AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Geçmişin Kanlı İzleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geçmişin Kanlı İzleri    Perş. Şub. 19 2015, 22:10

Onu istiyordum, Dante'i istiyordum. İkizimin sevgilisi olduğunu biliyordum. Hatta, hatta tadının o lanet peri kadar iyi hissettirmediğini de biliyordum. Ama onun bana yaptığını düşündükçe ve tatmin olmak isteyen yanım beni dürtmeye devam ettikçe onu baştan çıkarmayı sürdürdüm. Onun Stacy'e aşık olduğunu haykırması ile derin bir nefes aldım. Umurumda olmadığını haykırdığım sırada ise kapının açılması ve benim ayağa kalkmam bir oldu. Lanet... Lanet... Lanet... Yine her şey bozulmuştu. Tatmin olamadan onu içimde hissetmeden her şey mahvolmuştu. Jonathan'ın öfkeli yüzüne bakacağıma Dante'nin yüzüne baktım. Yüzü bembeyaz olmuştu. Her halde yarı çıplak olduğumuzu Jonathan'ın, Stacy'e söylemesinden çekiniyordu. Belki de ayrılacak olmalarını düşünerek üzülüyordu. Üzülmesi ise gerekmiyordu. Sevgilisi tarafından terk edildiğinde yatağını ısıtacak bir kadına ihtiyacı varsa ki olacaktı. Buna kesinlikle gönüllü olabilirdim. Yanımdaki lanet peri dışında her hangi bir erkeğin yatağını ısıtan kadın olabilirdim. Hatta bunu dile de getirdim. Perinin soğuk sesi her hangi birini korkudan öldürebilirdi ama ben korksam da korktuğumu belli etmezdim. Etmeyecektim.

"Ha... Ha... Ha... Çok komiksin Jonathan. Beni reddettiğin yetmedi şimdi de tehdit mi ediyorsun? Tek tehdit sen değilsin. Sana yemin ediyorum ilk fırsatta kendimi ilk erkeğin kollarına atacağım buna engel olamayacaksın..."

Saniyeler içinde kendimi sabah uyandığım odada bulduğumda burnumdan soluyordum. Lanet olsun az önce asıp kesmiş olsam bile onun peri olduğunu unutuyordum. Beni bu odaya hapsedebilir, çıkmama da çok güzel engel olabilirdi. Ama bu yine de beni yıldırmadı. O bana dokunma şansını beni reddettiği vakit kaybetmişti. Derin bir nefes alarak bakışlarımı ona dikti.

"Tamam belki de büyü güçlerin burayı bir hapishaneye çevirebilir ama asla ve asla senin olmayacağım. Sen bu şansı beni reddettiğin vakit kaybettin. Seni hatırlamak istemiyorum. Senden nefret ediyorum."

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Cuma Şub. 20 2015, 23:45

Scarlett’ı dante’nin üzerinde baştan çıkartırken gördüğünde kalbi binlerce parçaya bölünmüştü. Duyduğu saf öfke öldürme isteğini körüklerken kızı hızla çekip kolları arasına aldığında ruhunu tamamıyla karanlık ele geçirmişti. Canı deli gibi acırken bakışlarında görülen hiçbir şey yoktu. Bomboştu. Ne iyi ne de kötü bir şey görünmüyordu. Fırtına öncesi sessizlikten farksızdı jonathan levitt’in  bu hali… Etrafı yakıp yıkmak istiyordu ama dante’nin söylediği sözleri duyduğu için onun bunda bir suçu olmadığını bildiğinden kendine zorlukla hakim oluyordu. Son mantıklı cümlelerini ona kullanıp kolları arasındaki kızın canını acıtacak kadar sıkı tutarak evine gitmek için bir büyü mırıldanmıştı. Onun söylediği bütün sözlere cevap vermek yerine scarlett’ı sertçe duvara yapıştırdı. Acı dolu sesini umursamaksızın bir eliyle kolunu sertçe kavradı. Diğer eli yanağında gezinirken oldukça duygusuzdu. Yine o insanın içini ürperten sesiyle  '' Ben. Asla.Tehdit.Etmem.Yaparım''  diyerek onu yatağa fırlattı. Üzerindeki ceketi hızlıca üzerinden çıkarıp yere fırlattıktan sonra kızın üzerine çıktı. Bir eliyle bileklerini sıkıca zapt edip gözlerini gözlerine dikti.

Boşta olan eliyle boğazına nefes almasını ara ara izin verecek baskıyı uygularken psikopatça gülümseyerek  '' Senin ne istediğim umurumda değil… Şu andan itibaren istesen de istemesen de benim dediklerimi yerine getireceksin. Ayrıca bu evden çıkmayı unut. Görüp görebileceğin tek şey bu dört duvar olacak''  dedikten sonra dudaklarına kapandı. Öpücüğü büyük ölçüde acı, az miktarda da zevk verirken ellerini kızın tenini morartacak ölçüde sertlikle okşuyordu. Scarlett’ın üzerindekileri yırtarken kendi üzerindekileri bir büyüyle yok edip yeniden dudaklarına kapandı. Bir süre sonra boynuna yönelip bedeninin çeşitli yerlerine dişlerini geçirdi. Hazır olduğunu hissettiğinde onun bacakları arasına yerleşip sertçe içine girdi. Şuan altındaki bedenin zevk alıyor olmasını umursamıyordu.

Tıpkı canının yanmasını umursamadığı gibi… Hızlı vuruşları esnasında kızın iniltileri kulaklarını doldurduğun da gözlerini onun gözlerine dikti. Soğuk bir sesle  '' Benimsin… Bu ben istediğim sürece böyle olacak''  dedi. Git gelleri daha da hızlanıp doyuma ulaştığında nefes nefese bir halde kendini yana attı. Yorgun bedeninin toparlanmasını beklerken gözlerini kapadı. Seviyorum dediği kadına tek gecelik kadınlarına bile davranmadığı kadar kötü davranmıştı. Peki pişman mıydı? Hayır yeniden olsa yine yapardı.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    C.tesi Şub. 21 2015, 00:50

Kolumu sıkı sıkı tutan perinin bakışları gerçekten korkutucuydu. Eğer onu şu an karanlıkta görsem kesinlikle çığlık atardım ama yine de bana yaptıklarını düşünerek içimde kıvranan tatmin edilmemiş yanım ile konuşuyordum. Bedenim sertçe duvara çarptığında dudaklarımdan acı dolu bir inilti firar etti. Peri cidden öfkeliydi, anlaşılan olması gerekenden çok fazla ileri gitmiştim. Ama ne yapabilirdim. Çenemi bir türlü tutamamıştım üstüne üstlük bu adi beni reddetmişti. Bedenim yatağa fırlatıldığında bana yapacaklarını düşünmeye başladım. Beni döver miydi? Ceketini çıkarıp üstüme çıktığında tecavüz edeceği konusunda karar kıldım. Bir yanım kokusu beni sarhoş edecek kadar etkileyen periyi isterken, inatçı yanım yine çenemin kontrolünü ele aldı.

"Ben sana ne dedim... Dokunma bana bu şansını akşam beni reddettiğin de kaybettin..."

Elleri boğazımı kavradığında konuşmak istesem de konuşamıyordum. Sadece bana izin verdiği derece de nefes alırken psikopatça gülümsemesine ve kelimelerine odaklandım. Peri gerçekten de zıvanadan çıkmıştı. Şimdi belki de korkmam gerekiyordu. İşin aslı tüylerimi ürpertiyordu ama konuşmak istesem de başaramazken dudaklarının istilasına maruz kaldım. Dudaklarının baskısına dirensem de bir süre sonra kıpırdanan dudaklarımla tadını algıladım. Tanrım, harikaydı. Neden onu Jace yada Dante ile kıyaslamıyor ve yapmamam gerektiği halde arzuluyordum. Dokunuşları tenimi tahriş etse de zevk alıyordum. Baştan çıkmaya hazır bedenimle bacaklarımı daha fazla açarken onu içimde hissettim. Yine de tam olarak hazır olmadığım için acı çekmiş olsam da sonrasında zevk almaya başladım. Ellerim onun üzerinde gezerken bacaklarımı beline doladım. Göz göz geldiğimizde sert vuruşlarla inlerken sözleri ile mırıldandım.

"Se... Seninim..."

Verdiği zevk beni uçururken onun olduğumu söylemiştim. Beynime gerçekten oksijen gitmiyor olmalıydı ama diğer yandan onun benim diğer yanım olduğunu hissediyordum. Beni tamamlayan diğer parçam... Tatminlik bedenimi ele geçirdiğinde onunda tatmin olduğunu hissettiğimde peri yanıma uzandı. Nefesimi normale döndürmeye çalışırken aldığım her nefes Jonathan'ın kokusunu içime dolduruyordu. Koku zihnimi ele geçirdiğinde önce silik bir kaç görüntü gördüm. Kendimi zorladığım anda ise korkunç bir ağrı bedenimi ele geçirdi. Hatırladığım görüntüler giderek netleşirken burnumun hemen altında ve ağzımda toplanan kanı hissettim. Kan oluk oluk akarken acıda dayanılmaz hale geliyor ve ben delice çığlık atıyordum. Görüntüler yavaş yavaş kaybolurken oluşan karanlıkta öleceğimi sandım. Acı hala canımı yakarken gözlerimden de yaşlar akıyordu.



_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Ptsi Şub. 23 2015, 23:18

Jonathan kalbi paramparça olduğu için en karanlık halinde kıza sahip olduktan sonra rahatlamış bir şekilde dinlenirken son derece tatmin olmuştu. Yaptıklarından ise pişman değildi. Bedeninde oluşabilecek her bir morluğu, sevişme esnasında çektiği acıyı çoktan hak etmişti. Aslında bunun kat kat fazlasına layıktı ancak ne kadar karanlık olursa olsun içinde hala olana karşı var olan sevgisi buna izin vermiyordu. Gözlerini kapayıp sessizliğe gömüldü. Scarlett’a sahip olurken sarf ettiği sözlere kızın karşı çıkmaksızın katılmış olması içindeki savaşı dindirmeye yetmemişti. Nefessiz kalan ciğerlerini rahatlatmak adına derin bir nefes alırken duyduğu acı dolu çığlıkla gözlerini açıp yataktan hızla doğruldu. Sevdiği kadının burnundan ve ağzından gelen kan dehşete düşürürken neler olduğunu anlamaya çalıştı. Lanet olsun sorun neydi? Neler oluyordu? Kalbi deli gibi çarparken olaya müdahale etmeye çalışarak iyileştirme ve acıyı azaltma büyülerinden bildiği en güçlü, en yasak ve kadim sözcükler dilinden dökülürken dışarıdan görülen şey son derece sakin bir şekilde olaya müdahale ettiğiydi. Gerçekteyse içinde büyük fırtınalar kopuyor jasper’a lanetler okuyordu. Kızı kolları arasına aldığında göz bebekleri kaybolup yerini bütün gözlerini kaplayan bir siyahlığa bırakırken kızın ağzından kan gelmesi durmuştu.

Acısının hafiflediği rahatlayan yüz hatlarından belli olurken endişeyle ''İyi misin? ''  diye sormuştu ancak sesi sanki ona ait değildi. Jonathan levitt’in aurası tamamıyla değişmiş bir şekilde siyah kaplı gözlerini kızın gözlerine dikti. Hala yaşıyor olması bir parça rahatlamasını sağlamışken kendi sesine benzemeyen ses tonuyla''Ne oldu sana? Canın hala acıyor mu? ''  diye sordu.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Salı Şub. 24 2015, 17:04

Perinin kokusunda kaybolurken gözümün önünde beliren bulanık görüntülere engel olamazken onları daha net hatırlamaya çalışıyordum. Zaten ne olduysa ondan sonra oldu. Görüntüler netleşirken ani acı ile ağzımda oluk oluk kan birikirken kendi kanımda boğulacağımı sandım. Kan durmuyordu. Burnumdan da süzülmeye başladığında ağzımın kenarlarından da kan sızmaya başladı. Acıya katlanamıyordum ama görüntüleri de görmek için inat ediyordum. Görüntülerde evimdeydim, Stacy için ağlıyordum. Ondan bana kalan hatırları sakladığım odamdaydım ama daha önemlisi Jonathan ile beraberdim. Göz yaşlarım akarken beni teselli etmeye çalışan yüzüne bakıyordum. Onunla olurken değişen kalp ritmimi bile gördüğüm görüntüden anlayabilmiştim. Kalbim onun bakışları altında adeta kuş gibi çırpınıyordu. Ama bir ayrıntı daha vardı, Dante ile sevgili olmam. Yine de bu ondan etkilenmeme engel olmuyordu. Göz yaşlarım akarken görüntü yok olmaya başladı. Tutunmaya çalıştım daha fazlasını görmek istiyordum ama acı izin vermiyordu. Kan akışının durduğunu hissetsem de sanki damarlarımın parçalandığını hissediyordum ve acısı katlanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Ama bir anda oda kayboldu. Bedenim fiziksel olarak acıdan ve kandan arınsa da şu an başka bir şeyle uğraşıyordum, iki gündür yaptığım hareketlerle ve sadece bir kaç saat öncesinde Dante'e yaptıklarımla... Ben ne yapmıştım. Dante artık benim değildi, zaten onu istiyordum. O, ikizime aitti ama ben onu baştan çıkarmaya çalışmış Jonathan'ın kalbini kırmıştım. Onunla sevgili olduğumu hatırlamıyordum ama değerli olduğunu biliyordum. Gözlerimdeki yaşlar durmaksızın akarken Jonathan'ın sorusu ile ona baktım. İyi miydim? Hayır elbette değildim. Olmadığım biri gibi davranmış sürtük kelimesini hareketlerimle adeta anlatmıştım. Suçluluk dolu bakışlarımı ona dikerken gördüğüm kapkara gözler tanıdığım Jonathan'dan uzaktı ve o değil gibiydi. Elimi yavaşça onun yanağına koydum içimden gelen bir hisle...

"Sa-Sanırım iyiyim. Asıl sen iyi misin?"

Gözyaşlarıma hıçkırıklarım da dahil olduğunda hak etmediğimi bildiğim halde ona yanaştım. Sorduğu son sorulara cevap veremedim. Açıkçası cevabı bende bilmiyordum. Bedenimi ona daha da yaklaştırıp sıkıca sarıldım. Çıplak olduğumuzu onun göğsüne değen göğüslerimle hissetsem de geri çekilmedim. Kokusunu derin bir nefesle içime çekerken dudaklarımı dişledikten sonra ondan ayrılmadan konuşmaya başladım.

"Ben özür dilerim... Be-Ben böyle biri değilim. Bir sürtük değilim ama öyle davrandım lanet olsun. Hiç bir şey bilmiyorum. Kafamın içinde savaş var sanki... A-Az önce geçmişten bir anıyı gördüm seninle ilgili sonrası ise acı... Beni sen iyileştirmiş olmalısın Jonathan ben teşekkür ederim. Hatırlamasam da hep yanımda olduğunu hissediyorum."



_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    C.tesi Şub. 28 2015, 00:19

Öfkesi bütün benliğini ele geçirip karanlık aurasıyla birleşmişken kızın çığlığı o haline rağmen endişelendirdi. Korkudan aklı çıkarken o güne kadar öğrendiği yasak olan olmayan her büyüyü denedi. Kan azalmaya başladığında yerinden çıkacakmış gibi atan kalbi bir nebze normale dönerken derin bir nefesle kızın kokusunu içine çekti. Gözlerini onun gözlerinden ayırmazken iyi olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Az önce tam olarak ne olmuştu? Neden kötüleşmişti bir anda? İçinden bildiği birkaç küfrü ederek rahatlamayı denedi. Onu kaybedeceğini düşünmüştü. Sonsuza dek… Tanrı biliyordu ya bunun düşüncesi bile oldukça berbattı. Scarlett’ın ağlaması canını sıkarken dişlerini sıkıp sessizliğini korudu. Aldığı cevap bir parça tatmin olmasını sağlarken'' İyiyim… ''   dedi. Sevgilisinin gözlerinden akan yaşlarla onun sırtındaki elini aşağı yukarı oynatırken'' Sakinleş geçti.''   Dedi. Kızın kendine sarılmasıyla durup bir süre tepkisizce kaldı. Gözleri normale dönerken kulaklarına ulaşan sözler jasper’ı, onu öpen o lanet periyi ve diğerlerini öldürmek için müthiş bir istek oluşturdu.  Şerefsiz kadınına geçmişini unutturup silah olarak kullandığı yetmemiş birde geçmişi hatırlamamalarını garantilemek ya da en azından zorlaştırmak adına lanet uygulamıştı.

Ses tonunu düz tutarak '' Anlaşılan hatırlamanızı zorlaştırmak adına ellerinden geleni yapmış piç kuruları... Az önceki nöbet gibi bir şeydi. Beni hatırlamaman için uygulanmış bir lanet yüzünden oldu.''   diyerek onu kendinden ayırıp yatağa yatırdı. Gözlerine bakmaktan kaçınarak '' Dinlensen iyi olur''   dedi. Bir büyüyle ikisinin üzerine de giydirdi. Endişesi, öfkesi, aşkı,hüznü, kırgınlığı onu yiyip bitirirken bir şey olabilir korkusuyla oda yatakta kızın yanına uzanıp '' Doğru düzgün uyuyamadığım için aslında bende dinlensem iyi olur''   diyerek gözlerini kapattı. İçinde fırtınalar kopuyordu.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    C.tesi Şub. 28 2015, 19:17

Yaptıklarım aklıma geldikçe delirecek gibi oluyordum. Delirmeye başladıkça da daha fazla ağlıyordum. Ben bunu nasıl yaptım diye düşünürken kafayı yemek üzereydim. İkizimin sevgilisini baştan çıkarmaya çalışmıştım, Jonathan'a hakaretler etmiştim. Az önce çektiğim acıyı düşünmek bile istemiyordum çünkü hak ettiğim ortadaydı. Hak etmediğim şey ise Jonathan'ın kollarıydı muhtemelen ama kendimi geri çekmek istemiyordum. Çıplak olsak da umurumda değildi. Onun yakınlığına ihtiyacım vardı. Belki de onun da bana ihtiyacı vardı. Çünkü az önce gözlerinde gördüğüm karanlık iyi bir şeylerin habercisi olamazdı. Kollarım onu sararken kokusunu daha fazla içime çektim duyduğum açıklamadan sonra derin bir soluk verdim. Jace bana her ne yaptıysa sadece ona aşık olmamı sağlamamıştı, lanetlemişti, yaralanmam da lanetinden bir parça olmalıydı ve beni, beni sürtük yapan da belki de bana yaptığı bir başka büyüydü. Öyle olmalıydı. Diğer türlüsünü kabul etmek istemiyordum, öyle olduğumu kabul etmeyi gerçekten istemiyordum. Jonathan beni huzur bulduğum göğsünden ayırırken ayrılmak istememiştim ama beni yatağa yatırması ile sessizce boyun eğdim. Göz yaşlarım büyük ölçüde azalmıştı. Üzerimde oluşan kıyafetle yan dönüp bacaklarımı kendime çektim. Sessizce Jonathan'ın dediklerine uyum sağlıyor ne söylerse sadece kafa sallıyordum. Bedenimin yorgunluğunu düşünürsek uyumak gerçekten gerekli bir ihtiyaç göründüğünden esnedim. Yanıma uzanan harika bedene bakarken ona biraz daha sokuldum. Beni itebilirdi ama ondan uzaklaşmak istemiyordum. Kolumu da üstüne attıktan sonra anca konuşmaya karar verebildim.

"Jonathan ben gerçekten özdür dilerim... Sevgili olduğumuzu hala hatırlamıyorum ama bir sürtük olmadığımı da biliyorum. Tüm o yaptıklarımın nedeni Jace'in bir başka büyüsü olmalı. Bu yaptıklarımı değiştirmez yada yok etmez biliyorum ama ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Lütfen beni bırakma yanımda ol... Lütfen..."

Son cümlelerimi kaybetme korkusu ile söyledim. Bu his birden ortaya çıktı. Onsuz sanki bir yarım eksik kalacaktı. Ona daha sıkı sarılırken hafifçe doğruldum ve dudaklarına baktım. Kendi dudaklarımı ise acımasızca dişliyor istediğim şeyden utanıyordum. Sonra düşündüm onunla dakikalar önce sevişmedik mi? Yani öpüşmekten çok daha fazlasını yaptık, bu düşünce beni cesaretlendirirken dudaklarına yanaştım. Önce kısa bir süre dudaklarımı onun dudaklarına sürterek dokundum ardından da öpmeye başladım. Bir süre sonra aldığım karşılık beni mutlu ederken geri çekildim.  Masum öpücük yüzümü kızartırken hızla başımı yeniden göğsüne koydum.

"İyi geceler, Jonathan..."

Söylediğim tek cümlenin ardından sessizce uykuya daldım. Uykumda bile gidecek korkusuyla ona sıkı sıkı sarılıyordum.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    C.tesi Şub. 28 2015, 23:42

Öfkesi, kalp kırıklığı ve diğer her şey onun kanlı halini gördüğünde önemini yavaş yavaş yitirmeye başlamıştı. O an için önemli olan tek şey kızın yaşamasıydı. Başka hiçbir şey buna boynuzlanmakta dahil umurunda değildi. Yaşaması içi elinden gelenin biraz fazlasını yapıp olayı yapılması yasak kara büyülere kadar götürmüştü. Sonuçlarını ise kesinlikle umursamıyordu. Onun kendisine sarılması bir parça iyi gelmişti. Kızın iyi olduğunu onun ağzından duyduğunda derin bir nefes alıp kıza olanları açıklayıp dinlenmesini istemişti. Endişeliydi elinde değildi. Scarlett’ı gözünün önünden ayırmak istemediği için oda yanına uzandı. Aklı karman çormandı. Gururu aralarında bir parça mesafe bırakmasını sağlarken düşüncelere daldı. Sevdiği kadının ona yanaşmasıyla gözlerini araladı. Aralarındaki bu yakınlık onu etkilerken bir elini kızın beline sarmamak için direnmeye çalıştı. Ama kalbi bir gün içinde yeterince korku yaşamışken tamamıyla onu dinlemeyip kızı sarmalaması için kontrolü ele aldı. Derin birkaç nefesle kokusunu içine çekerken sözlerini dinledi. Lanet… Biliyordu. Canı ne kadar yanarsa yansın onun bunu bilerek yapmadığını biliyordu. Kızın sırtını okşayarak ''Buradayım… Ve uyandığında da burada olacağım güzelim. '' Dedi.

Dudaklarına kapanan dudaklara saniyelik donmasının ardından aşkla karşılık vermişti. İçten içe çok daha fazlasını istese de onun yeterince yorgun olduğunun bilincinde kendine engel olup gözlerini kapadı. Ona daha sıkı sarılırken alnına masum bir öpücük kondurup ''İyi geceler. '' Diyerek kendini uykuya teslim etti. Gece garip rüyalar görürken onu üzerine çekip yanında olduğunu daha çok hissetme gereği duymuştu. 

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Paz Mart 01 2015, 15:24

Onu kırdığım gerçeğine kaybetme korkum eklendiğinde nefes alamadığımı hissettim. Acılar içindeyken hatırladığım şeyler Jonathan'ın yanında huzuru bulduğum ve dahası iyi hissettiğimdi. Şimdi ona sarılırken de bunu hissediyordum. Tek sorun onun beden uzaklaşmasıydı. Dante'nin malikanesinde dediklerimi düşünürken hüznüm daha da artırıyordu onu gerçekten kırmıştım. Nasıl af dileyeceğimi bilemezken yalvarır gibi onun yanımda olmasını istemiştim. Sözleri beni rahatlattığı anda göğsüne yerleştim. Sonrasında tatlı bir öpücük ve uykunun huzurlu kolları. Huzurlu olmamın tek sebebi ise yanımda olan adamdı. Tanrım ona ne kadar çok hakaret etmiştim. Kaç kere özür dilesem beni affederdi? Yanımda olacağını söylese ve bunu gerçekleştirse bile affetmeyeceğini bir şekilde hissediyordum ve bu acı veriyordu. Kalbimde garip bir acı vardı. Anlaşılan ben Jonathan'a gerçekten aşıktım sadece hatırlamıyordum. Artık aşık olduğumu tamamen kabullenmiştim tek sorun hatırlamaktı ama bu da önemli değildi. Bir şeyleri bilmesem de hatırlamasam da onun sevgilisi olabilirdim. Üstelik bunu istiyordum. Hatırladığım anıda da onu istediğimi fark ettiğimde acaba sürtük olmam büyüden kaynaklanmıyor mu diye düşündüm. O zamanda Dante ile sevgiliydik ve ben Jonathan'ı içten içe arzuluyordum. Sürtük olduğumu düşündüğüm anda ise kabus görmeye başladım. Jonathan beni terk ediyordu gitmesini istemiyordum ama engel de olamıyordum. Kalbim deli gibi atarken gözlerimi açtım. Jonathan hala yanımda uyuyordu. Onun dudaklarını düşünmeden bir kaç saniye öptükten sonra yeni bir anı gözlerimin önünde belirdi. Sarhoş, yalnız karanlıkta unutulmuş ben ve yine tek dayanağım Jonathan ve de ona hissettiğim asla azalmayan arzum... Arzuyu an ve an hissedip hatırladığım anda yeniden acı çekmeye başladım. Önce elimi ağzıma götürdüm bağırmak istemedim, onu endişelendirmek istemedim. Ellerimin arasında avucumu dolduran kan yüzünden görüşüm bulanıklaşırken kendime engel olamayarak acıdan çığlık atmaya başladım. Acıyordu hemde çok acıyordu. Sadece beynim değil kalbimde acıyordu. Jace ile olanları düşündükçe kendimi öldürme isteğim artıyordu. Ben Jonathan'ı hak etmiyordum. Kendimi affettirecek olsam neye yarardı. Başka bir erkek tarafından defalarca kirletilen bedenimi ona vermek midesini kaldırmayacak mıydı? Giderek halsizliğim artarken bana bakan endişeli gözlere baktım. Bana yine yardım edecekti, ediyordu da... Acizliğim ve verdiğim endişe yüzünden bi kez daha kendimden nefret ettim. Az önce düşündüklerim ondan uzaklaşmam gerektiği sonucu çıkarsa başka bir gerçeği fark ettim. Eğer gidersem Jonathan tüm uğraşları boşa çıkmış olacaktı. O her şeye rağmen beni hayatında istiyordu ben onu üzdüğüm onca zamandan sonra kalbini kırıp nasıl giderdim. Yeni bir karar verdim onu ne olsun mutlu edecektim. Bunu hak ettiğini biliyordum beni affetmesi içinde savaşacaktım. Beynim biraz daha kendine gelip kanın uzaklaştığını hissettiğim de ağzımdan tek cümle döküldü.

"Seni seviyorum, Jonathan..."

Doğru olanda buydu onu seviyordum... Az önce beynime iğneler sokuluyormuş gibi başımı çatlatan acının sızısını hissederken yatakta doğruldum. Ellerimi yanaklarına koyup onu öptüm. Bu kez pekte masum olmayan öpücüğü elimden geldiğinde derinleştirdim.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Paz Mart 01 2015, 23:23

Küçücük zaman diliminde bir çok rüya görmüştü. Her biri bir öncekinden daha kötü, daha korkunçtu. Hepsinin konusu ve başlayışı farklıydı ancak sonuç aynıydı. Sevdiği kadını kaybediyordu. Sonsuza dek... Sıkıntılı bir nefes alıp yüzünü üzerinde uyuyan kadının boynuna gömdüğünde kalbinin deli gibi atışı bir nebze yavaşlamıştı. Sabaha karşı duyduğu rahatsızlıkla kıpırdanıp gözlerini araladı. Kızın hala üzerinde olduğunu görünce tuttuğu nefesini yavaşça bırakıp başını yastığa geri bıraktı. Aklına akın eden düşüncelerle dalmıştı. Ne ara uykuya yeniden daldığını bilmiyordu ancak gözünü sevgilisinin çığlığı ile açtı. Korku her zerresini ele geçirmişken yataktan ani bir şekilde fırladı. Telaşla kendine bile gelemeden kızı rahat bir pozisyona getirip bildiği gene en yasak büyülere başvurdu. İnsanlar genel olarak uyanınca bir uyku mahmurluğu yaşardı. Jonathan bir periydi ancak onlarda bazı özellikleri dışında insanlardan farksızdı yani uyku sersemliği onun içinde geçerliydi ama bu gün öyle bir lüksü yoktu. Kalbi korkuyla deli gibi çarparken bildiği en güçlü büyüleri yeniden yapmaya başladı. Ona bir şey olacak endişesi içi içini kemirirken kanının durması ile gözlerini kapayıp rahat bir nefes aldı. Lanet olsun sürekli onu kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalacaksa ve işin sonunda ona gerçekten bir şey olabilme ihtimali varsa artık hatırlamasını istemiyordu. Onu bu haliyle de kabul edebilirdi yeter ki kız yanında olmaya devam etsindi. Endişeli gözlerini onun gözlerine dikmişken duydukları dondurdu. Se-Se-Seni seviyorum demişti.

Şaşkınlıkla ona bakarken bir umut acaba her şeyi hatırladı mı diye düşündü. Gözlerinde o aşk dolu ifadeyi aradı ancak bulamadı. Aklı daha çok karışmıştı ama yine de duygularını dile getirip  ''Bende seni seviyorum'' dedi.  Dudaklarına kapanan dudaklara tutkuyla karşılık verse de merakı bir süre sonra geri çekilmesini sağladı. Onu kolları arasına alıp saçlarını okşarken ''İyisin dimi?Her şeyi hatırladın mı?'' diye sordu.

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Ptsi Mart 02 2015, 00:29

Gecenin kabusları ve sonrasında geçmişin kanlı izleri... O izlerin verdiği dayanılmaz acı... Hepsini hissederken hatırladıklarım mı yoksa yaşadıklarım mı acı veriyordu? Hangisi daha kötü bilmiyordum. Hatırlamamak, Jonathan'ın kalbini kırmak, Jace'in bedenimden faydalanması... Bedenim Jonathan'ın yaptığı büyüyle kendine gelirken zihnimde yavaşta olsa toparlanmaya başladı. Onu terk etmeyi bir anlığına düşünmüş olsam da mutlu etmeyi daha çok istiyordum. Zaten bu yüzden bana bakan endişeli gözlere seni seviyorum dedim. Aşık değildim yani şu an ama önceden aşık olduğumu kabullenmiştim. Aşkımı onunla bulacağıma emindim diğer yandan bunu da tam olarak umursamıyordum. Çünkü güçlü bir yanım onunla olmak istiyordu. Beni sevdiğini söylerken gözlerinde gördüğüm mutluluk beni harekete geçirdiğinde onu öptüm. Üstelik hiçte masum değildi. Arzum bedenimi ele geçirmiş onun harika tadını doyasıya çıkarmak istiyor gibi davranıyordum. Onun karşılığı beni daha fazla ateşlerken durmamızı sağlayan hareketi ile onun kolları arasına gömüldüm. Sorularını duyduğumda başımı boynuna gömüp teninde dudaklarımı gezdirdim. Boynunu öperken dilimle tadını daha fazla algılamak için yaladım. Sonra geri çekilerek gözlerinin içine baktım. Bir elim yanağını okşarken beklediği cevabı biliyordum ama ona yalan söylemeyecektim. O kandırılmayı hak etmiyordu aslında benden daha iyi birini hak ediyordu ama istediği benken ona bunu verecektim.

"Jonathan... A-Az önce karanlık taraftan kaçıp sana sığındığım zamanı hatırladım. İçinde aşk olmasa da seni istediğimi... Ya-Yani sana aşık olduğumu hala hatırlamıyorum ama senin olmak istiyorum. Bu hatırlatmalar devam ederse aşkımı da bulacağıma eminim, sevgilim..."

Tenimi yakan arzu yüzünden ona doğru yaklaşıp sertçe dudaklarına kapandım. Onu hissetmek istiyordum, her şeyini... Ben benken... Hiç kimsenin büyüsü etkisinde olmadan sadece olmak istediğim için... Öpücüğü derinleştirirken onu yatakta uzatıp üzerine çıktım. Dün geceden beri masum öpücüklerin yerini vahşilik almıştı. Bunun tek nedeni ise Jonathan'ın tadı olmalıydı, harikaydı, benimdi. Bunun düşüncesi ile üzerindeki tişörtü kıvırıp çıplak göğsüne dokunmaya başladım. Nefesim kesilirken dudaklarımı boynuna gömdüm, bir olsun onu öpmeyi kesmezken çıplak göğsüne öpücükler kondurmaya başladım. Bedenimi ona bastırırken bacak arama değen sertliğini hissettim. Ben onu öptükçe daha da sertleşiyordu. Yeniden yukarı doğru harekete geçtiğimde kasıklarımı ona daha fazla bastırdım. Onun dokunuşları ile inliyordum. Kulak memesini çıldırtıcı bir şekilde emerken kulağına adını fısıldadım. Boynunu sertçe emdiğim de kendimden bir iz bırakırken memnun bir mırıltı çıkardım. Altımdaki bedenin bana karşılık verse de tedirgin olduğunu hissettim. Jonathan hala korkuyor gibiydi ama benim umurumda değildi. Onun olmaya ihtiyacım olduğunu hissediyordum. Nefes almak gibi doğal bir ihtiyaçla...

Endişelenme sevgilim... Ben iyiyim beni alırsan daha iyi olacağım. Söz veriyorum."


_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Levitt
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 172
Kayıt tarihi : 17/04/13
Yaş : 28
Lakap : ----

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Salı Mart 03 2015, 00:53

Uyanabileceği en berbat sabaha uyanmıştı. Sevdiği kadının  çığlıkları aklının başından gitmesini sağlarken ona bunu yapan herifi öldürmek isteğiyle içinden birkaç küfür savurdu. Yaptığı büyülerin işe yarıyor olması bir şey değiştirmiyordu. Endişeliydi. Ya daha kötü olursa düşüncesi onu yiyip bitiriyordu. Scarlett’ın dudaklarından hiç beklemediği bir zamanda seni seviyorum cümlesini o karmaşanın içinde duyduğunda zaman durdu. Onun her şeyi hatırlayıp normale döndüğünü düşünmek mutlu olmasını sağlarken dudaklarına kapanması ile ona karşılık vermişti. Merakı ve heyecanı dayanılamayacak raddeye geldiğinde geri çekilip sorusunu kıza yönelttiğinde bir cevap alamamak huzursuz etti. Sevgilisinin her bir dokunuşu baştan çıkartıyor kendinden geçmesini sağlıyordu. Onun geri çekilip konuşmaya başlamasıyla nefesini tuttu. Duydukları hayal kırıklığına uğratmıştı. Üzüntüsü gözlerine çökerken  kendini en azından bir şeyler hatırladı diye teselli etmeyi denedi. Dudaklarına kapanan dudaklara tutkuyla karşılık verip ellerini teninde gezdirirken onun erkekliğine baskı yapmasıyla inledi. Onu altına alıp sertçe becermek istiyordu ama bir şey olur korkusuyla kendisini sıkıyordu. Kızın son sözleri üzerine kendini daha fazla tutamayarak yerlerini değiştirdi. Gözlerini onun gözlerine dikerek  ''Eğer kötü hissedersen beni durdur tamam mı?'' diye sordu. Scarlett’ın tamam anlamında başını sallamasıyla onu öpmeye başladı. Dudaklarını emip boynuna doğru ilerlediğinde onu sertçe ısırdı. Ardından bir büyüyle üzerindekileri yok edip göğüslerine geçti.

Uçlarını dişledikten sonra tatlı tatlı öperken bir eliyle kızın kadınlığını okşuyordu.  Dudakları daha aşağılara kayıp kadınlığı ile yakından ilgilendi. Melodik iniltileri ona haz verirken bedenini ara ara can yakıcı şekilde okşayıp sınıra geldiğince sertçe içine yerleşti. Bir süre hareketsiz kalıp gözlerini gözlerine dikerek onun durumunu anlamayı denedi. İyi olduğuna karar verdiğinde hareket etmeye başlamıştı. İçinde hala ufak bir tereddüt vardı. Arzudan başı döndüğünde bunu da geride bırakıp sertçe ona sahip oldu. İkisi de doyuma ulaştığında nefes nefese bir halde kendini yana attı. Gözlerini kapayıp dinlenmeye çalışırken  ''İyi misin güzelim?''  diye sordu.  

_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 24
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    Salı Mart 03 2015, 21:54

Jonathan'a onu sevdiğimi söylemiştim. Bu sevginin içinde aşk yoktu ama benim için değerli olduğunu hatırlıyordum. Onun ise daha fazlasını hatırlamamı beklediğini görüyordum. Onu üzmek istemesem de yalan söylemedim çünkü bu değer verilen bir insana yapılmayacak bir hareketti. Şimdi ise kelimelerin yerini tenimizdeki uyuma bıraktım. Onun tenini öperken geçen her saniye daha fazla kendimi kaybediyordum. İçten içe onu unuttuğum için kendime kızmış olsam da büyü aklıma geldiğinde Jace denen periye lanetler okuyordum. Şimdi onun adının aklıma gelmesi bile Jonathan'ı aldatmak gibi hissettirirken düşünmeyi bırakıp hislerime odaklandım. Tenimde gezen ellerle inlerken onun hala endişeli olduğunu hissettiğimde bunu yok edecek kelimeleri fısıldadım. Onun altındaki yerimi aldığımda tatlı ağırlığı ile ezildim. Kurduğu cümleye düşünmeksizin kafamı salladım. Tekrar öpüşmeye başladığımızda bu kez bedenimi ona teslim ettim. Her bir noktama değen dudaklar çığlıklar atmama neden olurken bende onun bedenine dokundum. Her öpüşüne dokunuşuna karşılık verirken göz göze geldik. Bakışlarındaki sevgi kalbimi ısıtıyordu. Bacaklarımın arasındaki dudaklar sınırlarımı zorladığında sonunda onu içimde hissettim. Saçlarını çekip dudaklarını emip ısırırken kalçalarımı ona uyumlu bir şekilde hareket ettirdim, zirveye ulaşana kadar... Sonunda zevki onunla birlikte tattığım da nefesim kesildi. Jonathan'ın kendini yana atması ile göğsüne yerleştim. Zevkten dört köşe olmasına rağmen hala endişesini hissettiğim ses tonu ile konuştuğunda başımı hafifçe yukarı kaldırdım. Yanaklarımı şişirip dudaklarımı büzerken parmaklarımı göğsünde gezdirdim.

"Aslında pek iyi değilim... Karnım gurulduyor sevgilim..."

Jonathan'ın korkusunu gözlerinden okuduğumda ardından söylediğim kelimeyle kötü bakışlarına maruz kaldım. Uzun süre beni gıdıkladığı zaman nefes alamayacak haldeydim. Onunla yaptığımız uzun kahvaltının ardından birlikte dışarı çıktık. Geçmişimi hatırlamaya çalışmamı istemediğini söylese de ben öyle bir şey yapamazdım.



_
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Geçmişin Kanlı İzleri    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Geçmişin Kanlı İzleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» sagodan yerli yalakanın havasını alan sarkı sözleri...
» Necip Fazıl KISAKÜREK ile Nazım Hikmet RAN'ın karşılaştırması
» Orontez - Anlattık Dinleyin

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Vitaearum Şehrinde :: Jonathan'ın Dairesi-
Buraya geçin: