AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yeni Kral

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fransisco Armani
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1161
Kayıt tarihi : 30/07/14
Yaş : 24

MesajKonu: Yeni Kral   Perş. Ağus. 27 2015, 11:12


“Kraliçe’m majesteleri tekrar bilincini kaybetti efendim.” Etekleri zil tutmuş vaziyette inletmişti konağımı Leydi Seong. Artık kâhyalarıma bile güvenemiyordum. Hele de Kahya Nam’ın ölmeden önce tüm sırlarını anlatmış iken. Arkamdan çevirdiği dolapları bir bir öğrendiğimde büyük yüklerin altına yeni yeni girmiş iken. Kraliyet Asil Eşi Go ile yolda karşılaştığımda eskisi gibi güzel kadın değildi. Benim gibi çökmeye başlamıştı. Ama ben hala güçlü bir kadın idim. Herkes istese de istemese de beni seviyordu. “ Go Sook Bin, konağınıza geri dönebilirsiniz.” Oğlunu bir akrabamla evlendirdiğimden beri bana fazlasıyla öfkeliydi. Ana Kraliçe Choi’nin vermiş olduğu her şeyi ondan geri almıştım. Sarayda da son günleriydi. Oğluna verdiğimiz çöplüğe kapanacaktı ömrünün sonuna kadar. Majestelerinin konağına teşrif ettiğimde Kraliyet sekreterinin de orada olduğunu gördüm. Hekimler kocamı ayıltmayı çalışırken kraliyet sekreterinin majestelerinin şahsi servetini çocuklarına ve eşlerine pay ettiği vasiyetname niteliğindeki kraliyet emrinin önündeydi. Ve Hepsini teker teker işledim. Neredeyse yirmi beş yıllık kocam yaşam savaşı verir iken ben paranın peşine düşmüştüm. Vasiyetnameyi inceledim. Kralın serveti benimkinin yanında solda sıfırdı zaten. Tam olmasa da istediğim gibiydi. Servetin kaymağını ben ve çocuklarım alıyordu. Üç beş değiştirmeyle tam istediğim gibi olabilirdi. Entrika çevirip risk almaya değmezdi. Ölmesi için de herkes gibi ben de gözünün içine bakıyordum.

‘Bugün de ölmeyecek anlaşılan.’ Diye iç geçirmemin ardından bilinci yerine gelmişti. Ama uğraşmam gereken daha büyük bir iş vardı. Oğlum Shin Goon naip olduğundan beri eşiyle ilgilenememişti. Myeong Bin de bir erkek torun verememişti bana. Myeong Bin’e çok kızıyordum. Fakat eski saray doktorunun oğlumun kısır olduğunu bana söylemesi üzerine durumu araştırdım. Gerçekten de öyleydi. Ana Kraliçe Choi’un kahyası benden gizlenen her şeyi yüklü bir ücret ve unvan karşılığı bana anlatmıştı. Ana Kraliçe Choi ve Myeong Bin’in benden gizlediği şeyi öğrendiğimde ilk işim Myeong Bin’i geceleyin saray dışındaki şahsi konağıma çağırmak olmuştu. Okkalı bir tokat attıktan sonra hakaretler yağdırmıştım ona.
“Büyük sırrını öğrenemeyeceğimi mi zannettin. Tam bir aptalsın Myeong Bin! Ağabeyinden peydahladığın piç kızlarını öldürmemi ister misin? Ama dur orta yol hep vardır. Oğlumu düşünmek zorundayım ben de. Kızlarını çok seviyor.” Lafımı böldü. Hiç utanması ve arlanması yoktu. Benime pazarlık edebileceğini sanacak kadar da aptaldı da. “Anneciğim hep bir orta yol vardır. Oğlunuzun kısır olduğu ortaya çıkarsa ikimiz de kaybederiz. Unutmayın siz insanların gözünde adeta bir yarı tanrıçasınız. Defalarca kez ölümlerden döndünüz. Bir sürü canlar aldınız ve hala dimdik ayaktasınız ve güçlü bir kadınsınız Sizin oğlunuz kısır olabilir mi?” Biraz kızmıştım sözlerine ama rol yapmam ve büyük davranmam gerekiyordu. Kimse kraliçelik hakkından vazgeçmez. En iyi ben bilirim bunu. Kraliçe olmak için yapmadığım şey kalmadı gibi bir şeydi. “Bu ne cüret!” Okkalı bir tokat daha indirip önümdeki masaya sertçe vurdum. “Aptal! Sen kimsin ki beni tehdit ediyorsun. Kararımı verdim. Kızların benim himayem altında olacak ve unvanlarını koruyup güzel evlilikler yapacaklar. Sen ise yarın sabaha intihar etmiş olacaksın. Ya senin canın ya kızlarının? Şimdi Konağına geri dön.” Ağlayarak saray geri döndü ve dediğimi yapıp anlaşmamıza riayet etti. Ben ise sözümü tuttum kısa zamanda. Majesteleri öldükten sonra da İkinci eşini Kraliçe edip yeni cariyeler aldım ona.

Sarayda sürekli benim dediğim oluyordu. Perde arkasından ülkeyi yönetiyordum. Fakat zamanla ben de yaşlanıyordum artık. Bu yüzden küçük işlerimi gelinime ve cariyelere dağıttım. Ben artık daha büyük oynuyordum. Sonunda olmuştu. Kocamı kaybetmiştim. Son anlarında benden istediği çocuklarımızı, çocuklarını ve torunlarını korumamdı. Bir nevi ailesini ve ülkeyi bana teslim etmişti. Asıl iş Kral öldükten sonra başlıyordu. Kral’ın yeğenleri, kızımın kocası ve ortanca oğlum, Shin Goon’un taht hakkına göz dikmişlerdi. En büyük fırtına oğullarım arasında kopacaktı. En büyük darbeyi de kendi öz kızımdan yiyecektim zaten. Ülkeyi yönetmekten ziyade Shin Goon’un tahtını korumak olmuştu. En büyük oğlum, küçük Shin Goon’um Kral Shinjeong adıyla tahta çıktı. Ben ise artık Dae Bi idim. Dae Bi’lik Kraliçelikten de zordu. İç işlerinin mutlak hakimi ben idim ama ülke yönetmek bambaşka bir şeydi. Yapacağım en ufak hata sonumuz demekti. Eskisinden daha paranoyaktım. Diğer yandan da sürekli yaşlanıyordum. Büyüler, ayinler, iksirler, ilaçlar, her türlü yolu deniyordum zamanımı arttırmak için. Akıl sağlığımı kaybedip Deli Kraliçe lakabı yemem bile olasıydı. Eskisinden daha fazla kan döküyordum. En ufak hatayı bile affetmiyordum. Merhametim sıfırdı. Tahtı korumak, tahta çıkmaktan daha zordur. Şimdi anlıyordum Ana Kraliçe Choi’yi. Ondan çok şey öğrendiğimi inkar edemezdim. Bugün olduğum kişi üzerinde emeği yok değildi. Ana Kraliçe Choi’nin eski kahyasını sürekli ziyaret ediyordum. Ana Kraliçe ölmeden önce beni seçmiş bunu öğrendiğimde hem gururlanıp hem de öfkelenmiştim. Çünkü hiçbir zaman yanında olduğunu hissettirmedi. İçi su dolu zehir şişelerini anlattı bana. Ben onun tırnağı bile değilmişim meğerse. Şimdi anlıyordum, bu kadar ölüme göz yummasının nedenini.
“Hükümdarların hikayesi kanla yazılır.” Her cinayetimde bunu söylemiş meğerse. Ben o değildim. Olamazdım ve olamadım da. Ben her şeye karıştım. Sürekli öndeydim. Çekilmem gereken yerde bile ön plandaydım. Bunun bedelini de çocuklarım, torunlarım, onların torunları ve daha nice nesiller ödemişti.

Siyasi krizler,açlık, kıtlık, yolsuzluklar ve dahi ne istikrarsızlıkla baş etmek zannettiğimden de zordu. Oğlum buna daha fazla dayanamayacaktı. Karısının intiharı, bir oğlu olamayışı rakiplerini daha da cesaretlendiriyordu. Onu korumak zannettiğimden daha zordu. Tek bir skandala bile tahammülü yoktu. Ufak bir skandal bile oğlumun tahtına engeldi ki korktuğumda oldu. Benden habersiz kuş uçmayan sarayda oğluma suikast düzenlemeye kalktılar. Üstelik öz oğlum ve kızım tarafından. Bu ortaya çıkmaması gerekliydi. Ama bir suçlu bulmam şarttı.
“Eş Prens Jeong Hoon, bütün unvanları elinden alınacak ve baldıran zehriyle ölüme mahkum edilecektir.” Bu Seong ve Hye Mi için büyük bir yıkım olmuştu. Hye Mi güçlüydü. Bunun üstesinden gelecekti. Onu uyarmama rağmen saray entrikası çevirmek büyük bir hataydı. Merhamet göstermezdim. Ana Kraliçe Choi kadar zalim olmasam da zalim olmak zorundaydım. Merhametten maraz doğuyordu ne yazık ki. Öyle de olmuştu. Jeong Hoon’un ölümünün verdiği acıya Seong dayanamadı ve kısa sürede hastalanıp genç yaşında hayata gözlerini yumdu. İlk defa evlat acısını tatmıştım. Dolaylı da olsa sorumlusu ben sayılırdım.

Eski kralın cariyelerini saraydan uzaklaştırdım. Yaşı gelenleri evlendirdim. Denge ve sindirme politikam onları potansiyel tehdit olmaktan uzaklaştırsa da Oğlum Geum ve kızım Hye Mi büyük tehditti hala. Hele planladıkları hükümet darbelerini söylemek dahi istemiyordum. Ama onları durdurmak için büyük bir plan tasarladım. Taht hakkı el değiştirmeliydi. Seong’un en büyük oğlunu veliaht prens ilan ettirdim. Oğlum Seong ise Büyük Prens Seong olarak anılmaya başladı. Bu geçici bir çözümdü. Ben Seong için büyük bir engeldim. Ve bunu anladıklarında zalimlikte sınır tanımayacaklardı. Kendi öz evlatlarım tarafından başarısız bir suikast girişimine maruz kaldım. Bu yaşadığım en acı şey olmuştu. Ana Kraliçe Choi’nin eski baş kahyası bana bunun olabileceğini söylemişti. Meğerse kocamın ağabeyleri ve kardeşleri de annesini öldürtmeyi defalarca kez denemiş. Büyük Prens Seong, ağabeyi Majesteleri Kral Shinjeong ve annesi Majesteleri Ana Kraliçe Hye Kyeong’u öldürmeye çalışması sebebiyle bütün servetine el konulmuş, tüm unvanları sökülerek ölene dek Jeju adasına sürgüne gönderilecektir. Prenses Hye Mi’nin de aynı suçları işlemiş olup aynı cezaya çarptırılacaktır. Servetine el konulup bütün ünvanları kendisinden alınarak ölene dek Jeju Adası’na sürgüne gönderilmiştir. Ayrıca Eşi Jeong Hoon’un da aynı suçu işlediği göz önüne alınarak Jeong Hoon ve Hye Mi’nin çocuklarının bütün kraliyet unvanları alınıp ölüme mahkum edilmiştir.” Yaptığım şey zalimceydi. Öz torunlarımın da canını almıştım artık. Ben zalim bir anneydim. Kızım Hye Mi’yi de beni anlaması için ölmekten beter etmiştim. Hye Mi beni asla affetmeyecekti. Birkaç seneye kalmaz ölecekti. Daha güç için ne kadar kan dökecektim bilmiyordum. Artık elim kendi kanımdan gelenin de kanına karışmıştı. Ben noron cellâdıydım. Ben zalim bir kadındım ve katildim. Ben torunlarımı öldüren zalim bir büyük anneydim. Ben cadıydım. Ben sonsuzluk çarkının kırılmaz dişlisi Ana Kraliçe Dae Bi Hye Kyeong idim.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yeni Kral
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ÇEKEREK TANIYALIM
» 1000 Kitap Özeti Yeni Link! Tek Tek! Tamamını İndirmenize Gerek Yok!
» MSN ŞİFRESİ KIRMANIN FARKLI BİRÇOK YOLU!!!
» 83 LVL Yeni Skiller Bıçak Atma,Felankor Çıkarma,Tüm Party All Stat 15 vs.
» Dıgımon Yeni

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Fransisco Armani :: Krizantem Günlükleri-
Buraya geçin: