AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ölüm sessizliği

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Ölüm sessizliği    Paz Şub. 17 2013, 18:54

Elise güneş ışıklarının gözlerine vurmasıyla yatağında rahatsızca bir süre döndü. Uyanması gerektiğini biliyordu fakat yataktan kalkmak bir türlü istemiyordu. Yatakta tembellik yapmayı özlemişti fakat bunun için zamanı yoktu. Gitmesi gereken bir okulu, düzenlemesi gereken bir parti ve onu bekleyen bir alışveriş vardı. Okul kısmı sorun olmasa da parti ve alışveriş kısmı kesinlikle büyük sorundu. Kuzeni adına düzenleyeceği bu parti de her şeyin mükemmel olmasını istiyordu ve elise kesinlikle zor beğenen biriydi. Alışveriş ise Scarlett’a alacağı hediyeleri kapsayan kısımdı. Bir de bu gece giymek için ikisine de göz kamaştıran birer elbise ve beraberinde aksesuar seçmeliydi. Alışverişte çok oyalanmayacağını biliyordu. Aşırı derece de alışveriş tutkunu olan kızlardan değildi. Alışveriş merkezinde alacaklarını kısa sürede alıp çıkan biriydi. Tüm gününü mağazalarda geçirmek ona göre değildi. Çabuk sıkılan biriydi. Onu en çok oyalayacağını düşündüğü şey parti organizasyonuydu. Her şeyi ile kendi ilgilenmek istediğinden bu işi yapacak profesyonel bir şirketle anlaşmamıştı. Özel bir parti olmasını istiyordu. Kuzenin bayılacağı bir parti… Onu tanıyan ve zevklerini bilen en iyi kişi kendisi olduğu için ona mükemmel bir sürpriz yapabileceğini biliyordu. Kuzenini tüm hafta meşgul etmesi için müstakbel eniştesiyle anlaşmasına rağmen Scarlett’a bir şey belli etmeden ondan gizli iş çevirmek gerçekten zordu. Daha dün neredeyse ağzından her şeyi kaçırıyordu. Ona yalan söyleyemiyor olmak kötüydü. Aklına sevgilisi geldiğinde derin bir iç çekti. Onu birkaç gündür doğru düzgün görememişti ve oldukça özlemişti. Leon’un işleri elise’in sürpriz planları derken birbirlerine zaman ayıramamışlardı. Bu parti işi bittiğinde sevgilisinin işlerinin ve kendi okulunun olmadığı bir gün tüm günü beraber geçirmek harika olabilirdi.

Kalkma saatinin çalmaya başlamasıyla yatağından kalkarak kendini duşa attı. Hayatında hala düzene sokamadığı şeyler vardı. Mesela kendi düzenlediği partiye kendi istediğiyle değil de büyükannesinin istediği biriyle katılıyordu Michael’la. Hayatına karışmakta kararlı olan bu tatlı cadıyı bir şekilde durdurmalıydı ama nasıl? Ona ne kadar itiraz ederse etsin büyükannesi bir şekilde istediğini yaptırıyordu ve elise buna sinir olsa da onun bu özelliğine hayrandı. Keşke kendisinde de o özellikten olsaydı. Böylelikle her şey daha kolay olurdu. Duştan çıkıp üzerine göğüs ve sırt dekolteli menekşe rengi mini bir elbise giyip siyah topuklularını giydi. Saçlarına elbisesine uygun bir şekil verip her zamanki hafif makyajını yaparak kahvaltıya indi. Kahvaltı da elise’in morelini yerine getiren ve büyükannesinin sinirlerini zıplatan bir haber almışlardı. Michael psikopat bir adamla kavga etmiş sonundaysa hastanelik olmuştu. Bu partide onun kavalyesi olamayacağı anlamına geliyordu ki bu harika bir haberdi. Elise mutlulukla bir şeyler atıştırdıktan sonraysa evden çıktı. Bu gün okula gitmeyecekti. Direk parti düzenlemeleriyle ilgilenecekti. Bu yüzden arabasına atladığı gibi önce alışverişe çıktı. Tüm eksiklerini kısa süre tamamladıktan sonraysa partiyi düzenleyeceği alana gitti. Orada partinin ince detaylarını incelerken ve orayı düzenlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı. İşleri yarıladığına karar verip büyük bir yorgunlukla parti alanından dışarı çıktığında akşam olmuştu. Derin bir nefes alıp gecenin soğuk ve temiz havasını içine çekerek yürümeye başladı. İzlendiği hissine kapılmasıyla durup etrafına baktı. Arkasından ağır adımlarla ilerleyen iki kişiyi gördüğünde bunun sadece kendi kuruntusu olduğunu düşündü. Sonuçta burası bir sokaktı. Burada tek yürüyen kendisi değildi. İçindeki huzursuzluğu görmezden gelip adımlarını hızlandırdı. Engelleyemediği bir korku tüm bedenini ele geçirirken derin bir nefes alıp sakin kalmaya çalıştı.

Kendini mantıklı olmaya zorlarken içinden hep aynı şeyleri tekrarlıyordu. ''Sadece benim kuruntum. İnsanlar sokaklarda yürür… Üstelik ben bir sihirbazım'' diyerek kendini buna inandırmaya çalışırken nereye gittiğine çokta dikkat etmiyordu. Ara sokaklara girdiğini fark ettiğinde duraksadı ''Kahretsin…'' diye söylenerek ana yola çıkak için geri dönmeye karar verip arkasını döndüğünde o iki kişiyi yeniden gördü. Gözleri korkuyla büyürken ''Tesadüfler olabilir'' diye mırıldandı. İki adamın da yüzündeki pis sırıtışla ona doğru yürümeye başlamasıyla birkaç adım geri gitti. Gözlerinin maviliği bu karanlıkta bile oldukça net bir şekilde belli olan adam kahkaha atarak '' Altıncı hissin kuvvetliymiş güzelim . Bizim varlığımızı fark etmek zordur. Ama ne yalan söyleyeyim böylesi daha iyi oldu. Bu küçük oyun eğlenceliydi ama artık bitti'' diyerek Elise’e yaklaşmaya başladığında elise elementlerine konsantre olup onlara sert bir şekilde ''uzak durun yoksa başınıza kötü şeyler gelebilir'' diyerek onları uyardığında diğeri alaycı bir kahkahayla eğlendiğini belli eder bir şekilde ''Ne yapacaksın güzelim?'' diye sorduğunda elise kontrol edebildiği üç elementten birer hortum oluşturdu ama bu onları kaçırmak yerine daha da eğlendirmişti. Bu durum elise’e ''Kahretsin insan değiller'' dedirterek dehşete düşürürken elementlerinin bir anda ortadan kaybolmasıyla şaşırarak gücüne odaklandı ama onları kullanamıyordu. Mavi gözlü peri ona elise’in takip etmekte zorlandığı bir hızla yaklaşıp onu belinden tutup kendine yapıştırarak yüzüne iyice yaklaştı sonra kulağına yaklaşıp sinsi bir gülümsemeyle''Elementleri kontrol edebilmen ve kendini korumaya çalışman çok hoş ama perilerin karşısında hiç şansın yok'' diyerek kollarının arasında çırpınan elise’e bakıp onun anlamadığı bir dilde bir büyü mırıldandı. Elise başına giren dayanılmaz ağrıyla çığlık atıp bilincini kaybederken kollarının arasındaki peri onu kucağına alıp yanındaki suikastçıya dönüp gülümseyerek ''Eğlenceli ve güzel bir av değil mi? Neyse hadi gidelim'' diyerek oradan hızla ayrılıp onu barınaklarına götürdü. Onu boş olan yatağa yatırıp bileklerinden yatağa bağladıktan sonra yanındaki periye dönerek ''Patrona güzel haberi versek iyi olacak'' diyerek odadan ayrıldı. Elise ise o arada nerede ne şekilde olduğundan habersiz bilinci kapalı bir şekilde kabuslar görüyordu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Paz Şub. 17 2013, 19:46

Artık geceleri hiç bir şekilde uyuyamıyordu. Dante ile son yaşadıkları kafasını karıştırmıştı. Kendini Stacy sandığı zamanı hiç bir şekilde hatırlamıyordu. Aslında dahası da vardı. Dante'nin yaşadık dediği hiç bir şeyi hatırlamıyordu. Buna gerçekten hiç bir anlam veremiyordu. Sıkıntılı bir şekilde başını yastığa koyup karanlıkta tavanı izledi. Kabuslarını düşündü. Eskisi gibi onu rahatsız etmiyorlardı. Bunun nedeninin hep Dante olduğunu düşünmüştü ya da Phin olduğunu. Mutlu olduğu sürece kabuslarındaki o kişi onu bulamıyordu. Ama belki de sadece kendini kandırıyordu. Kabusları ondan uzaklaşmış olsa da daha büyük bir şey onu bulmuş olabilirdi. İçten içe bunun imkansız olduğunu düşünüyordu. Stacy, ikizi o hayatta bile değildi ki. Gerçi imkansız olduğunu düşündüğü bir çok şey onu gelip bulmuştu. Perisi, güçleri, peşindeki cadı... Hatta aşık olmanın bile imkansız olduğunu düşündüğü bir sırada aşık olduğu kişiyi Dante'i bulmuştu. Bu durumda Stacy hayatta olabilir miydi? Yine de saçma geliyordu bu durum işte. Scarlett'ın bulunduğu yerde bir anda ortaya çıkışı, ama belki de durum biraz daha basitti. Her zaman düşündüğü diğer yanı ikizinin ta kendisiydi belki de. Tüm o cinayetleri işleyen, sevdiği kişilere zarar veren yada hiç suçu olmayanları öldüren... Böyle düşünmek içini burktu bir anda. İkizini tanıyordu, o kimseye zarar vermezdi. Hiç bir canlıya, gerçi onu son hatırladığında ikisi de çocuktu. Ama böyle bir şeyi düşünmek gerçekten çılgınlıktı. Sorun mutlaka kendisindeydi ve artık düşünmesi gereken daha fazla insan olduğunu bildiği için eğer yardım alması gerekiyorsa alması gerektiğine karar verdi. Düşünceleri başını ağrıtmıştı. Günlerdir doğru düzgün uyuyamadığı içinse artık gözleri uyanık kalmamakta kararlı görünüyorlardı. Ne zaman olduğunu fark etmediği bir anda uykuya daldığında sabah saat çalana dek uyumaya devam etti.

Gözlerini yeni bir güne açtıktan sonra karmakarışık olan saçlarını arkaya doğru atarak telefonu eline aldı. Sevgilisine onu sevdiğini belli eden bir günaydın mesajı attıktan sonra duşa girdi. Sonrasında okul için hazırlanması gerekiyordu ve bunu biraz çabuk yapsa iyi olacaktı. Hızlı bir şekilde siyah bir pantolon ve üzerine yeşil tonlarında bir tişört giydi. Aşağı kahvaltıya indiğinde gözleri kuzenini aradı. Onu bulduğunda oldukça seksi bir kıyafet içindeydi. Ne yani bu şekilde okula gitmeyi mi planlıyordu yani. Ona ne diyeceğine karar veremediği için her zaman ki sinir olduğunda attığı bakışı attı ona. Bu şekilde ortalarda dolaşması sinirini bozmuyor değildi. Hoş büyük annesine göre onların sürekli gezmesi gereken halleri böyle olmak zorundaydı. Her zaman çekici ve güzel olmalıydılar. O ise bunu hiç takmadan normal bir şekilde dikkat çekmeden giyinmeyi seviyordu. Kahvaltısını hızlı bir şekilde bitirip giden kuzenini arkasından baktı bir süre. Kafasında bir sürü soru işareti vardı. Elise yine bir şeyler planlıyordu ve onu öğrenmesi gerekiyordu. Açıkçası sinir olmuştu kuzeninin ondan bir şeyler saklıyor olmasından. Evden ayrıldığında onu okula götürmek için kapıda hazır bekleyen şoförü gördü ama okula araba ile gitmek istemiyordu. Hava güzeldi şoföre bisikletini garajdan çıkarmasını rica etti ve bisikletine binerek okulun yolunu tuttu. Pedallarını hızla çevirirken bir anda aniden gözlerinin kararması ile ana caddeden çıkıp kendini bir ara sokakta buldu. Bisikletini buraya sürmeyi planlamamıştı. Ama işte buradaydı. Kendini bir anda yorgun hissederek bisikletten inip onu duvara dayadı ve çantasından su alıp içerken aniden bir sesle kendine geldi.

"Sonunda güzelim durmayı başardın. Gerçi bu biraz da benim sayemde oldu ama neyse"

"Sende kimsin?"

Sorusu havada asılı kalmıştı. Karşısındaki kişiye bakarken bir anda bedeninde hissettiği eller ile birine çekildi. Kendini kurtarmak için lanet gücüne odaklanmaya çalıştığı sırada başına giren korkunç ağrı ile aniden gözleri kapandı. Adamlar onu götürürken bilinçsiz bir şekilde uyuyordu.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Paz Şub. 17 2013, 21:47

Jared uyandığında derin bir nefes alıp bir süre yataktan kalkmayarak yorgunluğunu üzerinden atmayı denedi. Birkaç gecedir doğru düzgün uyuyamıyordu buna yine sabahın 4 ünde kalkıyor olması onu sinir etmeye başlamıştı. O peri kızını bir türlü aklından çıkaramamak kendisine olan öfkesini gün ve gün arttırırken onun ilki olduğunu hatırlamak hem yaptığı büyük aptallık yüzünden kendinden nefret etmesini sağlıyor hem de henüz neden olduğunu anlayamadığı bir şekilde iyi hissettiriyordu. Hayatı son birkaç günde ne kadar çok çelişkiyle dolmuştu. Bir yanı keşke o kızla hiç karşılaşmasaydım derken diğer yanı iyi ki karşılaşmışım diyordu. Onu hem aklından çıkarmak istiyor hem de yeniden görmek için yanıp tutuşuyordu. Hayatındaki bu çelişkiler onu artık boğmaya başlamıştı. Birkaç gündür bu lanet olası konu yüzünden asıl ilgilenmesi gereken işlerine odaklanamadığını bilmek daha da sinirlerini bozuyordu. Kalkıp her zamanki alışkanlıklarını yerine getirip il iş perdeleri açtı sonrasında mutfağa giderek kahve makinesine kahve koydu. Salondan geçerken masadaki içki şişeleri takılmıştı gözüne… O günden beri onu unutmak için her şeyi yapmıştı hiç içmediği kadar çok içmiş ve birçok kadınla yatmıştı fakat hiçbiri o kızı aklından bir saniye bile uzaklaştırmasına yetmemişti. Artık tüm bu saçmalıklara son vermeye kararlı olduğu için kahvesinden büyük bir yudum alıp her zaman yaptığı gibi antrenman odasına girip saatlerce savaş antrenmanı yapıp kendini rahatlattı. Antrenmanı bittikten sonra duşa girdi. Soğuk suyu açıp uzun bir süre duşta kaldı. Soğuktan başka bir şey düşünemeyerek beynini dinlendirmek iyi gelmişti. Duştan çıktıktan sonra mutfağa gidip kahvesini koyup yudumlarken bir yandan da telefonunu çıkardı. Artık iş zamanıydı. Her şeyi bir kenara bırakacaktı.

Amcasının sürekli güçlenmesine izin veremezdi. O onun güçlenmesini değil ölmesini istiyordu. Böyle yaparak da onun güçlenmesine sadece zemin hazırlıyordu. Toparlanıp kendine gelme zamanı çoktan gelmişti. Birkaç yere telefon edip ona geri dönmelerini beklerken kahvesini bitirip silah odasına gidip silahlarını temizleyerek özel mermilerini kontrol etmişti. Temizleme ve kontrol işini bitirip silahlarını kuşandığında sonunda beklediği telefonda gelmişti. Öğrendikleri karşısında sinirler dişlerini sıkarak ''Kahretsin bunu bana neden daha önce söylemedin'' diye bağırdı. Öfkeyle mutfak tezgahının üzerindekileri yere tek bir hareketle saçarken sakinleşmeye çalışarak ''O barınakları bul bana hemen…'' diyerek telefonu kapatarak evinde öfkeyle yürümeye başladı. Lanet amcası hiçbir fırsatı kaçırmıyor ve sürekli yeni hamleler yapıyordu. Şimdide sihirbazlar üzerinde birkaç çalışma yapmak için onların peşine düşmüştü. Bunu ne olursa olsun engelleyecekti. Suikastçıların yanında birde onu öldürmeye çalışan sihirbazlarla ilgilenmek istemiyordu. Elbette ona zarar veremezdiler güçlerini kolaylıkla engelleyebilirdi fakat o sihirbazlar onu yavaşlatırdı. Amcasının o sihirbazlar üzerinde ne gibi bir çalışma yapacağını bilmese de jared’a karşı kullanabileceği bir şeyler yapmaya çalıştığını tahmin etmek zor değildi. Çok geçmeden gelen telefonla derin bir nefes alıp cevapladı. Duydukları karşısında öfkeden delirerek ''Ne demek sadece bir sığınağı bulabildim ben senden hepsini bulmanı istemiştim. Ne? Amcam işe koyulmuş mu? Yani elinde sihirbaz mı var? Özel sihirbazlar mı nasıl yani? Lanet olsun tamam bana adresi ver hemen'' diye gürledi. Adresi alarak hızla yola koyuldu. Aklını şuan meşgul eden tek şey Özel sihirbazlar kısmıydı. Kız tamamıyla aklından çıkmıştı. Kimdi bu sihirbazlar? Neden özellerdi? Bu sorular tüm beynini meşgul ederken günler sonra ilk kez farklı bir konuya odaklanabildiğini görmek onu birazda olsa rahatlatmıştı. Morgana’nın şehrine giriş yaptığında derin bir nefes aldı eskiden aslında henüz bir sene önce buralarda çok sık dolaştığını hatırladı. Eski anıları zihnine dolarken bunun zamanı olmadığını fark edip tüm anılarını geri plana itti. Ormana gelmesi fazla sürmemişti Sığınağı bulduğundan dışarıdan birkaç dakika etrafa göz attı. Gözlerine tehlike parıltıları yüzüneyse o tehditkar gülümseme yerleşmişti.

Onları şaşırtmaya karar vererek giriş kapısına doğru ilerleyip bir büyü mırıldandı kapı patlayıp parçalar halinde etrafa saçılırken birçok peri hissetmişti evin içinde anlaşılan amcasının gözünde bu sihirbazlar fazlasıyla değerliydi. Ona öfkeli gözlerle bakan kalabalığa soğuk bir şekilde gülümseyerek ''Merhaba çocuklar beni özlediniz mi?'' diye sordu. Perilerin ona saldırmasıyla uzun bir savaşa girdi. Sonunda hepsi öldüğünde yerdeki kanlı ve ölü bedenlere bakıp gülümseyerek ''Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim'' diyerek yukarı kata çıktı. Öldürdüğü perilerin henüz bir başlangıç olduğunu biliyordu. Eğer bu sihirbazlar gerçekten özelse ki kapıdaki karşılama ekibi özel olduklarını gösteriyordu. Çok yakında daha fazlası gelecekti. Önüne çıkan ilk kapıdan girdiğinde odaya kısa bir göz gezdirdikten sonra yatakta yatan güzel kız dikkatini çekti. Demek özel sihirbazlardan biri bir kızdı. Ona iyice yaklaştığında kızın üzerindeki kıyafet dikkatini çekmişti uyurken bile oldukça seksi ve baştan çıkarıcı görünüyordu. Ona iyice yaklaşıp yüzüne doğru eğildiğinde bu kızı tanıdığını fark etti. Bu kız Elise Demon’du. Yıllar önce onun ailesi kendisine verilen işti ve o görevini titizlikle yapmayı sevdiğinden tüm aile üyelerini, onların neleri sevip nelerden nefret ettiğine kadar her şeyi öğrenmişti. Özel sihirbazlardan birinin elise olduğunu gördüğünde diğeri tahmin etmişti. Scarlett demon güzel ama sessiz kız… Jared iş üzerinde çalışırken ikisi de dikkatini fazlasıyla çekmişti. Jared yıllar sonra karşılaştığı güzelliğe bakarken elini kızın yanağına koyup okşayarak ''Elise Demon… Uzun bir süre oldu. İtiraf etmeliyim ki seni yeniden görmek güzel. Aradan geçen yıllar seni daha da güzelleştirmiş'' dedi. İçinden ''O güzel kuzenin de oldukça güzelleştiğine eminim ikinizi yeniden görmek harika'' diye geçirdi. O konuşurken içeri dalan periyi ve öfkesini önemsememişti.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Ptsi Şub. 18 2013, 14:46

Elise’in yanından ayrıldıktan hemen sonra ilk iş olarak onun telefonda konuştuğu kişiyi buldu. O çocuk her kimse hayatının en büyük yanlışını yapıyordu. Ona ait olanla ilgileniyor ve onu rahatsız ediyordu. Elise’in o anki konuşması hoşuna gitmişti, aslında. Sevgilisi ona ait olduğu kısma ne kadar da çabuk alışmıştı. Gerçi konuşması o olmasa bile aynı olur gibi gözükse de böyle düşünmek daha çok hoşuna gidiyordu. Michael denen zengin pisliği gördüğünde kendini kısa bir süre sakin tuttu. Şoförü arabasında onu beklerken bir büyü ile şoför ile yer değiştirdi. Onun gibi zengin züppelerin çalışanlarının yüzüne bile bakmadıklarını bildiğinden gayet rahat bir şekilde o geldiğinde arabayı sürerek onu istediği yere getirdi. Issız bir deniz fenerinin dibine... Onu büyük bir öfke ile arabadan çıkardığında ona bir başkasına ait olanı almanın ne demek olduğunu göstermek istercesine vurmaya başladı. Aslında niyeti bir kavga başlatmak ve kurbanının biraz da olsa arada kendine karşılık vermesiydi. Ama böyle bir şey olmamıştı. Kısa sürede sadece bir kaç yumrukta hayatı için yalvaran bir zavallıya dönüşmüştü, kurbanı. Bu çok sıkıcıydı. Ama ne yazık ki onun planlarının tamamen ortadan kalkması için gece bir partiye gidemeyecek kadar kötü durumda olmalıydı. Fazla uğraşmasına gerek kalmadan onu kanlar içinde arabasının yanı başında bıraktı. Ama hala öfkesi geçmiş değildi. Hala bir şeyleri parçalamak ve yok etmek istiyordu. Bu yüzden Rose’u arayarak onunla birlikte göreve gitmek istedi. Ama meleğinin bugün yapacak başka işleri olduğu için bu teklifi geri çevirdi. O da adının Nathan olduğu zamanlarda edindiği bir kaç arkadaşla buluştu. Zaten çok geçmeden bir kaç bela onu bulmuştu. Girdiği periler ile savaşı ona çok iyi gelmiş olsa da karşısına çıkmış olan perilere pek iyi geldiği söylenemezdi.

Sonraki bir kaç günü her zamanki işlerini yaparak geçirdi. Elise ile vakit geçirmek istiyordu ama onunla konuştuğunda kuzenine yapmayı düşündüğü sürpriz partiden bahsetti ve ona oldukça çok değer verdiği için her şey ile tek başına ilgilenmek istiyordu. Bu durum karşısında oldukça anlayışlı davranarak onayladı. Aslında şu an Elise her neredeyse onu bularak malikanesine götürmek istiyordu. Orada onunla birlikte her odada ayrı ayrı ateşli dakikalar geçirmek istiyordu. Bu düşünce bile onu tahrik ederken sevgilisinin ‘Partiden sonra sana da özel bir sürpriz yapıcam’ demesi ile yüzünde çapkınca bir gülümseme oluştu. Sürprizi elbette merak ediyordu ama o daha çok sürpriz ne olursa olsun onu kaçırarak malikaneye getirme kısmına takılmıştı. İlk kez malikanesine erken bir saatte giderek evin içinde bir kaç düzenleme yaptı. Yapmak istediği şeyler için bir nevi zemin hazırlıyordu. Her ikisi içinde güzel içkiler ve sevgilisinin sonradan aç olacağı gerçeği ile yiyecek bir şeyler ayarladı, buzdolabına. En azından yemek için uğraşmasına gerek olmadığı için yemekten sonra bile onunla oynayacak vakti olacaktı. Tüm işinin arasında biranda bir şey hissetti. Daha önce hiç bir şekilde hissetmediği bir acı tüm bedenini ele geçirdi. Kalbi acıyordu ve aynı anda nefes alamadı bir süre. Neler olduğunu anlamaya çalışırken bir anda olduğu yere yığıldı. Acı yüzünden gözlerini sımsıkı kapattığında bunun bir lanet olup olmadığını düşünmeye başladı. Ama birden Elise’in yardım çığlıkları beyninin içinde yankılanırken gözleri kocaman açıldı. Sihirbazının, sevgilisinin başı dertteydi ve şu an ona ihtiyacı vardı. Acı giderek kaybolmaya başladığında hızla ayağa kalktı, Leon. Elise, onu hemen bulması gerekiyordu, her nerede ise. Onu düşünmek, ona yoğunlaşmak aurasını hissetmesine ve aynı zamanda onu bulmasını kolaylaştıracaktı. Auranın en çok hissedildiği yere odaklanarak ona gitmek için bir büyü mırıldandı. Kısa süre sonra bir evin önünde buldu kendini. Etrafta hissettiği bir çok peri ve Morgananın şehrinde oldukları gerçeği tüm bedenini hem bir korkunun hem de bir öfkenin yönetimi altına soktu.

Kapıdan içeri girmek istediğinde kapının yerinde olmaması aklını karıştırmış aslında. Bir baskın mıydı? Buna neden olan şey. Kötü perilerde artık birbirleri ile savaşa giriyorlardı anlaşılan. Gerçi bunların hiç bir önemi yoktu önemli olan tek bir şey vardı Elise. İçeri hiç düşünmeden adım atarken peşinden içeri giren iki periyi fark etti. Şu anki öfkesini çıkarmak için iyi birer araçtan başka bir şeye benzemiyorlardı. Onlarla oldukça yakından ilgilenirken cansız bedenlerinin evin zemininde uzanır hale gelmesi uzun sürmedi. Hızla üst kata çıkarak aurayı takip etti. Elise yatakta bileklerinden bağlı uyuyordu hemen başında ise bir peri yanağını okşuyordu. Öldürücü bakışlarını ona kenetlediğinde konuşmaya başladı.

“İğrenç ellerini çek Elise’in üstünden sonunun alt kattaki dostların gibi olmasını istemiyorsan eğer”


_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Ptsi Şub. 18 2013, 19:49

Geçen yıllar bu kızı gerçekten güzelleştirmişti. Eskiden de oldukça güzeldi fakat bu güzelliğini saklıyordu. Şimdiyse giyim tarzını değiştirerek güzelliğine güzellik katmıştı. Ailesini kaybettikten sonra bir daha toparlanamayacağını düşünmüştü ama görüyordu ki toparlanmıştı. Sanırım bunun nedenini biliyordu. O sessiz ve içine kapanık güzel toparlamıştı elise’i. İki kızın yaptıklarını hatırlayınca gülümsedi. Scarlett’ın göründüğü gibi sessiz bir tip olmadığını anlaması zaman almıştı fakat anlamıştı. Ailede ortalığı karıştıran tek kişi elise değildi. Scarlett’ta kuzeniyle bu konuda oldukça iyi yarışıyordu ama ailesine karşı sesi çıkmadığı için bu fark edilmiyordu. Elise ise scarlett’ın aksine ailenin asi güzeliydi. Kimseye hayatına karışma hakkı vermiyor bunu yapmaya çalışanlarla da hiç çekinmeden tartışıyordu. Hırçın ve güzel olması elise’in en dikkat çeken özelliğiydi. Scarlett’ınsa güzelliği ve asaleti dikkat çekiyordu. Bazen çok çocuksu bazen fazlasıyla kadınsı genel olarak da tatlıydı iki kuzende. Birbirlerine fazlasıyla benziyorlardı aslında tabi bazı farklı özellikleri vardı. İkisi de asiydi. Scarlett mantıklı davranmayı seviyordu Elise ise uçarıydı. İnatçılıkta ikisi de birbirleriyle yarışsa da genel olarak bir şekilde konu uzanmadan kapanıyordu. Birçok konu da anlaşamıyor olmalarına rağmen birbirlerine oldukça düşkünlerdi. Aralarında kuzen ilişkisinden daha farklı bir ilişki vardı. Kardeş gibiydiler onlar. Jared’ın dikkatini de bu çekmişti zaten kişilikleri ve güzellikleri onları yatağa atmayı istemesine neden oluyordu. İkisinin de neleri sevip neleri sevmediğini çok iyi biliyordu. Diğer kızlardan farklıydılar onların mutlu olmak için ihtiyaçları olan tek şey birbirleriydi.

İki kızın çekişmelerini ve scarlett’ın muzipliklerini hatırladığında yüzündeki gülümseme daha da yayıldı. Süprizlerle doluydu scarlett dışarıdan sessiz sakin görünüyor olsa da bambaşka bir kişilikti normalde şaşırtmayı seviyordu. Fakat bunu anlamak için dikkat gerekiyordu. Elise güçlü görünüyordu fakat aslında hiçte öyle değildi. Scarlett ise güçsüz görünüyordu ama elise’in aksine oldukça güçlüydü kuzeninin ailesini kaybettikten sonra onu yeniden toparlayıp normale döndürebilecek kadar hem de.Scarlett’ın güzel yüzü ve öfkeli bakışları gözlerinin önüne geldiğinde keyifle gülümsedi. İki kuzeni de özlemişti. O düşüncelere dalmış bit şekilde gülümseyerek elise’in yüzünü okşarken yeni gelen periyi hissederek kendine gelmiş ama onu kolayca halledebileceği için rahat davranışlarına ve kızın yüzünü okşamaya devam etmişti. Perinin söylediklerine gülerek yavaşça doğrulup yeni gelen kişiye baktı. Alayla gülümseyerek '' Senin yerinde olsaydım aşağıdaki perileri kolaylıkla yok eden profesyonel bir suikastçıyla böyle konuşmazdım. Bu hayatını kaybetmene neden olabilir. Ayrıca birkaç periyle ilgilenmiş olabilirsin ama bu evi savaş alanına çeviren asıl kişi benim'' dedi. Ona aldırmayarak elise’in ellerini çözdü. Yerinde rahatsızca dönen ve kabus gördüğü belli olan elise kısa süre baktı. Kuzeninin adını sayıkladığını duymasıyla gülümseyerek ''Kuzenine hala oldukça düşkün anlaşılan'' dedikten sonra periye dönerek ''Anladığım kadarıyla sen onun perisisin ve onu kurtarmaya geldin ama geç kaldın dikkatli olmanı öneririm bu güzelliği koruman zor olacak tabi kuzenini de'' diyerek kıza doğru eğildi.

Kulağına sesli bir şekilde birkaç büyü mırıldandı. Elise rahatsızca yerinde kıpırdanmayı bırakmıştı. Kuzenin adını sayıklamıyordu artık kabus görmeyi bırakmıştı. Sonra elise’in dudağının kenarını öperek ''İyi uykular güzelim merak etme kuzenini senin için bulacağım'' dedi. O güzel kuzenin nerede olduğunu merak ediyordu. Karşısındaki periyle küçük bir savaşa gireceklerini anladığında gülümsedi. Birazdan oldukça eğleneceklerini düşünüyordu. Bu düşüncesi bir sürü suikastçı aynı anda odaya doluşana kadar sürdü. Hızla periye dönerek ''Şimdi beni iyi dinle eğer elise’i gerçekten korumak istiyorsan bana ihtiyacın var. Amcam onun ve kuzenin peşinde… Asla durmayacak. Profesyonel suikastçılarını onları bulmak için tekrar gönderecek ve eğer amcamın eline geçerlerse onları bir daha bulamayız bu arada şunları hallettikten sonra scarlett’ı da bulup buradan hemen çıksak iyi olur çünkü seni temin ederim bunlar henüz sadece destek kuvvet ve buradaki her peri profesyonel suikastçıdır dikkatli ol'' dedi. Amcasına çalışan ve suikastçıların lideri olduğnu düşündüğü adam alayla gülerek ''Jared... Görmeyeli hayal gücün fazla gelişmiş buradan asla çıkamıycaksınız en azından kızlarla beraber... Amcan onları istiyor buradan çıksanız bile kızların peşini bırakmayacağımızı biliyorsun amcanı tanırsın o istediğini her zaman alır... Şimdi ise bu iki kuzeni istiyor.... ''dedi. Jared alayla gülümseyerek ''''Bu sefer değil... Amcam bu sefer istediğine ulaşamayacak ayrıca kimin hayal perest olduğunu görüceğiz'

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leon S. Dekker
Hava Perisi
Hava Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 264
Kayıt tarihi : 22/10/12
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Ptsi Şub. 18 2013, 21:54

Elise'e başka bir erkeğin dokunmasını bırak, bakması bile onu çileden çıkartmaya yetiyordu. Şimdi ise karşısındaki perinin sevgilisine dokunuyor olması onu öldürmesi için yeterli bir sebepti. Bir hışımla onun yanına giderek konuşmaya başladı. Daha bir kaç saat önce onu telefonla rahatsız eden kişinin canına okumuşken şu an ona dokunan kişiyi katletmek kesinlikle büyük bir zevk olacaktı. Şimdiye dek bir çok peri ile kapışmıştı. Hayatı bir savaş alanından farksızdı. Rose ile olanlar ondan çok daha öncesi. Nathan olduğu zamanlar bir katliamdan farkız geçmişti. Aslında tekrar eski adına dönüp Leon olması pek bir şey değiştirmemişti. Hayatında en büyük değişiklik kalbinin olduğunu hatırlaması olmuştu belki de. Önce meleğine aşık olduğunu sanmıştı. Ama sonrasında durumun bundan çok daha farklı olduğunu fark etmişti. O hayatında koynuna girmeyen tek kızdı ki bu bile onu istemesi için yeterli bir nedendi. Ruby ile olan her şey bittiğinde karşısına bir anda çıkan sihirbazı kalbini darmaduman ederek ona aşkın ne olduğunu öğretmişti. Sürekli onu arzularken, onu delicesine isterken bulmaya başlamıştı kendini. Üstelik artık hiç bir şikayeti de yoktu. Her canlı bilinmeyen ile karşılaştığında bir korku yaşardı. Leon da korkmuştu. Hayatında ilk kez tattığı bu duygu onu korkutmuştu. Ama Elise ile geçirdiği her dakika bu korkusunu tamamen tutkuya bırakmasını sağlıyordu. Bugün ise tekrar büyük bir korku yaşamıştı. Bu da hayatında yeni bir şeydi. Aşık olduğu kişinin tehlikede olduğunu hissederek korkmak... Nefesinin kesildiği dakikalarda içinden ona bir şey olmamasını dilemişti. Şimdi ise Elise karşısındaydı yanında gereksiz bir peri ile birlikte... Perinin sözleri ile çileden çıktığını hissetti. Etrafta bu kadar peri cesedinin nedeni kendisiydi demek aklı sıra ona göz dağı vermeye çalışıyordu. Sanki Leon ondan korkacakmış gibi.

"Bu lafların ile korkutmaya falan mı çalışıyorsun. Senin şu an tek yaptığın işimi kolaylaştırmak olmuş. Şimdi çek ellerini Elise'in üzerinden"

Perinin umursamaz tavırlarını takip eden davranışları ile daha fazla çileden çıktı Leon. Söylediği onca şey ve öpücük sonrası perini yakasına yapıştı.

"Sana çek ellerini Elise'in üzerinden dedim. Onun hayatında sadece perisi değilim ben eğer niyetin yardım etmek falansa bunu sevgilimi taciz etmeden yapmanı öneririm tabi yaşamak istiyorsan"

Bir anda odaya dolan perilerle ondan bir adım uzaklaştı. Perini bir anda konuşmaya başlaması ile olanları anlamaya çalıştı. Ama niyeti çözemiyordu. Sevgilisi ile onun kuzeni neden bu kadar değerliydi. Perinin ikazı ile bıkkın bir surat ifadesi takındı yüzüne kısa süre sonra ise öldürücü bakışları takınmıştı. Bu bakışı gören hiç bir kurban şimdiye dek öteki tarafı boylamıştı. Liderleri olduğunu düşündüğü adam sayesinde yanındaki perinin adını da öğrenmişti, Jared. Bu ismi bir yerlerden duyduğuna emindi. O kadar suikastçı lafından sonra fazla düşünmesine gerek kalmamıştı. Aynı anda onun gerçekten iki sihirbazı kurtarmaya kararlı olduğunu fark ettiğinde en azından işe yarar bir ortak olabilir, en azından şimdilik diye düşündü. Konuşma sona erdiğinde konuşmaya tenezzül bile etmeden ona en yakın periden başlayarak bir katliamın ilk adımlarını atmış oldu. Bir yandan da gözü Jared diyen perideydi. Tamam onun dayak yiyeceğini falan düşünmüyordu ama ani bir şekilde taraf değiştirmeyeceğini kim garanti edebilirdi. Etraf peri cesetleri ile dolduğunda yüzüne bulaşmış kanları elini tersi ile silerek Jared'a baktı.

"Ben Elise ile ilgilenir onu uyandırırım sende Scarlett'ı bul dışarıda buluşuruz"

Jared odadan gittiğinde sevgilisinin yanına oturarak başını dizinin üzerine koydu ve dudaklarını öpmeye başladı. İçinden bir kaç büyü mırıldandıktan sonra saçlarını okşayarak konuşmaya başladı.

"Hadi uyan güzelim"

Sevgilisi kendine geldikten sonra onun dudaklarına yapışarak onu bir kez daha öptü.

"Tatlım konuşacak vakit yok sen ve Scarlett tehlikedesiniz şimdi benimle gel ve yanımdan ayrılma. Bu işten kurtulduğumuzda konuşuruz."

Konuşması bittiğinde Elise ile birlikte evden dışarı çıktı. Karşılarındaki ormanda ilerlerken bir ağacı dibinde durdu. Jared denen peri o kadar yakın dövüşten sonra aurasından onu mutlaka bulurdu.


_


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jared/Keiro
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 164
Kayıt tarihi : 10/02/13
Yaş : 29
Lakap : Jared

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Salı Şub. 19 2013, 16:10

Karşısındaki perinin öfkesinin her geçen saniye daha da arttığını fark etse de önemsemedi. İçinde bulundukları durum onu an ve an daha da eğlendirirken periyi görmezden gelmeye karar vererek elise ile ilgilenmeye karar verdi. İçinden ''Senin o dolgun ve tatlı dudaklara sahip olan güzel ve seksi kuzenin nerdedir acaba?'' diye düşünüyordu. Ne olursa olsun scarlett’ı bulmalıydı. Karşısındaki perinin öfkeli konuşmasını sakince dinledi. Duydukları yüzüne tehditkar gülümsemesini gözlerineyse tehlike parıltılarını geri getirmişti. Perinin elise’in üzerindeki ellerini kafaya takmasını aşırı koruma güdüsüne bağlasa da jared kıza dokunurken perinin artan öfkesi ona garip gelmişti. Gözlerinin perinin gözlerine dikerek ''Hayır seni korkutmaya falan çalışmıyorum. Sadece uyarıyorum. Ben tehdit ederek korkutmayı sevmem direk öldürmeyi tercih ederim.'' Dedi oldukça sakin bir şekilde karşısındaki peri ne kadar çok öfkeden deliriyorsa kendisi de onun aksine o kadar çok sakindi. Odak noktası peri değil karşısındaki uyurken oldukça masum olan güzellikteyken birkaç kelime söyledi. Periyle kısa konuşmasının ardından ona gittikçe yaklaşıp içindeki merakı gidermek için dudağının kenarından öptü. Tenin tadını merak etmişti ve bu öpücük onun merakını gidermişti. Yumuşak teni ve tenin tadı beklediğinden güzeldi. Gözleri kızın dudaklarına kayarken onları öpmenin nasıl bir his olacağını düşünüyordu. Düşünceleri perinin hareket ettiğini fark etmesiyle bölününce hızla doğrularak gözlerini perinin gözlerine dikti. Perinin yakasına yapışmasıyla kızın dudaklarını öpmenin nasıl bir his vereceğini öğrenmek için beklemek zorunda olduğunu fark ederek derin bir nefes aldı. Anlaşılan birazdan burada ikisi arasında küçük bir savaş çıkacaktı. Eğlenceli olacak diye düşündü. Perinin sözlerinden sonra alayla gülümseyerek '' Demek elise’in sevgilisisin… '' dedi. Perinin ellerini tutup yakasından sertçe çekip gömleğini düzelterek ''Beni tehdit etmeni sadece komik buluyorum. Bir konuya açıklık getirelim ondan ve scarlett’tan asla uzak durmayacağım. Yani hoşuna gitsin gitmesin güzel sevgilinle ve onun güzel kuzeniyle yakından ilgileneceğim.'' dedi. Bu açıkça kavgaya davetti.

Bir sürü peri odaya dalmadan önce ona yumruk atmaya hazırlanıyordu. Yumruğu havada asılı kalmış bir şekilde gelen kişilere bir süre baktıktan sonra lanetler okuyarak elise’in perisine dönüp durumu kaba taslak açıklayarak kavga etmelerinin değil beraber savaşmalarının gerektiğini açıkça söyledi. Hiçbir zaman bir ortak düşünmemişti. Tek çalışırdı ve asla kimsenin sorumluluğunu almazdı fakat şuan bu periyle geçici bir süre ortak olmaya mecburdu. Eğer iki sihirbazı da buradan çıkarmak ve amcasının planlarını mahvetmek istiyorsa bu periye ihtiyacı vardı. Liderleri olduğunu düşündüğü periyle kısa konuşması bittiğinde ona en yakın periyi öldürmekle başladı küçük eğlencesine arada adını bilmediği ama beraber savaştıkları perinin ne yaptığına bakıyordu. Onun dayak yiyip yemeyeceğinden emin olmamakla beraber onun asıl onu takip etme nedeni kendisine saldırmayacağından emin olamadığı içindi. Bir de ona canlı ihtiyacı olduğu için onun arkasını kolluyordu. Aslında bu kızları korumayı önemsemiyordu. Onları kendi öldürebilir ve amcasının planlarını sonsuza dek ortadan kaldırabilirdi fakat bu ona ulaşma yolunu da yok etmek anlamına geliyordu. Bu yüzden bu kızları korumalıydı. Onlar jared’a amacına ulaşmak için lazımdı. Onları yem olarak kullanmayı düşünmüştü başta fakat onları kaybetme ihtimalini göze alamamıştı. Eğer başa çıkamayacak kadar çok kişiyle karşılaşırsa onları amcasının eline kendi elleriyle teslim etmiş olurdu ve bu en son isteyeceği şeydi. Sonunda savaş bittiğinde etrafa bakındı bir süre sonra tıpkı kendisi gibi her yeri az önce öldürdükleri perilerin kanına bulanmış periye dikti gözlerini ''İyi işti.'' Dedi. Perinin söyledikleri karşısında sinsice gülümseyerek ''Tamam sen tatlı sevgilinle ilgilen bende güzel kuzenini bulmaya çalışayım. Sevgilinin cazibesine kapılıp buradan çıkmayı unutmazsın umarım.'' Diyerek odadan ayrıldı. Diğer odaları seri şekilde gezdikten sonra en son girdiği odada scarlett’ı bulunca gülümseyerek ''İşte buradasın güzelim. Bir an seni hiç bulamayacağımı düşündüm.'' Diyerek uyuyan kıza yaklaştı. Gözleriyle kızı baştan aşağı süzdükten sonra onun saçlarını okşayarak ''Hala hatırladığım gibisin. Oldukça güzel ve seksi…'' diyerek kızın önce yanağını öpüp kokusunu içine çekti. Sonra dudaklarına yaklaşarak ''Bu kendine has kokun beni hep deli etmiştir. Seni özlemişim'' diyerek kızın dudaklarına kapandı. Scarlett’ın tenin tadı onu baştan çıkarmış kendine engel olamayarak kızın dudaklarına kapanmıştı. Dudaklarının tadı oldukça güzeldi ve onu öperken aldığı zevki, yaşadığı bu hissi sevmişti. Süprizlerle dolu olan bu güzelliği yatağa atmanın ne kadar büyük bir zevk olacağını düşünürken elleri onun vücudunda gezinmeye başladı. O mükemmel vücudunu elleriyle keşfetmek ona ayrı bir haz verirken buradan gitmeleri gerektiğini hatırlayıp hiç istemeyerekte olsa kızdan ayrıldı. Birkaç büyü mırıldanıp kızın uyanmasını bekledi.

Karşısındaki baştan çıkarıcı güzelliğin uyanmasını beklerken bir yandan da onun yanağını okşuyor ve kokusunu derin nefeslerle içine çekiyordu. Kızın bir sihirbaz olduğu gerçeğini unutmayarak gücünü kullanamaması için gereken büyüyü yapmak ilk işi olmuştu. Kız uyandığında gülümseyerek ''Sonunda uyanabildin tatlım. Korkma sana zarar vermeyeceğim.'' Diye konuşmaya başlamış fakat kızın onu dinlemeyerek ondan kurtulmak için çırpınmaya başlamasıyla derin bir nefes hızla kızın üzerine çıkmış ve tüm hareketlerini zevkle engelleyerek gözlerini kızın gözlerine dikerek ''Sakinleş güzelim. Yoksa canını yakacağım. Gücüne odaklanmaya da boş yere çalışma yaptığım büyü yüzünden şuan gücünü kullanamazsın'' dedi. Kızın bir süre elinden kurtulmaya çalışmasını izledikten sonra nefesi kızın yüzüne çarpacak kadar yaklaşarak ''Bak çırpınman boşuna kuzeninle sen tehlikedesin ve şuan bana istemesen de güvenmek zorundasın çünkü buradan çıkman için sana benden başka kimse yardım edemez'' diyerek kızın üzerinden kalkıp onu bileğinden tutarak kendine çekti. Aslında kızın üzerinden kalkmak yerine o tatlı dudaklara tekrar kapanıp ona sahip olmak istemişti fakat bunun için uygun zaman değildi. Belinden tutup scarlett’ın bedenini kendi bedenine bastırdıktan sonra az önce beraber savaştığı perinin aurasına odaklanarak bir büyü mırıldandı. Gözlerini açtığında az önceki peri tam karşısında duruyordu. Scarlett’ı serbest bırakarak ''Evet artık kurtarmamız gereken herkesi kurtardığımıza göre gidebiliriz'' diyerek birkaç adım attı. Kuzenini sağ salim karşısında görmenin verdiği rahatlamayla kuzenine sarılarak üzerindeki endişeden kurtulan elise’e bakarak ''Birbirinize olan bağlılığınız çok hoş ama gitmeliyiz'' diye uyardı. Etraflarını saran perilere bakarak ''Tamam bir süre daha hasret giderebilirsiniz biz şunları halledene kadar'' dedi. Yanındaki periye bakarak ''Evet umarım yorulmamışsındır çünkü parti yeni başlıyor'' diyerek diğerlerine döndü. ''O kızlar bizimle geliyor'' diyen periye tehditkar bir gülümsemeyle ''Ah hayır hiç sanmıyorum'' dedikten sonra savaşmaya başladı. Uzun sayılabilecek bir savaşın ardından önce etrafındaki cansız bedenlere ardından gözleri öfke ve tehlike saçan mecburi ortağına bakarak ''Evet bunları da hallettiğimize göre daha fazlası gelmeden buradan gitsek iyi olacak. Konuşmamız gereken konular var ama önce güvenli bir yere gitmeliyiz'' dedi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elise Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Kayıt tarihi : 23/10/12
Yaş : 26
Nerden : İstanbul
Lakap : yok

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Salı Şub. 19 2013, 19:09

Elise scarlett’la geçirdiği o harika günlerden birindeydi. Kuzeniyle oldukça eğleniyor ve güzel bir gün geçiriyordu. Buna rağmen bir huzursuzluk hakimdi bedenine elise buna bir anlam veremiyordu. Bir şeyler yanlıştı sanki onun henüz anlayamadığı bir şekilde her şey ters gidiyordu ya da ona öyle geliyordu. Tüm bunlar sadece onun kuruntusu da olabilirdi emin değildi. Scarlett’la vakit geçirmenin keyfini çıkarırken birden onun ortadan kaybolmasıyla telaşlandı. Neredeydi o? Nereye kaybolmuştu. İçi sıkılıyordu. Etraf bir anda kararmıştı. Her yer sis bulutuyla çevrilmişti. Kulağına kuzenin onu çağıran tatlı sesi geliyordu fakat onu göremiyordu. Sonra çığlık sesleri doldu kulaklarına endişesi ve korkusu her geçen saniye daha da artarken koşarak etrafta kuzenini aramaya başlamıştı. Onu bulamamak içindeki korkuyu giderek arttırırken çaresizce Scarlett’ın adını sayıklayarak onu aramaya devam ediyordu. Onu kaybetmek istemiyordu. Ailede en değer verdiği kişiydi o… Anne ve babasını kaybettikten sonra scarlett’ı da kaybetmeye dayanamazdı. O telaşla etrafta dolanırken birden her şey karardı. Huzurlu bir sessizlik ve rahatlatan bir karanlık kaplamıştı her yeri… Garipti. Elise karanlığı sevmezdi. Onu huzursuz ederdi bu fakat şimdi huzur veriyordu. Tenine değen hafif dokunuşları hissettiğinde ürperdi. Rahatsız olmuştu bundan nedenini bilmiyordu. Bir süre sonra tüm bedenine tatlı bir sıcaklık yayılmıştı. Kalbinden başlayarak tüm bedenini ele geçirmişti. Yavaşça gözlerini açtığında karşısında sevgilisini görmenin şaşkınlığıyla "Leon…'' dedi. Etrafına bakınarak ''Neredeyiz biz?'' diye sordu. Sonra olanları hatırladı. Ardından sevgilisinin kanlı kıyafetlerini fark edip çığlık attı. Telaşla ''Tanrım üzerindeki kan… Yaralandın mı sen? İyi misin? '' diyerek hızla sevgilisinin dizlerinden kalktı. Dudaklarında sevgilisinin dudaklarını hissetmesiyle gözleri anında kapanmış ve her şeyi kısa süreliğine unutup ona karşılık verdi.

Leon’nun sözlerine tamam anlamında başını sallayarak karşılık verdikten sonra etraftaki perileri fark etti. Sevgilisinin üzerindeki kanın ona ait olmadığını bilmek içini rahatlatmıştı. Etrafındaki ölü bedenleri düşünmemek için sevgilisinin elinden tutup ona olabildiğince sokuldu. Onun kokusunu hissetmek hem endişesini azaltıyor hem de etrafındaki durumu daha az düşünmesini sağlıyordu. Aklında scarlett’ın nasıl olduğu düşüncesi dönüp dururken fazlasıyla gerilmişti. Evden çıkana kadar hiç konuşmamıştı fakat ormana girdiklerinde içini kemiren endişeye ve gittikçe büyüyen korkuya yenilerek ''Leon… Scarlett… O nerede? İyi mi? güvende mi?'' diye sordu. Kendi için endişelenmiyordu sevgilisi yanındayken nerede nasıl olduğunun bir önemi yoktu. Güvende hissediyordu. Peki kuzeni ne durumdaydı? Gözlerini sevgilisinin gözlerine dikmiş büyük bir merakla ondan gelecek cevabı bekliyordu. Leon’un söylediklerinden sonra ''Umarım…'' diyerek sevgilisine sarıldı. Birden yanlarında beliren periyle sevgilisinden ayrılıp bir adım geri gitse de kuzenini görünce sevinçle ''Scarlett şükürler olsun ki iyisin'' diyerek ona sarıldı. Tanımadığı perinin varlığı onu rahatsız etse de şuan bu önemli değildi. Perinin uyarısıyla kuzenini bırakıp periye bakarak ''Tamam'' dedi sadece ona bir teşekkür borçlu olduğunu bilse de nedense içinden gelmemişti ona teşekkür etmek daha sonra ederim diyerek bu konuyu bir kenara bıraktı. Etraflarını saran perilerle korkuyla leon’a baktı. Aralarında geçen konuşmalar oldukça kısa sürmüş ve ortalık bir anda savaş alanına dönmüştü. Sadece kendi ve kuzeni için değil sevgilisi içinde korkuyordu. Ona bir şey olacak diye endişeden yerinde zor duruyordu. Tüm savaş bittiğinde gözlerini leon’dan bir saniye ayırmadan iyi olup olmadığını anlamaya çalıştı. Sevgilisinin iyi olduğunu görmesiyle derin bir nefes alıp rahatlayarak sevgilisine sarıldı. Gözlerini leon’un gözlerine dikerek ''Sana bir şey olacak diye çok korktum'' diye itiraf etti. Diğer perinin lafa karışmasıyla sevgilisinden ayrılıp gözlerini onun gözlerine dikerek ''Size sanırım teşekkür etmeliyim'' dedi. Perinin hareketleri ve sözleri karşısında ne yapacağını şaşırmış bir şekilde kalakalmıştı. Bu kadar arsız birini ilk defa görüyordu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Scarlett Demon
Sihirbaz
Sihirbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 759
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 25
Lakap : Katil, kan emici, dengesiz, psikopat

MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    Çarş. Şub. 20 2013, 20:56

Derin karanlığın içine çekilmişti, aniden... Nasıl ve ne şekilde olduğunu bilmeden kendini bulduğu bu yerden kurtarmak istiyordu. Her zamanki kendini kaybettiği zamanlardan farklı hissetmeye başlamıştı. O an, acaba diye düşünmeden edemedi. Acaba Stacy olduğu bir zamanda mıydı? Şu an Stacy olduğunu söyleyerek etrafta geziniyordu belki de ve bu halde olduğu için hiç bir şey hatırlamıyordu. Bu durumuna ne denirdi... Stacy sendromumu yoksa tam bir kişilik bölünmesini mi? Bir anda bu düşünce onu tedirgin etmeye başladı. Bu belkide birilerinin canını almaktan bile daha kötüydü. Çünkü o zaman bunu gerçekleştirirken en azından hayalinde başka biri olsa da kime zarar verdiğini bir şekilde biliyordu. Hatta kendini engellemekte zor olsa da imkansız değildi. Ama bu halde beyninin bir köşesinde karanlığa hapsolmuşken dışarıdan tamamen soyutlanmış bir haldeydi. Bu durum içindeki endişe ve korkuyu arttırırken ani bir şekilde gözünün önünde kesik görüntüler belirmeye başladı. Bir anda karşısına çıkan o adam belirdi önce sonrasında ondan uzaklaşmaya çalışırken bedenini saran eller peki sonrası... Büyük bir boşluktan ibaretti tıpkı şu an bulunduğu yer gibi. Gördüğü bu görüntüler başına gelen şeyi tek bir kelime ile özetliyordu. Kaçırılmak... Evet o karşısına çıkan adam ve yanındaki kişiler tarafından kaçırılmış olmalıydı? Ama neden diye düşünmeye fırsatı bile olmadan cevap karşısına çıkmıştı. Elbette soy adları... Demon ailesi ünlü ve zengin aile... Bu düşünce ile beynini zorlayarak uyanmak istedi. Uyanıp onu kaçıran kişileri gücü ile öldürmek zorunda kalsa bile uyanmalı ve bir an önce eve gitmeliydi.

Dudaklarında hissettiği ıslaklık ve bedeninde hissettiği garip dokunuşlar ile kendine yavaş yavaş gelmeye başladı. Yavaşça gözlerini açtığında yanağını okşayan kişiyi gördüğünde ani bir refleksle çığlık attı. Oldukça korkmuş bir şekilde içindeki güce odaklanmaya çalışırken aynı zamanda onun elinden kurtulmaya çalışıyordu. Adamın sözleri kendini pekte güvende hissettiren türden değildi. Özellikle dokunuşları gerçekten rahatsız ediciydi.

“Rahat bırak beni kimsin sen...”

Sözlerinin ardından aniden adamın bedeninin altına kalmıştı. Bu durum çok rahatsız ediciydi. Adamın ne niyeti vardı bilmiyordu. Ama bu hareketi az önce korkma diyen dudaklarına hiç yakışmıyordu. Şu an onu oldukça korkmuştu. Gücü neden işe yaramıyordu anlamıyordu. Adam yüzüne iyice yaklaşarak konuştuklarından sonra korkusu biraz daha büyüdü, hareketleri ise o denli fazlalaşmıştı. Dudaklarından büyü kelimesini duyar duymaz bir cadının elinde olabileceği ihtimali ile ani bir çığlığın ardından gözlerine baktığında sessizliğe gömüldü. Çırpınıyordu ama kurtulamıyordu. Hareketleri kuzeni ile ilgili konuşmaya başladığı an kesildi. Nasıl yani tehlikelerdi. Kendi peşindeki cadıyı biliyordu Scarlett ama Elise o neden tehlikedeydi. Bir anda kendi için içinde oluşan tüm korku Elise için duyduğu endişeye dönüştü.

“Kuzenim mi? Elise o iyi mi?”

Çocuk ona cevap dahi vermeden kendini ona çekerek bedenini bedenine bastırmıştı. Bu yakınlık onu çok fazla rahatsız ediyordu. Taciz ediliyormuş gibi ki zaten olan buydu. Gücünü kullanabilse onu öldürmek isterdi bu durumdan hiç hoşlanmamıştı çünkü. Ama eğer haklı ise kuzeni ile ona yardım edecek tek kişi oysa katlanmak zorundaydı elbette bir yere kadar... Bir anda bulundukları yerin değişmesi ile onun ellerinden kurtulur kurtulmaz karşısında Elise’i görmek ona iyi gelmişti. Koşarak kuzenine sıkıca sarıldıktan sonra az önce üstüne çıkan adamın söyledikleri ile öfkeli gözlerle ona bakmaya başladı. Sana ne der gibi aniden etraflarını saran kişilerle kuzenine bakmaya başladı. Kısa sürede etrafları savaş alanına dönmüşken sadece yanlarında tanımadıkları iki adam dışında kimse kalmamıştı. Kuzeninin adamlardan birine sarılması ile soran gözlerle ona bakmaya başladı.

“Bir dakika biri bana neler olduğunu açıklayabilir mi? Siz ikiniz kimsiniz ve sen Elise sanırım onu uzun zamandır tanıyorsun”

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ölüm sessizliği    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ölüm sessizliği
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sombre Ormanı-
Buraya geçin: