulabilirdi aklındaki sorulardan. Derin bir nefes aldı ve yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. Tüm olanlara rağmen katniss’e bakınca gülümsemekte hiçte zorlanmıyordu. Bu olağan bir şey gibiydi. Katniss’e bakarken kendiliğinden yüzünde beliren gülümseme. Normalde Thomas bu gülümsemeyi bir arkadaşında görse yine aptal aşık gülümsemesini takındı bizimki diye dalga geçerdi. Ama şuan kendi deyimiyle aptal aşık gülümsemesine engel olamıyordu.

Katniss’in sözlerine karşılık gülümseyerek '' Evet neyse ki sen onun gitmesini sağlayacak kelimeleri söyledin ve böylece günümüzün geri kalanını kurtardın bunun için sana minnettarım'' dedi. Açık kahverengi saçları ela gözleriyle o kadar güzeldi ki gözlerini ondan alamıyordu. Katniss az önce oturdukları ağacın oraya gitmek için bir adım atmıştı ki denge kaybı yaşamıştı ama kısa sürede kendini toparlamıştı. Thomas bunun üzerine derin bir nefes aldı. Bir an için düşeceğini düşünerek onun için endişelenmişti. Onun için endişelenmişti… Bu kadar kısa sürede bir insana bu kadar değer verilebilir miydi? İnsanları önemsemeyen biri için bu oldukça imkansız gibi görünse de her şey ortadaydı. Katniss’in son sözleri üzerine tamam anlamıyla başını salladıktan sonra katniss’in ardından yürümeye başladı. Çok geçmeden katniss yine denge kaybı yaşamıştı. Thomas ani bir refleksle onu tutmaya çalıştı. Birkaç saniye içinde ikisi de yerdeydi. Thomas gözlerini araladı. Üzerinde olan katniss’i görünce zaten hızlı çarpan kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atmaya başladı. Burun burunaydılar neredeyse öpüşeceklerdi. Gözlerini katniss’ten alamayarak ''iyi misin'' diye sordu. Kafasını çarptığı için canı acımış olsa da şuan bunu pekte önemsemiyordu. Dudakları birbirine neredeyse değecekti. Bunu yapmamalıydı biliyordu ama aralarındaki çekime karşı koyamıyordu. Katniss’ten bu yüzden tokat yiyebilirdi ama şuan bu umurunda bile değildi. Şuan istediği tek şey onu öpmekti. Çok geçmeden dudakları katniss’in dudaklarıyla buluştu ve Thomas katniss’i öpmeye başladı.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   C.tesi Tem. 07 2012, 16:55

Düşüşünden ötürü canı yanmıştı ama şu an pekte canını önemseyecek durumda değildi. Onun canı yanıyorsa Thomas'ın canı kesinlikle daha çok acıyor olmalıydı. çünkü o hem düşmüş hemde üzerine Katniss düşmüştü. Kendine şu an ne kadar çok kızıyordu. Kıza söylediği onca şeyden sonra en büyük sakarlığı şu an kendine yapmıştı. Üstelik hemde onun gibi birisinin üzerine düşmüştü. Buda kendini aptal gibi hissetmesinin bir başka nedeniydi. Ama durum sadece düşmekle sınırlı kalmamıştı onun üzerinden kalkmak için hiç bir girişimde bulunamıyordu. Kendine önce kızgınlığının ardından şu an Thomas ile bulunduğu pozisyon onun gözlerinin içine bakmak dudaklarının sadece bir kaç santim uzak olması kalp atışlarını o denli hızlandırıyordu ki sanki kalbi bu ritme daha fazla dayanamayacak da duracakmış gibi.

Şu an aklından geçenleri bilse Thomas kim bilir ne düşünürdü. Onun dudaklarını hissetmek istiyordu. Ne pahasına olursa olsun. Ama yapmak düşünmek kadar kolay değildi. Bunu yapamazdı, yoksa yapabilir miydi? O bunları düşünürken Thomas'ın sesi ile kendine geldi. Soruyu biraz geç algıladığı için bir an afallamıştı sonrasında titrek bir tonda konuşmaya başladı.

"İyiyim"

Ağzından tek bir kelime çıkmıştı. Hemen sonra konuşmaya bir şekilde devam etmek istedi. Ama dudaklarına yapışan dudaklarla bir saniyeliğine tüm vücudunu donup kaldı. Thomas onu öpmeye devam ederken az önce düşündüğü her şey kafasından bir anda silinmiş sadece tek bir şeye odaklamıştı, onun dudaklarına. Tadını tarif etmek imkansızdı. Kollarını boynuna sararak onu daha fazla kendine çekip ateşli bir şekilde öpmeye devam etti. Öpüşmeleri bittiğinde kendini geri çekerek Thomas'ın gözlerinin içine bakmaya başladı. Dudaklarından sadece onun ismi döküle bilmişti.

"Thomas"




_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Thomas Blake
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 02/06/12
Yaş : 28
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Perş. Tem. 12 2012, 20:15

Thomas aralarında oluşan ani yakınlaşmaya karşı koyamamış sonunda da onu öpmüştü. O an için her şey durmuştu. Hiçbir şey düşünemiyordu. Kalbi delicesine çarpıyordu ve o anın tadını çıkarıyordu sadece… Onun dudaklarında dudaklarını hissetmek anlatılamaz derecede harika bir duyguydu. Bir süre yaşadığı duygu karmaşasının esiri olsa da daha sonra aklına onu öperken bir an olsun bile düşünmediği şeyler gelmeye başladı. Onu öpmüştü. Onu hiç tanımıyordu sadece bir kez karşılaşmışlardı doğru düzgün konuşmamışlardı bile ve Thomas onu öpmüştü. Katniss’in Thomas hakkında ne düşündüğü hakkında hiçbir fikri yoktu. Ya da bir sevgilisinin olup olmadığını bilmiyordu. Sadece kalbinin sesini dinlemişti. Katniss’in öpücüğüne karşılık vermesiyle tüm düşüncelerinden bir anda sıyrılmıştı. Şuan tek düşündüğü katniss’e aşık olduğuydu. Aşka inanan biri olmasına rağmen yine de ilk görüşte aşka inanmazdı bu yüzden oldukça tuhaf geliyordu katniss’e karşı hissettiği tüm bu duygular ama bundan başka bir açıklama da bulamıyordu hissettiklerini anlatmak için.

Katniss’i tutkulu bir şekilde öpmeye devam ederken aklındaki bu sorulardan da kurtulmaya çalışıyordu tabi başardığı söylenemezdi. Bu anın bitmesini hiç istemiyordu. Tüm gün hatta sonsuza kadar böyle kalabilirdi. Biliyordu her güzel şeyin bir sonu vardı ve öpüşmeleri de eninde sonunda bitecekti. Yine de bunu bilmesi hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Sonunda dudakları katniss’in dudaklarından ayrılmıştı. Gözleri katniss’in gözlerine kilitlendi. Katniss’in o güzel dudaklarının arasından çok geçmeden kendi ismini duyduğunda gülümsedi. Kalbi delicesine çarpıyordu ve şuan ondan başka hiçbir şey düşünemiyordu. Elini katniss’in yanağına koyarak ''Ben sana aşık oldum. Biliyorum inanması güç ama durum bu. Sana sırılsıklam aşığım.'' Dedi. İlk görüşte aşka inanmayıp bununla dalga geçen birinin ağzından bunları duymak kesinlikle tuhaftı bunun olduğuna kendide inanamıyordu ama ilk kez gördüğü halde ona aşık olmuştu işte. Katniss’i öptükten sonra ''Senin güzel gözlerinde kaybolup gitmekten kendimi bir türlü alamıyorum. Bugün hiç bitmese keşke'' dedi.


_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katniss Alistar
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 02/06/12

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   C.tesi Tem. 21 2012, 14:07

Kendini tuhaf hissediyordu. Gerçekten tuhaf ama bu tuhaflığın nedeni kalbinin delice atmasına neden olan duygulardı. Thomas'ı öpmek ise hiç bir şekilde tuhaf gelmiyordu ona. Sanki bu çok doğal bir şeymiş gibi onu öpmeye kollarıyla sarmaya devam etmişti. Neler oluyordu. Ailesi dışında herkese taşa dönüşmüş olan kalbi Thomas'a karşı neden böyle olmuşu. Gerçi soruların ne önemi vardı ki... Önce beğeni, sonra kıskançlık, şimdide bu öpücük ona aşık olmuştu. Onsuz olmak istemiyordu. Hep yanında olmasını bugünün bitmemesini ama bazı şeylerin bitmesi gerektiği gerçeği ile bu istekler başa çıkamazdı.

Dudakları birbirinden ayrıldığında dudaklarından onun adı çıkmıştı. Üstelik daha fazlasını söylemek istediği halde iki kelimeyi yan yana getirerek bir cümle kuramamıştı işte. Gözlerinin içine bakarken kaybolduğunu hissediyordu. Sanki tüm benliği onunla bütün olmuş gibiydi. Yanağında hissettiği elin üzerine kendi elini koydu. Hala gözleri gözlerindeyken onun söylediklerini duydu. Duydukları kalbinden geçen kelimelere ne kadar da yakındı. Ondan bunları duymak dudaklarındaki kilidi adeta eritmişti.

" Bende sana aşık oldum Thomas. Seni seviyorum"

Konuşması bittiğinde sanki bir ödül gibi yine onun dudaklarına sahip olmuştu. Onu öpmeye devam ederken sürdürebildiği kadar uzun tutmaya çalıştı. Ama sonuç yine bırakmak zorunda olduğu noktaya gelmişti. Onun tekrar söyledikleriyle gülümsedi tam yine onu öpecekken çantasındaki telefonu çalmaya başlamıştı. Ağacın yanına giderek çantasını açtı ve kısa bir görüşme yaptı. Büyük annesi eve gelmesi gerektiğini söylüyordu. Farkında bile olmadan akademinin çıkış saatini geçirmişlerdi. Thomas'a sıkıca sarıldıktan sonra konuşmaya başladı.

"Bende bugünün bitmesini istemezdim ama eve gitmeliyim istersen birlikte yürüyebiliriz"

Son söylediğini Thomas onay verircesine başını salladı. Eli ele tutuşarak akademinin çıkışına doğru ilerledi. Yolda bir kaça kere daha dengesini kaybetmiş olsa da bunu umursamadı. Thomasında umursamadığına emindi.

_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Karşılaşma
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: