AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Cadı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fransisco Armani
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1161
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 24

MesajKonu: Cadı   Çarş. Ağus. 26 2015, 18:04

Cadı

Noron cellâdından sonra artık adım ‘kanlı cadı’ya çıkmıştı. Sevmeyen insanım çoktu. Şamanlar ve hekimlerle sıkı ilişkimin neticesiydi. Ana Kraliçe’nin konağının yakınında bir vudu bebeği bulunması, üst üste gelen prens ölümleri gibi birçok şeyin sorumlusu benmişim gibi aksedilmesini gayet olağan karşılıyordum. Ben çocuklarımın beslenmesiyle yakından ilgileniyordum. Onları sürekli iyi besliyordum. Pirinç. Ginseng, zencefil, sarımsak, yeşil çay vb. şeyleri sık tüketiyorlardı. Ama kötü niyetli ve cahil insanlara laf anlatamazdım. Hye Mi’nin bana; “Anne ben cadının kızı mıyım?” Diye sorması bardağı taşıran som damlaydı. Sarayda özellikle Hye Mi’nin mahiyetinde büyük fırtınalar estirmiştim. Dadısı hariç bütün kadrosunu değiştirmiştim. Bu biraz Ana Kraliçe ve Kraliçe ile aramı bozsa da ben güçlü bir kadın idim. Cadı lafının bedelini onlara fazlasıyla ödetecektim.

Bu zaman içerisinde iki oğlum daha olmuştu. Kader benden yanaydı. Kral tenimi arzuluyor ve dört tane çocuğum vardı. Geum ve Seong ile her şeyi garantilediğimi düşünüyordum. Cariyeliğin son aşaması olan Kraliyet Asil Eşi’idim artık. Yoon Hwa Bin.  Ama oğullarımdan biri veliaht prens değildi. Kız kardeşimi ve oğlunu da çiğneyemezdim. Her ne kadar biyolojik babamı pek sevmesem de işin içine kan bağı girince ilk defa büyük bir tereddüde düşmüştüm. Kraliçe Yeong’un büyük kızının görünüş itibariyle bana benzemesi de şüphe uyandırıcı bir durumdu zaten. Fakat gerçeği ne kadar saklayabilirdim ki. Sakladığım gerçek ortaya çıktı. Kral ikimizle de gizli bir görüşme yaptı.

“Yoon Hwa Bin, bize söylemek istediğin bir şey var mı?” Duraksadım ve hiç konuşmadım. Soğuk ve ifadesiz ifademi sükûnetle korudum.   “Kraliçem, Hwa Bin doğum lekesi olan ayağınızı gösterin ikiniz de.” Ellerimde bir titreme hissettim. Ve ben de gösterdim. “Burada gerçek doğum belgen Yeong Hye Bin.” Şaşkın bir ifadeyle kız kardeşim bana baktı. Ben Baba Yoon’un evlatlığı olarak girmiştim saraya. Sahtekârlığım ortaya çıkmıştı. Artık yapabileceğim bir şey yoktu. Ama Krala üç oğul ve bir kız veren doğurgan bir kadındım.  “Jeongha! Elinizdeki doğum belgesinin hiçbir hükmü yok. Başbakan Yeong annemi ve beni ölü gösterdiği için. Ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kraliçe Hazretlerinin annesi Dâhili Prenses hazretlerini bir cariye durumuna düşmesini mi? Annem ile benim yaşadığım ortaya çıkarsa olacakları siz de biliyorsunuz.” Ömrü hayatımda nadir yaptığım hareketlerden birini yaptım. İçimden geleni yaptım. Dizlerimi kırıp yere yığıldım.  Ellerimle eteğimi sımsıkı sıkıp hüngür hüngür ağlamaya başladım.   “Jeongha! Lüfen Kraliçe hazretlerine ve annesine bu kötülüğü yapmayın. Onların hiçbir kabahati yok. Veliaht prensimiz ve saygınlığı için lütfen!” Hıçkırıklarla ağlamaya devam ettim. “ Hwa Bin! Dışarı çıkabilirsin.” Yerimden hafifçe doğruldum. Yalvarır gözlerle Krala baktım. “ Jeongha!”  Geri geri reverans yaparak dışarı çıktığımda karşımda Başbakan Yeong’u gördüğümde kan beynime sıçramıştı. İlk defa o öz babam olacak adama bu kadar nefretle ve öfkeyle bakmıştım.  O akşam o odada ne konuşulduğunu hiçbir zaman öğrenemedim.
Çocuklarım gün geçtikçe büyür iken ben ise eski günlerdeki gibi münzevi bir hayat sürmeye devam ettim. Saraydaki gücüm günden güne artıyordu. Her türlü saray entrikası benden sorulur hale gelmişti. Baba Yoon sayesinde de bir nevi Yüce Namin gibi bir şey olmuştum. Fakat kontrolümde girmeyene şeyler de varmış. Yeğenim veliaht prense salgın hastalık bulaştırtmıştı Baba Yoon. Bunu anca baba Yoon öldüğünde öğrenebilecektim.  Tam da ana kraliçe, kraliçenin ittifakının üçlü bir parçası olmuş iken. Aslında bazen içimdeki kötü şeyler geçmiyor da değildi. Eğer başbakan Yeong annemi ve beni ölü göstermemiş olsaydı. O tahta ben çıkacaktım. Ben Kraliçe olacaktım. Ama kaderim beni bir gün bulacaktı. Buna inancım sonsuzdu.
Veliaht Prensin öldüğü gün her şey değişmişti. Kız kardeşim konağıma geldi. Bana ilk defa kahyamın yanında doğum adımla hitap etti.
“Hye Bin, Yeong Hye Bin… “ Sesindeki cılızlık, imayı ve öfkeyi sezinlemiştim. [/colo][color#800000] “ Katil, Noron Celladı! Sen eli kana bulanmış bir katilsin. Oğlumu sen öldürdün. “ Sesi gitgide yükseliyordu. İlk defa biri bana hakaret eder iken bu kadar içim cız etmişti. “Cadı!” tüm sesiyle konağımı ve maiyetimi inletmişti. Cadı! Ben artık Noron celladı olmaktan da öte eli kanlı bir cadıydım insanların gözünde. “Jungjeon mama!” Yalvarır bir gözle gözünün içine baktım. Hizmetçileriyle zorla konağımdan çıkar iken göz göze geldik. ‘Ben yapmadım!’ Diye yalvaran gözlerle ona baktım. Ben artık bir Noron Celladı’ndan da öte bir cadıydım. Ben artık Veliaht prensin annesiydim. Ben artık Yüce Namin idim. Ben artık. Yoon Hwa Bin idim.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cadı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fransisco Armani :: Krizantem Günlükleri-
Buraya geçin: