AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Amy Mills

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Diana Maurice
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1163
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 25

MesajKonu: Amy Mills   Perş. Kas. 20 2014, 00:18

Kalabalık bir ailede açmıştı gözlerini. Cadı bir anne ve büyücü bir babanın 7. Çocuğu olarak doğmuştu. Annesi ve babası uzaktan akraba bir Mills cadısıydı. Akrabalarının neredeyse yüzde sekseni Mills soyadını taşıyordu. İki ablası ve beş ağabeyi vardı. Fakir sayılmazlardı. Ama zengin de değillerdi. İki katlı müstakil bir evde yaşıyorlardı. Fakat odasını iki ablasıyla birlikte paylaşmak zorunda olmaktan da nefret ediyordu. Süse ve gösterişe aşırı bir ilgisi vardı. Takıp takıştırmayı seviyordu. Pahalı mücevherler, gösterişli kıyafetler… Hayallerini süslüyordu.

Büyüyle iç içe büyümesine karşın cadılığından nefret ediyordu. İlk büyü denemelerindeki başarısızlığına çok içerlemişti. Sürekli büyü konusunda kuzenleriyle kıyaslanıyordu. Bir nevi yüzkarası damgası yemekten nefret ediyordu. Özellikle annesinin gözündeki tutumu… Annesi aşırı otoriter bir kadındı. Bir komutan gibi çocuklarını hizaya sokmaktan mutluluk duyardı. Aşırı planlı, tutumlu ve becerikli bir kadındı. Ayinlerde sürekli ön saflarda yer alıyordu. Annesinin gözünde sadece zayıf, çelimsiz ve beceriksiz bir asker idi. Sürekli kuzenleriyle kıyaslıyor ve bundan nefret ediyordu. Beceriksiz bir cadıyı kim alır diye sürekli söyleniyordu. Dobra dobra bir kadın oluşu ise Amy’yi çileden çıkarmaya yetiyordu.

Babasını neredeyse hiç görmüyordu. Annesi ev kadınıydı. Ama dikiş nakıştan üç beş kuruş bir şeyler kazanıyordu. Bu yüzden babası sürekli çalışmak zorunda kalıyordu. Ağabeyleri de aynı şekilde. Ailemizden öyle ahım şahım meslekli insanlar çıkmıyordu. Sadece ablası ana sınıfı öğretmeniydi. Diğer ablası ise bir fast food dükkanında çalışıyordu. Fakat en büyük, öğretmen olan ablası hiç istemeyerek bir kuzeniyle evlenmesi altı yaşındayken bile olumsuz etkilemişti Amy’yi.

Annesi sürekli ablaların yokluğunda ev işlerinde Amy’yi kullanıyordu. Okul derslerinde bile başarılı değildi. En sevdiği şey şarkı söylemek idi. Fakat annesi buna sürekli engel oluyordu. Ona göre böyle şeyler boştu. Oyunculuk ve şarkıcılık iki boş meslekten ibaretti. Fakat teyzelerinden biri hakkında olan gerçeği öğrendiğinde annesine kızamıyordu. Teyzesi’nin de sesi Amy gibi güzel imiş, hatta ses renkleri ve görünüşleri de teyzesine çok benziyor imiş. Bu yüzden hep Amy’ye buruk bakıyormuş. Hatta bir keresinde sesini çirkinleştiren bir iksirle tehdit etmişti Amy’yi. Teyzesinin acı bir şekilde şöhret yolunda ölümü annesini olumsuz etkilediği belliydi.

Babasını neredeyse hiç tanımıyordu. Uzun boylu, mavi gözlü kumral ve yapılı bir adam idi. Ailesinde neredeyse herkes mavi veya yeşil gözlüydü. Annesinin ve babasının mavi gözlü oluşu Emily’ye de genetik olarak etkilemişti. Babasının bir antika dükkanı vardı. Çoğunlukla orada çalışıyordu. Bazen de ekstra işlere gidiyordu. Araba yıkama, petrol ofisi, boyacılık, garsonluk gibi ek işlerde yapıyordu. Büyü konusunda yetenekli değildi. Yeteneksiz de sayılmazdı.

En büyük ağabeyi John, gişe memuru olarak çalışıyordu. İlk doğandı. Büyü konusunda son derece becerikliydi. Görünüşü babasına benziyordu. Ondan sonra gelen ağabeyi Jeremy, ise daha çok annelerine benziyordu karakter ve görünüş olarak. Yetenekli bir terziydi. Annelerinin erkek versiyonu gibiydi. Üçüncü ağabeyi Jake, ise bir pastanede çalışıyordu. Dayımıza çok benziyordu. Yemek konusunda özellikle tatlı konusunda eli hünerliydi. En küçük ağabeyi ise lise son öğrencisiydi. Yetenekli bir öğrenci değildi. Fakat bir trafik kazasında trajik ölümü tüm aileyi olumsuz etkilemişti. Anneleri en küçük oğluna daha düşkündü. Onun ölümü annesini daha saldırgan ve acımasız bir kadın yapmıştı.
En yakın arkadaşı Kuzeni Rita idi. Rita ile aralarından su sızmıyordu. Hatta iksir konusunda büyük annesi ile birlikte destek olmuşlardı Amy’ye. Büyük annesi çoğu kez Emily’yi annesine karşı korumuştu.

İksir konusunda çok daha bilgili olmuştu. Büyük annesini kaybettiği yıl, akademi sınavlarına girmiş ve iyi bir dereceyle kazanmıştı. Londra Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi gibi prestijli bir okula girmişti. Annesini ikna etmesi çok zor olmuştu. Maddi sorunları bahane etmişti. Her ay 500 pound ailesine gönderme ve kendi masraflarını karşılama şartıyla Londra’da okumaya gitmişti. Annesinin amacı pes etmesiydi elbette. Fakat istediği gibi olmadı. Zengin bir lordun torununun kapaması olunca maddi durumu da düzelmişti.

Annesi, büyük ablasının mutsuz evliliği ve diğer ablasının bir kurt adam ile evlenmesi yüzünden Amy’ye daha bir titrer olmuştu. Ve imkansız gibi gözüken şartları yerine getirmesi şüphesini çekmişti. Bir büyü sayesinde Amy’nin kapama olduğunu öğrendiğinde yani akademide ilk senesini bitirdiğinde ve evine döndüğünde evde küçük bir kıyamet kopmuştu. Annesini ilk defa bu kadar sinirli görmüştü. Babama hiçbir şey söylememişti. Kimseye hiçbir şey söylememiş olmasına şaşırmıştı. Amy ile yalnız bir şekilde evde kaldıklarında kızını ömrü hayatında hiç dövmediği kadar hırpalamıştı. Büyü yapamaması için de bir büyü yapmış ve mahzene kapatmıştı. Aç susuz, üç gün orada kalmıştı. Kuzeni Rita onu arama büyüsü yapıp bulmasaydı ölebilirdi de. Her ne kadar ailesini sevse de bir daha eve uğramadı gibi bir şey. Büyük annesinin büyü kitabı Rita’nın ailesine kalmıştı. Kuzeni Rita önce onu kurtardı. Ve üzerinden annesinin yaptığı büyüyü birkaç kuzeni yardımıyla kaldırdı. Ailesiyle çok nadir görüşür olmuştu.

George’a aşık değildi. Fakat hayallerini gerçekleştirmede yardımı dokunduğu için ona ömrünün sonuna kadar minnettar kalacaktı. George’un kapaması olduğu süre zarfında koparabildiği kadar para ve mücevher koparmıştı. Hatta kendisine ufak bir daire bile satın aldırmasını sağlamıştı. George’un isteklerini cinsel olarak tatmin ediyordu. Hamile kalmamak için sürekli iksir içiyordu. Bu yüzden ileride çocuk sahibi bile olamayabilirdi. Bu riski düşünmesi onu korkutsa da hayat tarzına devam ediyordu. Anne olmak istemiyordu zaten. Kendi öz annesine kızgınlığını çocuğundan çıkarmak istemiyordu. Hele de doğacak olan çocuğunun annesine benzeyeceğini düşündüğünde de öfkeden kuduruyordu. Yıllarca annesine olan kızgınlığı geçmedi.

Akademide üçüncü senesinin ortasında George’un ikizleri olmuştu. Bir süredir de karısı Amy’nin varlığından haberdar imiş. Bir akşam yemeğinde ayrıldılar. George, Amy’nin üzerine oturduğu evi Amy’nin kullandığı arabayı üzerine yapmıştı. Bir mücevher seti hediye etti. Bir de çek yazdı. Amy ayrıldığı için üzülmüyordu. Ait olduğu yerin çocukları ve eşinin yanı olduğunu biliyordu. George ile bir geleceği de yoktu zaten. Fakat üç ay sonra George’un bir fabrika yangınında hazin bir şekilde ölümüne çok üzülmüştü.

Geçimini hafta sonları orta –üstü sınıf ailelerin çocuklarına müzik dersi vererek sağlamaya başladı. Çocuklarla ilgilenmeyi seviyordu. Genç ve tazecik beyinlerine müzik ruhunu aşılamak hoşuna gidiyordu. Bu süre zarfında ailesiyle pek sık görüşmedi. Annesi ile arasındaki husumeti nedenini bilmediği bir sebepten ötürü içgüdüsel olarak iki kadın da pek aile bireylerine hissettirmemeye çalışıyordu. Eskisi gibi sık sık uğramıyordu evine. Ayda bir ya da iki gün… Her aile evinde kaldığı gece gözüne pek uyku girmiyordu. Sürekli annesinden bir zarar gelecekmiş gibi tedirgindi.


Maddi durumu eskisi kadar iyi olmasa da belli başlı masraflarını çıkartıp ailesine ayda 750 pound gönderebiliyordu. Eskisi gibi para harcamıyordu. Hatta George’un verdiği paraya da hiç dokunmamış aylık 100-200 pound da para biriktirmeye başlamıştı. Her türlü masrafını kısıyordu. Eskisi gibi kıyafete, ayakkabılara, çantalara ve mücevherlere çok para yatırmıyordu. Pahalı iksir malzemeleri dahi almıyordu. Dışarıdan yemek söylemiyor ya da haftada bir ya da iki kez arkadaşlarıyla dışarıya çıkıyordu en fazla. Gece hayatı neredeyse hiç yoktu. Çıksa bile sesi gider korkusuyla çay, içki, kahve, soda vb. içecekler dahi içmiyordu. Hatta tutumluluğunu abartıp kıyafetleri olmaz diye kilo alıp vermiyordu bile.

Hayatının bir buçuk senesi böylece geçmişti. Akademide dördüncü yılını bitirdiğinde artık müzik konusunda epey bilgili ve yetenekliydi. Ayrıca özel ders sayısı ücretini de arttırdığı için geliri de artmıştı. Hayatından memnun idi. O sene hayatında birkaç şey değişti. Bazı ikinci sınıf şarkıcılara vokal koçluğu yapmaya başladı. Geliri özel derslerden daha iyiydi. Mezun olana kadar bu işi yaptı. Mezun olduğunda sanki bu işi yıllardır yapıyormuş gibi tecrübeliydi. Teyzesi gibi müzik konusunda yetenekli ve azimli bir kişiliğe sahip olmasaydı bu çok zordu.

Bir işi yapabilme ve o işte en yetenekli kişilerden biri olduğunda zayıf ve çekinik karakteri adeta dominantlaşmıştı. Kendisine aşırı özgüven ve şımarıklık gelmişti. Bir saldırı karşısında savunmaya geçmekle kalmıyor, şiddetli bir şekilde saldırıyordu. Aşırı sivri dilli ve dobra olabiliyordu önemsiz ve güçsüz insanlar karşısında. Bunun en güzel örneği mezun olduktan sonra annesinin Emily’nin kuzeniyle evlenmesi gerektiğini dillendirmesiyle oluştu. Kadını azarlamış ve öfkesi ile yeni kazandığı asiliği sayesinde annesinin şiddet ile yaptığı büyüyü geri çevirmiş hatta bulaşıkları bile annesine bırakmıştı. Tüm ev halkının önünde kuzeniyle evlenmeyeceğini söyleyip evi terk etmiş, bir daha da o eve uğramamıştı. Fakat böyle yaparak tüm Mills cadılarının ve büyücülerinin öfkesini üzerine toplamıştı. Birkaç kuzeninden yardım isteyip gizlenme büyüsü yapıp Londra’yı bir mühlet terk etmişti. Bu uğurda evi hariç bütün birikimlerini harcasa da ilk başta sonradan para kazanmaya başlamıştı. Özel dersler veriyor, vokal koçluğu yapıyordu.

Berlin’de iken hayatını değiştiren bir hamle olmuştu. Ünlü bir Amerikalı sanatçının geri solistlerinden biri olmuştu. Eskisinden daha fazla para kazanmaya başladı. Fakat hala tedirgindi. Amerika’ya gittiğinde bile bu tedirginlik devam etmişti. Daha bencil, daha ürkek ve saldırgan biri olmuştu. Günden güne psikolojisi bozuluyordu. Fakat bunun farkına vardığında zihnini boşaltmak için kendisini mesleğinde geliştirip çalışıyordu. İki yıl böyle geçmişti. Tüm cesaretini toplayıp Londra’ya geri dönmek zorunda kalmıştı. Bir plakçını teklifini kabul etti. Ve şöhret dünyasın adım attı. Ailesi onu bulacaktı. Fakat kuzeni Rita sayesinde geliştirdiği bileklik onu koruyacaktı. Şöhret adımlarını hızla tırmanırken ailesini yani Kızgın Mills Cadılarını unutmuştu.

Bir gün küçük dairesine geldiğinde annesi, ağabeyleri oradaydı. Sanki bütün klanın gücünü, öfkesini üzerine boşaltmış gibi bir büyüyle Amy’yi dövmeye başladılar. Ağır işkence büyüleri yapıyorlardı Amy’nin üzerinde. Öldüresiye bir işkence’nin ardından annesi onu öldürmek üzere son büyüyü yapacak iken atalarından ve aile kahininden bir yaşaması için telepatik bir mesaj gönderdiler annesine. Büyü yapamaması için büyülendi. Tekrar evlerindeki bir hücreye kapadılar Amy’yi. Çok güçlü bir cadı ve büyücü doğuracağı kehanetinde bulundu aile kahini. Mils cadılarının güce tapma sevdası Amy’ nin hayatını kurtarmıştı. Kahini yanlış yorumladıkları için neredeyse evli bekar bütün kuzenleri doğacak çocuğun babası olmak için sıraya girmişti. Annesi Amy’nin bakire olmadığını ağzından kaçırınca neredeyse genç yaşlı bütün kuzenleriyle ilişkiye girmek orunda bırakılmıştı. Bir savaş esiri gibi aç bırakılıyordu sürekli. Doğru düzgün beslenememiş ve zayıf düşmüştü. Tabi bu arada müzik hayatı bir süre durmuştu. Müzik hayatını düşünmüyordu bile o sıralar. Hayatını kurtaran yarı belirli olmayan bir kehanet hayatını mahvetmişti. Zayıf düşmüş ve içleri yara olmuştu. Hamile kalıp bu çilenin bitmesi için her gün Tanrı’ya dua ediyordu. Fakat bir türlü hamile kalamıyordu içtiği iksirler yüzünden. Onu kurtaran aile kahini kehaneti tam şekillenince evleneceği adamın çok güçlü bir insan soyuna mensup olacağını söylemesi üzerine kurtulmuştu hayatı. Hiçbir erkekle temas kurulmasına izin yoktu. Fakat sahte sevgililere bir şey demiyorlardı. İşi gereği bu böyleydi.

Kendisine gelir gelmez ilk işi kaçmak oldu. Bu sefer ailesi onu rahat bırakacaktı. Ailesi tarafından dağıtılan hayatını toparlamak için bütün gücünü ve cadılığını kullanmaya başladı. İksir sanatında ilerlemesi Amy için bir kez daha işine yaramıştı. Kısa sürede toparlandı ve hayatını eskisi gibi yapmaya başladı. Yeni albümler, klipler vs derken bir de oyunculuk konusunda yetenekli olduğunu fark etti. Müzik konusunda Daha çok vamp veya kötü kadın rolleri veriliyordu. Başrol olamasa da sürekli “yardımcı kadın oyuncu ödülünü” “ en iyi kötü karakter ödülleri” gibi prestijli kurumlardan birkaç ödül almayı başarmıştı.

Hayatı böyle devam ederken artık günümüze gelindiğinde 25 yaşındaydı. Oturmuş bir hayatı vardı. Fakat hakkındaki kehanet peşini bırakmıyordu. Birbirlerini zaman akışı içerisinde bulacaklarına dair olan kehaneti olmasa bu kadar rahat olmayacaktı. Fakat ailesi de Amy’yi sürekli sıkıştırıyordu. Luke ile tanışmıştı. Luke’un o erkek olduğunu düşünüyordu. Fakat emin değildi. Emin olmamasına rağmen Luke’u ailesinden gizlemeye çalışması gerektiğini düşünüyordu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Amy Mills
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fransisco Armani-
Buraya geçin: