AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Cadılığı Gizleyen Bileklik

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Diana Maurice
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1163
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 25

MesajKonu: Cadılığı Gizleyen Bileklik   Perş. Kas. 20 2014, 00:35


8 yıl Önce

Dipsiz bir karanlığa düşüyor gibi hissediyordu. Basit bir bilekliğin ötesinde olan şey ona tarif edilemez acılar veriyordu. Bir boşluk denk getirip gözlerini kapadığında her seferinde dipsiz bir karanlığa düşüyordu. Ne kadar süre düşmeye devam ediyor ve ne kadar süre kolunu sıkıyor ve tüm bedenine yayılan bir acı verdiğini bilmiyordu. Belki birkaç dakika belki birkaç saat... Belki de sadece saniyeler sürüyor. Ama etkisi çok güçlü… Acısını unutmak için boşluğun içindeki rüyalar yaratıyordu kendisine. Sırtüstü kuru, cansız toprağın üzerinde uyanıyor, topraktan yükselen sıcaklık tenimi okşuyor. Vücudunun her yerinde hissedebiliyor, toprağı damar yolları gibi delip geçen lavların adeta bir nehir gibi gürül gürül akışını duyabiliyor. Toprağı yakıp geçiyor. Canlı kalan hiçbir şey yok. Sadece o var. Toprak oldukça kuru ve siyah. Kül gibi. Havada küçük siyah küller uçuyor. Ağır bir koku var etrafta. Gökyüzünü izliyor Adeta ikiye ayrılmış. Bir tarafı kızıl, sarı, turuncu renklere bürünmüş. Parlak küçük ışıklar var etrafına dağılmış. Yıldızlar…. Bir tarafı ise gece mavisi… Karanlık. Kollarını diğer tarafa uzatmaya çalışan bir ahtapot gibi. Beyaz ince bir ışık ve ufka doğru iniyor. İnce parmaklarını kuru toprağın derinliklerine bastırıyor, gezdiriyor. Çıplak bedeninin üzerinde geziniyor küller. Tenine değenler ateş alıyor ve yok olup havaya karışıyor. İnce parmaklarını topraktan geri çekiyor ve dirseklerine dayanarak doğruluyor. Ufukta ki ışık gözlerine çarpıyor. Işık çok güzeldi. Tıpkı umudun ışığı gibi Tıpkı boşluğu doldurur gibi. Kendisine çağırıyor. Bacaklarını kendisine çekiyor ve çenesini dizine dayıyor. Oturmak sıkıcı geliyor. Bekliyor, ayağa kalkıyor. Işığa ilerlemek istiyor. Harekete geçmek istiyor. Ya da uyanmak... Fakat bunu beceremiyordu.. Ayakların toprağa batıyor.. Yürümeye devam ediyor Soğuk bir meltem saçlarını uçuşturuyor ve tenini yalayıp geçiyor. Omzundan geriye bakıyor. Gökyüzünü ikiye bölen beyaz ışık orada simsiyah… Ufukta karanlık var. Daha önce görmemişti. Karanlığın böyle yakınında olduğunu fark etmemişti. Korkuyor…

Teni karıncalanmaya başlıyor. Bedeni bitkin. Derin bir nefes alıyor ve ışığa doğru koşmaya başlıyor. Meltem şiddetleniyor. Sanki Amy’yi i yakalamak istercesine. Nefes nefese kalıyor. Rüzgâr kulaklarına kadınların çığlıklarını getiriyor, adamların bağrışlarını, çocukların, bebeklerin ağlayışlarını. Acı yüklü sesler canını yakıyor. Düşüyor. Siyah küller havalanıyor. Rüzgâr etrafımda bir daire oluşturmaya başlıyor. Sesler. Sesler artmaya başlıyor. Ellerimi kulaklarıma bastırıyor ama faydası yok. Sanki beyninin içinde tüm sesler, tüm acı. Karanlık ona ulaşıyor. Tenimi okşadığını hissediyor. Islak ve ağır… Leke bırakıyor. Susmalarını istiyor, rahat bırakmalarını... Dudaklarını aralıyor. Sesinin çıkmayacağını biliyordu çıkmamıştı. “ Rahat bırakın beni! Bırakın! Buna dayanamıyorum! “ İnce sesi kulaklarına ulaştığında afallıyor. Sesler sönükleşmeye başlıyor. Üzerimden ağır bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Yok oldular. Karanlığı hissetmiyordu. Yanaklarımın ıslak olduğunu fark ediyordu. Ağladığını fark etmemişti. Ellerini yanaklarının üzerinde gezdirirken ışığı fark etti.. Çok yakın. Yakınlaşmaya devam ediyor. Tek hatırladığı şey ise gözlerine var gücüyle yüklendiğiydi.
“Ne oldu bana Rita.” Hafifçe gülümsedi genç cadı Amy’ye. Elindeki beyaz havluyu suya soktu ve alnını sürdü. Saçını okşadı. “Merak etme tatlım sadece ölümden döndün. “ Son kez elindeki havluya suya attı ve yerinden kalkıp mutfağa doğru yöneldi. “ Cadılıktan bu kadar korkmamalısın bu bilekliği takıp da bu kadar uzun süre kendisinden geçen bir cadıyı ilk defa görüyorum. Kendinle barışık olmalısın.” Mutfaktaki ocağı kapatıp Amy’nin yanına doğru oturdu. Ellerini sıktı. “ Ne olduğunu inkâr edemezsin. Kelepçeyi Amy’nin kolundan çıkardı. Amy’nin ellerine doğru tutuşturdu. “Daha çok küçüksün. Bir daha bunu takma. Yoksa ölürsün.” Derin bir nefes aldı ve toparlandı. Rita çantasını alıp toparlandı ve gitti.
Yarım saat kadar oturdu. Saate baktı. Saat gece yarısına iki saat vardı. Toparlandı. Annesinin Bodrumdaki büyü malzemelerinin bulunduğu odaya indi. Dolabı kurcaladı. Büyükannesi’nden öğrendiği ufak tefek iksir bilgilerini kullanacaktı. Avucundaki bilekliği küçük kazana koydu. Arkasındaki iksir dolabını aldı. Adaçayı yağını, meyan kökü şurubunu ve meşe ağacının külünü aşağıya indirdi. Adaçayı yağından yedi damla kadar döktü. Bir su bardağının yarısı kadar da meyan kökü şurubunu ekledi. Bir avuç kadar da meşe ağacının küllerini serpiştirdi. Son olarak da büyükannesinin cadıların güçlerini arttırdığına inandığı şuruptan bir su bardağı kadar döktü. Bir saat kadar kısık ateşte küçük ocakta kaynattı. Yaklaşık bir saat sonra beş tane mum yaktı. Sıcak kazanı birkaç eski bezle tutup camın önüne koydu. Eline aldığı bıçakla avucunu kesti. Bilekliğin üzerine kan damladı. Dolunayın ışığı tüm görkemiyle tenine değdiğini hissettiği an büyük annesinden öğrendiği büyülü duaları tekrarladı. “Patres nostri, tua wristbands benedicas haec” Konsantre olana kadar büyülü sözcükleri tekrarladı.. Kontrolünü tekrar kaybetti. Bir anda kendisini yanlış büyü yapmış gibi geri doğru duvara itti. Atalarının tasvip etmediği nesneye büyü yapmıştı. Kutsal olmayanla. Bilekliği metal bir nesne yardımıyla çıkardı ve sildi. Soğuması için on beş dakika kadar buzluğa koydu.

Tamamen soğuduğunu anladığı an bilekliği çıkardı. Ve sol koluna taktı. Eskisi kadar güçlü olmasa da hala güçlü sayılırdı. Birkaç saniye sonra damarlarından beynine kan hücum etti. Sanki hafiflemiş gibi hissediyordu. Başı döndü. Dengesini kaybetmiş kendisini bir o duvara bir bu duvara atıyordu. Gözleri yumdu. Birkaç saniye sonra buna alışmıştı. Rahatladı. Fakat bir baskı ve acı hissediyordu üzerinde sol kolundan beynine doğru hücum eden bir acı. Zamanla
alışıştı bu acıya hala tenini yakıyordu ve zincire bağlanmış gibi hissediyordu kendisini.
-SON-




_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Patricia
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 12/10/14

MesajKonu: Geri: Cadılığı Gizleyen Bileklik   C.tesi Kas. 22 2014, 11:22

Hikayen bana esin kaynağı oldu. Bundan da bir büyü türetebilirim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Cadılığı Gizleyen Bileklik   Ptsi Kas. 24 2014, 01:37

Beğendi ben

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Maurice
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1163
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: Cadılığı Gizleyen Bileklik   Ptsi Kas. 24 2014, 09:21

beğenmeni beğendi ben Very Happy

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cadılığı Gizleyen Bileklik
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fransisco Armani-
Buraya geçin: