AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Kana Boyanmış Melek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Kana Boyanmış Melek   Perş. Ocak 08 2015, 18:06


Odanın tamamı kızıla boyanmıştı. Duvarlarda ise olmaması gereken şeyler vardı, iç organlar... İşleri yine fazlasıyla abartmıştı. Tamam bir suikastçı olarak ölüm onun göreviydi. O bir ölüm meleğiydi, bir cellat... Kurbanların son nefeslerini vermeden önce gördükleri son şey, şeytani ifadesiydi. Derin bir nefesle kan kokusunu içine çekti. Normal insanlar kan kokusundan tiksinir, ceset kokusundan ise iğrenirler hatta kusmak zorunda kalırlardı. O ise bu kokuları seviyordu. Hiç kimsenin hissetmediği bir haz kokular sayesinde derisinin altına işliyordu. Kan ve ceset dolu odadan ayrılmadan banyodaki aynada kendisine baktı. Üstü başı kurbanlarının kanı ile kaplıydı. Bu bir çeşit arınma gibiydi. O pislikleri dünyadan silerken karanlıkları üzerine bulaşan kana karışıyor ve onunla birlikte arınıyordu. Öldürdüklerinin kötü olduğunu biliyordu, aslında kendisinin de onlar kadar kötü olduğu gerçekti. Hatta şu anki durumda odadaki cesetlerden bile daha fazla günahkar olabilirdi. Ama o sadece işini yapan bir temizlikçi gibi hissediyordu kendini. İyi ve kötü savaşının ortasında iyiliğin içinde doğmuş ama karanlıkla eğitilmişti hatta karanlıkla bütünleşmiş bir cellattı.  

Malikanesine gittiğinde ise arınma vaktinin geldiğini bilerek kendini banyoya attı. Önce derisini yakan sıcak suyun altında kurumuş kanların bedeninden akmasına izin verdi. Ardından soğuk suyla duşunu alarak işi tamamladı. İşi hallettiğine göre artık eğlenmeye girebilirdi. Böyle görevlerden sonra bir kaç kadını becermek iyi gelirdi. Evden çıkacağı sırada ise masasında beliren zarfı fark etti. Hay lanet! Caitlyn görevleri bu şekilde büyülü yollarla bildirirdi. İstemsizce zarfı açıp görevini okudu. Normalde iş için daha doğrusu alacağı canlar için istekli olurdu. Ama şu an ciddi anlamda bir kaç dişi becermek istiyordu. Görevi okurken, görevi olan cadının adını tekrarlamaya başladı. Lea, Lea, Lea... Gözünün önüne gelen çocuksu yüzle derin bir iç çekti. Caitlyn ona ulaşamadığından bahsetmişti. Her halde oyun parklarına bakmak aklına gelmemişti. İşinin çabuk biteceğini düşünerek en yakın parklara göz atmaya başladıktan kısa süre sonra kendini insan kalabalığının içinde bir lunaparkta buldu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Perş. Ocak 08 2015, 19:36


Bir efendimin olacağı gerçeği önceleri beni çok korkutmuştu. Ama şimdi hala efendim dediğim adama bağlı olsam da köle olduğumu sanmıyordum. Sadece ona bağlı olan biriydim. Sonuçta ona artık efendi demem bile gerekmiyordu ve bu durum gerçekten hoşuma gidiyordu. Ona baktıkça kalbimin hızlı atmasına son zamanlarda bir türlü engel olamıyordum. Yani neden böyle oluyordu? Deamon'a onu sevdiğimi söylemiştim evet ama bunun aşk olduğundan emin değildim. Zaten belki de cadı da böyle düşündüğü için bir tepki vermemişti. Peki aşk ne kadar önemliydi? Onun sadece bana ait olduğunu öğrendikten sonra işler biraz kontrolden çıkmıştı. Ama bunlarda tamamen cadının suçuydu. Böylesine fantezi düşkünü olduğumu bilmiyordum. Ama onu her öptüğümde işler kontrolden çıkıyordu. Benden sıkılıp beni bırakması ile ilgili içimde olan tüm umutlar tam tersine dönmüş gibiydi. Artık benden sıkılmasını istemiyordum, hep onun yanında kalmak istiyordum. Onsuz olmayı düşünmek bile istemiyordum. Gözlerimi Deamon'ın erkeksi kokusu ve sıcaklığı ile açarken hafifçe doğruldum. Bedeninde benim yaptığım bir kaç morluk vardı. Bunun içinse bana kızamazdı. Kızmaması gerekiyordu çünkü bu da onun yüzündendi. Başlarda tenimde olan izlere bir anlam veremiyordum ama artık izlerin anlamını öğrenmiştim. Deamon benim diyerek bedenimi dişleri ve dudaklarıyla damgalıyordu. Bende aynı şeyi ona yapmıştım. Yakışıklı cadım gözlerini açtığında onun dudaklarına kapandım. Ardından birlikte banyo yaptıktan sonra kahvaltı için mutfağa indik. Büyüyle yapabilecek olsam da ellerimle hazırlamayı daha çok sevdiğim için kahvaltıyı ellerimle hazırladım. Yemekte ise bugünkü planımı Deamon'a anlattım. Günler sonra dışarı çıkacaktım. Önce kendime bir kaç oyun bakacak eve gelmeden öncede de lunaparka gidecektim. Karanlık prensim onayladığında ise o gittikten sonra dışarısı için hazırlandım.

Önce bir alışveriş merkezinde kendim için oyun konsolu ve oyunlar aldım. Onlar büyü ile eve ulaşırken, bir kitapçıdan içeri daldım. Bir çok kitapta aklım kaldığından neredeyse hepsini satın aldıktan sonra sonunda finali yapacağım yere geldim, lunapark. Işıl, ışıldı. Adeta beni çağırıyordu. Sırf parkta takılacağım için rahat bir şeyler giymiştim. Hava güzeldi üzerimde kısa bir kot, üzerinde de tişört vardı. Vakit kaybetmeden kendimi ilk oyuncak sırasına attım. Deamon'ın eve geliş saatine kadar keyfini çıkaracağım bir çok oyuncak vardı.


_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Perş. Ocak 08 2015, 22:55


Bir kaç dişinin seksi bacakları arasında olmayı düşünürken bu görev işi canını sıkmıştı. Görevi olan cadıyı hatırladığında ise üzerine garip bir rahatlama çöktü. Lea...  Büyümeyi sadece fiziksel olarak algılamış, ruhu tamamen çocuk olan cadı. Onu ilk gördüğünde seksi bedeni altına alma hissini uyandırsa da bir kaç dakikalık sohbet sonrası onun buna değmeyecek küçük bir bebek olduğunu anlamak zor olmuyordu. Tabi anlayana kadar o tatlı cadının dudaklarının tadına bakmıştı daha önce... Tadı güzeldi, bedeninin de bal tadında olduğunu tahmin etmiyor değildi ama yine de çocuksu ruhu bunu es geçmesini sağlamıştı. Şimdi ise şu anki hormonlarla o cadıyı bile altına alabilirdi. Tabi izin verirse... Derin bir nefes aldı, hormonlarını kontrol etmeli küçük cadıyı bulmalı ve bir an önce seksi kızların yanına gitmeliydi. Baktığı parklarda onu bulamadığında ayaklarının onu getirdiği son yere baktı, lunaparka... Derin bir nefesle etrafı bir büyü ile incelemeye başladı. Büyü gücüne sahip kişileri bulmak için kullanılan ufak bir tarama büyüsüydü. Büyünün sinyallerini takip ettiğinde bir kaç peri ile karşılaştı taraflarını önemsemeden onları es geçti şu anki görevi lanet periler değildi. Sonunda pamuk şeker yiyen cadıyı gördüğünde yüzünde bir gülümseme ile kıza yaklaştı, ta ki kızın üzerindeki karanlığı hissedene dek... Bu da ne demekti? Lea gibi biri karanlık tarafa mı geçmişti? Üstelik Caitlyn'e rağmen... Gerçi neden önemli miydi? Elbette değildi. Karanlıksa düşmandı. Ona işkence edebilir, karanlık tarafla ilgili onu konuşturabilirdi.

"Selam bebek..."

Kızla göz göze geldiği anda ikisini etraftaki her kişiden soyutlayacak bir büyü yaptı ardından kızın büyülerini bloke ederek saçlarını tutarak sürüklemeye başladı. Onu parkın biraz dışındaki ağaçlık alana götürüp ağaca sertçe itti.

"Bebeğim... Ne zamandır, karanlık taraftasın. Caitlyn'de senin için endişelenip beni gönderdi. Seni normalde canlı götürmeliyim ama madem karanlıksın bir kaç parçanı eksilterek cadıya teslim etmem de bir sakınca yok..."

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Perş. Ocak 08 2015, 23:35


Lunaparka geldiğimden beri içim içime sığmıyordu. Eğlenebileceğim o kadar çok şey vardı ki... Hangi biriyle başlasam bilmiyordum. Sonunda kendimi çarpışan araba sırasına soktum. Etrafımda genelde küçük çocuklar olsa da büyüklerde vardı. Çarpışan arabaya bindikten sonra sürmeye ve etrafımdaki herkese çarpmaya başladım. Sonuçta bu oyuncağın özelliği buydu, diğer arabalara çarpmak... Gerçi bu oyuncağın mantığını anlamıyordum. Gelecekteki trafik canavarlarının tohumları belki de bu oyuncakta atılıyordu ama yine de eğlenceliydi ve eğleniyordum. Çarpışan araba sonrası su kayağına bindim. Önce giderek yukarı çıkan mekanizma aşağıya doğru son sürat inerken herkesle birlikte çığlık attım. Aşağıya hızla inerken üstüm ıslanmıştı. Ama gök yüzündeki güneş sayesinde kıyafet bir sonraki oyuncağa karar verene dek kurumuştu. Kararımı dönme dolapta noktalarken en yüksek tepeden etrafıma baktım. Bir cadı olarak bu şeylerden bu denli zevk almam diğer cadıların alay konusu olabiliyordu. Ama onlar umurumda bile değildi. Şu an düşüncelerine önem verdiğim tek cadı Deamon'dı ve o da beni olduğum gibi kabul ediyordu. Gerçi ona benzediğim zamanları daha çok sevdiğini bilsem de diğerleri gibi davranmaması onu önde tutmam için yeterliydi. Saatler ilerlerken bir çok oyuncağa daha bindim. Öyle çok yorulmuştum ki eve gittiğimde muhtemelen uyurdum. Tabi Deamon izin verirse... Saati kontrol ettiğimde eve gitmek için bir saatimin olduğunu gördüm. Bir şeyler yiyerek soluklandıktan sonra gözümü tek bir noktaya sabitledim, pamuk şekerler... Pastalar bebeklerim oluyordu, pamuk şeker ise pembe düşüm... Hala vaktim varken pamuk şekeri alıp bir kenara oturdum ve ellerimin yapış yapış olmasını umursamadan yemeğe başladım. Daha şekerim bitmeden önümde dikilen adamı sözlerinden sonra fark ettim. Yüzüne baktığımda adını hatırlamaya çalıştım onu görmüştüm. Muhtemelen görevler sırasında adı neydi? Neydi. Sanırım, Simon... Adını hatırlamamla birlikte içime bir sıkıntı düştü, Caitlyn... Beni mi arıyordu? Eve mi götürecekti? Ama ben mutluydum gitmek istemiyordum. Onun selamına tek kelime etmeden ayaklanıp gitmek istediğimde saçımı kavrayan elle çığlık attım.

"Ne yapıyorsun bırak beni..."

Bağırmamla canım daha fazla yanarken büyü yaptım. İşe yaramamıştı. Ama Deamon bana güçlerimi vermişti. Bu durumda bunu yapan Simon'dı. Ama neden? Sertçe ağaca çarptığımda acı dolu bir inleme dudaklarımdan dökülürken cadının yeni sözlerini duydum. Karanlık tarafa geçmek mi ben karanlık tarafa geçmemiştim. Yani Deamon karanlıktı ama ben onlar için çalışmıyordum sadece Deamon ile birlikteydim hepsi bu... Bedenimi toparlayıp ayağa kalktım ve sırtımı ağaca dayadım.

"Ben karanlık taraf için çalışmıyorum, Simon... Aslında son zamanlarda Caitlyn içinde çalışmıyorum çünkü savaşmak istemiyorum. Farkındaysan size göre çocukça olan şeyler yapıyorum. Lunaparka gelip pamuk şeker yemek gibi... Caitlyn'e iyi olduğumu söyleyip beni rahat bırakır mısın?"

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Cuma Ocak 09 2015, 16:41


Görevin Lea olması onu mutlu etmişti. Sonuçta küçük cadıyı bulmak ne kadar zor olabilirdi? Onu bir parkta ya da bir şeker dükkanında bulabilirdi. Ama o önceliğini sezgilerine güvenerek parklardan yana kullanmış ve lunaparkta kızı bulmuştu. Onu bulduğunda lanet görevi bitirdiğini ve ateşli kızlara gideceğini düşünerek gülümsese de hissettiği aura ile durdu. Bu güçlü karanlık aura küçük cadıdan mı geliyordu? İyi de neden? Onu tanıyordu. İyi tarafta belki de en masum olan aurayı kızın üzerinde hissettiğini biliyordu. Şu an hissettiği şey ise kesinlikle karanlıktı. Sanki kız sonradan karanlık olmamıştı, adeta onunla beraber doğmuştu. Belki de ruhunu şeytana satmıştı. Onun karanlık olması görevinde ani bir değişikliğe neden olurken onu saçlarından kavrayıp parktan uzaklaştırdı. Etraflarındaki sevinç çığlıklarının azalmasından memnun olurken küçük cadıyı konuşturmak için ne tür işkenceler yapabileceğini düşünüyordu. Ona kurduğu cümlelerden sonra kızın cevaplarını dinlerken histerik bir kahkaha attı.

"Bu aura ile bana karanlık olmadığını söyleme bücür..."

Cadı küçük aklı ile onu kandırabileceğini mı sanıyordu? Böylesine masumlukla böylesine karanlık bir aura taşıyamazdı, bunu elbette biliyordu. Her ne kadar kız şu an gerçekten çocuksa şeyler yapıyor olsa da... Öfke ile kıza ilerleyip onu ağaçla bedeni arasına sıkıştırdı. Kokusu gerçekten baştan çıkarıcıydı. Onu bileklerinden tutup kafasının üzerinde birleştirip bir iple bağladı. Ardından ipi ağaca dolayıp sabit kalmasını sağladı.

"Biliyor musun? Belki de işkence öncesi seninle biraz eğlenebiliriz güzelim... Senin sayende ateşli bedenleri becermem gerekirken seninle uğraşıyorum..."

Kızın şekerli dudaklarını öpmeye başladığında bedenini ona daha da bastırarak elleriyle hatlarını okşamaya başladı. Göğüslerinin dolgunluğu kesinlikle muhteşemdi. Alt dudağını emerken onun itirazlarına kulak asmadı, kızın üstündeki tişörtü parçalara ayırırken dudakları yavaşça boynundan aşağı kayarken sutyeninden taşan dolgun ete öpücükler kondururken daha da aşağılara kayarak kotunu aşağı indirdi. İç çamaşırına yaklaşıp mis kokusunu içine çektikten sonra nefesini o bölgeye verdi. Kıvranması hoşuna giderken aniden ayaklandı.

"Bu kadar eğlence yeter seni becermicem en azından şimdilik... Çünkü bu zevki hak etmen gerek... Öncelikle bana kim için karanlık tarafa geçtiğini anlatacaksın. Kimin yanındasın? Senin gibi bir bücür tek başına karanlık tarafa geçemez bana onun adını ver yoksa metal arkadaşlarım güzel bedenine kapanması zor yaralar açar..."

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Cuma Ocak 09 2015, 19:27

Simon ile göz göze geldikten sonra aklıma gelen ilk kişi Caitlyn olmuştu. Cadı beni gerçekten de merak etmiş olmalıydı. Bunun beni mutlu etmesi gerekirdi. Sonuçta ailesiz bir kız olarak bana en yakın davranan ve beni koruyan kişi Caitlyndi. Onun yanına dönmek benim için kurtuluş demekti tabi bu düşünceye artık sahip değildim. Deamon'ın yanında mutluydum. Onunla olmak istiyordum, bunu cadının bozmasını ise istemiyordum. Diğer yandan onu bilmesine de izin veremezdim. Onun için çalışırken bir çok kötüyü yok etmiş hatta bundan zevk bile almış olabilirdim. Çocuksu kişiliğime rağmen savaşlarda oldukça iyi iş çıkardığım zamanlar olmuştu. Yine de içten içe bunu yapmakta istemiyordum. Simon yüzünden canım yanarken kendimi parka yakın alanda bulmuştum. Onun acımasızlığının kaynağını ise anlamıyordum. Bana karanlık tarafa geçtiğimi söylüyordu, peki neye dayanarak? Sadece ortalarda yoktum hepsi bu... Auram ile ilgili söyledikleriyle düşünmeye başladım. Üzerimdeki karanlığın kaynağı muhtemelen Deamon'ın hala büyüsüne maruz kaldığımdan olmalıydı. Bedenimdeki işaret hala oradaydı ve Simon bunu hissediyordu. Lanet olsun ona iyi olduğumu gösterip defolup gitmeliydim.

"Simon aynı taraftayız sadece savaşmak istemiyorum hepsi bu... Karanlık için çalışmıyorum neden anlamıyorsun?"

Kaçmaya çalışmam onun tarafından engellenirken kendime lanet okudum. Cadılar tarafından küçük düşürülmekten sıkılmıştım, artık. Ne zaman kendimi koruyacaktım. Sesli bir kaç küfür ederken dudaklarıma kapanan dudaklarla dondum. Midem bulanıyordu, öpülmek istemiyordum, dokunulmak da... Bedenimin ve benliğimin bir sahibi vardı Deamon... Ağzım boş kalıp tenime öpücükler kondurulurken dudağımdan bir inilti kaçtı. Engel olamamıştım. Ağlayarak yalvarmaya başladım.

"Simon... Lütfen... Lütfen dur inan bana karanlığa hizmet etmiyorum sadece parka geldim eğlenmek için Caitlyn ile de konuşurum yalvarırım, bırak..."

Ona yalvarırken aşağıya indirilen öpücüklerle daha fazla bağırmaya başladım. Hayır onun olmak istemiyordum lanet olsun. Nefesini bacak aramda hissetmek istem dışı yeni bir iniltiye sebep olurken kasıklarımda oluşan kasılma beni öfkelendirdi. Ağlamaya devam ederken onunla göz göze geldim. Bana işkence etmekten bahsediyordu, bedenimi ise almaya layık görmüyordu. Güzel. Bende zaten onun olmak istemiyordum. Benden istediklerini dinlerken dudaklarımı ısırdım. Bıçaklar, işkence... Muhtemelen bunu kaldıramayacaktım ama ona Deamon'ın adını vermektense ölürdüm.

"Simon beni dinlemiyor musun? Anla beni karanlık tarafla ilgim yok, çalıştığım kimse de yok... Eğer çalışıyor olsam burada ne işim var benim, gider bir karargahta arkanızdan iş çevirirdim."

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   C.tesi Ocak 10 2015, 16:39


Dudaklarının tadı... Kesinlikle harikaydı. Bedeninin tadı da öyle. Ama hak etmiyordu. Üzerine bulaşan bu karanlıkla itiraf etmeye başlaması gerekiyordu. Kiminle olduğunu, böylesine karanlık bir auraya sahip olmasının nedenini öğrenmek zorundaydı. Kız istediği bilgileri ona verdikten sonra onu becerebilirdi. Bir ödül gibi onu tatmin edebilirdi. Lea'nın yalvaran sözlerini umursamıyor görünürken diğer yandan düşünüyordu. Evet bu kafa karıştırıcıydı. Gerçekten de Lea karanlık taraf için fazla masumdu. Hangi katil saatlerini lunaparkta oyuncak sırasında geçirir ve bir bankta pamuk şekeri yiyerek mutlu olurdu. İçten içe kızın karanlık için çalışmadığına ikna olmuştu, mantıken doğru geliyordu. Diğer yandan ise onda hissettiği karanlığın kaynağı içindeki açlığı körüklüyordu. Bir kaç pilicin bacak arasından aldığı haz kadar onu memnun eden bir başka şey dişli bir rakipti. Bu aura ise adeta istediği şeyi alacağını ona fısıldıyordu. İhtiyacı olan tek şey bir isimdi ve onuda bu cadıdan zorla da olsa alacaktı. Hala direnen küçük cadıya baktı.

"Tamam bebeğim... Zor yolu sen seçtin..."

Büyüleri oyuncaklarını birer birer ortaya çıkartırken kıza yeniden yaklaştı. Dudaklarının bir süre tadını çıkardıktan sonra alt dudağını dişleri arasına alarak emdi ve en zevkli yerde kızın dudağını sertçe ısırdı. Kanı ağzına dolarken bundan aldığı haz muhteşemdi. Dudakları boynuna ilerlerken bir eli göğsünü okşamaya başladı. Boşta kalan göğsüne ise eline aldığı hançerin sivri ucunu batırdı ve çizik açtı. Çığlığı kulaklarını doldururken sertleştiğini hissetti. Lanet olsun kızın acı dolu inlemelerini dinlerken bile boşalabileceğini fark etti. Bu hissin sarhoşluğu ile kızın sutyenini hançerle kesip göğüs ucunu dişleri arasına alıp tadına bakarken hançerle karnına çizikler atmaya başladı. İniltisi mükemmel ötesiydi. Eline aldığı farklı şekilde bir hançerin ucunu bir büyü ile ısıttı. Kızın kulak memesini emmeye başladığında yanağına önce sıcak metali değdirdi, ardından yaktığı yeri hançerin sivri ucunu bastırarak derin bir yarık açtı.

"Bebeğim bu iz yüzünden kolay kolay çıkmayacak söyle bana kiminle berabersin?"

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Paz Ocak 11 2015, 01:00

Korkuyordum. Vücudumun tek işlevi neredeyse buydu. Bunun dışında ise aklımda tek bir düşünce vardı, Deamon... Eğer... Eğer ölürsem onu bir daha göremeyecektim. Simon'a ise onun ismini kesinlikle vermemeye karar vermiştim. Adını verdiğimde neler olacağını biliyordum. Karanlığa hizmet etmemiş ben yine Caitlyn'in kanatları altına girecektim. Simon ise Deamon'ı yok etmenin peşine düşecekti. Gerçi böylesine hırs yapmışken ismi öğrendiği anda bile beni öldürebilirdi. Hızlı düşünüp çocuksu halimi takınmaya çalıştım. Mantıklı konuştuğumu düşünüyordum. O haklı olsa burada ne işim olurdu, kahretsin... Çocuksu kişiliğimden hayatımda ilk kez nefret ediyordum. Öyle olmasa buraya gelmezdim ya da dışarı çıkma işini Deamon ile yapardım. Gerçi onunla da dışarı çıkamazdı tehlikeliydi bu... Lanet, lanet içimden çığlıklar atarken Simon'un cümlesi ile kanım dondu. Zor yolu seçtiğimi söylemişti, haklıydı zoru seçmiştim. İşkenceyi kabullenmiştim. Parlayan metaller tek tek ortaya çıkarken üzerime gelen cadıya baktım.

"Elimde sana vereceğim bir isim yok, beni a..."

Konuşmam dudaklarımı öpmesi ile kesilirken midem yeniden ağzıma geldi. Hani işkence edecekti bunu neden yapıyordu? Diğer yandan aklım hep Deamon'daydı. Beni öptüğü ilk zaman bile ondan böylesine iğrenmemiş hatta onu öpmüştüm. Şimdi ise bedenim kesinlikle tepki veriyordu, tıpkı bardaki adam gibi... Her şeyim ile Deamon'ın olmuştum galiba. Düşüncelerimin arasında dudağımın acısı ile bağırdım. Gözlerim zaten yaşlıyken daha da artmıştı. Göğsümdeki dokunuşun rahatsızlığı bir yana hançerin kesmesi ile yeniden bağırdım. Canım acıyordu, akan kanı hissediyordum. Göğüslerim çıplak kaldığımda ne yapacağımı bilemedim.  Göğüs ucuma geçirilen dişle acı dolu bir inleme döküldü, dudaklarımdan. Dişleri ve dudakları benden uzaklaşırken bu kez nefesini kulağımda hissettim. Yanağımı yakan metalin ardından açılan kesik yara ile daha fazla ağlamaya başladım. Artık daha fazla gözlerimden yaş akar mıydı? Bilmiyordum. Gözlerim kıpkırmızıydı ve yanaklarım adeta yanıyordu. Yaraya göz yaşlarım değdikçe acısı daha da katlanıyordu.

"Simon lütfen dur artık... Dur... Beni tanımıyor musun? Ben, benim kimse tarafından umursanmayan çocuksu Lea. Aynı taraftayız..."


_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Paz Ocak 11 2015, 01:21


Mantıklı yanı kıza hak verse de onu çeken karanlığa kafayı takmıştı bir kere... Bu cadı bu auranın sahibini ona söylemek zorundaydı. Aslında bir kaç iksirde cadının bülbül gibi şakımasını sağlardı. Ama bu eğlenceli olmazdı. Ona bir seçenek vermişti kız ise zor yolu kendi seçmişti. O saniyeden sonra da ona acımayı bıraktı. Gerçi hiç acımış mıydı? Elbette hayır. Çığlıklarının yarattığı his hoşuna giderken göğüs uçları ile ilgilenirken güzel yüzüne yara açmaya karar verdi. Kalıcı yara ile güzel yüzü lekelendiğinde duyduğu çığlıklar gerçekten hoştu. Son kez sorusunu sormuştu. Kızın cevabı ile kulağının dibinde ufak bir kahkaha atarken dudakları boynuna yöneldi. Şah damarının bulunduğu bölgeyi hafifçe yaladıktan sonra sertçe dişlerini geçirdi. Ardından emerken oraya dudaklarından oluşturulmuş bir morluk bıraktı.

"Ah bebeğim... Belki karargahtaki kişilere ben anime seviyorum diyeceğine bacak aranı göstermeyi tercih etseydin böylesine umursanmayan kişi olmazdın... Her neyse bana yalan söylemeyi bırak..."

Kızın önünde diz çöktüğünde elleri pürüzsüz bacaklarında bir süre gezindi. Bacakları fazla pürüzsüz ve fazla beyazdı. Bir kızıl bu bacaklara gerçekten yakışacaktı. Bu kez hançerle uğraşmadı. Eline bir jilet alarak bacağının üst kısımlarına çizikler atmaya başladı. Başta hafif hafif olan kesikler giderek daha da derinleşiyordu. Kızın teni giderek daha da soluk bir renge dönüşürken artık yalvarması bile duyulmuyordu. Sesi attığı onca çığlıktan sonra kısılmıştı. Derin bir soluk aldı küçük cadı pes etmiyordu. O halde zorla pes edecekti. Bu kadar işkence yeterdi o kişi her kimse oda bu oyuna katılmalıydı. Cadı kimi koruyorsa onun gözleri önünde koruduğu kişiye işkence ederek de zevk alabilirdi. Ayağa kalkıp elindeki jilete ufak bir büyü mırıldanarak karnına, henüz kesmediğini diğer göğüs dolgunluğuna ve sağ bacağına kalıcı ve oldukça acı verici yaralar açtı. Sonrasında gözlerini kızın açık tutmakta zorlandığı gözlerine dikti.

"Düşündüğümden dayanıklı çıktık, tatlım... Ama bu kadar oyun yeter mırıldandığım büyülü kelimelerden sonra o kişinin adını haykıracaksın. Sesin öyle güçlü çıkacak ki o kişinin kulaklarına ulaşacak ve onu bulmamı sağlayacak..."

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Paz Ocak 11 2015, 22:05

Ne desem işe yaramıyordu. Simon'ın bu denli takıntılı olduğunu bilmiyorum. Aslında Simon hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Kurtulma umudum ise artık kalmamıştı. Sadece ama sadece direniyor ve Deamon'ın adını kendime saklıyordum. Tacizlerin arasında bedenime açılan yaralardan sürekli çığlık atıyor ve ağlıyordum. Yalvarmak belkide en büyük çaresizlik göstergesi olurken ve ben bundan nefret ettiğim halde sürekli yalvarıyordum. Ağlamalarım ve çığlıklarım yüzünden boğazım acımaya başladığında sesimde kısılmaya başlamıştı. Son bir gayretle kurduğum cümleye aldığım cevapla cadıya baktım. Aslında ne diyebilirdim ki... Haklı sayılırdı. Tarafımız aydınlık olsa da savaş herkes için karanlıktı. Karargahtaki kişilere onun dediğini yapsam asla yalnız kalmazdım.

"Sana yalan söylemiyorum..."

Cümlem fısıltı şeklinde dudaklarımdan dökülürken önümde diz çöken Simon'a baktım. Sıradaki acımın kaynağının ne olacağını merak ediyorum. Artık duracağını düşünmek aptallıktan başka bir şeye gelmiyordu. Bacaklarımdaki dokunuşların ardından açılan yaralarla tekrar acıyla inlemeye başladım. Artık çığlık atamıyordum. Gözlerim bulanık görmeye başlarken yaraları daha az hissetmeye başladım. Halsizlik bedenimi ele geçirirken başardığımı düşündüm, cadıya Deamon'ın adını vermemiştim. Ölecek olsam bile ki öyle görünüyordu en azından istediğim şeyi yapmıştım. Bedenime yeni açılan yaraların ardından Simon ile göz göze geldim. Sözlerini duyduktan sonra korkuyla nefes aldım. Büyüye karşı gelemezdim. Büyünün zorluğu ile dudaklarımı birbirine bastırsam da sonunda onun adını haykırdım.

"DEEAMOONNNNNN!!!"

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deamon Clades
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kayıt tarihi : 10/02/14

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Perş. Ocak 22 2015, 21:23

Ona değer verdiğini kabul edip dile getirdikten sonra kızın yanında olmasının verdiği huzurla derin bir uykuya dalmıştı. Aslında bu durumdan hoşlanmıyordu fakat bunu engelleyemiyordu da… Kendinden başka birine değer vermek, onu hayatına kabul etmek istemiyordu. Hiç istememişti. Ancak lea bir şekilde onun hayatına sızmayı başarmıştı. Bu çocuk aklıyla sürekli oyun düşünen haliyle bunu nasıl başardığı sorusu aklını meşgul ediyor olsa da gerçekler bundan ibaretti.

Biraz düşününce ikisini tanımlayacak tek kelime galiba siyah ve beyazdı. Deamon’ın karanlığına karşı lea bembeyazdı. Kendisi kötüydü. Lea iyi. O hiçbir zaman masum olmamıştı.  Çocukluğunda bile duygu ve iyilik namına hiçbir şey hissetmeyen, karanlığın gücüyle beslenip büyüyen biriydi. Asla normal çocuklar gibi oyun oynamamıştı. Yapacak daha önemli işleri vardı. Silahlarla kendini eğitmek, büyülerini geliştirmek, insanları delirtmenin eğlenceli yollarını bulup onlara işkence etmek gibi… Deamon Clades büyüdükçe daha da duygularından arınmış, karanlıkla bütünleşmişken onun aksine değer verdiği  cadı hala oyunlar oynuyor, çocukça şeylerle içindeki iyi niyetiyle etrafa gülücükler saçıyordu. Aralarındaki ilişkiden zarar görmemesini diliyordu. Gece onunla ilgili çeşitli kabuslar gördükten sonra sabah nefes nefese uyandı. Onun hala yanında mışıl mışıl uyuduğunu görünce rahatlayıp kendini banyoya attı. Güzel bir duşun ardından giyinip tatlı tavşanını uyandırarak kahvaltı etti. Günlük planını öğrendikten sonra yapması gereken işler olduğu için dudaklarına tatlı bir öpücük kondurup yanından ayrılmıştı. Birkaç bilgi toplama işini hallettiğinde planını yapıp iyilerin toplantısını basıp ortalığı kan gölüne çevirirken hissettiği şeyle dikkati dağıldı. Lanet olsun. Lanet olsun. Lanet… Lea tehlikedeydi. Onun üzerindeki büyü deamon’ın beyninde tehlike çanlarının çalmasına neden oluyordu. Ona dokunma aptallığını yapacak olan kişiyi öldürme isteği ile dolup taşarken yaralanmasıyla kendine geldi. Her ne kadar her şeyi bırakıp kızın yanına gitmek istese de öncelikle buradakileri öldürmeliydi. Bunun farkında olarak hareketlerini ve hamlelerini daha da hızlandırdı. Bildiği en eski lanetleri uygulayıp işini olabildiğince çabuk bitirdi. Nefes alan tek canlı olarak kendisi kaldığında bir büyüyle yaralarını iyileştirdi. Başka bir büyüyle yorgunluğundan kurtulurken kulaklarında onun sesinin çınlaması ile dişlerini sıkıp onun yanına ışınlandı.

Lea’yı  gördüğünde beyninden vurulmuşa döndü. Nefesi kesilirken zorlukla bir büyüyle onun kanayan yaralarını iyileştirdi. Soğuk ses tonuyla Beni mi arıyordun? diyerek yabancıya baktı. Gözleri öfke ve ölüm vaad ederken silahını çıkarıp Buna pişman olacaksın.  Dedi. 
 

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Cuma Ocak 23 2015, 22:26

[quote="Simon Lionheart"]

Mantıklı yanını çöpe kaldıralı çok olmuştu. Şu an sadece avına odaklı gözünü kan bürümüş bir avcıdan farksızdı. Üstelik kızın sesi güzeldi. Acı çekerken güzel çığlık atıyor, ağlayan gözleri ise çaresizliğini vurguluyordu. Bu karışıma bayılıyordu. Çaresizlik ve korku... Yine de dayanmaya devam etmesi sinir bozucu boyuta ulaşmaya başlamıştı. Sonuçta çok fazla kan kaybetmişti ve kesmeye devam ederse baygın bir avdan tek kelime bile alamazdı. Sırf bu nedenle eğlencesini böldü. Yaptığı büyü ile Lea'nın haykırması bir oldu. Koruduğu cadı herkimse saniyeler sonra burada olacaktı. İsminden erkek olduğunu anladığı cadı ile kahkaha attı. Küçük savunmasız cadı kalbini yanlış tarafta yanlış kişiye kaptırmıştı. Bunun düşüncesi bile kafasında yeni işkencelere adeta davetiye çıkarmıştı. Sonunda beklenen adam geldiğinde onunla göz göze geldi. Aurası mükemmeldi. Lea'nın üzerinde hissettiğinde kat ve kat fazlaydı kaynağının olduğunu ise adeta haykırıyordu. Cadısının kızı iyileştirmesi ile yüzündeki sinsi gülüş yayılırken üzerindeki kalıcı yaralara baktı. Yüzünde, göğsünde ve bacağında olan üç yaradan hala kan sızıyordu. Bitkinliği ise geçmemişti.

"Kadınına yardım etmek istiyorsan büyüden fazlasını yapmalısın cadı... Gerçi ona dokunamayacak hatta yaklaşamayacaksın..."

Bir büyü mırıldanarak Leanın çevresine bir bariyer oluşurdu. Kara büyü ile.. Artık uyanık olması bir işine yaramayacağından onu bayılttı. Kanı ise inatla durdurmamıştı. Savaş pozisyonunu aldığında cadıya saldırmaya hazırdı. Hançeri ile ilk saldırısı yaptığında cadının koluna derin bir kesik açıldı.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serenity Lea Flair
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 23/12/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   C.tesi Ocak 24 2015, 22:36

Bedenimdeki yaralara sürekli bir yenisi eklenirken artık acıyı kaldıramıyordum. Çığlık atmaktan kuruyan boğazım giderek daha fazla acırken yalvarmayı bırakmıştım. Sadece inliyordum. Yanaklarımdan süzülen göz yaşlarım asit gibi tenimi yakıyordu. Giderek daha fazla kan kaybederken acı da bir mucize gibi bedenimi terk etmeye başladı. O an öldüğümü düşündüm. Başka türlüsü mümkün değildi. Simon'ın beni iyileştirmeyi denemeyeceğini biliyordum. Böylesine acımasızlıkla daha önce burun buruna gelmemiştim. Deamon'ın iblis halini görmüştüm restoranda yaptıklarına tanık olmuştu. O adamların bir şekilde hak ettiklerini düşündüğüm için mi yoksa Deamon'ı sevmeye başladığım için mi rahatsız olmamıştım bilmiyorum. Simon ise tamamen farklı ve karanlık bir boyuttaydı. Onunla nasıl aynı tarafta olduğumuzu şaşırma derecesine gelmiştim. Dudaklarımdan istem dışı dökülen Deamon'ın ismi ile kendime lanetler okudum. Bunu istememiştim. O buraya gelmemeliydi. Simon onu görmemeliydi. Ona bir şey olmasını istemiyordum. Deamon'ın varlığı ile ona git demek istedim ama konuşamıyordum. Bedenimdeki yaralar bir anda iyileşirken bedenim biraz olsun kendini topladığında derin bir nefes aldım.

"Deamon, buraya gelmemeliydin..."

Gözlerim yeniden yaşla dolarken hala acı veren yaralarıma odaklandım. Tek parça çamaşır yüzünden tüm yaralar gözler önündeydi. Simon'ın acımasız bakışları korkumu arttırırken ne olduğunu anlamadığım bir anda kendimden geçtim.

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deamon Clades
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kayıt tarihi : 10/02/14

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Çarş. Ocak 28 2015, 23:23

Korku. Lea’nın kanlarla kaplı, yaralı halini görmeden önce kurbanlarının gözlerinde görmekten zevk aldığı ama hiç hissetmediği bir duyguydu.Şuan ise bunun ne kadar berbat bir şey olduğunu yaşayarak test ediyordu. Kızı kaybedebileceği gerçeği kalbinin anlıkda olsa durmasını sağladı. Yaptığı iyileştirme büyülerine rağmen hala kan kaybediyor olması donmasını sağladı. Sesli bir şekilde okkalı bir küfür savururken duydukları ile dişlerini sıktı. Öfke damarlarında bir zehirden farksız bir şekilde dolanırken gözlerini onun gözlerine dikti. Silahına sıkıca sarılırken karanlık bütün bedenini ele geçirdi. Tatlı cadısının kendinden geçmesi ile endişe ile ona odaklandı. Hala hayatta olduğunu aurasından anladığında rahat bir nefes alırken hissettiği karanlık bariyer sinirlerini daha da tepesine çıkarmıştı.

Sesi bir lav dağını söndürebilecek kadar soğuk çıkarkenYanılıyorsun cadı. Ben kadınımla ilgilenirken sen yaptığın her şeyin bedelini ödemiş bir şekilde ait olduğun yerde cehennemin dibinde olacaksın dedi. Kolundaki derin kesiği bir büyüyle iyileştirerek cadıya saldırdı. Hamleleri acımasızdı. Karşısındaki lanet herif derin bir yara aldığınsa gülümseyerekSeni öldürmek zevkli olacak  diyerek yeni bir hamlede bulundu.  
 

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Cuma Ocak 30 2015, 22:07


Beklediği an sonunda gelmişti. Lanet Lea bu işi oldukça geciktirmiş olsa da diğer yandan ona harika zamanlar yaşatmıştı. Tenine açtığı her yarada attığı çığlık son derece zevk verirken artık işine yaramayacağını düşündüğü için bayılttığı cadıya bakarak sinsice gülümsedi. Kapanmayan yaralarından yavaş yavaş süzülen kanlar onu yavaşça öldürecekti. Deamon denen cadıyı da öldürmenin zevkli olacağını şimdiden görebildiğinden bedenine hızla bir yara açtı. Cadının konuşması onu güldürürken ağzı iyi laf yaptığından zevkinin katlanacak olması düşüncesi kanını kaynatırken aynı soğuk ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Kadının ile ilgili hayal kurma bence... Sonuçta yavaş yavaş öldüğünü göz önüne alırsak benimle olan savaşında Lea'ın ölüler diyarına geçmesi muhtemel bir gerçek..."

Cadının kendini iyileştirmesi ile savaşları başlamışken tüm hamlelerine karşılık verse de seviyeleri oldukça yakın olan iki cadının savaşında yara kaçınılmaz bir gerçekken derin yarasına baktı. Yarasını iyileştirip cadının sözleri ile yeniden kahkaha atarken sinsice gülümseyerek elindeki silahları yeniledi.

"Aynı şekilde seni öldürmesi de bakalım kim kazanacak? Yine de bence sonuç belli burada zayıf noktası olan sensin cadı ben değil..."

Elindeki küçük bıçağı Deamon'a fırlatacak gibi tutarken ufak bir manevra ile bıçağın Lea'nın karnına saplanmasını sağlarken onun dikkat dağınıklığından yeniden faydalanarak bu kez eskiden de daha büyük bir yarayı bedenine açtı. Ufak bir lanet eşliğinde... Tabi koruma büyüleri olan cadıya lanet tam anlamı ile zarar vermese de tüm bedeninde açılması gereken yaralar sadece kanın bölgesinde açılmıştı. Ama bu bile yeterdi. Rakibini küçük görmek anca bir zavallıya göreydi. Bu nedenle gardını bir an bile düşürmedi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deamon Clades
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kayıt tarihi : 10/02/14

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Paz Şub. 01 2015, 23:23

Deamon Clades, duyguların ne denli berbat bir şey olduğunu o an fark etti. Birine bağlanmanın bu kadar tehlikeli olabileceğini hep biliyordu ancak kendini engelleyememişti. Bu tatlı cadıya değer vermemek için çok uğraşmıştı. Onun masumluğundan etkilenmemeyi denemişti. Ama görüldüğü üzere başarılı olamamıştı. Buraya geldiği ilk dakika kadınının bulunduğu hali gördüğünde yüreği ağzına geldi. Endişeyle öncelikle onu iyileştirecek birkaç büyü mırıldanmıştı bunların tamamen işe yaramaması sinirlerini gererken tatlı tavşanının kendinden geçmesi ise nefesini kesti. Sinirle birkaç şey söyledikten sonra onun açtığı yarayı iyileştirip karşı saldırıda bulunmuştu.

Duyduğu her bir cümle içindeki endişeyi arttırırken soğuk halini zorlukla koruyarak Seninle olan eğlencemi kısa kesmek zorunda kalsam da onu kurtarıcam dedi. Ardından birkaç laf daha edip cadıyı yaralamıştı. Bu içindeki kızgın lavlara bir nebze serin su serpse de kendine geleceğini düşündüğü bıçak yönünü değiştirince dikkati dağıldı. Kızın karnına saplanan bıçakla boğazına yumru oturmuştu sanki o an cadıyı unutmuş yaranın ne kadar derin olduğunu anlamaya çalışmıştı. Lea ya doğru bir adım attığı esnada yediği lanetin etikisiyle hissettiği acıyla kendine geldi. Kızın üzerine bütün gücünü kullanarak daha fazla zarar görmemesi adına bir kalkan yaptıktan sonra cadıya döndü. Gözlerinde görülebilecek tek şey ölümdü. Kendini iyileştirmeye uğraşmaksızın ona saldırdı. Birkaç darbeden sonra cadının karnında ve bacağında derin bir yaraya neden olmuştu. Kadim büyülerden onun kan kusarak, bütün organlarını parçalayacak bir lanet mırıldandıktan sonra Lea’ya dokunduğun için pişman olacaksın cadı. Dedi ve yeniden saldırıya geçti. Lanetin onu ne denli etkileyeceğine bakma zahmetinde bulunmadı sadece tek bir şey istiyordu. Ölmesini…
 

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Simon Lionheart
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 25/09/12
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Salı Şub. 03 2015, 22:25


Deamon denilen cadıyla savaşmak gerçekten harikaydı. Uzun zamandan sonra eşit güçte bir rakip iyi gelmişti. Ama bu temiz şekilde dövüşeceği anlamına gelmiyordu. Karanlıktaki her rakibin belki de en büyük kusuru buydu. Onu sırf aydınlık tarafta olduğu için adil davranacak,acımasız olmayacak sanıyorlardı. Bir kaç hareketten sonra ise ne kadar yanıldıkları ortaya çıkıyordu. Üstelik rakibini devirecek elinde bir koz varken neden kullanmamayı seçecekti ki? Sırf bu düşünceyle Lea'ı bıçaklamış ardından da cadıyı lanetlemişti. Bunun karşılığında cadının lanetine maruz kalsa da kendini toparlamaya başladı. Lanetin oldukça güçlü olduğunu bedenine giren acıdan ve ağzına gelen kan tadından belli oluyordu. Yine de bir şekilde kendini toparlayıp göz ucuyla Lea'a baktı. Mırıldandığı büyünün işe yaramaması üzerine cadının koruduğundan emin oldu. Ama yine de bıçağı hala orada duruyordu. Bununla kızın yarasını daha fazla deşerek ölümle yüz yüze gelmesini sağlayabilirdi. Aklına gelen bu fikirle gülerken cadıya baktı.

"Sende Lea yerine benle uğraştığına pişman olacaksın çünkü bıçağım daha işini bitirmedi..."

Sözleri ile bıçak onu kesmeye başladığında Deamon'a yeni bir lanet gönderdi. Koruma büyüleri onu korusa da zayıfladığını biliyordu. Gördüğü karşılıkla kendi bedeninin de giderek zayıfladığını hissetti. Bu işin sonunda burada üç ceset olabilirdi. Ama ölüm hiç bir planına dahil değildi. Evet gözü kara olabilirdi ama pisi pisine hırs kurbanı cesetlerden biri de olmayacaktı. Son aldığı yaranın ardından Deamon'ın bedenine silahları ile yaralar açarken giderek kaybolan kızın aurasını fark etti.

"Sanırım Lea'ı kurtarmayı başaramayacaksın cadı... Yok olduğunu hissedebiliyorum..."

Cadının da aynı şeyi hissettiği bir anda hızla bir büyüyle oradan uzaklaştı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deamon Clades
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kayıt tarihi : 10/02/14

MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   Perş. Şub. 05 2015, 23:50

Karşısındaki cadı normalde olsa kavga etmekten zevk alacağı güçte biriydi. İyi tarafta yer alsa da gözlerindeki karanlığı görebiliyordu. Güçleri ise neredeyse birbirine denkti. En son kendine denk iki cadıyla karşılaştığında bundan aylar öncesiydi. Rebekah ve adının david olduğunu öğrendiği iki kişiyle uğraşırken aldığı tadı hala hatırlıyordu. Ne ironikti ki şimdi alay ettiği david adındaki o cadının yerinde kendisi vardı. Değer verdiği kadının daha fazla zarar görmemesi adına önlem aldıktan sonra karşısındaki cadıyı öldürmek için yanıp tutuştuğu gözlerinden bile belli olurken harekete geçti. Birkaç cümle ile sinirini dışarı aktarırken duydukları kanını dondurdu. Endişeyle lea’ya bakarken birkaç iyileştirme büyüsü yapıp bıçağı durdurmaya kalktığı anda yediği lanetle dünya ile bütün bağlarını kopardı. Bütün dikkatini cadıya verip ona saldırırken kızın zayıf aurası ile dikkati dağıldı.

Ağza alınmayacak türden bir küfür savururken cadının sözlerine cevap vermek yerine bıçağa odaklanıp kadim büyülerden birkaçını mırıldandı. O lea ile ilgilenirken diğer cadının fırsattan istifade yok olduğunu çok sonra fark etti. Öfke ile yumruğunu sıktı. Hala sinirliydi ancak endişe ve korkusu bunu bastırmayı başarıyordu. Bıçağı yok etmeyi başardığında hızlı ve büyük adımlarla cadının yanına ulaştı. Onu kolları arasına alırken kendi yaralarına aldırmadan en güçlü iyileştirme büyülerini kıza yaptı. Büyü ile geçmeyen yaraları lanet ettirirken kız ile kendisini evine götürecek büyüyü mırıldandı. Böylelikle onunla ilgilenebilirdi.
 

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kana Boyanmış Melek   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kana Boyanmış Melek
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Festivus Lunaparkı-
Buraya geçin: