AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Noron Celladı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fransisco Armani
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1161
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 24

MesajKonu: Noron Celladı   Salı Kas. 18 2014, 15:43

Artık Soruşturma Ofisi Kadın Şeflerinden biriydim. İsteğime ulaşmamda ufak ama önemli bir adım atmıştım. Bu mertebeye elbette birkaç sene sonra ulaşacaktım. Ama o kadar vaktim yok tu. Şimdi ortaya çıkma vaktiydi. Bu seferki işbirlikçilerim Soron’lardı. Birkaç ay içinde Soronlu Başbakan Yardımcısı Park ile irtibata geçmiştim.  Noron’lara  karşı büyük bir darbe indirecektim. Belki de onları ikiye bölecektim. Şef olduğumdan beri artık daha fazla kulak asıyordum her şeye. Belki gereksizdi bu yaptığım. Ama o an için en doğrusuydu yaptığım.  Noron’larla daha fazla ilgileniyordum. Kraliçe Kim ve Kraliyet Asil Eşi Kim arasındaki soğuk rekabet normalden fazla dikkatimi cezp etmişti. Bu iki kuzen arasındaki soğuk rekabet artık zararlı boyutlara ulaşacak gibiydi. Ufak bir tetiklemeye bakardı. Bir de Başbakan Yardımcısı Park’ın en büyük kızı Soronlu Asil Eş Park veliaht prens’in annesi olmasına karşın hala Kral’ın ikinci dereceden cariyesiydi. Bu onu besbelli sinirlendiriyordu. Ana Kraliçe Choi gibi güçsüz ve pasif bir ana kraliçe de olmak istemiyordu. İşte tüm bu durum benim ekmeğime yağ sürüyordu. Ben de tüm bu durumdan sonuna kadar istifade edecektim zaten.

Soronlar ve Namin’leri kaynaştırmıştım. Her türlü ayarlamayı yapılmıştı. Ana Kraliçe Choi gücüne kavuşacak, Asil Eş Park Kraliçe’lik mertebesine yükselecek Babası Başbakan Yardımcısı Park da Başbakan olacaktı. Tabi o anki en büyük müttefikim salak Bakan Yeong da Başbakan yardımcısı olacaktı. Ben ise Kraliyet ailesine giriş anahtarını elde edecektim.  İki seferdir en ufak payeyi alan ben olacaktım. Ama bu umurumda değildi. Çünkü biliyordum her köklü değişmenin yukarıya fırlatıverdiği insanlar vardır.  Bunlardan birinin etrafında toplanır diğer zavallılar. Fakat en büyük hediyeyi alanı hiç görmezler Bu sivrilenler inancına sımsıkı bağlı gözükürler.  Bu inançları onu temiz yürekli yapar zannederler. Ama gerçekte öyle değildi tabi.  Bu insanlar inançlı ve ülkücülüklüleriyle en sert gerçekçi düşmanlarından ve en korkunç katillerden bilinçsizce felakete sürüklerler ve daha çok kan akmasına neden olurlar.  En azından bunu görecek kadar ileri görüşlü iyi bir gözlemciydim.

Gene sessiz ve sakin bir geceydi. Ilık bir hava ve yaprak kımıldamıyordu. Sanki fırtına öncesi sessizlik ben geliyorum diye bağırıyordu. O gece Kraliçe Kim kuzeni Kraliyet Asil eşi Kim tarafından zehirlenecekti. Kraliçe ölecek ve ardından Soronlar bir isyan çıkartacaktı. Soronlar Noronların kanını istiyordu. Ama onlara da bir gün sıra gelebileceğini düşünmüyorlardı. Politika bir kumardı. Politika bir satrançtı. Ama hepsinden de öte kanla beslenen doymak bilmeyen bir canavardı. Tüm Soronlar da sanki bu gözü dönmüş, kana susamış, katil canavarın yavruları gibiydi. Kan korksuyla başları dönen, gözü kanlı bu katillerin hepsi rakiplerinden kurtulma gayesiyle bu vahşiliklerini dizginlerler. Ama bu fesadın tohumu bu bahaneyle fışkırır. Kanlı sözlerle sarhoş olmanın verdiği haz ve şehvet gün gelecek onları da mahvedecekti. Akıttıkları kanda boğulma tehlikesi onları bekliyordu.

Her şey hazırdı.  Her şey ayarlanmıştı. Gelecekteki göstermelik kankam Asil Eş Park, Beni kızı gibi sevecek olan Ana Kraliçe Choi  ve Müstakbel Başbakan Park hepsiyle pazarlığımı yapmıştım.  isyan başarıya ulaştığında Kraliyet ailesine giriş anahtarımı alacaktım. O gece kan akacaktı. Hem de uzun süredir hiç akmadığı kan. Kraliçe’nin ölüm haberiyle başlangıç düdüğünü çalmıştı. Soruşturma ofisi leydileri Kraliyet Asil Eşi Kim’i sorgulamam için önüme getirdiler. Ne büyük bir tesadüf ki o gece nöbetçi olan en yetkili şef ben idim. Çok bariz ki bu tesadüf değildi. Karşıma geldiğinde gözlerini korku bürümüş bu kadın bana korkan bir o kadar da dik durmaya çalışan yüzüyle korkusuzca bana bakmaya çalışıyordu. Ölü, ruhsuz ve kireç gibi beyaz suratım onu daha da korkutmuştu besbelli.


”Hoş geldiniz Hanımefendi.  Sizi neden buraya çağırdığımızı merak ediyorsunuz herhalde hanımefendi. Kraliçe Hazretleri’nin ölümüyle ilgili hakkınızda bir ihbar aldık. ” Gözleri fal taşı gibi açılmıştı Eş Kim'in. Elleri titremeye başlamıştı. Soğuk Ecel terleri alnından boynuna kadar süzülüyordu. Güçlükle konuşabildi. “Kraliçe Hazretleri!” Diye haykırarak ağlamaya başladı. Rolüne iyi çalışmıştı besbelli. Lafıma devam ettim. “ Maalesef ki tüm kanıtlar sizi gösteriyor ekselansları.” Önce duraksadı. Şaşkınlığı bir kat daha artmıştı.  Soğukkanlılık denilen şey Eş Park’ın yanına dahi uğramadı. Sahte bir hiddetlenme gösterine girişti. Ayağa kalktı. “Siz neler saçmalıyorsunuz Kraliçe hazretleri benim kuzenim ve ayrıca kardeşim gibidir. Böyle saçma bir iftirayı kim bana atmaya çalışır? İşinizi düzgün yapmadığınız çok belli oluyor.” Kızmam gerekliydi ama en ufak bir kızgınlık gösterisine girişmedim. Karşımdaki kadını iyi gözlemlemiştim. “Bizzat sizi uzun süredir izliyorum. Tüm kanıtları da tek tek topladım.  En önemlisi de suikastçı sizin ve babanız Bakan Park’ın ismini verdi. Ayrıca babanızın bu suikastı planladığı toplantının kaydı da elimde.” Tek bir kelime söyleyemedi. Suskunluğu bunu onaylar gibiydi.  Hafifçe kalktım ve sorgu odasından ayrıldım.

Sevinçli haberi majestelerine ulaştırmaya gidiyordum. Sarayda sıkıyönetim ilan edilmiş gibiydi. Tüm bu olaya adı karışanlar sarayın ana avlusunda toplanmıştı.  Her şey plana göre işliyordu.  Majestelerinin huzuruna vardım. Fakat yüzümde aynı ifadesizlik ve vardı. Ne kadar da ürkütücüydüm.  Ama bunun o an için önemi yoktu. Bu çirkinliğim o ana kadar en büyük hazinem olmuştu.  Bu saatten sonra da en büyük kusurum.
“Majesteleri Kadın Soruşturma Ofisi Kadın Şefi Yoon Soo Ryeong teşrif ettiler.”  Kapı açıldı ve Majesteleri’nin huzuruna çıktım.  Ana Kraliçe Choi ve Asil Eş Park da orada idi. Gerekli reveransları sunup konuya geçtim. “ Buyurun Majesteleri raporum ve kanıtlarım diyip hepsini majestelerinin önüne koydum.  Ardından majesteleri beni dışarı göndertti.

Ertesi sabah irili ufaklı neredeyse Noronların üçte ikisi yargılanıp ya sürgüne ya ölüme mahkûm oldu. Ben hariç şimdilik bu olayı gün yüzüne çıkartmada emeği geçen herkes ödülünü aldı. Bu olay dikkat çekiciydi ama kimsenin umurunda değildi. Bu da benim işime geliyordu. Sessizliğimi ve ifadesizliğimi koruyordum. Ama bu benim salak müttefikimin dikkatini çekmişti. Yanıma geldi.
“ Tebrikler Leydi Yoon bir iş daha başardınız.” Elleriyle alkışladı. Alaycı bir ifadeyle fısıldar bir şekilde konuşmaya başladı. “Ünlü Noron Cellâdı Yoon Soo Ryeong. Ne de güzel bir isim.” Hiç tepkimi bozmadım. Bunu bekliyordum. Ama ona karşılık verecek gücüm yoktu. Hafifçe gülümsedim. “ Bu da sizin başarınız Bakan Yeong artık başbakan yardımcısısınız. Ayrıca bu işi çözüme kavuşturan kişi müstakbel Başbakan Park idi. Ben sadece üzerime düşeni yaptım. “  Dedikten sonra gülümseyerek oradan ayrıldı.  Her ne kadar cellât lafı kafamın derinliklerinde bir yerde içime otursa da ben buydum. Ben Noron Celladı Yoon Soo  Ryeong idim.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Patricia
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 12/10/14

MesajKonu: Geri: Noron Celladı   C.tesi Kas. 22 2014, 10:55

Ürkütùcü bir karakter yaratmışsın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fransisco Armani
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1161
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Noron Celladı   Ptsi Kas. 24 2014, 09:35

Sağol bebeğim darısı senin başına Very Happy

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Noron Celladı   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Noron Celladı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fransisco Armani :: Krizantem Günlükleri-
Buraya geçin: