AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Alberto Ewald

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Alberto Ewald



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 02/04/16

MesajKonu: Alberto Ewald   C.tesi Nis. 02 2016, 15:05




ÖZGÜRLÜĞE KAÇIŞ






  Hayatta sahip olduğu yegane şeyin ruhu ve iradesi olduğunu bilerek doğruldu genç kız ancak üzerindeki kıyafetlerin bile ona ait olmadığını bildiği halde güçlü kalmaya çalışmak çok zor geliyordu artık.

  Rutubetten alçısı dökülmüş duvara yaslandı. Bu duvar da olmasa tereddütsüz yere devrileceğini ve belki de sonsuza kadar kalkamayacağını biliyordu. Karşısında, yakaladığı avın başında bekleyen yırtıcı bir hayvan gibi dikilen ve şehvetle ağzından salyalar akıtarak vücudunun her yerinden sarkan yağları insanın gözüne sokmak istercesine dar gömleğinin düğmelerini hışımla çözmeye çalışan yaşlı yetimhane müdürünün gözlerine yıkılmaz bir direnç, iğrenti ve öfke ile baktı.

  Adam sabırsızca gömleğini sıyırıp tozlu zemine fırlattı ve hiç beklemeden genç kızın süt beyazı boynuna saldırdı. Kızın aciz karşı koymalarına aldırmadan kirli ellerini kızın masum bedeninde gezdirdi.


  "Bırak beni, lütfen bırak." diye inledi genç kız ama adam onu dinlemiyordu bile. Bir kurtuluş yolu bulma ümidiyle karanlık ve boş odayı taradı ancak hafif aralık kapıdan sızan gün ışığından başka odayı aydınlatacak bir şey olmadığından karanlık köşelerde umutsuzca gezdirdi gözlerini. Tam ümitsizliğe kapılmış ve kendini çaresizce adamın kollarına bırakmaya hazırlanmıştı ki kenarda kırılmış sandalyenin kopmuş demir ayaklarından birinin kapıdan giren ışık kırıntılarını yansıttığını fark etti. Eğer o demire ulaşabilseydi buradan kurtulmayı başarabilirdi ama ince kollarıyla adamın boğarcasına üzerini kaplamış gövdesini itmesi mümkün değildi. Yine de bir umudu varken iğrenç adamın kendisinden faydalanmasına izin vermeyecekti. Bir şey yapmalıydı ama yaşlı adamın saldırısı altında doğru düzgün düşünemiyordu. Aşağı baktı, üstleri kelleşmiş beyaz saçlar arasından adamın sarkmış kulağını zar zor seçebiliyordu. Ne olduğunu anlamadan çene kasları kasıldı ve dişlerinin arasındaki eti ve kan tadını hissetti.

  Yaşlı müdür ızdırapla geri çekildi ve çığlıklar atarak elini hızla kanayan kulağına bastırdı. Anın şokuyla küfürler savurarak genç kızın denizdeki balıkları avlayan bir martı gibi kenardaki ne olduğunu anlayamadığı cisme atılışını tepkisiz izledi. Ancak genç kız yerdeki çubuğu alıp doğrulduğunda bunun sivri bir demir parçası olduğunu kavrayabildi. Kızın gözlerindeki öfkeyi gördüğünde duyduğu şehvet ve açlık yerini korkuya bıraktı. Yüzünün sol yanını aydınlatıp sağ yanını mutlak karanlıkta bırakan ışığın oyunuyla karşısındaki genç kız bir anda bir canavara dönüşmüştü. Canavar kızın hınç dolu bir kükremeyle demir çubuğu havaya kaldırdığını gören yaşlı adam ne yapacağını bilmeden başını kolları arasına aldı ve hemen ardından bir 'çat' sesi işitti. Kolundan başlayıp tüm vücuduna yayılan derin acıyla kendini yerde buldu. Bir yandan hızla kanamaya devam eden kulağı diğer yandan muhtemelen kırılmış kolunun acısıyla yerde boylu boyunca yatarken demir çubuk yeniden havaya kalktığında yapabileceği bir şey yoktu, bunu hak ettiğini biliyordu. Son gördüğü şey kafasına doğru inen demir çubuğun kesin ucuydu. Bir anda kapıdan gelen ışık kayboldu ve tüm dünya karanlığa boğuldu.

  Genç kız olanca öfkesiyle öyle sert vurmuştu ki adamın kafasından fışkıran kan daha ne olduğunu anlamadan ayak uçlarına kadar ulaşmış ve ortalığı kan gölüne çevirmişti. Elindeki demir çubuğu bir kenara fırlattı, o kadar sıkı tutmuştu ki ellerini kıpırdatamıyordu. Ne olduğunu anlamadan göz yaşları yanaklarından kayıp yere damlamaya başladı. Hıçkırıklarına engel olmayı denediyse de başaramadı ve kırık sandalyenin yanındaki duvara yaslanıp başını dizleri arasına sokarak hıçkırıklarının duyulmasını engellemeye çalıştı.

  Ne kadar zamandır ağladığından emin değildi ancak sonunda hıçkırıkları kesilip göz yaşları dindiğinde ışığın vurduğu yerlerdeki kanın koyulaşmaya başladığını görebiliyordu. Birkaç kez burnunu çekip ayağa kalktı, bu harabe yerden bir şekilde kurtulmalıydı. Burası bir yetimhaneden çok hapishaneydi onun gözünde. Beynindeki sisi dağıtıp kurtuluş için bir çare düşünmeye çalışırken aklına bir fikir geldi. İşe yarayıp yaramayacağından emin değildi ancak daha iyi bir seçenek düşünemiyordu. Adamın kafasına bakmamaya çalışarak yaklaştı ve pantolonunu yoklayıp ön cebindeki telefonunu çıkardı. Şanslıydı, eski model bir katlamalı telefon olduğundan şifresi yoktu. Küçük ekrandan yansıya ışık gözlerini kamaştırırken telefon rehberinden kapı bekçisinin numarasını buldu ve bir mesaj çekti.

  'Angel dışarıya çıkmak için benden izin aldı. Geldiğinde çıkmasına izin ver.'

  Mesajı gönderdikten sonra telefonu kapatıp her ihtimale karşı cebine koyduktan sonra kapıyı iyice aralayıp kafasını dışarıya çıkardı ve koridorda kimsenin olmadığından emin olduktan sonra dışarıya çıkıp kapıyı kapattı. En alt kat koridoru olduğundan ortalıkta kimse yoktu. Yatakhaneye gidip kalan bir iki parça eşyasını toplamayı düşündü önce ancak ceset bulunursa kaçma şansı kalmazdı. Ayrıca sebepsiz yere toplanması yatakhanedeki diğer kızların dikkatini çekebilirdi. Hiç beklemeden merdivenlere yöneldi ve zemin katta, çıkış kapısının önünde bakıcıarının soran bakışlarıyla karşılaştı. İstifini bozmadan gülümseyip "Biraz temiz havaya ihtiyacım var." dedi. Kadının tepkisine dikkat etmeden kapıyı çekti ve gün ışığına çıktı. Toprak yolda yürürken eski, yer yer boyası dökülmüş yetimhane binasına baktı. Tek hissettiği buradan kurtuluşun verdiği mutluluktu ancak dış kapının önünde dikilmiş duran bekçiyi görünce en kritik ana geldiğini anladı. Ya yakalanıp adam öldürmeden suçlu bulunacak ve gerçek bir hapishaneye nakledilecek ya da kapının ardına çıkıp özgürlüğe kavuşacaktı.

  Kapıya vardığında en masum ifadesini takınarak bekçiye döndü ve "Ben Angel, müdürden izin almıştım. Size haber vermiş olmalı." dedi.

  Bekçi şüpheli gözlerle kızı süzdükten sonra zoraki bir "Evet, geçebilirsin." çıkardı ağzından ancak şüphesi hala geçmemiş olacak ki kız dışarıya adımını atarken adam telefonunu kaldırıp kulağına götürdü. Muhtemelen müdürü arıyordu, nasılsa cevap alamayacaktı.

  Öldürdüğü adamın telefonunu yanına aldığını hatırlayınca bir anda başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oldu ama artık çok geçti. Cebindeki telefon çalarken genç kız can havliyle koşmaya başladı. Ardındaki bekçinin ayak seslerini ve havaya savurduğu küfürleri işitiyordu. Tüm vücuduna adrenalin pompalanırken hiç durmadan koşmaya devam etti. Özgürlüğü için, hayatı için koşmaya devam etti.
















Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
Caitlyn

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 29

MesajKonu: Geri: Alberto Ewald   C.tesi Nis. 02 2016, 21:05

Renk:80
Kurgu: 90
Betimleme:85
Akıcılık: 85

Sitemize Hoş geldiniz.  Rütbe başvurusu yapabilirsiniz.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
 
Alberto Ewald
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rp Puanlama-
Buraya geçin: