AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Eski bir dostu ziyaret

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Eski bir dostu ziyaret   Paz Ağus. 19 2012, 03:44


Phin sabah güneşinin ilk ışıklarıyla evine girdi. Anahtarlarını masaya fırlattıktan sonra kendine koltuğa attı. Eğlenceli bir gece geçirmesine rağmen oldukça yorulmuştu. Aklında bir sürü düşünceyle kalkıp üzerini bile değiştirmeden kendini yatağına attı. Bugün yapacak işleri vardı ama önce biraz dinlenmeliydi. Telefonuna son bir kez baktıktan sonra gözlerini kapadı ve uykuya daldı. Uyandığında akşam olmuştu. Büyük bir baş ağrısıyla yüzünü buruşturdu. O kadar çok içersen olacağı bu diye söylendi kendi kendine. Kendine gelebilmek için direk duşa girdi. Duşta uzun süre kalıp düşüncelerini ve kendini toparladıktan sonra çıkıp üstünü değiştirdi. Ve mutfağa inip ağrı kesicilerin bulunduğu çekmeceye yöneldi. Çok sık bu baş ağrısıyla karşı karşıya kaldığından evinde bir sürü ağrı kesici vardı. Her şeyin bir bedeli vardı ve sabaha kadar bir barda içip eğlenmenin bedeli de sabah uyandığında oluşacak büyük baş ağrısıydı. Rose’la sevgili olduğundan beri çapkınlığa son vermişti ama bu bara gidip içki içip eğlenmeyeceği anlamına gelmiyordu. Rose emindi ki bunu sorun yapmazdı yoksa yapar mıydı? Bir süre bu konuda düşündükten sonra ''O mantıklı bir kız eminim sorun yapmayacaktır'' dedi. Phin’e göre yapmamalıydı en azından. Birkaç tane ağrı kesiciyi içtikten sonra kendine bir kahve alıp gazetelere göz gezdirdi. Yine felaket tellallığında birbiriyle yarışıyorlardı. Hırsızlık, Cinayet, Gasp, Adam yaralama ''yeni bir şey yok'' diyerek gazeteleri masanın üzerine attı. Bu tür konular normal insanların içini acıtırdı doğru ama o normal bir insan değildi. O insan bile değildi ki o bir periydi yani bu konuları umursamaması doğaldı. İnsanlar hata yapardı bunu engelleyemezdi ve yaptıkları hatalara üzülmek insanların işiydi. İnsan formunda yaşamayı sevmesi onlar gibi davranması onlar gibi duygusal bir varlık olacağı anlamına gelmezdi sonuçta. Saatine baktı. Akşam 7 ne çabuk olmuştu. Hızla yerinden kalkıp telefonuyla anahtarlarını alarak evden çıktı.

Her ne kadar tek düşündüğü şey rose olsa da ve şuan onun yanına gitmek için can atsa da yapması gereken işler vardı. Tam olarak birine bağlanmak özellikle de scarlett’a bağlanmak fikrini tam olarak sindirememiş olsa da kötü ünvanlarının arasına sihirbazını koruyamayan beceriksiz peri ünvanın da eklenmesini istemediği için elini çabuk tutmalıydı. Çünkü sevgili cadısı sihirbazını bulmak için çoktan aklına gelebilecek her yolu denemeye başlamıştı. Bunu ormanda görmüştü. Daha doğrusu hissetmişti tehlikeyi ve cadıyı hissetmişti. Scarlett’ı tam olarak korumak için bu ritüelin bir an önce yapılması gerekiyordu bu yüzden de caitlyn’le görüşmeliydi. Uzun süredir görüşmediklerini düşününce bu caitlyn’e büyük bir sürpriz olacaktı. Caitlyn o tanıdığı tek iyi cadıydı. Zor durumdayken phin’e yardım etmişti ve bu şekilde tanışmışlardı. Şimdi bu ritüel için yardım isteyebileceği tek cadı da oydu. Çiçekçinin yanından geçerken durdu ve bir buket çiçek alıp caitlyn’in malikanesine gitti. Arabasını park ettikten sonra yaptırdığı buketi de alarak zili çaldı. Saate baktı 8 di yani buradaki işini bitirdikten sonra rose’un yanına gidebilirdi saat daha erkendi. Rose’u düşünürken yüzünde yine bir gülümseme belirmişti. Rose’la ilgili düşüncelerinden caitlyn’in sesiyle kurtulup kendine geldi ve içten bir gülümsemeyle   ''Merhaba caitlyn görüşmeyeli uzun zaman oldu rahatsız etmiyorum dimi?'' diye sordu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Salı Ağus. 21 2012, 01:18

Güne garip bir hisle merhaba demişti. Bir şeyler olacağı kesindi. Büyük ihtimalle can sıkıcı olaylar. Farklı bir önsezi gibiydi sanki. Bu his işine şu an yarıyor olsa da küçüklüğünde bu hissin açığa çıkmaması yüzünden bu duygudan nefret etmişti. Belki o zaman kendi ailesi için bir şeyler yapabilirdi. Her şeyin mahvolduğu o günü durdurabilirdi. Üzerinden asırla geçse dahi hala acısını hissettiği o lanet gün. İstemediği bir seçimin tam ortasında bulmuştu kendini. Aile her zaman bir çocuğun güvenip, sırtını dayayabileceği tek limandı. Ama o ve ikizi için sadece bir seçimden ibaret olmuştu. Dünyaya gelmeleri bile planlanmış bir senaryodan ibaretti. İkizi olması da öyle. Aslında bu tuhaftı elbet aileleri göz önüne alındığı zaman. Birbirine düşman iki aile aslında karşı demek daha doğru olurdu. Büyük annesi yani babasının annesi kara büyü konusunda dahi bir cadıydı. Annesinin tarafında ise durum bunun tam zıttı şeklinde gerçekleşiyordu. Ama ortaya çıkan tutum annesi ile babasının birbirleri ile karşılaştıkları ilk gün bir şeyler tetiklenmişti. Her iki ailenin de başına geleceklerin kaçınılmaz olduğu gerçeği gibi. Sanki meydana gelmesi gereken bir reaksiyonun bir araya gelmiş maddeleri gibi olmuştu, anne ve babası. Annesinin ailesinin yaptığı hiç bir şey bu zinciri kıramamıştı. Ayırmak imkansız hale gelmiş hatta her karışılan noktada bir zincir halkası oluşuyormuşçasına birbirlerine kenetlenmişlerdi. Ailelerinden uzakta... Morgana...

Başını yastığına gömdü. Bunlar nereden çıkmıştı şimdi. İçindeki ufacık sıkıntı anılarından beslenerek küçücük bir filizken koca bir ağaca dönüşmüştü. Yapması gereken işler vardı. Bir an önce başlaması gereken daha fazla ertelememesi gereken. Ona güvenen peri ve sihirbazlar gibi. Bazen onlara neden yardım ettiğini unutuyordu. Morgana, bugün bu isim kafasının içinde sürekli yankılanıyordu. Acaba ikizi onun için bir kaç lanet daha mı yapmaya karar vermişti. Belki de onu bulmak için büyüler, yapabilirmiş gibi. Elindeki gücü bilmiyordu. O söylemedikçe de asla öğrenemeyecekti. Asırlardır sakladığı sır, dudaklarındaki mührü bozabilecek hiç bir şey yoktu. Annesini düşünmek yüzünde hala bir tebessüm yaratıyordu. Bu tuhaftı, aynı zamanda da hoş bir duyguydu. Kalbinin asırlar geçse dahi hala atıyor olduğunun kanıtı. Hala duyguları olan bir cadıydı. Belki de sırf bu nedenle hala annesinin izinden gitmeye çalışıyordu. Aslında babasının da öyle. Onlar peri ve sihirbazları asla köle olarak görmüyorlardı. Annesinin ona söylediği kafasının içinde yankılandı.

"Güçlü olman etrafındaki zayıfların senini kölen olduğunu göstermez. Onlara yapacağın ufacık bir iyilik bile seni daha güçlü biri yapar. Caitlyn unutma kötülük yapmak basittir ama birini gerçekten mutlu edebilmek işte bu gerçekten güçlü bir kalp gerektirir."

Bu cümle onda bir doping etkisi yaratmıştı. Hızla üstünü değiştirdi, önce. Sonra yapması gerekenleri tamamladı. Koca bir şehrin kontrolü elinde büyü gücü olmasına rağmen bazen zor olabiliyordu. Üstelik sürekli büyü yenilemesi gerekiyordu. Şehrinde bir çok sihirbaz ve peri ailesini ağırladığı için her hangi bir kara büyü kullanıcısı cadı yada büyücünün bu şehrin yakınından bile geçmemesi gerekiyordu. Şehrin içindekilerinin bile haberi olmadan sürekli yer değiştiriyordu, aslında. Ama kimse bunu biliyordu. Bazen tüm yükü kendi omuzlarında taşımak zor geliyor olsa da artık bir alışkanlığa da dönmüştü bu durum. Gerçi bu sayede katlanılması daha kolay bir durum haline geliyordu. Botanik bahçesinde bitkileri ile vakit geçirmeye başladığı bir sırada kapısı çaldı. Davetsiz bir misafirdi. Malikane misafirlere pek alışık değildi. Ama gelen her konuk en iyi şekilde karşılanırdı. Tabi bunun nedeni henüz kafası koparılması gereken ya da yakılmasının daha iyi olacağın düşündüğü birinin kapısından içeri girmemiş olmasıydı.

Kapıyı açtı, yüzünde bir gülümseme ile. Gelen kişiyi tanıyordu. Tanıdığı en serseri peri kesinlikle o olmalı diye düşündüğü, Phin. Acaba geleceğinin farkında olsa böyle biri olabilir miydi? diye düşünüyordu bazen. Ama bu sadece bir histi elbet ama yinede kuvvetli bir histi. Yine de kader denen bir olgu vardı. Geleceği cadıların görememesinin bir nedeni de bu olmalıydı.

"Hoşgeldin serseri peri. Seni buraya hangi rüzgar attı, içeri gel"

Ona getirdiği çiçekleri alarak oturma odasına ilerledi. Koltuğuna yerleştikten sonra tekrar konuşmaya başladı.

"Anlat bakalım gözlerin bir nedenden ötürü burada olduğunu haykırıyor."


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Salı Ağus. 21 2012, 02:39

Phin gözleriyle uzun süredir görmediği cadıyı bir süre süzdü. Hala hatırladığı gibiydi. Güzel,cesur ve sevecen bir cadıydı. Güzel ve kesinlikle sorumluluğu fazla bir cadı. Bazen onun için üzülüyordu. Çok fazla görevi vardı ve o tek başına tüm bunların altından kalkmalıydı. Ve bunun ne kadar yorucu bir şey olduğunu tahmin edebiliyordu. Hayatının keyfini çıkarmak ve biraz eğlenmek onunda hakkıydı ama onun tüm bunlar için zamanı yoktu.  Gerçekten yazık diye düşündü. Aynı sorumluluk phin’in üzerinde olsaydı aklını kaçırırdı herhalde. Sorumluluk kelimesi onunla pek özdeşleşen bir kavram değildi çünkü o daha çok günü gününe yaşayan bir periydi. Görevi gereği scarlett’ı korumak için her zaman temkinli, tedbirli ve planlı olacaktı elbet ama hayatının merkezi oymuş gibi yaşamayı da planlamıyordu açıkçası. Tüm her şeyini ona göre düzenlemek her saniye onun yanında olmak gibi bir düşüncesi hiç olmamıştı hatta onun cadısının gücünü hissettiğinde bile. Bazı periler bu olayı abartıyordu bazen kendi ailesinden de birkaç kişi vardı öyle olan. Aile demişken acaba daniel neredeydi ve neler yapıyordu diye düşünmeden de duramıyordu. Uzun süredir sesi çıkmamıştı. Bu sessizlikten nedense hiç hoşlanmamıştı. Oysa onu görmemek sesini duymamak en çok istediği şeydi hayatta. İstediği şey olmuştu işte daniel’i uzun süredir görmemişti ve sesini de duymamıştı peki neden huzursuzdu? Neden içi hiç rahat değildi?

Yine neler planlıyordu kim bilir diye düşünerek içini bir öfke ve endişe kapladı. Onun neden sessiz kaldığını bilmemek canını sıkıyordu. Şimdiye kadar mutlaka ama mutlaka phin’in karşısına yaptıkları için hesap sormaya çıkmış olması gerekiyordu. Onu en azından tuzağa düşürmeye çalışmalıydı ya da en basitinden öldürmeye çalışmalıydı. Hatta birkaç kişiyle birleşip ona saldırmayı bile denemeye kalkması gerekiyordu ama o bunların hiçbirini yapmıyordu. Lanet olsun ki yapmıyordu bunun yerine sessizliğe gömülmüştü. Hiçbir tepki vermiyordu. Planının ne olduğunu bilememek onu mahvediyordu. Aklı rose’da kalmıştı. Onu çok özlemişti ve daniel’dan hala bir ses çıkmadığı içinde onun için endişeleniyordu. Oda en az phin kadar tehlikedeydi. Daniel’i birazcık tanıyorsa şimdiye kadar aklına gelenlerin hiçbirini phin’in üzerinde denemeye kalkmadığına göre muhakkak bir şeylerin peşindeydi. Tanrı biliyor ya onun canını acıtmak için rose’a dokunmaya kalkarsa onu hiç düşünmeden gebertirdi. Phin tüm bu düşünceler içinde boğuşurken caitlyn’in sesiyle kendine gelmişti. Donuk gözlerini caitlyn’nin gözlerine dikti. Eski sıcak gülümsemesinden eser kalmamıştı. İfadesiz bir şekilde caitlyn’nin dediklerini dinlemeye başladı. Serseri peri bu kelimeyi şu sıralar çok sık duyuyordu. Gerçi bundan şikayetçi falan da değildi. O böyle biriydi ve bundan da gayet memnundu. Caitlyn’nin bu sıcak karşılaması karşısında ona sıcak bir şekilde gülümsemeyi denedi ama sadece dalgın bir şekilde kısa ve soğuk bir tebessüm edebildi. İçeriye geçip caitlyn’nin tam karşısına oturdu. Buradaki işini bir an önce bitirip rose’un yanına gitmeliydi içi hiç rahat değildi. Bu düşüncesi gözlerine de yansımış olacak ki caitlyn çok geçmeden neden geldiğini anlatmasını istemişti.

Donuk bakışlarını Caitlyn’in gözlerine dikerek dümdüz bir şekilde duygusuz bir ses tonuyla ''Evet bir nedenden dolayı buradayım. Beni tanırsın ben çok sorumluluk sahibi biri değilimdir ve hiçbir zamanda birilerine bağlanmaya sıcak bakmadım. Hatta periler dünyasında sihirbazını aramayan özgürlüğüne düşkün tek peri bendim. Sihirbazımı aramıyordum çünkü onu bulup ona bağlanmak gibi bir amacım hiç olmamıştı. Fakat bir gün şans eseri hiç istemesem de bir şekilde sihirbazımla karşılaştım. İşin kötü tarafı sihirbazımın cadısı ki oldukça güçlü bir cadı olduğu kesin bunu oldukça açık bir şekilde belli etti. Onun peşine çoktan düşmüş. Onu bulmak için aklına gelebilecek ne tür sihir varsa denediği açık sorumsuz olabilirim ama kendi sihirbazımı göz göre göre ölüme yollayacak kadar sorumsuz değilim.'' Dedi. Birkaç saniye durup dinlendikten sonra aynı ses tonuyla''Onu tam anlamıyla koruyabilmem için şu bağlanma ritüelinin gerçekleşmesi gerekiyor biliyorsun ve bunu da çok saçmadır ki sihirbazları cadılardan korumaya çalıştığımız halde yine bir cadı tarafından gerçekleştirilebiliyor bu ritüel yani güvenebileceğim ve yardımını isteyebileceğim tek cadı sensin.'' Dedi. Evet konuya direk giriş yapmıştı ama nedense zaman kaybetmek istemiyordu sonra derin bir nefes alarak  ''Bana bu ritüel için yardım eder misin? Bu arada bu ritüel ne kadar çabuk olursa o kadar iyi yani acele etmemiz lazım sihirbazımın cadısı onu bulmadan bu işi halletmeliyiz. Açıkçası nedense onu bulmak için uzun zaman harcayacağını düşünmüyorum onu bulmak için yaptığı büyü oldukça güçlü bir büyüydü. Başarısız oldu ama vazgeçmeyecektir. Ne diyorsun bana yardım edecek misin?'' diye sordu.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Çarş. Ağus. 22 2012, 23:47

Bunu yapmaması gerekiyordu biliyordu. Ama durduramıyordu işte. Bir şekilde karşısındaki kişi kim olursa olsun kalbinde bir şeyler oluşuyordu. İyi ya da kötü. Cadıların yapması en imkansız şeylerin başında geleceği görmek geliyordu. O da geleceği göremeyen bir cadıydı aslında ama sakladığı sır. Asırlar geçtikçe onun üzerinde bir kaç şey değiştirmişti. Kendini daha güçlü hissediyordu. Zaten cadıların güçleri yaşları ile alakalıydı. O ise kaç yaşında olduğundan bile habersizdi. Bildiği tek şey öncesinin olmadığı ve onunla aynı yaşta olan ikizinin varlığıydı. Eğer hisleri gerçekten gelecek ile ilgili ise Phin için hissettikleri hiç de hayra çekilebilecek türden değildi. Sevdiği bir peri olan bu serseri acaba başına bu kadar bel çekecek ne yapmış olabilirdi. Bunu öğrenmesi fazla uzun sürmeyecekti. Mutlaka bir şekilde isteği her ne ise onunla alakalı olmalıydı. Bu düşünceleri bir kenara bıraktı. Sonuçta hepsinin cevabı karşısındaki peri konuşunca belli olacaktı. Kendine hakin olamadan soruları sıralamıştı. Ama o iyi bir cadı olmasının yanında misafirlerine özen gösteren biriydi. Phin konuşmaya başladığı için onu dinlemek adına karşısında sessizce konuşmasının bitmesini bekledi. Nefes nefese ve seri cümleler kuruyordu. Olayın aciliyetindenmi yoksa bir yere mi yetişmesi gerekiyordu anlamamıştı doğrusu. Ama sabırla tüm konuşmanın bitmesini bekledi. Onu gülümsüyordu. Kibarlık olsun diye değil gerçekten gözüne komik göründüğü için gülüyordu.

"Phin sana cevap vereceğim ama bence öncelikle nefes almaya çalış hatta sana içecek bir şeyler getireyim "

Kalkıp mutfağa doğru ilerledi. Misafirine ne ikram edebilirdi acaba. Aslında bir kaç özel kelime ile istediği her şey burada olurdu. Ama hayatı yeterince sihir üzerine kuruluyken daha insanca bir şeyler yapmak istiyordu. Dün akşam yaptığı bir denemeyi Phin'in üzerinde deneyebilirdi. Kurabiyelerini kendi beğenmişti. Ama başka birinin fikrini almak istiyordu. Tepsiye Phin için kurabiye koyduktan sonra birer bardak meyve likörü koydu ve oturma odasına ilerledi. Bir bakışı ile odanın diğer ucundaki masa Phin'in oturduğu koltuğun önüne gelmişti. Büyü ile bir şey hazırlamaktan kaçınmış olsa da hiç kullanmayacağını söylememişti.

"Umarım beğenirsin. Büyüyle yapılmadılar Phin"

Koltuğuna yerleşerek likörden bir yudum ve kurabiyesinden bir ısırık aldı. Sonrasında düşünmeye başladı. Phin'e elbette yardım edecekti. Ama ne yaparsa yapsın aklını başka bir şeyle meşgul etse dahi sürekli beynin tehlike çanları çalıyordu. Phin'in sözünü ettiği sihirbaz ile mutlaka tanışmalıydı. Acaba hangi cadının sihirbazıydı. Sihirbaz buraya geldiğinde bunu dövmesine bakarak söyleyebilirdi. Tabi tanıdığı bir aile ise. Cadılar arasındaki iç savaş yüzünden her şey ikiye bölünmüştü bir kere. Kara büyü yapmakla akıllarını kaçıran cadılar ve kendi arasında. Kara büyü asla kendisininde uzak olduğu bir konu değildi. Yardım ettiği kişilerin düşündüğü gibi kanatları eksi bir melekte değildi. Kurbanlarının pek çoğunu kara büyü kullanarak ortadan kaldırmıştı. Üstelik her hangi bir büyücünün yapamadığı ölçüde. Sırrından aldığı parça ile yaptığı kolye büyülerinin güçlenmesini sağlıyordu. Yine konuşması gerekirken düşüncelere dalmıştı. 'Buna hemen son ver cait hemen' diyerek gözlerini kapattı. Açtığında kafası tamamen boştu ve Phin'e yoğunlanmıştı.

"Sana elbette yardım edeceğim Phin. Ama anlamıyorum sen benim en serseri perimsin. Seni perisi yapmış sihirbazın kim olduğunu gerçekten merak ettim. Onunla birlikte istediğin zaman ritüeli gerçekleştirebiliriz. Bu benim için sorun değil canı yanacak olan sizlersiniz. Henüz bilmiyor olsan da."






_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 23 2012, 19:51

Phin’in içindeki bir sıkıntı giderek büyüyordu. Nefes almak her geçen saniye daha da zor oluyordu. Canı acıyordu nedensiz yere. Kalbinde bir ağrı vardı. İnsan olsaydı kalp krizi falan geçiyor olabilirim ya da kesin bir hastalığa yakalandım diye düşünürdü ama değildi perilerin o tür sağlık sorunları olmazdı ki. Bu hali neydi o zaman? Neden böyle berbat hissediyordu? Bir türlü anlam verememişti bunlara. Konuşması bittiğinde nefes nefese kalmıştı fakat bunun nedeni çok hızlı ve nefes almadan konuştuğundan değildi. İçinde oluşan ve her geçen saniye daha da kötü hissetmesini sağlayan şey nefes almasını her geçen saniye daha da zorlaştırdığı için sık ve kesik kesik nefesler alıyordu. Daha doğrusu derin derin nefesler almaya çalışıyordu ama ancak sık ve kesik kesik nefes almayı başarıyordu. Phin birkaç dakikalığına kendisinin daha önce kızdırdığı bir cadının ölümcül bir lanet yollayarak onun acı içinde yavaş yavaş ölmesini sağlayarak intikam aldığını ve muhtemelen birazdan da öleceğini bile düşünmüştü. Tabi daha sonra nefes alışları zorda olsa yavaş yavaş düzene girmeye başladığında sonunda mantıklı düşünmeye başlayıp şuan caitlyn’nin malikanesinde olduğunu ve cadının kendi evini ve kendini korumak için eve bir sürü büyü uyguladığı gerçeğini hatırlayarak biraz önce olan şeyin nedenini bulduğunu sandığı tek mantıklı açıklamayı da bu gerçekle çöpe yollamış oldu ve az önce olan şeyin ne olduğuyla ilgili hiçbir fikri olmadığını görerek elinde olmadan sinirlendi.

Phin’in bilmediği bir şeylerin olması genç perinin çileden çıkmasına neden oluyordu. O bilinmezlikleri sevmezdi ve her zaman her şeyi bilmek isterdi. Ve lanet olsun ki az önce ona olan şeyle ilgili hiçbir fikri yoktu. Caitlyn’nin phin’in bu halini gülerek seyrettiğini gördüğünde dışarıdan heyecanlı ya da acelesi olan biri gibi göründüğünü fark edip gerçekleri söyleme gereği duymadı. Böyle kalması ikisi içinde daha iyiydi. Şuan hissettiklerini açıklayacak durumda değildi. Aklı rose’da kalmıştı ve beyni tam kapasite çalıp felaket senaryoları üretip duruyordu sürekli. Her felaket senaryosu bir öncekinden daha berbat ve daha korkunçtu. Phin buna daha fazla dayanamayacağını anlayarak Caitlyn cevabını verir vermez kalkıp rose’un yanına gitmeye karar verdi. Gözlerini caitlyn’nin gözlerine dikip gelecek cevabı beklemeye başladı. Caitlyn’nin konuşmaya başlamasıyla gözlerini devirmesi bir oldu. Gülümse gülümse misafirperverlik gösteriyor phin kaba olma diye kendini telkin etmeye çalışarak gülümsemeye çalıştı ama buz gibi kısa bir gülücükten fazlasını yapamadı. Caitlyn’nin söylediklerine karşı tamam anlamında başını sallamakla yetindi. Caitlyn’nin masaya bıraktığı kurabiyelerle meyve likörüne bir müddet baktıktan sonra soğuk gülümsemesiyle tabi aslında sıcak bir gülümsemeyle karşılık vermeye çalışmıştı ama becerememişti ve sonunda sahte bir gülümseme takınmaya karar vermişti. Düz bir sesle ''Her şey için teşekkür ederim kurabiyeler leziz görünüyor'' diyerek kurabiyelerden bir tane aldı ve meyve liköründen de birkaç yudum içtikten sonra ''Kurabiyeler enfes olmuş doğrusu ellerine sağlık mutfakta harikalar yaratmışsın senden harika bir aşçı olabilir bence'' dedi. Yüz mimiklerini kontrol edemiyor olabilirdi ama en azından hala söyleyeceği sözler üstünde hakimeyet sahibiydi. Caitlyn’nin son sözlerinden sonra sahte gülümsemesini yeniden takınarak ''Ah birde bana sor benim gibi biri bir sihirbazın sorumluluğunu üstleniyor üstelik gücünü bile kontrol edemeyen birinin perisi olmak için çıldırmış olmalıyım. Yardım etmeyi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Her ne kadar ritüel esnasında canı yanacak olan sizlersiniz kısmına takılmış olsam da bunu pekte sorun etmiyorum. Eğer sende müsaitsen ritüeli iki gün sonra yapmaya ne dersin olayları iyice sindirmek için bana en az 48 saat gerekli'' dedi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   C.tesi Ağus. 25 2012, 20:10

Phin'in gözlerini içine bakarak hazırladığı kurabiyelerin ve likörün tadını çıkarıyordu. Acaba deminki cümlede kullandığı kelimeler onu ürkütmeyi başarmış mıydı? ya da acaba bu bağlılık olayından caz geçer miydi? İçten içe gülümseyerek Phin'in konuşmasına gerek bile kalmadan cevabı kendisi vermişti. Serseri perisi Phin'in gözünü kolay kolay korkutamazdı. Eğer o bir şeyi kafasına koymuşsa kesinlikle yapardı bunu biliyordu. Belki bu cadılığın verdiği bir şeydi, ya da belki de yaşı gereği durum böyleydi. Bir insanın ya da her hangi bir canlının gözlerine bakmak onun nasıl bir kişiliği olduğu anında anlamasına neden oluyordu. Phin'le tanıştıkları ilk gün onunla ilgili yargısı kesin ve değiştirilemez bir şekilde oluşmuştu. Tabi biraz zorlanmıştı diğerlerine nazaran çünkü Phin'de farklı bir şey vardı. Hem aydınlığı hem de karanlığı barındıran garip bir şey belki bunun nedeni sahip olduğu sihirbaz aileden kaynaklanıyordu. Aklına bu geldiğinde olan tek şey içindeki merakın biraz daha artmasıydı? Gerçekten de onun sihirbazı nasıl biriydi. Onun gibi bir periyi bağlanmaya ikna edecek kadar biri güçlü olmalıydı? Bunu düşündüğün de ise ister istemez cadıyı düşünüyordu ve nedense aklına ne zaman bir cadı gelse gözlerinin önünde tek bir cadı beliriyordu, Morgana. Bugün artık onu düşünmekten usanmıştı. Neden sürekli aklını meşgul ediyordu. Phin'e odaklanmaya çalıştı bir an sonra sihirbazına cadı ile ilgili öğrenmesi gereken her şeyi bağlılık gününde öğrenecekti nasılsa. Birden içinden umarım iyi bir cadıdır diye geçirdi. Phin gibi bir periyi kaybetmek istemezdi. Ritüeli gözünde ne olarak canlandırdığını bilmiyordu. Ama o, o kadar çok ritüele yardımcı olmuştu ki. Ritüel den sonra meydana gelecekleri tahmin etmek kesinlikle imkansızdı. Toz pembe gibi hayal edilebilecek bir şeydi belki bağlılık. Ama altında yatan şeyi asıl gerçeği çoğu sihirbaz ve perinin bilmediğinden emindi. Eski çağlar da bu ritüel bir çeşit hapis hayatı yaşamayı kabullenmek demekti. Mahkum bir sihirbaz, ondan sorumlu bir gardiyan gibi sürekli peşinde olup notlar alan bir peri.

Bir an dalgınlıktan Phin'in konuşmaya başladığını fark edememişti. Aslında kurabiyelerin tadına baktığında da bir şeyler söylediğini anımsıyordu sanki. ama pek anlamış değildi. Çok fazla şey düşünüyordu çünkü. Kendini bu kadar neyin etkilediğini bilmiyordu. Ama hissettiklerine bakarak bunun genç periden kaynaklandığını söyleyebilirdi. Bir şey canını sıkıyordu onun. Acaba düşüncelerinin aksine ritüel hakkında söyledikleri onu etkilemiş olabilir miydi? Sonra içinden tekrar bu düşünceyi yalandı. Hayır durum bu olmazdı. Başka bir şey vardı, daha farklı bir şey. Phin'in yüzündeki sahte gülümsemeye aldırmadan onu dinlemeye başladı. Sihirbazı güçlerini düzgün kullanamıyordu demek. Gözünde sihirbazı her kimse onu fazla mı büyütmüştü. Ama konu serseri perisi olduğunda ister istemez böyle bir etki yaratmıştı onda.

"Canınızın yanacağını söyledim Phin kendini ve sihirbazını hazırlaman için. Bildiğin ve söylediğin gibi o artık senin sorumluluğunda ayrıca gözünü söylediklerimle korkutamayacağıma emindim. Hem zaten öyle bir niyetim de yok. Dediğim gibi ne zaman istersen sihirbazını ve seni ağırlamaktan onur duyarım"

Cümlesi bittiğinde karanlık bir şey hissetti. Çok karanlık, kendini bilmediği bir şeyin içinde kaybetmiş gibi bir korku kaplamıştı içini. Aslında korku sayılmazdı bu bir çeşit bilinmezlik. Bir şeyler olacaktı ve olacak olan her neyse hiç olmadığı kadar yaklaşmıştı.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Paz Ağus. 26 2012, 01:06

Nerede olduğunu bilmiyordu. Son hatırladığı şey ailesinin mezarlığını ziyaret ettiği ve onlarla konuştuğu andı. Birde; bir ses vardı, sahibi tanıdık. Ama kim olduğunu bilmiyordu. Aslında dilinin ucundaydı sanki ama söyleyemiyordu, o kimdi. Bir anda kalbinde bir ağrı hissetti. Sanki ona ait ne varsa bilinmedik bir güç tarafından emiliyordu. Nefes alamıyor, konuşamıyordu. Zifiri karanlığında içinde aydınlanmasını sağlayacak bir şey arıyordu ama yoktu. Hiç bir şey yoktu. Gözlerini sımsıkı kapadı, açık ya da kapalı olması hiç bir şey değiştirmiyordu zaten. Acı giderek katlanılmaz boyutlara ulaşmıştı, neler oluyordu. Bir kalp krizimi geçiriyordu böyle bir yerde. Ama bunun nedeni neydi o bir periydi. Odaklandı gücüne kendini iyileştirmek acıyı azaltmak için büyülerini denedi ama hiç bir şey işe yaramıyordu. Sanki burada kurbanlık bir koyun gibi sadece ölümü bekliyordu. Ölümün onu gelip almasını. Belki de iyi olacaktı, ölüm onu alıp ailesinin yanına götürecekti. Ölmeyi hiç istememişti. Yaşamak onun için zor olan seçimdi ve bu seçimi sonuna kadar gerçekleştirmekte kararlıydı, peki şimdi olan neydi. Birden aklına Phin geldi. 'Keşke şu an yanımda olsa' diye geçirdi içinden. Ardından ise Daniel gözlerinin önüne gelmişti. Daniel evet o duyduğu ses ona aitti. Şu an bu halde olmasının nedeni de o olmalıydı. Phin onu uyarmıştı. O da bu uyarılara uymuştu aslında her zaman dikkatli olmuştu. Ama bugün o mezar başında kendi duygularına en çok yenik düştüğü anı hesaba katmamıştı. Aklında ailesi varken Daniel, onu kim aklına getirebilirdi ki. Yeni bir acı dalgası kalbine saplanırken Phin'in adını haykırarak çığlık attı. Öldüğünü hissetti, önce. Ama sonra bir ışık karanlığın içinde ben buradayım dercesine kendini gösterdi. Işığa doğru ilerledi, Rose. Bilmediği bir yerde gözlerini açmıştı.

_Daniel_

Peri kızına yaptığı büyüden sonra Diana'nın yanına getirmek oldukça kolay olmuştu. Kulağına fısıldadıktan sonra onun yavaşça kendinden geçişini seyretmişti. Sonra ise onu kucağına alarak Diana'nın evi olarak gördüğü bu yere getirmişti. Peri kızı kucağındayken ona dokunuyor olmak içindeki bir şeylerin alev almasına neden olmuştu. Yüzü, saçı, dudakları, gözleri, bedeni... Her şeyi ile güzeldi. Tek kötü yanı Phin'i seçmiş olmasıydı. Ama bu durum fazla uzun sürmeyecekti. Diana'nın istediği şekilde onu koltuğa yatırdı ve cadısının ona yapacaklarını izlemeye başladı. Bu büyü işi sandığından biraz daha uzun süreceğe benzediği için ortağının elindeki bira şişelerinden birini alarak içmeye başladı. Aklına kuzeni Phin gelmişti. Acaba şu an ne yapıyordu. Rose'un baygın bir halde bir kaç adım uzağında olduğu bilse ne yapardı. O anı görmek için sabırsızlanıyordu. O an fazla uzakta değildi. Büyü bittiğinde peri kızının kalbi Phin için değil kendi için atmaya başladığında ona haber verecekti. Diana büyüyü tamamladığını söyleyerek yanlarından ayrılmıştı. Ama sadece büyünün tek bir kısmını yapmıştı, Daniel için olan kısmını sonrası için kendine göre bir plan yapmış olmalıydı. Pekte umurunda değildi gerçi şu an ilgilendiği tek şeydi peri kızı. Rose'un kendine geldiğini fark ettiğinde ilk gördüğü andan beri tatmak için deli olduğu dudaklarını öpmeye başladı. Kızı öpmeyi bıraktığında "Sonunda uyandın sevgilim" dedi.


Biri onu öpüyordu, kim olduğunu bile göremediği biri. Ama istemese de öpücüğüne karşılık verirken bulmuştu kendini ve söyledikleri. Kafası allak bullaktı. Ona sevgilisi olduğunu söylemişti. Bir anda kafasında bir şimşek çakarak benliği tamamen açıldı.

"Çok uyudum mu?"

"Pek sayılmaz sana aldığım kıyafeti giyip hazırlan güzelim. Akşam üstü bir aile toplantısı gerçekleştireceğiz. Kuzenim ile tanışmanı dört gözle bekliyorum."

Kafasını evet anlamında sallayarak içerideki bir odaya girdi. Yatağın üzerinde kıyafetler vardı. Koyu gri bir çorap, koyu ve açık gri çizgili bir elbise, kısa bir ceket ve ayakkabılar. Hepsini üzerine giydi. Kendini güzel hissediyordu. Sevdiği erkeğe bu kıyafetlerle yeterinde seksi görünebilirdi.


_Daniel_

Peri kızı onun için hazırlanırken onun yüzünde şeytanca bir gülümseme belirmişti. Artık aile toplantısının baş konuğunu çağırmanın vakti gelmişti. Telefonunu alarak Phin'i aradı. İnsanca yaşamaya bu kadar takıntılı olan bir periciye bu mutlu haberi sıradan bir insan gibi verecekti. Telefon bir kaç kere çaldıktan sonra açıldı. İlk anda sesini duyduğunda yüzüne kapatacağını bildiğinden lafı fazla uzatmadan konuya girmenin en iyisi olduğunu biliyordu.

"Beni dinle Phin suratıma telefonu kapatmadan önce iyi düşünmelisin. Değerli peri kızına bir şey olsun istemezsin dimi"

Bu cümlenin ardından susmuştu. Sanki ölüm sessizliği oluşmuştu kısa süreli olarak. Zaten hala mezarlıkta olduklarını var sayarsa buraya yakışan bir sessizlik olmuştu.

"Tahmin edebileceğin gibi Phin peri kızın benimle birlikte onu görmek istersen Sombreness Mezarlığının arka tarafında bulunan evde seni bekliyorum. Acele et kuzen onu yatağa atmamak için kendimi zor tutuyorum. O kadar güzel ki"







_


Spoiler:
 


En son Rosemary Ruby Morgan tarafından Paz Ağus. 26 2012, 02:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Paz Ağus. 26 2012, 02:33

Phin kalbinde büyük bir acı hissettiğinde yüzünü buruşturmaktan kendini alıkoyamadı. Canı yanıyordu hem de hiç olmadığı kadar çok acıyordu. Neler oluyordu bugün ona böyle hissettikleri… Hissettiği şeyler çok anlamsızdı. Eğer caitlyn’nin evinde olmasaydı canını sıktığı eski bir cadının ondan öç aldığını düşünecekti ama caitlyn’nin evindeydi yani bunun olması imkansızdı. Peki o zaman neden böyle canı yanıyordu?  Lanet olsun ki buna mantıklı bir açıklama bulamıyordu. Şimdiye kadar hiç hissetmediği dayanılmaz bir acıyla baş başa kalmıştı. Elinde olmadan ''ahh'' diye mırıldandı yüzü yine hissettiği acı yüzünden buruşmuştu. Sanki biri kalbine defalarca bıçak saplıyor gibiydi tekrar tekrar her seferinde daha fazla acı veriyordu. Nefes almıyordu. Her saniye daha da zorlaşıyordu nefes alması. Derin derin nefes almaya çalışıyordu ama başaramıyordu. Aldığı her nefes daha fazla acı veriyordu ona. Gözlerini istemsizce kapayarak dişlerini sıktı. Bir şeyler olduğu kesindi ters giden bir şeyler vardı. Phin’in kalbinin tepki verdiği bir şeyler lanet olsun ki o bunun ne olduğunu bilmiyordu. Yüzünde acı çektiğini belli eden bariz bir ifade vardı. Farkında olmadan acı dolu bir "ah'' sesiyle elini kalbine götürdü istemsizce. Duyduğu acı yüzünden bedenini ve beynini kontrol edemiyordu. Kendi bedeninin kontrolünü elinden kaybettiğine inanamıyordu. Bedeni ve beyni üzerinde hakimiyet kurmaya çalışarak gözlerini araladı. Hala dişlerini sıkıyordu duyduğu acı yüzünden. Elini kalbinden çekmeye çalışıyordu ama başaramıyordu. Kalbi yerinden sökülüyordu sanki gözleri boş bakıyordu etrafa. Hiçbir şey yoktu o gözlerde hatta kendi bile büyük karanlık bir boşluktan ve acıdan başka.

Kalbinde çok büyük bir acı hissederek ''Lanet olsun neler oluyor'' diye söylendi sesini olabildiğince duygusuz çıkarmaya özen göstermişti ama yapamamıştı sesinden ve yüzünden acı çektiği bariz bir şekilde belli oluyordu. Bir anda kafasında rose’un sesini duymasıyla gözleri şaşkınlıkla açıldı bu imkansızdı rose burada değildi ki. Acı yavaş yavaş giderken yerini büyük bir boşluğa bırakıyordu. Phin’nin kesik kesik nefes alış verişleri yeniden normale dönmeye başladığında şaşkın bir şekilde birkaç saniye durduktan sonra '' Caitlyn evini büyüyle daha doğrusu büyülerle koruyorsun değil mi? Neyse boş ver saçma bir soruydu tabiî ki koruyorsun ama o zaman az önce bana olan şey neydi?'' dedi. Gözlerini birkaç saniye kapatıp açtıktan sonra önündeki meyve likörünü gördü. Eline alıp meyve likörünü hiç düşünmeden bir dikişte içti. O kısacık sürede kendini toparlamıştı. Şimdi gözlerinde sadece merak vardı. Az önce olanların ne olduğuyla ilgili o sırada telefonu çalmaya başladı. Cep telefonunu cebinden çıkararak arayan numaraya baktı. Yabancı numaraydı bir dakika boyunca açıp açmaması gerektiğini düşündükten sonra merakına yenilerek telefonu açtı. Sesinden kim olduğunu anladığı anda telefonu kapatma demesine rağmen telefonu kapatacaktı ki son sözleriyle olduğu yerde kalakaldı. Hiçbir şey yapamadı yada hiçbir şey söyleyemedi.

Kelimeler boğazına düğümlenmişti sanki. Peri kızı… Rose… Lanet olsun rose elindeydi. Elindeki bardağı ancak elinde kırılınca farketmişti. Bardağa o anlık sinirle ne kadar güç uyguladığını bilmiyordu ama bardak elinde kırılacak kadar çok sıktığı açıktı. Eline batan cam parçalarına yada elinin kanamasına aldırmadı bile. Canı yanmıştı ama kalbi o kadar acıyordu ki elinin acısını bastırmıştı. Sessiz kalmasından bir şeyler olacağını anlamıştı zaten içi hiç rahat değildi aklı hep rose’da kalmıştı ama daniel’in phin’in canını yakmaktan daha çok istediği tek şeyin onun acı içinde ölüşünü izlemek hatta bizzat kendi acı çektirerek öldürmek olduğunu bildiği için hep phin için planlar yapacağını düşünmüştü. Tam olarak düşüncelerinde yanılmamıştı aslında rose’un şuan o adi herifin elinde olmasının tek nedeni phin’di. Sırf phin’in canını acıtmak için kaçırmıştı rose’u. Dünyanın başına yıkıldığını hissedebiliyordu. Daniel’ın son sözlerinden sonra sinirle ''Eğer onun kılına zarar gelirse daniel eğer ona bir şey yapacak olursan yemin ediyorum seni öldürürüm. Senin derdin benimle unutma onu değil beni istiyorsun. Daha doğrusu benim acı çekerek öldüğümü görmek istiyorsun bana odaklan rose’a değil. Bana hazırlıksız yakalanmak istemezsin daniel inan bana çünkü kimseye merhamet göstermeyeceğim duydun mu beni adi herif. O mezarlık ikimizden birinin ölüm yeri olacak daniel bunu sakın unutma ve sakın ama sakın rose’a elini bile süreyim deme bekle beni hemen geliyorum'' Diyerek telefonu kapatıp ayağa kalktı. Caitlyn’e dönerek ''Gitmeliyim caitlyn belki sonra görüşürüz.'' Dedi ve kapıya yöneldi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Paz Ağus. 26 2012, 23:31

Hissettiği tehlikenin yakınlığı sinirini bozmaya başlamıştı. Şehrinde, malikanesinde, kendisi ve diğer kalanlar için bir sürü koruma büyüsü ve kendi özel lanetlerinden yapmıştı. Dışarıdan her hangi bir şekilde tehlike de olmamaları gerekiyordu. Bunun için gerçekten çok uğraşmıştı. Yıllarca bu gece şehri kendine göre meydana getirmek, ters giden ne diye düşündü önce. Ama yaptığı her şeyi biliyordu. Böyle bir şey mümkün değildi. Belki tek bir tehlike buna sebep olabilirdi. İkizi Morgana onun kadar güçlü tek cadı kendi kardeşiydi, çünkü. Ama olamaz o da değildi. Sabahtan beri aklından çıkmıyor olsa da, onu düşünmekten nefret etmiş olsa da varlığını hissetmemesine imkan yoktu. Yaptığı en ufak bir büyü de dahi onu hissederdi, hem hissetmek için büyü yapmasına bile gerek yoktu ki. Onun varlığı aralarında ikisininde inkar edemeyecekleri, koparılamaz bir bağ vardı. Aynı zaman da ortak lanetleri... Tamamen Phin'den kopmuştu şu anda o bir anlığına yalnız bırakarak sır dolu odasına gitti. Taşlardan birini avucunun içine koydu. Taştan içine dolan güç ile birlikte görüşü bozulmaya başladı ve görüntü netleştiğinden gelecekten kareler gözlerinin önünde belirmeye başladı. Bir peri kızı görmüştü görüntülerde acı çektiği her halinden belliydi. Bir cadının büyüsüne maruz kalıyordu. Bu cadı kim olduğunu bilmese de Morgana ile ilişkisi olduğunu hissetmişti. Acılar içindeki kıvranan peri kızının Rose olduğunu fark ettiğinde alelacele nerede olduklarını anlamaya çalıştı. Ona yardım etmeliydi. Oda tıpkı Phin gibi olan bir periydi. Daha bir kaç gün önce sihirbazı ile aralarındaki bağlılık ritüelini gerçekleştirmişti. Bir anda Phin o geldi aklına. Onu oturma odasında yalnız bıraktığını unutmuştu. Hızla yanına çıktı. Phin yokluğunu fark etmemişti bile. Sonuçta her şey saniseler içinde gerçekleşmişti. Rose'u aklından çıkarmadan ona odaklandı. Onda garip bir şeyler vardı.

"Phin neler oluyor iyi misin?"

Ondan sorusuna cevap gelmemişti. Daha doğrusu ortada bir cevap vardı ama kelimelerle değil sadece hareketleri ve çıkardığı ufak bir sesle. Kötü görünüyordu. Canı yanıyordu. Ona doğru yaklaştı. Koluna tutundu, sanki bunu yapmasa birazdan yere düşecekmiş gibi hareket ediyordu. Ona neler oluyordu. Taş sadece Rose'u göstermişti tehlike olarak peki onun Phin ile alakası neydi. Phin kalbini üzerine elini götürdüğünde gerçeği fark etti. Rose ve Phin kalben bağlı iki peri olmalıydı. Bu bağlılıkları bir çeşit büyü ya da ritüel değildi. Birbirlerine aşık iki peri Rose'un başına gelenler ondaki bir şeyleri tetiklemiş olmalıydı. Sakince ondaki acı kısmını ondan yavaşça çekti. İyi olduğunda konuşmaya başlamıştı serseri peri. Neler olduğunu soruyordu. Ona bu konuda vereceği bir cevabı vardı ama nedense bir şekilde konuşmasını engelleyen bir ön sezi hissetmişti. Henüz olanlar tamamlanmamıştı anlaşılan. Kısa bir süre beklemesi gerekecekti. Rose'un da acısı geçmiş olmalıydı. Ölmediğinden emin olduğu için soğukkanlı hareket ediyordu.

"Evet Phin sorun saçma elbette bu malikaneyi, kocaman bu şehri korumam altına aldım. Yoksa neden bunca insanı burada toplayayım. Bir çoğu kara büyücülerden kaçıp bana sığınan sihirbaz ailelerinden oluşuyor üstelik..."

Konuşmasını bir telefon sesi kesmişti. Kendinin pek öyle şeylere ihtiyacı olmadığından bu çalan telefon perinin olmalıydı, kesinlikle. Phin telefonda konuşurken duyduğu ses ile sinirlenmişti bir anda. Bu durum da bir şeyler yapması gerekti. Görgü kurallarına pekte uymaya meraklı olduğu söylenemezdi. Bu yüzden tüm konuşmayı onun da dinlemesi için bir büyü mırıldandı. Duyduklarından sonra en az Phin kadar sinirlenmişti. Phin'in kuzeni olan bu pislik her kimse gereğine bakılacaktı. Üstelik gördüğü o cadı kendinden o kadar emin konuşuyordu pericik. Kesinlikle o cadı ile bağlantılı olmalıydı. Phin'in konuşması bittiğinde sinirle kapıya yönelmişti. Yüksek sesle bir büyü söyledi malikanenin tüm kapı ve pencereleri yok olmuştu. Hemen ardından Phin'e odaklandı etrafında oluşan bir çember, o çemberin dışına çıkmamasını sağlıyordu.

"Hiç bir yere gidemezsin Phin"

Sözlerinin ardından gözlerini kapattı. Uzun zamandır malikaneden çıkmak için bir nedeni olmamıştı. Şimdi ise elinde bir fırsat vardı. Avlanması gereken bir kara büyü ustası bir cadı. Morganaya bir mesaj göndermek için iyi bir seçenekti. Üstelik kurtarılmayı bekleyen masum bir peri vardı ortada. Gücünü kendi içinde bir noktada toplayarak aurasını en üst seviyeye getirdi ve aynı anda yok etti. Gücünden dolayı fark edilmek istemezdi.

"Az önce cevaplamadığım şimdi cevap veriyorum sana olan şey bir cadı yüzünden meydana geldi ve ben az önceki telefon konuşmanı dinledim. Oraya elbette gideceksin ama tek başına değil. Sadece tek görüneceksin kısa bir süre beni anlamışsındır umarım. Bir delilik yapıp kendini öldürtmene engel olmak için o çemberi oluşturdum. Beni geride bırakıp gitmemen için şimdi ise hazırız"

Tek bir hamlede malikane eski haline dönmüş, çember yok olmuş, Caitlyn'nin ise kıyafeti değişmişti. İnsanların hayal ettiği gibi bir cadıya benziyordu. Siyah pelerini ile aslında şu an morganaya benziyordu. Niyeti de oydu zaten.


_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Ptsi Ağus. 27 2012, 03:53

Phin içinden kendine küfürler yağdırıp lanetler okuyordu. Onun yüzünden olmuştu her şey… Onun suçuydu hepsi… Bu olanlar, rose’un kaçırılması ve muhtemelen o pisliğin elinde acı çekiyor olması hepsi onun yüzündendi. Nasıl yapmıştı bunu? Böyle bir dikkatsizliği böyle bir düşüncesizliği nasıl yapmıştı. Aşkı yüzünden gözleri kör olmuştu onu sevdiğini söylerken onun hayatını tehlikeye attığını görememişti. Eğer o gün orda daniel’ın gözleri önünde ona aşkını itiraf etmeseydi eğer ve eğer onları orda bırakıp çekip gidebilseydi aşık olduğu kızla mutlu olamayacaktı belki ve çok acı çekecekti ama en azından aşık olduğu tek kız şuan güvende olacaktı. Daha dikkatli olmalıydı. Lanet olsun rose’a daha fazla dikkat etmeliydim diye düşünerek yumruğunu sıktı. Asla ayırmamalıydı onu yanından kendini koruyabileceğini düşünerek ne kadar büyük bir hata yaptığının yeni yeni farkına varıyordu. Dikkatli olacağına dair söz vermişti rose o gece onun phin’in acılar içinde yerde kıvrandığını gördüğü halde o soğukkanlı davranıp zekice hareket ettiğini görünce tabi daniel’ı nasıl oyuna getirip su da boğmaya kalktığını da az da olsa içi rahatlamıştı. Tabi yanılmıştı şimdi sadece ama sadece onun yüzünden daniel’a hiçbir kötülüğü dokunmamışken sırf phin’in canını yakmak için daniel onu kaçırmıştı. Daniel seni aşağılık herif bu yaptığın şeyi bedelini canınla ödeyeceksin diye söylendi. Tam kapıya varmıştı ki kapı bir anda yok olmuştu. Etrafına baktı aslında sadece kapı değil pencerelerde yok olmuştu. ''Lanet olsun neler oluyor caitlyn gitmem gerek hemen kapıyı geri getir'' diyerek ona doğru döndüğü anda etrafında oluşan çemberi fark etti ve ilerlemeye çalıştı ama başaramadı.

İçinde daniel’a karşı duyduğu öfke her geçen saniye daha da artarken Caitlyn de git gide sinirlenmesine neden oluyordu. Ne yapmaya çalışıyordu bu cadı? Gitmeliydi görmüyor muydu kötü bir şeyler olduğunu öfkeden gittikçe koyulaşan gözlerine caitlyn’e dikip bir açıklama yapmasını bekledi. Aslında şuan ona bağırıp çağırmak istiyordu ama boşa kaybedecek bir dakikası bile olmadığı için dişlerini sıkarak kendini susmaya zorluyordu. Caitlyn’nin ilk cümlesinden sonra gözlerini yerdeki bir noktaya sabitledi. Aman ne güzel özel hayata da saygı yok telefon konuşmamı dinlemiş diye geçirdi aklından. Daha sonra dayanamayarak ''Madem telefonumu dinledin o zaman olanları biliyorsun acilen gitmem gerekiyor az önce benim acı çekmeme neden olan cadı umurumda bile değil'' dedi. Caitlyn’nin sonraki cümlesinden sonra şaşkın gözlerle ona baktı. Konuşması bittikten sonra birkaç saniye olanları tam olarak anlayabilmek adına sessiz kaldı. Caitlyn demi geliyordu ama neden? Bir delilik yapıp kendini öldürtmene engel olmak için o çemberi oluşturdum demişti. Bu sözünden onun için endişelendiği düşüncesine kapılabilirdi belki ama biliyordu onunla gelmesinin mutlaka farklı bir nedeni vardı. Her neyse bunu düşünmeye zamanım yok diye geçirdi aklından ve sonra caitlyn’e ''Tamam hadi çıkalım kaybedecek bir dakikamız bile yok'' dedi ve kendini arabasına attı arabaya binmesiyle arabayı çalıştırdı ve gaza olabildiğince yüklendi. Son sürat sürüyordu arabayı normal bir insan bu kadar hızdan korkabilirdi deli gibi araba kullanmak tanımına şuan çok uyduğunu biliyordu ama önemsemiyordu tek önemsediği şey rose’du.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Caitlyn
Cadı l Admin
Cadı l Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 386
Kayıt tarihi : 29/05/12
Yaş : 28

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 30 2012, 00:38

Bu gece yaptıklarına inanamıyordu. Gerçekten kim olduğu ile ilgili bir şüpheye düşmüştü. Elinde hala öldürdüğü cadının kanı vardı. Yaptığı büyü sadece Rose ve kendisini malikaneye getirmek içindi. Evet Rose, onu iyileştirmesi gerekecekti. Büyü üzerinden kalksa da genç peri henüz kendine gelmemişti. Diana'nın onun beyniyle tam olarak nasıl oynadığını ve ona neleri kabullendirdiğini bilmiyordu. Beyin karmaşık bir şeydi. Peri, insan ya da cadı. Bir insanın beyni ile uğraşmak çok kötü sonuçlara neden olabilirdi. İlk iş olarak peri kızını rahat koltuklarından birine yatırdı. Sonrasında uyku halinde kalmaya devam etmesi için bir büyü mırıldandı. Kendini bir an önce toparlaması için odasına yöneldi. Bu kanı daha fazla ellerinde hissetmek istemiyordu. İçindeki karanlıktan bir an önce kurtulmazsa sanki ona tamamen sahip olacaktı bu karanlık yanı. Phin'in yüzü hala aklındaydı. Oda daha önce öyle baktığına tanık olmamıştı. Bu rolünün mükemmel olmasından mı yoksa aslında hiç bir şeyin rol olmamasından mı kaynaklanıyordu? İşte bu soruya cevap vermekten korkuyordu. üstündeki kıyafeti parçalara ayırırcasına ondan kurtuldu. Banyosundaki büyük küveti onu bekliyordu. Phin gelecekti birazdan ve Rose ile ilgilenmeliydi biliyordu ama kendini düzeltmezse sonuçların ne olacağını da biliyordu.

Küvete yerleştiğinde tüm bedenine işleyen sıcaklık ile bir anda kendini kaybetmiş gibiydi. Suyun sıcaklığı hem bedenine hemde ruhuna işliyordu. Çeşitli bitkiler ile yaptığı özel iksir şampuanını küvetteki suya karıştırdı. Kan kokusunun yerini çiçek kokuları almıştı adeta. Kısa bir süre gözlerini kapattı. Tamamen rahatladığını hissettiğinde küvetten çıkarak iyicene kurulandı. Yine aynı karşısına geçmişti giyinirken. Yansımasının gözlerinin içine bakıyordu. Kim olduğunu anlamak istercesine sonra kendine gülmeye başladı. Onun kalbi bu kadar çabuk ele geçirilecek kadar güçsüz değildi. Bu yüzden fazla endişelendiğini düşünmüştü. Annesinin ona dediklerini ve mutlu ettiği kişileri hatırladı. Tüm bunlar güçlü bir kalple yapılabilecek bir şeydi ve o bunu gerçekten iyi başardığını düşünüyordu. Hatta bundan neredeyse emindi. Aksi halde etrafında gülümseyen peri ve sihirbazlar olmazdı ya da bu şehrinde yaşamazlardı. Derin bir nefes alarak çalışma odasına ilerledi. Odasında yapmak istediği büyüler için her türlü araç ve gereci vardı. Rose için neyin iyi olacağını bildiğinden mükemmel bir karışım hazırlayarak misafir odasına yöneldi. Rose hala baygındı. Daniel'in yapmayı planladığı iğrenç durum yüzünden kıyafetleri harap olmuş hatta biraz yırtılmıştı. Baygın olduğu halde onu uyandırmadan iksiri içirdi. Bir yandan da beynini içine girmeye çalışıyordu. Diana yüzünden normalde zor olan bu şey baya kolay gerçekleşmişti. Rose'u tamamen normale döndürmek için ne gerekiyorsa yapmıştı. Genç peri kızı uyandığından iyi olacaktı. Ama büyü ile değil uykuya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu bildiğinden onu bu halde bıraktı.

Odasından bir kaç parça şey alarak alt kata indi. Phin geldiğinde bu evden gidecekti. Aşık periler yalnız ve güvenli bir yerde bulunmayı hak etmişlerdi. Tam işini bitirdiği anda kapı çalmıştı. Kapıyı açtığında Bir süre donuk bir halde Phin'e baktı. Anlaşılan o ki bu gecenin tek katili kendi değildi. Phin'e doğru bir adım atarak konuşmaya başladı.

"Bu gecelik elini tek kana bulayan ben olmadığıma sevinsen mi üzülsem mi pek bilemedim doğrusu. Ama bildiğim bir şey var ki Rose uyandığında seni şu kıyafetle karşısında görürse zar zor topladığı aklını kaçırabilir. O yüzden sana son bir iyilik yapıyorum ve ayrıca bu gecelik malikanemde dinlenmeniz gerektiği konusunda ısrar ediyorum. Ben şu karanlık durumdan kurtulmak için biraz kafa dinlemeliyim"

Yüzünde gülümsemeyle yaptığı büyünün ardından malikaneden uzaklaştı. Büyü Phin'in tüm kıyafetlerini değiştirmişti.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://mirai.1forum.biz
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 30 2012, 01:20

Phin arabasına doğru giderken üzerinin ne kadar berbat olduğunu fark etti. Üzeri sevgili kuzeni daniel’ın kanıyla kaplıydı. Uzun güzel ve bol eğlenceli işkence bölümünü biraz fazla uzatarak bundan oldukça haz almıştı ama üzeri mahvolmuştu. Tuhaftı ama vicdan azabı duymuyordu. Oysaki duyması gerekliydi. Daniel ne gibi adilikler yapmış olursa olsun o ailesinden biriydi. Bu gece asla yapmam dediği bir şey yapmıştı. Ailesinden birini öldürmüştü. Uzaktan akrabam tam olarak ailemden sayılmaz aslında diye kendini rahatlatmaya uğraşsa da gerçek onu rahat bırakmıyordu. Ne kadar uzak olursa olsun o kişi ailesindendi kendi kanındandı. Phinle aynı kanı tanışıyordu ve phin az önce onu kendi elleriyle sanki onu diğer düşmanlarına yaptığı gibi aileden değilmiş gibi öldürmüştü ve hiçbir pişmanlık ya da vicdan azabı duymuyordu. En ufak bir suçluluk duygusu bile hissetmiyordu. Eğer zamanı geri döndürme gibi bir şansı olsaydı muhtemelen bu işi daha önceden yapardı. Ailesinden birini bu kadar tereddütsüz öldürmesi ve hiçbir pişmanlık duymaması karşısında resmen kanı donmuştu. Kendine hala inanamıyordu o ne zaman bu kadar duygusuz olmuştu. Bazen kendini tanımakta zorlanıyordu. İnsanlar birilerini öldürünce özellikle aileden birilerini aralarında ne kadar kötü şeyler olmuş olursa olsun en azından olayların bu raddeye nasıl vardığını düşünüp üzülürlerdi ama o üzülmüyordu. Aksine şuan onu daha önce öldürmeliydim son zamanlarda fazla sorun olmaya başlamıştı diye düşünüp bu işi daha önce halletmediği için kendine kızıyordu. Bu phin miydi? Ne zaman böyle biri olmuştu? Ailesini öldürebilecek ve bundan bir gıdım pişmanlık duymayacak kadar acımasız birine ne ara dönüşmüştü? Bazen yaptıkları onu korkutuyordu sanki kendinden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyormuş gibi hissediyordu. Acıma, vicdan ve merhamet duygusunu gün geçtikçe kaybediyormuş gibiydi ve bu hoşuna gitmiyordu.

Arabasına binmeden önce son kez dönüp arkadaki eve baktı. Yaşananlar ve yaptıkları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken o daniel’ı en acı çektirerek yavaş ve bol işkenceli güzel zamanların ardından onu kendi elleriyle öldürmüş olmanın verdiği hazla gülümsedi ve arabasına binip yola koyuldu. Şimdi rose’u görmek için caitlyn’nin malikanesine gidiyordu. Aslında eve gidip önce güzel bir duş almalı ardından da üzerini değiştirmeliydi ama rose’un  nasıl olduğunu çok merak ediyor ve bir an önce onu görmek istiyordu bu yüzden direk malikaneye gidiyordu. Caitlyn’in onun bu halini garipseyeceğini sanmıyordu. İkisi de birbirlerinin aslında ne kadar tehlikeli olduklarını ve hiçte iyilik meleği olmadıklarını biliyorlardı. Onlar iyi tarafta yer alabilirlerdi ama kesinlikle insanların iyi biri tanımına uymuyorlardı. Caitlyn gözünün önünde bir cadının kalbini yerinden tek bir hamlede sökmüştü ve phin ailesinden birini oldukça büyük bir zevkle acı çektire çektire öldürmüştü. İkisinin de nasıl biri olduğu ortadaydı ve caitlyn için phin’nin  bu durumunun sorun teşkil etmeyeceğinden emindi. İkisi de kana, vahşete, işkence etmeye hatta adam öldürmeye alışıklardı yani bir sorun yoktu. Arabasını caitlyn’nin malikanesine park edip arabasından inip camdaki görüntüsüne baktı gördüğü şey karşısında sadece omuzlarını silkmekle yetinerek malikanenin kapısını çaldı. Rose’u oldukça merak ediyordu. Caitlyn yanındayken güvende ve iyi olduğunu biliyordu tabi onu kendi gözleriyle görmeden içinin rahat etmeyeceğini de. Birkaç dakika içinde kapı açılmıştı. Caitlyn phin’i bir süre inceledikten sonra konuşmaya başlamıştı. Phin caitlyn’in ilk sözlerinden sonra kafasını evet anlamında salladı. Tahmini doğruydu bu gecenin tek katili kendisi değildi phin de birini öldürmüştü kendi ailesinden birini ve bu her ne kadar kendi ailesinden birini ilk öldürüşü olsa da genel olarak bakıldığından bir periyi ilk öldürüşü değildi. Daha öncede birçoklarını öldürmüştü hala öldürüyordu ve öldürmeye devamda edecekti. İkisi de bu geceki katilliklerinin son olmayacaklarının farkındaydı.

Ve ilk olmadıklarını da gayet iyi biliyorlardı. Caitlyn’nin kıyafetiyle ilgili söyledikleri karşısında gözlerini kaçırdı şuan bunu düşünecek durumda değildi. Rose’u merak etmişti ve onu görmek istiyordu ama haklıydı rose onu bu halde görürse onun akıl sağlığı için bu pekte iyi olmazdı.Caitlyn’nin sözleri bittikten sonra dümdüz bir sesle ''Her şey için teşekkür ederim sana minnettarım. İyi geceler'' dedi. Caitlyn’nin yaptığı büyüyle değişen kıyafetlerine bir süre baktıktan sonra içeri girip kapıyı kapattı. Salonu gözleriyle araştırırken sonunda aradığını bulmuş olmanın verdiği keyifle gülümsedi. Rose koltukta uyuyordu. Onu uzun süre ayakta izledikten sonra rahat bir nefes alıp caitlyn’nin evindeki mini barına yöneldi. Zor bir gece geçirmişti ve bir şeyler içmeye ihtiyacı vardı. Kendine bir kadeh içki koyup salona gitti. Rose’un yattığı koltuğun hemen karşısındaki tekli koltuğa oturdu ve uzun bir süre sevgilisini izledi. Melekler gibi uyuyordu. Uyurken ne kadar masum ve ne kadar güzeldi. Onun yüzünden çok kötü şeyler yaşamıştı. Lanet olsun ki onu koruyamamıştı. Kötü şeyler olmasını engelleyememişti ama en azından ona o kötü anları yaşatan pisliğe gereken cezayı vermişti. Rose hiç hak etmediği halde bu kadar kötü şeyler yaşatan biri yaşamayı hak etmiyordu. Phin’de onun hak etmediği hayatı elinden büyük bir zevkle almıştı. Acaba rose phin’i affedebilecek miydi? Onu koruyamadığı için, ihtiyacı olduğunda onun yanında olmadığı için, onun berbat şeyler yaşamasına engel olamadığı için ve onun bu halde olmasına engel olamadığı için affedebilecek miydi? Bunları düşününce içi daralmıştı elindeki içkiyi bir dikişte bitirip boş bardağı masaya koydu ve rose’un yattığı koltuğa doğru gitti. Rose’un yanında dizlerinin üzerine çöküp onun o ipeksi saçlarını okşadıktan sonra ''Seni seviyorum aşkım ve her şey için özür dilerim'' diyerek onu öptü.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 30 2012, 14:11

Çırpınışları sonuç vermiyordu. Neden, neden diye düşündü. Ona karşı koyamıyor olmasının nedeni ne olabilirdi. Daniel cadısından bahsetmişti. Evet o cadı Diana kafasını zor topluyordu. Sanki bir şekilde düşünceleri, hisleri, güçleri başka biri tarafından kontrol ediliyor gibiydi. Bir kaç saniyede olsa mantıklı düşündüğünde tüm taşlar yerine oturdu. Aslında şu an hissettiği tüm garip duyguların cevabını bulmuştu. Phin'i öpmek istemesinin nedeni onun gerçekten sevgilisi olmasıydı, Daniel'a bir şey yapamıyor olması da lanet olasıca bir koruma büyüsü yüzünden olmalıydı kesinlikle. Yine de bazı boşluklar vardı zihninde. Toplayamadığını, adını koyamadığı bir kaç ayrıntı. Ama şu an hepsini bir kenara bırakmak zorundaydı. Çünkü sevgilisi sandığı pislik herif giderek daha da iğrenç birine dönüşüyordu. Ona yapmaya çalıştığı şey midesinin bulandırıyordu. Hem de bunu aşık olduğu adamın karşısında yapıyordu. Hoş henüz Phin'e aşık olduğu ile ilgili kısım hala onun için bir muamma olsa da bu kendini kötü hissetmesine engel olmuyordu. Bırak beni diye tekrar yalvarmaya başladığında bir anda üzerinde onun ağırlığını hissetmeyerek derin bir nefes aldı. Rahatlamıştı kısa bir süreliğine de olsa ama hissettiği bir şey nefesinin kesilmesine neden olmuştu. Daniel'i üzerinden atan cadının yaydığı aura kanının donmasına sebep olmuştu. Buda kimdi şimdi. Yaşadıkları henüz bitmemişti miydi? Böyle bir şeyin başına gelmesi için nasıl bir kötülük yapmış olabileceğini düşündü. Ama lanet olsun ki hiç bir şey bilmiyordu. Kafasının içinde bir ses bas bas hala Daniel senin sevgilin diye bağırıyordu. Sanki o sese ihtiyacı varmış gibi. Kendini iki büklüm uzandığı koltukta toparlamaya çalıştı. Konuşamıyordu. Sanki kendi beyninin için de bir yerlerde kısılı kalmış gibiydi. Etrafındaki sesler sanki kilometrelerce ötelerden geliyormuş gibi onları duyamıyordu. Sadece hareketlerinden konuştuklarını anlıyordu. Sonra ise birden bir şey oldu önce kalbinde bir acı hissetti. Katlanılması zor sanki bir kaç saniye sonra kalbi dışarıya fırlayacakmış gibi hızla atmaya başlamıştı. Acı dayanması zordu. Elini kalbine götürerek nefes almaya çalıştı ve bir den her şey karardı.

Büyük bir çukurun içine düşmüş gibiydi. Ama nedense bu his tanıdık geliyordu. Gözlerinin önünde binlerce görüntü vardı. Hangisi gerçek hangisi yalandı. Nasıl biri olduğundan bile şüphe eder olmuştu. Etrafındaki bu karanlık iliklerine kadar işlemişti. Sonra bir den Daniel ile yaşadığı anlar gözünün önüne geldi. Onu görmek bile sinirini bozarken Phin'in önünde ona yaptıklarını gördüğünde gerçekten ölmek istedi. Her şeyin bir nedeni olmalıydı vardı da. Bir anlığına gözlerini açtı. Caitlyn'i görmüştü sanki ama sonra birden derin bir uykuya daldı yeniden. ama bu seferki farklıydı. Zihninin temizlendiği her şeyin normale döndüğünü hissediyordu. Huzurlu bir düşe daldı sessizce.

Dudaklarında hissettiği bir ıslaklıkla gözlerini açtı. Bu tadı biliyordu, Phin'in dudaklarını. Henüz uyku sersemi bile olsa bunu fark etmişti ve o da onu öpmeye başladı. Kendini tuhaf hissediyordu. Üzerindeki sersemliği atmak istemiyordu. O zaman gerçekler ortaya çıkacaktı o bunu istemiyordu. Ama olmuştu işte. Öpüşmeyi noktalayıp onun yüzüne baktığından gerçekler kendini hemen göstermişti. Phin'in yüzündeki yaralar doğrularak koltuğa oturdu ve onu çekerek yanına oturttu. Yaralara dokundu sessizce hiç bir şey söylemeden bu yaralarının bazıları kendi eseriydi. Yaptığı her şeyi hatırlıyordu. Kendinde değildi belki ama ona zarar vermişti. Çok sevdiği aşkına zarar vermişti. Nasıl böyle bir hata yapmış olabilirdi ki. Kendin dikkat etmesi gerektiğini bildiği halde tüm bunlara izin vermişti. Ama konuşmak sadece daha fazla canlarını acıtacaktı biliyordu. Ona giderek sokuldu. Yüzündeki tüm yaralara dudakları ile dokunmaya başladı. Öpücükleri belki canını yakıyordu Phin'in. ama kısa bir süre unutmak istedi. Dudaklarında hissettiği Daniel'in iğrenç tadını unutmaya ihtiyacı vardı. kollarıyla onu sarmaladığında öpücüleri boyuna yönelmeye başlamıştı. Bununla birlikte fısıltı ile bir cümle kurdu.

"Seni seviyorum Phin ve özür dilerim"

Konuştuktan sonra bile dudaklarını ondan uzaklaştıramamıştı.

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 30 2012, 19:31

Phin melekleri bile kıskandıracak kadar güzel ve masum olan sevgilisinin saçlarını okşarken rahatladığını hissetti. Onun iyi olduğunu bilmek onu görmek ona iyi geliyordu. Bir an olsun yanından ayrılmak istemiyordu ama biliyordu ki ayrılması gerekecekti. İkisinin de sorumlulukları vardı. Rose daha yeni bir sihirbaza bağlanmıştı ve kendisi de kendi sihirbazıyla ilgilenmeliydi. Şu ritüel işini bir an önce aradan çıkarıp gereken önlemleri almalıydı. Kısacası ikisinin de yaşaması gereken hayatları vardı. En azından bu gece onun yanındaydı ve onu bir an olsun gözlerinin önünden ayırmayacaktı. Bu gece uyuyamayacağı gayet açıktı aklında bu kadar soru bu kadar düşünce varken bu imkansızdı. Olan onca şeyden sonra melekler gibi uyuyan sevgilisini gece boyunca izlemeye hakkı olduğunu düşünüyordu. Bu gün olanlar bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyordu. Onu kaybettiğini düşündüğü her an canının ne kadar acıdığını hatırladı aslında hiç aklından çıkmamıştı. Korkuyordu… Hayatında ilk kez bir şeyden korkuyordu phin… Onu kaybetmekten korkuyordu. Ve bu korku onu mahvediyordu. Onu daniel’dan koruyamadığı gerçeği ise her geçen saniye kendine olan öfkesini daha çok artıyordu. Daniel’ın yaptıklarını hatırlayınca onu diriltip tekrar tekrar öldürmek istiyordu. Her seferinde biraz daha acılı ve daha değişik işkence yöntemlerini üzerinde uyguladıktan sonra farklı şekillerde öldürmek geliyordu içinden. Gözlerinin önündeki görüntüler her geçen saniye içini daha da fazla bunaltıyordu. Gözlerini kapatıp açtı fakat bir şey değişmemişti. Sonunda tüm bunların geride kaldığını kendine göstermek istercesine rose’un dudaklarını öptü. O an aklındaki her şey uçup gitmişti. Şuan tek düşündüğü şey rose’du. Onun iyi olacağını bildiği için her geçen saniye kendini daha iyi hissediyordu. Rose’u uyandırmamak için bu öpücüğü kısa tutup kendini geri çekmeliydi biliyordu ama yapamıyordu.

Ondan bir an olsun uzaklaşmak istemiyordu. Sanki o tatlı dudaklarını bırakıp geri çekilince onu kaybedecekmiş gibi hissediyordu ya da bunların hepsinin bir rüya olduğunu ve gözlerini açtığında o aşağılık daniel’la büyü altına alınmış rose’u görecekmiş gibi geliyordu. Rose’un onu öpmeye başlamasıyla kısa süre şaşkınlıkla hiçbir şey yapamadı. Onu uyandırmak istememişti aslında ama uyandırmıştı bu yüzden içinden kendine lanetler okuduktan sonra o tatlı öpücüğe karşılık vermeye başladı. Onu uzun süre öptükten sonra gözlerini içine bakarak gülümsedi. Rose’un onu koltuğa çekmesiyle oda rose’un yanına oturup sevgilisinin gözlerinin içine baktı büyük bir suçluluk duygusuyla onu koruyamadığı için kendini suçlu hissediyordu ve bu ona ağır geliyordu daha fazla dayanamayarak gözlerini kaçırdı. Rose’un yüzündeki yaralara tek tek dokunmaya başlamasıyla kendini istem dışı bir şekilde geri çekti. Canı acıdığı için vücudunun gösterdiği bir tepkiydi bu elinde olmadan geri çekilmişti. Rose’un gözlerine hala bakamıyordu içindeki suçluluk duygusu onu yiyip bitiriyordu resmen rose’un yaralarını öpmeye başlamasıyla başını yerden kaldırıp sevgilisine baktı. Rose’un fısıltı halinde söylediklerini duyduktan sonra kendini biraz geri çekti şimdi onunla göz gözelerdi. Rose’un nefesini yüzünde hissediyordu ve bunu sevmişti. ''Bende seni seviyorum sevgilim'' diyerek belinden tutup rose’u kendine iyice yaklaştırdı ve onun o sıcak ve tatlı dudaklarına dudaklarını yapıştırdı. Elleri rose’un bedeninde ufak bir keşfe çıkmışken o sevgilisini bir daha hiç bırakmak istemediğini belli etmek istercesine tutkulu, aşk dolu ama en çok ta büyük bir özlemle öpüyordu. Onu uzun süre öptükten sonra ikisinin de nefes alabilmesi için kendini geri çekti. Dudaklarına kısa bir öpücük kondurarak alnını rose’un alnına yasladı ve uzun süre onun varlığını ve kokusunu içine çekti. Sonra ne kadar üzgün olduğunu belli eden bir ses tonuyla gözlerinin içine bakarak ''Özür dilerim rose… Her şey için özür dilerim. Hayatına girerek senin hayatını da mahvettiğim için üzgünüm. Bana ihtiyacın olduğunda yanında olamadığım için, Seni koruyamadığım için, benim yüzümden daniel’ın iğrençliklerine maruz kaldığın için, bu berbat günü yaşamana sebep olduğum için özür dilerim. Ben… ben gerçekten… üzgünüm.'' Dedi derin bir nefes aldıktan sonra''Eğer ben hayatına girmeseydim bunların hiçbiri başına gelmeyecekti. Güvende olacaktın ve bu berbat günü yaşamak zorunda kalmayacaktın. Özür dilerim…'' dedi ve gözlerini kaçırdı.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Ağus. 30 2012, 23:34

Dudaklarını onun teninde gezdirirken içinde bir şeylerin alevlendiği hissetti. Bu tutku denen duygu olmalıydı. Sanki bedeni ona açmış gibi hissediyordu. Tadını hissetmeye o kadar çok ihtiyacı vardı ki. öpücükleri giderek daha da sıklaştı. Derin nefesler alarak kokusunu içine çekiyordu. Phin'in de dudaklarından az önce döktüğü sevgi kelimelerini duymuştu. Her bir kelime sanki kalbini delip geçiyordu. Bir gün sadece bir ondan uzak kalmıştı oysaki. Ama yaşanan onca şey birbirlerini ne kadar çok istediklerini gözler önüne sermişti. Her şey daha kötü sonuçlar doğurmadan bitti için kendilerini şanslı saymıştı. Eğer Caitlyn olmasa ne yaparlardı, bilmiyordu. Hayatı boyunca cadılardan nefret eden Rose için Caitlyn'in bu yaptığı inanılmaz bir şeydi. Gerçi günün berbat olmasını da bir başka cadı neden olmuştu. Daniel o cadı olmasa bu aptal planını bu kadar ileri götüremezdi. En başta kendisini kaçırsa bile ona aşık edemezdi. O cadı böyle bir şeye nasıl izin vermişti ki. Kara büyü kullanan cadılar ne zamandan beri köle perilerinin istediklerini yapmaya başlamışlardı. Bunun altında mutlaka başka bir neden olmalıydı. Bu düşünce ister istemez içindeki Caitlyn'e olan minnettarlığı arttırmıştı. İyi ki vardı. Hem ritüeli için ona yardım etmiş hemde hayatını kurtarmıştı. Onu ve sevdiği erkeği.

Bu düşüncelerinden Phin onu bir anda kendine çektiğinde kurtulabilirdi. Onun gözlerinin içine bakıyordu. Sevgisinin gerçek olduğunu kanıtlayan bakışları ona tekrar aşık olmasını sağlıyordu ve sonra dudakları yine birbirlerini bulmuşlardı. Tutkuyla, aşkla, sevgiyle birbirlerini öpüyorlardı. Aşk, bir çeşit açlık olabilirdi. Her ikisine birbirlerine açtılar ve aynı zamanda doyumsuzdular. Birbirlerinin tadına varmak istermiş gibi öpüşüyorlardı. Phin'in bedeninde gezdirdiği ellerine aynı şekilde karşılık verdi. Elleri onun vücuduna dokunuyordu. Sanki gerçekten var olu olmadığını kanıtlamak istiyormuş gibi. Tüm bedeni alev almıştı. Nefesi kesilmek üzereydi ve sonunda Phin dudaklarını ondan uzaklaştırmayı başarmıştı. Nefes nefese bir halde ona baktı. Nefes almakta zorlanıyor olsa da hala onun tadına ihtiyacı vardı. Onu öpmek evet deli gibi öpüşmek ona dokunmak istiyordu. Bir süre sonra yeniden o dudakların tadına baktı yeniden ve sonra yine göz göze gelmişlerdi. Phin başını alnına dayadığında nefesini yüzünde hissediyordu. Şu an o kadar mutludu ki onun yanında olmak olan her şeyi unutmasını sağlıyordu. Yaşananlardan ve mazide kalmış kötü anılardan. Kokusu tüm benliğini esiri altına alıyordu. Ne kadar bu halde kaldıklarını bilmiyordu. Ama bildiği bir şey vardı. Oda Rose'un kokusunu içine çektiğiydi. Aynı şeyleri oda hissediyor olmalıydı. İki farklı bedenken tek bir kalpte buluşmuşlardı. Bu anı bozacak hiç bir şey yok gibiydi, Taki Phin konuşmaya başlayana kadar...

Phin üzgün haliyle konuşuyordu. Sesinin bu tonu sevdiği söylerken kalbi nasıl etkileniyorsa aynı şekilde böyleyken de onu etkiliyordu ama tek bir farkla. Sevgi sözcükleri kalbine iyi geliyordu. Üzgün sesi ise kalbine bıçaklar saplanıyormuş gibi hissetmesine enden olmuştu. Onu kendinden biraz uzaklaştırdı ve eli ile ağzını kapattı. Boşta kalan eli ise Phin'in tam kalbinin üzerindeydi. Elinin altından kalp atışlarını hissediyordu.

"Şşş sus artık Phin bu mükemmel anı, birbirimize bu kadar yakın olduğumuz bu anı mahvetme. Sen özür dileyecek hiç bir şey yapmadım. O gece bir şekilde seninle tanıştım ve sonra Daniel ile de tanıştım. Yaptığım o ufak oyun yüzünden Daniel zaten bana kafayı takmıştı, tamamen düşüncesizce yaptığım bir şeydi ve sonra olanlar. Tuzağa düşmem benim hatamdı Phin ve sen benden daha çok acı çektin. Sana söz verdiğim halde gardımı indirdiğim için ben özür dilerim..."

Anı mahvettiği için Phin'e sitem edecekken kendisi daha kötü bir şey yapmıştı. Farkında bile olmadan gözlerinden birer damla yaş aktı. Sonra derin bir nefes aldı.

"Seninle tanıştığım ve seninle olduğum için asla pişman değilim sevgilim. Seni seviyorum sende beni önemli olan tek şey bu ve Daniel artık yok. Burada sadece ikimiz varız, gözlerini benden asla kaçırma Phin"

Cümlesi bittiğinde ellerini yanaklarına koydu. Başını sabit tutarak gözlerinin içine bakıyordu. Onu o kadar çok seviyordu ki. Bakışlarında sadece ona duyduğu sevgiyi barındırıyordu.

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Cuma Ağus. 31 2012, 19:42

Phin’in içi içini yiyordu resmen rose’un ne tepki vereceğini kestiremiyordu ama ona ne kadar kızsa haklıydı biliyordu. Phin onu koruyamamıştı ve bu yüzden şuan ona sitem ederse bunu hak ettiği için tek kelime edemezdi. Bu konuyu bu akşam açmak istememişti ama hissettiği suçluluk duygusu daha fazla sessiz kalmasına izin vermemişti. Ondan en azından phin yüzünden yaşadıkları için özür dilemeliydi. Bu onu birazda olsa rahatlatacaktı. Bu suçluluk duygusunu bir nebze olsun hafifleteceği bir gerçekti. Bu yüzden hiç susmayan vicdanına ve hissettiği suçluluk duygusuna yenilerek bu güzel anı mahvedip konuşmaya başlamıştı. Hayatına girdiği için de özür dilemişti evet çünkü eğer phin onun hayatına girmeseydi daniel onu hedef olarak seçmeyecekti. Özrü bittiğinde suçluluk duygusu gittikçe kendini daha kötü hissettirdiği için gözlerini kaçırdı. Dudaklarının üzerinde rose’un elini hissettiği anda tüm bedenini tatlı bir sıcaklık sardı. Delicesine çarpan kalbi rose’un bu tatlı dokunuşuyla daha da hızlı atmaya başlamıştı. Diğer elini kalbinin üzerinde hissetmesiyle gözlerini bir anlığına şaşkınlıkla ona dikse de bu çok sürmemişti. Birkaç saniyeliğine gözlerinin içine bakıp gözlerini tekrar ondan kaçırmıştı.

Başını öne eğmiş gözlerini yere dikmiş üzgün bir şekilde söyleyeceklerine odaklanmaya çalışıyordu. Rose’un ilk sözünden sonra derin bir iç çekti. Elinde değildi söylemek istediği çok şey vardı. Konuşmak istiyordu ama rose buna izin vermiyordu. Sen bir şey yapmadın demesiyle hüzünle karışık alayla gözlerinin içine bakıp gülümsedi. Kendini kandırıyordu bu olanların hepsi phin’in suçuydu. Daniel phin yüzünden rose’u kaçırmıştı sırf phin’in canını yakmak için ona zarar vermişti. Yaşadıklarının tek nedeni kendisiyken bunu nasıl söyleyebiliyordu? Rose’un gözlerinin içine hayır tüm suç benim dercesine baktıktan sonra gözlerini yine yere sabitledi. Ne yaparsa yapsın söylemek istediklerini söylemeden rahatlayamayacaktı biliyordu. Rose’u dinlerken farkında olmadan dudaklarını ısırmıştı hem de oldukça kötü ısırmış olmalıydı ki ağzına kan tadı gelmişti. Rose’un son sözleri bittiğinde phin’i ona bakmaya zorlamıştı. Phin gözlerini rose’a diker dikmek ağladığını fark edip kalbinin acıdığını hissetti. Eliyle gözyaşlarını sildi. Bir müddet sessiz kaldıktan sonra ''Sen benim hayatımdaki tek güzel şeysin. Seni hayatımdan çıkarırsam geriye benden bir şey kalmaz. Seni kaybedebileceğim gerçeğiyle yüz yüze kalmak o kadar kötüydü ki… Sen benim her şeyimsin… Daniel benim ilk düşmanım değildi ve sonda olmayacak o yüzden lütfen bundan sonra ne olursa olsun asla gardını indirme. Seni kaybetme ihtimaline bir kez daha dayanabileceğimi sanmıyorum.'' Dedikten sonra rose’u kendine doğru çekti. Artık rose’un bedeni phin’nin bedenine yaslanmıştı. İkisi arasında hiçbir mesafe kalmamıştı bir anda. Rose bir süre baktıktan sonra dudaklarını tutkuyla ve aşkla öpmeye başladı. Ondan uzak kalmak istemiyordu bu gece ve kalmayacaktı da. Rose’un özlediğini belli edercesine ateşli bir şekilde onu öperken elleri kızın vücudunda adeta keşfe çıkmış gibiydi.

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Cuma Ağus. 31 2012, 22:35

Göz yaşlarını silmesine gerek kalmadan Phin elleri ile yanaklarını silmişti. Göz yaşları yanaklarının yanmasına sebep olmuştu. Yapmamalıydı, biliyordu. Bu durum böyle bir anda ağlamaması gerekiyordu. Ama işte engel olamamıştı, tıpkı sevdiği erkek gibi. İçinde hala Rose'u rahatsız eden suçluluk duygusunu taşıyordu. Bunu o kadar rahatlıkla görebiliyordu ki. Belki de öyle düşünmekte haklıydı. Aşkı gözünün kör eden biri olarak onu gözünde suçsuz biri olarak kabul edip kendini kandırıyordu. Ama bu umurunda bile değildi ki onsuz olmak istemiyordu. Onu suçlu kabul edip gitmesini isteyemezdi ki. Onsuz olmanın düşüncesi bile kalbini parçalara ayırmaya yetiyordu. Daniel'in onu öldürmeye çalıştığı an gelmişti bir anda aklına. Ona zarar geldiğini düşündüğünde kendinin de bir parçasını kaybetmiş gibi bir ağrı saplanmıştı bedenine. Aynı şeyleri bugün de onun yaşadığını biliyordu. Sevgisinden hiç bir şekilde şüphe edemezdi. Onu tek rahatsız eden şey şu an aralarına duvar olarak örülmeye hazır suçluluk duygusuydu. O her şeyi geride bırakmaya hazırdı. Onunla olmak istiyordu ve ötesi yoktu. Sırf bunu göstermek için gözlerinin içine bakıyordu. Onun bakışlarını kaçırmaması için elinden geçen her şeyi yapmıştı. Konuşmaya başlamasıyla tadına doyamadığı dudaklarına odaklandı. Duyduklarının karşısında kalbi sekteye uğramıştı sanki bir anlığına duracağını bile sandı. Phin tarafından sevildiği biliyordu ama onun gözünde böyle biri olduğunu bilmiyordu. Söylediklerinin tamamını dinlediğin de konuşmaya başladı.

"İnan bana aşkım bu duyguyu biliyorum. Daniel'i ilk gördüğüm gün seni kaybedeceğimi düşündüğümde nasıl hissettiğimi biliyorum. Ne yazık ki o pislik yüzünden aynı duyguyu senden tattın. Söz veriyorum bir daha böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceğim sevgilim"

Konuşması tamamlandığı anda Phin onu kendine çekerek bedenini bedenine bastırmıştı. Vücutları birbirlerine değerken içinde bir alev oluşmuştu sanki. Kalbi deli gibi atmaya başlamıştı. Onun gözlerine bakmaya başladı, tutkusu gözlerinden belli oluyordu. Çok geçmeden dudaklarını birbirleri ile buluştuğunda onun öpücüğüne çılgınca, kendinden geçerek karşılık vermişti. Phin'in dokunuşları bedenindeki bir şeyleri harekete geçiyordu sanki. Kendi elleri de boş durmuyordu. Phin'in üzerindeki tişörtü yavaşça yukarı sıyırarak çıplak tenine dokundu. İlk kez bir erkeğin vücudunu keşfe çıkmıştı. Çıplak tenine dokunmak tarifi imkansız duygular oluşturuyordu onda ve tabi Phin'i ellerini vücudunda hissetmek. Farkında bile olmadan inlemeye başlamıştı. Bunun kendi sesi olduğundan bile habersizdi.

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phin Silent
Toprak Perisi
Toprak Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 230
Kayıt tarihi : 13/06/12
Nerden : İstanbul
Lakap : Serseri peri

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Salı Eyl. 04 2012, 21:37

Phin tam olarak bunları şimdi şuan da söylemeyi düşünmemişti aslında belki daha sonra daha romantik ve daha olaysız bir zamanda ona olan aşkını bir kez daha kulaklarını fısıldarken söylemeyi düşündüğü şeylerdi bunlar ama yarının ne getireceği belli olmadığı için söylemek istedikleri dökülüvermişti dilinden. Zaman değerliydi ve gelecek ikisi içinde bulanıktı çünkü. Kim bilir belki de phin daha sonra bunları söyleyecek zaman bulamayabilirdi. Tıpkı bugün olduğu gibi mantığını kaybettiği bir an daha olursa bu sefer bugün ki kadar şanlı olamayıp ölebilirdi ve söylemek istediklerini rose’a söyleyemeden ölmek istemiyordu. Az önce rose’a da söylediği gibi daniel ilk değildi ve biliyordu ki sonda olmayacaktı. Caitlyn’nin deyimiyle bu serseri perinin bir yarını olacağı garanti değildi ve o hazır yapabiliyorken rose’a hissettiklerini söylemek istemişti. Ona ne zaman bu kadar bağlandığını bilmiyordu ama onsuz nefes alamayacağını biliyordu. Gözlerini aşık olduğu tek kızın gözlerine dikti. Onun o deniz mavisi gözlerinin derinliklerinde kaybolurken o güzel yüzünün her santimini beynine kazımak istercesine dikkatle ve uzun süre baktı sevgilisine. Onu kaybettiğini düşündüğünde hissettiği acıyı hatırladı ve bir daha olmaması için onu gözünün önünden ayırmamaya karar verdi. Tabi bunu ona henüz söyleme gibi bir niyeti yoktu. Bu gece yeterince şey olmuştu birde üstüne rose’la ben başımın çaresine bakabilirim buna gerek yok la başlayan bir tartışmaya girmek istemiyordu.  Bu yüzden bu konuyu daha sonra açmak üzere kendi kafasında rafa kaldırdı. Şimdilik sadece rose’un varlığını hissetmek istiyordu. Rose’un son sözlerinden sonra içi rahatlamışçasına gülümsedi.

İçinden ''Seni gözümün önünden bir an olsun ayırmayacağım sevgilim ve söz veriyorum başına bir daha kötü bir şey gelmesine izin vermeyeceğim.'' Dedi ve gülümsedi. Daha fazla konuşmak ve bu kötü olaylardan bahsetmek istemediği için onu belinden tutup kendine çekti ve rose’un bedenini kendi bedenine yasladığında o tatlı dudaklarını öpmeye başladı. Şimdi dünyada sadece rose ve kendisi kalmıştı. Aklında sadece rose vardı diğer şeyler, sorular aklında olan kötü anlılar her şey ama her şey bir süreliğine rafa kalkmıştı. Rose’un dokunuşlarıyla tarifi imkansız bir sıcaklık sarmıştı içini. İçinde yanan ufak bir kıvılcım her geçen saniye büyüyüp bedenini ele geçiriyordu. Rose’un elleri phin’nin tenine değdiğinde onda tarifi imkansız duygular oluşmasına neden olmuştu. rose’u tutluyla ve büyük bir açlıkla öperken Rose’un üzerindeki ceketten kurtulmasına yardım etti. Şimdi üzerinde sadece elbisesi vardı. Phin’nin bir eli yavaşça rose’un belinden aşağıya kalçasına doğru kayarken diğer eli de sırtında geziniyordu. Şuan odada duyulan tek ses arzu ve şehvetten dolayı duyulan iniltilerdi. Rose’un belinden kavrayıp onu koltuğa yavaşça yatırdı. Bir eliyle koltuğa yaslanmıştı diğer eli ise rose’un bacaklarındaki keşfini elbisesinin altında devam ettirirken phin rose’un dudaklarından dudaklarını çekip kızın boynuna yöneldi. Boynuna küçük ama baştan çıkarıcı öpücükler kondurmaya başladı. Kızın boynunu uzun süre öptükten sonra yüzünü öpe öpe gene o tatlı dudaklarla buluştu.

Onu uzun ve tutkulu bir şekilde öptükten sonra kızın üzerindeki son fazlalıklardan da kurtulmasını sağladı artık kızın üzerinde hiçbir şey kalmamıştı ve phin rose’un tüm bedenini kışkırtıcık ufak öpücüklerle keşfe çıktı. Uzun ve güzel bir keşifle kızın tüm bedenini öpücüklere boğduktan sonra bir süre dudaklarına ulaşmadan önce boynunda oyalandı ve sonra o tatlı dudaklarına yapıştı tekrar onu ateşli bir şekilde uzun süre öptükten sonra ikisinin de soluklanması için geri çekildi ve kendi üzerindeki fazlalıklarından da kendini kurtararak kızı öpmeye devam etti. Bedenleri birbirine değerken içinde tarifi imkansız duygu gittikçe kendini daha da hissettirdi. Tüm bedeni rose’a karşı duyduğu arzuyla yanıyordu. Rose’da bir şey vardı kesinlikle onu diğer kızlardan ayıran bir şey birini hiç bu kadar arzuladığını hatırlamıyordu. Resmen şuan onun için deli oluyordu. Onu hissetmek, tenine dokunmak onu öpmek muhteşem bir şeydi. Yavaşça rose’un bacaklarının arasına yerleşirken düşündüğü tek şey rose’un kısa sürede onu nasıl bu kadar değiştirebildiğiydi. Bu kız resmen phin’in düşüncelerini ve kalbini ele geçirmişti. Ondan başka bir şey düşünemiyor ve ondan başka kızlarla ilgilenmiyordu. Phin gibi çapkın ve serseri birinin çapkınlıktan bir anda vazgeçip tek bir kıza bağlanması ve etrafında bir sürü güzel kız varken onun gözünün rose’dan başka birini görmemesi inanılır gibi değildi. Oysa bir zamanlar hayatının tamamını tek bir kızla geçirme fikri ona ne kadar uzak ve ne kadar inanılmaz gelirdi. Şimdiyse o kadar uzak değildi. Hatta oldukça yakın sayılırdı hayatının geri kalanını sadece rose’la geçirme fikrini nedense bir an sevmişti. Ömrünün sonuna kadar onu sevebilirdi. Yavaşça rose’un içine girdiğinde aklından geçen şeyleri birkaç saniyeliğine de olsa geriye itip anın tadını çıkarmaya baktı. Zevkin doruklarındaydı. Tanrım buna inanamıyordu rose’la olmak tarif edilemeyecek kadar güzeldi. Daha önce hiçbir kızla böyle hissetmemişti.  Rose’un bacakları arasında gidip gelirken genç peri kızını büyük bir açlıkla öpmeye devam ediyordu. İkisinin zevk ve şehvet iniltileri gittikçe artarken phin ritmi giderek hızlanırken rose’un zirveye çıktığını hissediyordu. Birkaç saniye sonra rose’un titreyişiyle dağıldığını hissetti ve aynı uçurumdan oda kendini bıraktı. Bir müddet sonra vücudundan yayılan rahatlamayla gözlerini araladı ve rose’un belinden kavrayarak seri bir hareketle yerlerini değiştirdi. Şimdi phin altta rose üsteydi. Bir eli kızın belinde diğer eliyse saçlarını okşuyordu. Yüzünde büyük bir gülümsemeyle ''seni seviyorum aşkım. İnan bana seninle bu şekilde ömrümün sonuna kadar kalabilirim ve bundan hiç şikayetçi olmam'' dedi ve derin bir nefes aldı. Resmen onunla ömrünün sonuna kadar yaşama planları yapıyordu.  Bu gerçekten o muydu?

_
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosemary Ruby Silent
Su Perisi
Su Perisi
avatar

Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 01/06/12
Yaş : 26
Lakap : Peri kızı

MesajKonu: Geri: Eski bir dostu ziyaret   Perş. Eyl. 06 2012, 01:47

Dudaklarından tek bir kelime bile dökülmüyordu. Tıpkı Phin gibi. Zaten şu anda dudakları konuşmaktan çok başka şekilde çalışılıyordu, Phin'in tadını çıkarmaya. Bir an olanlara inanmıyordu. Bugün olanlar gibi. Bugün hayatının en zorlu düşmanından biri ile karşılaşmıştı. Şans bazen gerçekten ihtiyaç duyulan bir şeydi mutlaka. Çünkü bugün şansları onlara yardım etmese şu an bu halde olamazlardı. Hatta belki de daha kötüsü ikisi de bu dünyada bir daha bir araya gelemeyebilirdi. Şimdi neden böyle bu durumda aklına böyle kötü şeyler getiriyordu, bilmiyordu. Ama yaşanılanlar inkar edilemezdi. Her ikisi içinde. Phin'e daha sıkı sarıldığında zihnini yavaşça boşalmasına izin verdi. Zaten sevdiği erkeğin dokunuşları karşısında ister istemez tüm zihni başka bir şeyle meşgul olmuştu. İçinde büyüyen durdurulamaz şehvete kendini teslim etmişti. Phin'in çıplak sırtını okşarken neredeyse tişörtünü yırtacak gibiydi. Dudakları dudaklarına değdikçe içinde patlamaya hazır bir volkan varmış gibi hissetmeye başlamıştı. Bu gerçekten o muydu? Bir erkeğe kendisine böyle davranmasına nasıl izin veriyordu. Hem de bu kadar erken. Şehvet içinde büyürken gittikleri yol belliydi. Bu gece onunla bir olacaktı. Bu gece olanların sonucunda ikisi de birbirine ait olacaktı. İlk kez yaşayacağı bu deneyim onu korkutuyordu. Ama sevdiği adamın kolları arasında ona dur diyemiyordu. Zihni onu durdurmaya çalışsa da aç bedeni daha fazlası için ona yalvarıyordu sanki. Dudakları birbirlerinden ayrıldığında Phin'in öpücüklerini bedeninde hissetti. Bu durum içindeki ateşi harlarcasına daha da alevlendirmişti. Ellerini bir an olsun onun bedeninden uzaklaştıramıyordu. Bir süre sora nefes nefese kaldıklarında Phinden biraz uzaklaşıp soluklanmaya çalıştı. ama o saniyelik bir soluklanma bile bir ömür gibi gelmişti. İçindeki açlık doymak bilmeyen bir canavar gibiydi ve giderek daha da büyüyordu. Phin'e doğru uzandı. Dudaklarını es geçerek önce yanaklarına öpücükler kondurdu. Sonra boynuna doğru indi. Dudakları ile bedenini keşfe çıkmış gibiydi. Üzerindeki kıyafet alev almış bedenine ağır gelmeye başlamıştı. Çok geçmeden onlardan kurtulması için Phin yardım etmişti. Ama çıplak olmak bile ona yetmemişti. Sevdiği erkeği de çıplak olarak yanında istiyordu. Ona aynı şekilde Phin'e yardım etti.

Sevdiği erkeğin vücudunu gözleriyle incelemeye başladı. Daha önce bu kadar hayran kalarak bir şeyi izlediğini hatırlamıyordu. Onun bedeni tamamen kusursuzdu sanki. Vücudundaki bir kaç yara bile bu güzelliğe hayran kalmasına engel olamıyordu. O muhteşemdi ve tamamen artık Rose'a aitti. Onsuz olmanın düşüncesine bile yer yoktu. Artık tamamiyle tek vücut olmuşlardı. Onu içinde hissettiğinde önce canı yandı biraz ama sonra kendini tamamen kaybetmişti. Sürekli inliyor, sevdiği erkeğin adını sayıklıyordu. Bu durumun ne kadar sürdüğünü bilmiyordu. Ama her şey bittiğinden yataktan kalkacak kadar bile gücü kalmamıştı. Tüm bedeni tamamen gevşemişti. İkisi de ter içinde kalmışlardı. Phin üzerinden yanına doğru kıvrıldığında yanına uzanarak başını sevdiği erkeğin göğsüne yasladı.

"Seni seviyorum Phin"

Dudaklarından dökülen bir kaç kelimenin ardından uykuya dalmıştı. Şu anki mutluluğunu kelimelerle tarif etmek mümkün değildi. Phin'e daha sıkı sarılarak uykuya daldı.

_


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Eski bir dostu ziyaret
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ALLAH Dostu Abdulhamid turgut
» Sevgiliyi,dostu,arkadaşı,akrabayı sevindiren doğum günü mesajları
» Bully: Scholarship Edition - Jr Gta [ 4 Part ,Torrentde var ! ] [ Her Yoruma +Rep ]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Evelynn Malikanesi :: I.Kat-
Buraya geçin: